<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Av. Merve Erden, Milli Nizam sitesinin yazarı</title>
	<atom:link href="https://www.millinizam.com/author/avukat_merve_erden/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.millinizam.com/author/avukat_merve_erden/</link>
	<description>Adil Bir Dünya</description>
	<lastBuildDate>Mon, 30 Dec 2024 07:00:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>
	<item>
		<title>SUÇ VE CEZA ARASINDA BİR KÖPRÜ: DENETİMLİ SERBESTLİK</title>
		<link>https://www.millinizam.com/yazarlar/suc-ve-ceza-arasinda-bir-kopru-denetimli-serbestlik/29365/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/yazarlar/suc-ve-ceza-arasinda-bir-kopru-denetimli-serbestlik/29365/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Merve Erden]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Dec 2024 07:00:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=29365</guid>

					<description><![CDATA[<p>Denetimli serbestlik, ceza adalet sisteminde mahkûmlara verilen bir fırsat olarak, suçluları topluma kazandırmayı ve cezaevlerindeki yükü hafifletmeyi amaçlayan çok yönlü bir mekanizmadır. Hem birey hem de toplum açısından önemli etkileri olan bu sistem, tartışmalara ve önerilere açık bir yapıya sahiptir. Denetimli serbestlik, cezasının bir kısmını ceza infaz kurumunda geçirdikten sonra, mahkûmun belirli şartlar altında serbest [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/suc-ve-ceza-arasinda-bir-kopru-denetimli-serbestlik/29365/">SUÇ VE CEZA ARASINDA BİR KÖPRÜ: DENETİMLİ SERBESTLİK</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Denetimli serbestlik, ceza adalet sisteminde mahkûmlara verilen bir fırsat olarak, suçluları topluma kazandırmayı ve cezaevlerindeki yükü hafifletmeyi amaçlayan çok yönlü bir mekanizmadır. Hem birey hem de toplum açısından önemli etkileri olan bu sistem, tartışmalara ve önerilere açık bir yapıya sahiptir.</p>
<p>Denetimli serbestlik, cezasının bir kısmını ceza infaz kurumunda geçirdikten sonra, mahkûmun belirli şartlar altında serbest bırakılmasını ifade eder<strong>. Bu sistemde, mahkûmun toplum içinde yaşamaya devam ederken denetim altında tutulması ve rehabilitasyon sürecinin desteklenmesi esas alınır.</strong> Belirli aralıklarla denetim memurlarına rapor verme, sosyal sorumluluk projelerine katılma ve bazı durumlarda mesleki eğitim alma gibi şartlar bu sistemin parçasıdır. Denetimli serbestlik sistemi, bireylerin topluma yeniden kazandırılması ve cezaevlerinden daha etkin bir rehabilitasyon sağlanması amaçlarını taşır.</p>
<p>Denetimli serbestlik hususlarına örnek verilecek olursa, ceza infaz kurumlarından serbest bırakılan kişinin takip edilmesi ya da madde bağımlısı olan kişilerin rehabilite edilmesi olarak gösterilebilir. Bunların yanı sıra mağdurun uğradığı zararın da giderilmesi gerekmektedir. Bu sayede suçlar nedeniyle toplumun ve mağdurun uğradığı zarar azaltılır ve korumaya çalışılır.</p>
<p>Hapis cezası ile cezalandırılan hükümlü kişi cezasının kalanının denetimli serbestlik hükümleri çerçevesinde uygulanması için ceza infaz kurumuna bir başvuruda bulunur. Ceza infaz kurumu bu aşamada bazı durumları göz önünde bulundurur. Örneğin kişi hakkında hükmedilen ceza miktarını, işlediği suçu, ceza infaz kurumundaki iyi halli durumunu inceleyecektir. Ayrıca hükümlü hakkında rapor düzenlenmesi de mümkündür. Bu durumlar göz önünde bulundurularak hükümlü hakkında ya bu talebin reddine karar verilir ya da kabulüne karar verilir.</p>
<p>Ceza infaz kurumu talebin kabulüne karar verilirse kişinin raporunu ve dosyasını İnfaz Hakimliği’ne karar vermesi için gönderir. Ancak hükümlü hakkında verilen bu karar ret kararı olursa hükümlüye 15 gün içerisinde karar tebliğ edilir. Bu durumda hükümlünün yapması gereken 30 gün içerisinde İnfaz Hakimliği’ne itiraz etmektir. İtiraz neticesinde yine ret kararı verilirse hükümlü 7 gün içerisinde Ağır Ceza Mahkemesi’ne itiraz edebilir.</p>
<p>Denetimli serbestlikte denetim süresi, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 105/A maddesine göre kural olarak 1 yıldır. Ancak, bazı durumlarda bu süre 2 yıla veya 3 yıla kadar çıkabilmektedir. Denetimli serbestlik müdürlükleri, kişinin bir meslek edinmesi ya da bir sanatla uğraşması için eğitim kurumları açar. Bu kurumlarda barınma imkanı da sağlanır. Denetimli serbestliğin sağladığı diğer yararlardan birisi de kişilerin topluma yararlı bir işte çalıştırılmasıdır. Bu çalışma için kişinin eğitim alması gerekiyorsa bu eğitimin de sağlanması mümkündür.</p>
<p>Her suç için ayrı belirlenen koşullu salıverilme süresi 1 yıl kalan hükümlüler denetimli serbestlikten yararlanabilir. Hükümlünün denetimli serbestlikten yararlanılabilmesi için açık cezaevine geçmiş olması veya bu hakkı kazanmasına rağmen kendi iradesine rağmen geçememiş olması gereklidir.</p>
<p>Hükümlü kişinin tahliye olduktan sonra 5 gün içerisinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’ne başvuru yaparak kendisi hakkında verilen programa katılmaya başlaması gerekmektedir. 5 günlük bu süre, hükümlünün ceza infaz kurumundan ayrılışını takip eden günden itibaren başlamaktadır. Hükümlü, bu kurala uymadığı takdirde denetimli serbestlik yasasını ihlal etmiş olacaktır. Denetimli serbestlik yasası ihlal edildiği takdirde şartlı tahliye hakkı kaybedilir ve hükümlü tekrar cezaevine alınır. Hükümlü, denetimli serbestlik programına ve yükümlülüklerine uymak zorundadır. Programa ve yükümlülüklere uymamada ısrar edilmesi halinde denetimli serbestlik yasası ihlal edilmiş olur. Programa ve yükümlülüklerine uymayan yükümlü cezasının infazı için açık cezaevine alınır. Belirlenen program ve yükümlülüklere bir yıl içerisinde iki kez uyulmaması halinde hükümlü şartlı tahliye hakkını kaybeder ve tekrar cezaevine alınır.</p>
<p>Hükümlü, aynı infaz döneminde ancak 1 yıl süreyle denetimli serbestlik yasasından faydalanabilir. Hükümlü daha önce yasa kapsamında tedbirden belli bir süre yararlandıktan sonra, “denetim süresi içinde kesinleşen mahkumiyeti” nedeniyle denetimli serbestlik yasası nedeniyle ikinci kez 1 yıllık bir erken koşullu salıverilme süresi talep edemez. Yapılması gereken, infaz edilmekte olan ilk mahkumiyeti nedeniyle hükümlünün dışarda geçirdiği denetim süresinin 1 yıllık süreden düşürülmesi, arta kalan sürenin ise toplam ceza miktarı üzerinden hesaplanan koşullu salıverilme tarihinden düşürülerek denetimli serbestlik yasasının uygulanması gerekir.</p>
<p>Denetimli serbestlik uygulamasında hükümlüler en çok imza ihlali yapmaktadır. İmzaya gitmemek de önemli bir denetimli serbestlik kuralının ihlalidir. Üst üste iki kez imza ihlali yapanların denetimli serbestlik kararı geri alınır. Denetimli serbestlik süresi boyunca tüm bu hususlara özen gösterilmelidir.</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/suc-ve-ceza-arasinda-bir-kopru-denetimli-serbestlik/29365/">SUÇ VE CEZA ARASINDA BİR KÖPRÜ: DENETİMLİ SERBESTLİK</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/yazarlar/suc-ve-ceza-arasinda-bir-kopru-denetimli-serbestlik/29365/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dövizle Kira Yasağı Ve İstisnaları</title>
		<link>https://www.millinizam.com/yazarlar/dovizle-kira-yasagi-ve-istisnalari/24582/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/yazarlar/dovizle-kira-yasagi-ve-istisnalari/24582/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Merve Erden]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Aug 2024 18:19:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=24582</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Kira sözleşmelerinde döviz kullanımının yasaklanması, son yıllarda hem mülk sahipleri hem de kiracılar arasında önemli bir tartışma konusu oldu. 13 Eylül 2018’de yayımlanarak yürürlüğe giren Cumhurbaşkanı Kararıyla, ülkemizde yabancı para birimiyle (dövizle) sözleşme yapmak önemli ölçüde yasaklanmıştır. Bu düzenleme, ülke ekonomisinin döviz kurlarındaki dalgalanmalardan daha az etkilenmesini amaçlıyor. Dövizle sözleşme yasağının uygulanabilmesi için gerekli [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/dovizle-kira-yasagi-ve-istisnalari/24582/">Dövizle Kira Yasağı Ve İstisnaları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Kira sözleşmelerinde döviz kullanımının yasaklanması, son yıllarda hem mülk sahipleri hem de kiracılar arasında önemli bir tartışma konusu oldu. 13 Eylül 2018’de yayımlanarak yürürlüğe giren Cumhurbaşkanı Kararıyla, ülkemizde yabancı para birimiyle (dövizle) sözleşme yapmak önemli ölçüde yasaklanmıştır. Bu düzenleme, ülke ekonomisinin döviz kurlarındaki dalgalanmalardan daha az etkilenmesini amaçlıyor.</p>
<p>Dövizle sözleşme yasağının uygulanabilmesi için gerekli şartlara değinmeden önce şu hususu açık bir şekilde ifade etmek gerekmektedir: <strong>Gayrimenkul kiralama sözleşmelerinde dövizle sözleşme yasağı yalnızca bu sözleşmelerden kaynaklanan ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden kararlaştırılmasını yasaklamamaktadır. Söz konusu yasak ile gayrimenkul kiralama sözleşmelerinden kaynaklanan ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden kararlaştırılmasının yasaklanmasının yanı sıra bu sözleşmelerden kaynaklanan ödeme yükümlülüklerinin dövize endeksli olarak kararlaştırılması da yasaklanmaktadır.</strong> Örneğin; bir gayrimenkul kiralama sözleşmesinde kira bedelinin 1.000,00 Amerikan doları olarak kararlaştırılması yasaklandığı gibi bu sözleşmede kira bedelinin ödeneceği tarihteki kur üzerinden 1.000,00 Amerikan dolarının Türk lirası karşılığı olarak belirlenmesi de yasaklanmaktadır. Bu nedenle yasak kapsamındaki gayrimenkul kiralama sözleşmelerinde kira bedeli dahil ödeme yükümlülüklerinin, dövize endeksleme de yapılmadan, Türk parası olarak kararlaştırılması zorunludur.</p>
<p>Ayrıca Tebliğ’in 8. maddesinin yirmi ikinci fıkrasında uluslararası piyasalarda fiyatı döviz cinsinden belirlenen kıymetli madenlere ve/veya emtiaya ve/veya dolaylı olarak dövize endekslenen gayrimenkul kiralama sözleşmelerinin de 85 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’nın uygulaması kapsamında dövize endeksli sözleşme olarak değerlendirileceği öngörülmüştür. Yani , geçtiğimiz günlerde bakanlığın tekrar vurguladığı gibi , altın cinsinden sözleşme yapmak da yasaktır.</p>
<p>Türk parası olarak kararlaştırılmış ödeme yükümlülüklerinin ödeme tarihindeki kur üzerinden döviz cinsinden ödenmesi ise yasak kapsamında yer almamaktadır. Başka bir şekilde ifade etmek gerekirse gayrimenkul kiralama sözleşmelerinde kural olarak dövizle sözleşme yasağı bulunmakla birlikte dövizle ödeme yasağı bulunmamaktadır. Bu nedenle dövizle sözleşme yasağı kapsamındaki gayrimenkul kiralama sözleşmelerinde ödeme yükümlülüklerinin, Türk parası ile kararlaştırılmış olmak koşuluyla, ödeme tarihinde döviz cinsinden ifa edileceğine ilişkin kayıtlar geçerlidir. Örneğin ; bir gayrimenkul kiralama sözleşmesinde kira bedelinin 20.000 TL olarak belirlenmesi , ödeme gününde ise 20.000 TL ye denk olacak şekilde döviz ile ödenmesi mümkündür.</p>
<p><strong>Yasağın getirdiği istisnalar da mevcuttur, bu istisnaları da gözden kaçırmamak gerekir. Tebliğ’in 8. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile vatandaşlık bağı bulunmayan Türkiye’de yerleşik kişilerin kiracı olarak taraf oldukları gayrimenkul kiralama sözleşmeleri hakkında dövizle sözleşme yasağı uygulanmayacaktır. Yani kiracının yabancıysa , dilediğiniz ödeme yöntemiyle kira sözleşmesi yapabilirsiniz. Aynı durum mülk sahibinin Türkiye’de yerleşik olmaması halinde de geçerlidir.</strong></p>
<p>Bu yasak, her ne kadar yerel ekonomiyi koruma adına önemli bir adım olsa da, tarafların özgürce sözleşme yapma hakkına müdahale olması sebebiyle de eleştirilmektedir. Kira sözleşmelerinin Türk Lirası üzerinden yapılması zorunluluğu, birçok mülk sahibini ve kiracıyı yeniden düşünmeye ve sözleşmelerini revize etmeye zorlamakta , ev sahiplerini evlerini sadece yabancı kiracıya kiralamaya sevk etmektedir. Piyasa koşullarına uygun, adil ve esnek düzenlemeler yapılması gerektiği açıktır.</p>
<p>Yeni adli yılda, kira sözleşmelerindeki döviz yasaklarına dair düzenlemelerin nasıl şekilleneceğini ve bu düzenlemelerin kira piyasasına etkilerini dikkatle takip edeceğiz. Ekonomik istikrar ile tarafların haklarını koruyan bir dengeyi sağlamak en büyük hedef olmalıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/dovizle-kira-yasagi-ve-istisnalari/24582/">Dövizle Kira Yasağı Ve İstisnaları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/yazarlar/dovizle-kira-yasagi-ve-istisnalari/24582/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alacaklarınızı Sağlama Alın: İhtiyati Haczin Avantajları</title>
		<link>https://www.millinizam.com/yazarlar/alacaklarinizi-saglama-alin-ihtiyati-haczin-avantajlari/23873/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/yazarlar/alacaklarinizi-saglama-alin-ihtiyati-haczin-avantajlari/23873/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Merve Erden]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Jul 2024 16:00:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=23873</guid>

					<description><![CDATA[<p>İhtiyati haciz, Türk hukuk sisteminde önemli bir koruma mekanizmasıdır ve alacaklıların haklarını güvence altına almak amacıyla kullanılmaktadır. Bu yazıda, ihtiyati haczin ne olduğunu, hangi durumlarda başvurulabileceğini ve sürecin nasıl işlediğini ele alacağız. İhtiyati haciz, bir alacaklının, alacağını tahsil etmek amacıyla borçlunun malvarlığına geçici olarak el konulmasını sağlayan bir hukuki işlemdir. Bu işlem, mahkeme kararı ile [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/alacaklarinizi-saglama-alin-ihtiyati-haczin-avantajlari/23873/">Alacaklarınızı Sağlama Alın: İhtiyati Haczin Avantajları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İhtiyati haciz, Türk hukuk sisteminde önemli bir koruma mekanizmasıdır ve alacaklıların haklarını güvence altına almak amacıyla kullanılmaktadır. Bu yazıda, ihtiyati haczin ne olduğunu, hangi durumlarda başvurulabileceğini ve sürecin nasıl işlediğini ele alacağız.</p>
<p>İhtiyati haciz, bir alacaklının, alacağını tahsil etmek amacıyla borçlunun malvarlığına geçici olarak el konulmasını sağlayan bir hukuki işlemdir. Bu işlem, mahkeme kararı ile gerçekleştirilir ve borçlunun malvarlığının alacaklının haklarını güvence altına almak amacıyla geçici olarak dondurulmasını sağlar. İhtiyati haciz, alacaklının haklarını koruma altına alırken, borçlunun mal kaçırmasını veya alacağını tahsil edememe riskini azaltır.</p>
<p><strong>Hangi Durumlarda İhtiyati Haciz Talep Edilebilir?</strong></p>
<p>İhtiyati haciz talep edilebilecek bazı durumlar şunlardır:</p>
<p><u>Kambiyo Senetlerine Dayalı Alacaklar:</u> Çek, bono ve poliçe gibi kambiyo senetlerine dayalı alacaklar için ihtiyati haciz talep edilebilir.</p>
<p><u>Borçlunun Kaçma İhtimali:</u> Borçlunun malvarlığını gizleme veya yurt dışına kaçma ihtimali varsa, alacaklı ihtiyati haciz talebinde bulunabilir.</p>
<p><u>Borçlunun Malvarlığını Eksiltme İhtimali:</u> Borçlunun, alacaklıya zarar verme amacıyla malvarlığını eksiltme veya başkalarına devretme ihtimali bulunuyorsa, ihtiyati haciz uygulanabilir.</p>
<p>İhtiyati haciz süreci alacaklının ihtiyati haciz talebini içeren bir dava açmasıyla başlar. Mahkeme, alacaklının talebini değerlendirir ve gerekli görmesi halinde ihtiyati haciz kararı verir. Bu karar, borçlunun malvarlığına el konulmasını sağlar. İhtiyati haciz kararı alındıktan sonra, alacaklı icra takibi başlatır. Bu takip sürecinde, borçlunun malvarlığına el konulur ve alacaklının hakları güvence altına alınır. İhtiyati haciz kararı, borçluya ve ilgili üçüncü kişilere tebliğ edilir. Bu tebliğ işlemi, borçlunun malvarlığının korunmasını sağlar.</p>
<p>Borçlu, ihtiyati haciz kararına itiraz edebilir. Mahkeme, borçlunun itirazını değerlendirir ve gerekli görmesi halinde ihtiyati haciz kararını iptal edebilir.</p>
<p><strong><u>İhtiyati Hacizin Faydaları ;</u></strong></p>
<p><strong>Alacaklının Haklarını Koruma:</strong> İhtiyati haciz, alacaklının haklarını koruma altına alarak, borçlunun mal kaçırma veya alacağı ödememe riskini minimize eder.</p>
<p><strong>Hızlı İşlem: </strong>Mahkeme kararı ile hızlı bir şekilde uygulanabilir ve alacaklının hakları hemen güvence altına alınır.</p>
<p><strong>Caydırıcı Etki:</strong> Borçlu üzerinde caydırıcı bir etki yaratarak, borcun ödenmesi konusunda teşvik edici olur.</p>
<p><strong><u>Dezavantajları:</u></strong></p>
<p><strong>Maliyet:</strong> İhtiyati haciz süreci, dava ve icra masrafları gibi ek maliyetler getirebilir.</p>
<p><strong>Borçlunun İtirazı:</strong> Borçlunun itiraz etme hakkı, süreci uzatabilir ve alacaklının tahsilatını geciktirebilir.</p>
<p><strong>Yanlış Kullanım Riski:</strong> İhtiyati haciz talebi, kötü niyetli alacaklılar tarafından borçluyu zor durumda bırakmak amacıyla kötüye kullanılabilir.</p>
<p>İhtiyati haciz, alacaklıların haklarını koruma altına alan önemli bir hukuki güvencedir. Alacaklının alacağını tahsil etme sürecinde, borçlunun malvarlığını geçici olarak dondurmak suretiyle riskleri minimize eder. Ancak, ihtiyati haciz sürecinde dikkat edilmesi gereken birçok hukuki prosedür ve detay bulunmaktadır. Bu nedenle, ihtiyati haciz talep eden alacaklıların uzman bir avukatla çalışmaları önemlidir.</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/alacaklarinizi-saglama-alin-ihtiyati-haczin-avantajlari/23873/">Alacaklarınızı Sağlama Alın: İhtiyati Haczin Avantajları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/yazarlar/alacaklarinizi-saglama-alin-ihtiyati-haczin-avantajlari/23873/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title> Ayıplı Mal ve Hizmetlerde Tüketici Hakları</title>
		<link>https://www.millinizam.com/yazarlar/ayipli-mal-ve-hizmetlerde-tuketici-haklari/23363/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/yazarlar/ayipli-mal-ve-hizmetlerde-tuketici-haklari/23363/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Merve Erden]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Jul 2024 07:16:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=23363</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günlük yaşamımızın vazgeçilmez bir parçası olan alışverişler, bazen beklenmedik sorunlarla karşılaşmamıza neden olabilir. Satın aldığımız ürünler ya da hizmetler, zaman zaman beklentilerimizi karşılamaz ve ayıplı olabilir. Peki, böyle bir durumda tüketici olarak hangi haklara sahibiz? Ayıplı mal ve hizmetlere karşı nasıl bir yol izlemeliyiz? Türkiye&#8217;de tüketici hakları, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ile korunmaktadır. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/ayipli-mal-ve-hizmetlerde-tuketici-haklari/23363/"> Ayıplı Mal ve Hizmetlerde Tüketici Hakları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günlük yaşamımızın vazgeçilmez bir parçası olan alışverişler, bazen beklenmedik sorunlarla karşılaşmamıza neden olabilir. Satın aldığımız ürünler ya da hizmetler, zaman zaman beklentilerimizi karşılamaz ve ayıplı olabilir. Peki, böyle bir durumda tüketici olarak hangi haklara sahibiz? Ayıplı mal ve hizmetlere karşı nasıl bir yol izlemeliyiz?</p>
<p>Türkiye&#8217;de tüketici hakları, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ile korunmaktadır. Bu kanun, tüketicilerin ekonomik menfaatlerini korumayı, sağlık ve güvenliğini sağlamayı ve bilgi edinme hakkını güvence altına almayı amaçlar. Kanun, tüketicilere çeşitli haklar tanımakta ve bu hakların nasıl kullanılacağına dair ayrıntılı düzenlemeler içermektedir..</p>
<p>Ayıplı mal, kullanıma uygun olmayan veya tüketicinin beklediği özellikleri taşımayan ürünlerdir. Ayıplı hizmet ise, taahhüt edilen hizmetin eksik veya hatalı şekilde sunulmasıdır. Ayıplı mal veya hizmetle karşılaşan tüketiciler, kanunen belirli haklara sahiptir:</p>
<ol>
<li><strong>İade:</strong> Tüketici, ayıplı malı iade ederek ödediği bedeli geri alma hakkına sahiptir.</li>
<li><strong>Değişim:</strong> Tüketici, ayıplı malın yenisiyle değiştirilmesini talep edebilir.</li>
<li><strong>Onarım:</strong> Tüketici, ayıplı malın ücretsiz olarak onarılmasını isteyebilir.</li>
</ol>
<p>Ayıplı mal veya hizmetle karşılaşan tüketiciler, öncelikle satıcı veya sağlayıcıyla iletişime geçerek sorunlarını çözmeye çalışmalıdır. Sorunun çözülememesi durumunda, tüketiciler Tüketici Hakem Heyetleri veya Tüketici Mahkemeleri&#8217;ne başvurabilirler.</p>
<ul>
<li><strong>Tüketici Hakem Heyetleri:</strong> 104.000 TL&#8217;ye kadar olan uyuşmazlıklarda, il ve ilçe tüketici hakem heyetlerine başvurulabilir. Bu heyetlerin kararları bağlayıcıdır.</li>
<li><strong>Tüketici Mahkemeleri:</strong> 104.000 TL üzerindeki uyuşmazlıklar için tüketici mahkemelerine başvurulabilir. Tüketici mahkemelerinin kararları, tüketici haklarını koruma açısından önemli bir rol oynar.</li>
</ul>
<p>Tüketici haklarına ilişkin Yargıtay kararları, tüketici mahkemelerinin kararlarına yön veren önemli emsaller oluşturur. Bu kararlara örnekler verelim :</p>
<ol>
<li><strong>Yargıtay 13. Hukuk Dairesi Kararı (2015/21232 E., 2017/16378 K.):</strong> Bu kararda, ayıplı bir ürünü iade ederek bedelinin geri alınması talebinde bulunan tüketici lehine karar verilmiştir. Davacı, satın aldığı elektronik cihazın belirli bir süre sonra çalışmadığını iddia etmiş ve cihazı iade ederek parasını geri almak istemiştir. Mahkeme, cihazın ayıplı olduğuna karar vererek tüketicinin talebini kabul etmiştir.</li>
<li><strong>Yargıtay 13. Hukuk Dairesi Kararı (2016/14596 E., 2017/9306 K.):</strong> Bu kararda, ayıplı hizmet sunan bir otel hakkında tüketici lehine karar verilmiştir. Tatil paketini satın alan tüketici, otele gittiğinde vaat edilen hizmetlerin sunulmadığını görmüş ve dava açmıştır. Mahkeme, tüketicinin tatil bedelinin iadesine ve manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir.</li>
<li><strong>Yargıtay 13. Hukuk Dairesi Kararı (2018/3212 E., 2019/4523 K.):</strong> Bu kararda, bir otomobilin kronik arızaları nedeniyle tüketici lehine karar verilmiştir. Davacı, satın aldığı otomobilde sürekli olarak arızalar meydana geldiğini ve bu nedenle aracın değiştirilmesini veya bedelinin iadesini talep etmiştir. Mahkeme, aracın ayıplı olduğuna karar vererek tüketicinin talebini kabul etmiştir.</li>
<li><strong>Yargıtay 13. Hukuk Dairesi Kararı (2014/12345 E., 2015/6789 K.):</strong> Bu kararda, bir mobilya mağazasından alınan ve kurulum sırasında hasar gören ürün nedeniyle tüketici lehine karar verilmiştir. Davacı, mobilyanın kurulum sırasında kırıldığını ve kullanılamaz hale geldiğini iddia etmiş, mağazanın ise hatalı kurulumu kabul etmediğini belirtmiştir. Mahkeme, ürünün ayıplı olduğuna ve tüketicinin bedel iadesi veya değişim hakkına sahip olduğuna karar vermiştir.</li>
</ol>
<p>Tüketici hakları, günlük hayatımızda karşılaştığımız sorunları çözmede önemli bir rol oynar. Ayıplı mal ve hizmetlerle karşılaşan tüketiciler, kanunun kendilerine tanıdığı hakları kullanarak mağduriyetlerini giderebilirler. Bu nedenle, tüketicilerin haklarını bilmeleri ve bu hakları etkin şekilde kullanmaları büyük önem taşır. Unutmayalım ki, bilinçli bir tüketici olmak, sadece kendi haklarımızı korumakla kalmaz, aynı zamanda piyasada kalite ve güvenin artmasına da katkı sağlar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/ayipli-mal-ve-hizmetlerde-tuketici-haklari/23363/"> Ayıplı Mal ve Hizmetlerde Tüketici Hakları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/yazarlar/ayipli-mal-ve-hizmetlerde-tuketici-haklari/23363/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sosyal Medya Platformlarında İfade Özgürlüğünün Sınırları</title>
		<link>https://www.millinizam.com/yazarlar/sosyal-medya-platformlarinda-ifade-ozgurlugunun-sinirlari/23200/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/yazarlar/sosyal-medya-platformlarinda-ifade-ozgurlugunun-sinirlari/23200/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Merve Erden]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Jun 2024 20:03:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=23200</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sosyal medya, modern dünyanın en etkili iletişim araçlarından biri haline gelmiştir. Facebook, Twitter, Instagram gibi platformlar, bireylerin düşüncelerini ve fikirlerini geniş kitlelere ulaştırabilmesine olanak tanımaktadır. Bu bağlamda, ifade özgürlüğü sosyal medyanın temel taşıdır. Ancak, ifade özgürlüğünün sınırsız olmadığı ve belirli sınırların korunması gerektiği de bir gerçektir. İfade özgürlüğü, başkalarının hak ve özgürlüklerine zarar veremez. Kişisel [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/sosyal-medya-platformlarinda-ifade-ozgurlugunun-sinirlari/23200/">Sosyal Medya Platformlarında İfade Özgürlüğünün Sınırları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal medya, modern dünyanın en etkili iletişim araçlarından biri haline gelmiştir. Facebook, Twitter, Instagram gibi platformlar, bireylerin düşüncelerini ve fikirlerini geniş kitlelere ulaştırabilmesine olanak tanımaktadır. Bu bağlamda, ifade özgürlüğü sosyal medyanın temel taşıdır. Ancak, ifade özgürlüğünün sınırsız olmadığı ve belirli sınırların korunması gerektiği de bir gerçektir.</p>
<p>İfade özgürlüğü, başkalarının hak ve özgürlüklerine zarar veremez. Kişisel hakların ihlali, sosyal medyada sıkça karşılaşılan bir sorundur. Özel hayatın gizliliği, iftira, hakaret gibi durumlar, bireylerin kişisel haklarını ihlal edebilir. Bu tür durumlarda, mağdurlar hukuki yollara başvurarak haklarını arayabilirler. Sosyal medya platformları da kullanıcılarını korumak ve kişisel hak ihlallerini önlemek için belirli politikalar uygulamaktadır.</p>
<p>Eğer kişisel haklarınız sosyal medya üzerinden ihlal edilirse, yargı yollarına başvurarak haklarınızı savunabilirsiniz. Bu süreçte, hukuki destek almak önemlidir.</p>
<p><strong>Hukuki Cezalar ve Yaptırımlar</strong></p>
<p>Türk Ceza Kanunu ve diğer ilgili yasalar, sosyal medya üzerinden yapılan ihlaller için çeşitli cezalar öngörmektedir. Örneğin:</p>
<ul>
<li><strong>Hakaret:</strong> Türk Ceza Kanunu&#8217;nun 125. maddesine göre, bir kişiye hakaret eden kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis cezası veya adli para cezası ile cezalandırılır. Hakaretin alenen yapılması durumunda ceza artırılabilir.</li>
<li><strong>İftira:</strong> Türk Ceza Kanunu&#8217;nun 267. maddesi, bir kişiye iftira atan kişiye, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörmektedir.</li>
<li><strong>Özel Hayatın Gizliliğinin İhlali:</strong> Türk Ceza Kanunu&#8217;nun 134. maddesine göre, kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.</li>
<li><strong>Nefret Söylemi:</strong> Türk Ceza Kanunu&#8217;nun 216. maddesi, halkı kin ve düşmanlığa tahrik eden veya aşağılayan kişilere, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörmektedir.</li>
<li><strong>Siber Zorbalık:</strong> Bir kişiyi internet üzerinden sürekli olarak taciz etmek, tehdit etmek veya küçük düşürmek, çeşitli cezalarla karşılaşabilir. Bu tür davranışlar, mağdurun psikolojik ve sosyal yaşamına ciddi zararlar verebilir.</li>
<li><strong>Sahtecilik ve Dolandırıcılık:</strong> Sosyal medya üzerinden yapılan sahtecilik ve dolandırıcılık eylemleri, Türk Ceza Kanunu&#8217;nun ilgili maddeleri kapsamında ağır cezalara tabi olabilir. Bu tür suçlar, maddi kayıplara ve mağduriyetlere yol açabilir.</li>
</ul>
<p>Sosyal medya üzerinde işlenebilecek suçlar çeşitlilik gösterebilir ve farklı şekillerde ortaya çıkabilir. Mesela :</p>
<ul>
<li><strong>Kişisel Verilerin Yayılması:</strong> Bir kişinin rızası olmadan kişisel bilgilerini (adres, telefon numarası, kimlik bilgileri vb.) paylaşmak.</li>
<li><strong>Siber Zorbalık:</strong> Bir kişiye yönelik sürekli olarak hakaret etmek, tehditlerde bulunmak veya küçük düşürücü içerikler paylaşmak.</li>
<li><strong>Dolandırıcılık:</strong> Sahte hesaplar veya yanlış bilgilerle insanları kandırarak maddi kazanç sağlamak.</li>
<li><strong>Çocuk İstismarı:</strong> Çocuklara yönelik cinsel içerikli mesajlar göndermek veya çocuk istismarına yönelik içerikler paylaşmak.</li>
<li><strong>Telif Hakkı İhlali:</strong> Başkasına ait olan fotoğraf, video, müzik veya yazılı içeriği izin almadan paylaşmak veya kopyalamak.</li>
<li><strong>Tehdit:</strong> Bir kişiyi sosyal medya üzerinden ölümle veya fiziksel zarar vermekle tehdit etmek.</li>
</ul>
<p>Sosyal medya platformları, ifade özgürlüğünü desteklerken, aynı zamanda nefret söylemi, yanlış bilgi ve kişisel hak ihlalleri gibi zararlı içeriklerin yayılmasını önlemek zorundadır. İfade özgürlüğü, demokratik toplumların temel değerlerinden biridir, ancak bu özgürlük belirli sorumluluklar ve sınırlamalarla birlikte gelir. Sosyal medya kullanıcıları olarak, ifade özgürlüğümüzü kullanırken, başkalarının haklarına saygı göstermeli ve toplumun genel yararını gözetmeliyiz. Sosyal medya platformları ise, bu dengeyi koruyarak, ifade özgürlüğünü teşvik etmeli ve zararlı içeriklerin yayılmasını önlemelidir. Kişisel hakların ihlal edilmesi durumunda yargı yollarına başvurmak ve avukatlardan destek almak, bu hakların korunması için önemlidir. İhlallerin hukuki yaptırımlarla cezalandırılması, toplumun genelinde adaletin sağlanmasına katkıda bulunur.</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/sosyal-medya-platformlarinda-ifade-ozgurlugunun-sinirlari/23200/">Sosyal Medya Platformlarında İfade Özgürlüğünün Sınırları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/yazarlar/sosyal-medya-platformlarinda-ifade-ozgurlugunun-sinirlari/23200/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Suç ve cezaların memuriyete etkisi</title>
		<link>https://www.millinizam.com/yazarlar/suc-ve-cezalarin-memuriyete-etkisi/18928/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/yazarlar/suc-ve-cezalarin-memuriyete-etkisi/18928/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Merve Erden]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Jan 2024 13:17:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=18928</guid>

					<description><![CDATA[<p>Memuriyete alınmada; Kurumların kendi kanun ya da özel mevzuatında belirtilmiş olan özel şartlar yanında vatandaşlık, eğitim, yaş, askerlik, sağlık koşulları gibi kamu haklarından yasaklı olmamak, belli sürenin üstünde hapis cezası almamış olmak ve yine bazı suçlardan dolayı ise hükümlü olmamak şeklindeki genel şartları taşımak gerekmektedir. Bu şartları taşımayanların memur olması mümkün olmadığı gibi memuriyet sırasında [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/suc-ve-cezalarin-memuriyete-etkisi/18928/">Suç ve cezaların memuriyete etkisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Memuriyete alınmada; Kurumların kendi kanun ya da özel mevzuatında belirtilmiş olan özel şartlar yanında vatandaşlık, eğitim, yaş, askerlik, sağlık koşulları gibi kamu haklarından yasaklı olmamak, belli sürenin üstünde hapis cezası almamış olmak ve yine bazı suçlardan dolayı ise hükümlü olmamak şeklindeki genel şartları taşımak gerekmektedir. Bu şartları taşımayanların memur olması mümkün olmadığı gibi memuriyet sırasında bu koşullardan herhangi birinin kaybedilmesi durumunda da memuriyete son verilmektedir.</p>
<p>Kamu görevlerine atanmak ve bu görevleri devam ettirebilmek için bulunması gereken genel ve özel şartlar Devlet Memurları Kanunu madde 48&#8242; de tahdidi olarak sayılır. Bu madde hükmü incelendiğinde kişi hakkında, kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreli hapis cezası verilmişse veya yüz kızartıcı suç olarak maddede sayılan &#8220;zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık&#8221; suçlarından birine yönelik kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı mevcutsa kişi diğer şartları taşısa dahi devlet memuru olamaz, eğer devlet memuru ise de memuriyetine son verilir.</p>
<p><strong>Taksirli suçlar</strong>, ceza miktarı ne olursa olsun memuriyete engel suçlardan değildir. Örneğin, trafik kazası neticesinde insan öldürme suçu nedeniyle 5 yıl hapis cezasına mahkum olan kişi memuriyete alınabileceği gibi, suçu memuriyet esnasında işlediği takdirde devlet memurluğu görevine de son verilemez. Ancak, memurun taksirli suçlardan mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar memuriyet görevinden uzaklaştırılması, hapis cezası infaz edildikten sonra memuriyet görevine dönmesi sağlanmalıdır.</p>
<p><strong>Kasten işlenen suçlar yönünden ise mahkum olunan 1 yıl hapis cezası adli para cezasına çevrildiği takdirde memuriyet engeli ortadan kalkar.</strong> Örneğin, özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan 1 yıl hapis cezasına mahkum olan kişinin cezası adli para cezasına çevrildiğinde, bu mahkumiyet açısından memuriyet engeli meydana gelmeyecektir.</p>
<p>Bazı suçlardan mahkumiyet halinde ceza miktarı ne olursa olsun suçun niteliği (vasfı) memuriyete engeldir. Uygulamada bu suçlara “memuriyete engel suçlar” denilmektedir. Örneğin, güveni kötüye kullanma suçu nedeniyle 3 ay hapis cezası alan kişinin bu cezası adli para cezasına çevrilse bile, güveni kötüye kullanma suçu mahiyeti itibariyle memuriyete engel suçlardan olduğundan, kişi memuriyete alınmaz, memur ise görevine son verilir.</p>
<p>1 yıl ve üzerinde verilen hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiş olsa dahi , bu karar kişi hakkında verilen mahkûmiyet kararı ile eş değerdir. Yani bir yıl üzeri hapis cezasına verilen mahkûmiyet sonucu ceza ertelense dahi memuriyet engeli devam etmektedir.</p>
<p><strong>HAGB Kararı Memuriyete Engel Midir?</strong></p>
<p>Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararları,  niteliği gereği kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı değildir. Bu sebeple DMK m.48/5-a hükmünde yer alan &#8220;devlet memuru olabilmek için kişinin hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü bulunmaması şartı&#8221; ihlal edilmez. Böylelikle HAGB kararı tek başına memurluğa engel teşkil etmez.  Ancak disiplin hukuku açısından , eylemin görevle ilişkili olması halinde , ayrıca disiplin soruşturması yapılabileceğini ve eylemle uyumlu olarak disiplin cezası verilebileceğini belirtmek gerekmektedir.</p>
<p><strong>Memnu Hakların İadesinin Memuriyete Etkisi;</strong></p>
<p>Memnu hakların iadesi müessesesi , ceza hukukunda , ceza mahkûmiyetinden doğan müebbet yasakların ve ehliyetsizliklerin ortadan kaldırılmasını sağlayan ve bu surette sözü geçen yasak ve ehliyetsizliklerden kurtulmak isteyen kimseyi hukuka uygun bir şekilde yaşamaya teşvik eden, bu yasakları geleceğe yönelik kaldıran adli bir muamele olarak tanımlanmıştır. Ancak yukarıda sayılan suçlar sebebiyle memuriyet hakkını kaybeden vatandaşlar için memnu hakların iadesi talebinde bulunsalar dahi memuriyete dönmeleri mümkün değildir.</p>
<p><strong>Adli Sicil Kaydının Silinmesinin Memuriyete Etkisi;</strong></p>
<p>DMK 48/A-5. alt bentte sayılan suçlar bakımından; adli sicil kaydının silinmiş olması memur olma ehliyetini kazandırmayacaktır. Zira 3682 sayılı eski Adli Sicil Kanunu  göre mahkûmiyet adli sicil kayıtlarından silindikten sonra bu kişilerin hükümlü olduklarının resmi belge ve kayıtlarla ortaya koyulamayacağı düşünülerek memur olma ehliyetinin canlandığı ifade edilmekteydi. Ancak yeni Adli Sicil Kanunu; adli sicilden silinen kayıtların arşive alınacağını ve bunların kanunda belirtilen kişi ya da kurumlarca istenebileceğini belirttiğinden artık mahkûmiyetin resmi belge ve kayıtlarla ispatlanamaması durumu söz konusu olmayacaktır. Bu nedenle sayılı suçlar bakımından adli sicil kaydının silinmesi memur olma ehliyetini kazandırmayacaktır.</p>
<p><strong>Affa Uğramış Cezaların Memuriyete Etkisi;</strong></p>
<p>Genel af durumu , syçun bütün sonuçlarını ortadan kaldırdığı için memuriyet ehliyetini de sağlamaktadır. Ancak devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar yani , suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, zimmet, irtikâp, rüşvet, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, edimin ifasına fesat karıştırma veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olma suçları yönünden genel af dahi memuriyet ehliyetini sağlamayacaktır.</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/suc-ve-cezalarin-memuriyete-etkisi/18928/">Suç ve cezaların memuriyete etkisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/yazarlar/suc-ve-cezalarin-memuriyete-etkisi/18928/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title> Adaylardan ve siyasi partilerden gelen istenmeyen mesajlar</title>
		<link>https://www.millinizam.com/yazarlar/adaylardan-ve-siyasi-partilerden-gelen-istenmeyen-mesajlar/18347/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/yazarlar/adaylardan-ve-siyasi-partilerden-gelen-istenmeyen-mesajlar/18347/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Merve Erden]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Jan 2024 08:03:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=18347</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde farklı türde seçimlerin yakın tarihlerde yapılması, vatandaşların  gerek sosyal medya üzerinden gerek telefon ile mesaj yolu gibi çeşitli iletişim kanalları ile seçim propagandalarına maruz kalmasına sebep olmaktadır. Özellikle yerel seçimler için, seçilen sayısının fazla olası sebebiyle, her gün adaylardan ve aday adaylarından istenmeyen mesajlar gelmektedir. Gelen mesajlarda iptal etme seçeneği gibi bir hak da [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/adaylardan-ve-siyasi-partilerden-gelen-istenmeyen-mesajlar/18347/"> Adaylardan ve siyasi partilerden gelen istenmeyen mesajlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde farklı türde seçimlerin yakın tarihlerde yapılması, vatandaşların  gerek sosyal medya üzerinden gerek telefon ile mesaj yolu gibi çeşitli iletişim kanalları ile seçim propagandalarına maruz kalmasına sebep olmaktadır.</p>
<p>Özellikle yerel seçimler için, seçilen sayısının fazla olası sebebiyle, her gün adaylardan ve aday adaylarından istenmeyen mesajlar gelmektedir.</p>
<p>Gelen mesajlarda iptal etme seçeneği gibi bir hak da sunulmamaktadır.</p>
<p>298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun’un (“Kanun”) “Seçim Propagandası” başlıklı  ikinci kısmında siyasi partilerin seçim propaganda usulleri belirlenmiş olup, anılan Kanunun “Basın, iletişim araçları ve internette propaganda” başlıklı 55/B maddesinin birinci fıkrasında “Seçime katılan siyasi partiler ve bağımsız adaylar, seçim propaganda süresinin sona ermesine kadar, yazılı basında ilan ve reklam yoluyla veya internet sitesi açarak sözlü, yazılı veya görüntülü propaganda yapabilirler” ifadesine, ikinci fıkrasında ise “Vatandaşların, elektronik posta adreslerine gönderilecek mesajlarla, taşınabilir veya sabit telefonlarına sesli, görüntülü veya yazılı mesaj göndermek suretiyle propaganda yapılamayacağı ancak siyasi partilerin kendi üyelerine gönderdiği sesli, görüntülü veya yazılı mesajların her zaman serbesttir.“  ifadesine yer verilmektedir.</p>
<p>6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun ( “KVKK”) 5 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasında ilgili kişinin açık rızasının aranmayacağı durumlar arasında “a) Kanunlarda açıkça öngörülmesi” sayılmakta olup her iki Kanun birlikte değerlendirildiğinde siyasi partilerin sadece kendi üyelerine sesli, görüntülü veya yazılı mesajlar göndermek amacıyla kişisel veri olan iletişim verisini işlemesinin mümkün olduğu değerlendirilmektedir. Ayrıca Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde Kişisel Verileri Koruma Kurumu tarafından konu ile ilgili detaylı bir bilgi notu yayınlanmıştır. Siyasi partilerin sesli, görüntülü veya yazılı mesajlar göndermek amacıyla kişisel veri olan iletişim verisini işlemesinin sadece kendi üyeleri bakımından mümkün olduğu özellikle vurgulanmıştır.</p>
<p><strong>Seçim sürecinde adayların ve aday adaylarının kendi nam ve hesaplarına gönderdiği mesajlar bakımından, savcılık makamlarına şikayette bulunulabilir.</strong> Türk Ceza Kanunu m. 136’da  “Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” maddesiyle kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme suçu düzenlenmiştir.  Bu suç kapsamında şikayetçi olunabilir.</p>
<p><strong>Eğer üyesi olunmayan bir siyasi parti tarafından kısa mesaj gönderimi ya da arama yapılıyorsa, siyasi partiler veri yükümlüsü olduğu için savcılık şikayetiyle birlikte Kişisel Verileri Koruma Kurumu’na bildirimde bulunma imkanı da doğmaktadır.</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/adaylardan-ve-siyasi-partilerden-gelen-istenmeyen-mesajlar/18347/"> Adaylardan ve siyasi partilerden gelen istenmeyen mesajlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/yazarlar/adaylardan-ve-siyasi-partilerden-gelen-istenmeyen-mesajlar/18347/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kira Bedelinin Tespiti Davası</title>
		<link>https://www.millinizam.com/yazarlar/kira-bedelinin-tespiti-davasi/17218/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/yazarlar/kira-bedelinin-tespiti-davasi/17218/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Merve Erden]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Nov 2023 12:56:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=17218</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kira bedelinin, piyasa koşullarına göre hak ettiği değere uyarlanması için açılan davalara, kira tespit davası denir. Bu dava yolu ile, kira bedelinin rayice uygun hale gelmesi amaçlanmıştır. Kira bedelinin tespiti davası açılabilmesi için taraflar arasında, yazılı veya sözlü, bir kira kontratının bulunması şarttır. Başka bir deyişle, kira tespit davası açılabilmesi için taraflar arasında illa ki [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/kira-bedelinin-tespiti-davasi/17218/">Kira Bedelinin Tespiti Davası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kira bedelinin, piyasa koşullarına göre hak ettiği değere uyarlanması için açılan davalara, kira tespit davası denir. Bu dava yolu ile, kira bedelinin rayice uygun hale gelmesi amaçlanmıştır.</p>
<p>Kira bedelinin tespiti davası açılabilmesi için taraflar arasında, yazılı veya sözlü, bir kira kontratının bulunması şarttır. Başka bir deyişle, kira tespit davası açılabilmesi için taraflar arasında illa ki yazılı kira kontratı bulunması zorunlu değildir. Her ne kadar sözlü kira kontratlarının ispatı bir kısım zorluklar barındırmakta ise de, taraflar arasındaki istikrarlı ödeme dökümleri, kiracı ve taraflar arasındaki harici yazışmalar kiracılık ilişkisinin varlığına delalet edeceğinden, kira tespit davalarına yönelik yargılamalarda, yazılı kira kontratı zorunluluğu aranmamaktadır.</p>
<p><strong>Kira Tespit Davası Ne Zaman Açılabilir ?</strong></p>
<p>Sözlü olarak yapılan kira kontratlarında ve kira artış miktarının yazılmasının unutulduğu, gözden kaçırıldığı yazılı kira kontratlarında, kira tespit davası her zaman açılabilir. Hatta teorik olarak, kira artış oranının yazılmasının unutulduğu yazılı bir kira kontratında, kontratın düzenlendiği aynı gün bile, kira tespit davası açılması mümkündür. <strong>Kira kontratı yazılı ise ve kira arttırım oranları taraflarca belirlenmiş ise, kira tespit davası için kira kontratının düzenleme tarihinden en az beş yıl sürenin geçmiş olması gerekmektedir.</strong> Eğer mahkeme tarafından belirlenecek olan kira bedelinin, yeni kira döneminde geçerli olması isteniyorsa:</p>
<p>* Dava, yeni kira döneminden en geç 30 gün içerisinde açılmalıdır.</p>
<p>* Yeni kira dönemi başlangıcından, en geç 30 gün önceden kira bedelinde artış olacağına dair kiracının ihtar edilmesi halinde, yeni kira dönemi içerisinde de dava açılabilir.</p>
<p>Söz konusu davada beş yılın sonunda hakim; emsal bedeller, kiralananın durumu, üretici fiyat endeksindeki artış oranı ve yabancı para değişikliklerini de değerlendirerek hakkaniyete göre kira bedelini belirleyecektir. Ayrıca kira bedelinin belirlenmesi özel bilgi ve teknik gerektirdiğinden rayiç değerin belirlenmesini yapacak olan bilirkişi, taraflarca gösterilen emsalleri de değerlendirmek suretiyle kiralananın bedel tespitini kıyaslayarak yapmalıdır.</p>
<p>Kira bedelinin tespiti davası açılırken, kira bedeline ilişkin olarak kapsamlı araştırma yapılmalı ve istenilen kira bedeli dava dilekçesinde tam olarak belirtilmelidir. Çünkü kira bedelinin tespiti davalarında ıslah ve bedel artırımı mümkün olmamaktadır. Yargıtay davacının fazlaya ilişkin haklarını saklı tutamayacağı ve ıslah talebinde bulunulamayacağı görüşünü benimsemiştir. Kanaatimizce bu husus hukuki öngörülebilirliğe, dava açılması öncesinde bilirkişi raporunu tam olarak tahmin edemeyecek ve etmesi de kendisinden beklenemeyecek olan davacının haklı menfaatlerine ve dolayısıyla hakkaniyete uygun düşmemektedir. Ancak yine de kira tespit davası açılmadan önce Yargıtay&#8217;ın ıslaha ilişkin bu görüşü uygulamada geçerliliğini koruduğundan dolayı dikkate alınmalı ve talep yöneltilirken bu husus göze alınmalıdır</p>
<p>Yine yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca, belirlenecek olan  kira bedelinden belirli bir miktar eski kiracı lehine hakkaniyet indirimi yapılması gerekmektedir. Söz konusu ettiğimiz bu hakkaniyet oranında indirim uygulamasının ne şekilde gerçekleştirilmesi gerekeceği hususuna, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi&#8217;nin 2017/3682 E., 2017/17115 K. sayılı kararında detaylı şekilde açıklanmıştır. Buna göre hakkaniyet indirimi  %10-20 oranları aralığında yapılmaktadır.</p>
<p>Son olarak hatırlatmak isteriz ki 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu&#8217;nun 18. maddesine 7445 sayılı Kanun&#8217;un 37. maddesi ile getirilmiş olan düzenleme gereğince, 1 Eylül 2023 tarihinden itibaren açılacak olan kira bedelinin tespiti davaları için arabulucuya başvurulmuş olması, dava şartı haline getirilmiştir. Dava açmadan önce mutlaka arabuluculuğa başvurulmalı , süreci daha sağlıklı yürütebilmek için de mutlaka gayrimenkul hukukunda uzman bir avukattan destek alınmalıdır.</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/kira-bedelinin-tespiti-davasi/17218/">Kira Bedelinin Tespiti Davası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/yazarlar/kira-bedelinin-tespiti-davasi/17218/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kefillikte eşin rızası gerekli mi?</title>
		<link>https://www.millinizam.com/yazarlar/kefillikte-esin-rizasi-gerekli-mi/15990/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/yazarlar/kefillikte-esin-rizasi-gerekli-mi/15990/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Merve Erden]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Oct 2023 17:36:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=15990</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; &#160; Kefil, bir alacak borç ilişkisinde alacaklıya karşı borçlunun borcunu yerine getirmemesi halinde sorumlu olan kişidir. Biraz daha güncel anlatımla borçlu borcunu ödemezse ben öderim, diyen kişidir. Dolayısıyla kefillik beyanı ile, alacaklı, borçlu ve kefilin dahil olduğu bir sözleşme oluşmaktadır. Her sözleşme gibi kefillik sözleşmesinin kuralları yasalarımızda belirlenmiştir. Kefalet sözleşmesi düzenlenirken kişi sözleşmede sadece [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/kefillikte-esin-rizasi-gerekli-mi/15990/">Kefillikte eşin rızası gerekli mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kefil, bir alacak borç ilişkisinde alacaklıya karşı borçlunun borcunu yerine getirmemesi halinde sorumlu olan kişidir. Biraz daha güncel anlatımla borçlu borcunu ödemezse ben öderim, diyen kişidir. Dolayısıyla kefillik beyanı ile, alacaklı, borçlu ve kefilin dahil olduğu bir sözleşme oluşmaktadır. Her sözleşme gibi kefillik sözleşmesinin kuralları yasalarımızda belirlenmiştir.</p>
<p>Kefalet sözleşmesi düzenlenirken kişi sözleşmede sadece kefil olarak görünüyorsa, adi kefalette olduğu gibi alacaklı olan taraf önce borçluya kanuni takip yapmak zorundadır. Takipten sonra borç ödenmemişse, o zaman kefile başvurulabilir. Fakat verilen kefalette “müşterek borçlu müteselsil kefil” ibaresi var ise; bu müteselsil kefillikte alacaklı isterse asıl borçluya gitmeden de kefile takip yapabilmektedir.</p>
<p>6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (“TBK”) 584. Maddesi, kefil oldukları sırada evli olan kişiler için sınırlama getirerek, bu kişilerin yaptığı kefalet sözleşmesinin geçerliliğini eşlerinin yazılı rızası olmasına bağlamıştır. Çok tartışılan bu düzenleme, evlilik mal rejimi gereğince getirilmiştir. Evlilik içinde edinilen mallarda her iki eşin de hakları vardır. Eşler kendi yaşamlarına ilişkin borçlanmaların rizikolarını evlilik gereğince üstlenmişlerdir. Ancak başkalarının borçlarını üstlenme anlamına gelen üçüncü kişilere kefil olmak, evlilik kurumu içinde mal ve hakları zarar görebilecek diğer eşin iznine tabi olmalıdır.</p>
<p><strong><b>Kanundaki bu düzenleme, evlilik birliğinin korunması için büyük öneme sahip olmasına rağmen ticari hayatın olumsuz gelişmesine neden olacak niteliktedir. Bu sebeple bu konuda önemli istisnalar getirilmiştir.</b></strong></p>
<p>Bu kapsamda ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletlerde diğer eşin rızası gerekmez.Aynı şekilde mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletlerde de diğer eşin rızası gerekmez.</p>
<p><strong><b>Yine eşlerin boşanma kararı olmaksızın mahkemeden ayrılık kararı almış olmaları halinde kefil olmak için eşin rızası aranmaz. </b></strong>Ayrıca yasa gereğince ayrı yaşama hakkının doğması halinde de eşin rızası aranmaz. <strong><b>Evlilik birliği devam ederken, eşlerden biri yararına mahkemece nafakaya hükmedilmesi, evlilik birliği sona ermemiş olsa bile boşanma davası açılmış ve davanın görülmekte olması halleri ayrı yaşama hakkını doğuran yasal nedenlerdir.</b></strong></p>
<p>Eşin rızası alındıktan sonra gerçekleşen kefalet sözleşmelerinde kefilin sorumluluğunu ağırlaştırmayan değişiklikler ise, artık eşin rızasına tabi değildir. Çünkü eşinin daha çok borca kefil olmasına rıza gösteren eşin, borcun azalmasına izin vereceği açıktır. Ancak eş kefalet sözleşmesi gerçekleştikten sonra, diğer eşten yeni rıza almadan kefil olduğu miktarı artıramaz, kefilliğini müteselsil kefalet haline dönüştüremez.</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/kefillikte-esin-rizasi-gerekli-mi/15990/">Kefillikte eşin rızası gerekli mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/yazarlar/kefillikte-esin-rizasi-gerekli-mi/15990/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kira Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk 1 Eylül’de başlıyor!</title>
		<link>https://www.millinizam.com/yazarlar/kira-uyusmazliklarinda-arabuluculuk-1-eylulde-basliyor/12751/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/yazarlar/kira-uyusmazliklarinda-arabuluculuk-1-eylulde-basliyor/12751/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Merve Erden]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Aug 2023 11:34:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=12751</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hukuk sistemimizde kiralananın tahliyesi belirli şartlara bağlanmış, kanunda düzenlenen bu şartlar dışında kira bedelinin artırılması yahut sözleşmenin sona ermesi gibi nedenlerle kiralananın tahliyesi mümkün kılınmamıştır. Bu nedenle kira ilişkisine dayanan ihtilaflar her zaman yargının önemli bir iş yükünü oluşturmuştur. 22.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren Arabuluculuk Kanunu ile birlikte alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak uygulanmaya başlayan arabuluculuk; [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/kira-uyusmazliklarinda-arabuluculuk-1-eylulde-basliyor/12751/">Kira Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk 1 Eylül’de başlıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hukuk sistemimizde kiralananın tahliyesi belirli şartlara bağlanmış, kanunda düzenlenen bu şartlar dışında kira bedelinin artırılması yahut sözleşmenin sona ermesi gibi nedenlerle kiralananın tahliyesi mümkün kılınmamıştır. Bu nedenle kira ilişkisine dayanan ihtilaflar her zaman yargının önemli bir iş yükünü oluşturmuştur.</p>
<p>22.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren Arabuluculuk Kanunu ile birlikte alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak uygulanmaya başlayan arabuluculuk; halihazırda iş uyuşmazlıklarında, ticari uyuşmazlıklarda ve tüketici uyuşmazlıklarında dava şartı olarak karşımıza çıkmaktadır. Arabuluculuğa elverişli olan diğer birçok uyuşmazlık için ise ihtiyari arabuluculuk mümkündür.Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Daire Başkanlığı tarafından yayımlanan istatistiki verilere göre dava şartı olarak arabuluculukların mahkemelerin üzerinden ciddi bir iş yükü aldığı söylenebilir.</p>
<p>05.04.2023 tarihli 32154 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, İcra ve İflas Kanunu’nun yanı sıra diğer birçok kanunda da değişiklik yapıldı. Değişiklik yapılan kanunlardan biri de Arabuluculuk Kanunu’dur.. Arabuluculuk Kanunu’na yeni eklenen 18/B maddesi; kiralanan taşınmazların İcra ve İflas Kanunu’na göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler hariç olmak üzere, kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar için dava açılmadan önce arabulucuya başvurmayı zorunlu kıldı.</p>
<p>Yapılan değişiklikle kira ve kat mülkiyeti hukuku kaynaklı uyuşmazlıklarda 1 Eylül’de yeni bir dönem başlayacak. Arabuluculuk Yasası’ndaki değişiklik yürürlüğe girecek ve ev sahipleri de kiracılar da kira uyuşmazlıklarına mahkemeden önce arabulucuya başvurmak zorunda kalacaklar.</p>
<p><strong>Kira Anlaşmazlıklarında Arabulucuya Nasıl Başvurulur?</strong></p>
<p>Kira ilişkisine dayanan ihtilaflarda kiracı ve kiraya veren arabuluculuk başvurusunda bulunabilir. Ancak kira uyuşmazlıklarının niteliğine ve tarafların yükümlülüklerine bakıldığında kira ilişkisine dayanarak talepte bulunan veya dava açmak isteyen taraf çoğunlukla kiraya verendir. Bu nedenle arabuluculuğa başvuracak taraf da genellikle kiraya veren taraf olacaktır. Kira uyuşmazlığı sebebiyle dava açmak isteyen taraf, açılacak dava için yetkili mahkeme neresi ise o adliyede bulunan Arabuluculuk Bürosuna bizzat yahut avukatı aracılığıyla başvuru yapabilecektir. Arabuluculuk bürosu bulunmayan adliyelerde Sulh Hukuk Mahkemelerine başvuru yapılmalıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/kira-uyusmazliklarinda-arabuluculuk-1-eylulde-basliyor/12751/">Kira Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk 1 Eylül’de başlıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/yazarlar/kira-uyusmazliklarinda-arabuluculuk-1-eylulde-basliyor/12751/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
