<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yazarlar arşivleri - Milli Nizam</title>
	<atom:link href="https://www.millinizam.com/yazarlar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.millinizam.com/yazarlar/</link>
	<description>Adil Bir Dünya</description>
	<lastBuildDate>Sat, 26 Sep 2026 11:32:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.2</generator>
	<item>
		<title>İslam Birliği Bir Hayal Olmaktan Çıkmalı</title>
		<link>https://www.millinizam.com/yazarlar/islam-birligi-bir-hayal-olmaktan-cikmali/46191/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/yazarlar/islam-birligi-bir-hayal-olmaktan-cikmali/46191/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmail Karakaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Sep 2026 11:32:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=46191</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Tarihî Hafızadan Yeni Bir Dünyaya: D-8’lerle Yeniden Başlamak Geçmişi unutmayacağız; fakat geleceği geçmişin savaşları üzerine kurmayacağız. Tarih, milletlerin hafızasıdır. Geçmişte yaşanan acıları unutmak, yalnızca tarihe değil, o acıları yaşayan insanlara karşı da büyük bir haksızlık olur. Ancak tarihî hafızayı yaşatmak ile geçmişin çatışmalarını geleceğe taşımak aynı şey değildir. Asıl mesele, geçmişten ders çıkararak yeni [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/islam-birligi-bir-hayal-olmaktan-cikmali/46191/">İslam Birliği Bir Hayal Olmaktan Çıkmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Tarihî Hafızadan Yeni Bir Dünyaya: D-8’lerle Yeniden Başlamak</p>
<p>Geçmişi unutmayacağız; fakat geleceği geçmişin savaşları üzerine kurmayacağız.</p>
<p>Tarih, milletlerin hafızasıdır.</p>
<p>Geçmişte yaşanan acıları unutmak, yalnızca tarihe değil, o acıları yaşayan insanlara karşı da büyük bir haksızlık olur.</p>
<p>Ancak tarihî hafızayı yaşatmak ile geçmişin çatışmalarını geleceğe taşımak aynı şey değildir.</p>
<p>Asıl mesele, geçmişten ders çıkararak yeni savaşların önüne geçebilecek yeni bir dünya anlayışı kurabilmektir.</p>
<p>Kıbrıs’tan Balkanlar’a, Kafkasya’dan Karabağ’a, Doğu Türkistan’dan Filistin’e kadar uzanan geniş coğrafyada yaşanan acılar, insanlığın ortak hafızasının parçalarıdır.</p>
<p>Türklerin, Müslümanların ve farklı toplulukların yaşadığı acılar unutulmamalı; tarihî gerçekler araştırılmalı, belgelenmeli ve gelecek nesillere aktarılmalıdır.</p>
<p>Fakat çocuklarımıza bırakacağımız miras yeni düşmanlıklar değil, adalet, huzur, refah ve barış içerisinde yaşayan bir dünya olmalıdır.</p>
<p>Yeni Bir Başlangıç Mümkün</p>
<p>Bugün dünyanın önemli bir bölümü savaşların, işgallerin, ekonomik krizlerin, göçlerin ve insani trajedilerin gölgesinde yaşıyor.</p>
<p>Gazze’de yaşanan insani dram, Ukrayna savaşı, Afrika’daki çatışmalar, Myanmar’dan Doğu Türkistan’a kadar farklı coğrafyalarda yaşanan sorunlar, mevcut küresel düzenin insanlığın bütün ihtiyaçlarına cevap veremediğini gösteriyor.</p>
<p>Böyle bir dönemde İslam dünyasının önünde tarihi bir sorumluluk bulunuyor.</p>
<p>Bu sorumluluk yeni bir çatışma alanı oluşturmak değil; adalet, ekonomik kalkınma, bilim, teknoloji, diplomasi ve insani dayanışma temelinde yeni bir iş birliği modeli ortaya koymaktır.</p>
<p>İşte burada D-8 ülkeleri önemli bir potansiyele sahiptir.</p>
<p>Türkiye, İran, Pakistan, Bangladeş, Mısır, Endonezya, Malezya ve Nijerya&#8217;nın oluşturduğu D-8; nüfusu, coğrafi konumu, ekonomik kapasitesi, genç nüfusu ve doğal kaynakları bakımından dünya siyasetinde daha etkin bir iş birliği alanı oluşturabilecek bir yapıya sahiptir.</p>
<p>D-8 yalnızca ekonomik bir platform olarak görülmemelidir.</p>
<p>D-8, yeni bir medeniyet ve iş birliği vizyonunun başlangıç noktalarından biri olabilir.</p>
<p>İslam Dünyası Kendi Gücünü Birleştirmeli</p>
<p>İslam dünyasının en büyük sorunlarından biri, sahip olduğu insan kaynağı, doğal zenginlikler, coğrafi avantajlar ve ekonomik potansiyelin ortak bir stratejik vizyona yeterince dönüştürülememesidir.</p>
<p>Oysa bugün yeni dünyanın en önemli gücü yalnızca askerî kapasite değildir.</p>
<p>Enerji önemlidir.</p>
<p>Gıda güvenliği önemlidir.</p>
<p>Teknoloji önemlidir.</p>
<p>Yapay zekâ önemlidir.</p>
<p>Eğitim, sağlık, savunma sanayii, ulaştırma, finans ve ticaret ağları önemlidir.</p>
<p>Bunların tamamında ortak projeler geliştiren ülkeler, yalnızca ekonomik olarak değil, diplomatik olarak da daha güçlü bir konuma ulaşabilir.</p>
<p>Bu nedenle D-8 ülkeleri arasında ortak yatırım fonları oluşturulması, ticaretin kolaylaştırılması, yerel para birimleriyle ticaret imkânlarının artırılması, üniversiteler ve araştırma merkezleri arasında ortak projeler geliştirilmesi, genç girişimcilerin desteklenmesi ve teknoloji alanında ortak üretim modellerinin kurulması yeni bir dönemin kapısını açabilir.</p>
<p>D-8&#8217;in gerçek gücü, ülkelerin birbirlerine ne kadar benzediğinde değil; farklılıklarına rağmen ortak çıkarlar etrafında ne kadar güçlü bir iş birliği kurabildiğinde ortaya çıkacaktır.</p>
<p>Tarihî Hafıza, Hukuk ve Adalet</p>
<p>Balkanlar’da, Kafkasya’da, Kıbrıs’ta ve farklı coğrafyalarda yaşanan acılar unutulmamalıdır.</p>
<p>Mora’da 1821 döneminde Müslüman ve Türk nüfusa yönelik katliamlar, Balkanlar’daki savaşlar ve zorunlu göçler, Kıbrıs Türklerinin yaşadığı acılar, Hocalı’da Azerbaycanlı sivillerin öldürülmesi ve Filistin’de yaşanan insani dram, farklı dönemlere ve farklı siyasi şartlara ait olaylar olsa da insanlığın hafızasında yerini korumaktadır.</p>
<p>Bu olayların tamamı tarih biliminin, arşivlerin ve uluslararası hukukun konusu olmalıdır.</p>
<p>Fakat tarihî adalet arayışı, yeni nesiller arasında düşmanlık üretmek için kullanılmamalıdır.</p>
<p>Yunanistan, Ermenistan, Sırbistan, İsrail veya başka herhangi bir ülkedeki halkları, yöneticilerinin politikalarından ayrı değerlendirmek gerekir.</p>
<p>Çünkü halklar arasında düşmanlık kalıcı değildir.</p>
<p>İnsanların ortak arzusu çoğu zaman aynıdır:</p>
<p>Güvenli bir hayat.</p>
<p>Çocuklarının geleceği.</p>
<p>Ekonomik refah.</p>
<p>Özgürlük.</p>
<p>Adalet.</p>
<p>Barış.</p>
<p>Bu nedenle mücadelemiz halklara karşı değil; haksızlığa, ayrımcılığa, işgale, insan hakları ihlallerine ve sivillerin hedef alınmasına karşı olmalıdır.</p>
<p>Doğu Türkistan’dan Gazze’ye: Mazlumların Sesi</p>
<p>Türk dünyasının farklı bölgelerinde yaşayan insanların kültürel hakları, güvenliği ve özgürlükleri de uluslararası hukukun ve insan haklarının evrensel ilkeleri çerçevesinde ele alınmalıdır.</p>
<p>Doğu Türkistan meselesi de bu çerçevede uluslararası toplumun dikkatle takip etmesi gereken konulardan biridir.</p>
<p>Aynı şekilde Gazze’de yaşanan sivil kayıplar ve insani kriz karşısında da dünyanın sessiz kalmaması gerekir.</p>
<p>Çocukların, kadınların ve sivillerin savaşların bedelini ödemediği bir dünya artık insanlığın ortak hedefi olmalıdır.</p>
<p>İslam dünyası bu meselelerde yalnızca tepki gösteren değil; diplomasi üreten, çözüm öneren, insani yardım ulaştıran ve uluslararası hukuk mekanizmalarını etkin biçimde kullanan bir aktör hâline gelmelidir.</p>
<p>Yeni Dünya, Yeni Ekonomik Düzen</p>
<p>Dünyanın yeniden şekillendiği bir dönemde ekonomik bağımsızlık ile siyasi bağımsızlık arasındaki bağ daha da güçleniyor.</p>
<p>Bu nedenle D-8 ülkeleri arasında güçlü bir ekonomik ortaklık yalnızca ticaret hacmini artırmak anlamına gelmez.</p>
<p>Ortak üretim demektir.</p>
<p>Ortak teknoloji demektir.</p>
<p>Ortak enerji politikaları demektir.</p>
<p>Gıda güvenliği demektir.</p>
<p>Gençlere istihdam demektir.</p>
<p>Üniversiteler arasında bilgi paylaşımı demektir.</p>
<p>Bir ülkenin ürettiğini diğerinin tükettiği basit bir ticaret modeli yerine, birlikte üreten ve birlikte büyüyen bir ekonomik sistem kurulmalıdır.</p>
<p>D-8 ülkeleri arasında ortak teknoloji merkezleri, yapay zekâ araştırma programları, savunma ve sivil teknoloji projeleri, ortak üniversite ağları, genç girişimci fonları ve ortak lojistik koridorları oluşturulabilir.</p>
<p>Böyle bir yapı, yalnızca D-8 ülkelerinin ekonomilerine değil, geniş İslam dünyasının geleceğine de katkı sağlayabilir.</p>
<p>İslam Birliği Bir Hayal Olmaktan Çıkmalı</p>
<p>İslam dünyasının geleceği yalnızca siyasi söylemlerle şekillenemez.</p>
<p>Kalıcı birlik; ortak projeler, ortak kurumlar ve ortak ekonomik çıkarlarla inşa edilir.</p>
<p>Bugün Avrupa&#8217;nın farklı ülkeleri arasında ekonomik ve siyasi iş birliğini mümkün kılan kurumlar nasıl oluşturulduysa, İslam dünyası da kendi şartlarına uygun bir iş birliği modeli geliştirebilir.</p>
<p>Bu birlik tek tip bir siyasi yapı anlamına gelmek zorunda değildir.</p>
<p>Tam tersine farklı devletlerin bağımsızlığını ve egemenliğini koruduğu; fakat ekonomi, bilim, eğitim, teknoloji, kültür, insani yardım ve diplomasi alanlarında ortak hareket ettiği bir yapı kurulabilir.</p>
<p>Birlik, aynı düşünmek değil; farklılıklarımızla birlikte hareket edebilmektir.</p>
<p>D-8 bu anlayışın güçlü başlangıç noktalarından biri olabilir.</p>
<p>2030’a Doğru Yeni Bir Vizyon</p>
<p>Önümüzdeki yıllar, yalnızca geçmişte çözülemeyen sorunların konuşulduğu bir dönem olmamalıdır.</p>
<p>2030&#8217;a doğru yeni bir sayfa açılabilir.</p>
<p>Tarihî anlaşmazlıkların bir bölümü diplomasiyle çözülebilir.</p>
<p>Sınır sorunları uluslararası hukukla ele alınabilir.</p>
<p>Ekonomik anlaşmazlıklar müzakereyle giderilebilir.</p>
<p>İnsani krizler ortak yardım mekanizmalarıyla hafifletilebilir.</p>
<p>Siyasi sorunlarda doğrudan çatışma yerine arabuluculuk mekanizmaları güçlendirilebilir.</p>
<p>Askerî seçeneklerin gündeme geldiği durumlarda bile nihai hedef savaşın kendisi değil, sürdürülebilir ve adil bir barış olmalıdır.</p>
<p>Çünkü savaş kazanmak, her zaman barış kazanmak anlamına gelmez.</p>
<p>Asıl başarı, çocukların savaş görmediği bir gelecek kurabilmektir.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin Tarihî Sorumluluğu</p>
<p>Türkiye, bulunduğu coğrafya, tarihî birikimi, ekonomik kapasitesi ve farklı dünyalar arasında kurabildiği ilişkiler nedeniyle bu yeni iş birliği anlayışında önemli bir rol üstlenebilir.</p>
<p>Ancak Türkiye&#8217;nin gücü yalnızca askerî kapasitesinden değil; diplomasi, hukuk, ekonomi, kültür ve insan kaynağından da gelmektedir.</p>
<p>Bu nedenle Türkiye&#8217;nin önceliği, sorunların çözümünde mümkün olan her aşamada diplomasi ve müzakere kanallarını açık tutmak olmalıdır.</p>
<p>Güçlü devlet olmak, yalnızca gerektiğinde güç kullanabilmek değildir.</p>
<p>Asıl güç, güce ihtiyaç bırakmayacak diplomatik çözümler üretebilmektir.</p>
<p>Geçmişi Unutmayacağız, Geleceği İnşa Edeceğiz</p>
<p>Kıbrıs’tan Balkanlar’a, Karabağ’dan Doğu Türkistan’a, Gazze’den dünyanın farklı bölgelerine kadar yaşanan acılar tarihî hafızamızın parçalarıdır.</p>
<p>Bunları unutmamak görevimizdir.</p>
<p>Ancak çocuklarımıza yalnızca acılarımızı anlatmak yeterli değildir.</p>
<p>Onlara çözüm üretmeyi de öğretmeliyiz.</p>
<p>Geçmişin yaralarını hatırlarken geleceğin savaşlarını önlemek zorundayız.</p>
<p>Tarihî hakikatleri korurken halklar arasında düşmanlık üretmemeliyiz.</p>
<p>Adalet ararken intikam duygusuna teslim olmamalıyız.</p>
<p>Gücümüzü gösterirken barış kapılarını kapatmamalıyız.</p>
<p>Çünkü yeni dünyanın ihtiyacı daha fazla savaş değil; daha fazla adalet, daha fazla iş birliği ve daha fazla insanlıktır.</p>
<p>D-8 ülkeleri bu yeni başlangıcın ekonomik ve stratejik zemini olabilir.</p>
<p>İslam dünyası ise ortak akıl, ortak irade ve ortak projelerle kendi geleceğini yeniden inşa edebilir.</p>
<p>Belki de artık yeni bir soruyu sormanın zamanıdır:</p>
<p>Geçmişte kaybettiklerimizi nasıl geri alırız?</p>
<p>değil,</p>
<p>Gelecekte insanlığın kaybetmemesi gerekenleri nasıl koruruz?</p>
<p>Cevap; savaşta değil, akılda.</p>
<p>İntikamda değil, adalette.</p>
<p>Düşmanlıkta değil, insanlıkta.</p>
<p>Ve yalnızca tek tek ülkelerin gücünde değil, birlikte hareket edebilme iradesindedir.</p>
<p>Tarih unutulmayacak.</p>
<p>Acılar hafızalardan silinmeyecek.</p>
<p>Fakat gelecek, geçmişin acılarını tekrar etmek zorunda değil.</p>
<p>Şimdi yeni bir dünya için yeniden başlama zamanıdır.</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/islam-birligi-bir-hayal-olmaktan-cikmali/46191/">İslam Birliği Bir Hayal Olmaktan Çıkmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/yazarlar/islam-birligi-bir-hayal-olmaktan-cikmali/46191/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Devlet herkesi memur yapamaz! </title>
		<link>https://www.millinizam.com/yazarlar/devlet-herkesi-memur-yapamaz/45350/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/yazarlar/devlet-herkesi-memur-yapamaz/45350/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serdar Arseven]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Sep 2026 10:34:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=45350</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu sene KPSS Lisans’a bir milyon 708 bin kişi başvurdu. Yine rekor! Gençlere “Kamu mu, özel mi?” diye sorulduğunda kamu tercihi yüzde 40–60 arasında çıkıyor. Eleman.net’in çalışmasına göre, çocuklarının memur olmasını isteyen ebeveyn oranı yüzde 76. Sebepler net: Maaşın gününde yatması, yan haklar, iş güvencesi. Genç güvence arıyor. Aile istikrar istiyor. Belirsizlik yoruyor. Türkiye’de ortalama işçi [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/devlet-herkesi-memur-yapamaz/45350/">Devlet herkesi memur yapamaz! </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu sene KPSS Lisans’a bir milyon 708 bin kişi başvurdu.</p>
<p>Yine rekor!</p>
<p>Gençlere “<strong>Kamu mu, özel mi?”</strong> diye sorulduğunda kamu tercihi yüzde 40–60 arasında çıkıyor.</p>
<p>Eleman.net’in çalışmasına göre, çocuklarının memur olmasını isteyen ebeveyn oranı yüzde 76.</p>
<p>Sebepler net: Maaşın gününde yatması, yan haklar, iş güvencesi.</p>
<p>Genç güvence arıyor.</p>
<p>Aile istikrar istiyor.</p>
<p>Belirsizlik yoruyor.</p>
<p>Türkiye’de ortalama işçi çoğu durumda patronun iki dudağı arasındadır.</p>
<p>Gelişmiş ülkelerde kamuda çalışma arzusu az değildir ama tek yol da değildir.</p>
<p>Esas olan üretimdir.</p>
<p>Özel teşebbüstür.</p>
<p>Ben Almanya’da doğdum.</p>
<p>Ailem orada yaşadı.</p>
<p>Bundan dolayı oraların halleriyle özel olarak ilgileniyorum.</p>
<p>Almanya’da <strong>“rehberlik”</strong> mekanizması oldukça sağlıklı işler.</p>
<p>Çocuğun ilgisi ve kabiliyeti zamanında yoklanır.</p>
<p>Aile yönlendirilir.</p>
<p>İş büsbütün şansa bırakılmaz.</p>
<p>Oralardaki eğitim modeli “Duales System”dir.</p>
<p>Bu sistem iki ayak üzerinde durur:</p>
<p>İşletme ve meslek okulu.</p>
<p>Meslek okulu, Berufsschule.</p>
<p>Haftanın üç-dört günü işyerinde, bir-iki günü okulda geçer. Teori ile üretim aynı anda yürür.</p>
<p>Genç şirketle özel hukuk sözleşmesi imzalar.</p>
<p>Çırak hem çalışan hem de öğrencidir.</p>
<p>İşveren eğitim ücreti öder.</p>
<p>Ücret yıldan yıla artar.</p>
<p>Toplu sözleşme varsa artış oranı nettir.</p>
<p>Yoksa yasal taban uygulanır.</p>
<p><strong>Çırak “ucuz stajyer” değildir!</strong></p>
<p>Yetişmekte olan elemandır.</p>
<p>Her şirket çırak alamaz.</p>
<p>Sanayi ve Ticaret Odası veya Esnaf Odası ruhsat verir.</p>
<p>Belgelenmiş usta öğretici şarttır.</p>
<p>Teçhizat güncel olmalıdır.</p>
<p>Her tanınmış meslek için federal standart vardır.</p>
<p>Okulda çerçeve müfredat uygulanır. Derslerin kabaca üçte ikisi mesleğedir. Kalanı Almanca, matematik, siyaset, spor ve yabancı dildir.</p>
<p>Tanınmış meslek 320’nin üzerindedir. Süre iki ile üç buçuk yıl arasında değişir.</p>
<p>Bitince oda sınavı yapılır. Sanayi mesleklerinde IHK uzman işçi belgesi, zanaatta kalfa belgesi (Gesellenbrief) verilir. Belge piyasada geçerlidir. Mezun nitelikli işçi olur. İsteyen sonra ustalık, teknikerlik veya üniversiteye yönelir.</p>
<p>Abitur’u, yani lise mezuniyeti ve üniversiteye giriş belgesi olanlar da dual eğitime girer.</p>
<p>Dual sistemde aynı anda bir milyonu aşkın çırak vardır.</p>
<p>Her yıl kabaca 475-490 bin yeni sözleşme imzalanır.</p>
<p>Okulu bitirenlerin önemli bir kısmı bu yola yönelmiştir.</p>
<p>Çırak oranı, sigortalı istihdamın yüzde 4,5-5’i civarındadır.</p>
<p>Şirketlerin yaklaşık beşte biri eğitim verir.</p>
<p>Birçok meslekte işe geçiş hızlıdır.</p>
<p>Çünkü genç zaten o şirketin içinde yetişmiştir.</p>
<p>Üçgene bakın:</p>
<p>Devlet okulu finanse eder. İşveren pratik eğitimin maliyetini üstlenir. Odalar sınavı yapar, kaliteyi denetler, müfredatı federal kurumlarla günceller. Sendika ücreti ve çalışma koşullarını bağlar. Üçgen bozulursa sistem yürümez. Alman odasının farkı tabelada değil işlevdedir: Ruhsat, sınav, standart, yaptırım.</p>
<p>Almanya’da da kamu görevlisi olmak önemlidir lakin bizdeki gibi olmazsa olmaz değildir.</p>
<p>Asıl liman meslektir.</p>
<p>Meslek erken yaşta gelir, statü ve işe geçiş imkânı sunar.</p>
<p>Türkiye’de üniversite çoğu ailede <strong>“farz”</strong> gibidir.</p>
<p>Meslek lisesi hiçbir yere giremeyecek olanlar içindir adeta!</p>
<p>İşverenlerin çoğu çırak değil, ucuz stajyer arar.</p>
<p>Atölye ile hat kopuktur.</p>
<p>Mezun diplomayı alır.</p>
<p>Piyasa beceriyi sorar.</p>
<p>Eğitim üretimi değil sıralamayı ödüllendirir.</p>
<p>Dual benzeri model burada da denenir ama kabiliyetler zamanında keşfedilmediği için yatırımların çoğu boşa gider.</p>
<p>Staj, ucuz emeğe döner.</p>
<p>Öğretmen-sektör bağı zayıf kalır.</p>
<p>Tabelalar asılır, içleri boş kalır.</p>
<p>İyi bir CNC ustası, kaynakçı, mekatronik teknisyeni, lojistikçi, aşçıbaşı bizde çoğu zaman ikinci sınıf insan görülür.</p>
<p>Bunlar Almanya’da muteber mesleklerdir.</p>
<p>Prestij sloganla gelmez.</p>
<p>İyi ücretle gelir!</p>
<p>Belge, kapı açarsa işe yarar.</p>
<p>Hedef herkesi memur yapmak değildir.</p>
<p>Hedef ortalama vatandaşa meslek ve güvence vermektir.</p>
<p>Sınav salonu bunu vermez!</p>
<p>Devlet herkesi memur yapamaz!</p>
<p>MİLAT</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/devlet-herkesi-memur-yapamaz/45350/">Devlet herkesi memur yapamaz! </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/yazarlar/devlet-herkesi-memur-yapamaz/45350/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu gidiş nereye?</title>
		<link>https://www.millinizam.com/yazarlar/bu-gidis-nereye/45294/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/yazarlar/bu-gidis-nereye/45294/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Ali Kaan Kılıçoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Sep 2026 08:04:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=45294</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir eline ayı bir eline güneşi verseler davasından dönmeyen Peygamberin(s.a.v), eline ne verilirse verilsin davasından,mefkuresinden vazgeçen ümmeti haline geldik.Taifte taşlanan,kabilesi tarafından dışlanan yine de mücadelesini bırakmayan Peygamberin, önüne çıkan ilk zorlukta havlu atan,gayret edeceği yerde pes eden ümmeti bizler olduk. Tarihimizde iz bırakan nice şahsiyetleri unuttuk. Tiryaki Hasan Paşa’nın Kanijeyi savunduğu gibi savunamadık değerlerimizi, Medine-i [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/bu-gidis-nereye/45294/">Bu gidiş nereye?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir eline ayı bir eline güneşi verseler davasından dönmeyen Peygamberin(s.a.v), eline ne verilirse verilsin davasından,mefkuresinden vazgeçen ümmeti haline geldik.Taifte taşlanan,kabilesi tarafından dışlanan yine de mücadelesini bırakmayan Peygamberin, önüne çıkan ilk zorlukta havlu atan,gayret edeceği yerde pes eden ümmeti bizler olduk.</p>
<p>Tarihimizde iz bırakan nice şahsiyetleri unuttuk. Tiryaki Hasan Paşa’nın Kanijeyi savunduğu gibi savunamadık değerlerimizi, Medine-i Münevvereyi savunan Çöl Kaplanı Fahreddin paşa gibi savunamadık örfümüzü,adetimizi,ailemizi,şahsiyetimizi. Şairin dediği gibi ‘Bize bir nazar oldu Cumamız Pazar oldu, Ne olduysa hep bize azar,azar oldu’. 28 Şubatta savunduğumuz gibi savunamadık türban meselemizi, türban bugün serbest oldu fakat gönüllerde yer edinemedi.Aile de baba mefhumu ortadan kalktı.Aile reisinin yerini kapitalist düzenin sömürüsü baba aldı.Baba ne kadar para kazanırsa o kadar değerli oldu hanımının,çocuklarının gözünde. Şerefle getirdiği kuru ekmek yerine, şerefini hiçe sayarak getirdiği evler,arabalar tercih edildi.Kadının İslam’da ki değerini özümseyemedik. Kadını kapitalist sistemin kölesi haline getirdik.Kadının okumasını istedik lakin okuyan kadınlarımıza sahip çıkamadık.Bizle savaşan ehl-i salib anladı bizi silahla yıkamayacağını, ailemizin içine dinamit döşedi.Çocuklarımızı,eşlerimizi köle haline getirdi.Bu kölelik görünmeyen zincirler vurdu gönüllere, kimisi elinde telefonla sosyal mecralarda tüketti ahlakını kimisi alışveriş sitelerinde doymak bilmeyen sistemin kölesi haline geldi.Yüce Allah’ın davasını sattık biz ahali. Hz.Ömer’in İran’ı fethettiğinde korktuğu başına gelmişti. Bizde sözüm ona muhafakazarlar olarak iktidarı aldık fakat ne kendimize ne evimize ne de toplumumuza muktedir olamadık. Yavaş yavaş açıldı tesettür sahipleri, vucüd hatları görünmeye başladı.Hafızlarımız yetişti fakat Kur’an kalbimize inmedi.Resulullah’ın ahlakını soranlara cevaben Hz.Ayşe annemiz ‘Siz hiç Kur’an okumuyor musunuz O’nun ahlakı Kur-an’ı Kerim’di’ buyurmuştu.Bizim Kur-an’ı Kerim okumamız kolaylaştı,ibadethanelerimiz serbest hale geldi.Fakat biz o mübarek kitabın ahlakıyla ahlaklanamadık.Namazı sadece vaktinde zannettik fakat o kutlu ibadetin kötülüklerden alıkoyduğu şekilde kılamadık.Vay o namaz kılanların haline ayeti celilesine muhattap olduk fakat farkına varamadık.Gel gelelim ticaretimize,ticarette güven bitti, kimse kimsenin sözünü bırak, çekine senedine güvenmez oldu. Kurulan şirketler bir bir battı,icra dosyalarının sayısı milyonlara ulaştı. Mümin her türlü günahı işler zina eder,içki içer (bunlara Yüce Allah’ın izniyle tövbe eder) fakat yalan söylemez buyruğundan uzak ticaret hayatımız oldu.Düştük sonra faiz belasının iyice içine tencere faiz belasından kaynayamaz oldu.Evlerimizden bereket gitti.Gel gelelim adelete onu hiç göremez olduk.Adam öldürenin, haksız can alanın ömür boyu beslendiği sistem nice cinayetler getirdi.Dolandırıcının cezalandırılmadığı sistemde herkes kısa yoldan para bulma, kapatalist sistemde yer edinme derdine düştü.Çünkü öyle bir toplum olduk ki muhafazakarından tutun her kesimine toplumda yalnızca paran kadar değer verildi.Aile de erkeğin değeri kalmadı, kadının değeri bilinmedi. Hz.Fatma annemiz gibi yuvasının ruhuna, Hz.Ali efendimiz gibi yuvasının bedenine sahip çıkanların yerine, aile mefhumundan uzak nesiller yer aldı. Çokluğunuzdan övüneceğim diyen Peygemberin ümmetinde Boşanma oranı arttı, doğum oranı azaldı.Velhasıl kelam dinamit ilk olarak kendimizde sonra da ailemizde patladı.Şimdi son çırpınışlarımız ve bunun farkında değiliz. Toplumun temel taşı aile bitiyor. Bizi biz yapan değerlerimiz ayaklar altında.Yuvamızda,sosyal hayatımızda İslam’ın değerleri kalmadı. Moğol istilasından sonra Selçuklu zamanı yaşayan bir Allah dostuna bu belanın neden başına geldiğini soran ahaliye cevaben o mübarek zat ‘ çarşılarınızda , pazarlarınızda Allah ve Resulunun emirleri kalmadığı için’ diyerek günümüze de ışık tutacak bir yol gösterdi.İşte yol ey Ümmet-i Muhammed, TİTRE ve İSLAM’a DÖN&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Vesselam,Vedddua, Vel-Muhabbet</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/bu-gidis-nereye/45294/">Bu gidiş nereye?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/yazarlar/bu-gidis-nereye/45294/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Serdar Arseven: “Dijital Vatan Akademisine bekliyoruz”</title>
		<link>https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-dijital-vatan-akademisine-bekliyoruz/44674/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-dijital-vatan-akademisine-bekliyoruz/44674/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serdar Arseven]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Aug 2026 11:33:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[ÜSTMANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Vatan]]></category>
		<category><![CDATA[Serdar Arseven]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=44674</guid>

					<description><![CDATA[<p>Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi, Türkiye Yazarlar Birliği ve Ankara İl Millî Eğitim Müdürlüğünün iş birliğiyle düzenlenen Dijital Vatan Akademisinin açılış dersine katıldı. Tekin, derste millî birlik ve beraberlik, vatanseverlik ile millî ve manevi değerlerin eğitim müfredatındaki önemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Gazeteci Yazar Serdar Arseven Dijital Vatan Akademisi&#8217;ne ilişkin Haber 7&#8217;deki [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-dijital-vatan-akademisine-bekliyoruz/44674/">Serdar Arseven: “Dijital Vatan Akademisine bekliyoruz”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi, Türkiye Yazarlar Birliği ve Ankara İl Millî Eğitim Müdürlüğünün iş birliğiyle düzenlenen Dijital Vatan Akademisinin açılış dersine katıldı. Tekin, derste millî birlik ve beraberlik, vatanseverlik ile millî ve manevi değerlerin eğitim müfredatındaki önemine ilişkin açıklamalarda bulundu.</p>
<h2>Gazeteci Yazar Serdar Arseven Dijital Vatan Akademisi&#8217;ne ilişkin Haber 7&#8217;deki köşe yazısında şu ifadeleri kullandı:</h2>
<p>Dün Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi’nde güzel bir açılışımız vardı.</p>
<p>Dijital Vatan Akademisi.</p>
<p>Üzerinde düşünün lütfen, böyle bir girişimde bulunmamızın sebepleri neler olabilir?</p>
<p>*</p>
<p>Bizim <strong>‘Mavi Vatan’</strong>ımız var, <strong>‘Gök Vatan’</strong>ımız var, <strong>‘Yeşil Vatan’</strong>ımız var…</p>
<p>Bir de <strong>‘Siber Vatan’</strong>ımız var.</p>
<p>Bütün bunların üzerinde <strong>‘Manevi Vatan’</strong>ımız var.</p>
<p>Allah korusun;</p>
<p>‘<strong>Manevi Vatan’</strong> çökerse eğer, sıraladıklarımızın hepsi çöker.</p>
<p>Siz, savunma alanında istediğiniz kadar güçlü olun, hiç kimsede bulunmayan silahlarınız olsun, attığınızı vurun…</p>
<p>‘<strong>Manevi Vatan’</strong> çökerse hepsi altında kalır.</p>
<p>Ürettiğiniz silahlar size döner.</p>
<p>Bunu nice darbede, nice darbe girişiminde yaşamadık mı?</p>
<p>Bizim silahlarımızın namluları bize dönmedi mi?</p>
<p>Mesele sadece üretmek değil dostlar; daha önemlisi ürettiklerimizi kimlerin kullanacağı!</p>
<p>‘<strong>Cehennemin yolları iyi niyet taşları ile döşelidir!’</strong> üstelik.</p>
<p>Niyetiniz bozuk olmasa bile yanlışlara sürüklenebilirsiniz, güzel iş yapmak isterken ülkenizi, kendinizi vurabilirsiniz.</p>
<p>Mesele niyet ve bilinç meselesi yani.</p>
<p>Fikir babası ve emekçisi olarak Akademi’ye dönüşmesine katkıda bulunduğumuz ‘<strong>Dijital Vatan’</strong>, ülkemizin ve insanlık aleminin karşı karşıya bulunduğu en büyük tehlikelerden birine karşı <strong>“savunma” </strong>bilincimizi ifade ediyor.</p>
<p>Bugün artık dijital dünyanın hakimiyeti var.</p>
<p>Algılarımız oradan şekillendiriliyor.</p>
<p>Neyi yiyeceğimize, neyi içeceğimize, nasıl eğleneceğimize, birbirimize nasıl hitap edeceğimize bile dijital dünyada karar veriliyor.</p>
<p>Dahası çocuklarımızı nasıl yetiştireceğimize de orada karar veriliyor.</p>
<p>İnsanlık tehdit altında, ülkemiz tehdit altında…</p>
<p>Hepimiz büyük tehlikelerle karşı karşıyayız.</p>
<p>Dijital dünyadaki verilerimizin güvenliği bir büyük mesele…</p>
<p>Dezenformasyon, yalan bilgi, kirli bilgi her yeri istila etmiş durumda.</p>
<p>Sosyal medya bir yıkım örgütü, fitne örgütü, terör örgütü olarak kullanılıyor.</p>
<p>Kendilerini oraya kaptıran insanlar yuvalarını, varlıklarını, iffetlerini kaybediyor.</p>
<p>Sosyal medya, uzak duramayacağımız, bu mümkün olsa bile uzak durmamız gereken bir alan.</p>
<p>Meydanı ite kopuğa bırakırsanız, kaybediyorsunuz.</p>
<p>Onların algoritma oyunlarına, yönlendirmelerine kapılıp giderseniz kayboluyorsunuz.</p>
<p>Sosyal medyayı kullanmaz da, kendinizi kullandırırsanız yanıyorsunuz!</p>
<p>Devletimizi yönetenlerin önde gelenleri tehlikenin farkında elbette.</p>
<p>Bu alanda büyük mücadele veriyorlar.</p>
<p>Mesela, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran Hoca ve ekibi gece gündüz dezenformasyonla mücadele ediyor.</p>
<p>Her gün en az 10 haberi yalanlıyor ve doğruları ortaya koyuyor.</p>
<p>Siber güvenlik birimlerimiz sosyal medyayı yıkım, fitne, terör örgütü olarak kullanan şer odaklarına ve bireylere karşı büyük mücadeleler yürütüyor.</p>
<p>Bunların hepsi çok değerli elbette.</p>
<p>Çok değerli de yeterli değil.</p>
<p>Bu mücadeleye sivil toplum örgütlerimizin, üniversitelerimizin, bizim gibi medya mensuplarının destek vermesi şart.</p>
<p>Ne var ki ortam da çok kirli.</p>
<p>At izi it izine karışmış durumda.</p>
<p>Bizim meslek alanı da iyice kirlenmiş durumda maalesef.</p>
<p>Bu mücadelenin steril, hijyenik bireyler tarafından yürütülmesi gerekiyor.</p>
<p>Devletimizin ilgili birimlerine <strong>“sivil destek” </strong>şart.</p>
<p>Biz de karınca kararınca bunu yapmaya çalışıyoruz işte.</p>
<p>Dün Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi (ASBÜ) Sezai Karakoç Salonu’nda dikkat çekici bir açılışımız vardı.</p>
<p>ASBÜ, Türkiye Yazarlar Birliği ve Ankara İl Millî Eğitim Müdürlüğü ortaklığıyla hayata geçirilen Dijital Vatan Akademisi kuruldu.</p>
<p>İlk dersini de Millî Eğitim Bakanı <strong>Yusuf Tekin</strong> verdi.</p>
<p>Bakan Tekin’in açılış konuşmasındaki <strong>&#8220;dünya vatandaşlığı&#8221; </strong>eleştirisi, akademinin varlık sebebini özetler nitelikteydi.</p>
<p>Küreselleşmenin yersiz-yurtsuzlaştırıcı etkisine dikkat çeken Tekin, çocukların henüz 66 aylıkken devlete emanet edildiğini ve 12 yıllık eğitim maratonunda milli kimliği korumanın hayati önemde olduğunu vurguladı.</p>
<p>Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile müfredata giren dijital, mavi ve gök vatan kavramları; gençlerin teknolojiyle bağını yalnızca <strong>&#8220;tüketim&#8221;</strong> değil, bir <strong>&#8220;aidiyet ve güvenlik&#8221;</strong> ekseninde kurmayı hedefliyor.</p>
<p>Bugün sanal mecralarda çekilen sınırlar, haritadaki çizgilere hiç benzemiyor. Bir ülkenin verisi, kültürü, dili ve algı yönetimi başka güçlerin eline geçtiğinde, fiziki sınırları koruma kalkanı tek başına yeterli olmuyor.</p>
<p>İçişleri Bakanı Sayın Mustafa Çiftçi’nin paylaştığı, 2026’nın ilk 7 ayında gerçekleşen 3 bin 912 siber operasyon verisi de gösteriyor ki bu alan artık sadece sosyolojik değil, doğrudan bir güvenlik meselesi.</p>
<p>Dijital Vatan Akademisi ülke güvenliğine katkıda bulunacak kısmetse.</p>
<p>28 Ağustos’a kadar sürecek “ilk etap dersleri” kapsamında yapay zekâdan siber güvenliğe, medya hukukundan içerik üretimine kadar verilecek eğitimler çok önemli.</p>
<p>Gençleri dijital dünyanın tehlikelerinden korurken onları izolasyona sürüklemeyeceğiz elbette.</p>
<p>Onları özgüvenli, etkili bireyler haline getirmeye çalışacağız.</p>
<p>ASBÜ Rektörü <strong>Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan</strong>’ın da altını çizdiği gibi; dijital vatanı sadece veri güvenliğinden ibaret görmeyip ahlaki, felsefi ve kültürel bir sorumluluk alanı olarak tanımlamak doğru bir başlangıç noktası.</p>
<p>Geleceğin dijital dünyasında edilgen birer takipçi olmak yerine, kendi değerleriyle var olan nitelikli içerik üreticileri yetiştirebildiğimiz ölçüde bu vatanın savunmasına katkıda bulunmuş olacağız.</p>
<p>Unutmamak gerekir ki; zihnen savunulamayan alanlar, dijitalde de ilk kaybedilen mevziler olur.</p>
<p>Çok hayırlı bir çalışma,</p>
<p>Dijital Vatan Akademisi.</p>
<p>İnşaAllah büyüye büyüye bu alanda varlığını iyice hissettirecek.</p>
<p>Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı,</p>
<p>Milli Eğitim, İçişleri, Adalet, Sanayi ve Teknoloji, Tarım ve Orman, Aile ve Sosyal Politikalar bakanlıklarımız ve steril/hijyenik az sayıda medya mensubumuz…</p>
<p>İçerik üreticiliği alanında uzmanlaşmış isimlerimiz…</p>
<p>Akademisyenlerimiz…</p>
<p>Dijital Vatan Akademisi için yola çıktık.</p>
<p>Hepinizi bekliyoruz!</p>
<p>Dualarınızı eksik etmeyiniz lütfen.</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-dijital-vatan-akademisine-bekliyoruz/44674/">Serdar Arseven: “Dijital Vatan Akademisine bekliyoruz”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-dijital-vatan-akademisine-bekliyoruz/44674/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarımızın hayal dünyasını kim inşa ediyor?</title>
		<link>https://www.millinizam.com/yazarlar/cocuklarimizin-hayal-dunyasini-kim-insa-ediyor/44648/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/yazarlar/cocuklarimizin-hayal-dunyasini-kim-insa-ediyor/44648/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Abdussamed Tosun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Aug 2026 12:24:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Abdussamed Tosun]]></category>
		<category><![CDATA[animasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Batman]]></category>
		<category><![CDATA[cengiz topel]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[fahreddin paşa]]></category>
		<category><![CDATA[fatih sultan mehmed]]></category>
		<category><![CDATA[keloğlan]]></category>
		<category><![CDATA[spider man]]></category>
		<category><![CDATA[super man]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=44648</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bugün animasyon sektörü, yalnızca çocukları eğlendiren bir araç olmaktan çıkmış, devasa bir kültür endüstrisine dönüşmüş durumda. Küresel şirketler, milyarlarca dolarlık bir pazarda ürettikleri animasyonlarla milyonlarca çocuğun hayal dünyasını inşa eder hale geldi. Elbette beraberinde bir kültürü, bir yaşam biçimini ve kimi zaman belirli değerleri de taşıyor. Bu nedenle çocuklarımızın ne izlediği, en az ne okuduğu [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/cocuklarimizin-hayal-dunyasini-kim-insa-ediyor/44648/">Çocuklarımızın hayal dünyasını kim inşa ediyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün animasyon sektörü, yalnızca çocukları eğlendiren bir araç olmaktan çıkmış, devasa bir kültür endüstrisine dönüşmüş durumda. Küresel şirketler, milyarlarca dolarlık bir pazarda ürettikleri animasyonlarla milyonlarca çocuğun hayal dünyasını inşa eder hale geldi. Elbette beraberinde bir kültürü, bir yaşam biçimini ve kimi zaman belirli değerleri de taşıyor. Bu nedenle çocuklarımızın ne izlediği, en az ne okuduğu kadar önemli.</p>
<p>Batılı animasyon sektörünün perde arkasında ise ciddi bir algı yönetimi var. Hazırlanan kahramanlar önce sinemaya geliyor ve ardından oyuncak, kitap, kıyafet olarak karşımıza çıkıyor ve farkına varmadan çocuğun hayatının bir parçasına dönüşüyor. Batı yıllardır Spider man, Batman ve Superman gibi hayali çizgi roman kahramanları üretiyor ve bu karakterleri dünyanın dört bir yanındaki çocukların hayal dünyasına taşıyorlar. Burada yanlış olan bir şey yok. Mesele başka. Peki bizim çocuklarımız? Bizim de anlatacak hikayelerimiz yok mu?</p>
<p>Elbette var, hem de fazlasıyla..</p>
<p>Keloğlan, Akşemseddin, Fahreddin Paşa, Cengiz Topel ve daha ismi bilinmeyen nice gerçek kahramanlarımız var. Tam da bu noktada, kendi kültürümüzden beslenen, çocuklarımızın dünyasına kendi değerlerimizle seslenen yerli yapımların çoğalmasını gerçekten sevindirici buluyorum. Evet, sinemalara geçtiğimiz günlerde giren bir animasyon filminden de bahsetmek istiyorum, Keloğlan ve hayvan dostları.. Özellikle ailelerin gönül rahatlığıyla çocuklarıyla birlikte izleyebileceği, kendi kültürümüzden izler taşıyan bu tür yapımların artması yalnızca sinema adına değil, geleceğimiz adına da kıymetli. Keloğlan, sadece kel bir çocuk değildir. O zekasıyla, iyiliğiyle, yardımseverliğiyle ve zorluklar karşısındaki soğukkanlılığıyla Anadolu insanının ta kendisidir. Ne zaman bir haksızlık görse, ne zaman zor durumda olan birine rastlasa elini taşın altına koyar, evet bu bizim kültürümüzün mayasıdır.</p>
<p>Eğer bugün yerli animasyon yapım şirketlerimize sahip çıkmaz, onların üretmesini desteklemezsek yarın küresel ölçekte faaliyet gösteren dev şirketlerin hikâyeleri, çocuklarımızın dünyasında çok daha büyük bir yer kaplayacak. Onlar kendi kahramanlarını, kendi dünyalarını ve kendi değerlerini anlatırken biz yalnızca izleyen taraf olacağız ama ben yerli animasyon yapımlarının her geçen gün çoğalması ile inanıyorum ki önümüzdeki yıllarda bu alanda yalnızca izleyen değil, üreten ve yön veren ülkelerden biri olacağız. Kendi kahramanlarımızı, kendi hikayelerimizi ve kendi değerlerimizi önce çocuklarımıza, ardından dünyanın dört bir yanındaki çocuklara ve insanlara anlatacağız.</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/cocuklarimizin-hayal-dunyasini-kim-insa-ediyor/44648/">Çocuklarımızın hayal dünyasını kim inşa ediyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/yazarlar/cocuklarimizin-hayal-dunyasini-kim-insa-ediyor/44648/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Demirtaş&#8217;a ne olacak?</title>
		<link>https://www.millinizam.com/yazarlar/demirtasa-ne-olacak/44606/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/yazarlar/demirtasa-ne-olacak/44606/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Ali Kaan Kılıçoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Aug 2026 08:17:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=44606</guid>

					<description><![CDATA[<p>PKK&#8217;nın silah bırakma sürecinin ilk hukuki adımı Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, TBMM Genel Kurulu&#8217;nda kabul edilerek yasalaştı. Çerçeve yasa kapsamına giren suçlar bakımından belirli soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesini öngörüyor. Buna göre, üst sınırı 15 yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlardan yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar beş yıl; 15 yıldan fazla hapis cezası [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/demirtasa-ne-olacak/44606/">Demirtaş&#8217;a ne olacak?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>PKK&#8217;nın silah bırakma sürecinin ilk hukuki adımı Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, TBMM Genel Kurulu&#8217;nda kabul edilerek yasalaştı.</p>
<p>Çerçeve yasa kapsamına giren suçlar bakımından belirli soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesini öngörüyor.</p>
<p>Buna göre, üst sınırı 15 yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlardan yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar beş yıl; 15 yıldan fazla hapis cezası ile müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar ise 10 yıl süreyle ertelenebilecek.</p>
<p>Ancak yasa önemli bir istisna getiriyor: &#8220;Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçu&#8221; nedeniyle yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar bu düzenlemenin dışında tutuluyor.</p>
<p>Demirtaş, Kobani davasında toplam 42 yıl hapis cezasına mahkûm edilmişti. Bu cezaların 20 yılı, TCK&#8217;nin 302. maddesindeki &#8220;devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak&#8221; suçundan verilmişti. Kararla birlikte tutukluluk halinin devamına hükmedilirken cezada herhangi bir indirim yapılmamıştı. Demirtaş suç işlemeye tahrik etme iddiasıyla 4 yıl 6 ay, 4 ayrı silahlı terör örgütü propagandası suçundan ise toplamda 10 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.Demirtaş açısından kritik nokta ise Demirtaş ve dönemin HDP MYK üyesi diğer siyasetçiler, 2014&#8217;teki Kobani protestoları sırasında meydana gelen ölümler nedeniyle &#8220;kasten öldürmeye azmettirme&#8221; suçlamasıyla yargılandı.İddianamede, Kobani olayları öncesinde HDP MYK tarafından yapılan çağrının insanların sokağa çıkmasına neden olduğu ve yaşanan olaylarda 37 kişinin öldüğü ileri sürüldü. Demirtaş ve diğer sanıklar, Yasin Börü&#8217;nün de aralarında bulunduğu 37 kişinin ölümü nedeniyle 37&#8217;şer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle yargılandı.Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi ise Demirtaş&#8217;ın da aralarında bulunduğu 36 sanığın bu suçtan beraatine karar verdi. Mahkeme, suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmadığı sonucuna vardı.Ancak savcılık bu beraat kararına itiraz etti.Dolayısıyla kasten öldürme suçlaması Demirtaş yönünden henüz kesinleşmiş bir beraatle sonuçlanmış değil. Dosya şu anda Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi&#8217;nin önünde bulunuyor. İşte çerçeve yasanın kasten öldürme suçunu kapsam dışında bırakması, Demirtaş açısından tam bu noktada bir belirsizlik yaratıyor.</p>
<p>Birinci ihtimal: Bölge Adliye Mahkemesi, kasten öldürme suçlamasına ilişkin beraat kararını hukuka uygun bulabilir. Savcılık bu karara karşı başvurmaz ya da sonraki kanun yolu süreci sanıklar lehine sonuçlanırsa, beraat kesinleşecek. Bu durumda Demirtaş açısından çerçeve yasanın kasten öldürme suçuna ilişkin istisnasının uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin temel engel ortadan kalkmış olacak.</p>
<p>İkinci ihtimal: İstinaf, 37 kişinin ölümüyle ilgili suçlama bakımından yerel mahkemenin beraat kararını kaldırabilir ve Demirtaş ile diğer sanıkların mahkûm edilmesi gerektiğine karar verebilir.</p>
<p>Bu durumda kasten öldürme suçlaması Demirtaş açısından devam eden bir yargılama konusu haline gelecek. Yargılama sonucunda çıkacak yeni bir mahkûmiyet hükmü ve tutuklama, Demirtaş&#8217;ın özgürlüğünün ve siyasete dönüşünün önünde engel oluşturabilecek.</p>
<p>Ankara Bölge Adliyesi Mahkemesi 22. Ceza Dairesi&#8217;nin kararını merakla bekliyor olacağız.</p>
<p>Öcalan’ı umuda, Ahmetleri göreve, Demirtaş’ı evine göndermek isteyenler kolaydan zora doğru ilk emellerine ulaşacak gibi gözüküyor.Lakin onlar diğer emellerine kavuşmadan gereken cevabı bu aziz milletin sandıkta vereceğinden kimsenin kuşkusu olmasın.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/demirtasa-ne-olacak/44606/">Demirtaş&#8217;a ne olacak?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/yazarlar/demirtasa-ne-olacak/44606/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Abdussamed Tosun yazdı: Her şey sosyal medyada göründüğü kadar kusursuz mu, yoksa gerçek bambaşka mı?</title>
		<link>https://www.millinizam.com/manset/abdussamed-tosun-yazdi-her-sey-sosyal-medyada-gorundugu-kadar-kusursuz-mu-yoksa-gercek-bambaska-mi/44031/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/manset/abdussamed-tosun-yazdi-her-sey-sosyal-medyada-gorundugu-kadar-kusursuz-mu-yoksa-gercek-bambaska-mi/44031/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Abdussamed Tosun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 Jul 2026 17:00:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Abdussamed Tosun]]></category>
		<category><![CDATA[İtalya]]></category>
		<category><![CDATA[kanal d]]></category>
		<category><![CDATA[kenya]]></category>
		<category><![CDATA[Kuralsız sokaklar]]></category>
		<category><![CDATA[Mert Öztürk]]></category>
		<category><![CDATA[Nairobi]]></category>
		<category><![CDATA[positano]]></category>
		<category><![CDATA[YouTube]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=44031</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dijitalde doğmuş bir projenin televizyon ekranlarında geniş kitlelerle buluşması bence oldukça kıymetli. Ezberlenmiş senaryolar, aynı hikayeler ve birbirini tekrar eden yapımlar eskisi kadar ilgi görmüyor. İzleyici artık samimi ve kendinden olanı ararken aynı zamanda ne izleyeceğine de kendisi karar veriyor. Belki de bu yüzden yıllardır dijital mecralarda milyonlarca kişiye ulaşan ve ilgiyle takip edilen Mert [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/manset/abdussamed-tosun-yazdi-her-sey-sosyal-medyada-gorundugu-kadar-kusursuz-mu-yoksa-gercek-bambaska-mi/44031/">Abdussamed Tosun yazdı: Her şey sosyal medyada göründüğü kadar kusursuz mu, yoksa gerçek bambaşka mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dijitalde doğmuş bir projenin televizyon ekranlarında geniş kitlelerle buluşması bence oldukça kıymetli. Ezberlenmiş senaryolar, aynı hikayeler ve birbirini tekrar eden yapımlar eskisi kadar ilgi görmüyor. İzleyici artık samimi ve kendinden olanı ararken aynı zamanda ne izleyeceğine de kendisi karar veriyor. Belki de bu yüzden yıllardır dijital mecralarda milyonlarca kişiye ulaşan ve ilgiyle takip edilen Mert Öztürk&#8217;ün televizyon ekranlarında da karşılığını bulması hiç şaşırtıcı değil.</p>
<p>Bunun en somut göstergesi ise reytinglerde elde ettiği başarı. Son bölümün ardından en çok izlenen programlar arasında ikinci sıraya yükselmesi, tesadüf olmadığı gibi izleyicinin de aslında artık ne istediğini açıkça gösteriyor. Demek ki insanlar artık sadece eğlenmek değil öğrenmek, anlamak ve dünyanın farklı yüzleriyle tanışmak istiyor. geçtiğimiz yıl ilk sezonuyla ekranlara gelen, bu yıl ise ikinci sezonuyla yeniden izleyiciyle buluşan programın en çok izlenen yapımlar arasında yer alması açıkçası beni hiç şaşırtmadı. Çünkü biz Mert Öztürk&#8217;ü yeni tanımıyoruz. Onu yıllardır dijital medyadan takip ediyor, dünyanın dört bir yanına onun objektifiyle yolculuk ediyoruz.</p>
<p>Mert Öztürk&#8217;ü diğer seyahat kanallarından ayıran en önemli şey ise samimiyeti. Rol yapmıyor, ezber cümleler kurmuyor, merak ediyor, soruyor, dinliyor ve izleyiciyi de o yolculuğun bir parçası haline getiriyor. Bu yüzden ekranın karşısında sadece bir ülkeyi değil, o ülkenin insanını, acısını, sevincini ve gerçek yüzünü tanıyorsunuz. Bu haftaki bölümde rota, Kenya&#8217;nın başkenti Nairobi&#8217;deki Dandora çöplüğüydü. Dünyanın en zorlu yaşam alanlarından biri olarak gösterilen bu devasa çöp dağında binlerce insan, ağır kokuya, hastalık riskine ve insanın içini sızlatan şartlara rağmen ekmek mücadelesi veriyor. Bir yanda çöpler arasında hayata tutunmaya çalışan insanlar diğer yanda ise dünyanın geri kalanının çoğu zaman hiç görmediği bir gerçek. O görüntüler, ekran başındaki herkese uzun süre unutamayacağı sorular sorduruyor.</p>
<p>Programın ikinci durağı ise bambaşka bir dünyaydı. İtalya&#8217;nın kartpostalları süsleyen gözde tatil beldesi Positano. Masmavi deniz, rengarenk evler, eşsiz manzaralar, meşhur İtalyan mutfağı ve hareketli gece hayatı işts tam da sosyal medyada görmeye alıştığımız kareler. Fakat programın en sevdiğim tarafı tam da burada başlıyor. Öztürk izleyicisine &#8220;her şey sosyal medyada göründüğü kadar kusursuz mu, yoksa gerçek bambaşka mı?&#8221; Sorusunu sorduruyor. Evet Mert sadece kartpostalları değil o kartpostalın arka yüzünü de gösteriyor. Turistlerin uğramadığı sokaklara giriyor, insanların gerçek hayatına dokunuyor ve aynı şehirde yan yana yaşayan zenginlik ile yoksulluk arasındaki derin uçurumu bütün çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.</p>
<p>Belki de Kuralsız Sokaklar&#8217;ın başarısının sırrı tam olarak burada yatıyor. Bize yalnızca yeni ülkeler göstermiyor aynı zamanda önyargılarımızı, ezberlerimizi ve ekranlardan gördüğümüz kusursuz hayat algısını da sorgulatıyor. Dünyanın ne kadar büyük, insan hikayelerinin ise ne kadar ortak olduğunu hatırlatıyor. Bugün televizyon ekranında gerçekten kaliteli ve güzel işler yapan program sayısı çok bir elin parmak sayısını geçmez. Kuralsız Sokaklar ise bunu başarabilen nadir yapımlardan biri diyebilirim. Eğer siz de sadece gezilecek yerleri değil, o coğrafyanın gerçek hikayelerini merak ediyor ve görmek istiyorsanız, Mert Öztürk&#8217;ün sunumuyla ekrana gelen Kuralsız Sokaklar&#8217;a bir şans vermenizi tavsiye ederim.</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/manset/abdussamed-tosun-yazdi-her-sey-sosyal-medyada-gorundugu-kadar-kusursuz-mu-yoksa-gercek-bambaska-mi/44031/">Abdussamed Tosun yazdı: Her şey sosyal medyada göründüğü kadar kusursuz mu, yoksa gerçek bambaşka mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/manset/abdussamed-tosun-yazdi-her-sey-sosyal-medyada-gorundugu-kadar-kusursuz-mu-yoksa-gercek-bambaska-mi/44031/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ülkemizde NATO’yu da, Trump’ı da İstemiyoruz! Demek Yasak mı?</title>
		<link>https://www.millinizam.com/gundem/ulkemizde-natoyu-da-trumpi-da-istemiyoruz-demek-yasakmi/43860/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/gundem/ulkemizde-natoyu-da-trumpi-da-istemiyoruz-demek-yasakmi/43860/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmail Karakaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Jul 2026 21:01:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[ÜSTMANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=43860</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tarih bazen tekerrür etmez; sadece aktörler değişir, sahne aynı kalır. 1946 yılında Amerikan Missouri zırhlısı, &#8220;Welcome&#8221; mahyalarıyla karşılandı. Aradan on yıllar geçti; bugün ise Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ABD bayrağının renkleriyle aydınlatılıyor. Değişen yalnızca zaman… Tartışma ise hâlâ aynı. 1946&#8217;daki karşılamalar da, 1969&#8217;daki 6. Filo protestoları da bu topraklarda derin izler bıraktı. ABD&#8217;nin 6. Filosu, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/gundem/ulkemizde-natoyu-da-trumpi-da-istemiyoruz-demek-yasakmi/43860/">Ülkemizde NATO’yu da, Trump’ı da İstemiyoruz! Demek Yasak mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tarih bazen tekerrür etmez; sadece aktörler değişir, sahne aynı kalır.</p>
<p>1946 yılında Amerikan Missouri zırhlısı, &#8220;Welcome&#8221; mahyalarıyla karşılandı.<br />
Aradan on yıllar geçti; bugün ise Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ABD bayrağının renkleriyle aydınlatılıyor.<br />
Değişen yalnızca zaman…<br />
Tartışma ise hâlâ aynı.</p>
<p>1946&#8217;daki karşılamalar da, 1969&#8217;daki 6. Filo protestoları da bu topraklarda derin izler bıraktı.</p>
<p>ABD&#8217;nin 6. Filosu, Soğuk Savaş döneminde Türkiye&#8217;yi Sovyetler Birliği&#8217;ne karşı korumak, bölgedeki Amerikan çıkarlarını güvence altına almak ve NATO müttefiklerine güç gösterisinde bulunmak amacıyla Türkiye&#8217;ye geldi.<br />
Resmî ziyaret görüntüsü altında limanlara demirleyen bu savaş gemileri, dönemin devrimci gençleri tarafından anti-emperyalist gösterilerle protesto edildi.</p>
<p>1960&#8217;lı yılların sonunda ilginç bir tablo ortaya çıktı.<br />
Türkiye&#8217;ye gelen ABD 6. Filosu&#8217;nu protesto eden sol görüşlü gençlerin karşısına, dönemin Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) ve Komünizmle Mücadele Derneği gibi muhafazakâr ve İslamcı çevrelerden gruplar çıktı.</p>
<p>16 Şubat 1969&#8217;da Dolmabahçe Meydanı&#8217;nda toplanan kalabalık, limandaki Amerikan savaş gemilerini adeta kıble edinircesine protestocuların karşısında namaz kıldı.</p>
<p>O gün muhafazakâr çevrelerin bir bölümü, Sovyet tehdidine karşı ABD&#8217;nin yanında saf tuttu.</p>
<p>Elbette muhafazakâr kesimin tamamını aynı kefeye koymak doğru olmaz.</p>
<p>O dönemde ABD emperyalizmine karşı çıkan muhafazakâr isimler de vardı; tıpkı sol gruplar gibi bağımsızlıkçı bir duruş sergileyenler de bulunuyordu.</p>
<p>Bugüne geldiğimizde ise farklı bir manzara ile karşı karşıyayız.</p>
<p>Ankara&#8217;da düzenlenen NATO toplantıları sırasında ABD Başkanı Donald Trump&#8217;a yönelik en küçük bir eleştiriyi dahi dile getiremeyen bir muhafazakâr anlayış dikkat çekiyor.</p>
<p>Oysa Trump, İsrail&#8217;e verdiği güçlü destek, Irak, Afganistan ve İran&#8217;a yönelik askerî politikaları nedeniyle dünya kamuoyunda yoğun biçimde eleştirilen bir isimdir.</p>
<p>Bu savaşlarda hayatını kaybeden masum sivillerin acısı hâlâ hafızalardadır.</p>
<p>Böyle bir isme yönelik toplumsal tepkilerin ortaya çıkması son derece doğaldır.</p>
<p>Asıl düşündürücü olan ise, ABD bayrağının İstanbul&#8217;un simge yapılarından Fatih Sultan Mehmet Köprüsü&#8217;ne yansıtılması ve Trump&#8217;a adeta kahraman muamelesi yapılmasıdır.</p>
<p>Bugün bölgemizde yaşanan kan, gözyaşı ve yıkımın sorumluluğu yalnızca tek tek devletlere yüklenemez.</p>
<p>NATO başta olmak üzere uluslararası ittifakların ve büyük güçlerin izlediği politikalar da bu acı tablonun oluşmasında sıkça tartışılmaktadır.</p>
<p>Bu nedenle, bu politikalara tepki gösteren vatandaşların sesine kulak vermek gerekir.</p>
<p>Çünkü bu millet, tarih boyunca mazlumun yanında durmayı şeref bilmiş; zalime karşı söz söylemeyi vicdanının gereği saymıştır.</p>
<p>Zalime &#8220;zalim&#8221; demek suç değildir.</p>
<p>Mazluma sahip çıkmanın yolu, zalimin yanında saf tutmaktan değil; haksızlığın karşısında dimdik durmaktan geçer.</p>
<p>Batı ile ilişkiler elbette devletler arasında diplomasi çerçevesinde yürütülür.</p>
<p>Ancak tarih boyunca yaşanan acılar ve yaşatılan hayal kırıklıkları da hafızalardaki yerini korumaktadır.</p>
<p>Bu yüzden halk arasında sıkça söylenen şu söz, hâlâ kulaklarda yankılanmaktadır:</p>
<p>&#8220;Ayıdan post, Batı&#8217;dan dost olmaz.&#8221;</p>
<p>Bugün soru şudur:</p>
<p>Ülkemizde NATO&#8217;yu da istemediğimizi, Trump&#8217;ın politikalarını da eleştirdiğimizi söylemek neden rahatsızlık uyandırıyor?</p>
<p>Farklı düşünmek, farklı ses çıkarmak, demokratik bir toplumun en doğal hakkı değil midir?</p>
<p>Tarih, gücün yanında duranları değil; hakikatin yanında dimdik duranları hatırlar.</p>
<p>Tarih doğru tarafta duranları da unutmaz</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/gundem/ulkemizde-natoyu-da-trumpi-da-istemiyoruz-demek-yasakmi/43860/">Ülkemizde NATO’yu da, Trump’ı da İstemiyoruz! Demek Yasak mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/gundem/ulkemizde-natoyu-da-trumpi-da-istemiyoruz-demek-yasakmi/43860/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Belli bir azınlığın refahı için dünyayı ateşe vermekten çekinmiyorlar!</title>
		<link>https://www.millinizam.com/yazarlar/belli-bir-azinligin-refahi-icin-dunyayi-atese-vermekten-cekinmiyorlar/43836/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/yazarlar/belli-bir-azinligin-refahi-icin-dunyayi-atese-vermekten-cekinmiyorlar/43836/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Abdussamed Tosun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Jul 2026 15:08:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Abdussamed Tosun]]></category>
		<category><![CDATA[afrika]]></category>
		<category><![CDATA[batılı ülkeler]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Küresel dünya]]></category>
		<category><![CDATA[sömürgecilik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=43836</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya tarihine dönüp baktığımızda hep aynı tabloyla karşılaşıyoruz güçlünün güçsüzü ezdiği ya da ezmeye çalıştığı bir düzen. Oysa yeryüzü insanlığın ortak evi olmasına rağmen ne var ki bu ev, tarih boyunca en büyük yıkımı deprem, sel ya da kuraklık gibi doğal afetlerden değil belli bir azınlığın bitmek bilmeyen güç hırsı ve açgözlülüğünden gördü. Dünya haritasına [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/belli-bir-azinligin-refahi-icin-dunyayi-atese-vermekten-cekinmiyorlar/43836/">Belli bir azınlığın refahı için dünyayı ateşe vermekten çekinmiyorlar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left">Dünya tarihine dönüp baktığımızda hep aynı tabloyla karşılaşıyoruz güçlünün güçsüzü ezdiği ya da ezmeye çalıştığı bir düzen. Oysa yeryüzü insanlığın ortak evi olmasına rağmen ne var ki bu ev, tarih boyunca en büyük yıkımı deprem, sel ya da kuraklık gibi doğal afetlerden değil belli bir azınlığın bitmek bilmeyen güç hırsı ve açgözlülüğünden gördü. Dünya haritasına dikkatle bakın. Bugün yoksullukla itham edilen birçok ülke, bir zamanlar altını, petrolü, elması, verimli toprakları ve köklü kültürüyle ayakta duran coğrafyalardı. Aslında bugün de yer altı kaynakları bakımından zenginler. Değişen tek şey, bu zenginliklerin kimin kontrolünde olduğu. Batılı ve işgalci devletler bu kaynakları adil şekilde paylaşmak yerine her daim sahip olmayı tercih etti.</p>
<p style="text-align: left">Sömürgecilik adı altında ülke kaynakları başka ülkelere taşındı, halkları açlığa ve yoksulluğa mahkum edildi. Koskoca kıta talan edilirken insanlar köleleştirildi ve sınırlar cetvelle yeniden çizildi. Peki bununla yetinildi mi? Elbette hayır, kendi çıkarları uğruna bu topraklar yıllarca iç savaşların içinde bırakıldı. Ülkeler istikrarsızlaştırıldı. Bir yandan iç savaş körüklendi, diğer yandan silah satışı ile o savaşlardan kazanç elde edildi. Sonra da dönüp &#8220;bunlar geri kalmış ülkeler&#8221; denildi. Bu zulümlerin en dikkat çekici yani ise savaşların, çoğu zaman en çok silah satanların işine gelmesi. Bir tarafta insanlar evlerini, çocuklarını ve sevdiklerini kaybederken, diğer tarafta birileri kasalarını dolduruyor. Bir şehir bombalanıyor, ardından o şehrin yeniden inşası bile yeni bir kazanç kapısına dönüşüyor. Zulümden ve acıdan bile para kazanılan bir düzen kurulmuş durumda tıpkı günümüzde yaşanan Gazze soykırımı gibi..</p>
<p style="text-align: left">Bugün dünyada yaşanan birçok sorunun temelinde belli bir güruhun açgözlülük yatıyor. Daha fazla kazanma hırsı, daha fazla güç sahibi olma isteği ve belli bir azınlığın refahı. Bunun bedelini ise hiçbir suçu olmayan insanlar ödüyor ve milyonlarca insan doğduğu toprakları terk etmek zorunda kalıyor. Ve günümüzde artık savaşların ülkeler için maddi, manevi ciddi sonuçları olduğu aşikar. Bu nedenle klasik savaşların yerini iklim üzerinde etkili olabilecek teknolojiler, biyolojik tehditler ya da medya aracılığıyla yürütülen algı ve zihin operasyonları gibi farklı yöntemler aldı diyebiliriz. Geçmişte sömürü, ülkeleri açıkça talan ederek yapılırdı bugün ise küresel ölçekte dayatılan kriz söylemleri üzerinden daha örtülü yöntemlerle sürdürülüyor.</p>
<p style="text-align: left">Kısaca özetleyecek olursak, kendi çıkarlarınız uğruna ülkeleri savaşın ve çatışmaların içine sürükleyecek, doğal kaynaklarını sömürecek, ardından da onları &#8220;üçüncü dünya ülkeleri&#8221; diyerek küçümseyeceksiniz. Bitmeyen krizler yaratarak silah satacak, istikrarsızlığı besleyecek ve bunun bedelini yine masum insanlar ödeyecek. Sonra da dönüp dünyanın en büyük sorununun insanların kullandığı klimalar olduğunu söyleyecek, ineklerin çıkardığı gazları suçlayacaksınız. Oysa dünyaya en büyük zararı veren şey klimalar yada inekler değil açgözlülük, sömürü, savaş politikaları ve insan hayatını çıkar hesaplarının gerisinde gören anlayıştır. Cihan imparatoru Fatih Sultan Mehmed Han&#8217;ın ifadesiyle adalet öldüğü gün devlet ölür. İnsanlık da gücün değil, adaletin hüküm sürdüğü bir dünyayı inşa ettiği gün, daha yaşanabilir bir dünya da yaşayabilir. O zaman belki de artık şu soruyu sormanın zamanı geldi dünyayı gerçekten her anlamda kim kirletiyor? Sıradan insanlar mı, yoksa kendi çıkarı uğruna ülkeleri ateşe atmaktan çekinmeyenler mi?</p>
<p style="text-align: left">Eyvallah..</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/belli-bir-azinligin-refahi-icin-dunyayi-atese-vermekten-cekinmiyorlar/43836/">Belli bir azınlığın refahı için dünyayı ateşe vermekten çekinmiyorlar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/yazarlar/belli-bir-azinligin-refahi-icin-dunyayi-atese-vermekten-cekinmiyorlar/43836/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Unutmadık, Unutmayacağız</title>
		<link>https://www.millinizam.com/yazarlar/unutmadik-unutmayacagiz/43749/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/yazarlar/unutmadik-unutmayacagiz/43749/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmail Karakaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Jun 2026 07:58:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=43749</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Rahat olun; ne yuttuk ne de unuttuk&#8230; Kırk gün gezersin kırda, bir gün rastlarsın kurda.&#8221; İnsan çok garip bir varlıktır. En büyük özelliği belki de unutkan olmasıdır. Dünyaya geliş amacını unutur, tarihini unutur, yaşananları unutur. Ders alması gereken hataları unutur; sonra da aynı hataları tekrar ederek farklı sonuçlar bekler. Kalabalıkların içinde namuslu ve dürüst görünür; [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/unutmadik-unutmayacagiz/43749/">Unutmadık, Unutmayacağız</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Rahat olun; ne yuttuk ne de unuttuk&#8230;</p>
<p>Kırk gün gezersin kırda, bir gün rastlarsın kurda.&#8221;</p>
<p>İnsan çok garip bir varlıktır.</p>
<p>En büyük özelliği belki de unutkan olmasıdır.</p>
<p>Dünyaya geliş amacını unutur, tarihini unutur, yaşananları unutur.</p>
<p>Ders alması gereken hataları unutur; sonra da aynı hataları tekrar ederek farklı sonuçlar bekler.</p>
<p>Kalabalıkların içinde namuslu ve dürüst görünür; tenhada ise şaşar.</p>
<p>Aynı yanlışları tekrar tekrar yaşarken, yaptıklarını zamanla unutur. &#8220;Nasıl olsa bir şey olmuyor.&#8221; der.</p>
<p>Oysa tarih her şeyi kaydeder.</p>
<p>Gün gelir, yapılanların hesabını insanın önüne koyar.</p>
<p>İşte o zaman da yine unutmaya çalışır.</p>
<p>Belki de insanoğlunun en büyük kolaycılığı unutmaktır.</p>
<p>Osmanlı döneminin önemli isimlerinden Muallim Naci&#8217;nin sıkça kullandığı bir söz vardır:<br />
&#8220;Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür.&#8221;<br />
Yani; &#8220;İnsan hafızasının en büyük kusuru unutkanlığıdır.&#8221; Kısacası insan unutmaya mahkûmdur.</p>
<p>Ancak insanlar ikiye ayrılır: İyi insanlar ve kötü insanlar.</p>
<p>İyi insan iyilik yapar, sonra unutur.</p>
<p>Bunda bir sakınca yoktur.</p>
<p>İyiliğe dokunanlar da zamanla unutabilir.</p>
<p>Ama kötü insan kötülüğünü yapar, kenara çekilir ve sanır ki herkes unutacaktır.</p>
<p>Oysa tarih unutmaz. Vicdan unutmaz.</p>
<p>Hakikat unutmaz.</p>
<p>Bazı şeyleri unutmamak gerekir.</p>
<p>İnsanlık tarihinin acı hikâyelerini unutmamak gerekir.</p>
<p>Katliamları, soykırımları, zulümleri unutmamak gerekir ki bir daha tekrarlanmasın.</p>
<p>1992 yılında Azerbaycan&#8217;ın Hocalı&#8217;da Ermeni güçleri tarafından katledilen masum evlatlarını unutmadık.</p>
<p>Karabağ&#8217;ın özgürlüğüne kavuşmasını, Şuşa&#8217;nın kurtuluşunu ve 10 Kasım 2020&#8217;de<br />
Azerbaycan&#8217;ın tarihi zaferini kazanmasını unutmadık.</p>
<p>1974 Kıbrıs Barış Harekâtı&#8217;nın kahraman şehitlerini Gazilerini unutmadık.</p>
<p>1963 Kanlı Noel&#8217;de sistematik şekilde katledilen masum sivilleri unutmadık.</p>
<p>1992&#8217;de Bosna-Hersek&#8217;te katledilen masumları unutmadık.</p>
<p>Ve Filistin&#8230;</p>
<p>Yaklaşık seksen yıldır zulme uğrayan Filistin halkını da unutmadık.</p>
<p>Gazze&#8217;de yaşananlar, insanlık tarihinin en karanlık sayfalarından biri olarak kaydedilecektir.</p>
<p>Dünyanın en yalnız bırakılan, en fazla haksızlığa uğrayan halklarından biri Filistin halkıdır.</p>
<p>Önce kendi yakın coğrafyasında yalnız bırakıldı, ardından milyarlarca Müslümanın gözleri önünde acıları çoğu zaman sessizlikle karşılandı.</p>
<p>Her gün toprağından, evladından ve geleceğinden bir parça koparılan bu mazlum Filistinli halkı nasıl unutabiliriz?</p>
<p>Uzak tarihin de yakın tarihin de hesabı bir gün mutlaka sorulacaktır.</p>
<p>Hak gelecek, batıl zail olacaktır.<br />
Adalet er ya da geç mutlaka tecelli edecektir.<br />
Bu yüzden tarihin doğru tarafında durmak ve yaşananları unutmamak gerekir.<br />
Şahsımıza yapılan kötülüğü affedebiliriz.<br />
Ancak milletimize, dinimize, soydaşımıza ve dindaşımıza yapılan zulmü affetmeyiz.</p>
<p>Bireysel hayatta hoşgörülü olmak, affedici davranmak, nefsi terbiye etmek ve kin tutmamak elbette büyük bir erdemdir.</p>
<p>Ancak konu milletin bekası, adaletin tesisi ve dünya halklarının ortak hakları olduğunda kişisel tavizler verilemez.</p>
<p>Milletin hukukunu korumak, insan haklarını savunmak ve mazlumun yanında durmak tavizsiz bir duruş gerektirir.</p>
<p>Çünkü unutulan acılar tekrar yaşanır.</p>
<p>Biz ise rahat olun diyoruz:</p>
<p>Ne yuttuk&#8230; Ne de unuttuk.</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/unutmadik-unutmayacagiz/43749/">Unutmadık, Unutmayacağız</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/yazarlar/unutmadik-unutmayacagiz/43749/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
