<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>rapor arşivleri - Milli Nizam</title>
	<atom:link href="https://www.millinizam.com/etiket/rapor/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.millinizam.com/etiket/rapor/</link>
	<description>Adil Bir Dünya</description>
	<lastBuildDate>Wed, 18 Feb 2026 12:20:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>
	<item>
		<title>&#8220;Terörsüz Türkiye&#8221; raporu komisyonda kabul edildi!</title>
		<link>https://www.millinizam.com/manset/terorsuz-turkiye-raporu-komisyonda-kabul-edildi/39786/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/manset/terorsuz-turkiye-raporu-komisyonda-kabul-edildi/39786/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Feb 2026 12:12:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[ÜSTMANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[Çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[DEM]]></category>
		<category><![CDATA[Güç]]></category>
		<category><![CDATA[komisyon]]></category>
		<category><![CDATA[rapor]]></category>
		<category><![CDATA[terörsüz türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yeniden Refah Partisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=39786</guid>

					<description><![CDATA[<p>Terörsüz Türkiye süreci kararlılıkla ilerliyor. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” toplantısına başkanlık etti. Komisyon raporu TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş tarafından açıklandı. RAPOR İÇİN 47 KABUL, 2 RET VE 1 ÇEKİMSER OY KULLANILDI “Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun hazırladığı rapor, Komisyonda oy çokluğuyla kabul [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/manset/terorsuz-turkiye-raporu-komisyonda-kabul-edildi/39786/">&#8220;Terörsüz Türkiye&#8221; raporu komisyonda kabul edildi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Terörsüz Türkiye süreci kararlılıkla ilerliyor. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, <strong>“Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu”</strong> toplantısına başkanlık etti. Komisyon raporu TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş tarafından açıklandı.</p>
<h3><b><strong>RAPOR İÇİN 47 KABUL, 2 RET VE 1 ÇEKİMSER OY KULLANILDI</strong></b></h3>
<p>“Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun hazırladığı rapor, Komisyonda oy çokluğuyla kabul edildi.</p>
<p>AK Parti, CHP, MHP, DEM Parti, Yeni Yol ‘Evet’ oyu verdi. TİP ve EMEP ise ‘Hayır’ oyu verdi. Rapor için; 47 kabul, 2 ret, 1 çekimser oy kullanıldığı ifade edildi.</p>
<h3><strong>KURTULMUŞ&#8217;TAN AÇIKLAMA</strong></h3>
<p><b><strong><em>Kurtulmuş’un açıklamalarından satır başları:</em></strong></b></p>
<p>Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuzun değerli üyeleri, değerli basın mensubu arkadaşlarım, komisyonumuzun 21’inci toplantısını bugün icra ediyoruz. Bu toplantıda, uzun bir süredir büyük bir titizlikle, dikkatle ve demokratik olgunlukla hazırlamış olduğumuz raporun hem komisyon üyelerimizle bir kez daha görüşülmesi ve müzakere edilmesi hem de Türkiye kamuoyuyla paylaşılması amacıyla bir araya gelmiş bulunuyoruz.</p>
<p><b>88 SAAT ÇALIŞMA YAPILDI, 4 BİN 199 SAYFA TUTANAK TUTULDU</b></p>
<p>Komisyon raporu yedi bölümden oluşmaktadır. “Komisyon Çalışmaları” başlıklı birinci bölümde komisyonun çalışma süreci anlatılmakta; ikinci bölümde komisyonun temel hedefleri çerçevesinde yapılan tartışmalar ve vurgular yer almakta; üçüncü ana başlıkta Türk-Kürt kardeşliğinin tarihî kökleri ve kardeşlik hukuku ele alınmakta; dördüncü başlıkta komisyonda dinlenen kişilerin söylem analizlerinden hareketle ortaya çıkan mutabakat alanları değerlendirilmektedir. Beşinci bölüm PKK’nın kendisini feshetmesi ve silah bırakması sürecine, altıncı bölüm sürece ilişkin yasal düzenleme önerilerine, yedinci bölüm ise demokratikleşmeye ilişkin önerilere ayrılmıştır.</p>
<p>Rapor, sonuç ve değerlendirme kısmıyla sona ermektedir. Ana raporun eki olarak beş ayrı ek hazırlanmıştır. Bunlar; Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üyelerinin listesi, komisyonun çalışma usul ve esasları, komisyondaki siyasi partiler tarafından sunulan raporların dijital listelerinin web sitesi linkleri ve QR kodlarıyla kamuoyuyla paylaşılması, bugüne kadar gerçekleştirilen 20 toplantının özetleri ile dinlenen kurum, kuruluş temsilcileri ve kişilerin listesidir. Ayrıca, bu 21’inci toplantımızda partiler adına söz alacak değerli arkadaşlarımızın konuşmaları da tutanakların tam şekliyle, toplantı özetinin eki olarak yayımlanacaktır.</p>
<p>Şimdi bu konuyla ilgili yaptığımız çalışmaları da ihtiva eden takdim konuşmamı gerçekleştiriyorum.</p>
<p><b>“TERÖR MESELESİNDE TARİHİ SÜREÇTEYİZ”</b></p>
<p>Değerli arkadaşlar, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çalışmaları, Türkiye Büyük Millet Meclisinin temsil gücü ve demokratik meşruiyeti içerisinde yürütülen toplumsal barışın, birliğin ve milli dayanışmanın güçlendirilmesine yönelik tarihî sorumluluğun bir yansıması ve ifadesidir. Halkımızın uzun yıllar boyunca ağır bedeller ödeyerek karşı karşıya kaldığı sorunlar, Gazi Meclisimizin yasa yapıcı ve denetleyici niteliğiyle ele alındığında kalıcı bir çözüm ufku kazanmaktadır. Bugün terör meselesinde tarihî bir dönemden geçiyoruz. Bu süreçte millî iradenin tecelligâhı olan Gazi Meclisimiz, üzerine düşen vazifeyi tereddütsüz bir biçimde üstlenmiştir.</p>
<p>On yıllardır ülkemizin enerjisini ve kaynaklarını tüketen ve ülke olarak ağır bedeller ödediğimiz terör eylemleri kalkınma ufkunu daraltmış, sosyal bağları örselemiş ve siyaseti sadece güvenlik reflekslerine sıkıştırmıştır. Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle birlikte terör örgütleri artan bir biçimde bölgemizde bölünme ve parçalanmanın, vekâlet savaşlarının aparatı olarak kullanılmış, yerel sorunlar küresel hesapların aracı hâline getirilerek toplumsal fay hatları bilinçli bir şekilde derinleştirilmiştir. Coğrafyamızı bir asır önce etnik, mezhebi ve dinî farklılıklar üzerinden bölmeye çalışanların yine aynı hedef peşinde koşmalarını engellemek için terörün tamamen ortadan kaldırılması, tam manasıyla kalıcı barış ve huzur ortamının sağlanması tarihî bir sorumluluk olarak karşımızda durmaktadır.</p>
<p><b>“TÜRKİYE, BÖLGEMİZDE BÜTÜNLEŞTİRİCİ POLİTİKALARIN ÖNCÜSÜ OLMAYA DEVAM EDECEKTİR”</b></p>
<p>Bölgemizde bugün yaşanan istikrarsızlık, adaletsizlik ve demokratikleşme sorunları emperyal müdahalelerin bıraktığı derin izlerin birer sonucudur. Bu müdahalelere bizim cevabımız ise daha fazla kardeşlik ve daha fazla bütünleşmedir. Türkiye, bölgemizde bütünleştirici politikaların öncüsü olmaya devam edecektir. Güç dengelerinin değiştiği, jeopolitik risklerin arttığı bir ortamda Türkiye’nin iç kalesini tahkim ederek bölgesinde kalıcı barış ve istikrarı sağlaması hem kendi güvenliği hem de bölgesel düzen açısından yeni imkân ve fırsatları ortaya çıkaracaktır. Türklerin, Kürtlerin, Arapların ve bölgede yaşayan diğer kardeş halklarla birlikte oluşturacağı doğal ittifak, bölgede emperyalistlerin kurguladığı dağılma ve parçalanma senaryolarını bozacak, planlarını etkisiz hâle getirecek bir dönemi başlatacaktır. Milletimiz dağılma ve parçalanmayı durduracak, bozguncu emeller karşısında daha güçlü bir birlik, kardeşlik ve bütünleşme iradesine sahiptir.</p>
<p>Türkiye’de terör meselesinin kalıcı biçimde çözülmesi sadece güvenlik boyutuyla sınırlı olmayan, çok boyutlu, çok yönlü, çok katmanlı ve çok taraflı politikaları zorunlu kılmaktadır. Siyasal meşruiyetin, toplumsal kabulün ve demokratik kapasitenin aynı anda güçlendirilmesini gerektirmektedir. Öte yandan dünyamız, uluslararası kurumların meşruiyet tartışmalarıyla çöküşe geçtiği, kural bazlı uluslararası sistemin yerine güçlerin kendi kurallarını dayattığı bir döneme doğru hızla ilerlemektedir. Böylesi bir dönemde devletlerin egemenliğini, güvenlikleri ve toplumsal bütünlüğü aynı irade çizgisinde tutabilme kudreti üzerinden değerlendirmek gerekir. Küresel sistemin her krizde ne yazık ki en fazla yıpranan alanı insan onuru ve hukukun üstünlüğü olurken, adaleti sağlama gücü zayıflayan her yapı toplumda umut yerine yeni kırılganlıklar meydana getirmektedir. Yakın çevremizde ve bölgemizde kimlik temelli fay hatlarının diri tutulması ve çatışma alanlarının genişlemesi ülkemize çok yönlü sorumluluklar yüklemektedir.</p>
<p>İçeride millî dayanışmamızı derinleştirirken bölgemizde barış sağlamaya yönelik çabalar, refahın artırılması ve adalet duygusunun güçlendirilmesiyle birlikte üstlenilmesi gereken yeni vazifeler olarak önümüzde durmaktadır. Ülkemizde kardeşlik, esenlik ve toplumsal barışı büyüten her sözü ve her adımı en güçlü şekilde desteklemekteyiz. Bu mesele farklılıkları derinleştiren ezber kalıplarla değil, basiretli bakış, samimi yaklaşım ve kararlı adımlarla çözüme kavuşacaktır. Bu konu, varlığımızı ve yarınımızı ilgilendiren niteliğiyle dar siyasi çıkarların veya risk hesaplarının konusu asla olamaz. Dar siyasi çıkarların ve risk hesaplarının çok ötesinde bir realitedir.</p>
<p>Sükûnetin sağlam temeller üzerinde yükselmesi, güvenliğin yanında hukuk devleti pratiğini, demokratik siyaset ahlakını ve millî dayanışma iradesini aynı anda kuvvetlendiren birliği gerektirmektedir. Terörün ülkemizin gündeminden çıkarılması her birimiz için tarihî bir sorumluluktur. Ortak geleceğimize dönük her adım, Gazi Meclisin denetimi ve toplumsal meşruiyetle ilerlediğinde alınan tedbirler hukukla tahkim edilmiş bir istikamete doğru sağlam bir şekilde ilerleyecektir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, millî iradenin tecelligâhı olarak milletimizin geleceğini ilgilendiren her meselenin meşru çözüm adresidir. Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, tarihî sorumluluğun Meclis zeminine taşınması için teşekkül ettirilmiş bir komisyondur. Bu çatı altında açık diyalog ve karşılıklı saygı içinde kardeşliğimizi güçlendiriyoruz. Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, acılarımızı inkâr etmeden geleceği birlikte kurma kararlılığının açık bir ifadesidir. Bu çerçevede zaman geçse de acıları dinmeyen kayıpları unutmadan hatıralarına saygıyla sahip çıktığımızı vurguluyoruz. Komisyonumuz, milletimizin her türlü düşünceyi baskıdan, önyargıdan ve çekincelerden ari biçimde ifade edebilecek kabiliyete, irfana ve olgunluğa sahip olduğunu da göstermiştir. Ortak aklı ve asgari müşterekleri önceleyen bir yaklaşım benimsenerek uzlaşı zemininden uzaklaşmadan meseleler derinlikli biçimde tartışılmış ve ele alınmıştır. Siyasal hayatın son dönemde ürettiği temaslar, kamu vicdanında büyüyen huzur talebi ve örgütün silah bırakmasına dönük gelişmeler, Meclisimizin temsil gücünü daha görünür kılan bir istişareyi gerekli kılmıştır.</p>
<p><b>“RAPOR AF MAHİYETİNDE DEĞİLDİR”</b></p>
<p>Elinizdeki rapor, komisyon çalışmalarının olgunlaştırdığı müşterek idraki belirginleştirme amacı taşımaktadır. Partilerimizin raporun ekinde yer alan metinlerinin okunmasını kolaylaştıracak kavramsal bir çerçeve sunmaktadır. Komisyona katkı sunan partilerimizin raporları, her bir partinin kendi siyasal duruşunu bir tutum belgesi şeklinde kamuoyuyla paylaşan birer politika belgesidir. Türkiye modeli olarak adlandırılan yaklaşımın kurucu ilkeleri, millî iradeye dayanan siyasal bir metin disiplini içinde kayda geçirilmekte, kamu düzeninin korunması, hak ve hürriyet alanının genişlemesi, toplumsal bütünleşmenin güçlenmesi, demokrasinin ilerlemesi ve refahın kalıcı biçimde büyümesi birbirini tamamlayan tek bir bütünün parçaları olarak ele alınmaktadır. Komisyonun ortaya koyduğu yaklaşım, örgütsel yapının feshi ve silah bırakmasının güvenli biçimde teyidi ile birlikte yürürlüğe alınması düşünülen idari ve hukuki düzenlemelere rehberlik edecek ilkeleri belirlemeyi, tespit ve takip mekanizmalarında öngörülebilirlik sağlamayı, toplumla uyum adımlarını özgürlük ile güvenlik dengesini koruyan bir çerçevede tasarlamayı hedeflemektedir.</p>
<p>Rapor, af mahiyetinde algı üretecek başlıklardan uzak duran, hukuk düzeninin belirlilik ilkesini merkeze alan ve kamu vicdanının hassasiyetini gözeten yaklaşımının ana hatlarını ortaya koyarken devlet aklı ile millet vicdanını koruyan demokratik iradenin aynı bütünlük içerisinde harekete geçtiğinde toplumsal barışın kalıcı zeminini kurduğuna da işaret etmektedir. Terörsüz Türkiye hedefi, daha geniş bir ufukla terörsüz bir bölge tasavvuruna açılmakta, iç huzuru pekiştiren her adım bölgesel ve küresel adalet arayışında Türkiye’nin gücünü artırmaktadır. Meclisimizin görevi müşterek hayatın hukukunu kurmak, farklılıkların sesini ortak geleceğin sesine katmak, her yurttaşın kendini eşit, güvende ve saygın hissettiği demokratik yapıyı güçlendirmek ve hürriyet ufkunu genişletmektir.</p>
<p><b>“LİTERATÜRDE ‘TÜRKİYE MODELİ’ OLARAK TANIMLANACAĞINA İNANIYORUZ”</b></p>
<p>Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, toplumsal huzur ve sükûnu zedeleyen terör eylemleri ve şiddet iklimini sona erdirme iradesini rapor hâline getirmiştir. Raporun giriş bölümü ve değerlendirmeler, kavramsal bir çerçeve sunmayı, komisyon çalışması boyunca oluşan ortak idraki ortaya koymayı ve çatışma çözümleri konusunda uluslararası literatürde Türkiye modeli olarak tanımlanacağına inandığımız komisyon çalışmalarının ilke ve hedeflerini siyasal bir metin disiplini içinde kayda geçirmeyi amaçlamaktadır.</p>
<p>Şeffaf ve açık yaklaşımımız sayesinde komisyon toplantıları kamuoyu tarafından ilgiyle takip edilmiş, çalışmalara ilişkin gelişmeler medya organlarında geniş yer bulmuş ve süreç milletin denetimine açık bir şekilde ilerletilmiştir. Yaptığımız çalışmalar gelinen aşamayla sınırlı ve tamamlanmış bir süreç olarak değerlendirilemez. Komisyonumuzun sergilediği sağduyulu, kapsayıcı ve çözüm odaklı yaklaşım, yarının güçlü, etkili ve huzurlu Türkiye’sine uzanan sağlam bir çerçeve ortaya koymuştur. Komisyonumuz tarafından titizlikle hazırlanan rapor, bundan sonraki süreçte atılacak adımlara istikamet çizen ve ortak hedefler doğrultusunda yol gösteren kıymetli bir başvuru metni olma özelliğini taşımaktadır. Komisyon raporumuz bu anlamda bir nihayet değil, bilakis atılan ve atılacak kararlı adımların mihenk taşı olarak kabul edilmelidir.</p>
<p>Yeni bir anayasa hazırlama konusu ise komisyonumuzun görev alanında olmamakla birlikte ülkemiz için tehir edilemez, yerine getirilmesi gereken ortak bir ödev ve sorumluluk olarak önümüzde durmaktadır. Komisyon çalışmalarının neticesinde raporda bahsedilen düzenlemeler ve önerilere ek olarak siyasi partilerimizin daha önce çeşitli vesilelerle kamuoyuyla paylaştığı raporlarda ifade ettikleri üzere daha demokratik, sivil, özgürlükçü, katılımcı ve kapsayıcı yeni bir anayasaya ihtiyaç duyulduğu da aşikârdır.  Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü, Siyasi Partiler Kanunu ve seçim kanunlarında yapılacak demokratik değişiklikler de Yüce Meclisimizin sorumlulukları arasındadır. Komisyonumuzun adını oluşturan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi hedefi bu adımların atılmasıyla birlikte nihayete erecektir.</p>
<p>Bu çerçevede sorunun çözümü için ilk ve önemli adımları atarak meseleyi bir devlet politikası olarak benimseyen ve benimsenmesini sağlayan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, yaptığı kritik ve yol gösterici çağrılarla sürecin başlamasını sağlayan Sayın Devlet Bahçeli’ye, komisyona başta milletvekillerinin temsilini sağlamak olmak üzere samimi destek veren genel başkanlara teşekkürlerimi ifade ediyorum. Geçmiş dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi başkanları, bakanlar ve ilgili kamu kurumlarının temsilcileri, Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanı, şehit aileleri ve gaziler, sivil toplum temsilcileri, baro başkanları, hukuk çevreleri, insan hakları örgütleri, işçi ve memur sendikaları ile işveren temsilcileri, akademi camiası, düşünce kuruluşları, emekli güvenlik mensuplarımızın temsilcileri ile gençlik ve kadın sivil toplum kuruluşları gibi alanlardan 137 kişi dinlenmiş, bu dinlemelerin her biri rapora büyük katkı sunmuş ve raporun ufkunu genişletmiştir. Büyük bir demokratik olgunluk ve titizlikle çalışmalarını sürdüren komisyon üyesi milletvekillerimizin her birine, fedakâr gayretleriyle çalışmalarımızı kolaylaştıran idari teşkilat mensubu arkadaşlarımıza ve milletimizin doğru bilgiye erişmesi için büyük bir sorumluluk bilinciyle çalışan değerli basın mensubu arkadaşlarımıza bu tarihî görevdeki katkıları nedeniyle teşekkür ediyorum.</p>
<p>Sorumlu ve yapıcı tutumları sebebiyle katkı sunan herkese ayrı ayrı teşekkürlerimi ifade ediyorum. Uzlaşı ve diyalog kültürünün bundan sonraki süreçte de aynı kararlılık ve samimiyetle yürütülmesini canıgönülden temenni ediyorum. En büyük teşekkürümüz desteklerini her daim yanımızda gördüğümüz ve hissettiğimiz aziz milletimizedir. Son olarak komisyonumuz adına, aramızdan ayrılan, sürecin sükûnetle yürümesi, güven zemininin korunması ve ortak aklın güçlenmesi için büyük emek veren Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekilimiz, değerli dostum Sırrı Süreyya Önder’i rahmet ve minnetle yâd ediyorum.  Milletimizin huzuru, bölgemizin istikrarı ve toplumsal barış ülküsü için sivil toplumda, siyasette ve halkımıza hizmetin farklı alanlarında emek veren her bir kıymetli insanımızı şükranla, ortak vatanımızın esenliği uğruna canını veren şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi hürmet ve minnetle yâd ediyorum. Aziz hatıraları, atacağımız her adımın insan onuruna, adalete ve ortak geleceğimize taşıdığımız sorumluluğu hepimize daha güçlü biçimde hatırlatmaya devam edecektir.</p>
<p>Değerli milletvekilleri, bu sunuşla birlikte raporumuzu kamuoyuyla paylaşmış oluyoruz. Raporumuz ifade ettiğim gibi 7 ana bölümden oluşuyor. Müsaadenizle, partilerin temsilcileriyle yaptığımız görüşmelerde ortaklaştığımız somut öneriler kısmının burada tekrar kamuoyuyla paylaşılmasını istiyorum. Bu çerçevede Genel Sekreter Yardımcımız Ahmet Bozkurt Bey 6. ve 7. bölümleri kamuoyuyla ve sizlerle paylaşacaktır.”</p>
<p><b>KOMİSYON RAPORUNUN SONUÇ VE ÖNERİLER BÖLÜMÜ</b></p>
<p>TBMM Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Bozkurt, komisyon raporunun sonuç ve öneriler bölümünü kamuoyuyla paylaştı. Bozkurt, örgüt mensuplarına yönelik hazırlanacak bir yasa kapsamında kişiler hakkında mutlaka adli düzenleme yapılması gerektiğini vurguladı.</p>
<p>Sürecin toplumda ‘af’ algısına yol açmaması gerektiğinin altını çizen Bozkurt, “Örgüt mensupları için hazırlanacak bir yasa ile kişiler hakkında mutlaka bir adli düzenleme yapılması gerekmektedir. Toplumda af gibi bir algı oluşmamalıdır. Geçiş süreci kanunu ile yürütme içerisinde bir mekanizmanın oluşması gerekmektedir. Bu mekanizma ile sürecin sağlıklı bir şekilde devam edilip edilmeyeceği izlenmelidir. Türk Ceza Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu’nun kanuni belirliliği güçlendirecek biçimde ele alınmalıdır. Siyasi Etik Kanunu’nun hazırlanması önerilmektedir” dedi.</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/manset/terorsuz-turkiye-raporu-komisyonda-kabul-edildi/39786/">&#8220;Terörsüz Türkiye&#8221; raporu komisyonda kabul edildi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/manset/terorsuz-turkiye-raporu-komisyonda-kabul-edildi/39786/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>OECD raporuna göre Türkiye’de ‘halka yansımayan’ büyüme: Zenginleşen kim?</title>
		<link>https://www.millinizam.com/ekonomi/oecd-raporuna-gore-turkiyede-halka-yansimayan-buyume-zenginlesen-kim/32955/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/ekonomi/oecd-raporuna-gore-turkiyede-halka-yansimayan-buyume-zenginlesen-kim/32955/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Miraç Yinanç]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 May 2025 08:37:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[OECD]]></category>
		<category><![CDATA[rapor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=32955</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye, dünya ekonomisinde ilk 20 ülke arasında yer almaya devam ederken, kişi başına gelir ve yaşam kalitesi gibi alanlarda geride kalmayı sürdürüyor. Rakamlar, ekonomik büyümenin vatandaşa yansımadığını, sosyal refah ve demokrasi göstergelerinde ise çarpıcı gerilemeler yaşandığını ortaya koyuyor. Büyüyoruz Ama Zenginleşemiyoruz Dünya Bankası verilerine göre Türkiye 2023’te GSYH büyüklüğü açısından 18. sırada yer alıyor. Ancak [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/ekonomi/oecd-raporuna-gore-turkiyede-halka-yansimayan-buyume-zenginlesen-kim/32955/">OECD raporuna göre Türkiye’de ‘halka yansımayan’ büyüme: Zenginleşen kim?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye, dünya ekonomisinde ilk 20 ülke arasında yer almaya devam ederken, kişi başına gelir ve yaşam kalitesi gibi alanlarda geride kalmayı sürdürüyor.</p>
<p>Rakamlar, ekonomik büyümenin vatandaşa yansımadığını, sosyal refah ve demokrasi göstergelerinde ise çarpıcı gerilemeler yaşandığını ortaya koyuyor.</p>
<p><strong>Büyüyoruz Ama Zenginleşemiyoruz</strong></p>
<p>Dünya Bankası verilerine göre Türkiye 2023’te GSYH büyüklüğü açısından 18. sırada yer alıyor. Ancak bu büyüme, kişi başına gelirde karşılığını bulamıyor. Türkiye, 63 ila 66. sıralar arasında dalgalanıyor; 2015’te kısa süreliğine dünya ortalamasını aşsa da, son yıllarda bu ortalamanın altında seyrediyor. Avrupa Birliği ortalamasına yaklaşmakta ise hâlâ mesafeli.</p>
<p><strong>Yaşam Kalitesinde Alarm Zilleri Çalıyor</strong></p>
<p>OECD’nin “Better Life Index”ine göre Türkiye, yaşam kalitesi açısından sondan dördüncü sırada yer alıyor. İş-yaşam dengesi, gelir seviyesi, çevre kalitesi ve güvenlik gibi birçok alanda OECD ortalamasının oldukça gerisinde kalan Türkiye, yalnızca seçmen katılım oranı gibi birkaç alanda olumlu bir tablo çiziyor.</p>
<p><strong>Umutlar Azalıyor</strong></p>
<p>Göteborg Üniversitesi V-Dem Enstitüsü, Türkiye’yi artık “seçimli otokrasi” olarak tanımlıyor. Hukukun üstünlüğü alanında 2000’li yılların başındaki 0,8 puanlık seviyeden ciddi bir düşüş yaşanırken, Economist Intelligence Unit’in Demokrasi Endeksi’nde Türkiye 103. sırada yer alıyor ve “hibrit rejim” sınıflamasında bulunuyor.</p>
<p><strong>Mutluluk Sıralamasında Düşüş, Algıda Bozulma</strong></p>
<p>Oxford Üniversitesi ve Gallup’un 2024 Dünya Mutluluk Raporu’nda Türkiye, 147 ülke içinde 94. sıraya geriledi. Sosyal destek, sağlık ve gelir gibi alanlarda sınırlı iyileşmeler olsa da, yolsuzluk algısı ve cömertlik gibi faktörlerde düşük puanlar dikkat çekiyor.</p>
<p><strong>Sorumluluk Büyük, Yol Uzun</strong></p>
<p>UNDP’nin İnsani Gelişmişlik Endeksi’nde Türkiye, “yüksek gelişmişlik” kategorisinde kalsa da, sürdürülebilir kalkınma için reformlara olan ihtiyaç açıkça görülüyor. Ekonomik verilerle övünmek artık yeterli değil; refahın halka yayılması ve temel hakların güçlendirilmesi, Türkiye’nin geleceği açısından belirleyici olacak.</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/ekonomi/oecd-raporuna-gore-turkiyede-halka-yansimayan-buyume-zenginlesen-kim/32955/">OECD raporuna göre Türkiye’de ‘halka yansımayan’ büyüme: Zenginleşen kim?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/ekonomi/oecd-raporuna-gore-turkiyede-halka-yansimayan-buyume-zenginlesen-kim/32955/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Küresel Yalanlar ve İklim Anlaşmaları: Prof. Dr. Doğan Aydal’dan Gerçekleri Ortaya Çıkaran Rapor!</title>
		<link>https://www.millinizam.com/gundem/kuresel-yalanlar-ve-iklim-anlasmalari-prof-dr-dogan-aydaldan-gercekleri-ortaya-cikaran-rapor/32429/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/gundem/kuresel-yalanlar-ve-iklim-anlasmalari-prof-dr-dogan-aydaldan-gercekleri-ortaya-cikaran-rapor/32429/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Miraç Yinanç]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Apr 2025 15:00:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EN ÇOK OKUNANLAR]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[Meteoroloji]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Doğan Aydal]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Miraç Yinanç]]></category>
		<category><![CDATA[rapor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=32429</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prof. Dr. Doğan Aydal, küresel iklim krizine dair kamuoyunda yaygın şekilde benimsenen görüşlerin arka planını sorgulayan çarpıcı bir rapor yayımladı. İklim değişikliğine dair bilimsel gerçekler kadar, bu gerçeklerin nasıl kullanıldığına dair eleştiriler de içeren raporda Aydal, küresel güçlerin atmosfer üzerinden kurduğu ekonomik denetim sistemine dikkat çekiyor. Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Doğan [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/gundem/kuresel-yalanlar-ve-iklim-anlasmalari-prof-dr-dogan-aydaldan-gercekleri-ortaya-cikaran-rapor/32429/">Küresel Yalanlar ve İklim Anlaşmaları: Prof. Dr. Doğan Aydal’dan Gerçekleri Ortaya Çıkaran Rapor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Prof. Dr. Doğan Aydal, küresel iklim krizine dair kamuoyunda yaygın şekilde benimsenen görüşlerin arka planını sorgulayan çarpıcı bir rapor yayımladı. İklim değişikliğine dair bilimsel gerçekler kadar, bu gerçeklerin nasıl kullanıldığına dair eleştiriler de içeren raporda Aydal, küresel güçlerin atmosfer üzerinden kurduğu ekonomik denetim sistemine dikkat çekiyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Doğan Aydal’ın hazırladığı “Küresel Yalanlar ve İklim Anlaşmaları” başlıklı çalışması, dünya kamuoyunu meşgul eden iklim krizi tartışmalarına bambaşka bir perspektiften yaklaşıyor. Çalışmada, iklim değişikliği ile ilgili küresel söylemlerin siyasi ve ekonomik amaçlarla yönlendirildiği, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin bu süreçte hem ekonomik hem stratejik olarak tuzağa düşürülmeye çalışıldığı belirtiliyor.</span></p>
<p><b>‘Ortalama Sıcaklık’ Yanılgısı</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ortalama sıcaklık olarak anlatılan bilimsel anlatılara değinen Aydal, yaşanabilir Dünya&#8217;nın ortalama sıcaklığının yaklaşık 15 derece olduğunu belirterek şunları söyledi:</span></p>
<p><b>“</b><span style="font-weight: 400;">Dünya&#8217;nın ikliminden bahsederken, sera etkisi, metan, karbondioksit ve su buharı gibi atmosferik sera gazlarının, Güneşten Dünyamıza gelen kızılötesi, ultraviyole veya termal radyasyonun Yerküre tarafından emilmesi sebebiyle gezegenin yüzeyinin ısınmasıdır. Bu ışınlardan bir kısmı yüzeyle temas ettikten sonra atmosfere doğru tekrar yayılırlar. Bu, herhangi bir insan kaynaklı sera gazı yayılımı (emisyonu) olmadan doğal olarak gerçekleşir; sera etkisinin varlığı, yüzeyi yaşanabilir bir sıcaklıkta tuttuğu için yaşanabilir bir Dünya&#8217;nın hayati bir ihtiyacıdır. Sera etkisi olmasaydı Dünya’mız ortalama sıcaklığı yaklaşık -18 ° C olan çok daha soğuk olacaktı. Durum böyle olsaydı, Dünya&#8217;daki su donardı ve bildiğimiz gibi yaşam olmazdı. Yaşanabilir Dünya&#8217;nın ortalama sıcaklığı yaklaşık 15 ° C&#8217;dir.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ancak Aydal’a göre sorun, sera etkisinin doğallığı değil, insan eliyle artırılan sera gazı salınımının etkisinde yatıyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“İnsan kaynaklı sera etkisi ise, insanların, endüstriyel üretim, enerji üretimi, ısınma, ormanları yok etme ve benzeri faaliyetlerinden atmosfere salınan başta karbondioksit, metan, CFC, PFC’ler olmak üzere daha yüksek miktarda sera gazının yayılımı sonucu olarak Dünya yüzeyinin artan ısınmasını ifade eder. Isınmaya sebep olmalarının temel sebebi bu maddelerin moleküllerinin atmosferdeki konsantrasyonlarının artması sebebiyle yeri ısıttıktan sonra yerden yayılarak uzaya geri dönmesi gereken ultraviyole, kızılötesi ışınlar gibi ışınların bir kısmını tekrar Dünya yüzeyine yönlendirmeleridir. Bunun sonucu olarak Yerküre ve Okyanuslar olması gerekenden daha fazla ısınmaktadır. Bu gazların miktarı arttıkça geri dönen yayılımların miktarı da artmaktadır. Dünya’ya insan müdahalesi olmadan ve olduktan sonraki temel fark atmosferde bulunan sera gaz moleküllerinin artması ve bu moleküllerin Dünya’dan yayılan enerjinin bir kısmının uzaya dönüşünü engelleyip Dünya yüzeyine tekrar göndererek daha fazla ısınmaya sebep olmasıdır.”</span></p>
<p><strong>Küresel Isınma: Gerçek Etkiler Ne Kadar?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Prof. Dr. Aydal, tarihsel olaylar çerçevesinde Dünya sıcaklık verilerini de analiz ediyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Küresel ısınma, yakın tarihte insan faaliyetlerindeki hızlı artış, büyük miktarlarda sera gazı emisyonunun devam etmesine yol açmıştır. Atmosferde daha küçük konsantrasyonlarda gerekli olmasına rağmen, atmosferdeki artan karbondioksit, metan ve diğer gaz miktarı, küresel ısınmanın artmasına neden olmaktadır. Dünya daha önce hiç bu kadar kısa sürede atmosferdeki sera gazı miktarında bu kadar büyük bir artış görmemişti ve bu da Dünya&#8217;nın ikliminde önemli değişikliklere yol açıyor. Artan sera etkisi, Dünya&#8217;nın iklim dengesini bozar ve küresel ortalama yüzey sıcaklıklarında bir artışa yol açmıştır. Dünya sıcaklığındaki bu artışın, yağıştaki değişiklikler, okyanus dolaşımı, artan sayıda aşırı hava olayı ve yükselen deniz seviyesi gibi devam eden ciddi etkileri olacağı tahmin edilmektedir. Bu değişikliklerin tarım, biyolojik çeşitlilik ve insan sağlığı için daha fazla sonucu olabilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Endüstriyel devrimin başladığı, petrol, kömür, odun ve diğer enerji ürünlerinin bolca tüketildiği, Birinci Dünya savaşı sırasındaki yangınların bile Dünya ısı artışına, 1877-78’deki küçük artış hariç, hiç sebep olmadıkları görülmektedir. Aksine Dünya ısısı eksi 0,40 santigrat düşüklük gösterdiği yıllar yaşamıştır. Bu durum aksine 1940-2010 arasında İkinci Dünya harbinin, sekiz yıllık İran-Irak savaşının, Vietnam savaşının ve birçok savaşın yanı sıra Kuveyt’teki petrol kuyularının 1991 yılında onbir ay yanmasının, birçok ülkede çıkan orman yangınlarının atmosferin ısınmasına önemli bir katkısının da olmadığı görülmektedir. Buna rağmen ısı artışı 0,20 santigrat dereceler civarında olmuştur.</span></p>
<p><strong>Ozon Tabakasındaki Gizemli Küçülme ve Güney Yarımküre Gerçeği</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aydal’ın dikkat çektiği bir başka çarpıcı başlık ise ozon tabakasındaki değişimlerin yanlış yorumlanması:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“1979’dan beri Toplam Ozon Haritalama Spektrometreleri (TOMS) ile yapılan haritalamalarda elde edilen görüntüler NASA tarafından paylaşılmıştır (Şekil 8). Ozon deliğinin büyüklüğü 1979 yılından beri NASA ve Avrupa Birliği başta olmak üzere dört kurum tarafından takip edilmektedir.  Bu dört kurum da 2019’da Ozon tabakasında kendiliğinden oluşan küçülmeyi açıklayamamaktadırlar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünya’da ozon tabakası ile ilgili haberler yayılırken, konuyu yakından takip etmeyen birçok kişi ozon tabakasının inceldiği alanın büyümesinin insanların çok daha yoğun olduğu ve İnsan üretimi sera gazlarının çok miktarda salındığı Kuzey Yarımküre’de gerçekleşmiştir diye düşünebilir. Bu düşüncelerin tam aksine önemli ozon tabakasının inceldiği alanın büyümesi Güney Yarımküre’de Antarktika üzerindeki stratosfer tabakasında gerçekleşmiştir. Kanada’lılar Kuzey Yarımküre’de çok az incelme olduğunu ifade etmiş olsalar da esas incelme Güney Yarımkürede ve Antarktika’yı kapsayacak kadar büyüktür.”</span></p>
<p><strong>Yapay Yağış Yöntemleri</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Doğaya müdahale tekniklerine dair güçlü uyarılar da raporda yer alıyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Küresel güçler Atmosferden para kazanabilmek bir başka yalana daha başvurmuşlardır. Kuraklık, düzensiz yağmurlar ve özetle iklim değişikliği ve bunun Dünya ülkelerinde oluşturduğu korku ve panik. Küresel güçlerin son yıllarda kullandıkları silahlardan biri de istedikleri yere yağmur yağdırmak, herhangi bir yere yağmur yağmasını engellemek, kasırga, tayfun gibi tabii oluşumların gücünü azaltarak ülkelerine olacak tahribatları azaltmak gibi tekniklerdir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bulut tohumlama olarak da bilinen yapay yağmur, yağmur veya kar oluşumunu teşvik etmek için maddeleri havaya dağıtarak yağışı artırmak için kullanılan bir yöntemdir. Bu teknik, bulutların etrafında su damlacıklarının oluşması için çekirdek görevi gören gümüş iyodür, potasyum iyodür veya kuru buz gibi malzemelerle tohumlanmasını içerir. Bu parçacıklar nemi çektikçe, daha büyük damlacıkların büyümesine yol açabilir ve aksi takdirde yağmur veya kar üretmeyebilecek bulutların içindeki yağışları potansiyel olarak uyarabilirler. Onlarca yıldır denenmiş olsa da etkinliği atmosferik koşullara ve diğer faktörlere bağlı olarak değişebilir.</span></p>
<p><strong>Doğan Aydal Uyarıyor: “Küresel Bir Soygun Düzeni”</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aydal, bu sözde İklim ve Çevre düzenlemeleriyle Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelere yönelik ekonomik baskının kapıda olduğunu vurguluyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Açık delillerden de görüleceği üzere hiçbir şey gösterildiği veya empoze edildiği gibi değildir. Dünya’nın hâkim güçleri ince ayar bir soygun düzeni kurmuşlar, gelişmekte olan veya fakir ülkeleri nasıl kandırabileceklerinin hesaplarını yapmaktadırlar. Hiçbir şey yapılmasa sadece orman miktarı ikiye katlansa bile kolayca çözülebilecek bir problem altı bilinmeyenli bir sorun yumağı haline getirilmiştir. Ülke adına uyanık olmadığımız takdirde Küresel güçler tarafından seçilen çimento, elektrik, gübre, demir çelik, alüminyum ve hidrojen sektörleri bize ekstra sıkıntı çıkartacaktır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Birçok vatandaşımız dikkat etmemiş olsa da Avrupa Birliği Üyeleri bu karbon Sertifikası çalışmalarına ve uygulamalarına çoktan başlamış bulunmaktadır. Avrupa Birliği Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizmasını (SKDM) kuran Tüzük, 16 Mayıs 2023 tarihinde AB Resmî Gazetesi&#8217;nde yayımlanmış; SKDM geçiş dönemi uygulama usul ve esasları ile hesaplama metodolojisini belirleyen Yönetmelik ise 17 Ağustos 2023 tarihinde kabul edilmiştir. Bu yönetmeliğe göre, 1 Ekim 2023 tarihi itibariyle çimento, elektrik, gübre, demir çelik, alüminyum ve hidrojen sektörleri SKDM&#8217;nin kapsamında yer alacak ve karbon beyanında bulunma zorunluluğuna tabi tutulacaktır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sınırda karbon Düzenleme mekanizması ile karbon sertifikası istenecek sektörler dikkate alındığında, Ülkemizde de İnşaat fiyatlarının hızla artacağı, tarımın en önemli girdisi gübreye gelecek zamlarla ekmek fiyatlarının bile yeniden ayarlanacağı(!) görülecektir. Taşımacılığa eklenen zamlar ise zaten çok sıkıntılı durumda olan vatandaşlarımızı birçok sektörde çok daha sıkıntılı bir duruma sokacaktır. Paris’te yapılan anlaşmanın satır aralarında, Türkiye kömür rezervlerini karbon yayılım hesaplarına dahil etmeyi kabul etti ise, 14 milyar tonluk linyit rezervlerimize ekstra bir fatura da gelecek demektir. Hayvanlar geviş getirirken metan gazı çıkarmaktadır. Bu sebeple hayvan sayımızı azaltacağımız yönünde bir taahhüt verildi ise çok yakın gelecekte etin kilosunun 2500 TL’yi aşması kaçınılmaz olacaktır. Kaldı ki, Hükümetimizin Kyoto protokolünün başarısızlığı açıkça görüldükten sonra Paris Anlaşmasını neden imzaladığı da ayrı bir soru olarak karşımızda durmaktadır. Bütün unsurları dikkate alındığında Paris Anlaşmasının Vahşi Emperyalizmin Gelişmekte olan Ülkeleri “İklim” bahanesiyle “Karbon Sertifikası” aracılığı ile soyma düzeni olduğu da açıkça görülmektedir.”</span></p>
<p><strong>Raporun Tamamı:</strong></p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/04/Kuresel-Yalanlar-ve-Iklim-Anlasmalari-Prof.-Dr.-Dogan-Aydal.pdf">Küresel Yalanlar ve İklim Anlaşmaları &#8211; Prof. Dr. Doğan Aydal</a></p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/gundem/kuresel-yalanlar-ve-iklim-anlasmalari-prof-dr-dogan-aydaldan-gercekleri-ortaya-cikaran-rapor/32429/">Küresel Yalanlar ve İklim Anlaşmaları: Prof. Dr. Doğan Aydal’dan Gerçekleri Ortaya Çıkaran Rapor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/gundem/kuresel-yalanlar-ve-iklim-anlasmalari-prof-dr-dogan-aydaldan-gercekleri-ortaya-cikaran-rapor/32429/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TÜİK&#8217;e göre işsizlik azaldı ama kime? Genç işsizliği riskli seviyelerde</title>
		<link>https://www.millinizam.com/gundem/tuike-gore-issizlik-azaldi-ama-kime-genc-issizligi-riskli-seviyelerde/31778/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/gundem/tuike-gore-issizlik-azaldi-ama-kime-genc-issizligi-riskli-seviyelerde/31778/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Miraç Yinanç]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Mar 2025 09:56:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[anket]]></category>
		<category><![CDATA[İşsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[rapor]]></category>
		<category><![CDATA[TÜİK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=31778</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2024 yılı iş gücü verilerini açıkladı. Rapora göre, işsizlik oranı bir önceki yıla göre 0,7 puan azalarak yüzde 8,7’ye geriledi ve son 12 yılın en düşük seviyesine ulaştı. Ancak, gençler ve kadınlar için tablo o kadar parlak değil! 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı yüzde 16,3 olarak açıklandı. Genç [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/gundem/tuike-gore-issizlik-azaldi-ama-kime-genc-issizligi-riskli-seviyelerde/31778/">TÜİK&#8217;e göre işsizlik azaldı ama kime? Genç işsizliği riskli seviyelerde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-start="367" data-end="634">Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2024 yılı iş gücü verilerini açıkladı. Rapora göre, işsizlik oranı bir önceki yıla göre 0,7 puan azalarak yüzde 8,7’ye geriledi ve son 12 yılın en düşük seviyesine ulaştı. Ancak, gençler ve kadınlar için tablo o kadar parlak değil!</p>
<p data-start="636" data-end="985">15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı yüzde 16,3 olarak açıklandı. Genç erkeklerde işsizlik oranı yüzde 13,1 iken, genç kadınlarda bu oran korkutucu bir şekilde yüzde 22,3’e ulaştı! Kadınlar iş gücüne katılımda büyük zorluklar yaşarken, işsizlikte de en büyük yükü taşımaya devam ediyor.</p>
<p data-start="987" data-end="1383"><b>Kadınlarda İşsizlik Oranı Halen Yüksek</b></p>
<p data-start="987" data-end="1383">TÜİK verilerine göre, erkeklerde işsizlik oranı yüzde 7,1 olarak açıklanırken, kadınlarda bu oran tam <strong data-start="1134" data-end="1158">4,7 puan daha yüksek</strong> olarak yüzde 11,8 seviyesinde gerçekleşti. İş gücüne katılım oranı ise erkeklerde yüzde 72 iken, kadınlarda sadece <strong data-start="1274" data-end="1288">yüzde 36,8</strong> oldu. Bu da kadınların hâlâ iş hayatında büyük engellerle karşı karşıya olduğunu gösteriyor.</p>
<p data-start="1385" data-end="1717"><b>İşsizlik Düşüyor Ama İş Bulmak Kolay mı?</b></p>
<p data-start="1385" data-end="1717">İşsiz sayısı bir önceki yıla göre 151 bin kişi azalarak 3 milyon 113 bin kişiye geriledi. Ancak, istihdam edilenlerin büyük çoğunluğu düşük ücretli ve güvencesiz sektörlerde çalışıyor. Çalışanların yüzde 57,9’u hizmet sektöründe yer alırken, sanayi sektöründeki istihdam oranı düştü.</p>
<p data-start="1719" data-end="1922" data-is-last-node="" data-is-only-node="">TÜİK verileri işsizliğin düştüğünü söylese de, gerçekte iş bulanların nasıl şartlarda çalıştığı ve kimlerin iş bulabildiği sorusu hâlâ cevapsız. Özellikle gençler ve kadınlar için tablo hâlâ düşündürücü</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/gundem/tuike-gore-issizlik-azaldi-ama-kime-genc-issizligi-riskli-seviyelerde/31778/">TÜİK&#8217;e göre işsizlik azaldı ama kime? Genç işsizliği riskli seviyelerde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/gundem/tuike-gore-issizlik-azaldi-ama-kime-genc-issizligi-riskli-seviyelerde/31778/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bakanlığın raporu gözler önüne serdi: Türkiye’de yoksulluk alarm veriyor</title>
		<link>https://www.millinizam.com/ekonomi/bakanligin-raporu-gozler-onune-serdi-turkiyede-yoksulluk-alarm-veriyor/31294/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/ekonomi/bakanligin-raporu-gozler-onune-serdi-turkiyede-yoksulluk-alarm-veriyor/31294/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Miraç Yinanç]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Mar 2025 09:49:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik kriz]]></category>
		<category><![CDATA[rapor]]></category>
		<category><![CDATA[yoksulluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=31294</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2024 yılı raporu, Türkiye’de derinleşen yoksulluğun boyutlarını gözler önüne serdi. Rapora göre, aşırı yoksulluk sınırının altında yaşayan hane sayısı 3,6 milyona ulaştı. Milyonlarca vatandaş, devlet yardımları olmadan temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelirken, sosyal yardım harcamaları bir önceki yıla göre yüzde 61 artarak 491,7 milyar TL’ye çıktı. Elektrik, doğalgaz ve gıda [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/ekonomi/bakanligin-raporu-gozler-onune-serdi-turkiyede-yoksulluk-alarm-veriyor/31294/">Bakanlığın raporu gözler önüne serdi: Türkiye’de yoksulluk alarm veriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2024 yılı raporu, Türkiye’de derinleşen yoksulluğun boyutlarını gözler önüne serdi. Rapora göre, aşırı yoksulluk sınırının altında yaşayan hane sayısı 3,6 milyona ulaştı.</p>
<p>Milyonlarca vatandaş, devlet yardımları olmadan temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelirken, sosyal yardım harcamaları bir önceki yıla göre yüzde 61 artarak 491,7 milyar TL’ye çıktı.</p>
<p>Elektrik, doğalgaz ve gıda yardımlarına bağımlı hane sayısında büyük bir artış yaşanırken, 9,4 milyon kişi Genel Sağlık Sigortası (GSS) prim borçlusu olarak kayıtlara geçti.</p>
<p><strong>Sosyal Yardım Alan Hane Sayısı 4,5 Milyonu Aştı</strong></p>
<p>Bakanlık verilerine göre, 2024 yılında toplam 4 milyon 574 bin 684 hane devlet desteklerinden faydalandı. En dikkat çeken yardımlar şu şekilde sıralandı:</p>
<p>• Elektrik tüketim desteği: 4 milyon 87 bin 785 hane<br />
• Şartlı Eğitim Yardımı: 1 milyon 744 bin 442 kişi – toplam 1,3 milyar TL<br />
• Gıda yardımları: 4 milyon 262 bin 105 kişi<br />
• Barınma yardımları: 21 bin 380 hane<br />
• Doğalgaz tüketim desteği: 702 bin 253 hane<br />
• GSS prim borçlusu kişi sayısı: 9 milyon 444 bin 458</p>
<p><strong>Çocuklar Yoksulluk Kıskacında</strong></p>
<p>Raporda, 272 bin 348 çocuğun temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığı belirtilirken, 252 bin 348 çocuğa Sosyal ve Ekonomik Destek Programı kapsamında yardım sağlandığı kaydedildi.</p>
<p>Devletin sosyal yardımları her yıl artarken, vatandaşların ekonomik bağımsızlığını kaybetmesi büyük bir krizin işareti olarak yorumlanıyor. Uzmanlar, kısa vadeli yardımlarla geçici çözümler sunulsa da yoksulluk ve gelir adaletsizliğinin yapısal reformlarla ele alınması gerektiğini vurguluyor.</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/ekonomi/bakanligin-raporu-gozler-onune-serdi-turkiyede-yoksulluk-alarm-veriyor/31294/">Bakanlığın raporu gözler önüne serdi: Türkiye’de yoksulluk alarm veriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/ekonomi/bakanligin-raporu-gozler-onune-serdi-turkiyede-yoksulluk-alarm-veriyor/31294/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
