<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>istihdam arşivleri - Milli Nizam</title>
	<atom:link href="https://www.millinizam.com/etiket/istihdam/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.millinizam.com/etiket/istihdam/</link>
	<description>Adil Bir Dünya</description>
	<lastBuildDate>Thu, 14 May 2026 05:12:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>
	<item>
		<title>4 mezundan biri ne eğitimde ne istihdamda</title>
		<link>https://www.millinizam.com/manset/4-mezundan-biri-ne-egitimde-ne-istihdamda/43168/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/manset/4-mezundan-biri-ne-egitimde-ne-istihdamda/43168/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Talat Tosun]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 May 2026 05:12:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[4 mezundan biri ne eğitimde ne istihdamda]]></category>
		<category><![CDATA[Çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[is]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[istihdam]]></category>
		<category><![CDATA[kuşak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=43168</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Planlama Ajansı (IPA) ve paydaşlarının hazırladığı kapsamlı araştırma, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı arifesinde Türkiye’nin en büyük metropolündeki genç işgücünün dramatik tablosunu gözler önüne serdi. Mezunların %28&#8217;i iş aramaktan vazgeçerken, yüksek yaşam maliyetleri nedeniyle her üç gençten biri 40 yaşına yaklaşmasına rağmen hâlen aile evinde yaşıyor. İBB iştiraki İSPER AŞ koordinasyonunda; IPA, Bölgesel [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/manset/4-mezundan-biri-ne-egitimde-ne-istihdamda/43168/">4 mezundan biri ne eğitimde ne istihdamda</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Planlama Ajansı (IPA) ve paydaşlarının hazırladığı kapsamlı araştırma, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı arifesinde Türkiye’nin en büyük metropolündeki genç işgücünün dramatik tablosunu gözler önüne serdi. Mezunların %28&#8217;i iş aramaktan vazgeçerken, yüksek yaşam maliyetleri nedeniyle her üç gençten biri 40 yaşına yaklaşmasına rağmen hâlen aile evinde yaşıyor.</p>
<p>İBB iştiraki İSPER AŞ koordinasyonunda; IPA, Bölgesel İstihdam Ofisi ve BETAM iş birliğiyle hazırlanan &#8220;İstanbul Genç İşgücü Piyasası&#8221; raporu yayımlandı. Araştırma, sadece işsizlik rakamlarını değil, gençlerin geleceğe dair inancındaki derin sarsıntıyı ve toplumsal yapıda meydana gelen &#8220;zorunlu bağımlılık&#8221; modelini ortaya koyuyor.</p>
<p>&#8220;EV GENCİ&#8221; FENOMENİ</p>
<p>Rapordaki en çarpıcı verilerden biri, iş bulma umudunu tamamen kaybeden gençlerin oranı oldu. &#8220;İş aramaktan pes ettim&#8221; diyenlerin oranı 25-31 yaş grubunda %28,11’e ulaşmış durumda. Her dört mezundan birinin ne eğitimde ne de istihdamda (NEET) yer aldığı İstanbul’da, &#8220;üniversite mezunu ev genci&#8221; oranı %24,8 ile alarm veriyor.</p>
<p>&#8220;MADDİ&#8221; PRANGA</p>
<p>Yüksek kira bedelleri ve yaşam maliyetleri, gençlerin bireyselleşme çabalarını sekteye uğratıyor. Araştırmaya göre:<br />
18-29 yaş grubundaki gençlerin %58,2’si ebeveynleriyle yaşıyor.<br />
Daha da dikkat çekici olanı, 30-39 yaş aralığındaki bireylerin bile %34’ünün hâlen aile evinden ayrılamamış olması.<br />
Düşük ücret tekliflerini kira ve ulaşım masrafları nedeniyle kabul edemeyen gençler, &#8220;çalışarak yoksullaşmak&#8221; yerine aile evinde kalmayı tercih ediyor.</p>
<p>&#8220;DİPLOMA ENFLASYONU&#8221;</p>
<p>BirGün&#8217;ün haberine göre, eğitim sistemindeki kontrolsüz büyüme, diplomanın değerini düşürürken &#8220;alan dışı çalışma&#8221; mecburiyetini de beraberinde getiriyor.<br />
İstihdam Uyumsuzluğu: Çalışan her 10 gençten 4’ü (%40), eğitimini gördüğü uzmanlık alanının tamamen dışında işlerde rızkını arıyor.<br />
Liyakat Krizi: Gençler arasında &#8220;tanıdığı olan işe girer&#8221; inancı yerleşik bir kanı haline gelmiş durumda. Mülakat süreçlerinin yerini referans ve &#8220;akraba&#8221; ağlarının alması, adalet duygusunu zedeliyor.</p>
<p>KADIN İSTİHDAMINDA &#8220;UÇURUM&#8221;<br />
Eğitim düzeyi yükselse de kadınların işgücü piyasasına katılımındaki engeller aşılamıyor. Üniversite mezunu erkeklerde &#8220;ne istihdamda ne eğitimde&#8221; olanların oranı %14,3 iken, kadınlarda bu oran iki katından fazla artarak %34,1’e fırlıyor. Raporda bu durumun temel nedenleri; çocuk bakımı yükümlülüğü ve güvenli çalışma ortamı eksikliği olarak belirtiliyor.<br />
Araştırma sonuçlarını değerlendiren Doç. Dr. Esra Kaya Erdoğan, tablonun kronik bir güvencesizlik sarmalına işaret ettiğini vurguladı: &#8220;Kamucu bir planlama olmaksızın artan diploma sayısı, yükseköğrenimi değersiz kıldı. Yeni mezunun 1-2 yıl iş bulamamasının normalleştiği bir dönemde, artık iş aramanın kendisi bir işe dönüşmüş durumda. Bu durum sadece bir ekonomik kriz değil, ilmek ilmek örülen bir umutsuzluk halidir.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/manset/4-mezundan-biri-ne-egitimde-ne-istihdamda/43168/">4 mezundan biri ne eğitimde ne istihdamda</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/manset/4-mezundan-biri-ne-egitimde-ne-istihdamda/43168/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Terörden dönene &#8216;devlet eliyle&#8217; istihdam hazırlığı</title>
		<link>https://www.millinizam.com/politika/terorden-donene-devlet-eliyle-istihdam-hazirligi/35836/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/politika/terorden-donene-devlet-eliyle-istihdam-hazirligi/35836/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hanifi Özkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Dec 2025 08:00:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[ÜSTMANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[açılım süreci]]></category>
		<category><![CDATA[ak parti]]></category>
		<category><![CDATA[denetimli serbestlik]]></category>
		<category><![CDATA[istihdam]]></category>
		<category><![CDATA[milli güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[milli nizam]]></category>
		<category><![CDATA[PKK]]></category>
		<category><![CDATA[TBMM]]></category>
		<category><![CDATA[terörsüz türkiye raporu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=35836</guid>

					<description><![CDATA[<p>AK Parti&#8217;nin hazırladığı &#8216;Terörsüz Türkiye&#8217; raporundan tartışmalı öneriler çıktı. Raporda, &#8216;suça karışmamış&#8217; örgüt üyelerinin topluma kazandırılması adı altında istihdam edilmesi, bakanlıkların devreye girerek yönetmelik çıkarması öneriliyor. Türkiye&#8217;nin terörle mücadelesi kararlılıkla sürerken, AK Parti&#8217;nin mutfağında hazırlanan 60 sayfalık &#8220;Terörsüz Türkiye&#8221; raporu, içerdiği &#8220;rehabilitasyon&#8221; ve &#8220;istihdam&#8221; önerileriyle yeni bir tartışmanın fitilini ateşlemeye hazırlanıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan&#8217;a sunulduktan sonra [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/politika/terorden-donene-devlet-eliyle-istihdam-hazirligi/35836/">Terörden dönene &#8216;devlet eliyle&#8217; istihdam hazırlığı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>AK Parti&#8217;nin hazırladığı &#8216;Terörsüz Türkiye&#8217; raporundan tartışmalı öneriler çıktı. Raporda, &#8216;suça karışmamış&#8217; örgüt üyelerinin topluma kazandırılması adı altında istihdam edilmesi, bakanlıkların devreye girerek yönetmelik çıkarması öneriliyor.</p>
<p data-path-to-node="8">Türkiye&#8217;nin terörle mücadelesi kararlılıkla sürerken, AK Parti&#8217;nin mutfağında hazırlanan 60 sayfalık &#8220;Terörsüz Türkiye&#8221; raporu, içerdiği &#8220;rehabilitasyon&#8221; ve &#8220;istihdam&#8221; önerileriyle yeni bir tartışmanın fitilini ateşlemeye hazırlanıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan&#8217;a sunulduktan sonra TBMM&#8217;ye gelmesi beklenen raporda, MHP lideri Bahçeli&#8217;nin çıkışını destekler nitelikteki &#8220;denetimli serbestlik&#8221; ve &#8220;iş imkanı&#8221; başlıkları dikkat çekti.</p>
<p data-path-to-node="9"><b>Örgüt üyelerine &#8216;iş bulunacak&#8217; önerisi</b></p>
<p data-path-to-node="10">Rapordaki en dikkat çekici ve milli vicdanı sızlatma potansiyeli taşıyan bölüm, dağdan inenlerin &#8220;topluma uyumu&#8221; adı altında yapılacaklar oldu. AKP, &#8220;suça karışmamış&#8221; olarak nitelendirilen terör örgütü üyelerinin topluma kazandırılması için devletin tüm imkanlarının seferber edilmesini öneriyor.</p>
<p data-path-to-node="11">Buna göre; Milli Eğitim, Sağlık, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlıklarının katkılarıyla özel yönetmelik ve yönergeler çıkarılması, bu kişilerin istihdam edilerek iş bulmalarının kolaylaştırılması hedefleniyor. Genç işsizliğin zirve yaptığı bir dönemde, bu &#8220;pozitif ayrımcılığın&#8221; nasıl karşılanacağı merak konusu.</p>
<p data-path-to-node="12"><b>Süreç için 3 şart</b></p>
<p data-path-to-node="13">Raporda, PKK&#8217;nın kendini feshetmesi halinde Meclis&#8217;te atılacak adımlar için üç kritik &#8220;kırmızı çizgi&#8221; belirlendi:</p>
<ol start="1" data-path-to-node="14">
<li>
<p data-path-to-node="14,0,0">Kandil&#8217;in tam anlamıyla etkisizleştirilmesi.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="14,1,0">Suriye&#8217;de 10 Mart mutabakatına sadık kalınması.</p>
</li>
<li>
<p data-path-to-node="14,2,0">Örgütün Suriye&#8217;de yeni bir varlık alanı (terör koridoru) oluşturmasının engellenmesi.</p>
</li>
</ol>
<p data-path-to-node="15"><b>Denetimli serbestlik ve &#8216;5 Yıl&#8217; şartı</b></p>
<p data-path-to-node="16">MHP’nin önerilerine paralel olarak AK Parti&#8217;nin raporunda da &#8220;hukuki esneklik&#8221; sinyalleri verildi. Önerilen modele göre; hükümlü örgüt üyelerinin &#8220;denetimli serbestlik&#8221; ile bırakılması, davası sürenlerin ise kovuşturmalarının durdurulması gündemde. Bu kişiler için 5 yıllık bir adli takip süreci ve &#8220;suça karışmama&#8221; şartı ile tahliye yolu açılması planlanıyor.</p>
<p data-path-to-node="17">Raporda ayrıca, son 20 yılda atılan &#8220;TRT Kürdi&#8221; ve &#8220;Yaşayan Diller Enstitüsü&#8221; gibi adımlar hatırlatılarak, sürecin bu demokratikleşme paketlerinin devamı niteliğinde olduğu savunuldu.</p>
<p>Kaynak: www.sozcu.com</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/politika/terorden-donene-devlet-eliyle-istihdam-hazirligi/35836/">Terörden dönene &#8216;devlet eliyle&#8217; istihdam hazırlığı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/politika/terorden-donene-devlet-eliyle-istihdam-hazirligi/35836/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Serdar Arseven ile Gündem: Aile, Sadece Aile&#8230;</title>
		<link>https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-ile-gundem-aile-sadece-aile/29906/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-ile-gundem-aile-sadece-aile/29906/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Miraç Yinanç]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Jan 2025 08:55:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EN ÇOK OKUNANLAR]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[İslam ve Aile]]></category>
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[aile yılı]]></category>
		<category><![CDATA[istihdam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=29906</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin gündemi, Türkiye’yi seven herkesin avucunda bir kor gibi. Türkiye’nin kendisi yüreklerimizi ısıtıyor ama gündemi ise yakıyor. Meslek büyüğüm ve usta gazeteci sayın Serdar Arseven ile Türkiye’nin gündemine ilişkin konuşmaya, dertleşmeye devam ediyoruz. Ben soruyorum, Serdar Arseven Ağabey içtenlikle cevaplıyor. Sözü fazla yormadan soru-cevaplarımıza geçelim… Bugünkü konumuz, sadece aile: Miraç Yinanç: Sayın Serdar Arseven, geçen [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-ile-gundem-aile-sadece-aile/29906/">Serdar Arseven ile Gündem: Aile, Sadece Aile&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin gündemi, Türkiye’yi seven herkesin avucunda bir kor gibi. Türkiye’nin kendisi yüreklerimizi ısıtıyor ama gündemi ise yakıyor. Meslek büyüğüm ve usta gazeteci sayın Serdar Arseven ile Türkiye’nin gündemine ilişkin konuşmaya, dertleşmeye devam ediyoruz. Ben soruyorum, Serdar Arseven Ağabey içtenlikle cevaplıyor. Sözü fazla yormadan soru-cevaplarımıza geçelim… Bugünkü konumuz, sadece aile:</p>
<p><em><strong>Miraç Yinanç</strong></em>: Sayın Serdar Arseven, geçen hafta, Aile Yılı ve Sayın Cumhurbaşkanı’nın vereceği “müjdeler” bahsiyle başlamıştık. “Müjdeleri” verdi, Sayın Cumhurbaşkanı&#8230; Ne diyorsunuz?</p>
<p><em><strong>Serdar Arseven:</strong></em> Evet, Miraç Bey, müjdeleri verdi Sayın Cumhurbaşkanı, En önemlisi, 150 bin liralık iki yıl geri ödemesiz, faizsiz para desteği. Yetmez, ama evet! Sayın Cumhurbaşkanı müjdeleri vermeden önce de, Aile’yi hedef alan sistematik saldırılardan, sapkın akımlardan, nüfusumuzun artmaması, toplumun yaşlanması için<br />
yürütülen kampanyalardan bahsetti. Bunların hepsi doğru da, binlerce kez söylediğim ve yazdığım gibi,<br />
bunlara karşı hangi tedbirler alınıyor sorusu da gündemde. Sapkın akımlar var, bunların sözde sivil toplum örgütleri var, bunlar kapatılabilir mi? Kapatılabilirse, gereği yapılabilir. Aile’yi hedef alan, her türlü rezilliğin sergilendiği nice program var&#8230; Bunlara karşı ne yapılıyor? Ne kadar yerli ve milli oldukları tartışmalı kanunlar var, Yeni Akit gazetesinin manşetinde, ‘Devşirme Kanunlar” olarak nitelendirilen kanunlar&#8230; Süresiz Nafaka uygulaması, eski ve yeni adalet bakanlarının, yeni aile bakanının defalarca kaldırılacağını söylemelerine rağmen niçin devam ettiriliyor?</p>
<p>Kadın istihdamını arttırmak, kadın istihdamını arttırmak, kadın istihdamını arttırmak.. Söylenen bu. 6284 Sayılı Kanun kimilerinin kırmızı çizgisi? Bu kanunu CHP de çok savunuyor mesela. Dem de savunuyor olduğu gibi.</p>
<p><em><strong>Miraç Yinanç:</strong></em> Sizce neler yapılmalı?</p>
<p><em><strong>Serdar Arseven:</strong></em> Şu süresiz nafaka kaldırılmalı, öncelikle. Böyle bir düzenleme olmaz. 6284 Sayılı Kanun da, istismara, iftiraya o kadar açık ki&#8230; Fiziki şiddet tamam, psikolojik şiddet ne, ekonomik şiddet ne, şiddet ihtimali ne? İstanbul Sözleşmesi&#8217;nin uzantısı, haksız, hukuksuz, ayrıştırıcı 6284 sayılı Kanunda, iftira yollarını tıkayacak düzenlemeler yapılmalıdır. Birisi, kocasına ya da karısına, ‘Bana şiddet uyguluyor?” diye iftira atsa, evden uzaklaştırma kararı alsa ve sonra da dediklerinin iftira olduğu ortaya çıksa, ne kadar ceza alır ki? Bir kişiye iftira atıyorsunuz, onu çocuklarına karşı, topluma karşı karalıyorsunuz, işini gücünü bozuyorsunuz&#8230; Ve bir gün denilenlerin iftira oldukları ortaya çıkıyor. Bunun karşılığı ne? Aşağı yukarı hiç! Benim kırmızı çizgilerim belli: Çocuğa, erkeğe, kadına, hayvana, tabiata şiddete hayır. İftiraya da hayır!</p>
<p><em><strong>Miraç Yinanç:</strong></em> Aile çöküyor, boşanmalar artıyor, evlenmeler azalıyor, doğurganlık hızı sizin tabirinizle çakılmış durumda&#8230; Bunlar sadece Türkiye’nin problemleri mi?</p>
<p><em><strong>Serdar Arseven:</strong></em> Bazıları bu durumu küreselleşmenin tabii sonucu olarak görüyor. Bu yorum, teslimiyet yorumudur. Bu bir yana, Eski Aile Bakanı, ‘Kıta Avrupası’ndan bile 4-5 kat hızla yaşlanıyoruz!’ demişti. Bu küreselleşmenin tabii sonucu ise, biz Kıta Avrupası’ndan bile hızlı mı yaşlanıyor oluruz? Hayır, bizde çöküş çok hızlandı. Bu gidişe dur demek gerek. Sayın Cumhurbaşkanı bu durumu ‘Varoluşsal Tehdit!’ olarak nitelendiriyor. Çok doğru da, bunun çözümü kadın istihdamını arttırmak mı?</p>
<p><em><strong>Miraç Yinanç:</strong></em> Çözüm?</p>
<p><em><strong>Serdar Arseven:</strong></em> Paradigma değişimi lâzım, bakış açısı değişimi lâzım. Mecburi eğitimi 12 yıla çıkartmışız. Bir de üstüne üniversite, bir de yüksek lisans, genç iş bulacak, ustalaşacak filan&#8230; Yaş 35! Olmaz bu! Meslek eğitimi yerlerde. Piyasada usta yok, kalfa yok! Evlenmeler geciktiriliyor. Sonra kadının ille de çalışması gerektiği propagandası yapılıyor. Kadın çalışabilir ama çalışmak zorunda değildir. Ev hanımlığı da saygındır. Devletimiz, ev hanımlarına emeklilik yolunu açmalıdır.Süresiz nafaka kaldırılmalıdır. 6284 sayılı kanunun kadını da, aileyi de korumadığı net bir şekilde ortaya çıkmıştır.</p>
<p>Televizyonlardaki ifsat edici, ahlak yıkıcı yayınlara da müdahale edilmelidir. Bunları hep söylüyoruz ama, nedense, karşılık bulmuyor.</p>
<p><em><strong>Miraç Yinanç:</strong></em> Siz kadınların bir işte maaş karşılığı çalışmasına karşı mısınız? Son zamanlarda böyle paylaşımlarınız var&#8230;</p>
<p><em><strong>Serdar Arseven:</strong> </em>Hayır, karşı değilim. Kadın çalışabilir ama, çalışmaya zorlanmamalıdır. Hiç bir kadın, eve para getirmeye zorlanmamalıdır. İşte psikolojik şiddet, bu zorlamadır.</p>
<p><em><strong>Miraç Yinanç:</strong></em> Nasıl psikolojik şiddet?</p>
<p><em><strong>Serdar Arseven:</strong></em> İnancımıza göre, bir kadının eve para getirmek, ev için harcamak gibi bir mükellefiyeti yoktur. Erkek evinin geçimini temin edecektir. Siz kadını, erkeğe eşit yapıp, hayat müşterektir diye, sırtına yükler yüklerseniz, bu olmaz. Kadın kazandığı parayı, ev için harcamak zorunda da değildir. İsterse harcar, istemezse harcamaz. Şimdilerde, birçok yerde, kadın ille de çalışmalı, eve para getirmeli baskısı yapılıyor.</p>
<p>Bazı alanlarda kadın istihdamı zaruret gibidir. Bebek bakıcılığı için elbette kadın tercih edilir. Bazı alanlar böyledir. Ama, şimdi, düşünün, bizim memlekette, bir Bakan, Avrupa Birliği ile ortak projenin lansmanını yapıyor. Proje, Kadın Tır Şoförü Sayısını Arttırma Projesi. İş buraya kadar geldi yani.</p>
<p><em><strong>Miraç Yinanç:</strong></em> Siz, çocuklukta anneden bababan mahrum kalmışsınız, böyle bir yazınızı okumuştum.</p>
<p><em><strong>Serdar Arseven:</strong></em> Ben bebekken, Annem ile Merhum Babam, beni getirip, Türkiye’de bir yuvaya atmışlar. Annem Babam o zamanlar Almanya’da, ben çok gelmişim herhalde. Buradaki yuvada çok işkence görmüşüm. Neyse, sonra, işte orada burada büyümüşüm. Ben, çocukken Annem ile Babam boşanmışlardı. Böyle şeyler yaşadım. Benim derdim değil mesele tabii. Mesele, aile meselesi. Bir bebek, bir çocuk mümkün olduğunca anne babası ile birlikte olmalı. Şimdilerde, neredeyse bütün anneler çalışıyor bundan dolayı da, bebeklikler, ne kadar kolaylık sağlanırsa sağlansın, anne sevgisinden mahrum geçiyor. Bu durum da çok tehlikeli bir durum. Anne, baba sevgisini, güvenini zamanında yeterince alamayan bireyler ilerleyen yıllarında sorunlu bireyler oluyorlar genellikle. Bu mesele çok<br />
önemli, çok.</p>
<p><em><strong>Miraç Yinanç:</strong></em> Müsaadinizle, bu konudaki son yazınızı, MİLAT’tan buraya alacağım, Çok dikkat çekici bir yazı.</p>
<p><em><strong>Serdar Arseven:</strong></em> Güzel olur bu.</p>
<p><em><strong>Miraç Yinanç:</strong></em> Eyvallah. İşte Sayın Serdar Arseven’in “Kadın<br />
İstihdamı”na dair o yazısı:</p>
<p><strong>HER KADIN İLLE DE ÇALIŞMALI, ÖYLE Mİ?</strong></p>
<p>Kadın istihdamı oranı arttıkça, nüfus artış oranı düşer.<br />
Bu dünyanın her yerinde böyledir.<br />
Malûm Aile Yılı’ndayız.<br />
Devlet’in Zirvesi’nden sokaktaki vatandaşa kadar herkes, nüfus artış<br />
hızının dibe çakılmasından şikâyet ediyor.<br />
Sayın Cumhurbaşkanı’nın isabetle ifade ettikleri üzere, “varoluşsal<br />
tehdit” bu.<br />
Bir başka ifadeyle, “yokoluşsal” tehdit!<br />
Beka meselesi…<br />
“Nüfus” tehlikede olursa “nüfuz” da tehlikede olur, yine Sayın<br />
Cumhurbaşkanı’nın ifadesiyle.<br />
Memleketimizin etkinliği azalır yani.<br />
İddialarımızın önemli bir bölümünü kaybederiz.<br />
Mesele, nüfusun niteliği meselesi…<br />
Nüfus artış hızı, bizdeki gibi dibe çakıldığında, memleket hızla yaşlanır.<br />
Memleket iyice yaşlanırsa da…<br />
Ülke savunmasından, sosyal güvenlik alanına kadar…<br />
Allah muhafaza…<br />
Gör başına neler gelir!<br />
Doğurganlık, Sayın Cumhurbaşkanı’nın ifadesiyle “varoluşsal” yani<br />
“yokoluşsal” tehdit oluşturacak kadar dibe vursa da…<br />
Bu sıkıntılı ortamda dünyaya gelmelerine vesile olunan çocuklarımızın<br />
çoğu, kreşlere gönderilecek mecburen.<br />
Bir, iki, üç…<br />
Artık kaç çocuk yapılıyorsa, hepsi “yuva-kreş” denilen yerlerde<br />
büyüyecek…<br />
Ya da, evlerdeki bakıcı karşılayacak “anne” ihtiyacını.<br />
Ben, anne-baba sevgi ve şefkatinden mahrum bir şekilde büyümemin<br />
acısını, bugün bile hissediyorum yüreğimde.<br />
Her mutlu çocuğa, hayatına imrenerek, hatta iyice çocuklaştığımda<br />
“kıskanarak” bakıyorum.<br />
Etrafım biraz geçimsiz ve huysuz olduğumu söyler.</p>
<p>Haklılar, arıza kaldı işte geçmişten.<br />
Rabbim korudu, kötü yollara düşmedim, “normal şartlarda” kuvvetle<br />
muhtemel düşebilirdim.<br />
AİLE konusuna büyük hassasiyet göstermemde, yaşadıklarımın,<br />
yaşayamadıklarımın etkisi büyüktür herhalde.<br />
İnsanın neresi ağrırsa canı orada olurmuş.<br />
Bir milyon “kadın” bakıcı, bir annenin evlâda verdiği “sevgi ve şefkat”<br />
duygusunun milyonda birini veremez.<br />
Bir milyon “erkek” personel, bir babanın evlâdına verdiği “kendini<br />
güvende hissetme” duygusunun milyonda birini veremez.<br />
İnsanın, küçük yaşta anne ya da babasını, her ikisini kaybetmesi çok acı<br />
verici durumlardır. Anne ve babası hayatta iken onlardan mahrum<br />
yaşamak, yaşatılmak da öyledir.<br />
Şimdilerde, huzur(!)evleri ve kreş sayısı arttırılıyor…<br />
Çalışan kadınlara “doğum yapmalarını teşvik” için ilâve güzellikler<br />
devreye alınıyor<br />
Bakalım, kadın istihdam oranının hızla arttırıldığı, bunun hedef olarak<br />
konulduğu bir ortamda, nüfus işleri nereye varacak?<br />
Birileri diyor ki…<br />
Her kadın ille de çalışmalı!<br />
Her kadın istihdama katkı sağlamalı!<br />
Her kadın ille de eve para getirmeli!<br />
Kadın hem bir işte çalışmalı; mesela sabahın 7’sinde yollara dökülüp,<br />
akşam saat 7’de, 8’de evine ulaşmalı.<br />
Dönüş yolunda bebeği, çocuğu “yuva” (!)dan almalı ya da evdeki<br />
“bakıcı”dan devralmalı!<br />
Biraz sevmeli.<br />
Sonra, Allah ne verdiyse, yemek hazırlamalı.<br />
Bebeği ya da çocuğu uyutmalı.<br />
Yorgun argın halde…<br />
Yorgun argın kocasıyla birlikte, televizyonun karşısına geçmeli.<br />
Gözler gitmeli, uykuya dalınmalı.<br />
Sabahın 6’sında işlere gitmek için hazırlanmaya başlanmalı.<br />
Yine işe gidilmeli…<br />
Akşam yine eve gelinmeli.<br />
Hafta sonları da, ev temizlenmeli…<br />
Ya da “temizlikçi” tutulmalı!</p>
<p>Böyle hayatlar, hemen herkes için…<br />
Hemen her aile için…<br />
Kimi zaman mecburen mecburiyetten, kimi zaman kariyer yapma<br />
isteğinden.<br />
Şimdiki erkeklerin büyük bir bölümü, “hayat müşterektir” gerçeğini,<br />
“Kadın da eve para getirmeli, geçime katkıda bulunmalıdır!” olarak<br />
alıyor ve kadına bu sorumluğu yüklüyor.<br />
Evet hayat müşterektir ama, kadının evinin geçimini üstlenmek, eve para<br />
getirmek gibi bir mecburiyeti var mıdır?<br />
“Abi öyle diyorsun ama, bu devirde iki maaş bir araya gelmezse<br />
geçim nasıl olacak? Evlenirken bunu da hesaba katmayayım mı?”<br />
Al sana bir açmaz!<br />
“Peki kardeşim, bebekler ne olacak?”<br />
“Abi, zaten olsa olsa bir bebek, bilemedim iki!”<br />
“Üç olmaz mı?”<br />
“Nasıl olsun abi?”<br />
Doğru ya, nasıl olsun?!<br />
Sırf geçinemem diye, karısından “para katkısı” bekleyen birçok arkadaş<br />
biliyorum.<br />
Hepsi de, “Abi, hanımın aldığı bakıcıya, iş gereği yapılan giyecek<br />
masraflarına ve diğer masraflara gidiyor! Hatta her ikimiz de<br />
çalıştığımız için normalde yapmayacağımız başka masrafları da<br />
yapıyoruz!” demekte.<br />
Olsun, maksat istihdam olsun.<br />
Kadın istihdam oranı artsın.<br />
Şimdilerde, deniyor ki, yani eskiden de denirdi ama şimdi çok daha fazla<br />
deniyor ki:<br />
“Erkeklere güven olmaz! Kadın bir işte çalışmasın da erkeğinin<br />
eline mi baksın? Ya yarın öbürgün (afedersiniz) tekmeyi vuru<br />
verirse?”<br />
Eyvahlar olsun!<br />
Yuvalara daha kurulmadan “güvensizlik” kurdu düşürülüyor.<br />
Güven yoksa, yuva da yoktur.<br />
Boşanmak da her an gündemdedir!<br />
E, tamam…<br />
Güven yok.</p>
<p>Kadının çalışması bir tedbir, erkeğin muhtemel “keleklerine” karşı bir<br />
tedbir!<br />
Erkek kadının, kadın da erkeğin “yurdu” değil de, “kurdu” mu yâni!<br />
Ben bunları söyledikten sonra, “Evde çocuklarına bakan, onları güzel<br />
güzel büyütmeye, terbiyelerini vermeye çalışan ev hanımlarının<br />
teşvik edilmesi gerektiğini”, mesela evlilikte belli süreyi aşmış olan<br />
“anne”lerin, “isteğe bağlı” sigorta primlerinin tamamının karşılanması<br />
gerektiğini söylediğim zaman, dudak bükülüyor.<br />
Daha çok da ikide bir “evlilik karşıtı” eylemler yapan, söylemlerde<br />
bulunan “feministler” dudak büküyor&#8230;<br />
Mesele “çalışma” meselesiyse, bu memlekete güzel evlatlar yetiştirmek<br />
için mücadele veren ev hanımlarından fazla çalışan yoktur herhalde.<br />
Bir yerde, birilerinin emrinde “maaş” karşılığı çalışan da, ev<br />
hanımefendiliğini tercih eden de saygındır.<br />
Kadın eve para getirmek mecburiyetinde değildir, buna mecbur<br />
edilmemelidir, edilmeyeceği şartlar hazırlanmalıdır!<br />
Bununla birlikte, her kadın ve her erkek, meslek sahibi olmalıdır.<br />
Benim büyüklerim, ninelerim, dedelerim mutlaka bir mesleğin<br />
ustasıydılar.<br />
Aile büyüğüm kadınların, o hanımefendilerin çoğu, dikiş, nakış, örgü<br />
işlerinde çok ustaydı.<br />
Rahmeti Büyükannem, herkesi hayran bırakacak ölçüde güzel yemek<br />
yapardı; “Batı ve doğu mutfaklarını” çok iyi bilir, muhteşem eserlere<br />
imza atardı.<br />
Rahmetli Büyük Halam, hem dikiş-nakış işlerini çok iyi bilir, hem de çok<br />
güzel şiirler yazardı, müthiş tabiat resimleri çizerdi.<br />
Çok zarif süs eşyaları yapabilen, seramik işlerinde usta olan<br />
hanımefendiler tanırım.<br />
Köylerdeki pek çok ev hanımefendisinin de, birer “usta” olduklarını<br />
bilirim.<br />
Onlar birer ev hanımıdır; evi de, köyü de, bahçeyi de çeviren onlardır.<br />
Sabah altı, akşam yedi, ha bire koşturan…<br />
Otobüslerde, minibüslerde “ayakta kalma, kendilerini koruma<br />
mücadelesi” veren hanımefendilerin çoğundan da sağlıklı olduklarını<br />
bilirim.<br />
İnsan, evinde huzurluysa, bebeklerini sağlıklı bir şekilde büyütmenin ruh<br />
huzurunu yaşıyorsa, çok daha üretken, çok daha sağlıklı oluyor.</p>
<p>Ben, bir hanımefendinin, maaş karşılığı bir işte çalışmasa da bir<br />
“mesleğin” ustası olmasından yanayım.<br />
İlle de eve para getirmeye mecbur edilmesine de karşıyım.<br />
“Çalışmasına” değil, çalışmaya, eve para getirmeye mecbur edilmesine<br />
karşıyım!<br />
Kimsenin kimseye tepeden bakmaya hakkı yoktur!<br />
Kadının belli alanlarda çalışması normaldir, gereklidir amma velâkin her<br />
kadın ille de bir yerde “ücret mukabili” çalışmalı diye bir yönlendirme<br />
ya da baskı da olmamalıdır.<br />
Hiçbir kadın eve para getirmeye mecbur edilmemelidir, teşvik de<br />
edilmemelidir!<br />
Kadın ister bir işte çalışır, ister evde durmayı tercih eder.<br />
Bir kadını eve para getirmeye mecbur etmek, “psikolojik şiddet”tir!<br />
Ve üstelik..<br />
Hani…<br />
Nüfus artış hızındaki çakılmadan şikâyet ediyor ve bu durumun ne kadar<br />
“tehlikeli” bir durum olduğunun altını çiziyoruz ya hep birlikte…<br />
Öyleyse…<br />
Yazıyı, başladığım gibi bitireyim:<br />
Bir işte ücret karşılığı ç alışan kadınların oranı yani kadın istihdam<br />
oranı arttıkça, nüfus artış oranı da haliyle düşmektedir.<br />
Bu dünyanın her yerinde böyledir!</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-ile-gundem-aile-sadece-aile/29906/">Serdar Arseven ile Gündem: Aile, Sadece Aile&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-ile-gundem-aile-sadece-aile/29906/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kayıt dışı istihdam ekonomik dengeleri bozuyor</title>
		<link>https://www.millinizam.com/ekonomi/kayit-disi-istihdam-ekonomik-dengeleri-bozuyor/18984/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/ekonomi/kayit-disi-istihdam-ekonomik-dengeleri-bozuyor/18984/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[AysegulAkyuz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Jan 2024 10:16:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Sanayi Odası]]></category>
		<category><![CDATA[ASO Başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[İşsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[istihdam]]></category>
		<category><![CDATA[Kayıt dışı istihdam]]></category>
		<category><![CDATA[Seyit Ardıç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=18984</guid>

					<description><![CDATA[<p>ASO Başkanı Seyit Ardıç, yaptığı konuşmada iş hayatında yaşanılan en büyük sorunların başında kayıt dışı istihdamın geldiğini söyledi. Türkiye’de kayıt dışı istihdamın yüzde 31 oranında olduğunu hatırlatan Ardıç, bu oranın gelişmiş ülkelere kıyasla yüksek olduğunu belirtti. Kayıt dışı istihdamın Türkiye ekonomisini tehdit etmesinin yanı sıra çalışan haklarını da zayıflattığına dikkati çeken Ardıç, “Sanayicilerimiz, bu sorunun [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/ekonomi/kayit-disi-istihdam-ekonomik-dengeleri-bozuyor/18984/">Kayıt dışı istihdam ekonomik dengeleri bozuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ASO Başkanı Seyit Ardıç, yaptığı konuşmada iş hayatında yaşanılan en büyük sorunların başında kayıt dışı istihdamın geldiğini söyledi.</p>
<p>Türkiye’de kayıt dışı istihdamın yüzde 31 oranında olduğunu hatırlatan Ardıç, bu oranın gelişmiş ülkelere kıyasla yüksek olduğunu belirtti. Kayıt dışı istihdamın Türkiye ekonomisini tehdit etmesinin yanı sıra çalışan haklarını da zayıflattığına dikkati çeken Ardıç,</p>
<blockquote><p><strong> “Sanayicilerimiz, bu sorunun etkilerini daha yoğun bir şekilde hissediyor. Düşük maliyetle işgücü sağlamaya çalışan işverenler, kayıt dışı istihdam ile rekabet avantajı elde etmeye çalışıyor, ancak bu durum ekonomik dengeleri bozuyor”</strong> diye konuştu.</p></blockquote>
<p>Kayıt dışı istihdamda denetimin sadece sanayi bölgelerinde olmaması gerektiğini dile getiren Ardıç, küçük sanayi sitelerinde de denetimin yeterince yapılmadığına vurgu yaptı. Türkiye’de denetim mekanizmalarının güçlendirilerek kayıt dışı istihdamla mücadele edilmesi gerektiğine değinen Ardıç,</p>
<blockquote><p><strong> “Vergi kaçakçılığı ve sosyal güvenlik ihlalleri konusunda ciddi yaptırımlar uygulanması, işverenleri resmi kayıtlara geçmeye teşvik edebilir”</strong> dedi.</p></blockquote>
<p><strong>“Bizim firmalarımızı büyütmemiz lazım”</strong></p>
<p>KOBİ’lerin toplam girişim sayısının yüzde 99,7’sini oluşturduğunu aktaran Ardıç, şöyle konuştu:</p>
<blockquote><p><strong>“Bizim firmalarımızı büyütmemiz lazım. Büyük firmalarımızın oranını yüzde 1’e çıkardığımızda dünyanın 10 büyük ekonomisinden biri haline geliriz. 50 ve daha fazla işçi çalıştıran şirketlerin yasal zorunlulukları büyümek isteyen birçok girişimciyi engelliyor. Firmaların çalışan sayısı arttıkça sorumlulukları da buna bağlı olarak artıyor. Engelli çalıştırma, iş yeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı çalıştırma, iş sağlığı ve güvenliği kurulu oluşturma ve avukat istihdamı gibi birçok yükümlülükle karşı karşıya kalıyoruz.”</strong></p></blockquote>
<p><strong>“Düzenlemeler ile meslek hastalıklarının azalacağını öngörmekteyiz”</strong></p>
<p>Türkiye’de iş sağlığı ve iş güvenliğinin önemine değinin Ardıç:</p>
<blockquote><p><strong>“Buna ilişkin düzenlemelerin sonuçlarını yakın gelecekte görerek iş kazaları ve meslek hastalıklarının azalacağını öngörmekteyiz”</strong> dedi.</p></blockquote>
<p><strong>“İş kazalarına ilişkin açılan davaların çok uzun sürmesi adaleti zedelemektedir”</strong></p>
<p>İş kazalarında iş sahibi, yüklenici ve taşeron arasındaki müşterek müteselsil sorumluluğun gözden geçirilmesinin iş dünyası açısından zorunluluk taşıdığını söyleyen Ardıç,</p>
<blockquote><p><strong>“Sözleşme ile bütün sorumluluğun devredilmiş olmasına karşın kendi uhdesinde olmayan işçilere dair yasal sorumluluk altında bulunmak hakkaniyete de aykırılık oluşturmaktadır. Bunun yanında iş kazalarına ilişkin açılan davaların çok uzun sürmesi, yargılamanın tüm aşamalarında çok büyük bir zaman kaybı, adalet ve hakkaniyet duygusunu da zedelemektedir”</strong> ifadelerini kullandı.</p></blockquote>
<p><strong>“Belge alma isteği kalmadı”</strong></p>
<p>Zarar görenin zararının tazmini yanında yüksek oranda artan asgari ücret ile işverenin de büyük maddi tazminatla karşı karşıya kalmasının önüne geçilmesi gerektiğinin altını çizen ASO Başkanı Ardıç, şu ifadelere yer verdi:</p>
<blockquote><p><strong>“İş kazalarında işverenler bütün sorumluluklarını yerine getirmiş olsalar dahi davalar işçi lehine sonuçlanmaktadır. Mesleki yeterlilikler kapsamında belge alma zorunluluğu olan mesleklerde kamu destekleri söz konusu idi. Böylece mesleki yeterlilik belgesi olmayan çalışalar belge sahibi oluyordu. Ancak kamu desteğinin kaldırılmasıyla, belge alma isteği nerdeyse kalmadı. Zorunlu mesleklerde belgesiz çakışanların sayısı artmaya başladı.”</strong></p></blockquote>
<p>Ankara Sanayi Odasının imalat sektöründeki çalışma şartları, çalışanların mali hakları ve alternatif iş alanlarına göre iş gücü tercihleriyle ilgili kurumlarla birlikte bir çalışma grubu kurulmasına karar verildiğini ifade eden Ardıç,</p>
<blockquote><p><strong>“Çalışmalar sonrasında şubat ayı sonuna kadar bir rapor hazırlanması planlanmaktadır. Bahsi geçen çalışmalar için çalışma hayatı ile ilgili alanlarda uzman kişilerden oluşan bir çalışma grubu oluşturulmuştur. Bu çalışma grubunda bakanlığınızın temsilcilerini de görmek bizi mutlu edecektir”</strong> diye konuştu.</p></blockquote>
<p>Toplantı, İş Başmüfettişleri Dehizhan Burak Özhan ile Levent Sözen’in sunumlarını tamamlamasının ardından sona erdi. Toplantıya ASO Başkanı Seyit Ardıç, ASO Meclis Üyeleri, işveren temsilcileri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanı Bekir Aktürk, İş Başmüfettişleri Dehizhan Burak Özhan ile Levent Sözen katıldı.</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/ekonomi/kayit-disi-istihdam-ekonomik-dengeleri-bozuyor/18984/">Kayıt dışı istihdam ekonomik dengeleri bozuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/ekonomi/kayit-disi-istihdam-ekonomik-dengeleri-bozuyor/18984/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
