<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>aile yılı arşivleri - Milli Nizam</title>
	<atom:link href="https://www.millinizam.com/etiket/aile-yili/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.millinizam.com/etiket/aile-yili/</link>
	<description>Adil Bir Dünya</description>
	<lastBuildDate>Tue, 21 Jan 2025 08:10:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9</generator>
	<item>
		<title>Serdar Arseven ile Gündem: Aile, Sadece Aile&#8230;</title>
		<link>https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-ile-gundem-aile-sadece-aile/29906/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-ile-gundem-aile-sadece-aile/29906/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Miraç Yinanç]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Jan 2025 08:55:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EN ÇOK OKUNANLAR]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[İslam ve Aile]]></category>
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[aile yılı]]></category>
		<category><![CDATA[istihdam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=29906</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin gündemi, Türkiye’yi seven herkesin avucunda bir kor gibi. Türkiye’nin kendisi yüreklerimizi ısıtıyor ama gündemi ise yakıyor. Meslek büyüğüm ve usta gazeteci sayın Serdar Arseven ile Türkiye’nin gündemine ilişkin konuşmaya, dertleşmeye devam ediyoruz. Ben soruyorum, Serdar Arseven Ağabey içtenlikle cevaplıyor. Sözü fazla yormadan soru-cevaplarımıza geçelim… Bugünkü konumuz, sadece aile: Miraç Yinanç: Sayın Serdar Arseven, geçen [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-ile-gundem-aile-sadece-aile/29906/">Serdar Arseven ile Gündem: Aile, Sadece Aile&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin gündemi, Türkiye’yi seven herkesin avucunda bir kor gibi. Türkiye’nin kendisi yüreklerimizi ısıtıyor ama gündemi ise yakıyor. Meslek büyüğüm ve usta gazeteci sayın Serdar Arseven ile Türkiye’nin gündemine ilişkin konuşmaya, dertleşmeye devam ediyoruz. Ben soruyorum, Serdar Arseven Ağabey içtenlikle cevaplıyor. Sözü fazla yormadan soru-cevaplarımıza geçelim… Bugünkü konumuz, sadece aile:</p>
<p><em><strong>Miraç Yinanç</strong></em>: Sayın Serdar Arseven, geçen hafta, Aile Yılı ve Sayın Cumhurbaşkanı’nın vereceği “müjdeler” bahsiyle başlamıştık. “Müjdeleri” verdi, Sayın Cumhurbaşkanı&#8230; Ne diyorsunuz?</p>
<p><em><strong>Serdar Arseven:</strong></em> Evet, Miraç Bey, müjdeleri verdi Sayın Cumhurbaşkanı, En önemlisi, 150 bin liralık iki yıl geri ödemesiz, faizsiz para desteği. Yetmez, ama evet! Sayın Cumhurbaşkanı müjdeleri vermeden önce de, Aile’yi hedef alan sistematik saldırılardan, sapkın akımlardan, nüfusumuzun artmaması, toplumun yaşlanması için<br />
yürütülen kampanyalardan bahsetti. Bunların hepsi doğru da, binlerce kez söylediğim ve yazdığım gibi,<br />
bunlara karşı hangi tedbirler alınıyor sorusu da gündemde. Sapkın akımlar var, bunların sözde sivil toplum örgütleri var, bunlar kapatılabilir mi? Kapatılabilirse, gereği yapılabilir. Aile’yi hedef alan, her türlü rezilliğin sergilendiği nice program var&#8230; Bunlara karşı ne yapılıyor? Ne kadar yerli ve milli oldukları tartışmalı kanunlar var, Yeni Akit gazetesinin manşetinde, ‘Devşirme Kanunlar” olarak nitelendirilen kanunlar&#8230; Süresiz Nafaka uygulaması, eski ve yeni adalet bakanlarının, yeni aile bakanının defalarca kaldırılacağını söylemelerine rağmen niçin devam ettiriliyor?</p>
<p>Kadın istihdamını arttırmak, kadın istihdamını arttırmak, kadın istihdamını arttırmak.. Söylenen bu. 6284 Sayılı Kanun kimilerinin kırmızı çizgisi? Bu kanunu CHP de çok savunuyor mesela. Dem de savunuyor olduğu gibi.</p>
<p><em><strong>Miraç Yinanç:</strong></em> Sizce neler yapılmalı?</p>
<p><em><strong>Serdar Arseven:</strong></em> Şu süresiz nafaka kaldırılmalı, öncelikle. Böyle bir düzenleme olmaz. 6284 Sayılı Kanun da, istismara, iftiraya o kadar açık ki&#8230; Fiziki şiddet tamam, psikolojik şiddet ne, ekonomik şiddet ne, şiddet ihtimali ne? İstanbul Sözleşmesi&#8217;nin uzantısı, haksız, hukuksuz, ayrıştırıcı 6284 sayılı Kanunda, iftira yollarını tıkayacak düzenlemeler yapılmalıdır. Birisi, kocasına ya da karısına, ‘Bana şiddet uyguluyor?” diye iftira atsa, evden uzaklaştırma kararı alsa ve sonra da dediklerinin iftira olduğu ortaya çıksa, ne kadar ceza alır ki? Bir kişiye iftira atıyorsunuz, onu çocuklarına karşı, topluma karşı karalıyorsunuz, işini gücünü bozuyorsunuz&#8230; Ve bir gün denilenlerin iftira oldukları ortaya çıkıyor. Bunun karşılığı ne? Aşağı yukarı hiç! Benim kırmızı çizgilerim belli: Çocuğa, erkeğe, kadına, hayvana, tabiata şiddete hayır. İftiraya da hayır!</p>
<p><em><strong>Miraç Yinanç:</strong></em> Aile çöküyor, boşanmalar artıyor, evlenmeler azalıyor, doğurganlık hızı sizin tabirinizle çakılmış durumda&#8230; Bunlar sadece Türkiye’nin problemleri mi?</p>
<p><em><strong>Serdar Arseven:</strong></em> Bazıları bu durumu küreselleşmenin tabii sonucu olarak görüyor. Bu yorum, teslimiyet yorumudur. Bu bir yana, Eski Aile Bakanı, ‘Kıta Avrupası’ndan bile 4-5 kat hızla yaşlanıyoruz!’ demişti. Bu küreselleşmenin tabii sonucu ise, biz Kıta Avrupası’ndan bile hızlı mı yaşlanıyor oluruz? Hayır, bizde çöküş çok hızlandı. Bu gidişe dur demek gerek. Sayın Cumhurbaşkanı bu durumu ‘Varoluşsal Tehdit!’ olarak nitelendiriyor. Çok doğru da, bunun çözümü kadın istihdamını arttırmak mı?</p>
<p><em><strong>Miraç Yinanç:</strong></em> Çözüm?</p>
<p><em><strong>Serdar Arseven:</strong></em> Paradigma değişimi lâzım, bakış açısı değişimi lâzım. Mecburi eğitimi 12 yıla çıkartmışız. Bir de üstüne üniversite, bir de yüksek lisans, genç iş bulacak, ustalaşacak filan&#8230; Yaş 35! Olmaz bu! Meslek eğitimi yerlerde. Piyasada usta yok, kalfa yok! Evlenmeler geciktiriliyor. Sonra kadının ille de çalışması gerektiği propagandası yapılıyor. Kadın çalışabilir ama çalışmak zorunda değildir. Ev hanımlığı da saygındır. Devletimiz, ev hanımlarına emeklilik yolunu açmalıdır.Süresiz nafaka kaldırılmalıdır. 6284 sayılı kanunun kadını da, aileyi de korumadığı net bir şekilde ortaya çıkmıştır.</p>
<p>Televizyonlardaki ifsat edici, ahlak yıkıcı yayınlara da müdahale edilmelidir. Bunları hep söylüyoruz ama, nedense, karşılık bulmuyor.</p>
<p><em><strong>Miraç Yinanç:</strong></em> Siz kadınların bir işte maaş karşılığı çalışmasına karşı mısınız? Son zamanlarda böyle paylaşımlarınız var&#8230;</p>
<p><em><strong>Serdar Arseven:</strong> </em>Hayır, karşı değilim. Kadın çalışabilir ama, çalışmaya zorlanmamalıdır. Hiç bir kadın, eve para getirmeye zorlanmamalıdır. İşte psikolojik şiddet, bu zorlamadır.</p>
<p><em><strong>Miraç Yinanç:</strong></em> Nasıl psikolojik şiddet?</p>
<p><em><strong>Serdar Arseven:</strong></em> İnancımıza göre, bir kadının eve para getirmek, ev için harcamak gibi bir mükellefiyeti yoktur. Erkek evinin geçimini temin edecektir. Siz kadını, erkeğe eşit yapıp, hayat müşterektir diye, sırtına yükler yüklerseniz, bu olmaz. Kadın kazandığı parayı, ev için harcamak zorunda da değildir. İsterse harcar, istemezse harcamaz. Şimdilerde, birçok yerde, kadın ille de çalışmalı, eve para getirmeli baskısı yapılıyor.</p>
<p>Bazı alanlarda kadın istihdamı zaruret gibidir. Bebek bakıcılığı için elbette kadın tercih edilir. Bazı alanlar böyledir. Ama, şimdi, düşünün, bizim memlekette, bir Bakan, Avrupa Birliği ile ortak projenin lansmanını yapıyor. Proje, Kadın Tır Şoförü Sayısını Arttırma Projesi. İş buraya kadar geldi yani.</p>
<p><em><strong>Miraç Yinanç:</strong></em> Siz, çocuklukta anneden bababan mahrum kalmışsınız, böyle bir yazınızı okumuştum.</p>
<p><em><strong>Serdar Arseven:</strong></em> Ben bebekken, Annem ile Merhum Babam, beni getirip, Türkiye’de bir yuvaya atmışlar. Annem Babam o zamanlar Almanya’da, ben çok gelmişim herhalde. Buradaki yuvada çok işkence görmüşüm. Neyse, sonra, işte orada burada büyümüşüm. Ben, çocukken Annem ile Babam boşanmışlardı. Böyle şeyler yaşadım. Benim derdim değil mesele tabii. Mesele, aile meselesi. Bir bebek, bir çocuk mümkün olduğunca anne babası ile birlikte olmalı. Şimdilerde, neredeyse bütün anneler çalışıyor bundan dolayı da, bebeklikler, ne kadar kolaylık sağlanırsa sağlansın, anne sevgisinden mahrum geçiyor. Bu durum da çok tehlikeli bir durum. Anne, baba sevgisini, güvenini zamanında yeterince alamayan bireyler ilerleyen yıllarında sorunlu bireyler oluyorlar genellikle. Bu mesele çok<br />
önemli, çok.</p>
<p><em><strong>Miraç Yinanç:</strong></em> Müsaadinizle, bu konudaki son yazınızı, MİLAT’tan buraya alacağım, Çok dikkat çekici bir yazı.</p>
<p><em><strong>Serdar Arseven:</strong></em> Güzel olur bu.</p>
<p><em><strong>Miraç Yinanç:</strong></em> Eyvallah. İşte Sayın Serdar Arseven’in “Kadın<br />
İstihdamı”na dair o yazısı:</p>
<p><strong>HER KADIN İLLE DE ÇALIŞMALI, ÖYLE Mİ?</strong></p>
<p>Kadın istihdamı oranı arttıkça, nüfus artış oranı düşer.<br />
Bu dünyanın her yerinde böyledir.<br />
Malûm Aile Yılı’ndayız.<br />
Devlet’in Zirvesi’nden sokaktaki vatandaşa kadar herkes, nüfus artış<br />
hızının dibe çakılmasından şikâyet ediyor.<br />
Sayın Cumhurbaşkanı’nın isabetle ifade ettikleri üzere, “varoluşsal<br />
tehdit” bu.<br />
Bir başka ifadeyle, “yokoluşsal” tehdit!<br />
Beka meselesi…<br />
“Nüfus” tehlikede olursa “nüfuz” da tehlikede olur, yine Sayın<br />
Cumhurbaşkanı’nın ifadesiyle.<br />
Memleketimizin etkinliği azalır yani.<br />
İddialarımızın önemli bir bölümünü kaybederiz.<br />
Mesele, nüfusun niteliği meselesi…<br />
Nüfus artış hızı, bizdeki gibi dibe çakıldığında, memleket hızla yaşlanır.<br />
Memleket iyice yaşlanırsa da…<br />
Ülke savunmasından, sosyal güvenlik alanına kadar…<br />
Allah muhafaza…<br />
Gör başına neler gelir!<br />
Doğurganlık, Sayın Cumhurbaşkanı’nın ifadesiyle “varoluşsal” yani<br />
“yokoluşsal” tehdit oluşturacak kadar dibe vursa da…<br />
Bu sıkıntılı ortamda dünyaya gelmelerine vesile olunan çocuklarımızın<br />
çoğu, kreşlere gönderilecek mecburen.<br />
Bir, iki, üç…<br />
Artık kaç çocuk yapılıyorsa, hepsi “yuva-kreş” denilen yerlerde<br />
büyüyecek…<br />
Ya da, evlerdeki bakıcı karşılayacak “anne” ihtiyacını.<br />
Ben, anne-baba sevgi ve şefkatinden mahrum bir şekilde büyümemin<br />
acısını, bugün bile hissediyorum yüreğimde.<br />
Her mutlu çocuğa, hayatına imrenerek, hatta iyice çocuklaştığımda<br />
“kıskanarak” bakıyorum.<br />
Etrafım biraz geçimsiz ve huysuz olduğumu söyler.</p>
<p>Haklılar, arıza kaldı işte geçmişten.<br />
Rabbim korudu, kötü yollara düşmedim, “normal şartlarda” kuvvetle<br />
muhtemel düşebilirdim.<br />
AİLE konusuna büyük hassasiyet göstermemde, yaşadıklarımın,<br />
yaşayamadıklarımın etkisi büyüktür herhalde.<br />
İnsanın neresi ağrırsa canı orada olurmuş.<br />
Bir milyon “kadın” bakıcı, bir annenin evlâda verdiği “sevgi ve şefkat”<br />
duygusunun milyonda birini veremez.<br />
Bir milyon “erkek” personel, bir babanın evlâdına verdiği “kendini<br />
güvende hissetme” duygusunun milyonda birini veremez.<br />
İnsanın, küçük yaşta anne ya da babasını, her ikisini kaybetmesi çok acı<br />
verici durumlardır. Anne ve babası hayatta iken onlardan mahrum<br />
yaşamak, yaşatılmak da öyledir.<br />
Şimdilerde, huzur(!)evleri ve kreş sayısı arttırılıyor…<br />
Çalışan kadınlara “doğum yapmalarını teşvik” için ilâve güzellikler<br />
devreye alınıyor<br />
Bakalım, kadın istihdam oranının hızla arttırıldığı, bunun hedef olarak<br />
konulduğu bir ortamda, nüfus işleri nereye varacak?<br />
Birileri diyor ki…<br />
Her kadın ille de çalışmalı!<br />
Her kadın istihdama katkı sağlamalı!<br />
Her kadın ille de eve para getirmeli!<br />
Kadın hem bir işte çalışmalı; mesela sabahın 7’sinde yollara dökülüp,<br />
akşam saat 7’de, 8’de evine ulaşmalı.<br />
Dönüş yolunda bebeği, çocuğu “yuva” (!)dan almalı ya da evdeki<br />
“bakıcı”dan devralmalı!<br />
Biraz sevmeli.<br />
Sonra, Allah ne verdiyse, yemek hazırlamalı.<br />
Bebeği ya da çocuğu uyutmalı.<br />
Yorgun argın halde…<br />
Yorgun argın kocasıyla birlikte, televizyonun karşısına geçmeli.<br />
Gözler gitmeli, uykuya dalınmalı.<br />
Sabahın 6’sında işlere gitmek için hazırlanmaya başlanmalı.<br />
Yine işe gidilmeli…<br />
Akşam yine eve gelinmeli.<br />
Hafta sonları da, ev temizlenmeli…<br />
Ya da “temizlikçi” tutulmalı!</p>
<p>Böyle hayatlar, hemen herkes için…<br />
Hemen her aile için…<br />
Kimi zaman mecburen mecburiyetten, kimi zaman kariyer yapma<br />
isteğinden.<br />
Şimdiki erkeklerin büyük bir bölümü, “hayat müşterektir” gerçeğini,<br />
“Kadın da eve para getirmeli, geçime katkıda bulunmalıdır!” olarak<br />
alıyor ve kadına bu sorumluğu yüklüyor.<br />
Evet hayat müşterektir ama, kadının evinin geçimini üstlenmek, eve para<br />
getirmek gibi bir mecburiyeti var mıdır?<br />
“Abi öyle diyorsun ama, bu devirde iki maaş bir araya gelmezse<br />
geçim nasıl olacak? Evlenirken bunu da hesaba katmayayım mı?”<br />
Al sana bir açmaz!<br />
“Peki kardeşim, bebekler ne olacak?”<br />
“Abi, zaten olsa olsa bir bebek, bilemedim iki!”<br />
“Üç olmaz mı?”<br />
“Nasıl olsun abi?”<br />
Doğru ya, nasıl olsun?!<br />
Sırf geçinemem diye, karısından “para katkısı” bekleyen birçok arkadaş<br />
biliyorum.<br />
Hepsi de, “Abi, hanımın aldığı bakıcıya, iş gereği yapılan giyecek<br />
masraflarına ve diğer masraflara gidiyor! Hatta her ikimiz de<br />
çalıştığımız için normalde yapmayacağımız başka masrafları da<br />
yapıyoruz!” demekte.<br />
Olsun, maksat istihdam olsun.<br />
Kadın istihdam oranı artsın.<br />
Şimdilerde, deniyor ki, yani eskiden de denirdi ama şimdi çok daha fazla<br />
deniyor ki:<br />
“Erkeklere güven olmaz! Kadın bir işte çalışmasın da erkeğinin<br />
eline mi baksın? Ya yarın öbürgün (afedersiniz) tekmeyi vuru<br />
verirse?”<br />
Eyvahlar olsun!<br />
Yuvalara daha kurulmadan “güvensizlik” kurdu düşürülüyor.<br />
Güven yoksa, yuva da yoktur.<br />
Boşanmak da her an gündemdedir!<br />
E, tamam…<br />
Güven yok.</p>
<p>Kadının çalışması bir tedbir, erkeğin muhtemel “keleklerine” karşı bir<br />
tedbir!<br />
Erkek kadının, kadın da erkeğin “yurdu” değil de, “kurdu” mu yâni!<br />
Ben bunları söyledikten sonra, “Evde çocuklarına bakan, onları güzel<br />
güzel büyütmeye, terbiyelerini vermeye çalışan ev hanımlarının<br />
teşvik edilmesi gerektiğini”, mesela evlilikte belli süreyi aşmış olan<br />
“anne”lerin, “isteğe bağlı” sigorta primlerinin tamamının karşılanması<br />
gerektiğini söylediğim zaman, dudak bükülüyor.<br />
Daha çok da ikide bir “evlilik karşıtı” eylemler yapan, söylemlerde<br />
bulunan “feministler” dudak büküyor&#8230;<br />
Mesele “çalışma” meselesiyse, bu memlekete güzel evlatlar yetiştirmek<br />
için mücadele veren ev hanımlarından fazla çalışan yoktur herhalde.<br />
Bir yerde, birilerinin emrinde “maaş” karşılığı çalışan da, ev<br />
hanımefendiliğini tercih eden de saygındır.<br />
Kadın eve para getirmek mecburiyetinde değildir, buna mecbur<br />
edilmemelidir, edilmeyeceği şartlar hazırlanmalıdır!<br />
Bununla birlikte, her kadın ve her erkek, meslek sahibi olmalıdır.<br />
Benim büyüklerim, ninelerim, dedelerim mutlaka bir mesleğin<br />
ustasıydılar.<br />
Aile büyüğüm kadınların, o hanımefendilerin çoğu, dikiş, nakış, örgü<br />
işlerinde çok ustaydı.<br />
Rahmeti Büyükannem, herkesi hayran bırakacak ölçüde güzel yemek<br />
yapardı; “Batı ve doğu mutfaklarını” çok iyi bilir, muhteşem eserlere<br />
imza atardı.<br />
Rahmetli Büyük Halam, hem dikiş-nakış işlerini çok iyi bilir, hem de çok<br />
güzel şiirler yazardı, müthiş tabiat resimleri çizerdi.<br />
Çok zarif süs eşyaları yapabilen, seramik işlerinde usta olan<br />
hanımefendiler tanırım.<br />
Köylerdeki pek çok ev hanımefendisinin de, birer “usta” olduklarını<br />
bilirim.<br />
Onlar birer ev hanımıdır; evi de, köyü de, bahçeyi de çeviren onlardır.<br />
Sabah altı, akşam yedi, ha bire koşturan…<br />
Otobüslerde, minibüslerde “ayakta kalma, kendilerini koruma<br />
mücadelesi” veren hanımefendilerin çoğundan da sağlıklı olduklarını<br />
bilirim.<br />
İnsan, evinde huzurluysa, bebeklerini sağlıklı bir şekilde büyütmenin ruh<br />
huzurunu yaşıyorsa, çok daha üretken, çok daha sağlıklı oluyor.</p>
<p>Ben, bir hanımefendinin, maaş karşılığı bir işte çalışmasa da bir<br />
“mesleğin” ustası olmasından yanayım.<br />
İlle de eve para getirmeye mecbur edilmesine de karşıyım.<br />
“Çalışmasına” değil, çalışmaya, eve para getirmeye mecbur edilmesine<br />
karşıyım!<br />
Kimsenin kimseye tepeden bakmaya hakkı yoktur!<br />
Kadının belli alanlarda çalışması normaldir, gereklidir amma velâkin her<br />
kadın ille de bir yerde “ücret mukabili” çalışmalı diye bir yönlendirme<br />
ya da baskı da olmamalıdır.<br />
Hiçbir kadın eve para getirmeye mecbur edilmemelidir, teşvik de<br />
edilmemelidir!<br />
Kadın ister bir işte çalışır, ister evde durmayı tercih eder.<br />
Bir kadını eve para getirmeye mecbur etmek, “psikolojik şiddet”tir!<br />
Ve üstelik..<br />
Hani…<br />
Nüfus artış hızındaki çakılmadan şikâyet ediyor ve bu durumun ne kadar<br />
“tehlikeli” bir durum olduğunun altını çiziyoruz ya hep birlikte…<br />
Öyleyse…<br />
Yazıyı, başladığım gibi bitireyim:<br />
Bir işte ücret karşılığı ç alışan kadınların oranı yani kadın istihdam<br />
oranı arttıkça, nüfus artış oranı da haliyle düşmektedir.<br />
Bu dünyanın her yerinde böyledir!</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-ile-gundem-aile-sadece-aile/29906/">Serdar Arseven ile Gündem: Aile, Sadece Aile&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-ile-gundem-aile-sadece-aile/29906/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erdoğan&#8217;ın gençlere 150 Bin TL vaadine vatandaştan tepki: &#8220;Borç verme, enflasyonu düşür&#8221;</title>
		<link>https://www.millinizam.com/gundem/erdoganin-genclere-150-bin-tl-vaadine-vatandastan-tepki-borc-verme-enflasyonu-dusur/29710/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/gundem/erdoganin-genclere-150-bin-tl-vaadine-vatandastan-tepki-borc-verme-enflasyonu-dusur/29710/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Miraç Yinanç]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Jan 2025 13:32:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[aile yılı]]></category>
		<category><![CDATA[Düğün]]></category>
		<category><![CDATA[Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[gençler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=29710</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Aile Yılı Tanıtım Programı’nda önemli açıklamalarda bulundu. Aile yapısını güçlendirecek ve nüfus artışını teşvik edecek projelerden bahseden Erdoğan, yeni evlenecek gençlere 150 bin lira faizsiz kredi desteği sağlanacağını duyurdu. Erdoğan, “Evliliğe ilk adım atan gençlerimize 48 ay vadeli, 2 yıl geri ödemesiz 150 bin lira faizsiz kredi desteği sunuyoruz” diyerek bu [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/gundem/erdoganin-genclere-150-bin-tl-vaadine-vatandastan-tepki-borc-verme-enflasyonu-dusur/29710/">Erdoğan&#8217;ın gençlere 150 Bin TL vaadine vatandaştan tepki: &#8220;Borç verme, enflasyonu düşür&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Aile Yılı Tanıtım Programı’nda önemli açıklamalarda bulundu. Aile yapısını güçlendirecek ve nüfus artışını teşvik edecek projelerden bahseden Erdoğan, yeni evlenecek gençlere 150 bin lira faizsiz kredi desteği sağlanacağını duyurdu.</p>
<p>Erdoğan, “Evliliğe ilk adım atan gençlerimize 48 ay vadeli, 2 yıl geri ödemesiz 150 bin lira faizsiz kredi desteği sunuyoruz” diyerek bu projeyi 81 ilde uygulamaya alacaklarını belirtti. Aile Yılı kapsamında doğum yardımlarından çocuk bakımına kadar birçok düzenlemenin devreye gireceğini de ekledi. Sosyal medyada vatandaşlar bunun bir anlamı olmadığını ve hiçbir şeye yetmeyeceğini söyleyerek tepki gösterdi.</p>
<p><strong>Aile yılı projeleri devreye giriyor</strong></p>
<p>Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen Aile Yılı Tanıtım Programı’nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2025 yılı boyunca uygulanacak projelerin aile yapısının korunması ve güçlendirilmesi amacı taşıdığını vurguladı.</p>
<p>“Aile yılı içinde icra edeceğimiz çalışmaları etkin nüfus politikalarıyla destekleyip, uzun vadede uygun zemine taşımak önceliklerimizden biridir” diyen Erdoğan, bu projelerin sağlıklı bir nüfus yapısı için hayata geçirileceğini belirtti.</p>
<p><strong>LGBT eleştirisi: “Tuhaf zamanlarda yaşıyoruz”</strong></p>
<p>Erdoğan, neoliberal kültür akımlarının aile yapısını tehdit ettiğini ifade ederek, “Tuhaf zamanlarda yaşıyoruz. Neoliberal kültür akımları dünyanın dört bir yanına nüfuz ediyor. LGBT’nin koçbaşı olarak kullanıldığı cinsiyetsizleşme politikalarının hedefi aile kurumudur” dedi.</p>
<p><strong>Doğum yardımlarında artış</strong></p>
<p>Erdoğan, aileleri desteklemek amacıyla doğum yardımlarını artıracaklarını da açıkladı. Buna göre:<br />
• İlk çocuk için yardım 5 bin liraya yükseltildi.<br />
• İkinci çocuk için 1500 lira, üçüncü ve sonraki çocuklar için ise 5 bin lira yardım yapılacak.<br />
• Yardımlar doğrudan annelerin hesaplarına yatırılacak.</p>
<p>Kadınların hem iş hem de ev hayatını rahatlatacak düzenlemelere de yer verileceğini söyleyen Erdoğan, “Esnek ve uzaktan çalışma modelleri ile kadınların ev ve iş hayatlarını rahatlatacak modelleri hayata geçireceğiz. Çalışan anne ve babalar için ücretsiz ve düşük bedelli çocuk bakım merkezlerini güçlendireceğiz” dedi.</p>
<p>Türkiye’nin nüfus artış hızındaki gerilemeye dikkat çeken Erdoğan, “2001 yılında doğurganlık hızımız 2,38 iken bugün bu rakam 1,51’e düştü. Türkiye genç ve nitelikli nüfus bakımından kan kaybediyor. En az 3 çocuk çağrımızı tekrarlıyoruz” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>Vatandaşların tepkisi:</strong></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone wp-image-29714 size-full" src="https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/01/IMG_3946.jpeg" alt="" width="809" height="324" srcset="https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/01/IMG_3946.jpeg 809w, https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/01/IMG_3946-300x120.jpeg 300w, https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/01/IMG_3946-768x308.jpeg 768w" sizes="(max-width: 809px) 100vw, 809px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-29715 size-full" src="https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/01/IMG_3944.jpeg" alt="" width="828" height="371" srcset="https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/01/IMG_3944.jpeg 828w, https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/01/IMG_3944-300x134.jpeg 300w, https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/01/IMG_3944-768x344.jpeg 768w" sizes="(max-width: 828px) 100vw, 828px" /></p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-29716 size-full" src="https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/01/IMG_3945-1.jpeg" alt="" width="800" height="202" srcset="https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/01/IMG_3945-1.jpeg 800w, https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/01/IMG_3945-1-300x76.jpeg 300w, https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/01/IMG_3945-1-768x194.jpeg 768w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/gundem/erdoganin-genclere-150-bin-tl-vaadine-vatandastan-tepki-borc-verme-enflasyonu-dusur/29710/">Erdoğan&#8217;ın gençlere 150 Bin TL vaadine vatandaştan tepki: &#8220;Borç verme, enflasyonu düşür&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/gundem/erdoganin-genclere-150-bin-tl-vaadine-vatandastan-tepki-borc-verme-enflasyonu-dusur/29710/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Serdar Arseven ile Gündem : Aile Yılı’nda Neler Yapılmalı?</title>
		<link>https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-ile-gundem-aile-yilinda-neler-yapilmali/29632/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-ile-gundem-aile-yilinda-neler-yapilmali/29632/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Miraç Yinanç]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Jan 2025 12:31:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EN ÇOK OKUNANLAR]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[aile yılı]]></category>
		<category><![CDATA[DEM]]></category>
		<category><![CDATA[zam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=29632</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin gündemi, Türkiye’yi seven herkesin avucunda bir kor gibi. Türkiye’nin kendisi yüreklerimizi ısıtıyor ama gündemi ise yakıyor. Meslek büyüğüm ve usta gazeteci sayın Serdar Arseven ile Türkiye’nin gündemine ilişkin konuştuk, dertleştik. Ben sordum, Serdar ağabey içtenlikle cevapladı. Bundan sonra, mümkün olduğunda her hafta gündemi değerlendirme sözünü de aldık kendisinden. Sözü fazla yormadan soru-cevaplarımıza geçelim… Miraç [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-ile-gundem-aile-yilinda-neler-yapilmali/29632/">Serdar Arseven ile Gündem : Aile Yılı’nda Neler Yapılmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin gündemi, Türkiye’yi seven herkesin avucunda bir kor gibi. Türkiye’nin kendisi yüreklerimizi ısıtıyor ama gündemi ise yakıyor. Meslek büyüğüm ve usta gazeteci sayın Serdar Arseven ile Türkiye’nin gündemine ilişkin konuştuk, dertleştik. Ben sordum, Serdar ağabey içtenlikle cevapladı. Bundan sonra, mümkün olduğunda her hafta gündemi değerlendirme sözünü de aldık kendisinden. Sözü fazla yormadan soru-cevaplarımıza geçelim…</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-29633 size-large" src="https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/01/IMG_3737-e1736512067716-1024x510.jpeg" alt="" width="1024" height="510" srcset="https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/01/IMG_3737-e1736512067716-1024x510.jpeg 1024w, https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/01/IMG_3737-e1736512067716-300x150.jpeg 300w, https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/01/IMG_3737-e1736512067716-768x383.jpeg 768w, https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/01/IMG_3737-e1736512067716-1536x766.jpeg 1536w, https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/01/IMG_3737-e1736512067716-2048x1021.jpeg 2048w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<p><em><strong>Miraç Yinanç:</strong></em> Sayın Serdar Arseven, millinizam.com’a katkılarınız için teşekkürler. Vaktiniz müsait olursa gündem değerlendirmesi için sizi konuk etmek istiyoruz.</p>
<p><em><strong>Serdar Arseven:</strong></em> Teşekkürler Miraç Yinanç meslektaşım. Bizim de yoğunluğumuz oluyor, malum. Ama mümkün mertebe görüşlerimizi ifade ederiz. Millinizam.com’daki editör arkadaşlar bizim tecrübelerimizden faydalanmak istediklerini söylediler. Zaman zaman onlarla “haber yazımı” konusunda görüş alışverişinde bulunduk, kendilerine “danışmanlık” yaptık. Genel Yayın Yönetmeniniz Sayın Şerif Varol’un da, gündem değerlendirmelerimizin sürekliliği konusunda bir talebi oldu. Kısmetse, başlayalım. Yoğunluktan dolayı aksamalar olabilir bunu peşinen söyleyeyim.</p>
<p><em><strong>Miraç Yinanç:</strong></em> Eyvallah. O halde bu hafta gündemde bir mesele var. 2025 aile yılı ilan edildi. Ne düşünüyorsunuz?</p>
<p><em><strong>Serdar Arseven:</strong></em> Evet, 2024 de emekliler yılı ilan edilmişti. Gerçekten emekliler olarak geçen yıl çok mesut ve bahtiyar olduk. Ve biraz da ihtiyar olduk. Lâtife bir yana, hayırlı olsun diyelim 2025 Aile Yılı.</p>
<p><em><strong>Miraç Yinanç:</strong></em> Aile yılından neler bekliyorsunuz?</p>
<p><em><strong>Serdar Arseven:</strong></em> Tabii, yöneticilerimiz ailenin çöküşünden sık sık şikayet ediyorlar. Evlenmelerin azaldığından, evlenme yaşının geciktiğinden, nüfusun hızla yaşlandığından şikayet ediyorlar. Ben de şikayet ediyorum. Bizim mahalledeki yoğurtçu da şikayet ediyor. Akrabalar da şikayet ediyor. Herkes şikayetçi. Ama yönetenlerin şikayetin ötesine geçerek çözüm üretmesi gerekiyor.</p>
<p><em><strong>Miraç Yinanç:</strong></em> Bu gidiş iyiye gidiş değil, yazılarınızda sık sık altını çizdiğiniz gibi Sayın Cumhurbaşkanı da, “varoluşsal tehdit” olarak nitelendiriyor durumu.</p>
<p><em><strong>Serdar Arseven:</strong> </em>Bir kere bazıları bu durumu küreselleşmenin tabii sonucu olarak görüyor. Bu yorum, teslimiyet yorumudur. Küreselleşmenin dayattıklarını biz karşı konulmaz veriler olarak alacaksak, o zaman hiçbir şey yapmayalım; sırt üstü yatarak, başımıza gelecekleri bekleyelim! Ama bir yandan da şunu göz önünde bulunduralım: Benim Manevi Vatan olarak nitelendirdiğim değerler manzumesini yitirirsek, Allah korusun memleketimizi de yitiririz. Manevi Vatan elden giderse, maddi vatan da elden gider. Bunu akılları başlarından gitmemişlerin tamamı kabul ediyor ama başta medyamızdaki aydın denilenler olmak üzere, kanaat önderi niteliğindeki kişiler bu konuya pek girmiyor. Herhalde feministlerin hışmını çekmekten korkuyorlar.</p>
<p><em><strong>Miraç Yinanç:</strong></em> Meselenin çözümü nedir?</p>
<p><em><strong>Serdar Arseven:</strong></em> Çok yönlü bir sıkıntıyla karşı karşıyayız. Çözüm için birkaç teklifimi sıralayayım.<br />
Birincisi; mecburi eğitimin 12 sene olması çok olumsuz bir durum. Bizim zamanımızda 5 yıldı, sonra, 28 Şubat sürecinde kesintisiz sekiz yıla çıkartıldı, daha sonra bu iktidar döneminde de, kesintili olarak 12 yıla çıkartıldı. Mecburi eğitim en fazla 6 sene olmalı.</p>
<p>Çocuklar kabiliyetlerine göre, isteklerine göre bir alana yönlendirilmeli. Yoksa 18 yaşın bitimi, bir mesleğe yönelmek için çok geç bir yaş. Katsayı adaletsizliği giderildi ama meslek eğitimi neredeyse yok. Bunu ben demiyorum, Milli Eğitim kaynakları diyor. Meslek eğitimi görenlerin yüzde 80’i, eğitimini gördükleri alana devam etmiyor ve başka alanlara yöneliyor. Bu durum resmi raporlara yansıyor. Böyle olunca piyasada usta ve kalfa sıkıntısı çekiliyor. İş arayan mesleksizlerle eleman arayan müteşebbisler devamlı olarak bu durumdan şikayet ediyor.</p>
<p>Siz, aynı sınıflarda okumak isteyenlerle, istemeyenleri yan yana tutuyorsunuz. Okumak istemeyenler, 12 yıl boyunca zorla okula gönderilenler, okumak için gelenlerin huzurunu bozuyor, hocaların huzurunu bozuyor. Eğitim verimsiz hale geliyor.</p>
<p>İkincisi; her mecburi eğitim mezununun ille de üniversiteye gitmesi gibi bir zımni mecburiyete son verilmeli. Bu algı değişmeli. Herkesin illa bir üniversiteye gitmesi gerekmiyor. Üniversite kariyer açısından önemli ama, herkes için değil. Tek tipçilik iyi bir şey değil. Her yere üniversite açmak marifet değil. Bu on iki yıl meselesi yeniden değerlendirilmeli ve üniversiteleşme fetişinden vaz geçilmeli.</p>
<p>Üçüncüsü; ev hanımlığının öneminin altı çizilmeli. Evde çocuklarını büyütmek isteyen ev hanımefendilerine avantaj sağlanmalı. “En az üç çocuk” demekle olmaz. Çok çocuk teşvik edilmeli. Sosyal devlet bu konuda daha büyük adımlar atmalı.</p>
<p>Süresiz nafaka kaldırılmalı. Belli ve kısa bir müddet nafaka olabilir, olmalı. Bu işin çözümü tazminatla olabilir. Ekonomik bakımdan desteğe muhtaç olan tarafa nafaka ödeyecek taraf bir bedel ödeyebilir. Adam ya da kadın borcunu bilir ama ömür boyu nafaka olmaz. Süresiz nafaka uygulaması pek çok genci evlilikten uzaklaştırıyor. Bir de bu boşanma için mahkemeye başvurmadan evvel arabuluculuk müessesesine başvurmak zorunlu hale getirilmeli.</p>
<p>6284 Sayılı Kanun’’un kadını da, aileyi de korumadığı net bir şekilde ortaya çıktı. Kanunda fiziki şiddetin yanında psikolojik şiddet, ekonomik şiddet gibi muğlak ifadeler de yer alıyor. Hatta şiddet ihtimalinden de bahsediliyor. Ortadaki haliyle 6284 kötüye kullanmaya çok açık boşluklar ihtiva ediyor. Hem kadını, hem erkeği, hem çocuğu koruyacak ve mümkün olduğunca istismarları da engelleyecek düzenlemelere gidilmeli.</p>
<p>Televizyonlardaki ifsat edici, ahlak yıkıcı yayınlara da müdahale edilmelidir. Arabuluculuk müessesesi mecburi hale getirilmeli, boşanma noktasına gelmiş çiftler için, mahkemeye başvurmadan önce, arabulucuya başvurmak mecburi hale getirilmeli.<br />
Özetle bunlar.</p>
<p><strong>“Gelir-nimet-külfet adaletsizliği tepkilere yol açıyor”</strong></p>
<p><em><strong>Miraç Yinanç:</strong></em> Gerek emeklilere, gerek asgari ücrete, gerekse memurlara uygulanan maaş artışlarının düşüklüğü tepkilere yol açtı. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?</p>
<p><em><strong>Serdar Arseven:</strong></em> Miktarlar tartışılır. Ama şu tartışılmaz ki Türkiye’de büyük bir gelir adaletsizliği var. Merhum Necip Fazıl Üstad’ın ifade ettiği “Bir kişiye dokuz, dokuz kişiye bir pul” adaletsizliği pek çok yerde görülüyor. Biri yer, biri bakar; kıyamet ondan kopar, malum. Vatandaş elbette fedakarlık yapar, elbette sabır gösterir. Ama yüzeysel bir bakışla bile rahatlıkla görülen gelir-nimet-külfet adaletsizliği tepkilere yol açıyor. Burada temel mesele, maaş artışının az ya da çok olmasından ziyade, biri yer biri bakar uygulamasının olması. Yoksa nimet-külfet adaleti sağlanmış olsa, vatandaş elbette fedakârlık yapar. Bu millet, 15 Temmuz gecesi tankların altına yatan bir millet.</p>
<p><em><strong>Miraç Yinanç:</strong></em> Sayın Cumhurbaşkanı fırsatçıları boykota davet etti vatandaşı. Ne düşünüyorsunuz?</p>
<p><em><strong>Serdar Arseven:</strong> </em>Boykot bilinci güzeldir. Elbette fırsatçılara boykot uygulanmalı. Bununla birlikte meseleye geniş açıdan baktığımızda, pahalılığın sadece bir yerde değil, her yerde olduğunu görüyoruz. Mesela bu röportajı yaptığımız Ankara’da boy boy binalar dikiliyor. Sorduğunuzda dairelerin en düşük fiyatlısı 10 milyon. 15-20 milyona doğru, yukarı doğru çıkıyor. Ve bu binalar satılıyor. O müteahhitler fırsatçı mı? O müteahhitlere bu şikayeti dile getirdiğinizde ‘ama efendim arsa, işçi, malzeme maliyetleri çok yüksek. Doğru düzgün meslek erbabı da bulamıyoruz. Bunun vergisi şunu bunu var. E biraz da ticaret gereği kar etmesi var. Bu fiyatların altında veremiyoruz’ diyorlar. Bu müteahhitlere fırsatçı diyebilir misiniz? O halde bir şeyler yapmak gerekir. Eğer satış fiyatları normalse, bu fiyatlar piyasayı belirliyor. Sıfır konutun fiyatı bu kadar yüksek olunca ikinci el dairelerin de fiyatı fazla oluyor, kiralık daireler de artıyor. Vatandaş neyi boykot etsin? Yumurtayı mı boykot etsin, ekmeği mi, peyniri mi, zeytini mi, soğanı mı, patatesi mi, salatalığı mı?</p>
<p>Birçok emekli market market gezip fiyat araştırması yapıyor, böyle bir meslek dalı da türedi. En düşük emekli maaşı 14 bin 469 TL. Bu az tabii. Bir ev bile kiralayamıyorsunuz. En düşük maaş derken, herkes en düşük emekli maaşını almıyor. En düşük emekli maaşından biraz daha fazla alanlara da büyük haksızlık oluyor. Burada esas olan prim ödemeleri olmalı. Çok uzun süreler prim ödeyenlerle, bunun külfetine katlananlarla, tabandan prim ödeyerek 3600 günde emekli olanların maaşlarının birbirine yaklaşması adil değil. Sosyal güvenlik alanında köklü çözümlere ihtiyaç var. ‘Maaşa şu kadar artış yaptık, yetti, yetmedi’ gibi tartışmalar ve palyatif çözümler sıkıntımızı gidermiyor. Siz maaşa zam yapsanız bile, ürün fiyatları daha maaşa zam gelmeden tırmanıyor. Yetkililer ikide bir ‘Fırsatçılara göz açtırmayacağız!” diyor ama netice ortada.</p>
<p><strong>“Şehit ailelerinin hassasiyeti göz önünde bulundurulmalı”</strong></p>
<p><em><strong>Miraç Yinanç:</strong></em> Biliyorsunuz yeni bir çözüm süreci başladı. DEM yöneticilerinin partileri ziyaretleri gündemde. Bu süreç hakkında ne düşünüyorsunuz?</p>
<p><em><strong>Serdar Arseven:</strong></em> Çözüm süreci başka bir süreçti. Bugünkü şartlar o günkü şartlardan çok farklı. Bugün PKK terör örgütünün sırtını dayadığı ABD-İsrail ittifakı tarafından satıldığı, kenara atıldığı günleri yaşıyoruz. Suriye’deki gelişmeler de malum. Burada yapılmak istenen iç cepheyi tahkim etmek, birlik ve beraberlik havasını oluşturmak ve terör örgütünün elinden mümkün olduğunca fazla vatandaşımızı kurtarmak. Teröristbaşı Öcalan görünen o ki, örgütü lağvetme ve silahları gömme çağrısında bulunacak. Varsın bulunsun. Etkisi ne kadar olursa olsun bu çağrıyı tabii ki destekleriz. Bununla birlikte bu konudaki hassasiyetleri de, şehit annelerinin babalarının ve yakınlarının hassasiyetini de göz önünde bulundurmak şart. Bunlar bizim ortak hassasiyetlerimiz.</p>
<p>Öcalan&#8217;ın bu mesajı vermesinin çeşitli yolları var. Bu yollardan biri Meclise getirip konuşturmak olmamalı. Başka yollarla mesajını verebilir. PKK terör örgütü içinde, içerdeki ve dışarıdaki uzantıları içinde iki yol var. Ya devletin adaletine teslim olacaklar ya da imha olacaklar. Bu arada DEM Eş Başkanı Tülay Hatimoğullarının önce istenilen olmadığı takdirde ülkeyi Gazze’ye çevirecekleri tehdidinde bulunması, sonra da sözlerinin saptırıldığını söylemesi&#8230; Ardından da ‘Rojava&#8217;da savaş, Türkiye’de barış olmaz’ gibi söylemlerle gündeme gelmesi çok sıkıntılı bir durum. Şımarıklığın lüzumu yok.</p>
<p>Bir de DEM tarafının bu işi bir pazarlığa çevirmekten kaçınması lazım. Kürtçe rahatlıkla kullanılmalıdır, öğrenilmelidir, öğretilmelidir. Ki bu yollar açıktır. Ama devletimizin resmi dili Türkçedir. Bunun yanına başka diller eklemek, Kürtçe de resmi dil olsun demek, Arapça da Arnavutça da, Lazca da resmi dil olsun demek… Bunun içinden çıkamayız. Almanya&#8217;nın resmi dili Almancadır, Fransa&#8217;nın resmi dili Fransızcadır. İngiltere&#8217;nin resmi dili İngilizcedir. Dili çok az kullanılan İsviçre&#8217;nin dili İsveççe’dir. Türkçe bu memlekette yaşayan herkesin dilidir. Türkçe, dünyada en yaygın dillerden biridir. Dünyanın neresine giderseniz gidin, mutlaka Türkçe bilen birilerini bulursunuz. Bu zenginlikten Kürt kardeşlerimizi, Arap kardeşlerimizi niye mahrum edelim. Bununla birlikte zaman zaman Türkiye’de kelime ırkçılığı yapıldığı da doğrudur. Türkçe medeniyet havzasındaki bütün dillerin katkısıyla zenginleşmiştir. O zenginliği de muhafaza edilmelidir. Türkçeyi ve bizi bekleyen, karşımızda duran en büyük tehlike dilimizin sosyal medyaca diline döndürülmesidir. Bunun ötesinde önemli olan şuurdur. Ortak dil de, ortak şuurun inşa ve muhafazasında vazgeçilmezdir. Türkçe, sadece Türklerin değil, bu memleketin her evlâdının zenginliğidir.</p>
<p><em><strong>Miraç Yinanç:</strong></em> Serdar ağabey, başka sohbette de Suriye meselesine ve oradaki gelişmelere ilişkin görüşlerinizi etraflıca almak isterim. Bunu da eklediğimiz takdirde söyleşimizi çok uzayacak. Zaten insanların okumaktan imtina ettiği bir dönemdeyiz. Müsaadenizle Suriye meselesini de bir sonraki görüşmemize bırakalım.</p>
<p><em><strong>Serdar Arseven:</strong> </em>Elbette. O konuyla ilgili bir kaç cümleyi şimdiden kullanalım. Öncelikle zalim Suriye Rejimi’nin, Esat Rejimi’nin yıkılması çok güzel bir gelişme. Kan kusturdu insanlara, o rejim. Bir de İsrail’e kuvvet verdi, yaptıkları hep İsrail’e yaradı. Bununla birlikte, Suriye meselesini, imkânları, olumlu gelişmeleri, riskleri bir arada görerek ele almak lazım. Bunu da yaparız kısmetse. Bugünlük böyle bitsin tamam. Ben de size teşekkür ederim.</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-ile-gundem-aile-yilinda-neler-yapilmali/29632/">Serdar Arseven ile Gündem : Aile Yılı’nda Neler Yapılmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-ile-gundem-aile-yilinda-neler-yapilmali/29632/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
