<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Prof. Dr. Mehmet Fatih Bayramoglu, Milli Nizam sitesinin yazarı</title>
	<atom:link href="https://www.millinizam.com/author/dr_mehmet_fatih_bayramoglu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.millinizam.com/author/dr_mehmet_fatih_bayramoglu/</link>
	<description>Adil Bir Dünya</description>
	<lastBuildDate>Wed, 31 Jan 2024 07:45:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>
	<item>
		<title>Ahlaksızlık; ekonomik çöküşün sonucu değil sebebidir!</title>
		<link>https://www.millinizam.com/yazarlar/ahlaksizlik-ekonomik-cokusun-sonucu-degil-sebebidir/19430/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/yazarlar/ahlaksizlik-ekonomik-cokusun-sonucu-degil-sebebidir/19430/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Mehmet Fatih Bayramoglu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 Jan 2024 07:45:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=19430</guid>

					<description><![CDATA[<p>Birçok okurumun bildiği üzere son 12 senedir Rabbim rızkımızı Zonguldak&#8217;ta bulduruyor. Geçenlerde genç bir kardeşimle Zonguldak&#8217;ta yapmış olduğum ancak Türkiye&#8217;nin resmini çizen bir sohbeti, bu yazımla sizlere aktarmak istiyorum. Zonguldak&#8217;ı bilenler için Üzülmez&#8217;den şehir merkezine doğru gelirken genç bir kardeşimin aracıma binmek üzere işaret ettiğini fark ettim. Genç kardeşimi ve çalıştığı işyerinin ismini gizleyerek kısa [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/ahlaksizlik-ekonomik-cokusun-sonucu-degil-sebebidir/19430/">Ahlaksızlık; ekonomik çöküşün sonucu değil sebebidir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Birçok okurumun bildiği üzere son 12 senedir Rabbim rızkımızı Zonguldak&#8217;ta bulduruyor. Geçenlerde genç bir kardeşimle Zonguldak&#8217;ta yapmış olduğum ancak Türkiye&#8217;nin resmini çizen bir sohbeti, bu yazımla sizlere aktarmak istiyorum.</p>
<p>Zonguldak&#8217;ı bilenler için Üzülmez&#8217;den şehir merkezine doğru gelirken genç bir kardeşimin aracıma binmek üzere işaret ettiğini fark ettim. Genç kardeşimi ve çalıştığı işyerinin ismini gizleyerek kısa sohbetimizi sizlere aktarmak isterim.</p>
<p>Kardeşimiz genç olmakla birlikte meslek sahibi bir simit ustasıymış. Zonguldaklının olmazsa olmazı, lezzeti Ankara&#8217;nın meşhur simidiyle yarışır simitlerini bu genç kardeşimiz hazırlıyor ve pişiriyormuş.</p>
<p>Ne kadar süreyle çalıştığını sordum &#8220;abi ben kendimi bildim bileli çalışıyorum&#8221; dedi. Benim tahminime göre en az 10 yıllık emekçi.</p>
<p>İşyerine gidiyormuş genç kardeşimiz. Birkaç gündür patronuyla küslermiş. Kendisine zam yapmamış… &#8220;abi&#8221; dedi ve ekledi… &#8220;ama azmettim ben kazandım, istediğim zammı aldım&#8230;&#8221;</p>
<p>Özür dileyerek aylık ücretini sordum. &#8220;Abi ben günlük 300 TL alıyordum ama yeni zam için patronla anlaşamadık, patron da bana küstü ve artık işe gelme dedi. Birkaç gündür evde oturuyordum…&#8221;</p>
<p>Patronu, bu genç kardeşimize 400 TL günlük yevmiye teklif etmiş ama genç kardeşimiz bu teklifi az bularak patronundan 500 TL talep etmiş. Kardeşimiz haftanın 6 günü çalışıyormuş ve çalışmadığı gün yevmiyesi kesiliyormuş. Yani net asgari ücret 11.402 TL iken hiç tatil yapmadan haftanın 7 günü çalışsa 9.000 TL kazanıyormuş. Ayrıca patronu kendisini sigortasız çalıştırıyormuş ve ek mesai ödemesi de vermiyormuş.</p>
<p>Birkaç gündür evde otururken, bir gün önce patronu kendisini aramış ve genç kardeşimize &#8220;sen kazandın, 500 TL&#8217;yi kabul ediyorum, hemen gel işe başla&#8221; demiş.</p>
<p>Genç kardeşimiz bana bunları anlatırken zafer kazanmanın gururu ile konuşuyordu. Arabamı sağa çektim, kendisine üniversitede hoca olduğumu söyledim. Genç simit ustasına yüzümü dönüp, &#8220;kendisinin bu pazarlıkta kazanan değil kaybeden olduğunu&#8221; ifade ettim.</p>
<p>Öncelikle sigortasız çalıştırdığı için patronunun kendisinden avantaj sağladığını, 2024 yılı asgari ücreti tarifesine göre haftada 6 gün 8 saat çalışma ve 1 gün izinli olma karşılığı 17.002 TL aylık net kazancının olması gerektiğini, yaptığı anlaşmaya göreyse 7 gün eminim ki 8 saatin de üzerinde çalıştırılarak en fazla 15.000 TL aylık kazanç sağlayabileceğini anlattım. Üstüne üslük kendisinin mesleği olması nedeniyle daha yüksek maaşa sahip olması gerektiğini ifade ettim.</p>
<p>Genç kardeşimiz, &#8220;hocam, çok güzel söylüyorsun, anladım ki kaybeden benim, patron bana güzel oyun oynamış ama çalışmak zorundayım, hem ne olursa olsun %50’nin üzerinde zam aldım&#8221; cevabını verdi. &#8220;Ben durmuşken burada ineyim&#8221; dedi ve kendisini aracıma aldığım için bana teşekkür etti.</p>
<p>Aracımdan indi ve hızla kalabalığa karışarak bükük boynuyla gözden kayboldu.</p>
<p>Bu gencimize okuma fırsatını vermemişiz. O da bir vesile ile meslek edinmiş, simit ustası olmuş. Siz seri üretim halinde günde binlerce simit üretebilir misiniz? Ben üretemem.</p>
<p>Bir işyeri sahibi düşünün ki bu gencimizi sıcak fırının önüne yaz kış demeden atıyor, akan alın terini hoyratça gasp ediyor, sigortasını yatırmıyor, mesaisini ödemiyor. Genç usta zam istediğinde ona güya küsüyor, işine son veriyor&#8230; Tüm bunları yaparken de &#8220;maliyetler karşılamıyor, böyle yapmazsam ayakta kalamam, zaten herkes elemanını benim gibi çalıştırıyor…” daha da ilerisi “bir enayi ben miyim sigortalı çalıştıracak” gibi çaldığı minareye kılıf arıyor. Bunun daha da ileri boyutta olan haklılaştırma söylemleri de mevcut. Mesela; kendisini tanrı yerine koyarak “çok verirsen şımarıyorlar, kendilerini bir şey sanıyorlar”. Peki tamam da sen kimsin? Eski Yunandayız da sen de kullara maaş tayin etme tanrısı filan mısın? Hani itiraz olunca gökten şimşek yağdırıp, tufan çıkarabilen cinsten…</p>
<p>Rızkın Allah’tan geldiğini, ne bir lokma fazla, ne bir lokma az yiyemeden öleceğimizi bildiğimiz halde kendi irademizle ahiretimizi dipsiz ve karanlık kuyulara atıyoruz.</p>
<p>Gün içerisindeki ticaretimizde belki yüzlerce defa dinimizi ve değerlerimizi şahit göstererek işlerimizi yapıyoruz.</p>
<p>“Son nefes” nimetinin şükrünü eda edemeden Rabbimize borçlu ayrılacağımız kısa dünya hayatımıza, bin bir türlü ahlaksızlığı sıkıştırıveriyoruz.</p>
<p>Bu simit fırınının -ki simit fırını dediğime bakmayın; baklavadan, envai çeşit çikolataya, börekten, poğaçaya ve elbette simidinde kuyruk halinde bekleyen vatandaşlarla dolu bir mekan tasavvur etmek daha uygun olur- alışkanlık haline getirdiği ancak ekonomik koşullara bağladığı bu ahlaksızlığı, kendisinden başka toplumlarla karşılaşmamış kabilelerde dahi hoş karşılanmamakta iken, etrafına iyi insan resmi çizmekle haşa Allah’ı kandıracağını sanmak ne büyük bir bedbahtlık ve sarhoşluktur.</p>
<p>Demiştim ya! Olay belki Zonguldak gibi ülkemizin nüfus bakımından nispeten düşük bir bölgesinde meydana geldi ancak ülkemizde emekçilerimizin yaşadıklarına dair bize bir resim çizdi. Çevrenize biraz kulak kabartırsanız, etrafınızın böyle ahlaksızlarla dolu olduğunu görecek ve sözlerimi doğrulayacaksınız.</p>
<p>Elbette, bugün ekonomi, önceki aya göre daha kötüleşiyor. Bu bir süredir böyle… Ancak bu genç kardeşimin anlattıkları ve yaşadıkları, bu ekonomik olumsuzlukların bir sonucu olduğunu ifade edemeyiz. Çünkü ekonominin adeta “tıkırında” gittiği dönemlerde de emek hırsızlığı ahlaksızlığının çokça olduğunu biliyoruz. Bu nedenle emek hırsızlığı, ekonomik çöküşün bir sonucu değil, olsa olsa sebebi olsa gerektir.</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/ahlaksizlik-ekonomik-cokusun-sonucu-degil-sebebidir/19430/">Ahlaksızlık; ekonomik çöküşün sonucu değil sebebidir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/yazarlar/ahlaksizlik-ekonomik-cokusun-sonucu-degil-sebebidir/19430/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Mehmetçik Filistin’e gitsin mi?” sorusunu Mehmetçiklere Sorun</title>
		<link>https://www.millinizam.com/yazarlar/mehmetcik-filistine-gitsin-mi-sorusunu-mehmetciklere-sorun/16223/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/yazarlar/mehmetcik-filistine-gitsin-mi-sorusunu-mehmetciklere-sorun/16223/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Mehmet Fatih Bayramoglu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Oct 2023 09:10:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=16223</guid>

					<description><![CDATA[<p>İsrail’in, Gazze açık hapishanesine yönelik orantısız güç kullanımının dördüncü gününe girdik. 80 senedir İslâm âleminin seyrededurduğu bu dehşetin bir başka perdesi dört gündür yaşanıyor. Geçmişte olduğu gibi bugün de; BM, Arap Birliği, İslâm Teşkilatı çeşitli ülkelerin askeri güçlerinden oluşan, elbette içerisinde Mehmetçik’in de bulunduğu bir barış gücünün Gazze’ye gönderilmesi teklifi yapıldı. Bu teklifle birlikte toplumun [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/mehmetcik-filistine-gitsin-mi-sorusunu-mehmetciklere-sorun/16223/">“Mehmetçik Filistin’e gitsin mi?” sorusunu Mehmetçiklere Sorun</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İsrail’in, Gazze açık hapishanesine yönelik orantısız güç kullanımının dördüncü gününe girdik. 80 senedir İslâm âleminin seyrededurduğu bu dehşetin bir başka perdesi dört gündür yaşanıyor.</p>
<p>Geçmişte olduğu gibi bugün de; BM, Arap Birliği, İslâm Teşkilatı çeşitli ülkelerin askeri güçlerinden oluşan, elbette içerisinde Mehmetçik’in de bulunduğu bir barış gücünün Gazze’ye gönderilmesi teklifi yapıldı. Bu teklifle birlikte toplumun çeşitli kesimlerinden itirazlar yükseldi: <em>“Mehmetçik’in ne işi var Filistin’de?”…</em></p>
<p>Evet, tarihin her anında bu itirazın benzerini ve sonuçlarını görebilirsiniz. Bu hususta gerçekten tarih tekerrür ediyor.</p>
<p>Zamanında birileri Sultan Fatih’e “ne işimiz var İstanbul’da” demedi mi?</p>
<p>Selahaddin-i Eyyubi’nin de Kudüs için aynı söylemleri muhakkak işitmiştir.</p>
<p>Eminim, Sultan Alparslan’a da “ne işimiz var Anadolu’da” diyenler olmuştur.</p>
<p>Geçmişte askerimiz için “ne işimiz var adalarda” denildiği gibi birkaç yıl önce de “ne işimiz var Doğu Akdeniz’de”, “ne işimiz var Libya’da” demediler mi?</p>
<p>Geçmişte bu gayri milli ve gayri imani itirazlarını canıyla ödeyenler var. Bugün içerisinde bulunduğumuz demokraside siyasetçiler sandıkta, medyatikler ise toplum vicdanında mahkûm olmakla çekmiyorlar mı cezalarını?</p>
<p>Dört gündür Mehmetçik dışında herkes konuştu. Sadece Mehmetçik konuşmadı. Mehmetçik’e sorun. Gazze’ye “barış gücü” olarak gitmek istiyorlar mı istemiyorlar mı?</p>
<p>Mehmetçik Filistin’e gitmesin demek, Selahaddin-i Eyyubi Kudüs’e girerken yanında olmamak demektir!</p>
<p>Mehmetçik Filistin’e gitmesin demek, Sultan Alparslan Anadolu’ya girerken yanında olmamak demektir!</p>
<p>Mehmetçik Filistin’e gitmesin demek, Sultan Fatih İstanbul surlarına yürürken yanında olmamak demektir!</p>
<p>Mehmetçik Filistin’e gitmesin demek; 1. Dünya Savaşı’nda vatanını, bağımsızlığını ve namusunu korumak üzere Sultan Mehmet Reşad tarafından yapılan “cepheye gelin” çağrısına rağmen; Kafkasya’ya, Çanakkale’ye, Irak’a, Hicaz ve Yemen’e, İran’a, Galiçya’ya, Balkan, Suriye ve Filistin’e gitmemek demektir!</p>
<p>Tarihimize baktığınızda, Mehmetçik Filistin’e gitmesin demek; Müslüman Kudüs’e, Anadolu’ya girmesin, İstanbul’u fethetmesin, İtilaf Devletleri’ne karşı savunma yapmasın demektir.  İlk kıblemiz Mescid-i Aksa’da ne işimiz var demenin, Kâbe’de ne işimiz var demekten ne farkı vardır?</p>
<p>Değil İslâm’a, Müslümanlığa ve Mü’min olmaya; Merhum Nuri Pakdil’in de ifade ettiği gibi “Kudüs’ü anlamadan, insanlığa giriş yapılamaz.”</p>
<p>Bugün Filistin’e Kudüs’ü özgür bırakmaya gitmeyin diyenler, yarın Mekke’ye olası bir saldırıda da “Mehmetçik Kâbe’ye gitmesin, ne işi var orada” diyenlerden olacaktır.</p>
<p>Bugün Mehmetçik, Filistin’e gitsin mi gitmesin mi sorusu askeri bir soru değildir. Siyasi bir soru da değildir. Bu soru imanla ilgili bir sorudur. Çünkü mesele, coğrafi ya da siyasi değil, dinler arası mücadele ile ilgilidir. Mesele, ulusalcıların sath-ı müdafaası ile değil, ümmetin sath-ı müdafaasıyla ilgilidir. Filistin, imani bir meseledir.</p>
<p>Mehmetçiklere sorun! Şahsen, Mehmetçiklerin coğrafya ile değil, imanıyla cevap vereceğine inanıyorum.</p>
<p>Tarihimizde birçok sefer, askerin talebi üzerine olmuştur. Sultanlar ve Padişahlar birçok seferine, askeri istediği için çıkmıştır. Lideri, bazen takipçileri eylem almaya mecbur bırakırlar.  Başbakanlarımızdan Rahmetli Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın dediği gibi “bu milletin hiçbir evladı ‘Kudüs’ten bana ne’ diyemez.”</p>
<p>“Filistin’e barış gücü olarak Mehmetçik gitmeli mi?” sorusunu bu memleketin evlatları olan Mehmetçiklere sorun.</p>
<p>400 yıl boyunca Filistin’e sahip olmuş, halen tapuları ellerinde olan Mehmetçiklere…</p>
<p>Hazır Mehmetçiklere sormuşken, Süleyman Şah Türbesi’nin gerçek yeri olan Karakozak Köyü için de sorun!</p>
<p>Mehmetçiklere sorun, sonra hepiniz susun!</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/mehmetcik-filistine-gitsin-mi-sorusunu-mehmetciklere-sorun/16223/">“Mehmetçik Filistin’e gitsin mi?” sorusunu Mehmetçiklere Sorun</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/yazarlar/mehmetcik-filistine-gitsin-mi-sorusunu-mehmetciklere-sorun/16223/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ne Kadar Mantıklı?</title>
		<link>https://www.millinizam.com/yazarlar/ne-kadar-mantikli/14662/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/yazarlar/ne-kadar-mantikli/14662/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Mehmet Fatih Bayramoglu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Sep 2023 08:52:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=14662</guid>

					<description><![CDATA[<p>İmar planlarını ve imar aflarını standardına uygun yapmayıp, kesilen ormanları, derelerin üzerine yapılan evleri görmeyip, sel baskınlarını iklim değişikliği ile açıklamak ne kadar mantıklı? Fabrikaların atık sularına müdahale etmeyip; mavi, pembe, mor, siyah akan dereleri görmeyip, susuzluğu iklim değişikliğiyle açıklamak ne kadar mantıklı? Sıcak atık sularını denizlerimize bırakan fabrikaları ıslah etmeyip, buna rağmen &#8220;küresel ısınma [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/ne-kadar-mantikli/14662/">Ne Kadar Mantıklı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İmar planlarını ve imar aflarını standardına uygun yapmayıp, kesilen ormanları, derelerin üzerine yapılan evleri görmeyip, sel baskınlarını iklim değişikliği ile açıklamak ne kadar mantıklı?</p>
<p>Fabrikaların atık sularına müdahale etmeyip; mavi, pembe, mor, siyah akan dereleri görmeyip, susuzluğu iklim değişikliğiyle açıklamak ne kadar mantıklı?</p>
<p>Sıcak atık sularını denizlerimize bırakan fabrikaları ıslah etmeyip, buna rağmen &#8220;küresel ısınma var&#8221; demek ne kadar mantıklı?</p>
<p>HES&#8217;lerin suya, ormana ve tabiatta tahribatını hesaplamadan iklim değişikliği kanunu çıkarmak ne kadar mantıklı?</p>
<p>Filtresiz bacalarından siyah ve gri dumanları çıkaranlara müdahale etmeyip &#8220;dünya ısınıyor&#8221; demek ne kadar mantıklı?</p>
<p>Denize dökülen çöpleri, ormanlara dökülen inşaat molozlarını görmeyip iklim değişikliği kanunu çıkarmak ne kadar mantıklı?</p>
<p>Otorite düzeyindeki bağımsız bilim adamlarının iklim değişikliğinin abartıldığına dair deneysel makalelerine rağmen, &#8220;hayır efendim var&#8221; demek ne kadar mantıklı?</p>
<p>Birleşmiş Milletlerin, G7 ve G20&#8217;lerin, AB&#8217;nin bu güne kadar dünyaya yaptığı yanlışları görmeyip, &#8220;bu kanunu çıkaracağız demek&#8221; ne kadar mantıklı?</p>
<p>Sözde iklim değişikliğini, ısınmayı, karbon salımındaki artışı bunca görmemezliğe rağmen; ineklere, mandalara, koyunlara, keçilere, bu gidişle ördeklere, tavuklara, kazlara, kedi ve köpeklere fatura etmek ne kadar mantıklı?</p>
<p>Bunca kirletmeyi görmeyip, hayvanları telef ederek su tasarrufu sağlamak, karbon salımını azaltmak ne kadar mantıklı?</p>
<p>&#8220;İklim kanunu çıksın da varsın olsun yapay et yerim, böcek yerim&#8221; demek ne kadar mantıklı?</p>
<p>Bu Kanun için TBMM Dilekçe Komisyonu&#8217;na itirazları içeren yüzbinlerce dilekçe yazılmışken, küresel kreditörleri memnun etmek uğruna milletine kulak vermemek ne kadar mantıklı?</p>
<p>Büyük bir çığ geliyor. Ev hapisleri, kapanmalar, seyahat kısıtlamaları, salınan karbona göre yaşam hakkı tanınması, kontrol edilebilir dijital para, tarımda ve hayvancılıkta yeni kotalar, gıda sıkıntıları, açlık krizleri, yeni hastalıklar, depresif ve mutsuz kalabalıklar&#8230; Bunlar asla fütürizm değil.</p>
<p>Uyarıda bulunan milyonlara rağmen, ithal ve tek dünyacı küresel misyonlarla el ele tutuşmak ne kadar mantıklı?</p>
<p>İçerisinden yasama, yürütme ve yargısını çıkaran bir toplumu, önce ahlak ve maneviyat diyerek; çevre, iklim, iktisat ve sorumluluk bilinciyle okullarımızda eğitemeden, sadece bir Kanun ile çözüme ulaşmaya çalışmak ne kadar mantıklı?</p>
<p>Ne kadar mantıklı? Ekim ayında Meclis&#8217;in açılmasıyla hep birlikte göreceğiz.</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/ne-kadar-mantikli/14662/">Ne Kadar Mantıklı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/yazarlar/ne-kadar-mantikli/14662/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fatih Erbakan&#8217;a yönelik iftira siyaseti! Bunlar daha fragman&#8230;</title>
		<link>https://www.millinizam.com/yazarlar/fatih-erbakana-yonelik-iftira-siyaseti-bunlar-daha-fragman/14059/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/yazarlar/fatih-erbakana-yonelik-iftira-siyaseti-bunlar-daha-fragman/14059/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Mehmet Fatih Bayramoglu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Sep 2023 12:06:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=14059</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye siyasetinde son dönemin önemli ve etkili siyasetçilerinin en başında kuşkusuz Yeniden Refah Partisi’nin lideri Dr. Fatih Erbakan geliyor. Henüz 2018 yılında Siyasi Parti Kurmuş olmasına rağmen, 54 yıllık Milli Görüş Hareketi’nin lideri olduğunu kısa sürede ispat etti. Bu zaman aralığında öncelikle Milli Görüşün emektar ve ileri gelen isimlerini partisinde topladı. Yeni katılımlarla birlikte, 2019 [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/fatih-erbakana-yonelik-iftira-siyaseti-bunlar-daha-fragman/14059/">Fatih Erbakan&#8217;a yönelik iftira siyaseti! Bunlar daha fragman&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye siyasetinde son dönemin önemli ve etkili siyasetçilerinin en başında kuşkusuz Yeniden Refah Partisi’nin lideri Dr. Fatih Erbakan geliyor.</p>
<p>Henüz 2018 yılında Siyasi Parti Kurmuş olmasına rağmen, 54 yıllık Milli Görüş Hareketi’nin lideri olduğunu kısa sürede ispat etti. Bu zaman aralığında öncelikle Milli Görüşün emektar ve ileri gelen isimlerini partisinde topladı.</p>
<p>Yeni katılımlarla birlikte, 2019 yılında Türkiye siyaset tarihinin en büyük kongresini 45 bin kişilik rekor katılımla gerçekleştirirken, 2022 yılında kendi rekorunu 63 bin kişilik kongre yaparak egale etti.</p>
<p>Siyasete nezaket ve zarafet getireceğiz söylemine kulak veren kitlelerin gönlünü hızla kazanarak, bırakınız yeni kurulan partileri, yıllanmış siyasi partilerin hayal bile edemediği 300 bin üye sayısına hızla ulaştı.</p>
<p>Partisini milli ve manevi değerlerin, hak ile batıl arasındaki mücadele eksenine bağlı kalarak yönetti. Bunu söylem bazında bırakmayarak, Türkiye’nin kazanımlarını kaybetmemek üzere katılmış olduğu Cumhur İttifakı’na girmesiyle ispat etmiş oldu.</p>
<p>Seçim sürecinde Ak Parti’nin uzaklaşmış olduğu Milli Görüş Prensiplerine söylem bazında yakınlaşmasını sağladı. İttifak görüşmeleri sürecinde, karşısında sıkışmış ve seçimi kaybetme endişesi yaşayan Ak Parti’ye bakanlık veya milletvekilliği pazarlığı ile değil, ülkenin bekası ve toplumun ihtiyaçları ile ilgili elzem gördüğü şartları yerine getirmek üzere bir mutabakat metnini kabul ettirerek, Ak Parti’nin vatandaşlarımıza önemli sözler vermesini ve imza altına almasını sağladı.</p>
<p>Son dönemde kurulan, başında Başbakanlık, Bakanlık, Belediye Başkanlığı yapmış isimler bulunan siyasi parti yöneticilerinin duyduğunda dizlerinin titrediği “seçimlere kendi ismi ve logosuyla girme” hususunda hiçbir tereddüt göstermeyerek, tüm teşkilatına ve seçmenlerine önemli bir liderlik örneği sergiledi.</p>
<p>Seçimlerin ardından yeni kurulmuş partilerin sıfır seviyesinde olduğunun ayan beyan ortaya çıkmasının baş aktörü oldu. Bu sıfırcı partiler, istifalar, birleşmeler, ayrılmalar ve kapanmalar ile kargaşa dolu günler geçirirken, Erbakan herhangi bir sıkıntı yaşamadan, yeni katılımlarla büyüyerek, TBMM çalışmalarını sürdürüyor ve Türkiye genelinde illeri ziyaret ederek yerel seçimlerin startını veriyor.</p>
<p>Erbakan, 14 Mayıs 2023 seçimlerinde partisinin %2,9 oy oranı ve 5 milletvekili ile TBMM’de yer almasını sağlayarak gelecekte Türkiye siyasetinde baş aktörlerden olacağını toplumun tüm kesimlerine ispat etmiş oldu.</p>
<p>Ne olduysa bu noktadan itibaren Erbakan ismine ve Yeniden Refah Partisi’ne saldırılar hız kazandı. Sözlerime dikkat çekmek istiyorum. Az önceki cümlemde “saldırılar başladı” değil “saldırılar hız kazandı” yazdım. Ancak bir iddiada daha bulunuyorum “henüz Erbakan’a yapılacak itibar saldırılarının fragmanını izliyoruz”.</p>
<p>Bir lider düşünün, partisini kurduğu ilk gün “Kıbrıs ve Kudüs kırmızı çizgimizdir” diyerek siyonizme yumruğunu göstermiş.</p>
<p>Batıya parmak sallayarak “Türkiye’nin geleceği Avrupa Birliğinde değil D8 Birliğindedir” demiş.</p>
<p>“Ecdadımın kılıç hakkı olan Ayasofya Camii’ne turist gibi bilet alarak girmeyeceğim” demiş.</p>
<p>“Türkiye’nin derhal İstanbul Sözleşmesi’nden çıkması gereklidir” demiş.</p>
<p>Kıymetli okurlarım, bir kez daha dikkatinizi çekmek istiyorum. Bu sözleri süreç içerisinde değil, partisini kurmuş olduğu ilk gün ifade etmiş bir liderden bahsediyorum.</p>
<p>Hatırlayanlar mutlaka olacaktır, Erbakan’ın bu sözlerinin hemen ardından İstanbul Sözleşmesi’ne karşı toplumsal hareketler başladı ve Ak Parti’nin bazı milletvekilleri “okumadan imzaladık”, “biz bu sözleşmeyi nasıl imzalamışız” gibi özeleştirilerde bulundular.</p>
<p>Müteakiben iktidarın KKTC’yi ziyareti ve muhalefetin Kudüs mitingi İstanbul’da organize edildi.</p>
<p>Filistin Devleti’nin önemli temsilcileri, muhalefetin İstanbul’daki Kudüs mitingine katılmak yerine, aynı gün Erbakan’ın Sakarya’da düzenlediği “Özgür Kudüs Mitingine katılmayı tercih etti.</p>
<p>Peşi sıra D8 toplantılarının tertip edilmesine hep birlikte şahit olduk.</p>
<p>Erbakan’ın düzenlemiş olduğu D8 Kuruluşunu Anma toplantısının, Dış İşleri Bakanlığı’nın düzenlediği resmi D8 toplantısından daha çok ilgi gördüğüne de hep birlikte şahit olduk.</p>
<p>Bugün ülkemizde Ayasofya Camii ibadete açılmışsa, İstanbul Sözleşmesi’nden güzel ülkem kurtulmuşsa kabul edin veya etmeyin bu sürecin hem mimarı hem siyasi mühendisi Fatih Erbakan olmuştur.</p>
<p>Erbakan, Milli Görüş’ün içerisinde yetişmiş bir siyasetçi olarak; başta EYT’liler, öğretmenlik meslek kanunu, öğretmen atamaları, mülakatlar, liyakat sorunu, toplumsal beklentiler gibi birçok hususta milletinden yana tavır göstermiş bir siyasi lider.</p>
<p>Ekonomi politikaları, Dünya Sağlık Örgütü ve aşı olmayan aşılar, Tarım Politikaları, Fulbright ve milli eğitim, aile bütünlüğü, süresiz nafaka, LGBT+ gibi milli ve manevi değerlerimizi, kültürel yapımızı tehdit eden birçok konuya en yüksek sesle değinen tek siyasetçi.</p>
<p>Ak Parti’de siyaset yapan, dili tutulmuş sessiz çoğunluğun gür sesi olan Erbakan.</p>
<p>İşte tam bu noktada, Erbakan’ın Yeniden Refah ile gösterdiği başarıların hemen ertesinde bir iftira siyasetine uğradığını görüyoruz.</p>
<p>Erdoğan sonrası siyaset hesabı yapan ama “Erbakan” ismini duyduğunda dizleri titreyenler boş durmuyor.</p>
<p>Vatandaşa, koca koca kadroları, büyük büyük bütçelerine rağmen hiçbir çözüm önerisi sunamayan ana ve yavru muhalefet boş durmuyor.</p>
<p>Millete, yalan siyasetini öğretmiş olanlar boş durmuyor.</p>
<p>Sırtını küreselcilere, Siyonistlere dayamış olanlar boş durmuyor.</p>
<p>Bu milletin evlatları olmayan, vatansızlar da elbette görevini yapıyor.</p>
<p>Her biri gün be gün dozunu artırarak Erbakan’a ve Yeniden Refah’a saldırı dozlarını artırıyor. Erbakan’ın sözlerini cımbızla çekip, söylemediklerini söyletmek ise en çok başvurdukları yöntem.</p>
<p>Ama bir şeyi unutuyorlar, iftira siyasetini, itibar suikastını bu millet çok iyi tanıyor. Nereden mi? Aynı aciz güruhun Merhum Necmettin Erbakan’a yaptıklarından.</p>
<p>Millet, bugün “Erbakan Hoca meğer ne kadar haklıymış”, “30 yıl önce ne söylediyse bugün çıktı”, “bize Hocamızı yanlış tanıttılar”, “kıymetini bilemedik” diyorsa, bu iftira ve itibar siyasetinde tecrübeli olduğundandır.</p>
<p>Ne Erbakan, ne teşkilatı, ne de bu millet bir Erbakan’ın daha kaybedilmesine izin vermeyecektir.</p>
<p>Ancak yine de Erbakan’ın yol arkadaşları ve milletimiz bilmeli. Bu iftira ve itibar saldırıları elbette dozu artarak devam edecek. Henüz fragmanı izlediniz.</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/fatih-erbakana-yonelik-iftira-siyaseti-bunlar-daha-fragman/14059/">Fatih Erbakan&#8217;a yönelik iftira siyaseti! Bunlar daha fragman&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/yazarlar/fatih-erbakana-yonelik-iftira-siyaseti-bunlar-daha-fragman/14059/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fulbright Anlaşması bir efsane mi? Ne kadar gerçek?</title>
		<link>https://www.millinizam.com/yazarlar/fulbright-anlasmasi-bir-efsane-mi-ne-kadar-gercek/2590/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/yazarlar/fulbright-anlasmasi-bir-efsane-mi-ne-kadar-gercek/2590/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Mehmet Fatih Bayramoglu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2023 18:41:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=2590</guid>

					<description><![CDATA[<p>Topluma mal olmuş hususlarla ilgili tartışmalarımızı; beyaz, siyah ve gri alanlara sınıflandırabiliriz. Bazen de konular kendilerini bu alanlardan birine konumlandırır. Beyaz alanlar, şeffaf olarak bilgi sahibi olduğumuza ilişkin kanaatlerimizle doludur. Siyah alanlar, bilgi edinmekte çok zorlandığımız konuları içerir. Gri alanlar ise kısmen bilgi sahibi olduğumuz, bilgi boşlukları bulunan konuları barındırır. Siyah ve gri alanlar, üzerinde [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/fulbright-anlasmasi-bir-efsane-mi-ne-kadar-gercek/2590/">Fulbright Anlaşması bir efsane mi? Ne kadar gerçek?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Topluma mal olmuş hususlarla ilgili tartışmalarımızı; beyaz, siyah ve gri alanlara sınıflandırabiliriz. Bazen de konular kendilerini bu alanlardan birine konumlandırır. Beyaz alanlar, şeffaf olarak bilgi sahibi olduğumuza ilişkin kanaatlerimizle doludur. Siyah alanlar, bilgi edinmekte çok zorlandığımız konuları içerir. Gri alanlar ise kısmen bilgi sahibi olduğumuz, bilgi boşlukları bulunan konuları barındırır. Siyah ve gri alanlar, üzerinde manipülasyon yapmaya, komplo teorileri üretmeye izin verdiği gibi, doğru bir takip ile bizlere gerçekte ne olduğunu ortaya koyabilen alanlardır. Bu yazımda, Fulbright konusunun bu alanlardan hangisinde olduğunu okuyucularıma ifade etmeye çalıştım.</p>
<p>Kimilerine göre Fulbright bir efsane ve komplo teorisi, kimilerine göre görünen amacının dışında misyonlar yüklenmiş, perde arkasına gizlenmiş bir oluşum. Bana “Siz ne düşünüyorsunuz?” diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Elbette yazının sahibi olarak sizlerle fikrimi paylaşmam gerekiyor. Benim için Fulbright beyaz alanda yer alan, görünen amacının ardına Türkiye aleyhine misyonlar yüklenmiş, üstüne yasalarla korunma altına alınan bir oluşum. Bu fikrimi açıkladığımda, Türkiye’de “Fulbright bir efsanedir.” diyen önemli bir kesimi karşıma almış oluyorum. Bu nedenle delillerle Fulbright’ın varlığını ve gizli amaçlarını ifade etmem gerekiyor.</p>
<p>“Efendim internette küçük bir araştırma yaptığınızda Fulbright’ın olduğunu zaten görebiliyoruz, bizler için de Fulbright beyaz alandaki bir konu, bu yazıyı neden kaleme alıyorsunuz?” eleştirisine ise, “durum sizin gördüğünüz gibi değil” cevabını vermem gerekiyor. Koca koca adamlar Fulbright’ın bir “karşılıklı bilgi, tecrübe ve araştırmacı mübadelesinden ibaret” olduğunu iddia ediyorlarsa, kaleme alınmaya değer bir konuyu çalışıyoruz demektir.<br />
Kısa bir internet araştırması ile Fulbright’ın gençlerimize burs vererek ABD’de eğitim almalarına olanak tanıyan “ulvi amaçlara haiz” bir eğitim işbirliği anlaşması olduğunu okuyabilirsiniz. Hatta çok önemli isimlerin bu bursu alarak ABD’de eğitim almış oldukları bilgisine de erişebilirsiniz. Evet, kendisini bu gibi sosyal medya bilgisiyle donatanlar için Fulbright beyaz alandaki hayırlı bir gerçekliktir. Bu gibi bir internet araştırmasıyla aslında kendinizi bir illüzyonun içerisinde bulursunuz. İfade ettiğim gibi benim için de Fulbright beyaz bir alanda ancak ben, bana gösterdiklerinin değil, algı perdesinin arkasındaki Fulbright ile ilgileniyorum.</p>
<p>Şimdi delilleri ile Fulbright’ı beyaz alana konumlandıralım. Öncelikle yazımıza tarihten notlar düşmek lazım geliyor. Tarih, 27 Şubat 1946. Türkiye, ABD’den kredi yoluyla borçlanır ancak bu kredinin alınabilmesi için, ABD tarafından Türkiye’ye bir kredi anlaşması daha dayatılır. Bu anlaşma ile Türkiye, ABD’den 1. Dünya Savaşı artığı silahlar satın alacaktır. Nakit ihtiyacı olan Türkiye, bu şartları kabul eder ve yarısı hurda silah yarısı nakit olmak üzere iki kat daha fazla borçlanmak durumunda kalır. Tarih, 13 Mart 1950’yi gösterdiğinde, ödeyebileceğinden daha fazlasını borçlandığı için temerrüde düşen Türkiye, ABD ile borçlarını yeniden yapılandırma anlaşması imzalamıştır. Çözüm olarak Türkiye’nin yapılandırılmış ödemelerinin, ABD’de araştırmacı yetiştirilmesi için kullanılması yoluna gidilmiştir. Böylece Türk öğrenciler ABD’de eğitim alacaklar ve iki ülke arasında bilgi alış verişi ve dostluk artırılacaktır. Bu çözüm anlaşmasını, Fulbright’ın doğum tarihi olarak not defterlerinize kaydedebilirsiniz. Delil olması adına bizim adını Fulbright Anlaşması olarak bildiğimiz ve halen yürürlükte olan bu anlaşmanın uzunca olan ismini burada belirtiyorum: “5596 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Amerika Birleşik Devletleri Hükümeti arasında imza edilen Anlaşma gereğince temin edilen paraların kullanılmasına dair Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Amerika Birleşik Devletleri Hükümeti arasında imzalanan Anlaşmanın onanması hakkında Kanun” yani bizim namı diğer Fulbright Anlaşması. Anlaşmanın altındaki imzalar, ABD’nin Ankara Büyükelçisi George Wadsworth ile Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Umumi Kâtibi Faik Zihni Akdur’a aittir. O dönemde bakanlık müsteşarı konumundaki umumi kâtip düzeyinde imzalanan bu anlaşmanın gazetelerdeki arşiv kayıtlarını incelediğinizde, bizim cephemizde büyük bir sevinç havasının estiğini görebilirsiniz.</p>
<p>Bu anlaşma ile bugün adını “Türkiye Fulbright Eğitim Komisyonu” olarak bildiğimiz “Birleşik Devletler Eğitim Komisyonu” kurulmuştur. Bu kurul; dört üyesi ABD vatandaşı, dört üyesi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak üzere sekiz üyeden oluşmakla birlikte, komisyona Misyon Şefi ve nihai karar verici sıfatıyla ABD büyükelçisi başkanlık etmektedir. Gerektiği durumlarda nihai karar verici ise ABD Dışişleri Bakanı’dır. Oluşan komisyon yıllar içerisinde ABD’den Türkiye’ye öğretmen göndermiş, Türkiye’den ise ABD’ye seçilen Türk öğrencileri göndermiştir. Böylece bizim öğretmen olduğunu sandığımız birçok yabancı misyoner ve ajan Türkiye’nin milli eğitim sistemine dahil olup coğrafyamızda rahatça dolaşırken, birçok gencimiz ise ABD’nin kendisine burs vermiş olmasına karşı beslediği minnet duygusu ile bir bakıma asimile edilmiştir. Zaten bu burslar istisnalar olmakla birlikte ekseriyetle ABD ile işbirliği yapmaya uygun olduğu belirlenen kişilere verilmiştir. Çünkü bu bursu kimin alacağına ilişkin karar, ifade ettiğim gibi nihai karar vericinin ABD olduğu bir süreçle verilmektedir. ABD’nin bu uygulamasının Türkiye’nin ödeyemediği borcuna karşılık bir çözüm olarak icat edildiğini burada hatırlatmak isterim. Ancak ne tesadüftür ki bugün 155 ülkede Fulbright ikili anlaşması mevcut. Buradan Fulbright Anlaşması’nın aslında ABD’nin diğer ülkelerde sempatizan ve mümkünse emir eri yetiştirme projelerinden biri olduğunu anlıyoruz. Türkiye’de Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakan ve üst düzey bürokrat seviyesinde Fulbright bursundan yararlanan isimlerin, siyasi parti liderlerinin kimler olduğuna ilişkin araştırmayı siz değerli okuyucularıma bırakıyorum. Elbette bu isimlerin tamamını ajan veya işbirlikçi ilan etmek haksızlık olur ancak ABD’nin Türkiye siyasetindeki ve bürokrasisindeki elini de inkâr edemeyiz.</p>
<p>Şimdi dikkatimizi “Fulbright, o yıllarda Milli Eğitim Bakanlığı’na müdahalede bulunmuş mudur?” ve “Fulbright halen Milli Eğitim Bakanlığı’nda etkin midir?” sorularına yönlendirelim. Bu anlaşmanın 6. Maddesi “Komisyon, işlerinin tedviri için lüzum göreceği nizamnameleri kabul ve icap eden komiteleri tâyin edecektir” şeklindedir. Bu madde tatbik olunarak, Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde “Milli Eğitimi Geliştirme Komisyonu” adı altında, büyük çoğunluğu ABD’li danışmanlardan oluşan bir komisyon kurularak, bu Komisyon marifeti ile yıllar içerisinde ilkokul, ortaokul, lise, meslek liseleri ve imam hatip liselerinin, hatta üniversitelerimizin müfredatları adeta boşaltılmış, bilimsellikten, milli ve manevi değerlerimizden uzaklaştırılmıştır. Cumhuriyet’in ilk yıllarında Dünya genelinde parmakla gösterilen bir milli eğitim sistemine ve müfredatına sahip iken, zaman içerisinde gerek öğretmen yetiştirme gerekse öğrenci yetiştirme konularında yurtdışına imrenir hale getirildik. Kendi kültürümüze uygun bir sistemi tesis etmek yerine bugün önemli siyasi bunalımlar yaşadığımız Finlandiya ve İsveç gibi ülkelerin eğitim sistemlerini örnek alır hale getirildik. Milli ve manevi değerlerimiz, çağdışı ve bilim dışı olduğu gerekçesi ile müfredatımızdan çıkarılırken, yerine bir yabancı dili öğretebilmekten aciz, Batı eksenli pozitivist bir yaklaşım yerleştirildi. Fulbright Anlaşması sonrasında milli eğitimde inşaat yatırımları haricinde dişe dokunur herhangi bir ilerleme sağlanamadı. Fulbright istedi, Köy Enstitüleri kapatıldı ve öğretmen yetiştirme ile ilgili hafıza kaybedildi. Yakın tarihimizde 28 Şubat Darbesi sürecinde meslek liselerinin altına dinamit koyan uygulamaların ve evlatlarımızın mesleki eğitimden uzaklaştırılmasının en büyük destekçisi “ABD’nin Fulbrightçı çocukları” oldu. Sanayiinin ihtiyaçları doğrultusunda bir mesleki eğitim verilemez hale getirildi ve ülke üretim kültüründen iyice uzaklaştırıldı. Üniversitelerimiz, dünya sıralamalarında, patent üretimlerinde, yayın sıralamalarında son sıralarda yer almaktan öteye gidemez hale getirildi. Son yıllarda ise LGBT ahlaksızlığının “toplumsal cinsiyet eşitliği” adı altında müfredatımızın ve eğitim sistemimizin içerisine zerk edildiğine şahit oluyoruz. Burada üzülerek belirtmek gerekiyor ki; ABD’nin planı işlemiş, borçlu olduğu ABD’ye olan mahcubiyeti yüzünden Türkiye, Milli Eğitimi Geliştirme Komisyonu’nun tavsiye kararlarını emir telakki etmiştir. Süreç içerisinde süregelen Komisyon tavsiye kararlarının milli eğitimimizde uygulanmasının en önemli destekçileri ise maalesef Fulbright burslusu siyasetçiler ve bürokratlar olmuştur. Bu nedenle “Fulbright, o yıllarda Milli Eğitim Bakanlığı’na müdahalede bulunmuş mudur?” sorusuna beyaz alandaki bir gerçeklik ile “evet” cevabını veriyorum. Bilemiyorum, sizlere göstermiş olduğum bu kadar delil, Fulbright’ı siyah veya gri alandan çıkarmaya, beyaz alandaki bir gerçeklik olarak Türkiye aleyhine bir oluşum olduğuna ikna etmeye yeter mi?</p>
<p>Son olarak; günceli temsil eden bir soru olması hasebiyle “Fulbright halen Milli Eğitim Bakanlığı’nda etkin midir?” sorusunu da cevaplamak gereklidir. Öncelikle belirtmek gereklidir ki Fulbright Anlaşmasına temel olan kanun halen yürürlüktedir. Bu kanun yürürlükten kaldırılmadıkça bu soruya cevap elbette “evet” olacaktır. Bu soruya en üst seviyen cevabı bir önceki Milli Eğitim Bakanı Sayın Ziya Selçuk, 1000 yıllık devlet geleneğimizin dışına çıkarak, Fulbright’ın müdahaleleri karşısında garantinin kendisi olduğunu mealindeki ifadeleriyle cevap vermiştir. Ancak şimdi kendisi Bakan değildir. Bu garanti acaba sahipsiz mi kalmıştır? Belki bugün ABD menşeili Milli Eğitimi Geliştirme Komisyonu kendisini göstermemektedir ancak günü geldiğinde Milli Eğitim Bakanlığı’nın milli refleksler göstermesi halinde, bunun önündeki en önemli engellerden biri olarak varlığını sürdürmektedir. Fulbright ve benzeri oluşumların Türkiye üzerindeki misyonlarının, Türkiye var oldukça, Ümmetin ve mazlumların umudu olmaya devam ettikçe asla sona ermeyeceği asla unutulmamalıdır.</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/fulbright-anlasmasi-bir-efsane-mi-ne-kadar-gercek/2590/">Fulbright Anlaşması bir efsane mi? Ne kadar gerçek?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/yazarlar/fulbright-anlasmasi-bir-efsane-mi-ne-kadar-gercek/2590/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
