<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Miraç Yinanç arşivleri - Milli Nizam</title>
	<atom:link href="https://www.millinizam.com/etiket/mirac-yinanc/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.millinizam.com/etiket/mirac-yinanc/</link>
	<description>Adil Bir Dünya</description>
	<lastBuildDate>Fri, 18 Apr 2025 08:02:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9</generator>
	<item>
		<title>Küresel Yalanlar ve İklim Anlaşmaları: Prof. Dr. Doğan Aydal’dan Gerçekleri Ortaya Çıkaran Rapor!</title>
		<link>https://www.millinizam.com/gundem/kuresel-yalanlar-ve-iklim-anlasmalari-prof-dr-dogan-aydaldan-gercekleri-ortaya-cikaran-rapor/32429/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/gundem/kuresel-yalanlar-ve-iklim-anlasmalari-prof-dr-dogan-aydaldan-gercekleri-ortaya-cikaran-rapor/32429/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Miraç Yinanç]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Apr 2025 15:00:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EN ÇOK OKUNANLAR]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[Meteoroloji]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Doğan Aydal]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Miraç Yinanç]]></category>
		<category><![CDATA[rapor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=32429</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prof. Dr. Doğan Aydal, küresel iklim krizine dair kamuoyunda yaygın şekilde benimsenen görüşlerin arka planını sorgulayan çarpıcı bir rapor yayımladı. İklim değişikliğine dair bilimsel gerçekler kadar, bu gerçeklerin nasıl kullanıldığına dair eleştiriler de içeren raporda Aydal, küresel güçlerin atmosfer üzerinden kurduğu ekonomik denetim sistemine dikkat çekiyor. Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Doğan [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/gundem/kuresel-yalanlar-ve-iklim-anlasmalari-prof-dr-dogan-aydaldan-gercekleri-ortaya-cikaran-rapor/32429/">Küresel Yalanlar ve İklim Anlaşmaları: Prof. Dr. Doğan Aydal’dan Gerçekleri Ortaya Çıkaran Rapor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Prof. Dr. Doğan Aydal, küresel iklim krizine dair kamuoyunda yaygın şekilde benimsenen görüşlerin arka planını sorgulayan çarpıcı bir rapor yayımladı. İklim değişikliğine dair bilimsel gerçekler kadar, bu gerçeklerin nasıl kullanıldığına dair eleştiriler de içeren raporda Aydal, küresel güçlerin atmosfer üzerinden kurduğu ekonomik denetim sistemine dikkat çekiyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Doğan Aydal’ın hazırladığı “Küresel Yalanlar ve İklim Anlaşmaları” başlıklı çalışması, dünya kamuoyunu meşgul eden iklim krizi tartışmalarına bambaşka bir perspektiften yaklaşıyor. Çalışmada, iklim değişikliği ile ilgili küresel söylemlerin siyasi ve ekonomik amaçlarla yönlendirildiği, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin bu süreçte hem ekonomik hem stratejik olarak tuzağa düşürülmeye çalışıldığı belirtiliyor.</span></p>
<p><b>‘Ortalama Sıcaklık’ Yanılgısı</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ortalama sıcaklık olarak anlatılan bilimsel anlatılara değinen Aydal, yaşanabilir Dünya&#8217;nın ortalama sıcaklığının yaklaşık 15 derece olduğunu belirterek şunları söyledi:</span></p>
<p><b>“</b><span style="font-weight: 400;">Dünya&#8217;nın ikliminden bahsederken, sera etkisi, metan, karbondioksit ve su buharı gibi atmosferik sera gazlarının, Güneşten Dünyamıza gelen kızılötesi, ultraviyole veya termal radyasyonun Yerküre tarafından emilmesi sebebiyle gezegenin yüzeyinin ısınmasıdır. Bu ışınlardan bir kısmı yüzeyle temas ettikten sonra atmosfere doğru tekrar yayılırlar. Bu, herhangi bir insan kaynaklı sera gazı yayılımı (emisyonu) olmadan doğal olarak gerçekleşir; sera etkisinin varlığı, yüzeyi yaşanabilir bir sıcaklıkta tuttuğu için yaşanabilir bir Dünya&#8217;nın hayati bir ihtiyacıdır. Sera etkisi olmasaydı Dünya’mız ortalama sıcaklığı yaklaşık -18 ° C olan çok daha soğuk olacaktı. Durum böyle olsaydı, Dünya&#8217;daki su donardı ve bildiğimiz gibi yaşam olmazdı. Yaşanabilir Dünya&#8217;nın ortalama sıcaklığı yaklaşık 15 ° C&#8217;dir.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ancak Aydal’a göre sorun, sera etkisinin doğallığı değil, insan eliyle artırılan sera gazı salınımının etkisinde yatıyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“İnsan kaynaklı sera etkisi ise, insanların, endüstriyel üretim, enerji üretimi, ısınma, ormanları yok etme ve benzeri faaliyetlerinden atmosfere salınan başta karbondioksit, metan, CFC, PFC’ler olmak üzere daha yüksek miktarda sera gazının yayılımı sonucu olarak Dünya yüzeyinin artan ısınmasını ifade eder. Isınmaya sebep olmalarının temel sebebi bu maddelerin moleküllerinin atmosferdeki konsantrasyonlarının artması sebebiyle yeri ısıttıktan sonra yerden yayılarak uzaya geri dönmesi gereken ultraviyole, kızılötesi ışınlar gibi ışınların bir kısmını tekrar Dünya yüzeyine yönlendirmeleridir. Bunun sonucu olarak Yerküre ve Okyanuslar olması gerekenden daha fazla ısınmaktadır. Bu gazların miktarı arttıkça geri dönen yayılımların miktarı da artmaktadır. Dünya’ya insan müdahalesi olmadan ve olduktan sonraki temel fark atmosferde bulunan sera gaz moleküllerinin artması ve bu moleküllerin Dünya’dan yayılan enerjinin bir kısmının uzaya dönüşünü engelleyip Dünya yüzeyine tekrar göndererek daha fazla ısınmaya sebep olmasıdır.”</span></p>
<p><strong>Küresel Isınma: Gerçek Etkiler Ne Kadar?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Prof. Dr. Aydal, tarihsel olaylar çerçevesinde Dünya sıcaklık verilerini de analiz ediyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Küresel ısınma, yakın tarihte insan faaliyetlerindeki hızlı artış, büyük miktarlarda sera gazı emisyonunun devam etmesine yol açmıştır. Atmosferde daha küçük konsantrasyonlarda gerekli olmasına rağmen, atmosferdeki artan karbondioksit, metan ve diğer gaz miktarı, küresel ısınmanın artmasına neden olmaktadır. Dünya daha önce hiç bu kadar kısa sürede atmosferdeki sera gazı miktarında bu kadar büyük bir artış görmemişti ve bu da Dünya&#8217;nın ikliminde önemli değişikliklere yol açıyor. Artan sera etkisi, Dünya&#8217;nın iklim dengesini bozar ve küresel ortalama yüzey sıcaklıklarında bir artışa yol açmıştır. Dünya sıcaklığındaki bu artışın, yağıştaki değişiklikler, okyanus dolaşımı, artan sayıda aşırı hava olayı ve yükselen deniz seviyesi gibi devam eden ciddi etkileri olacağı tahmin edilmektedir. Bu değişikliklerin tarım, biyolojik çeşitlilik ve insan sağlığı için daha fazla sonucu olabilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Endüstriyel devrimin başladığı, petrol, kömür, odun ve diğer enerji ürünlerinin bolca tüketildiği, Birinci Dünya savaşı sırasındaki yangınların bile Dünya ısı artışına, 1877-78’deki küçük artış hariç, hiç sebep olmadıkları görülmektedir. Aksine Dünya ısısı eksi 0,40 santigrat düşüklük gösterdiği yıllar yaşamıştır. Bu durum aksine 1940-2010 arasında İkinci Dünya harbinin, sekiz yıllık İran-Irak savaşının, Vietnam savaşının ve birçok savaşın yanı sıra Kuveyt’teki petrol kuyularının 1991 yılında onbir ay yanmasının, birçok ülkede çıkan orman yangınlarının atmosferin ısınmasına önemli bir katkısının da olmadığı görülmektedir. Buna rağmen ısı artışı 0,20 santigrat dereceler civarında olmuştur.</span></p>
<p><strong>Ozon Tabakasındaki Gizemli Küçülme ve Güney Yarımküre Gerçeği</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aydal’ın dikkat çektiği bir başka çarpıcı başlık ise ozon tabakasındaki değişimlerin yanlış yorumlanması:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“1979’dan beri Toplam Ozon Haritalama Spektrometreleri (TOMS) ile yapılan haritalamalarda elde edilen görüntüler NASA tarafından paylaşılmıştır (Şekil 8). Ozon deliğinin büyüklüğü 1979 yılından beri NASA ve Avrupa Birliği başta olmak üzere dört kurum tarafından takip edilmektedir.  Bu dört kurum da 2019’da Ozon tabakasında kendiliğinden oluşan küçülmeyi açıklayamamaktadırlar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünya’da ozon tabakası ile ilgili haberler yayılırken, konuyu yakından takip etmeyen birçok kişi ozon tabakasının inceldiği alanın büyümesinin insanların çok daha yoğun olduğu ve İnsan üretimi sera gazlarının çok miktarda salındığı Kuzey Yarımküre’de gerçekleşmiştir diye düşünebilir. Bu düşüncelerin tam aksine önemli ozon tabakasının inceldiği alanın büyümesi Güney Yarımküre’de Antarktika üzerindeki stratosfer tabakasında gerçekleşmiştir. Kanada’lılar Kuzey Yarımküre’de çok az incelme olduğunu ifade etmiş olsalar da esas incelme Güney Yarımkürede ve Antarktika’yı kapsayacak kadar büyüktür.”</span></p>
<p><strong>Yapay Yağış Yöntemleri</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Doğaya müdahale tekniklerine dair güçlü uyarılar da raporda yer alıyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Küresel güçler Atmosferden para kazanabilmek bir başka yalana daha başvurmuşlardır. Kuraklık, düzensiz yağmurlar ve özetle iklim değişikliği ve bunun Dünya ülkelerinde oluşturduğu korku ve panik. Küresel güçlerin son yıllarda kullandıkları silahlardan biri de istedikleri yere yağmur yağdırmak, herhangi bir yere yağmur yağmasını engellemek, kasırga, tayfun gibi tabii oluşumların gücünü azaltarak ülkelerine olacak tahribatları azaltmak gibi tekniklerdir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bulut tohumlama olarak da bilinen yapay yağmur, yağmur veya kar oluşumunu teşvik etmek için maddeleri havaya dağıtarak yağışı artırmak için kullanılan bir yöntemdir. Bu teknik, bulutların etrafında su damlacıklarının oluşması için çekirdek görevi gören gümüş iyodür, potasyum iyodür veya kuru buz gibi malzemelerle tohumlanmasını içerir. Bu parçacıklar nemi çektikçe, daha büyük damlacıkların büyümesine yol açabilir ve aksi takdirde yağmur veya kar üretmeyebilecek bulutların içindeki yağışları potansiyel olarak uyarabilirler. Onlarca yıldır denenmiş olsa da etkinliği atmosferik koşullara ve diğer faktörlere bağlı olarak değişebilir.</span></p>
<p><strong>Doğan Aydal Uyarıyor: “Küresel Bir Soygun Düzeni”</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aydal, bu sözde İklim ve Çevre düzenlemeleriyle Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelere yönelik ekonomik baskının kapıda olduğunu vurguluyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Açık delillerden de görüleceği üzere hiçbir şey gösterildiği veya empoze edildiği gibi değildir. Dünya’nın hâkim güçleri ince ayar bir soygun düzeni kurmuşlar, gelişmekte olan veya fakir ülkeleri nasıl kandırabileceklerinin hesaplarını yapmaktadırlar. Hiçbir şey yapılmasa sadece orman miktarı ikiye katlansa bile kolayca çözülebilecek bir problem altı bilinmeyenli bir sorun yumağı haline getirilmiştir. Ülke adına uyanık olmadığımız takdirde Küresel güçler tarafından seçilen çimento, elektrik, gübre, demir çelik, alüminyum ve hidrojen sektörleri bize ekstra sıkıntı çıkartacaktır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Birçok vatandaşımız dikkat etmemiş olsa da Avrupa Birliği Üyeleri bu karbon Sertifikası çalışmalarına ve uygulamalarına çoktan başlamış bulunmaktadır. Avrupa Birliği Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizmasını (SKDM) kuran Tüzük, 16 Mayıs 2023 tarihinde AB Resmî Gazetesi&#8217;nde yayımlanmış; SKDM geçiş dönemi uygulama usul ve esasları ile hesaplama metodolojisini belirleyen Yönetmelik ise 17 Ağustos 2023 tarihinde kabul edilmiştir. Bu yönetmeliğe göre, 1 Ekim 2023 tarihi itibariyle çimento, elektrik, gübre, demir çelik, alüminyum ve hidrojen sektörleri SKDM&#8217;nin kapsamında yer alacak ve karbon beyanında bulunma zorunluluğuna tabi tutulacaktır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sınırda karbon Düzenleme mekanizması ile karbon sertifikası istenecek sektörler dikkate alındığında, Ülkemizde de İnşaat fiyatlarının hızla artacağı, tarımın en önemli girdisi gübreye gelecek zamlarla ekmek fiyatlarının bile yeniden ayarlanacağı(!) görülecektir. Taşımacılığa eklenen zamlar ise zaten çok sıkıntılı durumda olan vatandaşlarımızı birçok sektörde çok daha sıkıntılı bir duruma sokacaktır. Paris’te yapılan anlaşmanın satır aralarında, Türkiye kömür rezervlerini karbon yayılım hesaplarına dahil etmeyi kabul etti ise, 14 milyar tonluk linyit rezervlerimize ekstra bir fatura da gelecek demektir. Hayvanlar geviş getirirken metan gazı çıkarmaktadır. Bu sebeple hayvan sayımızı azaltacağımız yönünde bir taahhüt verildi ise çok yakın gelecekte etin kilosunun 2500 TL’yi aşması kaçınılmaz olacaktır. Kaldı ki, Hükümetimizin Kyoto protokolünün başarısızlığı açıkça görüldükten sonra Paris Anlaşmasını neden imzaladığı da ayrı bir soru olarak karşımızda durmaktadır. Bütün unsurları dikkate alındığında Paris Anlaşmasının Vahşi Emperyalizmin Gelişmekte olan Ülkeleri “İklim” bahanesiyle “Karbon Sertifikası” aracılığı ile soyma düzeni olduğu da açıkça görülmektedir.”</span></p>
<p><strong>Raporun Tamamı:</strong></p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/04/Kuresel-Yalanlar-ve-Iklim-Anlasmalari-Prof.-Dr.-Dogan-Aydal.pdf">Küresel Yalanlar ve İklim Anlaşmaları &#8211; Prof. Dr. Doğan Aydal</a></p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/gundem/kuresel-yalanlar-ve-iklim-anlasmalari-prof-dr-dogan-aydaldan-gercekleri-ortaya-cikaran-rapor/32429/">Küresel Yalanlar ve İklim Anlaşmaları: Prof. Dr. Doğan Aydal’dan Gerçekleri Ortaya Çıkaran Rapor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/gundem/kuresel-yalanlar-ve-iklim-anlasmalari-prof-dr-dogan-aydaldan-gercekleri-ortaya-cikaran-rapor/32429/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Serdar Arseven ile Gündem: Özgür Özel&#8217;in &#8220;Cunta&#8221; Söyleminin Arkasında Ne Var?</title>
		<link>https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-ile-gundem-ozgur-ozel-cunta-soyleminin-arkasinda-ne-var/32382/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-ile-gundem-ozgur-ozel-cunta-soyleminin-arkasinda-ne-var/32382/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Miraç Yinanç]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Apr 2025 14:30:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EN ÇOK OKUNANLAR]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Miraç Yinanç]]></category>
		<category><![CDATA[Serdar Arseven]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=32382</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin gündemi, Türkiye’yi seven herkesin avucunda bir kor gibi. Türkiye’nin kendisi yüreklerimizi ısıtıyor ama gündemi ise yakıyor. Meslek büyüğüm ve usta gazeteci sayın Serdar Arseven ile Türkiye’nin gündemine ilişkin konuşmaya, dertleşmeye devam ediyoruz. Ben soruyorum, Serdar Arseven ağabey içtenlikle cevaplıyor. Sözü fazla yormadan soru-cevaplarımıza geçelim… Miraç Yinanç: CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, Sayın Cumhurbaşkanını &#8220;cunta&#8221; [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-ile-gundem-ozgur-ozel-cunta-soyleminin-arkasinda-ne-var/32382/">Serdar Arseven ile Gündem: Özgür Özel&#8217;in &#8220;Cunta&#8221; Söyleminin Arkasında Ne Var?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’nin gündemi, Türkiye’yi seven herkesin avucunda bir kor gibi. Türkiye’nin kendisi yüreklerimizi ısıtıyor ama gündemi ise yakıyor. Meslek büyüğüm ve usta gazeteci sayın Serdar Arseven ile Türkiye’nin gündemine ilişkin konuşmaya, dertleşmeye devam ediyoruz. Ben soruyorum, Serdar Arseven ağabey içtenlikle cevaplıyor. Sözü fazla yormadan soru-cevaplarımıza geçelim…</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><em><strong>Miraç Yinanç:</strong></em> CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, Sayın Cumhurbaşkanını &#8220;cunta&#8221; kelimesiyle suçlaması çok tartışıldı. Hatta Sayın Cumhurbaşkanı dava açtı. CHP ve &#8220;cunta&#8221; söylemi&#8230; Bu konuda ne söyleyeceksiniz?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><em><strong>Serdar Arseven:</strong></em> Şimdi benden beklenen, “Bugüne kadar ki darbe girişimlerini büyük ölçüde destekleyen bir partinin genel başkanının &#8216;cunta&#8217; kelimesini kullanması ve bu kelimeyle rakibini suçlaması büyük çelişki,” gibisinden bir değerlendirme yapmam olmalı. Hayır, ben böyle demiyorum çünkü bu çok sıradan bir değerlendirme olurdu. Evet, CHP 1960’tan bu yana olan birçok darbe ve darbe girişimini şu veya bu kıvamda desteklemiştir. Bu, bilinmeyen bir şey değildir. CHP Genel Başkanı Özgür Özel de ne de olsa eczacılık fakültesi mezunu, okumuş yazmış, biraz da siyasi tecrübesi bulunan bir kişilik. Sayın Erdoğan’ı “cunta” gibi, Sayın Erdoğan’ın mağduru olduğu bir kelime ve kavram üzerinden itham etmek ne gibi sonuçlara yol açar, bunu hesap edebilecektir herhalde.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özgür Özel böyle dediği zaman Sayın Cumhurbaşkanı, bakanlar, AK Parti yöneticileri ve iktidara destek veren medya organları, yazarlar, çizerler hep birlikte CHP’nin geleneğini ve genetiğini hatırlatacaktır. Ve böyle de olmuştur. Şunu demek istiyorum: Özgür Özel “cunta” suçlamasını tepki almak için yaptı. Çünkü onun aklı da fikri de CHP Genel Başkanlığındaki konumunu güçlendirmekte ve belki de Cumhurbaşkanı adaylığına gidecek yolu açmakta. Politikanın gerçeklerini hepimiz biliyoruz. Politikada daimi dostluklar olmaz. Çıkarlar söz konusu olur.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şu anki tabloda Ekrem İmamoğlu uzunca bir süreliğine devre dışı kalmış gibi görünüyor. Mansur Yavaş’ın da bir ölçüde devre dışında kaldığını söylüyoruz. Şimdilerde Halk TV&#8217;de, Sözcü TV&#8217;de, Now TV&#8217;de hep Özgür Özel propagandası görüyorum. Özgür Özel, Kemal Kılıçdaroğlu’nu Ekrem İmamoğlu’nun yardımıyla yenip genel başkan olduğunda, ağırlığı bu kadar fazla değildi. Şimdi bakıyoruz, sadece muhalefete değil, iktidara yakın medya organları da Özgür Özel’in kendisinden beklenmeyecek kadar etkili performans gösterdiğini öne sürüyorlar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bugünkü tabloda bir muhalefet lideri gündeme gelmek, partisindeki genel başkanlığını pekiştirmek istiyorsa ne yapar? Direkt Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın tepkisini çekecek ifadeler kullanmaya çalışır. Özgür Özel de bunu yapmıştır. “Cunta” söylemi CHP’nin oylarını artırmamıştır ama Özgür Özel’in CHP içerisindeki gücünü artırmıştır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bakın, bir günlük boykot eylemi söz konusu oldu. Bu eylemin amacı neydi? Özgür Özel bir günlük boykot çağrısı yaptı diye hükümet erken seçim kararı mı alacaktı, piyasalar mı batacaktı? Hayır, ne oldu bakın. İktidar çevreleri CHP’nin ve Özgür Özel’in soykırımcı İsrail’e destek veren ürünlere boykot çağrılarına destek vermediğini, hatta Hamas’ı terör örgütü ilan edecek kadar ileri gittiğini hatırlattılar ve Özgür Özel’in yaptığının, yerli ve milli firmaları, ülke ekonomisini zarara uğratmaktan başka bir amaç taşımadığını vurguladılar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özgür Özel boykot çağrısı yaparken bir günlük eylemin aslında hiçbir sonuç getirmeyeceğini tahmin edemedi mi? Hayır, elbette etti. Onun niyeti sadece ve sadece bir şeyler yapıyor görünmekti. Çünkü kendisi Sayın Erdoğan ile “normalleşme-yumuşama” buluşmalarından dolayı çok eleştiri almaktaydı. CHP’lilerin büyük bir kısmı kendisine, “Yerel seçimi kaybetmiş Erdoğan’la normalleşme-yumuşama görüşmelerine girerek rakibinin toparlanmasına sebep oldu, oysa hiçbir teması kabullenmeyip erken seçim için uğraşmalıydın,” diye tepki gösteriyorlardı. Şimdi bu tepkiler unutuldu. Özgür Özel, şartların şu an için erken seçime müsait olmadığını ve iktidar istemedikçe de müsait olmayacağını bilmez mi?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><em><strong>Miraç Yinanç:</strong></em> Peki vatandaş erken seçim istemiyor mu?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><em><strong>Serdar Arseven:</strong></em> Vatandaşa sorarsanız her zaman erken seçim ister. Daha doğrusu bunu söyler. Ama her sene seçim yapmak da kaldırılabilir bir yük değildir. 2023’te seçim, 2024’te seçim, 2025’te seçim… Böyle şey mi olur? Vatandaştan belli bir süre için vekalet-yetki alıyorsunuz. Hop, erken seçim talebi… Vatandaş “erken seçim istiyor musunuz?” diye sorarsanız, “evet istiyoruz” der. Bunu niçin der? Hepsi değil ama büyük bir bölümü sesinin duyulması için der. Tepkileri vardır, bunları dile getirmek için ister. İkide bir erken seçim talebinde bulunmak ters teper. Zira bu sonu gelmez bir saçmalık olur. Diyelim seçim yapıldı ve diyelim ki CHP iktidara geldi. O zaman da onun muhalifleri seçimden 6 ay sonra erken seçim demeye başlayacak. Millet sokaklara dökülecek. Böyle bir şey olmaz ki.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">CHP çevreleri 2023 seçiminden evvel, “Recep Tayyip Erdoğan bu seçimi kaybedecek, dolayısıyla seçim yaptırmaz, hatta seçim yaptırmamak için bu ülkeyi olmadık maceralara sürükler,” gibi laflar ediyorlardı. Ondan sonra hem genel seçim, hem cumhurbaşkanlığı seçimleri hem de yerel seçimler yapıldı. Genel seçimleri Cumhur İttifakı, cumhurbaşkanlığını Sayın Erdoğan, yerel seçimleri ise ana muhalefet kazandı. Dolayısıyla bu memlekette seçimler yapılıyor. Kısmetse yine yapılacak. CHP, gittikçe arayı açtığını düşünüyorsa 2027 ya da 2028’de açık ara kazanarak iktidara geleceğine emin demektir. O zaman ortamı bu kadar germenin, milleti sokağa dökmenin ne anlamı, ne faydası var?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><em><strong>Miraç Yinanç:</strong></em> Demokratik tepki olarak düşünülemez mi?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><em><strong>Serdar Arseven:</strong></em> Bu tür ortamlarda kontrol dışı pek çok hareket olabiliyor. Bölge karışık, dünya karışık, kimin eli kimin cebinde belli değil. Allah muhafaza, bu tür eylemlerde her tür provokasyon olabilir. CHP biraz geçmişe baksa, merhum Erbakan’ın Refah Partisi kapatma kararının açıklandığı gün kitlesine “itidal” tavsiye ettiğini görür. Sayın Erdoğan da şiir okuduğu için mahkûm edildiğinde “itidal” tavsiye etmişti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tabii, biraz evvel de ifade ettiğim gibi, Özgür Özel için dert başka. Ben, CHP Genel Başkanının içerideki bütün rakiplerini geçerek cumhurbaşkanı adayı olmak istemesini garipsemiyorum. Doğrusu radikallerin bu kadar etkili olduğu bir partinin başındaki bir isim, tabiri caizse o radikallerin gazını almak ve genel başkanlığını pekiştirmek için bir şeyler yapacaktı ve nitekim yapıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Zafer Partisi, “Alanda DEM’liler var,” diye Saraçhane eylemine direkt destek vermedi. DEM ise destek verir gibi yaptı ama biraz kenarda durdu. Öte yandan ABD ve AB, İngiltere, Ekrem İmamoğlu’na pek destek vermedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><em><strong>Miraç Yinanç:</strong></em> Bütün bunları nasıl okumak lazım?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><em><strong>Serdar Arseven</strong></em>: Zafer Partisi ve DEM, CHP’nin yedek lastiği gibi algılanmak istemiyor olabilir. Dünyanın şu andaki şartları, ülkelerin güvenlik endişeleri de her birini öncelikle güvenliklerini düşünmeye itiyor. Türkiye, hem AB ülkelerinin hem de aslında bütün ülkelerin güvenliği açısından mutlaka ılımlı ilişkiler sürdürülmesi gereken bir ülke. Bu ülkenin başında da Sayın Erdoğan var. Onun için yargının yetki alanındaki bir konuya müdahil olmaları, Türkiye’nin iç hukukuna karışır pozisyon almaları ve bundan dolayı da Sayın Erdoğan’ı hedef almaları kendileri açısından “rasyonel” bir tutum olmazdı.</span></p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-ile-gundem-ozgur-ozel-cunta-soyleminin-arkasinda-ne-var/32382/">Serdar Arseven ile Gündem: Özgür Özel&#8217;in &#8220;Cunta&#8221; Söyleminin Arkasında Ne Var?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-ile-gundem-ozgur-ozel-cunta-soyleminin-arkasinda-ne-var/32382/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Serdar Arseven ile Gündem: Trump Netanyahu Üzerinden Hangi Mesajları Verdi?</title>
		<link>https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-ile-gundem-trump-netanyahu-uzerinden-hangi-mesajlari-verdi/32114/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-ile-gundem-trump-netanyahu-uzerinden-hangi-mesajlari-verdi/32114/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Miraç Yinanç]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Apr 2025 13:18:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Miraç Yinanç]]></category>
		<category><![CDATA[Serdar Arseven]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=32114</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin gündemi, Türkiye’yi seven herkesin avucunda bir kor gibi. Türkiye’nin kendisi yüreklerimizi ısıtıyor ama gündemi ise yakıyor. Meslek büyüğüm ve usta gazeteci sayın Serdar Arseven ile Türkiye’nin gündemine ilişkin konuşmaya, dertleşmeye devam ediyoruz. Ben soruyorum, Serdar Arseven ağabey içtenlikle cevaplıyor. Sözü fazla yormadan soru-cevaplarımıza geçelim… Miraç Yinanç: Trump yine soykırımcı Netanyahu’nun sandalyesini tutarak bağlılığını gösterdi. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-ile-gundem-trump-netanyahu-uzerinden-hangi-mesajlari-verdi/32114/">Serdar Arseven ile Gündem: Trump Netanyahu Üzerinden Hangi Mesajları Verdi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’nin gündemi, Türkiye’yi seven herkesin avucunda bir kor gibi. Türkiye’nin kendisi yüreklerimizi ısıtıyor ama gündemi ise yakıyor. Meslek büyüğüm ve usta gazeteci sayın Serdar Arseven ile Türkiye’nin gündemine ilişkin konuşmaya, dertleşmeye devam ediyoruz. Ben soruyorum, Serdar Arseven ağabey içtenlikle cevaplıyor. Sözü fazla yormadan soru-cevaplarımıza geçelim…</span></p>
<p><b><em>Miraç Yinanç</em>:</b><span style="font-weight: 400;"> Trump yine soykırımcı Netanyahu’nun sandalyesini tutarak bağlılığını gösterdi. Ne diyorsunuz?</span></p>
<p><b><em>Serdar Arseven</em>:</b><span style="font-weight: 400;"> Bir kere her politikacının kuşatıldığı gerçekler vardır. ABD’nin İsrail politikası başkandan başkana değişmez, değişemez. Dolayısıyla İsrail’in güvenliği dedikleri sapkın hassasiyet elbette devam ediyor ve devam edecek. ABD’yi kuşatan teolojik sapkınlık, Evanjelizm, Armagedon karşısında politikacılar gerçekliklerin gereğini yerine getirmek durumunda. Netanyahu’ya, bu soykırımcıya, her iki ABD ziyaretinde de Trump tarafından gösterilen “saygı”, ABD’nin İsrail’e bağlılığını gösteriyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Peki Netanyahu İsrail midir? Hükümet İsrail midir? Buraya gelince Trump bu ayrımı yapıyor ve ikili görüşmede Türkiye bahsi geçtiğinde Netanyahu, Türkiye’nin Suriye’deki etkinliğinin artmasından duyduğu rahatsızlığı ifade ettiğinde, bu kez politikacı Trump, politikacı Netanyahu’ya ayar veriyor. “Makul ol.” diyor. Yani “akılcı davran.” diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Peki Netanyahu ne yaptı da Trump nezdinde akılcı olmayan politikaları uygulamakla suçlandı? Trump’ın soykırıma itirazı yok, olamaz… Neye itirazı var? Şunu söylemek istiyor: “Türkiye ile didişeceğine, Mısır var, Ürdün var, Suud var, BAE var, Kuveyt var. Oralardaki imkânlar okyanusunu gör, dikkatini Türkiye’ye değil buralara yoğunlaştır. Gazze’nin ‘emlak sektörüne, turizme’ açılmasına yoğunlaştır.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Trump meseleye para gözlüğüyle bakıyor ve Siyonist İsrail’in başındaki Netanyahu’ya kendince fırsatlar penceresini gösteriyor. Bu arada Türkiye’deki Papaz Brunson olayını da hatırlatarak inceden Türkiye’yi de tehdit ediyor. Bununla birlikte bizim Cumhurbaşkanımızı da överek Netanyahu’ya ayar veriyor. Netanyahu herhalde Türkiye’yi Trump’a şikâyet ederken tam destek alacağını düşündü. Ama Trump “aranızda problem varsa çözerim, bunun için makul olmalısın.” dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İsrail’in çekindiği, endişe ettiği tek devletin Türkiye olduğu net bir şekilde görülüyor. Sayın Hakan Fidan da İsrail’in Suriye saldırılarının ardından “İsrail ile karşı karşıya gelmek istemiyor.” demişti. Bu şunu ortaya koyuyor: Bölgedeki iki güç, soykırımcı İsrail ile her zaman adaletten yana olan Türkiye, birbirini büyük ölçüde dengelemiş durumda. ABD’de de çıkarları gereği ne Türkiyesiz olur ne de İsrailsiz pozisyonunda. Bölgedeki Türkiye ve soykırımcı İsrail dışındaki güçler şu anda o kadar da belirleyici değil.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu bakımdan Türkiye’nin Suriye hamleleri, Esad’ın devrilip defolup gitmesi iyi sonuçlar vermiş gibi görünüyor. Ama biz yine de ihtiyatla iyimserlik pozisyonumuzu koruyalım. Zira Türkiye tarih boyunca ABD ile girdiği bütün ilişkilerde haksızlığa uğrayan taraf olarak çıktı. Bugünün farkı Türkiye’nin ayakları üzerinde durabilmesi, güvenlik birimleri arasındaki koordinasyonu çeşitli temizlik operasyonlarının ardından temin edebilmesi, savunma sanayi alanında bağımsızlık oranının artırılabilmesi. Bunlar önemli.</span></p>
<p><b><em>Miraç Yinanç</em>:</b><span style="font-weight: 400;"> Trump bir geldi, ilk günden itibaren fırtına gibi esti. Çin’e ve diğer ülkelere koyduğu fahiş vergiler de söz konusu… Ne yapmak istiyor?</span></p>
<p><b><em>Serdar Arseven</em>:</b><span style="font-weight: 400;"> Trump deli meli, ABD’nin kaynaklarının ABD dışına transfer edilmesini durdurmak istiyor. ABD’ye gidenler, bu makyajlı devletin içten içe çöktüğünü, pek çok eyalette düzeltemediğini, temel yatırımları yapmaktan bile aciz kaldığını görür. ABD, dünyanın jandarmalığının faturasını çok ödedi. Üretimi de büyük ölçüde dışarıya kaydırmasının bedelini gittikçe artan işsizlikle ödedi. ABD ve Çin kendi alanlarında iki dev, birbirlerini bitirmezler. Her iki ülkenin hem içeride hem de dışarıda büyük miktarlı üretimler yapabilme kapasitesi var.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çin’in Türkiye’deki yatırımlarının artmasına bakın. Çin, kendisini sınırlayan barajlarını aştı. Davos’ta Çin Devlet Başkanı, küreselleşmeye bütün güçleriyle devam edecektir mesajını vermişti. Serbest piyasa ekonomisine olan bağlılığını da ifade etmişti. ABD’nin bu hamlesi Çin’i sınırlandıramaz. Çin’in karşı hamlesi de ABD’yi sınırlandıramaz. Burada olan AB ülkelerine olur. Bu süreçten Türkiye de kârlı çıkabilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bilemiyoruz, Trump Sayın Cumhurbaşkanını ABD ziyaretinde ne mesajlar verecek. Bakarsınız Türkiye için yüzde 10 olarak belirlenen vergiyi sıfırlar bile. Şu anda Türkiye bir rekabet avantajı elde edebilirmiş gibi görünüyor. Şu an Türkiye’nin birçok avantajı var. Şöyle düşünün, Rusya da Ukrayna da Türkiye’ye muhtaç. Her iki ülkenin Türkiye’ye olan ihtiyaçları, Türkiye’nin onlara olan ihtiyaçlarından çok çok daha fazla. İran kendi derdine düşmüş durumda. Mollalar ayakta kalmaya çalışıyor. Bu bakımdan İran’ın da sıkıştığı yerde müracaat edebileceği tek ülke Türkiye.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öyle bir dönem ki; bir yandan küreselleşme rüzgârları esiyor, öbür yandan da her ülke güvenlik endişelerinden dolayı iç cepheyi tahkim etmeye çalışıyor. Almanya paralarını savunma sanayiine kaydırmanın adımlarını atıyor ve hesaplarını yapıyor. Fransa güvenlik endişesi yaşıyor. Avrupa Birliği zaten doğru dürüst bir birlik değildi, şimdi hiç değil. Türkiye tedirginliği hep yaşıyordu, şimdi bütün dünya yaşıyor. Türkiye iç barışı da sağlayabilirse sıkıntıları aşacak, öyle ümit ediyorum.</span></p>
<p><b><em>Miraç Yinanç</em>:</b><span style="font-weight: 400;"> Sayın Erdoğan DEM heyetini kabul edecek.</span></p>
<p><b><em>Serdar Arseven</em>:</b><span style="font-weight: 400;"> Bu bir devlet projesi olarak yürüyor. PKK terör örgütü ve uzantıları için gidecek yol kalmadı. Tabii süreçte aksamalar ve provokasyonlar olabilir ama bölgeye Türkiye’den de ABD’den de Rusya’dan da İran’dan da bakınca aynı şeyi görüyorsunuz. PKK terör örgütünün kullanım ömrü büyük güçler için bitti. Ben sürece bazı aksaklıkları görmekle birlikte bir ölçüde olumlu bakıyorum.</span></p>
<p><b><em>Miraç Yinanç</em>:</b><span style="font-weight: 400;"> Ne gibi aksaklıklar?</span></p>
<p><b><em>Serdar Arseven</em>:</b><span style="font-weight: 400;"> Bu dönemde PKK çevreleri çok fazla öne çıktı. Oysa devletine milletine bağlı nice Kürt sivil toplum örgütü var. Nice Kürt kanaat önderi var. Onlar da daha fazla görünür kılınmalı. Sanki medya onları görmezden geliyor gibi. Bu konuda bir eksiklik görüyorum.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-ile-gundem-trump-netanyahu-uzerinden-hangi-mesajlari-verdi/32114/">Serdar Arseven ile Gündem: Trump Netanyahu Üzerinden Hangi Mesajları Verdi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-ile-gundem-trump-netanyahu-uzerinden-hangi-mesajlari-verdi/32114/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Serdar Arseven ile Gündem: Trump İyice Çıldırdı mı?</title>
		<link>https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-ile-gundem-trump-iyice-cildirdi-mi/31715/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-ile-gundem-trump-iyice-cildirdi-mi/31715/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Miraç Yinanç]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Mar 2025 13:34:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EN ÇOK OKUNANLAR]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[Miraç Yinanç]]></category>
		<category><![CDATA[Serdar Arseven]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=31715</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin gündemi, Türkiye’yi seven herkesin avucunda bir kor gibi. Türkiye’nin kendisi yüreklerimizi ısıtıyor ama gündemi ise yakıyor. Meslek büyüğüm ve usta gazeteci sayın Serdar Arseven ile Türkiye’nin gündemine ilişkin konuşmaya, dertleşmeye devam ediyoruz. Ben soruyorum, Serdar Arseven ağabey içtenlikle cevaplıyor. Sözü fazla yormadan soru-cevaplarımıza geçelim… Miraç Yinanç: İsrail sahur vaktinde Gazze’deki Müslümanlara ölüm yağdırdı. Trump [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-ile-gundem-trump-iyice-cildirdi-mi/31715/">Serdar Arseven ile Gündem: Trump İyice Çıldırdı mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’nin gündemi, Türkiye’yi seven herkesin avucunda bir kor gibi. Türkiye’nin kendisi yüreklerimizi ısıtıyor ama gündemi ise yakıyor. Meslek büyüğüm ve usta gazeteci sayın Serdar Arseven ile Türkiye’nin gündemine ilişkin konuşmaya, dertleşmeye devam ediyoruz. Ben soruyorum, Serdar Arseven ağabey içtenlikle cevaplıyor. Sözü fazla yormadan soru-cevaplarımıza geçelim…</span></p>
<p><em><b>Miraç Yinanç:</b></em><span style="font-weight: 400;"> İsrail sahur vaktinde Gazze’deki Müslümanlara ölüm yağdırdı. Trump da bölgeyi cehenneme çevirmekten bahsetmişti. Ateşkes süreci vardı. Şimdi ne olacak?</span></p>
<p><em><b>Serdar Arseven:</b></em><span style="font-weight: 400;"> Trump seçildiğinde çok sevindirik olanlar vardı. Bunlar meselenin Trump, Biden, Obama meselesi olmadığını göremiyorlar. ABD’deki ekonomiye hakim evanjelist ailelere ve 60 milyonluk evanjelist kitlenin ABD’yi evanjelistlerin, siyonistlerin sapkın, teolojik anlayışları doğrultusunda istediği gibi yönlendirdiklerini, başkanların birer kukladan ibaret olduğunu göremiyorlar. ABD Merkez Bankası FED’in, ABD’ye ait olmadığını, dünyadaki bütün ülkeleri ve sektörleri; legal, illegal sektörleri yöneten, yönetmekte zorluk çektiğinde de dünyayı dar eden bir zihniyetin tahakkümünü göremiyorlar. Obama, Biden, Trump işleri bizim medyamız için magazin işleri. Dünyayı dolarizasyon üzerinden yöneten Rockefeller zihniyeti sadece paraya, ekonomiye, sağlık sektörüne, silah sektörüne, organ ve insan ticareti sektörüne hükmetmiyor, aynı zamanda zihinlere de hükmediyor. Her ülkenin kültürel iktidarını bu sapkın zihniyet belirliyor. İslam dünyasındaki çaresizlik sendromunun etkisindeki insanlarımız da sanki bir şeyler değişecekmiş gibi ABD başkanlarının değişmesinden medet umuyor.</span></p>
<p><em><b>Miraç Yinanç:</b></em><span style="font-weight: 400;"> İsrail Gazze’ye sahur vakti saldırmadan evvel Yemen’e saldırmıştı. İran’a yönelik tehditleri de vardı Trump’ın. Bir yandan Ukrayna devlet başkanını rezil etti. Ukrayna ile Rusya’yı buluşturuyor…</span></p>
<p><em><b>Serdar Arseven:</b></em><span style="font-weight: 400;"> Sizi kestiğim yerden devam edeyim. Suudi Arabistan’ı haraca bağladı. Geçen döneminde zaten kürenin etrafında haracını kesmişti. Şimdi de 1 trilyon dolar istiyor. Suudi Arabistan, ki ben ona Suudi Amerika diyorum, Yemen’deki Husilerden de Sünnilerden de rahatsız. ABD’nin Husilere saldırması, Yemen’de katliam yapması işine geliyor gibi görünse de Yemen’deki Sünnileri de tehdit olarak görüyor Suud yönetimi. ABD’nin yaptığı İran tehdidini büyüterek Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkelerinin kendisine olan bağımlılıklarını iyice artırmak. ABD’nin sözde İran karşıtlığı, kaosun büyümesine, bölge ülkelerinin güvenlik endişelerinin artmasına sebep oluyor. Suudi Arabistan’a ve diğerlerine de ‘Sizi İran’dan korumaya devam etmemizi istiyorsanız pamuk ellerinizi sürekli olarak cebe atacaksınız’ mesajını veriyor. Aynı baskıyı AB ülkelerine de uyguluyor. Trump, AB ülkelerine de ‘Rusya sizin için büyük bir tehdit, İran sizin için büyük bir tehdit, benim korumama muhtaçsınız, öyleyse bana tam manasıyla teslim olmalısınız, hepinizi Zelenskiy’nin Ukrayna’sından daha kötü durumlara düşürürüm’ mesajını veriyor. Ekonomisi borca batık olan ABD’yi toparlamak için bölgesindeki ve uzak coğrafyalarındaki bütün ekonomileri, ülkeleri tehdit ediyor. Kanada’nın da, Peru’nun da, Meksika’nın da, Avrupa’nın da, Orta Doğu’nun da, başka bölgelerin de bütün varlıklarına el koymaya kararlı bir evanjelist çeteden bahsediyoruz.</span></p>
<p><em><b>Miraç Yinanç:</b></em><span style="font-weight: 400;"> Bu çeteyi kim durduracak?</span></p>
<p><em><b>Serdar Arseven:</b></em><span style="font-weight: 400;"> Ben bunun cevabını veremiyorum. İnancımız zalimin mutlaka çökeceğini haber veriyor ama bunu görmek layık olan Müslümanlara nasip olacak. Bugün İslam dünyası olarak durumumuzu en iyi açıklayacak kelime zillet.</span></p>
<p><em><b>Miraç Yinanç:</b></em><span style="font-weight: 400;"> Çin, ABD’yi dengeleyebilecek bir güç müdür ya da böyle bir güç olabilir mi?</span></p>
<p><em><b>Serdar Arseven:</b></em><span style="font-weight: 400;"> Çin, nüfusu, üretimi, yüzölçümü olarak büyük bir dev ama bu devin beslenmesi ABD’nin başını çektiği Batı dünyasına bağlı. Çin, düşük maliyetli, özellikle düşük işçi maliyetiyle ürettiklerini büyük ölçüde Batı’ya satıyor. Çin ile ABD, dahası Çin ile ABD ve Rusya birbirlerinin ayaklarına basmazlar. Rusya ile ABD uzun yıllardır atışıyor. Sözde savaşın eşiğine geliyor. Ama bunların karşı karşıya geldiğini hiç gördünüz mü? Dolayısıyla Çin, ABD, Rusya, AB, Hindistan… Zalimlerden zalim beğenmek durumunda değiliz.</span></p>
<p><em><b>Miraç Yinanç:</b></em><span style="font-weight: 400;"> Çıkış yok gibi bir tablo çizdiniz.</span></p>
<p><em><b>Serdar Arseven:</b></em><span style="font-weight: 400;"> Müslümanlar olarak içinde bulunduğumuz durum bu. Hani birileri Türkiye şunu yapsın, bunu yapsın diyor ama acaba gerçekten ABD’yi, İsrail’i ve diğer zalimleri tam manasıyla karşımıza almamız halinde olabilecekleri göğüsleme iradesi var mı? Müslümanlar olarak o kadar konformist olduk ki maalesef “Gazzedekilere Allah kolaylık versin ama aynısı bizim başımıza gelmesin” der haldeyiz.</span></p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-ile-gundem-trump-iyice-cildirdi-mi/31715/">Serdar Arseven ile Gündem: Trump İyice Çıldırdı mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-ile-gundem-trump-iyice-cildirdi-mi/31715/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Serdar Arseven ile Gündem: Siyaset Başıboş Köpek Sorununa Çözüm Üretebilecek mi?</title>
		<link>https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-ile-gundem-siyaset-sokaktaki-tehlikeye-cozum-uretebilecek-mi/31509/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-ile-gundem-siyaset-sokaktaki-tehlikeye-cozum-uretebilecek-mi/31509/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Miraç Yinanç]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Mar 2025 08:05:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EN ÇOK OKUNANLAR]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Miraç Yinanç]]></category>
		<category><![CDATA[Serdar Arseven]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=31509</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin gündemi, Türkiye’yi seven herkesin avucunda bir kor gibi. Türkiye’nin kendisi yüreklerimizi ısıtıyor ama gündemi ise yakıyor. Meslek büyüğüm ve usta gazeteci sayın Serdar Arseven ile Türkiye’nin gündemine ilişkin konuşmaya, dertleşmeye devam ediyoruz. Ben soruyorum, Serdar Arseven ağabey içtenlikle cevaplıyor. Sözü fazla yormadan soru-cevaplarımıza geçelim… Miraç Yinanç: Başıboş köpekler meselesiyle ilgili olarak birçok yazı yazdınız, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-ile-gundem-siyaset-sokaktaki-tehlikeye-cozum-uretebilecek-mi/31509/">Serdar Arseven ile Gündem: Siyaset Başıboş Köpek Sorununa Çözüm Üretebilecek mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’nin gündemi, Türkiye’yi seven herkesin avucunda bir kor gibi. Türkiye’nin kendisi yüreklerimizi ısıtıyor ama gündemi ise yakıyor. Meslek büyüğüm ve usta gazeteci sayın Serdar Arseven ile Türkiye’nin gündemine ilişkin konuşmaya, dertleşmeye devam ediyoruz. Ben soruyorum, Serdar Arseven ağabey içtenlikle cevaplıyor. Sözü fazla yormadan soru-cevaplarımıza geçelim…</span></p>
<p><em><strong>Miraç Yinanç:</strong></em> Başıboş köpekler meselesiyle ilgili olarak birçok yazı yazdınız, konuşma yaptınız. Bunca canımızın, çoluk çocuğumuzun hayatını kaybetmesinden dolayı tepkinizi dile getirdiniz. Adalet Bakanı, sorumlular hakkında adli ve idari tahkikat açılacağını söyledi. Ne dersiniz, ümitvar olabilir miyiz?</p>
<p><em><strong>Serdar Arseven:</strong></em> Ben “Yeter artık, yeter artık, yeter artık!” diye adeta bağırıp çağırdım. Gerçekten de insanın vicdanı hançer batırılmışçasına kanıyor. Bebeklerin sokaklarda parçalandığı bir ülke düşünün. Yaşlıların sabah namazı yollarında parçalanma korkusu yaşadıkları bir ülke düşünün. Yüzün çok üzerindeki insanımızı başıboş köpek saldırılarında kaybetmişiz ve bu noktaya kadar gerekenler maalesef yapılmamış. Efendim, şu kadar para cezası… İnsan hayatından bahsediyoruz, insan! İnsanı yaşat ki devlet yaşasın. Aileyi yaşat ki devlet yaşasın. İnsanımızın durumu ortada. Ailemizin durumu ortada. İnsanlarımız otellerde yanıyor, sokaklarda parçalanıyor.</p>
<p>Elbette bunların sorumluları olması lazım. Küçük bir apartmandaki yönetici bile ihmalden dolayı yargılanabilirken bu kadar canımız gitmiş, insanlarımız başıboş köpek saldırıları sonucu hayatlarını kaybetmiş, yaralanmış, pek çok ailenin içine ateş düşmüş, birçok çocuğumuz ömür boyu etkisinden kurtulamayacakları fiziki ve psikolojik travmalarla karşı karşıya kalmış. Ve biz her seferinde “Bundan sonra olmayacak, gereken yapılacak” sözlerini işitiyoruz. Bir an, parçalananın kendi çocuğun ya da torunun olduğunu düşünüyorsun. Acaba ne yaparsın, ne hissedersin?</p>
<p><strong><em>Miraç Yinanç:</em></strong> Bu sorunda neden ortak bir hassasiyet oluşmadı, neden kutuplaşıldı?</p>
<p><em><strong>Serdar Arseven:</strong></em> Sokaklarda parçalanan insanların ailelerine baktığınız zaman, haliyle çoğunun dar gelirli, geçim sıkıntısı çeken insanlar olduklarını görüyorsunuz. Çünkü özel korumalı alanlarda yaşayanlar, sitelerinden, villalarından lüks araçlarıyla çıkıyorlar. Plazalarına girip asansörle ofislerine ulaşıyorlar. Kimilerinin şoförleri var, kapıdan alıp kapıya bırakıyorlar. Başıboş köpeklerin bunlara ulaşma imkânları yok; ulaşabildikleri sokaklardaki vatandaşlarımız. Maalesef o vatandaşlarımızın da sesine çok fazla kulak veren olmadı.</p>
<p>Bizler, bizim gibiler, hayvanların güvenliği için de öncelikle insanın güvenliğini sağlamak gerektiğini söyledik. Bundan dolayı çok hakaretler de işittik. Ama bugüne kadar adli tahkikat boyutuna işi taşıyamadık. Şimdi Sayın Adalet Bakanı, başıboş hayvan meselesinin ertelenemez bir mesele olduğunu söylüyor. Gerekli hukuki cezaların uygulanacağını söylüyor. Çok geç oldu ama zararın neresinden dönülse kâr.</p>
<p><em><strong>Miraç Yinanç:</strong></em> 5199 sayılı kanunda bir düzenleme yapıldı ve belediyelere sorumluluk verildi. Buradaki kabahat belediyelerde mi?</p>
<p><em><strong>Serdar Arseven:</strong></em> 2004 yılında çıkartılan 5199 sayılı kanunla sokakların hayvanlarla insanların ortaklaşa paylaşacakları yerler olduğunu söyleyenleri sevindiren bir adım atılmış oldu. Çocuklar parklarda oynayacak ve orada bir sürü başıboş köpek olacak. Biz buna itiraz ettik. Bu sefer bazıları, “Köpek öyle durup dururken saldırmaz.” diyerek insanları ve bebekleri suçlamaya başladı.</p>
<p>Biz bu süreç içerisinde bu işin arkasındaki rantları ortaya koyduk. Meselenin çoğu için tamamen duygusal olduğunu söyledik. Başıboş köpeklere işkence ve eziyet etmeden, kısırlaştırma yoluyla sorunun çözüme kavuşturulabileceğini söyledik. Ama 2004 yılında toplam sayısı yüz bin olan başıboş köpekler hızla üreyip yayılarak kimi tahminlere göre 20 milyona ulaştı. Birçok rakam dolaşıyor: 8 milyon, 10 milyon, 15 milyon, 20 milyon… Hepsi korkunç rakamlar.</p>
<p>Bir ara belediyeler bunları alıp ormanlara bıraktı. Cins köpekleri satın alıp belli bir süre sonra sokaklara, ormanlara bırakanlar oldu. Mesele, farklı hayvan türlerinin nesillerini tehdit eden bir hale geldi. Ormanlarda geyikler, ceylanlar, tavşanlar, kurtlar, tilkiler… Tabiatın bir dengesi var, bu denge bozuldu. Sözde hayvanseverler bir türün diğer tür hayvanları tüketmesine bir şey demediler. Köpekler sokaklardaki kedilerin neslini kuruttu.</p>
<p>Tabii her şeyin merkezinde insan var. Bebeğin parçalanışını görünce iyice isyan ediyor vicdanlar. Kimileri parti meselesini düşünüyor. Bundan siyasi olarak kimin zarar görüp görmeyeceği bile konuşuluyor. Olacak şey değil tabii.</p>
<p>Biz çok basit bir şey söylüyoruz: İnsanımız okuluna, camisine, pazarına güven içerisinde, başıboş köpekler tarafından parçalanma endişesi taşımadan gidebilsin. Biz çocukken hayli uzun mesafedeki okulumuza kendimiz gider gelirdik. Şimdi öyle bir mesafeye çocuğu göndermek gerçekten cesaret ve gözü karalık ister.</p>
<p>Sizin dediğiniz gibi, 5199 sayılı kanunda bir düzenleme yapıldı 2024 senesinde. Belediyelere görev verildi. Milyonlarca köpekten bahsediyoruz. Bunların hepsini bakımevlerinde toplamak kolay iş değil. Bunu sürdürebilmek kolay değil. Artık bir şeyler yapılacak. O bakımevlerinin maliyetleri büyük iş adamlarına yüklenecek. Bölgelerdeki turistik tesisler, restoranlar, lokantalar harekete geçecek ve bu iş çözülecek.</p>
<p>İnsan hayatı esas. Bununla birlikte bu işten siyaset kurumu da büyük zarar görüyor. Çünkü vatandaş, birçok meselede olduğu gibi bu meselede de siyasetin çözüm üretemediğini görüyor ve söylüyor. Siyasetin çözüm üretemediği dönemlerde ne olur, bununla ilgili geçmişten kalan birçok acı tecrübemiz var.</p>
<p><em><strong>Miraç Yinanç:</strong></em> İktidar bugüne kadar başıboş köpekler meselesinde söylemden çok da öteye gidememişti. Başıboş köpek lobisinin ortalığı ayağa kaldırmasından mı çekindi acaba?</p>
<p><em><strong>Serdar Arseven:</strong></em> Onu bilemem. Eğer ondan çekindiyse kendisine ve iktidar mensuplarına tavsiyem; sessiz çoğunluktan daha çok çekinsinler. Şunu rahatlıkla ifade edebilirim ki, bu memlekette yaşayan insanların en az yüzde 90’ı başıboş köpek meselesinden dolayı endişeli. Siyasetin gereği bu meseleyi çözüme kavuşturmak.</p>
<p>Umarım Sayın Adalet Bakanı’nın sözlerinden sonra çözüme dönük adımlar atılır ve sorumlular cezalandırılır. İnşallah, hiç olmazsa bundan sonra başıboş köpek saldırısı duymayız. Yedi düvele meydan okuma iddiasındaki Türkiye’nin bir başıboş köpekler, bir de fırsatçı marketler meselesini halledememesini elbette anlayışla karşılayamayız.</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-ile-gundem-siyaset-sokaktaki-tehlikeye-cozum-uretebilecek-mi/31509/">Serdar Arseven ile Gündem: Siyaset Başıboş Köpek Sorununa Çözüm Üretebilecek mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-ile-gundem-siyaset-sokaktaki-tehlikeye-cozum-uretebilecek-mi/31509/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Serdar Arseven ile Gündem: 28 Şubat Bitti mi, Bitmedi mi?</title>
		<link>https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-ile-gundem-28-subat-bitti-mi-bitmedi-mi/31327/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-ile-gundem-28-subat-bitti-mi-bitmedi-mi/31327/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Miraç Yinanç]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Mar 2025 08:20:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EN ÇOK OKUNANLAR]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[28 Şubat]]></category>
		<category><![CDATA[Miraç Yinanç]]></category>
		<category><![CDATA[Serdar Arseven]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=31327</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin gündemi, Türkiye’yi seven herkesin avucunda bir kor gibi. Türkiye’nin kendisi yüreklerimizi ısıtıyor ama gündemi ise yakıyor. Meslek büyüğüm ve usta gazeteci sayın Serdar Arseven ile Türkiye’nin gündemine ilişkin konuşmaya, dertleşmeye devam ediyoruz. Ben soruyorum, Serdar Arseven Ağabey içtenlikle cevaplıyor. Sözü fazla yormadan soru-cevaplarımıza geçelim… Miraç Yinanç: Bazı televizyon programlarında ve bazı paylaşımlarınızda “28 Şubat [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-ile-gundem-28-subat-bitti-mi-bitmedi-mi/31327/">Serdar Arseven ile Gündem: 28 Şubat Bitti mi, Bitmedi mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’nin gündemi, Türkiye’yi seven herkesin avucunda bir kor gibi. Türkiye’nin kendisi yüreklerimizi ısıtıyor ama gündemi ise yakıyor. Meslek büyüğüm ve usta gazeteci sayın Serdar Arseven ile Türkiye’nin gündemine ilişkin konuşmaya, dertleşmeye devam ediyoruz. Ben soruyorum, Serdar Arseven Ağabey içtenlikle cevaplıyor. Sözü fazla yormadan soru-cevaplarımıza geçelim…</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><em><strong>Miraç Yinanç:</strong></em> Bazı televizyon programlarında ve bazı paylaşımlarınızda “28 Şubat bitmedi” diyorsunuz. Aradan 28 yıl geçmiş, başörtüsü serbest, katsayı haksızlığı giderilmiş… Sizce nasıl bitmemiş oluyor?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><em><strong>Serdar Arseven:</strong></em> 15 Temmuz’dan evvel “Türkiye’de darbeler dönemi kapandı, kimse böyle bir şeye teşebbüs edemez” deniliyordu. Ama ben bu söyleme hep karşı çıktım ve “Başınızı kuma gömmeyin” dedim. 28 Şubat bitti diyenler, rejimin ontolojik gerçeklerinin farkında değiller. Kültürel iktidar ile siyasal iktidar arasındaki farkın farkında değiller.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bakın, kafayı çok karıştırmadan çok net bir misal vereceğim. 28 Şubat sürecinde postmodern darbecilere destek verenlerin en fazla üzerinde durdukları konulardan biri de nüfus planlaması adı altında yapılan nüfusu frenleme, toplumu yaşlandırma çalışmalarıydı. Bunun için o kadar büyük kaynaklar ayırdılar ki vazektomi, yani kısırlaştırma işlemi bile bedavaya geldi. Nüfus planlamasına, o dönemde postmodern darbecilere en fazla destek veren holdingler öncülük etti. Vakıfları üzerinden bu işe abandılar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">O günlerde 28 Şubat zihniyetine karşı olanlar onlara hiç aldırmadı, bol bol çocuk yaptı ve o çocukları yetiştirmek için imkânları çok kısıtlı olduğu halde, her taraf engellerle dolu olduğu halde büyüttüler. Rızık korkusu yaşamadılar. Ve 28 yıl sonra, bugün geldiğimiz noktada nüfus artış hızı dibe çakılıyor. Sayın Cumhurbaşkanı bu durumu “varoluşsal tehdit, yani yok oluşsal tehdit” olarak adlandırıyor. Eski Aile Bakanı, “Kıta Avrupası’ndan bile 4-5 kat hızlı yaşlanıyoruz, bu durdurulamaz bir gidişat” diyor. Yeni Aile Bakanı, “Bu gidişle 25 sene sonra askere alacak yeterince genç bulamayacağız” diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şimdi kardeşim, sorayım: Sayın Cumhurbaşkanı’nın varoluşsal tehdit dediği noktada, 28 Şubat zihniyetinin içindeyiz değil miyiz?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öte yandan, 28 Şubat zihniyetinin önem verdiği ikinci konu da imam hatiplerle birlikte meslek okullarının ve meslek eğitiminin adeta iflas etmesiydi. Onlar bunu yapmak istiyorlardı çünkü memlekette usta, kalfa yetişmesin; benim “ana eleman” dediğim ara elemanlar yetişmesin; halkın çocuklarının büyük bir imkânı ellerinden alınsın; evlilikler geciksin ve nihayetinde nüfus artışı frenlensin. Türkiye bu büyük gücünden mahrum kalsın; nüfus yaşlansın; sağlık giderleri ve devletin giderleri üzerindeki yük artsın.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bugün meslek eğitimi ne durumda? 7 milyonun üzerinde üniversite öğrencisi var. Neredeyse 10 kişiden biri öğrenci. Üniversite ve liselerden mezun olanların birçoğu diplomalı işsiz durumunda. İş yapanlar usta, kalfa bulamıyor. Meslek erbabı sayısı çok azaldı. İnsanlar mecburi liseyi ve üniversiteyi bitireceğim diyerek hayatı, evlenmeyi, çocuk-torun sahibi olmayı öteliyorlar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir: Nüfus.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İki: Meslek eğitimi. Katsayı haksızlığı giderildi ama bugün durum ortada.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Üç: Kültürel gelişim.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gezi olaylarının ön saflarında yer alan sözde sanatçılardan şikâyet ediliyor. Ama Konya eski Belediye Başkanı Halil Ürün’ün oğlu sanatçı İsmail Hakkı ve nice yerli ve millî sanatçı, bu dönemde de hangi kanallarda, hangi ballı rollerin hangi Gezi’cilere verildiğini söyleyerek şikâyet ediyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bugün AK Parti iktidarda. Yarın öbür gün CHP zihniyeti iktidara gelirse, zaten TRT’nin, Anadolu Ajansı’nın nasıl bir yayın politikası yürüteceği ortada. Özel medya kuruluşlarına bakıldığında, özellikle merkez medya içerisinde yer alanların CHP iktidarında CHP politikalarına destek vereceğini, el değiştireceğini hepimiz biliyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Geriye ne kalacak? İşte Akit, Yeni Şafak, Kanal 7, Ülke TV, Milat… E zaten öncesinde de bunlar vardı. 23 senede üzerine ne konuldu?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><em><strong>Miraç Yinanç:</strong></em> Bu durumu toplum-siyaset ilişkisi üzerinden nasıl değerlendiriyorsunuz?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><em><strong>Serdar Arseven:</strong> </em>Türkiye’de siyasete müdahale söylemlerinin ve eylemlerinin alttan alta baş gösterdiğini görüyoruz. Siyaset maalesef ümit vermiyor. Siyasetin ümit vermediği dönemlerden kalma nice acı hatıralar da ister istemez depreşiyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bakın, bir anket yayınlandı. ASAL Araştırma vatandaşa “Ülkeyi sizce iktidar mı, muhalefet mi yönetir?” diye sormuş.</span></p>
<ul>
<li><span style="font-weight: 400;">İktidar daha iyi yönetir diyenler: %31,5</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Muhalefet daha iyi yönetir diyenler: %26</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">İkisi de iyi yönetemez diyenler: %33</span></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Şu gözüküyor ki vatandaş siyasetten büyük bir kopuş halinde. Ana muhalefet seçmeni de ana muhalefetten memnun değil. Kimin eli kimin cebinde belli değil. Tam perişanlık.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bilmiyorum, sorunuza cevap oldu mu? Olmadıysa çok daha fazla uzatabilirim ama zannediyorum gerek yok. Türkiye’de 28 Şubat zihniyetinin eğitim, kültür ve aile alanlarındaki hedefleri maalesef büyük ölçüde gerçekleşmiştir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şunu da söyleyeyim: Bunlar bardağın boş tarafı. Dolu tarafına bakınca bir Teknofest gençliği var, onlarla gurur duyuyoruz. Selçuk Bayraktar’ın yaptıklarıyla, savunma sanayiindeki hamlelerle elbette gurur duyuyoruz. Bunlar dolu tarafları.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ama ve lâkin Türkiye’de 28 Şubat zihniyeti tamamen bitmiştir diyemiyorum.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şu anda üzerinde en fazla durmamız gereken mesele şu: Bizi karşı karşıya getirmek isteyecekler. Kimileri din istismarcılığıyla, kimileri Atatürk istismarcılığıyla, kimileri mezhep, kimileri ise etnisite istismarcılığıyla ortalığı iyice karıştırmaya çalışacak.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu türden menfi faaliyetleri organize edenlerin amaçlarına ulaşamaması için hepimizin şuurlu olması ve kışkırtmalara gelmemesi gerekiyor. Ayrıca siyasetin de çözüm adresi hâline gelebilmesi gerekiyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><em><strong>Miraç Yinanç:</strong></em> 28 Şubat mağdurlarının hak kayıplarının telafisi için paylaşımlar yapıyor ve bir komisyon kurulmasını istiyorsunuz. Bu mesele nedir?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><em><strong>Serdar Arseven:</strong></em> 28 Şubat’taki zalim uygulamalardan dolayı birçok hak kaybına uğrayan mağdur ve mağdureler var. Onların eğitim ve çalışma hakları ellerinden alındı. Birçok kayıpları oldu. Bu kayıplar giderilmedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu arkadaşlar, bir Meclis komisyonu kurularak hak kayıplarının telafi edilmesi yolunun açılmasını istiyorlar. </span><span style="font-weight: 400;">1960 darbe mağdurları için komisyon kuruldu. </span><span style="font-weight: 400;">2005’te terörden zarar görenler için zarar tespit komisyonu kuruldu. </span><span style="font-weight: 400;">15 Temmuz için OHAL Komisyonu kuruldu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Başka meselelerde mağdurlar haklarını tamamen aldılar. Ama 28 Şubat için Meclis Komisyonu kurulmadı, hak kayıpları devam ediyor. Bu arkadaşlarımız, Meclis’te bir komisyon kurulmasını talep ediyor. Biz de onların sesi olmaya devam ediyoruz.</span></p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-ile-gundem-28-subat-bitti-mi-bitmedi-mi/31327/">Serdar Arseven ile Gündem: 28 Şubat Bitti mi, Bitmedi mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-ile-gundem-28-subat-bitti-mi-bitmedi-mi/31327/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
