<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>28 Şubat arşivleri - Milli Nizam</title>
	<atom:link href="https://www.millinizam.com/etiket/28-subat/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.millinizam.com/etiket/28-subat/</link>
	<description>Adil Bir Dünya</description>
	<lastBuildDate>Sat, 28 Feb 2026 19:17:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>
	<item>
		<title>Türkiye tarihinin en karanlık dönemi! İşte 28 Şubat darbesine giden süreç</title>
		<link>https://www.millinizam.com/gundem/turkiye-tarihinin-en-karanlik-donemi-iste-28-subat-darbesine-giden-surec/40568/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/gundem/turkiye-tarihinin-en-karanlik-donemi-iste-28-subat-darbesine-giden-surec/40568/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurullah]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Feb 2026 19:17:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[28 Şubat]]></category>
		<category><![CDATA[erbakan]]></category>
		<category><![CDATA[İrtica]]></category>
		<category><![CDATA[Kara]]></category>
		<category><![CDATA[Şubat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=40568</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Yeniden Büyük Türkiye” idealini hedef alan 28 Şubat postmodern darbesi, Refah-Yol hükümetini devirmek için adım adım kurgulanmıştı. Bundan 29 yıl önce, cuntacı zihniyet tankları sokaklarda yürütmüş, başörtülü öğrenciler üniversite kapılarından çevrilmiş, milletin iradesi vesayetle ezilmek istenmişti. Türkiye, karanlığın ve baskının hâkim olduğu bir döneme sürüklenmişti. Aradan geçen on yıllara rağmen 28 Şubat’ın açtığı yaralar hâlâ [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/gundem/turkiye-tarihinin-en-karanlik-donemi-iste-28-subat-darbesine-giden-surec/40568/">Türkiye tarihinin en karanlık dönemi! İşte 28 Şubat darbesine giden süreç</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Yeniden Büyük Türkiye” idealini hedef alan 28 Şubat postmodern darbesi, Refah-Yol hükümetini devirmek için adım adım kurgulanmıştı. Bundan 29 yıl önce, cuntacı zihniyet tankları sokaklarda yürütmüş, başörtülü öğrenciler üniversite kapılarından çevrilmiş, milletin iradesi vesayetle ezilmek istenmişti. Türkiye, karanlığın ve baskının hâkim olduğu bir döneme sürüklenmişti.</p>
<p>Aradan geçen on yıllara rağmen 28 Şubat’ın açtığı yaralar hâlâ hafızalarda. Darbenin 29. yıl dönümünde, o süreci planlayan ve hayata geçiren vesayet odaklarına karşı tepkiler ilk günkü kararlılıkla sürüyor.</p>
<p>Milletin değerlerini hedef alan, inancı kamusal alandan silmeye çalışan 28 Şubat sürecine giden yol ve yaşananlar, gün gün Türkiye’nin yakın tarihine kara bir leke olarak kazındı.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2026/02/turkiye-tarihinin-en-karanlik-donemi-iste-28-subat-darbesine-giden-surec-0-sy9XiLAm.jpg" /></p>
<p><b><strong>İŞTE 28 ŞUBAT’A DOĞRU GİDEN SÜRECİ</strong></b></p>
<p><strong>1995</strong></p>
<p>24 Aralık: Genel seçimler yapıldı.</p>
<p>25 Aralık: Kesin olmayan sonuçlara göre Refah Partisi (RP) birinci çıktı. İstanbullu iş adamları ANAYOL formülünü destekledi. Genelkurmay Başkanı Karadayı, silahlı kuvvetlerin laikliğin teminatı olduğunu belirterek gericiliğe karşı olduklarını açıkladı.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2026/02/turkiye-tarihinin-en-karanlik-donemi-iste-28-subat-darbesine-giden-surec-1-uWOnbJep.jpg" /></p>
<p><strong>1996</strong></p>
<p>27 Haziran: Çiller ve Erbakan, RP-DYP koalisyonu (REFAHYOL) için anlaştı.</p>
<p>28 Haziran: Necmettin Erbakan Başbakan oldu.</p>
<p>24 Temmuz: YAŞ toplantısında 600 civarında dindar subayın ordudan atılmasının gündeme geleceği ifade edildi.</p>
<p>10-11 Ağustos: Erbakan 10 günlük doğu gezisine çıktı; İran ile enerji iş birliği anlaşmaları imzalandı.</p>
<p>1 Eylül: Sabah Gazetesi’nde, İran devrimi üzerinden Türkiye için uyarılar içeren Karadayı kaynaklı bir haber yayımlandı.</p>
<p>1 Ekim: Karadayı, ordudan atılanlara yargı yolu açma girişimine tepki gösterdi; RP’ye yönelik baskılar arttı.</p>
<p>24 Ekim: D-8 grubunun temeli atıldı.</p>
<p>3-8 Kasım: Susurluk Kazası meydana geldi; İçişleri Bakanı Mehmet Ağar istifa etti.</p>
<p>10 Kasım: Kayseri Belediye Başkanı Şükrü Karatepe’nin törenlerle ilgili sözleri kriz yarattı.</p>
<p>6 Aralık: Ankara DGM, Erbakan ve Hasan Hüseyin Ceylan hakkında suç duyurusunda bulundu.</p>
<p>24 Aralık: Karadayı, “Türkiye’yi Ortaçağ karanlığına sürüklemek isteyenler var” dedi.</p>
<p>28 Aralık: Müslüm Gündüz ve Fadime Şahin bir evde yakalandı; olay medyada geniş yer buldu.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2026/02/turkiye-tarihinin-en-karanlik-donemi-iste-28-subat-darbesine-giden-surec-2-kZAY3aXU.jpg" /></p>
<p><strong>1997</strong></p>
<p>5-9 Ocak: Hükümete uyarı mitingi yapıldı; Başbakanlık Kriz Yönetim Merkezi Yönetmeliği yayımlandı.</p>
<p>11 Ocak: Sultanbeyli Belediye Başkanı’na rağmen Atatürk heykeli dikilmesi olayı yaşandı. Erbakan, tarikat liderlerine iftar yemeği verdi.</p>
<p>17-21 Ocak: Vural Savaş Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına atandı. ADD, Erbakan hakkında suç duyurusunda bulundu.</p>
<p>26 Ocak: Gölcük’te komutanlar olağanüstü toplanarak mesai saatleri ve TSK’nın iç tehdit görevi gibi konularda değerlendirmeler yaptı.</p>
<p>30 Ocak: Sincan’da “Kudüs Gecesi” düzenlendi.</p>
<p>1 Şubat: Erbakan, üniversitelerde başörtüsünü serbest bırakan kararnameyi imzaya açtı.</p>
<p>4 Şubat: Sincan’da tanklar yürüdü.</p>
<p>14-15 Şubat: Bekir Yıldız ve Nurettin Şirin tutuklandı. Şeriata karşı kadın yürüyüşü yapıldı.</p>
<p>21 Şubat: Çevik Bir, tanklar için “Demokrasiye balans ayarı yaptık” dedi.</p>
<p>24 Şubat: Cumhurbaşkanı Demirel, dini siyasete alet edenlerin karşısında savcıları bulacağını söyledi.</p>
<p>25-26 Şubat: Oramiral Güven Erkaya, irticanın PKK’dan daha büyük bir tehlike olduğunu savundu. STK’lar güç birliği kararı aldı.</p>
<p>28 Şubat: MGK toplantısı 9 saat sürdü. Atatürk ilke ve inkılaplarının uygulanması, 8 yıllık kesintisiz eğitim ve TSK’dan atılanların belediyelerde istihdamının önlenmesi gibi kararlar alındı.</p>
<p>2-4 Mart: Erbakan kararları imzalamadı ancak STK’lar (Beşli Çete) kararlara tam destek verdi.</p>
<p>14 Mart: 28 Şubat kararları Meclis’ten geçti.</p>
<p>26-31 Mart: Sağlık Bakanlığı türban yasağı genelgesi yayımladı. Milli Eğitim Bakanı imam hatiplerin orta kısımlarının kapatılacağını açıkladı.</p>
<p>24-30 Nisan: TSK yeni savunma konseptini açıkladı: “İç tehdit (irtica), dış tehdidin önüne geçti.” Medyaya ilk brifing verildi.</p>
<p>14-22 Mayıs: “Sarık operasyonu” başlatıldı. Vural Savaş, RP’nin kapatılması için Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.</p>
<p>11-13 Haziran: Yargı mensupları ve medyaya Genelkurmay’da irtica brifingleri verildi.</p>
<p>18-20 Haziran: Erbakan istifa etti. Hükümet kurma görevi Mesut Yılmaz’a verildi.</p>
<p>11 Temmuz: Batı Çalışma Grubu (BÇG), subay ailelerine istihbarat görevi verdi.</p>
<p>17 Ağustos: 8 yıllık kesintisiz eğitim yasası Meclis’ten geçti.</p>
<p>10 Eylül: BÇG, irtica tehlikesi sürerse “Atatürk ne yaptıysa onu yaparız” mesajı verdi.</p>
<p>7 Ekim: İstanbul Üniversitesi’nde başörtülü öğrencilerin kayıtları yapılmadı.</p>
<p>10 Ekim: Meral Akşener, Genelkurmay’ın insanları fişlediğini açıkladı.</p>
<p>19 Kasım: RP’nin kapatılması davası başladı.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2026/02/turkiye-tarihinin-en-karanlik-donemi-iste-28-subat-darbesine-giden-surec-3-QGsWgewv.jpg" /></p>
<p><strong>1998</strong></p>
<p>16 Ocak: Refah Partisi kapatıldı.</p>
<p>2 Şubat: Danıştay, Kur’an kursu yönetmeliğini 8 yıllık eğitime uygun olmadığı gerekçesiyle bozdu.</p>
<p>24-25 Mart: “İrtica ile mücadele” yasası Meclis’e sevk edildi; “Beşli Çete” hükümete destek verdi.</p>
<p>21 Nisan: Recep Tayyip Erdoğan okuduğu bir şiir nedeniyle 10 ay hapis cezasına çarptırıldı.</p>
<p>9-12 Haziran: Üniversite ve liselerde başörtülü öğrenciler sınavlara alınmadı veya okuldan atıldı.</p>
<p>9 Ağustos: Alemdaroğlu, üniversite mevzuatından kılık kıyafet serbestisi maddesini çıkarttırdı.</p>
<p>11 Ekim: Yurt genelinde “Özgürlük İçin El Ele” eylemi yapıldı; yüzlerce kişi gözaltına alındı.</p>
<p>6 Aralık: 3 yılda 626 TSK mensubu (çoğu irtica gerekçesiyle) ordudan ihraç edildi.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2026/02/turkiye-tarihinin-en-karanlik-donemi-iste-28-subat-darbesine-giden-surec-4-QFCnJ9nK.jpg" /></p>
<p><b>1999</b></p>
<p>9 Ocak: Harp Akademileri kitabında “İrticaya karşı yeni Kurtuluş Savaşı” ifadesi yer aldı.</p>
<p>3-8 Mayıs: Merve Kavakçı’nın Meclis’te yemin etmesi engellendi. Fazilet Partisi (FP) için kapatma davası açıldı.</p>
<p>31 Mayıs: Malatya’daki başörtüsü davasında sanıklar hakkında idam istendi.</p>
<p>23 Temmuz: Kur’an-ı Kerim öğrenimi için 12 yaş sınırı getirildi.</p>
<p>4 Eylül: Org. Kıvrıkoğlu: “28 Şubat bin yıl sürecek” dedi.</p>
<p>28 Eylül: GATA’da Tuğgeneral Yalçın Işımer, dini değerlere hakaret içeren bir konuşma yaptı.</p>
<p>17 Ekim: Uludağ Üniversitesi Rektörü yargı kararına rağmen başörtülüleri almayacağını açıkladı; yasak lehine karar veren hakim Sabri Ünal sürgün edildi.</p>
<p>10 Aralık: Danıştay, rektörlerin laiklik ilkesini gözeterek eylemleri önleme yetkisini onayladı.</p>
<p>Kaynak: Haber7</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/gundem/turkiye-tarihinin-en-karanlik-donemi-iste-28-subat-darbesine-giden-surec/40568/">Türkiye tarihinin en karanlık dönemi! İşte 28 Şubat darbesine giden süreç</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/gundem/turkiye-tarihinin-en-karanlik-donemi-iste-28-subat-darbesine-giden-surec/40568/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ramazan coşkusunu engelleme adımı! Eğitim İş’ten 28 Şubat zihniyetiyle dayatma!</title>
		<link>https://www.millinizam.com/gundem/ramazan-coskusunu-engelleme-adimi-egitim-isten-28-subat-zihniyetiyle-dayatma/39851/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/gundem/ramazan-coskusunu-engelleme-adimi-egitim-isten-28-subat-zihniyetiyle-dayatma/39851/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurullah]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Feb 2026 14:11:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[28 Şubat]]></category>
		<category><![CDATA[anayasa]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Milli]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan etkinlikleri]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=39851</guid>

					<description><![CDATA[<p>Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) okullara gönderdiği genelgede, “Ramazan ayı boyunca öğrencilerin paylaşma bilincini geliştirmeye, yardımlaşma ve dayanışma duygularını güçlendirmeye, birlik ruhu, adalet, merhamet ve vatanseverlik gibi millî ve manevi değerleri geliştirmeye yönelik eğitsel ve sosyal etkinliklerin uygulanması” talep edildi. Çocukların paylaşmayı ve dayanışmayı öğreneceği Ramazan iklimi, 28 Şubat kalıntısı Eğitim İş sendikasının ideolojik barikatıyla okul [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/gundem/ramazan-coskusunu-engelleme-adimi-egitim-isten-28-subat-zihniyetiyle-dayatma/39851/">Ramazan coşkusunu engelleme adımı! Eğitim İş’ten 28 Şubat zihniyetiyle dayatma!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) okullara gönderdiği genelgede, “<strong><em>Ramazan ayı boyunca öğrencilerin paylaşma bilincini geliştirmeye, yardımlaşma ve dayanışma duygularını güçlendirmeye, birlik ruhu, adalet, merhamet ve vatanseverlik gibi millî ve manevi değerleri geliştirmeye yönelik eğitsel ve sosyal etkinliklerin uygulanması</em></strong>” talep edildi.</p>
<p>Çocukların paylaşmayı ve dayanışmayı öğreneceği Ramazan iklimi, <strong>28 Şubat </strong>kalıntısı Eğitim İş sendikasının ideolojik barikatıyla okul koridorlarından silinmek istendi. Bin yıl sürmesi hayal edilen 28 Şubat’ın yıldönümü yaklaşırken, dönemin “<strong>beşli çete</strong>” anlayışını hatırlatan sendikal tutumlara bir yenisi daha eklendi.</p>
<p><b><strong>SENDİKADAN ÖĞRETMENLERİ KANUNSUZ DAYATMAYA ALET ETME GİRİŞİMİ</strong></b></p>
<p>MEB’in öğrencilerin manevi gelişimini desteklemek amacıyla yayımlanan Ramazan genelgesi, <strong>Eğitim İş Sendikası </strong>tarafından boykot talimatıyla karşılandı. Türk milletinin bin yıldır bağlı olduğu mukaddesatını ve yardımlaşma ruhunu çocuklara aktarmayı hedefleyen pedagojik adımları “<em>kanunsuz</em>” ilan eden sendika, üyelerine devletin resmi talimatını çiğneme çağrısında bulundu.</p>
<p><u>Eğitim İş, MEB’e bağlı okullarda görevli üyelerine MEB’in genelgesine uymama talimatı verdi.</u></p>
<p>Çocukların kendi kültürel kimliğiyle bağ kurmasını yasaklamak isteyen Eğitim İş Sendikası’nın şube ve temsilcilik başkanlıklarına gönderilen yazıda şu ifadeler kullanıldı:</p>
<p>“<strong>Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 12.02.2026 tarihli ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri’ hakkında gönderilen yazı ile uygulanması istenilen etkinlik programının, mevzuatta dayanağının olmaması, Anayasaya ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nda yer alan temel ilke ve amaçlara aykırı nitelik taşıması nedeniyle, üyelerimizin bu kapsamda resen verilen görevleri yerine getirmemelerine karar verilmiştir</strong>.”</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2026/02/ramazan-coskusuna-pranga-egitimisten-28-subatvari-dayatma-mebin-talimatini-cigneyin-0-5NFHeKTw.jpeg" /></p>
<p><b><strong>LAİKLİK KİSVESİ ALTINDA DEĞER DÜŞMANLIĞI</strong></b></p>
<p>Ramazan ayının yardımlaşma, dayanışma ve merhamet iklimini okullardan silmeye çalışan Eğitim İş’in, devletin eğitim politikasını sabote etme girişimi eğitim ve hukuk camiasının tepkisini çekti.</p>
<p>Konuyla ilgili HABER7’ye özel açıklamalarda bulunan uzman isimler, sendikanın tavrının hukuki ve pedagojik dayanaktan yoksun olduğunu vurguladı.</p>
<ul>
<li>Dr. Adnan Küçük, MEB genelgesinin anayasal ilkelerle tam uyumlu olduğunu, Milli Eğitim Kanunu’nun birçok maddesiyle paralellik arz ettiğini teknik verilerle örneklendirdi.</li>
<li>Prof. Dr. A. Halim Ulaş, manevi değerlerin tasfiyesinin ideolojik dayatma olduğunu ve pedagojik şahsiyet inşasının önemini belirtti. Sendikanın dışlayıcı söyleminin kültürel yabancılaşmanın tezahürü olduğunun altını çizdi.</li>
<li>Prof. Dr. Cihat Yaşaroğlu, itirazların pedagojik değil ideolojik saplantılardan kaynaklandığını söyledi.</li>
<li>Sosyolog Adnan Kalkan, 28 Şubat zihniyetinin hortlatılmak istendiğini, neslin inanç değerleriyle selamete erebileceğini ifade etti.</li>
</ul>
<p><img decoding="async" src="https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2026/02/ramazan-coskusuna-pranga-egitimisten-28-subatvari-dayatma-mebin-talimatini-cigneyin-1-UaRdHxKV.jpg" /></p>
<p><b><strong>KÜÇÜK: ANAYASA’YA DA MİLLİ EĞİTİM KANUNU’NA DA UYGUN</strong></b></p>
<p>Eğitim-İş’in hukuksuz dayatmasına karşı çıkan <strong>Kırıkkale Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Adnan Küçük</strong>, iddiaların hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirtti. “<strong>Milli Eğitim Bakanının imzasını taşıyan yazıda kesinlikle Anayasaya aykırılık yoktur.” </strong>diyen Anayasa Hukukçusu Adnan Küçük, ilgili yazıda belirtilen etkinliklerin amaçlarının hem demokratik laiklik ve din ve vicdan hürriyetine, hem de Anayasanın başlangıç kısmında yer alan ilkelerle birebir uyumlu olduğunu kaydetti..</p>
<p>MEB’in genelgesinin anayasal altyapısını temellendiren Dr.. Adnan Küçük, “<strong>Yazıda belirtilen etkinliklerin amaçları, hem demokratik laiklik ve din ve vicdan hürriyetine, hem de Anayasanın başlangıç kısmında yer alan ‘Türk milli menfaatleri’, ‘Türklüğün tarihi ve manevi değerleri’, ‘Türk vatandaşlarının milli gurur ve iftiharlarda, milli sevinç ve kederlerde, milli varlığa karşı hak ve ödevlerde, nimet ve külfetlerde ve millet hayatının her türlü tecellisinde ortak olduğu’, şeklindeki ilkelerle birebir uyumludur. Ayrıca, bu ilkeleri güçlendirici yönde işlevler görecektir</strong>.” sözlerini sarf etti.</p>
<p>Laiklik kavramının geçmişte yanlış yorumlandığına dikkat çeken Küçük, şunları kaydetti:</p>
<p><strong>“Ülkemizde tek parti zihniyeti döneminde laiklik din düşmanlığı şeklinde anlaşılıyordu. Artık yüksek yargı mercileri 2012 yılından sonra laikliği din ve vicdan hürriyetini budayan değil, önünü açan, serbesti sağlayan bir ilke olarak yorumlamaya başlamıştır. Artık bu yorumlarla laiklik gerçek zemine oturmuş, laiklik, din düşmanlığı değil, din hürriyetinin güvencesi haline gelmiştir.”</strong></p>
<p>Prof. Küçük, MEB’in Ramazan genelgesinin 1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’na uygunluğunu da izah etti. Küçük, “<strong>Söz konusu sendikanın iddiaları, 1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nda yer alan; ‘Türk Milli Eğitiminin genel amacı, Türk Milletinin bütün fertlerini, milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerleri benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını ve milletini seven, insan haklarına ve Anayasa’nın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı görev ve sorumluluklarını bilen yurttaşlar olarak yetiştirmek (madde. 2); milli ahlak ve milli kültürün korunup geliştirilmesine önem vermek (madde. 10); manevi değerlere saygıyı eğitim çalışmalarıyla öğrencilere kazandırmak (madde. 11)’ hükümleriyle de uyumlu değildir</strong>.” dedi.</p>
<p>Eğitim-İş sendikasının tutumunu sert dille eleştiren Küçük, “<strong>MEB yazısında belirtilen değerler, milli eğitimin en temel amaçlarından olması gerekir. Artık Türkiye’de, Türk toplumuna bu tür dayatmaların yapıldığı dönemler geride kaldı. Türkiye Cumhuriyeti devleti hem demokratik bir devlettir, hem de din ve vicdan hürriyeti güvence altındadır. Laiklik ve diğer anayasal ve kanuni ilkelere aykırılığını iddia etmek, tamamen materyalist ideolojiyi laiklik kisvesi altında hükümete ve Türk toplumuna dayatmaktır. Bu sendika, söz konusu iddialarıyla demokratik cumhuriyetçi felsefenin gereklerini yıkıcı bir şekilde hedef almış görünmektedir</strong>.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2026/02/ramazan-coskusuna-pranga-egitimisten-28-subatvari-dayatma-mebin-talimatini-cigneyin-2-KJbaplzg.jpg" /></p>
<p><b><strong>ULAŞ: KÜLTÜREL YABANCILAŞMANIN TEZAHÜRÜ</strong></b></p>
<p>Haber7’ye konuşan <strong>Atatürk Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdulhak Halim Ulaş</strong>, Eğitim-İş sendikasının tavrının sosyolojik gerçeklikle çatıştığını belirtti. Modern eğitim yaklaşımlarının manevi değerlerle bir bütün olduğunu vurgulayan Prof. Halim Ulaş, “<strong>Modern Türkiye’nin sosyolojik gerçekliğiyle çatışan bu dışlayıcı söylem, laiklik kavramını anayasal özgürlük güvencesi olmaktan çıkarıp, toplumun kahir ekseriyetinin manevi değerlerini kamusal alandan tasfiye etmeye çalışan ideolojik enstrümana dönüştürmektedir</strong>.” diye konuştu.</p>
<p>Milli ve manevi değerler eksenindeki eğitim modelinin hedef alınmasına tepki gösteren Ulaş, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p><strong>“Milli ve manevi değerler eksenindeki bir eğitim modelini gericilik veya bataklık metaforlarıyla yaftalamak, bilimsel rasyonaliteden ziyade kökleşmiş kültürel yabancılaşmanın tezahürüdür. Nesillerin kendi inanç dünyasıyla kurduğu bağın tehdit olarak sunulması, demokratik çoğulculuğun özü olan din ve vicdan hürriyetine yönelik vesayet arayışıdır. İşte bugün MEB ramazan etkinliklerini köklerden gelen bir medeniyet geleneğiyle okullarda gerçekleştirmektedir. Okullar sadece pozitif derslerin görüldüğü mekanlar değil medeniyet ve değerlerini kazanacakları mekanlardır.”</strong></p>
<p><img decoding="async" src="https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2026/02/ramazan-coskusuna-pranga-egitimisten-28-subatvari-dayatma-mebin-talimatini-cigneyin-3-pF1LVF2H.jpg" /></p>
<p><b><strong>YAŞAROĞLU: PEDAGOJİK DEĞİL İDEOLOJİK</strong></b></p>
<p>MEB’in Ramazan genelgesinin pedagojik önemine işaret eden<strong> İnönü Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cihat Yaşaroğlu,</strong> etkinliklerin gönüllülük esasına dayandığını hatırlattı. Prof. Yaşaroğlu, <strong>“Okullar sadece öğretim faaliyetleri değil aynı zamanda milli ve manevi bilinç farkındalığı kazandıracak ve bu değerleri içselleştirmeye yardımcı olacak etkinliklerin yürütüldüğü eğitim kurumları olarak da hizmet görür. Tartışmaların odağındaki Ramazan Ayına ilişkin genelge, okulların eğitim misyonunu bir kez daha göstermiş oluyor.” </strong>şeklinde konuştu.</p>
<p>Genelgeye pedagojik kaygılarla değil ideolojik saplantılarla karşı çıkıldığını vurgulayan Yaşaroğlu, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p><strong>“Gönüllü öğrenciler ve velilerin katılımıyla paylaşma bilinci, yardımlaşma ve dayanışma, empati, merhamet gibi değerler vurgulanacağı etkinlikler ve sosyal sorumluluk çalışmaları öğrenci ve velilerde milli ve manevi değer bilincinin gelişmesine de katkı sunacaktır. Aslında bu hedefler ve etkinliklerin Ramazan ayı ve oruç gibi dini bir tema çerçevesinde olmasaydı, muhtemelen bu kadar tartışma olmayacaktı. Haliyle görünen o ki bu genelgeye ve genelge kapsamındaki etkinliklere karşı çıkılmasının sebebini pedagojik kaygılara değil, ideolojik saplantılara bağlamak mümkündür.”</strong></p>
<p><img decoding="async" src="https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2026/02/ramazan-coskusuna-pranga-egitimisten-28-subatvari-dayatma-mebin-talimatini-cigneyin-4-M3aivV9S.jpg" /></p>
<p><b><strong>KALKAN: GENÇLERİ BUNALIMDAN KURTARACAK FAALİYETLERE KARŞI ÇIKAN 28 ŞUBATÇI AZINLIK</strong></b></p>
<p>28 Şubat post-modern darbesinin yaklaşan yıldönümünde yeniden hortlatılmaya çalışıldığını söyleyen<strong> Sosyolog Yazar Adnan Kalkan, </strong>Eğitim-İş sendikasının çifte standart uyguladığını belirtti.</p>
<p>Ailelerin “evladım ahlaklı yetişsin” feryadına karşılık Bakanlığın uzattığı elin statükocu zihniyet tarafından kesilmeye çalışıldığına dikkat çeken Adnan Kalkan, ahlak ve değer erozyonuna karşı hamle gerçekleştirilmesinin önemini vurguladı.</p>
<p>Adnan Kalkan, “<strong>Milli Eğitim Bakanımız Yusuf Tekin kendine dert edindiği neslimizi değerleriyle yetiştirme sorumluluğu gereği böyle önemli bir çalışmaya imza atmışken, sol basın, siyaset ve sendikalar 28 Şubat ruhunu yeniden hortlatıp neslimizin değerleriyle yetişmesine engel olmak için her türlü itibar suikasti yapmaya başladılar</strong>.”  değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Kalkan, “<strong>Hristiyan ve Musevilere hiç sesi çıkmayan, heykele tapınma ayini ve cadılar bayramına destek veren bu zihniyet, Müslüman neslimizin din ibadeti olan Ramazan ayına karşı çıkıp Müslüman mahallesinde salyangoz satmaya çalışıyorlar. Oysa bin bir psikososyal problemle kuşatılan neslimizi ancak inanç ve ahlak değerleri dünyevi ve uhrevi selamete çıkarabilir. Dinsiz gençlerin bunalımlarını ve hatta intiharlarını görmezden gelen bu din düşmanı azınlık onları bu bataklık ve bunalımlardan kurtaracak inanç faaliyetlerine karşı çıkıyorlar</strong>.” dedi.</p>
<p>Bakan Yusuf Tekin ve MEB’in bu tür icraatlarını desteklediklerinin altını çizen Kalkan, devletin milletin ihtiyaçlarını gördüğünü ve gereğini yaptığını söyledi. Kalkan, 28 Şubatçı zihniyete rağmen biz nesli ihya ve medeniyeti inşa mefkuresi için gayret sarf edeceklerini sözlerine ekledi.</p>
<div>KAYNAK: HABER7</div>
<p><a href="https://www.millinizam.com/gundem/ramazan-coskusunu-engelleme-adimi-egitim-isten-28-subat-zihniyetiyle-dayatma/39851/">Ramazan coşkusunu engelleme adımı! Eğitim İş’ten 28 Şubat zihniyetiyle dayatma!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/gundem/ramazan-coskusunu-engelleme-adimi-egitim-isten-28-subat-zihniyetiyle-dayatma/39851/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Serdar Arseven ile Gündem: 28 Şubat Bitti mi, Bitmedi mi?</title>
		<link>https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-ile-gundem-28-subat-bitti-mi-bitmedi-mi/31327/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-ile-gundem-28-subat-bitti-mi-bitmedi-mi/31327/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Miraç Yinanç]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Mar 2025 08:20:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EN ÇOK OKUNANLAR]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[28 Şubat]]></category>
		<category><![CDATA[Miraç Yinanç]]></category>
		<category><![CDATA[Serdar Arseven]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=31327</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin gündemi, Türkiye’yi seven herkesin avucunda bir kor gibi. Türkiye’nin kendisi yüreklerimizi ısıtıyor ama gündemi ise yakıyor. Meslek büyüğüm ve usta gazeteci sayın Serdar Arseven ile Türkiye’nin gündemine ilişkin konuşmaya, dertleşmeye devam ediyoruz. Ben soruyorum, Serdar Arseven Ağabey içtenlikle cevaplıyor. Sözü fazla yormadan soru-cevaplarımıza geçelim… Miraç Yinanç: Bazı televizyon programlarında ve bazı paylaşımlarınızda “28 Şubat [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-ile-gundem-28-subat-bitti-mi-bitmedi-mi/31327/">Serdar Arseven ile Gündem: 28 Şubat Bitti mi, Bitmedi mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’nin gündemi, Türkiye’yi seven herkesin avucunda bir kor gibi. Türkiye’nin kendisi yüreklerimizi ısıtıyor ama gündemi ise yakıyor. Meslek büyüğüm ve usta gazeteci sayın Serdar Arseven ile Türkiye’nin gündemine ilişkin konuşmaya, dertleşmeye devam ediyoruz. Ben soruyorum, Serdar Arseven Ağabey içtenlikle cevaplıyor. Sözü fazla yormadan soru-cevaplarımıza geçelim…</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><em><strong>Miraç Yinanç:</strong></em> Bazı televizyon programlarında ve bazı paylaşımlarınızda “28 Şubat bitmedi” diyorsunuz. Aradan 28 yıl geçmiş, başörtüsü serbest, katsayı haksızlığı giderilmiş… Sizce nasıl bitmemiş oluyor?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><em><strong>Serdar Arseven:</strong></em> 15 Temmuz’dan evvel “Türkiye’de darbeler dönemi kapandı, kimse böyle bir şeye teşebbüs edemez” deniliyordu. Ama ben bu söyleme hep karşı çıktım ve “Başınızı kuma gömmeyin” dedim. 28 Şubat bitti diyenler, rejimin ontolojik gerçeklerinin farkında değiller. Kültürel iktidar ile siyasal iktidar arasındaki farkın farkında değiller.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bakın, kafayı çok karıştırmadan çok net bir misal vereceğim. 28 Şubat sürecinde postmodern darbecilere destek verenlerin en fazla üzerinde durdukları konulardan biri de nüfus planlaması adı altında yapılan nüfusu frenleme, toplumu yaşlandırma çalışmalarıydı. Bunun için o kadar büyük kaynaklar ayırdılar ki vazektomi, yani kısırlaştırma işlemi bile bedavaya geldi. Nüfus planlamasına, o dönemde postmodern darbecilere en fazla destek veren holdingler öncülük etti. Vakıfları üzerinden bu işe abandılar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">O günlerde 28 Şubat zihniyetine karşı olanlar onlara hiç aldırmadı, bol bol çocuk yaptı ve o çocukları yetiştirmek için imkânları çok kısıtlı olduğu halde, her taraf engellerle dolu olduğu halde büyüttüler. Rızık korkusu yaşamadılar. Ve 28 yıl sonra, bugün geldiğimiz noktada nüfus artış hızı dibe çakılıyor. Sayın Cumhurbaşkanı bu durumu “varoluşsal tehdit, yani yok oluşsal tehdit” olarak adlandırıyor. Eski Aile Bakanı, “Kıta Avrupası’ndan bile 4-5 kat hızlı yaşlanıyoruz, bu durdurulamaz bir gidişat” diyor. Yeni Aile Bakanı, “Bu gidişle 25 sene sonra askere alacak yeterince genç bulamayacağız” diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şimdi kardeşim, sorayım: Sayın Cumhurbaşkanı’nın varoluşsal tehdit dediği noktada, 28 Şubat zihniyetinin içindeyiz değil miyiz?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öte yandan, 28 Şubat zihniyetinin önem verdiği ikinci konu da imam hatiplerle birlikte meslek okullarının ve meslek eğitiminin adeta iflas etmesiydi. Onlar bunu yapmak istiyorlardı çünkü memlekette usta, kalfa yetişmesin; benim “ana eleman” dediğim ara elemanlar yetişmesin; halkın çocuklarının büyük bir imkânı ellerinden alınsın; evlilikler geciksin ve nihayetinde nüfus artışı frenlensin. Türkiye bu büyük gücünden mahrum kalsın; nüfus yaşlansın; sağlık giderleri ve devletin giderleri üzerindeki yük artsın.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bugün meslek eğitimi ne durumda? 7 milyonun üzerinde üniversite öğrencisi var. Neredeyse 10 kişiden biri öğrenci. Üniversite ve liselerden mezun olanların birçoğu diplomalı işsiz durumunda. İş yapanlar usta, kalfa bulamıyor. Meslek erbabı sayısı çok azaldı. İnsanlar mecburi liseyi ve üniversiteyi bitireceğim diyerek hayatı, evlenmeyi, çocuk-torun sahibi olmayı öteliyorlar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir: Nüfus.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İki: Meslek eğitimi. Katsayı haksızlığı giderildi ama bugün durum ortada.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Üç: Kültürel gelişim.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gezi olaylarının ön saflarında yer alan sözde sanatçılardan şikâyet ediliyor. Ama Konya eski Belediye Başkanı Halil Ürün’ün oğlu sanatçı İsmail Hakkı ve nice yerli ve millî sanatçı, bu dönemde de hangi kanallarda, hangi ballı rollerin hangi Gezi’cilere verildiğini söyleyerek şikâyet ediyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bugün AK Parti iktidarda. Yarın öbür gün CHP zihniyeti iktidara gelirse, zaten TRT’nin, Anadolu Ajansı’nın nasıl bir yayın politikası yürüteceği ortada. Özel medya kuruluşlarına bakıldığında, özellikle merkez medya içerisinde yer alanların CHP iktidarında CHP politikalarına destek vereceğini, el değiştireceğini hepimiz biliyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Geriye ne kalacak? İşte Akit, Yeni Şafak, Kanal 7, Ülke TV, Milat… E zaten öncesinde de bunlar vardı. 23 senede üzerine ne konuldu?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><em><strong>Miraç Yinanç:</strong></em> Bu durumu toplum-siyaset ilişkisi üzerinden nasıl değerlendiriyorsunuz?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><em><strong>Serdar Arseven:</strong> </em>Türkiye’de siyasete müdahale söylemlerinin ve eylemlerinin alttan alta baş gösterdiğini görüyoruz. Siyaset maalesef ümit vermiyor. Siyasetin ümit vermediği dönemlerden kalma nice acı hatıralar da ister istemez depreşiyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bakın, bir anket yayınlandı. ASAL Araştırma vatandaşa “Ülkeyi sizce iktidar mı, muhalefet mi yönetir?” diye sormuş.</span></p>
<ul>
<li><span style="font-weight: 400;">İktidar daha iyi yönetir diyenler: %31,5</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Muhalefet daha iyi yönetir diyenler: %26</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">İkisi de iyi yönetemez diyenler: %33</span></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Şu gözüküyor ki vatandaş siyasetten büyük bir kopuş halinde. Ana muhalefet seçmeni de ana muhalefetten memnun değil. Kimin eli kimin cebinde belli değil. Tam perişanlık.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bilmiyorum, sorunuza cevap oldu mu? Olmadıysa çok daha fazla uzatabilirim ama zannediyorum gerek yok. Türkiye’de 28 Şubat zihniyetinin eğitim, kültür ve aile alanlarındaki hedefleri maalesef büyük ölçüde gerçekleşmiştir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şunu da söyleyeyim: Bunlar bardağın boş tarafı. Dolu tarafına bakınca bir Teknofest gençliği var, onlarla gurur duyuyoruz. Selçuk Bayraktar’ın yaptıklarıyla, savunma sanayiindeki hamlelerle elbette gurur duyuyoruz. Bunlar dolu tarafları.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ama ve lâkin Türkiye’de 28 Şubat zihniyeti tamamen bitmiştir diyemiyorum.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şu anda üzerinde en fazla durmamız gereken mesele şu: Bizi karşı karşıya getirmek isteyecekler. Kimileri din istismarcılığıyla, kimileri Atatürk istismarcılığıyla, kimileri mezhep, kimileri ise etnisite istismarcılığıyla ortalığı iyice karıştırmaya çalışacak.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu türden menfi faaliyetleri organize edenlerin amaçlarına ulaşamaması için hepimizin şuurlu olması ve kışkırtmalara gelmemesi gerekiyor. Ayrıca siyasetin de çözüm adresi hâline gelebilmesi gerekiyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><em><strong>Miraç Yinanç:</strong></em> 28 Şubat mağdurlarının hak kayıplarının telafisi için paylaşımlar yapıyor ve bir komisyon kurulmasını istiyorsunuz. Bu mesele nedir?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><em><strong>Serdar Arseven:</strong></em> 28 Şubat’taki zalim uygulamalardan dolayı birçok hak kaybına uğrayan mağdur ve mağdureler var. Onların eğitim ve çalışma hakları ellerinden alındı. Birçok kayıpları oldu. Bu kayıplar giderilmedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu arkadaşlar, bir Meclis komisyonu kurularak hak kayıplarının telafi edilmesi yolunun açılmasını istiyorlar. </span><span style="font-weight: 400;">1960 darbe mağdurları için komisyon kuruldu. </span><span style="font-weight: 400;">2005’te terörden zarar görenler için zarar tespit komisyonu kuruldu. </span><span style="font-weight: 400;">15 Temmuz için OHAL Komisyonu kuruldu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Başka meselelerde mağdurlar haklarını tamamen aldılar. Ama 28 Şubat için Meclis Komisyonu kurulmadı, hak kayıpları devam ediyor. Bu arkadaşlarımız, Meclis’te bir komisyon kurulmasını talep ediyor. Biz de onların sesi olmaya devam ediyoruz.</span></p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-ile-gundem-28-subat-bitti-mi-bitmedi-mi/31327/">Serdar Arseven ile Gündem: 28 Şubat Bitti mi, Bitmedi mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-ile-gundem-28-subat-bitti-mi-bitmedi-mi/31327/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sacit Günbey 28 Şubat sürecini anlattı: “Erbakan hoca direndi, MGK kararlarını imzalamadı”</title>
		<link>https://www.millinizam.com/gundem/sacit-gunbey-28-subat-surecini-anlatti-erbakan-hoca-direndi-mgk-kararlarini-imzalamadi/31147/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/gundem/sacit-gunbey-28-subat-surecini-anlatti-erbakan-hoca-direndi-mgk-kararlarini-imzalamadi/31147/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Miraç Yinanç]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Feb 2025 13:49:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EN ÇOK OKUNANLAR]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[28 Şubat]]></category>
		<category><![CDATA[Darbe]]></category>
		<category><![CDATA[Sacit Günbey]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=31147</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye siyasi tarihine “postmodern darbe” olarak geçen 28 Şubat süreci, üzerinden yıllar geçmesine rağmen tartışılmaya devam ediyor. Bu dönemde yaşanan siyasi ve ekonomik gelişmeler, hükümete yönelik baskılar ve Refah-Yol iktidarının düşürülme süreci, dönemin tanıkları tarafından farklı açılardan değerlendiriliyor. Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Vekili ve 54. Hükümet Devlet Bakanı Prof. Dr. Sacit Günbey ile gerçekleştirdiğimiz [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/gundem/sacit-gunbey-28-subat-surecini-anlatti-erbakan-hoca-direndi-mgk-kararlarini-imzalamadi/31147/">Sacit Günbey 28 Şubat sürecini anlattı: “Erbakan hoca direndi, MGK kararlarını imzalamadı”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye siyasi tarihine “postmodern darbe” olarak geçen 28 Şubat süreci, üzerinden yıllar geçmesine rağmen tartışılmaya devam ediyor. Bu dönemde yaşanan siyasi ve ekonomik gelişmeler, hükümete yönelik baskılar ve Refah-Yol iktidarının düşürülme süreci, dönemin tanıkları tarafından farklı açılardan değerlendiriliyor.</p>
<p>Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Vekili ve 54. Hükümet Devlet Bakanı Prof. Dr. Sacit Günbey ile gerçekleştirdiğimiz röportajda, 28 Şubat’ın perde arkasını, Erbakan Hoca’nın direnişini, hükümete yönelik sistematik baskıları ve Türkiye’de siyasetin nasıl şekillendirildiğini konuştuk. Günbey, sürecin sadece o dönemi değil, Türkiye’nin bugünkü yönetim dinamiklerini de etkilediğini belirtiyor.</p>
<p>Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın tüm baskılara karşı direndiğini ve MGK kararlarını imzalamadığını söyleyen Günbey, sürecin tüm yönlerini anlatarak ortaya koydu.</p>
<p>Milli Nizam Haber Genel Yayın Yönetmenimiz Şerif Varol ve Haber Müdürümüz Miraç Yinanç sordu, Prof. Dr. Sacit Günbey içtenlikle cevapladı…</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone wp-image-31151 size-large" src="https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/02/9994b19f-2188-4985-b947-32469e83a5a8-1024x576.jpeg" alt="" width="1024" height="576" srcset="https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/02/9994b19f-2188-4985-b947-32469e83a5a8-1024x576.jpeg 1024w, https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/02/9994b19f-2188-4985-b947-32469e83a5a8-300x169.jpeg 300w, https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/02/9994b19f-2188-4985-b947-32469e83a5a8-768x432.jpeg 768w, https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/02/9994b19f-2188-4985-b947-32469e83a5a8-1536x864.jpeg 1536w, https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/02/9994b19f-2188-4985-b947-32469e83a5a8.jpeg 1600w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<p>İşte o dönemin bilinmeyen yönleriyle 28 Şubat sürecine dair açıklamalar:</p>
<p><em><strong>Soru:</strong></em> 28 Şubat darbesi, sizce kime ya da kimlere ve neden yapıldı?</p>
<p><em><strong>Sacit Günbey:</strong></em> 1994 yılında Doğru Yol Partisi ile Cumhuriyet Halk Partisi hükümetteydi ve bu hükümetin başbakanı Tansu Çiller, Başbakan Yardımcısı ise CHP Genel başkanı Deniz Baykal’dı. O hükümet, 5 Nisan 1994 tarihinde birtakım ekonomik tedbirler ve kararlar aldı. Bu tedbir ve kararlar ,Türkiye ekonomisinin sıkıştığı noktada, ekonomiyi düzeltmek için alındığı söyleniyordu. Türkiye’nin döviz ihtiyacını karşılayamaması, aşırı derecede borçlanması, borçlarını ödeyemeyecek duruma gelmesi gibi sebeplerden dolayı 5 Nisan kararları alındı. Bu kararlar, çok ciddi bir devalüasyonu gerektirdi. Milletin alım gücü düştü, birtakım vergiler artırıldı.</p>
<p>Hükümet yetkilileri, o yıl memur ve memur emeklisine her sene Ocak ve Temmuz ayında yapılan maaş artışını yapamayacaklarını, tarım ürünlerine artış veremeyeceklerini, devletin buna imkânı olmadığını açıkladılar. İlk defa böyle bir durum yaşandı. 1994 yılında Türkiye, %6,2 oranında küçüldü. Büyüme yerine küçülme yaşandı ve bu durum milleti ciddi şekilde fakirleştirdi. Sosyal problemler ortaya çıkmaya başladı, enflasyon %95’lere kadar çıktı.<br />
Yurtiçindeki borçlanmanın faiz oranı %135’lere kadar yükseldi. Hükümet, içeriden ve dışarıdan para bulmak için yüksek faizle borçlanmaya başladı. %15 oranında faizle dışarıdan döviz temin etmeye çalıştı. Milletin alım gücü düştü, zenginlerle fakirler arasında ciddi bir uçurum oluştu. Millet, bu ekonomik sıkışıklıktan, fakirlikten, dar gelirli olmaktan ve ihtiyaçlarını karşılayamamaktan dolayı büyük bir sıkıntı yaşıyordu.</p>
<p>Millette, bu sıkıntıdan mevcut partilerin kendilerini kurtaramayacağına dair bir inanç oluştu. Türkiye ekonomisini Erbakan’dan başka kimsenin düzeltemeyeceği kanaatine varıldı. O günden sonra Türkiye’de Refah Partisi’nin ve Erbakan’ın iktidara geleceği yavaş yavaş hissedilmeye başlandı. Hatta 1995 seçimlerine gelindiğinde bir siyasi partinin genel başkanı, gazetelere de yansıyan şu açıklamayı yaptı: “Refah Partisi’nin yükselişini ve iktidara gelmesini ancak ben önleyebilirim, yeter ki Amerika Birleşik Devletleri yönetimi bana yardım etsin” dedi. Bu cümle çok iç karartıcı bir demeçti.</p>
<p>1995 seçimlerinden önce Türkiye’de birkaç önemli gelişme daha yaşandı. Anavatan Partisi’nin genel başkanı Mesut Yılmaz’dı. Doğru Yol Partisi’nin genel başkanı ise Tansu Çiller’di. Bu iki parti merkez sağın oyunu alabilmek için mücadele ediyorlardı. O dönemde devlet bankalarının ve Telekom’un satışıyla ilgi birtakım yolsuzluklar yapıldığı iddia ediliyordu. Bu iddialar, toplumun sürekli gündemindeydi. Hatta bu konularla ilgili Meclis’e çeşitli gensorular da verildi. Bu gensoruların önemli bir kısmı Refah Partisi vermişti. Özelleştirme süreçlerinin araştırılması için girişimlerde bulunuluyordu. Her iki parti de bu satışlardan çıkar sağladıklarına dair ciddi iddialar vardı.</p>
<p>25 Aralık 1995’te milletvekili seçimi yapıldı. Ben de o seçimde Diyarbakır’dan milletvekili seçildim. Seçim sonucunda Refah Partisi, %21’in üzerinde oy aldı ve 158 milletvekili çıkardı ve birinci parti oldu.</p>
<p>Doğru Yol Partisi ile Anavatan Partisi ise %18’in üzerinde oy aldılar. Refah Partisi, birinci parti olduğu için hükümeti kurması bekleniyordu. Hatta Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, hükümeti kurma görevini Merhum Erbakan’a verdi. O dönemde Anavatan Partisi ile ciddi görüşmeler yapıldı ve hatta mutabakata varıldı. Ancak sivil ve bürokratik yapılar, egemen güçler, basın ve devlet içinde ağırlığı olan kesimler siyasi partilere baskı yaparak “Aman, Refah Partisi ile ortaklık kurulmasın.” düşüncesini empoze ettiler. Refah Partisi’nin hükümete girmemesi için büyük çaba sarf ettiler. Anavatan Partisi ile yapılan hükümet kurma görüşmeleri tam bitme noktasına gelmişken Mesut Yılmaz, bir dini bayram günü çıktı ve “Ben Refah Partisi ile ortaklık yapmaktan vazgeçtim.” dedi. Kendisine “Neden?” diye sorduğunda, omzunu işaret etti. Bu hareket, askerlerin baskısı var şeklinde yorumlandı.</p>
<p>Sonrasında Anavatan Partisi ile Doğru Yol Partisi’nin koalisyon yapması sağlandı. Basının, gizli çevrelerin, holdinglerin ve egemen güçlerin etkisiyle bu iki parti, birbirlerine zıt olmalarına rağmen bir araya getirildi. Bu hükümet, “Anayol Hükümeti” olarak adlandırıldı. Ancak bu hükümetin aldığı oy, yeterli seviyede bir çoğunluğu sağlayamadı. Hakiki manada güvenoyu almamıştı. Refah Partisi, bu durumu Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı ve mahkeme, gerçekten de hükümetin güvenoyu almadığına karar verdi. Zaten hükümetin içinde de sürekli kavga yaşanıyordu. Haziran ayında bu hükümet dağıldı ve 28 Haziran’da Doğru Yol Partisi ile Refah Partisi “Refahyol” adı verilen bir koalisyon hükümeti kurdu.</p>
<p>O seçime kadar Meclis Başkanı teamülen hep birinci partiden seçilirdi. Erbakan Hoca, Meclis Başkanlığı için Aydın Menderes’i aday gösterdi. Refah Partisi’nin gösterdiği aday Meclis Başkanı seçilmesin diye birleştiler ve Mustafa Kalemli’yi meclis başkanı olarak seçtiler. Refah Partisi’nin tek başına başkan seçme gücü yoktu çünkü 158 milletvekili çıkarmıştı.</p>
<p><strong><span class="s2">“Erbakan Hoca Rantı Keserek Hazineyi Doldurdu”</span></strong></p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-31152 size-large" src="https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/02/b5c7b27c-c96a-4813-9430-61d4c8145257-1024x576.jpeg" alt="" width="1024" height="576" srcset="https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/02/b5c7b27c-c96a-4813-9430-61d4c8145257-1024x576.jpeg 1024w, https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/02/b5c7b27c-c96a-4813-9430-61d4c8145257-300x169.jpeg 300w, https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/02/b5c7b27c-c96a-4813-9430-61d4c8145257-768x432.jpeg 768w, https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/02/b5c7b27c-c96a-4813-9430-61d4c8145257-1536x864.jpeg 1536w, https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/02/b5c7b27c-c96a-4813-9430-61d4c8145257.jpeg 1600w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<p>Erbakan Hoca, hükümete geldiğinde çok ciddi bir ekonomik sıkıntı vardı. Hükümetin kaynakları tükenmişti, hazine boşaltılmıştı. Yurtiçi devletin borçlanma faizi %136 seviyesindeydi. Devlet, özel bankalara tahvil satarak borç para alıyor, memur ve işçi maaşlarını ödüyordu. Bir ay sonra tekrar borç alınıyor, faizler birikiyor, hem ana para hem de faiz ödenemez hale geliyordu. Yurt dışından da %15 faizle döviz temin ediliyordu. IMF ile anlaşmalar yapılmıştı ve IMF politikaları, halkı sıkboğaz eden, dar gelirlinin harcamasını kısan bir ekonomik model öngörüyordu.</p>
<p>Ancak Erbakan Hoca, göreve geldiğinde iç ve dış borç almayacağını söyledi ve gerçekten de almadı. Devletin ürettiği ürünlerin fiyatını arttırmadı, yeni vergiler koymadı, hatta bazı vergiler düşürüldü. Yurt içinden ve yurt dışından ülkenin kaynaklarını sömüren rantiyecilerin hortumlarını kesti.</p>
<p>Denk bütçe yaptı ve havuz sistemini kurdu yerli ve milli kaynakları arttırdı hazinenin yeniden dolmasını sağladı.36 milyar dolarlık bir kaynak oluşturdu. Türkiye, ilk defa iç ve dış borç almadan hem borçlarını ödeyebildi hem de vatandaşlarına fazlasıyla kaynak aktardı. Memur maaşlarına %150, işçilere ve asgari ücretlilere %100’den fazla, çiftçiye %300’den fazla, Bağ-Kur emeklilerine %300 ile %1000 arasında zamlar yapıldı. Fakir-fukara fonuyla ihtiyaç sahiplerine yardım edildi. Engellilere destek verildi. Erbakan Hoca, ekonomik ve sosyal çok ciddi tedbirler aldı.</p>
<p>Egemen güçler, Refah Partisi iktidarda başarısız olsun bir daha iktidara gelemesin hevesi içindeydiler. “Nasıl olsa gelmiş, biz de bunların çalışmasını engelleriz, başarısız olurlar ve bir daha gelmezler.” ümidiyle böyle bir beklentiye girmişlerdi. Fakat gördüler ki millet şuurlu, çok bereketli bir dönem yaşanıyor, halkın geliri arttı. Bu ümitlerinin boş olduğunu anladılar.</p>
<p>3 Kasım 1996 tarihinde bir mahalli ara seçimi yapıldı ve bu ara seçimde Refah Partisi, yüzde 21 olan oyunu yüzde 35’e çıkardı. Susurluk olayının olduğu gün seçim yapıldı seçim sonuçları Refah Partisinin başarılı çalışmalarının bir sonucuydu. Tarım ürünlerine ciddi paralar verildi. Tarım ürünlerine kota konulmadı. İhracat arttı ve Türkiye, bir yıl içerisinde Cumhuriyet tarihinde görülmemiş şekilde yüzde 9,3 oranında büyüdü.Bunu bir yıl önceki -6,2 ile birleştirirseniz ülkemiz yüzde 15,5 büyümüş oldu. Çünkü kaynaklar israf edilmedi, çıkar gruplarına verilmedi, rantiyecilerin soygunları engellendi. Borçlar faizleriyle birlikte ödendi. Huzurlu bir dönem oldu.Bu başarı, çıkar gruplarını ürküttü. “Biz, Erbakan’ın perişan olacağını, bir daha iktidar yüzü göremeyeceğini beklerken, bu adamın bu kadar başarısı bizi şaşırtı” dediler. Şayet Erbakan durduramazlarsa, bir sonraki ilk seçimde tek başımıza iktidar olacağımızdan korktular.</p>
<p>Refah yol hükümeti ilk kurulduğu günlerde Amerikan Büyükelçisi Başbakan Erbakan’dan randevu istedi ve görüştü. Amerikan Büyükelçisi, Başbakan Erbakan’a:</p>
<p>“Sayın Erbakan, biz sizin hükümet olmanızı arzu etmiyorduk, sizinle birlikte çalışmak istemiyorduk. Fakat ne yapalım ki bize rağmen, istemememize rağmen hükümet oldunuz. Madem böyle oldu, biz sizinle çalışmayı düşünürüz. Ama bizim şartlarımız var.” diyerek altı tane şart saydılar.</p>
<p>“Bu şartlara uyarsan birlikte çalışırız. Eğer bunlara uymazsanız, sizinle anlaşamayız; bu ise sizin açınızdan iyi olmaz.” diyerek Erbakan Hoca’yı açıkça tehdit etti. Erbakan Hoca’nın hep söylediği bir şey vardı: “Onlar ne istediyse hep tersini yaptım.” Mesela bunlardan biri, “İran ve Libya ile ticaret yapmayacaksın, ilişki kurmayacaksın.” talebiydi. Erbakan Hoca İran’a gitti, D-8’leri kurdu, İran ile ticareti artırdı. Hatta onlarla ticareti dolar üzerinden değil, kendi paralarımız üzerinden yaptı. Doğalgaz anlaşması yaptı. Refahyol Hükümeti süresini bitirmeden, bu anlaşmanın arkasından boru hatları döşendi ve İran’dan Erzurum’a kadar doğalgaz akmaya başladı. Irak ile doğalgaz anlaşması yapıldı. Irak’ın kuzeyindeki doğalgaz, Türkiye’ye taşınacaktı.</p>
<p><strong><span class="s2">“Çekiç Güçle Mücadele Etti, Gönderdi”</span></strong></p>
<p>Refah yol hükümeti kurulmadan önce, ABD ile yapılan bir anlaşmayla İncirlik üstünde yerleşmiş Çekiç Güç adıyla bir hava kuvvetleri vardı. Bu çekiç gücün Irak’ta da kara birlikleri vardı.</p>
<p>ABD, Bu güçleriyle Irak’ı bombalıyor ve bölmeye çalışıyordu. Helikopterleriyle PKK’ya da yardımlar taşıyordu. Erbakan Hoca’nın gelir gelmez yaptığı ilk işlerden biri, bu Çekiç Güç ile anlaşmayı iptal etmek oldu. Meclis’ten destek istedi, gizli bir oturumla Meclis’e bilgi vererek “Ben ABD ile yapılan Çekiç Güç anlaşmasını bozacağım, siz de bana destek verin.” dedi. Destek görmemesine rağmen Çekiç Gücü buradan gönderdi. Irak’taki, Amerikan askerleri ve onlara destek veren yerli işbirlikçiler de dağıldı.</p>
<p>Erbakan Hoca, Suriye, Irak ve İran ile sınır ticareti başlattı. Türkiye’deki ticaret erbabı, kamyonunu doldurup götürüp oralarda satabilecek ve gelirken de mazot getirebilecekti. Mazot ticareti halka verilmiş oldu. Adeta Avrupa Ortak Pazarı gibi, Türkiye de bu ülkelerle ortak pazar kurmuş oldu.</p>
<p>IMF geldi, “Sizinle çalışalım.” dedi. Dünya Bankası, “Ekonominizi yönetelim.” dedi. Erbakan Hoca, bunların çaylarını içirip gönderdi, “Size ihtiyacımız yok.” dedi.</p>
<p>Amerika’nın, Türkiye’deki ve bölgedeki sömürü düzeni de zarar görmüş oldu. Havuz sistemi kuruldu, dışarıya bağımlılık azaldı. İçeriden ve dışarıdan artık borç alınmamaya başlandı. Faizli sistem ortadan kaldırılmış oldu, faizler sıfıra düştü. Enflasyon düştü. Amerika bunlardan rahatsız oldu. RP ara seçimlerde yüksek oy alınca, bu güçler “Bizim harekete geçmemiz lazım.” dediler. Amerika Dışişleri Bakanlığı, bölgedeki Büyükelçilerine bir mesaj gönderdi. “Erbakan’ı başarısız kılmak ve iktidardan uzaklaştırılması için ne gerekiyorsa yapın.” diyerek talimat verdi.</p>
<p>Mason teşkilatları da harekete geçirildi. Kasım ayı içerisinde, Türkiye’deki iş adamları, gazete patronları, birtakım bürokratik kişiler, Atina’daki ABD Büyükelçiliği’ne gizli bir toplantıya davet edildi. Bu, Şevket Kazan’ın yazdığı kitaplarda sabittir. Hatta Şevket Bey, “Bunların kim olduğu, o toplantı tarihinde Atina’ya giden kişilerin biletleri kontrol edildiğinde ortaya çıkartılabilir.” dedi ve bunları bildiğini söyledi. Dolayısıyla orada toplantı yapıldı.<br />
Beraber hareket edileceğini, bir kampanya başlatacaklarını, Refah Partisi’ne karşı güvenin ortadan kalkmasını sağlayacaklarını söylediler. Gazeteler sürekli iftiralarla, toplumun moralini bozacak manşetler atıyorlardı.</p>
<p>Sonrasında Amerika’da bir toplantı daha yapıldı. Milli Güvenlik Kurulu’nda şu kararlar alınmalı denildi, 18 madde hazırlandı. Erbakan Hoca, Milli Güvenlik Kurulu’na getirilen bu 18 maddenin daha önce Amerika’da hazırlanmış bir metin olduğunu tespit ettik dedi.</p>
<p>Garip kıyafetler giyinmiş, kendilerini Aczimendiler olarak tanıtan, ellerinde bastonları olan bir grup, Kocatepe Camii’nin avlusunda “şeriat isteriz !” diyerek gösteri yaptılar ve televizyonlar da. bunu yayınladılar. Onlar da derin organizasyonlarla işbirliği içindeydiler.</p>
<p>Her akşam televizyonlarda, bazı başı örtülmüş kadınlar bu Aczimendiler tarafından istismar edildiklerini ağlayarak söylediler. Ayrıca FETÖ’cülerin de hükümete karşı kurulan komplonun içinde olduğunu biliyorduk. Çünkü onların lideri, FETÖ “Erbakan başarısız oldu, bırakıp gitmelidir, askeri idare bunların idaresinden daha iyidir İmam-hatipler kapatılmalıdır” diye demeç verdi.</p>
<p>Süleyman Demirel, “Sayın Erbakan, askerler sizin idarenizden rahatsızlar, bir Milli Güvenlik Kurulu’nda bu irtica faaliyetlerinin artmasını gündeme getirmek istiyorlar, şubat ayında yapılacak Milli Güvenlik Kurulu’nda bunu gündeme getireceğim.” dedi.</p>
<p>28 Şubat’ta Milli Güvenlik Kurulu toplandı. Toplantı 9 saat sürdü. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk defa bir Milli Güvenlik Kurulu toplantısı 9 saat sürdü. O kurulda ortağımızın bakanları, Başbakan Yardımcısı Tansu Hanım, İçişleri Bakanı Meral Hanım gibi isimler olmasına rağmen hiçbiri Erbakan Hoca’nın arkasında durmadı, destek vermedi. Erbakan Hoca tek başına, ordunun sözlü saldırılarına maruz kaldı. Orada sözlü mücadelesini yaptı.<br />
Bu toplantıda Erbakan Hoca, abdest almak ve namaz kılmak için zaman zaman ara verdi. Gazeteciler o toplantıda irticanın görüşüleceğini biliyordu. Önceden haberdar edilmişlerdi. Yurt içinden ve yurt dışından gazeteciler toplantı odasının önünde saatlerce beklediler.</p>
<p>İçeride Erbakan Hoca’ya, “Fatih semtinde cübbeli insanlar sokaklarda geziyorlar, Aczimendiler gösteriler yapmaya başladılar. Türkiye elden gidiyor, siz, bunları engellemiyorsunuz.” diye tehditlerde bulundular. Bunların öncülüğünü Milli Güvenlik Kurulu’nda en çok yapan kişi de Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya olduğu söylendi. Erbakan Hoca’yı sıkıştırmaya çalışmışlar.</p>
<p>Kuruldan önce de askeriyenin içinde Batı Çalışma Grubu diye bir yaptı kurdular. Bu grup, bakanlıklardaki ve kamudaki mürtecileri tespit edecek ve temizleyecekti. Bir ihtilal hazırlığında kimler temizlenecek, kimlere idam verilecek, kimler hapse atılacak, hepsi bu çalışma grubu tarafından hazırlandı. Bunların içinde bir propaganda grubu olduğu da sonradan tespit edildi. Bir MİT elemanı bunları tespit edip bilgileri İçişleri Bakanı Meral Hanım’a verdi. Meral Hanım’dan sonra ise Tansu Çiller tarafından Erbakan Hoca’ya ulaştırıldı. Erbakan Hoca, Süleyman Demirel’e bildirdi. Demirel “İlgileneceğim.” dedi ama sonra hiç ilgilenmedi.</p>
<p><strong><span class="s2">Erbakan Direniyor</span></strong></p>
<p>Erbakan Hoca, MGK’da bu saldırılar karşısında doğru yol partili bakanlardan hiç destek görmedi. “Sizin bu yaptığınız şeyler doğru değil, anayasaya ve demokrasiye aykırıdır. Fatih’te sarıkla dolaşan iki üç kişi bu ülkenin kaderini değiştirecek durumda değiller ve silahlı da değiller.” dedi. Aczimendilerin de 20-30 kişi olduğunu ve muhtemelen biri tarafından organize edildiklerini söyledi. Ayrıca MİT, Erbakan Hoca’mıza ciddi bilgileri de vermiyordu maalesef.</p>
<p>“Madem samimisiniz, bunları önlemek için 18 maddeyi hayata geçireceksiniz, hükümet olarak bunları uygulayacaksınız.” dediler. Erbakan Hoca, bu maddelerin hukuka aykırı olduğunu söyledi. Devletin anayasasına ve sosyal yapımıza aykırı olduğunu belirtti. “Böyle bir şeyi ben imzalamam ve kabul etmem.” dedi.</p>
<p>Toplantı bitti. Erbakan Hoca bunları imzalamadı. Toplantı bitince gazetecilerin sorularına karşılık normal bir toplantı yapıldığını söyledi. “Askerlerle böyle bir tartışma yaşandı, bu değişiklikleri yapmak istiyorlar.” gibi açıklamalar yapmadı. “Milli Güvenlik Kurulu’nda normal gündem maddeleri görüşülmüştür, gayet verimli bir toplantı olmuştur.” dedi ve gazetecilerin beklediği açıklamayı yapmadı.</p>
<p><em><strong>Soru:</strong></em> Erbakan Hoca’nın terleme fotoğrafının hikayesi neydi peki?</p>
<p><em><strong>Sacit Günbey:</strong></em> 54 .Erbakan Hükümetin ilan edilmesinden bir gün sonra, Başbakan ve Hükümet üyeleri Anıtkabir’de gitti. Erbakan Hoca’yla. Anıtkabir’i ziyaret ettikten sonra Erbakan Hocamız oradaki deftere yazı yazıyordu.</p>
<p>Erbakan Hoca’mız normalde çok fazla terleyen bir insandı. Kendi bürosunda bile çalışırken, yazarken sürekli terlerdi. O fotoğraf, Milli Güvenlik Kurulu’nda çekilen bir fotoğraf değil. Anıtkabir’de deftere yazı yazarken çekilmişti. Ve yaz ayıydı. Orada, “Sayın Atatürk, senin yaptıklarını bu millet asla unutmayacak.” yazmıştı. O esnada çekilmişti.</p>
<p><em><strong>Soru:</strong></em> 28 Şubat darbesi sürecinde, merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan ve yol arkadaşları hakkında ‘darbeye direnmediler, karşı koymadılar’ şeklinde söylemler mevcut. Bu konuda ne söylemek istersiniz?</p>
<p><em><strong>Sacit Günbey:</strong></em> Milli Güvenlik Kurulu toplantısından sonra Erbakan Hoca genellikle bir yemek verirdi. Başbakanlıkta kurul üyelerine yemek verirken Güven Erkaya, “Neden burada rakı yok, alkol yok, ben rakı istiyorum.” diyerek bir saygısızlık yaptı. Orada Erbakan Hoca bulunduğu için rakı yok elbette. Erbakan Hoca bunu duymamazlıktan geldi.</p>
<p>Sonrasında, Erbakan Hoca 18 maddeyi imzalamadan dışarı çıktığı için, İlhan Kılıç Paşa maddeleri aldı, Başbakanlığa getirdi. Erbakan Hoca da çıktıktan sonra, kuruldaki konuşmalar deşifre olunca ve toplumda konuşulmaya başlanınca, “Askerler maalesef hadlerini aştılar. Biz bu işi mecliste çözmeliyiz, bütün siyasi partiler birlikte hareket etmeli ve bunlara karşı durmalı.” dedi.</p>
<p>Mesut Yılmaz, “Sen bu memleketi bu hale getirdin, biz sana destek olmayız, ne halin varsa gör.” diyerek demeç verdi.<br />
Erbakan Hoca, 5 gün sonra 18 maddeyi değil, değiştirilen 2 maddelik bir metni imzaladı. Bu karar metni bende var.<br />
Milli Güvenlik Kurulu’nun gündemini Cumhurbaşkanı belirlerdi. Sadece askerler değil, Süleyman Demirel de o toplantıdaydı. Beraber hukukları olmasına rağmen Erbakan Hoca’mıza destek vermedi.<br />
Erbakan Hoca’nın imzaladığı 2 madde şunları kapsıyordu:</p>
<p>-Milli Güvenlik Kurulu toplanarak gündem maddelerini görüşmüştür ve görüşülen kararların anayasaya uygunluğu tespit edilmek için Bakanlar Kurulu’na gönderilmiştir.</p>
<p>-Erbakan Hoca sadece bu 2 maddeyi imzaladı. O 18 madde sonradan İlhan Kılıç Paşa tarafından gündemdeki maddeler kategorisine ilave edilmiştir. Yani o 18 maddenin altında Erbakan Hoca’mızın imzası yoktur.</p>
<p>Bu 18 maddede, 12 yaşından küçük çocukların Kur’an kursuna gitmesinin yasaklanması, İmam-hatip liselerinin orta kısmının kapatılması, Milli Gençlik Vakfı gibi İslami-milli hassasiyete sahip kuruluşların kapatılması, İmam-hatip lisesi mezunlarının üniversiteye giriş puanlarının hesaplanmasındaki katsayının düşürülmesi, İmam-hatip mezunlarının polis olmasının yasaklanması, ilk ve orta dereceli okulları eğitim sisteminin 4+4+4 uygulamasına geçilmesi, okullarda ve kamuda laikliğe aykırılığın davranışların denetlenmesi gibi maddeler yer alıyordu. Erbakan Hoca, Bakanlar Kurulu’na bunların konuşulduğunu söyleyerek herkesin kendi bakanlığında bunlarla ilgili bir irtica problemi olup olmadığını tetkik etmeleri talimatını verdi.</p>
<p>Sonraki süreçte, “Erbakan gitsin, bıraksın.” diye kampanya başlattılar. Valiler, emniyet müdürleri, rektörler, askeriye beraber hareket ettiler. Başörtülü üniversite öğrencileri okullara alınmamaya başlandı.Böyle zorluklar çıkarmaya başladılar.</p>
<p>Erbakan Hoca’ya istifa etmesi için baskı kurmaya başladılar. Erbakan Hoca istifa etmeyince. Sonrasında Doğru Yol Partisi Milletvekilleri baskı tehdit ve şantajla istifa ettirilmeye başlandı her gün Doğru Yol Parti’sinden bir iki Millet vekili istifa ettiriliyordu Doğru Yol Milletvekillerinin 48 Milletvekilli veya Bakan istifa ettirildi. Hükümetin arkasında güvenoyu sağlayacak kimse kalmasın diye böyle yaptılar.</p>
<p>Bir de “5’li Çete” denilen bir yapı ortaya çıktı: TÜSİAD, TOBB, DİSK, TİSK, TÜRK-İŞ. Atina’ya giden grubun içinde bunların başkanları da vardı. 1994 yılında işçi ve işçi emeklisine hiçbir zam yapılmamasına rağmen bunlar isyan etmediler. Erbakan Hoca, işçiye, emekliye, memura %150-300 aralığında zam yapmasına rağmen Erbakan’dan rahatsız oldular.</p>
<p>Darbe yapılacağı ve hükümetin devrileceği söylentileri oluştu. Tansu Çiller, Erbakan Hoca’nın yanına geldi ve “Ben Cumhurbaşkanıyla da, Genelkurmay Başkanıyla da görüştüm. Ben başbakan olursam benim Başbakanlığıma itiraz etmiyeceklerini, söyledi sizin (Erbakan Hoca’nın) hükümette olmamanız şartıyla. Zaten hükümet protokolüne göre iki yıl benim, iki yıl sizin başbakan olmanız hususunda anlaşmıştık. Eğer aksilik olursa da bir yıl siz, bir yıl biz diye anlaşmıştık. Bana söz verdiler, ben başbakan olursam bu çalkantı duracak. Başbakanlığı bana verirsen koalisyona devam ederim, vermezsen basın toplantısı yapacağım ve hükümetten çekildiğimi açıklayacağım.” dedi.</p>
<p>Erbakan Hoca direniyor, gitmiyor ama Doğru Yol üzerinden baskı yapıyorlar. Erbakan Hoca, Tansu Çiller’e “Ben Demirel’i çok iyi tanırım. Bunlar seni aldatıyorlar. Sana başbakanlığı vermezler.” diyor. Erbakan “Tansu Hanım başbakan olsun, biz de milletvekillerimizle imza toplayalım, bunu Süleyman Demirel’e götürelim ve ‘Biz başbakanlığı bırakıyoruz ama Tansu Hanım’ın başbakan olmasını talep ediyoruz.’ diyelim.” diyor. Ancak sonrasında görevi Tansu Çiller’e vermediler.</p>
<p>Dolayısıyla Erbakan Hoca bu şekilde hükümetten uzaklaştırılmış oldu. 28 Şubat hükümeti dediğimiz hükümet, o 18 maddelik kanunları çıkarmaya başladı. İmam hatip mezunları polis olamadılar. İmam hatip öğrencilerinin puanlarını kırdılar. 12 yaşına kadar kimse Kur’an kursuna gidemeyecek. Biz bunları engellemek için mecliste çok büyük gayretler gösterdik. Erbakan Hoca gider gitmez faizler yükseldi. Bankaların içi boşaltıldı. Havuz sistemini kaldırdılar.</p>
<p>Mesut Yılmaz, Doğan Medya Grubu’nun başkanı Aydın Doğan’ı evinde ziyaret etti. Aydın Doğan, eşofmanla Mesut Yılmaz’ı karşıladı. Devlet tekrar parasız duruma düştü. Bu darbenin bin yıl süreceğini söylediler. Başörtülü öğrencileri okullara almamaya başladılar. Böyle bir ortam oluştu. Fazilet Partisi kapatıldı. Partinin içinden “yenilikçiler” ve “ak saçlılar, gelenekçiler” diye bir kutuplaşma ortaya çıktı. Sonrasında Saadet Partisi kuruldu. Bu yenilikçiler Saadet Partisi’ne katılmadılar, AK Parti’yi kurdular.</p>
<p><em><strong>Soru:</strong></em> Bugünden bakıldığında, 28 Şubat sürecini hazırlayan dinamikler hâlâ Türkiye siyasetinde etkili mi? Benzer bir süreç yaşanma ihtimali sizce var mı?</p>
<p><em><strong>Sacit Günbey:</strong></em> Maalesef bütün İslam dünyasında yönetimlerin değişmesinde Siyonizm çok etkilidir. Amerika çok etkilidir. Her ne kadar değişimler olsa da hâlâ Türkiye’de birtakım egemen güçler var. Hâlâ kendisini bu memleketin öz sahibi zanneden kuruluşlar vardır. Bunlar değiştirilmeli. Fulbright sistemi değişmeli.</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/gundem/sacit-gunbey-28-subat-surecini-anlatti-erbakan-hoca-direndi-mgk-kararlarini-imzalamadi/31147/">Sacit Günbey 28 Şubat sürecini anlattı: “Erbakan hoca direndi, MGK kararlarını imzalamadı”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/gundem/sacit-gunbey-28-subat-surecini-anlatti-erbakan-hoca-direndi-mgk-kararlarini-imzalamadi/31147/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğan Bekin: “28 Şubat Darbesi millete yapılmıştır”</title>
		<link>https://www.millinizam.com/gundem/dogan-bekin-28-subat-darbesi-millete-yapilmistir/31145/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/gundem/dogan-bekin-28-subat-darbesi-millete-yapilmistir/31145/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Miraç Yinanç]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Feb 2025 13:38:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[28 Şubat]]></category>
		<category><![CDATA[Darbe]]></category>
		<category><![CDATA[Doğan Bekin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=31145</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeniden Refah Partisi İstanbul Milletvekili Doğan Bekin, 28 Şubat sürecinin yıldönümü nedeniyle yaptığı açıklamada, dönemin Refah-Yol Hükümeti’nin icraatlarını ve karşılaştığı baskıları anlattı. Bekin, 28 Şubat’ın sadece Refah-Yol hükümetine değil, doğrudan millete karşı yapıldığını belirterek, “Sincan’da tankları yürüterek Erbakan Hocamızı istifaya zorladılar. Bu darbe, milletin refahını yükselten ve ekonomiyi düzlüğe çıkaran bir hükümete karşı yapılmıştır” ifadelerini [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/gundem/dogan-bekin-28-subat-darbesi-millete-yapilmistir/31145/">Doğan Bekin: “28 Şubat Darbesi millete yapılmıştır”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yeniden Refah Partisi İstanbul Milletvekili Doğan Bekin, 28 Şubat sürecinin yıldönümü nedeniyle yaptığı açıklamada, dönemin Refah-Yol Hükümeti’nin icraatlarını ve karşılaştığı baskıları anlattı.</p>
<p>Bekin, 28 Şubat’ın sadece Refah-Yol hükümetine değil, doğrudan millete karşı yapıldığını belirterek, “Sincan’da tankları yürüterek Erbakan Hocamızı istifaya zorladılar. Bu darbe, milletin refahını yükselten ve ekonomiyi düzlüğe çıkaran bir hükümete karşı yapılmıştır” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Refah-Yol Hükümeti Ekonomiyi Düzlüğe Çıkardı”</strong></p>
<p>Doğan Bekin, 24 Aralık 1995 milletvekili seçimlerinden sonra hükümet kurma çabalarının sonuç vermemesi üzerine, Refah Partisi ile Doğru Yol Partisi’nin bir araya gelerek Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın başbakanlığında Refah-Yol hükümetini kurduğunu hatırlattı. 54. Hükümetin kısa sürede ülkenin kangrenleşmiş sorunlarına çözüm getirdiğini belirten Bekin, o dönemde yapılan ekonomik reformlarla ilgili şu bilgileri verdi:</p>
<p>“54. Hükümet, bir yıl zarfında ülkemizin sorunlarını bir bir ortaya koyarak çözüm yolunda başarılı icraatlar yaptı. Refah-Yol hükümeti, ülkemizi büyük bir borç sarmalından kurtarmıştır. 1997 yılı sonunda 58 milyar dolara çıkması muhtemel olan %200 faizli, dört ay vadeli borç sarmalını tamamen ortadan kaldırmıştır. 1996 yılı sonunda, borcu 45 milyar dolar yerine 22 milyar dolara indirmiş ve 1997 yılı sonunda da 58 milyar dolar değil, 15 milyar dolara inecek şekilde gerekli düzenlemeleri yapmıştır.”</p>
<p>Bekin, faiz oranlarının düşürülmesi konusunda da önemli adımlar atıldığını belirterek şu bilgileri paylaştı:</p>
<p>“54. Hükümet görevi devraldığında %76’lar düzeyinde olan repo oranı, Şubat 97’de %50’ler düzeyine kadar çekildi. Bu durum mevduat faizlerinde de yaşandı. Ayrıca %170 düzeyinde devralınan hazine borçlanma faizi, Şubat 1997 tarihinde %83’ler düzeyine kadar düşürüldü. 54. Hükümet göreve geldiğinde sadece 155 gün olan borçlanma vadesi, 28 Şubat 1997’de 400 güne, bu tarihten sonra yaşanan olumsuzluklara rağmen Nisan 1997’de ise 730 güne çıkarıldı.”</p>
<p><strong>“Refah-Yol Hükümeti Enflasyonla Mücadelede Başarılı Oldu”</strong></p>
<p>Bekin, Refah-Yol hükümetinin ekonomi politikaları sayesinde toplumun tüm kesimlerine büyük kazanımlar sağladığını ifade ederek şunları söyledi:</p>
<p>“54. Hükümet döneminde enflasyonla mücadelede başarı sağlandı ve emekliler, işçiler, memurlar ve köylüler dahil, toplumun tüm gelir gruplarına enflasyon üzerinde 40-50 puanlık gelir artışı sağlandı. Ortalama memur maaş artışı %230, buna mukabil enflasyon ise %65 düzeyinde olduğundan artış oranı enflasyonun üzerinde %65 oranında gerçekleşti. Bağ-Kur emeklilerinin maaşları ise %300’e kadar artırıldı. 54. Hükümet döneminde milletimize en büyük refah payı verilmiştir. Köylümüze bir önceki yıla oranla %312 fazla ödeme yapılmıştır.”</p>
<p><strong>“D-8 ile Türkiye Küresel Öncü Haline Geldi”</strong></p>
<p>Refah-Yol hükümetinin yalnızca ekonomi alanında değil, dış politikada da önemli başarılar elde ettiğini vurgulayan Bekin, D-8 Teşkilatı’nın kurulmasıyla Türkiye’nin uluslararası arenada önemli bir rol üstlendiğini ifade etti:</p>
<p>“54. Hükümetin bir yıllık iktidarı döneminde ülkenin ekonomik kaynaklarını harekete geçirerek ekonomiyi düzlüğe çıkarmıştır. Keza D-8 teşkilatının kuruluşu ile ülkemiz, dış politika alanında küresel çapta öncülük noktasına ulaşmış oldu.”</p>
<p>Bekin, 54. Hükümetin ilk defa denk bütçe yaparak büyük bir mali başarıya da imza attığını belirterek, 28 Şubat sürecinde yaşanan ekonomik çalkantıların Refah-Yol hükümeti nedeniyle değil, onu yıpratmaya çalışan çevreler nedeniyle yaşandığını söyledi.</p>
<p><strong>“Refah-Yol Hükümeti Halkın Yararına Çalıştığı İçin Hedef Alındı”</strong></p>
<p>Bekin, 54. Hükümetin yolsuzlukları önleme, halkın çıkarlarını koruma ve ekonomik rant çevrelerine karşı attığı adımlar nedeniyle hedef haline getirildiğini söyledi. O dönem Refah-Yol hükümetine yönelik saldırıların temel nedenlerini şöyle sıraladı:</p>
<p>“Refah-Yol hükümeti, kendi köylümüzü düşünerek yabancı et ithalatını yasakladı. Eşel-Mobil sistemiyle çalışanların emeklerini korumak istedi. Devlet arazilerinin peşkeş çekilmesine müsaade etmedi. Boğaz’daki yeşil alanlar, Refah-Yol sonrası çıkarılan kararnamelerle otellere çevrildi. Kumarın yasaklanması rant çevrelerini rahatsız etti. Tüm ihalelerin şeffaflaştırılması rant peşinde koşanları tedirgin etti. Refah-Yol, bazı resmi kurumların özel bankalardan faizle borç alma soygununa son verdi. Havuz Sistemi sayesinde devletin malını hortumlayan kartel medyasının haksız kazançları kesildi.”</p>
<p><strong>“Tankları Yürütüp Hükümeti İstifaya Zorladılar”</strong></p>
<p>Bekin, 28 Şubat sürecinin yalnızca Refah-Yol hükümetine değil, doğrudan millete karşı yapıldığını belirtti:</p>
<p>“Sonuç olarak, Refah-Yol hükümetine karşı Sincan’da tankları yürüterek ne yazık ki, Erbakan Hocamızı istifaya zorladılar. Bunun sonucu olarak, Erbakan Hocamız, ülkemizin ve milletimizin geleceğini düşünerek Başbakanlık görevinden istifa etti. Şu anda Erbakan Hocamızın hala canlı olarak gündemde olması üzerinde önemle durulması gerekir düşüncesindeyiz. 28 Şubat post-modern darbesi, tek kelimeyle çıkar çevreleri tarafından 54. Hükümete değil, milletimize karşı yapılmıştır.”</p>
<p>Bekin, 28 Şubat sürecinin sadece Refah-Yol hükümetine değil, doğrudan millete karşı yapıldığını ve Türkiye’nin kalkınmasını engellemeye yönelik bir darbe olduğunu vurgulayarak, “Bugün hala Erbakan Hocamızın icraatları konuşuluyor ve millete hizmet etmek için nasıl engellendiği biliniyor. 28 Şubat’ı gerçekleştirenler ise tarihin kara sayfalarındaki yerini aldı” ifadelerini kullandı.</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/gundem/dogan-bekin-28-subat-darbesi-millete-yapilmistir/31145/">Doğan Bekin: “28 Şubat Darbesi millete yapılmıştır”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/gundem/dogan-bekin-28-subat-darbesi-millete-yapilmistir/31145/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cumhurbaşkanı Erdoğan, 28 Şubat postmodern darbesinin mimarlarını affetti!</title>
		<link>https://www.millinizam.com/gundem/cumhurbaskani-erdogan-28-subat-postmodern-darbesinin-mimarlarini-affetti/21456/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/gundem/cumhurbaskani-erdogan-28-subat-postmodern-darbesinin-mimarlarini-affetti/21456/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan Eğrigöz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 May 2024 10:20:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[28 Şubat]]></category>
		<category><![CDATA[Af]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Darbe]]></category>
		<category><![CDATA[Resmi Gaze]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=21456</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın imzasıyla Resmi Gazete&#8217;de yayımlanan 28 Şubat davası sanıklarına af kararı kapsamında müebbet hapis cezasına çarptırılan 14 kişi, sağlık sorunları nedeniyle affedildi. 28 Şubat davasında &#8220;darbeye teşebbüs&#8221; suçundan müebbet hapis cezası almış olan emekli askerler Fevzi Türkeri, Yıldırım Türker, Aydan Erol, Cevat Temel Özkaynak, Erol Özkasnak, Çetin Doğan ve Çevik Bir&#8217;in kalan [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/gundem/cumhurbaskani-erdogan-28-subat-postmodern-darbesinin-mimarlarini-affetti/21456/">Cumhurbaşkanı Erdoğan, 28 Şubat postmodern darbesinin mimarlarını affetti!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın imzasıyla Resmi Gazete&#8217;de yayımlanan 28 Şubat davası sanıklarına af kararı kapsamında müebbet hapis cezasına çarptırılan 14 kişi, sağlık sorunları nedeniyle affedildi.</p>
<p>28 Şubat davasında &#8220;darbeye teşebbüs&#8221; suçundan müebbet hapis cezası almış olan emekli askerler Fevzi Türkeri, Yıldırım Türker, Aydan Erol, Cevat Temel Özkaynak, Erol Özkasnak, Çetin Doğan ve Çevik Bir&#8217;in kalan hapis cezaları, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın kararıyla kaldırıldı.</p>
<p>Bugünkü Resmi Gazete&#8217;de yayımlanan af kararına gerekçe olarak hükümlülerin, Adli Tıp Kurumu&#8217;nca verilmiş raporlara göre &#8220;sürekli hastalık&#8221; ve &#8220;kocama hali durumunda olmaları&#8221; gösterildi.</p>
<p>28 Şubat&#8217;ın baş mimarlarından olan Çevik Bir ve Çetin Doğan da dahil olmak üzere 14 &#8216;postmodern&#8217; darbeci, 2021 yılında müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı. Yargıtay&#8217;ın bu kararının ardından, rütbeleri de sökülmüş ve 14 kişi &#8220;er&#8221; statüsüne düşmüştü.</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/gundem/cumhurbaskani-erdogan-28-subat-postmodern-darbesinin-mimarlarini-affetti/21456/">Cumhurbaşkanı Erdoğan, 28 Şubat postmodern darbesinin mimarlarını affetti!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/gundem/cumhurbaskani-erdogan-28-subat-postmodern-darbesinin-mimarlarini-affetti/21456/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
