<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Serdar Arseven, Milli Nizam sitesinin yazarı</title>
	<atom:link href="https://www.millinizam.com/author/serdar_arseven/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.millinizam.com/author/serdar_arseven/</link>
	<description>Adil Bir Dünya</description>
	<lastBuildDate>Fri, 09 Jan 2026 13:38:54 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>
	<item>
		<title>En düşük emekli maaşı 20 bin… Ya diğerleri ne olacak?</title>
		<link>https://www.millinizam.com/gundem/en-dusuk-emekli-maasi-20-bin-ya-digerleri-ne-olacak/37339/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/gundem/en-dusuk-emekli-maasi-20-bin-ya-digerleri-ne-olacak/37339/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serdar Arseven]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Jan 2026 13:37:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[ÜSTMANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[emekli]]></category>
		<category><![CDATA[Emekli aylığı]]></category>
		<category><![CDATA[Emekli maaşları]]></category>
		<category><![CDATA[Serdar Arseven]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=37339</guid>

					<description><![CDATA[<p>Serdar Arseven / Güncel Analiz Gazeteci Yazar Serdar Arseven, MilliNizam.Com için en düşük emekli maaşının 20 bin liraya yükseltilmesi ve ardından gelen tepkileri değerlendirdi. Arseven değerlendirmelerine “En düşük emekli maaşı alanların desteklenmesine elbette karşı değilim ama bir üst, iki üst, üç üst dilimdekiler adaletsizliğe uğruyor, bu da tepkilere yol açıyor” diyerek başladı. Arseven şöyle devam [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/gundem/en-dusuk-emekli-maasi-20-bin-ya-digerleri-ne-olacak/37339/">En düşük emekli maaşı 20 bin… Ya diğerleri ne olacak?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Serdar Arseven / Güncel Analiz</b></p>
<p><b>Gazeteci Yazar Serdar Arseven</b><span style="font-weight: 400;">, MilliNizam.Com için en düşük emekli maaşının 20 bin liraya yükseltilmesi ve ardından gelen tepkileri değerlendirdi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Arseven değerlendirmelerine </span><b>“En düşük emekli maaşı alanların desteklenmesine elbette karşı değilim ama bir üst, iki üst, üç üst dilimdekiler adaletsizliğe uğruyor, bu da tepkilere yol açıyor”</b><span style="font-weight: 400;"> diyerek başladı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Arseven şöyle devam etti:</span></p>
<p><b>“</b><b>Aralık 2025 itibarıyla en düşük emekli aylığı 16.881 TL seviyesindeydi. 2026 Ocak zammı için 6 aylık enflasyon farkı (TÜİK verilerine göre %12,19) uygulandığında, bu rakam otomatik olarak yaklaşık 18.939 TL&#8217;ye yükseliyordu. İktidar en düşük emeklinin aylığını beklendiği gibi 20 bin liraya yükseltti.AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler tarafından Meclis&#8217;e sunulan kanun teklifiyle en düşük emekli maaşı %18,48 oranında artırılarak doğrudan 20 bin TL olarak belirlendi. Bu artış, memur emeklilerine uygulanan zam oranına (%18,60 civarı) yakın bir seviyede. Fark yaklaşık 3.119 TL. Bunun Hazine’ye ek maliyeti yaklaşık 69,5 milyar TL olarak hesaplanıyor.</b></p>
<p><b>Bu karar, özellikle düşük kök maaşı nedeniyle zamdan yeterince yararlanamayan emeklilere biraz nefes aldırırken, uzun yıllar yüksek prim ödeyen emekliler, bu düzenlemeden rahatsız oldu. Çünkü, en düşük maaş alanlar (genellikle düşük prim günleri veya düşük ücretle çalışanlar) doğrudan 20 bin TL alacak. Buna karşın, yüksekten prim yatıranların maaşları genellikle 20-30 bin TL arasında kalıyor ve oransal zam (%12,19) nedeniyle aradaki fark iyice azalıyor. Ben yıllar yılı çok daha fazla prim ödedim, neden asgari düzeydeki maaşla aynı seviyeye geliyorlar?’ sorusu sıkça dile getiriliyor.”</b></p>
<p><b>İNTİBAK DÜZENLEMESİ ŞART</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Emekli maaşları düzenlemesinde sürekli olarak “en düşük aylık” meselesinin gündeme geldiğini dile getiren </span><b>Serdar Arseven</b><span style="font-weight: 400;"> bu konudaki çözümün ancak “intibak” düzenlemesiyle sağlanabileceğini belirtti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2000 ve 2008 yıllarında yapılan Aylık Bağlama Oranları düzenlemeleri yüzünden emekli maaşlarında büyük kayıplar yaşandığını  vurgulayan MilliNizam.Com yorumcusu Arseven değerlendirmelerini şöyle tamamladı:</span></p>
<p><b> “Aylık bağlama oranları makul seviyede olursa, adalet büyük ölçüde sağlanır. 2000 öncesi aylık bağlama oranları çok daha yüksekti. Aylık bağlama oranının tabanı yüzde 60, tavanı ise yüzde 76 idi. Bu oranlar 2000’de ve 2008’de düşürüldü. Şu anda yüzde 40, yüzde 50 olarak uygulanıyor aylık bağlama oranı. Yani, çalışırken 40 bin lira alıyorsanız, yüzde 50 hesabıyla emekli olunca 20 bin lira alacaksınız demektir. Bu durum da sıkıntılara, adaletsizliklere yol açıyor. İntibak düzenlemesi ile aylık bağlama oranları artar, emekli biraz olsun nefes alır.”</b></p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/gundem/en-dusuk-emekli-maasi-20-bin-ya-digerleri-ne-olacak/37339/">En düşük emekli maaşı 20 bin… Ya diğerleri ne olacak?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/gundem/en-dusuk-emekli-maasi-20-bin-ya-digerleri-ne-olacak/37339/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kıbrıs İkinci Filistin Olmasın!</title>
		<link>https://www.millinizam.com/yazarlar/kibris-ikinci-filistin-olmasin/33944/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/yazarlar/kibris-ikinci-filistin-olmasin/33944/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serdar Arseven]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Jun 2025 13:51:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=33944</guid>

					<description><![CDATA[<p>Duayen gazeteci-yazar Serdar Arseven Milat&#8217;taki köşe yazısında Yavru Vatan KKTC&#8217;de Siyonist Terör Örgütü İsrail&#8217;in sinsi planlarına dikkat çekti&#8230; &#160; Arseven&#8217;in yazısı şöyle: Soykırımcı Terör Örgütü İsrail, İran’a saldırınca “Sıra kimde?”  sorusu tekrar  gündeme geldi haliyle. Soykımcı Sapkın Netahyahu, İran’a saldırmadan önce “Osmanlı geri gelemez artık!” demişti malûm. Siyonist, Osmanlı’nın geri gelmeyecek olmasını kendisi için bir “güvence” olarak görüyor. Belli [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/kibris-ikinci-filistin-olmasin/33944/">Kıbrıs İkinci Filistin Olmasın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Duayen gazeteci-yazar Serdar Arseven Milat&#8217;taki köşe yazısında Yavru Vatan KKTC&#8217;de Siyonist Terör Örgütü İsrail&#8217;in sinsi planlarına dikkat çekti&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Arseven&#8217;in yazısı şöyle:</p>
<p>Soykırımcı Terör Örgütü İsrail, İran’a saldırınca <strong>“Sıra kimde?”  </strong>sorusu tekrar  gündeme geldi haliyle.</p>
<p>Soykımcı Sapkın Netahyahu, İran’a saldırmadan önce “Osmanlı geri gelemez artık!” demişti malûm.</p>
<p>Siyonist, Osmanlı’nın geri gelmeyecek olmasını kendisi için bir <strong>“güvence”</strong> olarak görüyor.</p>
<p>Belli mi olur bu işler, ya Osmanlı geri gelirse?</p>
<p>Osmanlı’nın geri gelmesi, ismen, cismen geri gelmesi değil elbette.</p>
<p>O azametin, o kudretin geri gelmesi.</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden, yani bugünkü Devletimiz’den bunu beklemek hakkımız.</p>
<p>Bu olur mu?</p>
<p>Mümkün mü?</p>
<p>Birçok sıkıntımız var, etrafımız kuşatılmış durumda, ekonomik açıdan çok büyük zorluklar içindeyiz.</p>
<p>Milyonlar, anne baba olmayı külfet olarak görüyor artık.</p>
<p>Büyük bir hızla boşanıyor ve yaşlanıyoruz.</p>
<p>Birçok sıkıntımız var ama milletlerin hafızası da var.</p>
<div id="ad_121" data-pagespeed="true" data-advert="temedya" data-channel="121"></div>
<p>Bazı durumlarda, o hafızamız ortaya çıkıyor ve en büyük imtihanlardan başarıyla geçmemizi sağlıyor.</p>
<p>Atak yapmaya başladığımızda, yedi düvelin üzerimize çökmeye çalışması da doğru yolda olduğumuzu gösteriyor.</p>
<p>Rahatsızlık duyuyorlarsa doğru yoldayız demektir.</p>
<p>Bugün karşı karşıya bulunduğumuz büyük sıkıntıları, İnşaAllah inancımızın emri olan, atalarımızdan miras kalan mücadele ruhuyla aşacağız.</p>
<p>O ruha sahip olmanın yolu da <strong>“bilinçle”</strong> kuşanmaktan geçiyor.</p>
<p>Biz bu mücadeleye elimizden geldiğince katkı vermeye devam edeceğiz kısmetse.</p>
<p>Bu kritik süreçte, üzerinde durmak istediğimiz öncelikli konular arasında Kıbrıs’a tezgâh meselesi de var.</p>
<p>İsrail Terörü’nün dur durak bilmediği bu süreçte, ilgimizi eksik etmememiz gereken son derece stratejik vatan parçamız.</p>
<p><strong>KIBRIS’A PÜRDİKKAT!</strong></p>
<p>Bilenler bilir; üzerinde ısrarla durmaya çalıştığımız meselelerden biri de “<strong>KKTC’deki Siyonist İşgal Girişimleri”</strong>dir.</p>
<p>KKTC’nin bugün ne büyük problemlerle karşı karşıya olduğunu…</p>
<p>Kıbrıs Türklerini Yunan Soykırımı’ndan kurtaran Devletimizin daha sonraki yıllarda bu konuya yeterince ilgi göstermediğini her fırsatta dile getiriyoruz.</p>
<p>Medyamızın ilgisizliğine de tepki gösteriyoruz.</p>
<p>Gösteriyoruz ama, “kişisel ve kurumsal menfaat ilişkilerine” odaklanmış medyamızdan çok az kişinin ve kurumun ilgisini çekebiliyoruz bu alana.</p>
<p>Bizim medyamız kabaca ikiye ayrılmış durumda:</p>
<p>Bir tarafta iktidar ne yaparsa yapsın alkışlayanlar…</p>
<p>Diğer taraftaysa iktidar ne yaparsa yapsın yuhalayanlar.</p>
<p>Biz, bu sıkıntılı ortamda <strong>“Kıbrıs İkinci Filistin Olmasın!”</strong> başlığı altında mesajlarımızı vermeye çalışıyoruz işte.</p>
<p>Bu hassas günlerde, “<strong>İsrail’in Kıbrıs üzerindeki hesapları”</strong> meselesine belki biraz olsun dikkat çekebiliriz.</p>
<p>Bildiğiniz gibi, Yunanistan ve Rum tarafı ile her konuda anlaştılar.</p>
<p>O kadar yakın ilişki var ki aralarında, Soykırımcı Netanyahu uçaklarını Yunanlılara emanet ediyor!</p>
<p><strong>Rumların hava savunması da İsrail’e emanet.</strong></p>
<p><strong>Doğu Akdeniz’in zenginliklerinden Rumlara da pay veriyor ABD-İngiltere-İsrail ittifakı…</strong></p>
<p><strong>Bizi de dirsekleyebildiği kadar dirsekliyor; Akdeniz’de, Ege’de sandal yüzdüremez hale getirmeye çalışıyor.</strong></p>
<p><strong>Ege’deki zamanında Yunanistan’a verilmiş adalar silah deposu ve silahların namluları Anadolu’ya dönük vaziyette.</strong></p>
<p><strong>Batı Trakya da aynı durumda,  o taraftan da  kuşatılmış vaziyetteyiz.</strong></p>
<p><strong>Doğu Akdeniz tarafındaki İsrail-ABD yığınağının en büyük hedeflerinden biri de Türkiye.</strong></p>
<p><strong>Bu durumda Suriye kadar, KKTC’nin de milyon kere hayati önemi oluyor bizim için.</strong></p>
<p><strong> </strong>KKTC’deki yabancıların özellikle de Siyonistlerin gayrimenkul alımlarının ve farklı yöntemlerle şirketleşmelerinin ne boyutlara vardığına dair yazılarımıza kolaylıkla ulaşabilirsiniz.</p>
<p>Biz konuyu gündeme getirmeye çalışıyoruz ama ne yazık ki<strong> “bizim”</strong> medyamız pek oralı olmuyor!</p>
<p>Bu durumda ne yapalım…</p>
<p>“Kamuoyunun ilgisini Kıbrıs Dâvâmız’a çekme çabamıza devam!” diyelim</p>
<p><strong>Türk Dünyası Yörük Türkmen Birliği Genel Sekreteri Cemal Akkuş</strong>’un <strong>“Yeniden Kıbrıs Cephesi”</strong>  adlı çalışmasından da istifadeyle ortaya koyduğumuz tabloyu dikkatlere arz edelim:</p>
<p>1- ABD&#8217;nin bölge politikaları, son yıllarda İsrail ile olan askeri koordinasyonu artırarak, GKRY&#8217;yi de (Güney Kıbrıs Rum Yönetimi) kapsayan yeni bir güvenlik doktrini oluşturmuştur. Özellikle İsrail&#8217;in Kıbrıs&#8217;taki üsleri aktif olarak kullanmaya başlaması, GKRY&#8217;ye sağlanan askeri destekler ve ABD&#8217;nin Kürt grupları üzerinden Türkiye&#8217;ye baskı oluşturma politikaları, yeni bir tehdit dengesinin ortaya çıktığını göstermektedir.</p>
<p><strong>2-</strong> GKRY, son yıllarda askeri kapasitesini artırma yoluna gitmiş, Özellikle İsrail ile askeri iş birliklerini genişletmiştir. İsrail, Kıbrıs&#8217;ta hava ve deniz üsleri edinerek Doğu Akdeniz&#8217;deki askeri etkinliğini genişletmekte ve Türkiye&#8217;nin bölgedeki hareket alanını kısıtlamaktadır. GKRY Savunma Bakanı Vasilis Palmas&#8217;ın açıklamalarında vurguladığı üzere, İsrail&#8217;in ada üzerinde etkinlik kazanması ve ABD ile ortak çalışmalara hız vermesi, Türkiye&#8217;yi çok yönlü bir tehdit ile karşı karşıya bırakmaktadır.</p>
<p><strong>3-</strong> Son yıllarda İsrailli firmalar ve yabancı sermaye KKTC&#8217;de büyük çaplı arazi ve mülk alımları gerçekleştirmiştir, KKTC&#8217;nin demografik yapısını ve ekonomik kontrol mekanizmasını dönüştürmeye yönelik hamleler yapmıştır. Her ne kadar mülk alımına yasal sınırlama getirilmiş ise de hileli yollarla bu stratejiye devam edilmektedir. <strong> </strong></p>
<p><strong>4- </strong>Doğu Akdeniz&#8217;de enerji yatakları ve deniz yetki alanlarının belirlenmesi, Türkiye için hayati önem arz etmektedir. GKRY&#8217;nin Mısır, Yunanistan ve İsrail ile ortak enerji projelerine imza atması, Türkiye&#8217;nin bölgedeki haklarını göz ardı eden bir ortam oluşturmuştur. Kıbrıs&#8217;la olan bağların zayıflaması, Türkiye&#8217;nin Doğu Akdeniz&#8217;de sınırlanmasına ve bölge dengesinin Türkiye aleyhine değişmesine neden olabilir.</p>
<p><strong>5- </strong>Kıbrıs, Türkiye&#8217;nin gelecekteki jeopolitik pozisyonunu belirleyecek en kritik cephelerden biri haline gelmiştir. ABD&#8217;nin İsrail ile birlikte GKRY&#8217;yi bir askeri ve stratejik merkez haline getirmesi, KKTC&#8217;de giderek artan yabancı mülk edinimleri ve ekonomik hamleler, Türkiye&#8217;nin aktif bir Kıbrıs politikası belirlemesini zorunlu kılmaktadır.</p>
<p><strong>6-</strong> Türkiye&#8217;nin, Kıbrıs&#8217;taki varlığını güçlendirmek, KKTC&#8217;nin siyasi ve ekonomik bağımsızlığını perçinlemek ve Doğu Akdeniz&#8217;deki hak ve menfaatlerini korumak adına yeni bir strateji belirlemesi elzemdir. Bu noktada, KKTC&#8217;nin Türkiye ile birleşmesi ve tek bir devlet olması gerekliliği de önemli bir alternatif olarak değerlendirilmelidir.  Kıbrıs, Türkiye için sadece tarihi bir miras değil, aynı zamanda gelecekteki jeopolitik bağımsızlığının anahtarıdır.</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/kibris-ikinci-filistin-olmasin/33944/">Kıbrıs İkinci Filistin Olmasın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/yazarlar/kibris-ikinci-filistin-olmasin/33944/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İç sesinizi dinleyin!</title>
		<link>https://www.millinizam.com/yazarlar/ic-sesinizi-dinleyin/33877/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/yazarlar/ic-sesinizi-dinleyin/33877/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serdar Arseven]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Jun 2025 09:21:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=33877</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsanoğlu hep ümitlere sarılmak ister. Bir hedefi olsun, o hedefim doğrultusunda ilerleyeyim ister. Hedefi olmayan insan, yönünü rüzgârın belirlediği yaprak gibidir. İnsanı hayata bağlayan, ümitleridir, hedefleridir. Ümidini kaybetmiş insan savrulur gider. Toplumlar da böyledir. Topluluklar ortak idealler, ümitler, hedefler etrafında birleşir. Ortak ilkeleri, ülküleri, hedefleri olmayan toplumlar dağılıp gitmeye mahkûmdurlar! Biz, uzun yıllardır “ortak” duyguları, ortak hedefleri [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/ic-sesinizi-dinleyin/33877/">İç sesinizi dinleyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanoğlu hep ümitlere sarılmak ister.</p>
<p>Bir hedefi olsun, o hedefim doğrultusunda ilerleyeyim ister.</p>
<p>Hedefi olmayan insan, yönünü rüzgârın belirlediği yaprak gibidir.</p>
<p>İnsanı hayata bağlayan, ümitleridir, hedefleridir.</p>
<p>Ümidini kaybetmiş insan savrulur gider.</p>
<p>Toplumlar da böyledir.</p>
<p>Topluluklar ortak idealler, ümitler, hedefler etrafında birleşir.</p>
<p>Ortak ilkeleri, ülküleri, hedefleri olmayan toplumlar dağılıp gitmeye mahkûmdurlar!</p>
<p>Biz, uzun yıllardır <strong>“ortak”</strong> duyguları, ortak hedefleri kaybetmiş bir halde, bir şeyler yapmaya mı çalışıyoruz acaba?</p>
<p>Pusulayı mı kaybettik acaba?</p>
<p>Dönüp duruyor muyuz, yalpalayıp duruyor muyuz?</p>
<p>Ne yazık ki…</p>
<p>Bütün güzel güzel kavramlarımızın içlerini boşalttık.</p>
<p>Hizmet’i FETÖ yedi bitirdi.</p>
<p>İhlas, <strong>“finans”</strong> oldu, Bereket <strong>“sigorta”</strong>!</p>
<p>İnandığımız gibi yaşamayınca, yaşadığımız gibi inanmaya başladık.</p>
<p>Teviller, ruhsatlar alanını elimizden geldiği kadar, hatta gelmediği kadar genişlettik…</p>
<p>Her duruma uygun <strong>“retorik” </strong>ürettik.</p>
<p>Kendimizi “güncelledikçe” güncelledik, dünü kaybettik.</p>
<p>Dedeye, nineye, anneye, babaya, kardeşe, akrabaya, konuya komşuya, küçüğe, büyüğe saygıyı sevgiyi kaybettik.</p>
<p><strong> “Şaşırma”</strong>yı kaybettik..</p>
<p><strong>“Alışmayı”</strong> benimsedik.</p>
<p>Kanıksadık!..</p>
<p>Artık hiçbir şey tuhaf gelmiyor bize…</p>
<p>Şaşırtmıyor…</p>
<p>Öyle bir hissizlik hâli ki bu, ekranlardaki en berbat programlar bile batmıyor bize.</p>
<p>Aldırmıyoruz ki tepkimiz olsun.</p>
<p>Misal…</p>
<p><strong>“Kemal”</strong> ismini yüceltmek için <strong>“Abdürrezzak”</strong> ismiyle dalga geçiliyordu bir yerli (!) dizinin sezon finalinde.</p>
<p>Bunu birilerine anlattım…</p>
<p><strong>“Bebeğe bu isim konulmaz ama!”</strong> dediler.</p>
<p>Anlamını sordum bu ismin…</p>
<p>Bilemediler!</p>
<p>Bilmiyoruz, bildiklerimizin de içlerini boşaltıyoruz.</p>
<p>Kavramlarımız elimizden uçup gittikçe, biz de kayıp gidiyoruz bir yerlere.</p>
<p>Şimdilerde, her kıymet kıymetsiz…</p>
<p>Mesela…</p>
<p>Bölünmez bütünlükten bahsediyorum…</p>
<p>“Aman ha!” diyorum…</p>
<p>“Yavaş yavaş federasyon tartışılsın lâfları dolaşıma sokuluyor birileri tarafından… Bazı konular kırmızı çizgi olarak kalmalıdır. Federasyon demek bölünmek demektir!” diyorum.</p>
<p>Uyanıklar işi biliyor, ama çoğunluk bu konulara zerre ilgi göstermiyor!</p>
<p><strong>“Kendi kaderini tayin hakkı, BM İkiz Sözleşmeler” </strong>diyorum, <strong>“Onlar da ne ki?”</strong> cevabını alıyorum doktora yapmışlardan bile!</p>
<p>Merhum Cem Karaca’nın şarkısını dinletiyorum:</p>
<p><strong>“</strong><strong>Alavere dalavere kim ala da kim vere rap rap</strong><br />
<strong>Köşeleri möşeleri dön baba dönelim rap rap<br />
Raptiye rap rap zaptiye zap zap rap rap<br />
N&#8217;aber nitekim gene geldi şapka rap rap!”</strong></p>
<p>Zevkle dinliyorlar ama, bu şarkıdaki sözlerin ne anlama geldiğini bilen neredeyse çıkmıyor, özellikle genç nesilden.</p>
<p>Buradaki <strong>“Baba”</strong> kimdir, <strong>“Nitekim gene geldi şapka!”</strong> sözleriyle, o şartlarda neler işaret edilmiştir.</p>
<p>Bilen çok az!</p>
<p><strong> “Aile fotoğrafı”</strong> desen…</p>
<p><strong>“Baba”</strong> desen…</p>
<p><strong>“Nitekim hatta netekim”</strong> desen…</p>
<p>12 Eylül desen…</p>
<p>24 Ocak kararları desen…</p>
<p>28 Şubat desen…</p>
<p>Pek de anlam ifade etmiyor…</p>
<p>Amma velâkin…</p>
<p>14 Şubat desen…</p>
<p>Herkes <strong>“lâp” </strong>diye biliyor!..</p>
<p>*</p>
<p>Gençlerin kahir ekseriyeti mesleksiz…</p>
<p>Hedefsiz…</p>
<p>Geçtiğimiz günlerde, 30 yaşındaki üniversite mezunu bir genç geldi.</p>
<p>Uzun uzun konuştuk…</p>
<p><strong>“E, artık yavaş yavaş evlilik işini de düşünürsün”</strong> dedim&#8230;</p>
<p><strong>“Zamanı var”</strong> dedi.</p>
<p><strong>“Peki, düşündüğün biri var mı?”</strong> dedim.</p>
<p><strong>“Yok.”</strong> Dedi.</p>
<p><strong>“Hayat plânın?”</strong> diye sordum.</p>
<p><strong>“Üzerime fazla yük almadan biraz yaşamak!”</strong> dedi!</p>
<p>Annelik, babalık pek de şey değil yani…</p>
<p>Zamanla olur…</p>
<p>Olursa olur…</p>
<p>Evlilik dediğin külfet…</p>
<p>Bir de bunun, işler ters giderse <strong>“ömür boyu nafaka mahkûmu olma”</strong> tarafı var.</p>
<p><strong>“Evlendikten sonra benim alacağım mallar otomatikman yarı yarıya mı oluyor abi?”</strong></p>
<p>Böyle sorular da var!.</p>
<p>*</p>
<div id="ad_121" data-pagespeed="true" data-advert="temedya" data-channel="121"></div>
<p>Ne hallere geldik Allah’ım!</p>
<p>*.</p>
<p>Eskiden bizi birleştiren heyecanlar vardı.</p>
<p>Mesela…</p>
<p>Milli maçlarda çok heyecanlanırdık.</p>
<p>Bizim kulüplerden biri “yabancılarla” maç yaptığında, hep birlikte, o kulübün taraftarı olurduk müsabaka bitinceye kadar.</p>
<p>Şimdi onlar da pek kalmadı.</p>
<p><strong>“Bizim”</strong> medyamız da, bu işlere fazla kafa yormuyor artık.</p>
<p>Bırakmış gibi işin ucunu…</p>
<p>*</p>
<p>Farklı partiler var ama hiçbirinden ümit yok gibi…</p>
<p>Sokaklarda hep <strong>“al birini vur öbürüne” </strong>lâflarını işitiyorum!</p>
<p>Kanıksanmış artık her şey…</p>
<p>Ve şaşırtmıyor hiçbir şey!</p>
<p>Bu durumda, nasıl olacak da olacak bu işler?</p>
<p>*</p>
<p>Ben çok iyi biliyorum ki…</p>
<p>Ekranlarda söylenenler başka, kapı arkalarında söylenenler başka…</p>
<p>Duvardaki resimler başka, gerçekler başka!..</p>
<p>*</p>
<p>Bu gidiş iyiye gidiş değil…</p>
<p>Silkinip kendimize gelmemiz gerekiyor.</p>
<p>Bunun için de..,.</p>
<p>Bir şeylerden vazgeçebilmemiz!</p>
<p>İnce hesaplar, çok büyük zararlara yol açıyor zira!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>(MİLAT )</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/ic-sesinizi-dinleyin/33877/">İç sesinizi dinleyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/yazarlar/ic-sesinizi-dinleyin/33877/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dil Yarası, Dil Yarası!..</title>
		<link>https://www.millinizam.com/yazarlar/dil-yarasi-dil-yarasi/18639/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/yazarlar/dil-yarasi-dil-yarasi/18639/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serdar Arseven]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Jan 2024 22:38:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=18639</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vakti zamanında, dilimi tutamamaktan dolayı, niyetim iyi olsa da nice kalpler kırmışlığım vardır. Aklıma gelenleri arayıp, “helâllik”istiyorum. İki Cihan Serveri Peygamber Efendimiz, “Yâ Resûlallah! Bana tavsiyelerini arttır!” diyen Mübarek Vali’ye… “İnsanlara güzel ahlâk ile muamelede bulun!” buyuruyor… Vali ile beraberinde gönderdiği bir başka Mübarek Zat’a tavsiyesi ise şu oluyor: “Kolaylaştınız! Zorlaştırmayınız! Müjdeleyiniz nefret ettirmeyiniz. Birbirinizle [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/dil-yarasi-dil-yarasi/18639/">Dil Yarası, Dil Yarası!..</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="py-3">
<h1 class="mavi f40 f700"><span style="font-size: 16px;">Vakti zamanında, dilimi tutamamaktan dolayı, niyetim iyi olsa da nice kalpler kırmışlığım vardır.</span></h1>
</div>
<div class="pb-3 metin">
<p>Aklıma gelenleri arayıp, “helâllik”istiyorum.</p>
<p>İki Cihan Serveri Peygamber Efendimiz, “Yâ Resûlallah! Bana tavsiyelerini arttır!” diyen Mübarek Vali’ye…</p>
<p>“İnsanlara güzel ahlâk ile muamelede bulun!” buyuruyor…</p>
<p>Vali ile beraberinde gönderdiği bir başka Mübarek Zat’a tavsiyesi ise şu oluyor:</p>
<p>“Kolaylaştınız! Zorlaştırmayınız! Müjdeleyiniz nefret ettirmeyiniz. Birbirinizle iyi anlaşın, iyi geçinin, ihtilâfa düşmeyin!”</p>
<p>Dil meselesi.</p>
<p>“Dudaktan kalbe giden bir yol var ki, saygı ve sevgidenmiş.”</p>
<p>Biz saygıyı da öldürdük, sevgiyi de!</p>
<p>Son misal:</p>
<p>Bu hayat şartlarında sadece yüzde beş oranında ilave maaş zammı yapılmasından ve kesimlerin gelirleri arasındaki uçurumun iyice artmasından dolayı “hayal kırıklıklarını” dile getiren emeklilerimize öyle hakaretler edildi ki..</p>
<p>“Eyvahlar olsun!” dedim; “Biz ne zaman ve nasıl bu hale geldik!”</p>
<p>Hani, isimsiz hesapları saymıyorum, her taraf trol dolu malûm…</p>
<p>Ne yazık ki,</p>
<p>Ciddiye alınmaları, “emsal” olmaları gereken nice hesap sahibi, maalesef çok kırıcı ifadeler kullandı.</p>
<p>Memlekete bağlılıklarını, vatan sevgilerini her vesileyle ispat etmiş, vatanını müdafaa için bedel ödemeyi göze almış, ödemiş bu insanlara tepeden bakışlar, onları birer asalak olarak görüşler, “vatanseverlik” dersi vermeye cür’et edişler!..</p>
<p>Bu mudur yani, bu insanları böyle mi çekeceksiniz yanınıza?</p>
<p>İterek mi çekeceksiniz?</p>
<p>Hakaret ederek mi?</p>
<p>Dalga geçerek mi?</p>
<p>“Hain”e kadar varan ithamlarda bulunarak mı?</p>
<p>Yok, bu tavır tavır değil.</p>
<p>Böyle yapanlar nereye destek verdiklerini zannediyorlarsa, en büyük zararı oraya veriyorlar.</p>
<p>Ülkemize veriyorlar!..</p>
<p>Sadece sosyal medyada değil, her yerde hoyratlık havası var.</p>
<p>İnsanlar birbirlerini acımasızca suçluyor!</p>
<p>Biz ne zaman ve nasıl bu hale geldik?</p>
<p>Kavramlarımız, değerlerimiz nasıl oldu da bu kadar aşındı?</p>
<p>Ne demişler;</p>
<p>İğneyi kendine, çuvaldızı başkasına!</p>
<p>Bizler, anneler babalar olarak, öğretmenler-yazarlar çizerler olarak çocuklarımıza ne verdik ki, ne almayı umuyoruz?</p>
<p>Aman yüksek puan tuttursun, aman iyi bir yeri kazansın, aman mezun olduktan sonra iyi para kazansın…</p>
<p>Hep, maddi dünyalarına hitap ettik.</p>
<p>Çocuklarımızı birer “başarı” makinesi, “yarış atı” olarak gördük.</p>
<p>Kendi yapamadıklarımızı onlardan bekledik, gerçekleştiremediğimiz hayalleri onların sırtına yükledik.</p>
<p>Kendimizi eğitmedik; hal ilminden uzakta kaldık, “politikaya” daldık…</p>
<p>İnsan ilişkilerinde “insanı” değil de, makamı, serveti öne aldık.</p>
<p>Maddiyattan bir dünya kurduk, vicdanımızı rahatlatmak için de üzerine “maneviyat” sosu döktük!..</p>
<p>Çocuklara, gençlere güzel rol modeller olamadık.</p>
<p>Bir de ikide bir eleştirdik, her birimiz birer “yargıç” olduk, habire yargıladık!</p>
<p>Gençlerimize de “Sen bilmezsin, çünkü bizim zamanımızda yaşamadın!” diyerek tepeden baktık.</p>
<p>Öyle ya, biz her şeyi çok iyi biliyoruz!</p>
<p>Birer bilinç abidesiyiz!</p>
<p>Hem zaten, bir zamanlar da birer kahramandık!</p>
<p>Biz gençlerimizi dünü bilmezlikle suçladık, evet…</p>
<p>Bunu söylerken de, Merhum Sultan Abdülhamit Han Dönemi’nden misaller vermeyi ihmal etmedik, sanki o günleri bizzat yaşamışız gibi!..</p>
<p>Velhasılı;</p>
<p>Ne ekersen onu biçersin!</p>
<p>Bugünü beğenmiyorsan, dön de aynaya bak!</p>
<p>Etki, tepki meselesi…</p>
<p>Bir öğretmen, öğrencilerin derse karşı ilgisiz olmasından şikâyet ediyorsa, dönsün de bir zahmet aynaya baksın.</p>
<p>Hiç yoklama almadığı halde derslerine mutlaka girdiğimiz hocalarımız da vardı, sıkı sıkı yoklama aldırdığı için “zoraki” girdiğimiz hocalarımız da…</p>
<p>Bebekleri, çocukları, gençleri suçlamakla elimize ne geçecek?</p>
<p>Gencimizi, yaşlımızı yıpratarak…</p>
<p>“Empati”yi aklımızın ucundan bile geçirmeyerek, varacağımız yer neresi?</p>
<p>Milyonlarca üniversitelimizin olmasıyla övünüyoruz…</p>
<p>Peki, üniversitelerimizin “bilimsel bilgi üretim” düzeyiyle övünebiliyor muyuz?</p>
<p>Hukukçularımız, hukuk eğitiminden memnun mu?</p>
<p>Mühendislerimiz, mühendislik eğitiminden memnun mu?</p>
<p>İlahiyatçılarımız, ilahiyat eğitiminden memnun mu?</p>
<p>Ben meslekte 37 yılı devirmiş bir gazeteci olarak söyleyeyim;</p>
<p>“iletişim fakültelerinden!” hiç memnun değilim.</p>
<p>Gençler, okuldan neredeyse sıfır bilgi ile geliyorlar.</p>
<p>Üniversitede dört senede öğrendiklerinin elli katını bizden 3 ayda alıyorlar.</p>
<p>Üç aylık “hızlandırılmış mesleki eğitimin” sonunda da,</p>
<p>“Yıllarımızı boşuna harcamışız, Açık Öğretim bitirseymişiz de olurmuş!” diyorlar.</p>
<p>Bizler, sürekli olarak “maddiyat”a yönlendirdik çocuklarımızı…</p>
<p>Yönlendirdik de ne geçti elimize?</p>
<p>Ne maddiyat, ne de maneviyât!..</p>
<p>Efendim;</p>
<p>Ben 28 Şubat sürecinin o çetin günlerinde gözünü budaktan sakınmayan bir genç gazeteciydim.</p>
<p>Bugün sosyal medyadan, emeklilere ve gençlere hakaret edenlerin çoğu o zamanlar yoktu, ya da piyasada yoktu!..</p>
<p>Bugün, bakıyorum da ne ihtiyar tanıyorlar, ne de genç!..</p>
<p>Dönüp aynaya bakmam lâzım; “Ne verdin ki ne bekliyorsun!” diyerek.</p>
<p>Eksiklik bizde.</p>
<p>Kendi hatalarımıza yoğunlaşsak, “kusur arama” hastalığından kurtulacağız.</p>
<p>Dilimizi terbiye edeceğiz.</p>
<p>x</p>
<p>Dudaktan kalbe giden güzel bir yol var zira!</p>
</div>
<p>(Serdar Arseven/Milat Gazetesi)</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/dil-yarasi-dil-yarasi/18639/">Dil Yarası, Dil Yarası!..</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/yazarlar/dil-yarasi-dil-yarasi/18639/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diplomalı Mesleksiz!</title>
		<link>https://www.millinizam.com/yazarlar/diplomali-mesleksiz/14057/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/yazarlar/diplomali-mesleksiz/14057/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serdar Arseven]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Sep 2023 11:44:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=14057</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şöyle, etrafıma baktığımda, “küreselleşme anaforu”na kapılmaktan kurtulmuş, çocuklarına kabiliyetlerine göre yol çizmeyi başarmış ailelerin çok daha huzurlu olduklarını görüyorum. Geçerli meslekleri altın bilezikler gibi kollarında taşımanın rahatlığı var gençlerde. Üniversiteye gitme amacını bilen ve üniversitelilik şuuruyla hareket eden, derslerine asılan gençlerin de gönülleri ferah. Ne yazık ki kahir ekseriyet bu durumda değil. Çoğunluk, “Kamuya kapak atabilir, bir [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/diplomali-mesleksiz/14057/">Diplomalı Mesleksiz!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 600;">Şöyle, etrafıma baktığımda, <b><strong>“küreselleşme </strong></b><b><strong>anaforu</strong></b>”na kapılmaktan kurtulmuş, çocuklarına kabiliyetlerine göre yol çizmeyi başarmış ailelerin çok daha huzurlu olduklarını görüyorum.</p>
<p style="font-weight: 600;">Geçerli meslekleri altın bilezikler gibi kollarında taşımanın rahatlığı var gençlerde.</p>
<p style="font-weight: 600;">Üniversiteye gitme amacını bilen ve üniversitelilik şuuruyla hareket eden, derslerine asılan gençlerin de gönülleri ferah.</p>
<p style="font-weight: 600;">Ne yazık ki kahir ekseriyet bu durumda değil.</p>
<p style="font-weight: 600;">Çoğunluk, “<b><strong>Kamuya kapak atabilir, bir de kamuda çalışan biriyle evlenebilirsem&#8230; İki maaş, biri kiraya gitse, biri de bizi doyurur. İş, maaş, izin garantisi de var, oh kebap!”</strong></b> hesabını yapıyor.</p>
<p style="font-weight: 600;">Kimi de, <b><strong>“Ne evlenecem abi, kendimi çeviremiyorum. Bir de süresiz-ömür boyu nafaka meselesi çıkar başıma, tam olur!”</strong></b> derdinde.</p>
<p style="font-weight: 600;">Buralar böyleyken…</p>
<p style="font-weight: 600;">Geçerli mesleği olanlar çok daha rahat.</p>
<p style="font-weight: 600;">Belki duymuşsunuzdur, üç dört hafta evvel bir kaza yaptık, şükür sadece maddi hasarlı bir kaza.</p>
<p style="font-weight: 600;">Arabayı kaportacıya götürmemiz gerekti.</p>
<p style="font-weight: 600;">Birkaç da eskiden birikmiş sıkıntısı vardı arabanın, ‘Sanayiye bırakmışken onları da hallettirelim.’ dedik.</p>
<p style="font-weight: 600;">İnanın, piyasanın “iyi usta” olarak bildiklerinin başlarını kaşıyacak vakitleri yoktu.</p>
<p style="font-weight: 600;">Üç haftalık süreyi yalvar, yakar iki haftaya çekebildik!</p>
<p style="font-weight: 600;">Git, gel..</p>
<p style="font-weight: 600;">Epeyce de samimi olduk oralardakilerle.</p>
<p style="font-weight: 600;">Yaşları genç, nice kalfa ve usta vardı.</p>
<p style="font-weight: 600;">Çoğu da, evlerini, barklarını, otomobillerini almış, çoluk çocuğa karışmış…</p>
<p style="font-weight: 600;">Oralarda lâflarken…</p>
<p style="font-weight: 600;"><b><strong>“Yetiştirilecek genç gelmiyor artık. Usta nesli bitiyor!”</strong></b> şikâyetini çok duyduk.</p>
<p style="font-weight: 600;">İş çok, yapacak insan yok!..</p>
<p style="font-weight: 600;">Mezunların ellerindeki o süslü püslü kâğıtlar da iş görmüyormuş aksi gibi!</p>
<p style="font-weight: 600;"><b><strong>MEMURİYETE KAPAK ATMAK!</strong></b></p>
<p style="font-weight: 600;">Üniversiteli gençlerin çoğu ya yurt dışında bir şeyler yapmak istiyor ya da memuriyete kapak atmak!..</p>
<p style="font-weight: 600;">Şükür, “<b><strong>Teknofest Gençliği</strong></b>” yetişiyor da, oradan ümitliyiz.</p>
<p style="font-weight: 600;">Yoksa…</p>
<p style="font-weight: 600;">Bir medya kuruluşundaki yönetici arkadaşlar, iş yapabilecek eleman için “etrafa şöyle bir bakınmamı” istedi.</p>
<p style="font-weight: 600;">Hem talebe hem de meslekte yeni gençlere baktım, konuştum.</p>
<p style="font-weight: 600;">Düzgün gençler.</p>
<p style="font-weight: 600;"><b><strong>“Abi sonra mahçup olma!”</strong></b> diyerek “KPSS’ye hazırlandıklarını” söylediler açık yüreklilikle.</p>
<p style="font-weight: 600;">Memuriyet çıkarsa, işi bırakabilirlermiş.</p>
<p style="font-weight: 600;">Bir gazeteci adayı için bile memuriyet cazip mi?</p>
<p style="font-weight: 600;">Evet, cazip.</p>
<p style="font-weight: 600;">Bendeniz bunu hiç düşünmedim, mümkün olduğunca özgür kalmak istedim.</p>
<p style="font-weight: 600;">Kafesteki muhabbet kuşu gibi rahat etmektense, ormanlarda kanat çırpmayı tercih ettim, bunun zorluklarını da göze aldım.</p>
<p style="font-weight: 600;">Böyle yapmasaydım, yani “<b><strong>memur gazeteci</strong></b>” olsaydım, emekli maaşım en az üç katı olacaktı…</p>
<p style="font-weight: 600;">Şusu, busu maddi plânda çok “kârlı” çıkacaktım.</p>
<p style="font-weight: 600;">Gençler, şimdilerde özgürleşmenin yolunu memuriyette arıyor.</p>
<p style="font-weight: 600;">Onlara diyecek sözüm yok, zira, memuriyetin “avantajlarını” da göz önünde bulundurup oraya yönelmek “rasyonel” olmayan bir tavır değil.</p>
<p style="font-weight: 600;">Hoşuma gitmeyen, “Niçin memur olmak istiyorsunuz?” sorusuna genellikle verilen cevap:</p>
<p style="font-weight: 600;"><b><strong>“Garanti iş, garanti maaş, garanti izin, garanti tatil…”</strong></b></p>
<p style="font-weight: 600;">Hani genç, özellikle memuriyetin bazı alanlarında memlekete büyük hizmetler verebilmesine imkân sağlayacağını, bundan dolayı da böyle bir hedefe kilitlendiğini söylese iyi de…</p>
<p style="font-weight: 600;">Memuriyet garanti iş, garanti maaş, garanti tatile indirgenince, “Bu muydu yani?” diyesiniz geliyor.</p>
<p style="font-weight: 600;">Sayın Cumhurbaşkanı bazı vesilelerle, gençlerin<b><strong> “geleceklerini özel sektörde aramalarını”</strong></b> arzu ettiğini söylemişti.</p>
<p style="font-weight: 600;">Siyasi iktidara en yakın medya organı Sabah Gazetesi, <b><strong>“Türk Tipi Z kuşağı Memur olmak istiyor!”</strong></b> başlıklı haberiyle, Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu arzusunun pek de karşılık bulmadığını göstermiş.</p>
<p style="font-weight: 600;"><b><strong>“Türkiye’nin Z kuşağı girişimciliğe yönelik meslekler yerine memuriyeti tercih ediyor!”</strong></b> cümlesi de, Sabah’taki haberin başlığına destek mahiyetinde.</p>
<p style="font-weight: 600;">Devletimiz, sağolsun, özellikle de seçim sath-ı mailine girildiğinde “kamuya alım” açıklamaları yapıyor.</p>
<p style="font-weight: 600;">Elli bin, seksen bin, yüz bin&#8230;</p>
<p style="font-weight: 600;">Sosyal medyada sürekli olarak, kendilerinin de kamuya alınmalarını talep eden kalabalık grupların paylaşımlarını görüyoruz.</p>
<p style="font-weight: 600;">Muazzam bir memur olabilme talebi var.</p>
<p style="font-weight: 600;">Yöneticiler üzerinde de sürekli baskı.</p>
<p style="font-weight: 600;">Kamuda istihdam baskısı gittikçe artıyor ve biz, neredeyse her ilçedeki üniversitelerimizden. kahir ekseriyeti “Devlet’e kapak atmayı hayat memat meselesi olarak gören” bir milyon genç mezun ediyoruz her sene!</p>
<p style="font-weight: 600;">Almanya’dakinden üç kat kalabalık bir “üniversite gençliğine” sahip olmakla da övünüyoruz.</p>
<p style="font-weight: 600;">Mecburi eğitim malûm, 12 sene.</p>
<p style="font-weight: 600;">Bunun üzerine, mecburi olmasa da, mecburiymiş gibi muamele gören dört yıllık üniversite işi var.</p>
<p style="font-weight: 600;">En az 22, ortalama 24 yaşında üniversiteden çıkıyor genç.</p>
<p style="font-weight: 600;">Yüzde 90’ı mesleksiz mezun.</p>
<p style="font-weight: 600;">O yaştaki mesleksiz genci piyasa ne yapsın?</p>
<p style="font-weight: 600;">Hani, eline 14, 15 yaşında gelse en fazla, bir şeyler verebilirsin de, o yaştan sonra her dediğiniz zoruna gider gencin.</p>
<p style="font-weight: 600;">Düşünsenize, cebinde koca diploma…</p>
<p style="font-weight: 600;">Kağıt üzerinde çok havalı bir mesleğe sahip ama, piyasaya girdiğinde “burun kıvrılan” ilkokul mezunu bir kalfanın emrinde çalışacak.</p>
<p style="font-weight: 600;">Kalfanın verdiği işleri yapamayınca da, <b><strong>“Bunca yıl okul okumuşsun aslanım, bunu da mı öğretmediler!” </strong></b>tarizlerine muhatap olacak.</p>
<p style="font-weight: 600;">Genç biraz da böyle bir durumla karşılaşacağını bildiği için &#8220;rahat etmeyi umduğu&#8221; alanlara yöneliyor.</p>
<p style="font-weight: 600;">Memuriyeti de böyle bir sığınak olarak görüyor.</p>
<p style="font-weight: 600;">Keşke imkân olsa da, herkes memur olsa, olabilse!..</p>
<p style="font-weight: 600;">Kamu, geçmişteki milyonların üzerine her yıl eklenen yüzbinlerce talep sahibine karşılık verebilir mi?</p>
<p style="font-weight: 600;">Hepsini bünyesinde çalıştırabilir mi?</p>
<p style="font-weight: 600;">Mümkün değil.</p>
<p style="font-weight: 600;">Peki, mesleksiz gençlerimiz ne olacak?</p>
<p style="font-weight: 600;">12 yıl boyunca mecburi eğitime tabi tutulan, bir mesleğe yönelmeleri büyük ölçüde engellenen ve sonra da kapıları ardına kadar açılan üniversitelerde biriktirilen gençlerimizi nerelerde istihdam edeceğiz?</p>
<p style="font-weight: 600;">Bunun plânlaması yapılıyor mu?</p>
<p style="font-weight: 600;">Söyleyeyim:</p>
<p style="font-weight: 600;">Hayır, yapılmıyor!..</p>
<p style="font-weight: 600;"><b><strong>AİLE MESELESİ, OKUL İÇİN DE DERT!</strong></b></p>
<p style="font-weight: 600;">İşte okullar açılıyor…</p>
<p style="font-weight: 600;">Ailelerimizdeki çözülmeler ürkütücü boyutlarda.</p>
<p style="font-weight: 600;">Bu sütunda, boşanmaların ne büyük hızla arttığına, evlenme arzu ve imkânlarının da ne büyük hızla düştüğüne dair rakamları uzun uzun sıralamıştık.</p>
<p style="font-weight: 600;">Artık herkes biliyor bunları.</p>
<p style="font-weight: 600;">Her gelen Aile Bakanı da, nüfusumuzun büyük bir hızla yaşlandığına vurgu yapıyor.</p>
<p style="font-weight: 600;">Ailelerimizin böylesine çözülmesi, 12 yıllık mecburi, 4 yıllık da aşağı yukarı mecburi eğitim yolcusu çocuklarımızla gençlerimizin manev^ı bakımından gittikçe daha fazla zorlanacaklarını gösteriyor.</p>
<p style="font-weight: 600;">Boşanmış ailenin çocuğu olmak ne demekmiş, onu siz bana sorun!..</p>
<p style="font-weight: 600;">Evliliklerini güç bela sürdüren çoğu ailede de, ev içi sohbet, dertleşme ortamı yok gibi.</p>
<p style="font-weight: 600;">Ellerde telefonlar, herkes kendi köşesinde, sosyal medyasında.</p>
<p style="font-weight: 600;">Genç, nereye baksa bir olumsuz mesaj görüyor:</p>
<p style="font-weight: 600;"><b><strong>“Önümüzdeki süreçte büyük gıda krizleri yaşanacak, küresel ısınmayı da geçtik küresel yanmaya geldik, iklim değişikliği hepimizi perişan edecek, her yeri fırsatçılar sarmış, bu toplumda birbirini kazıklayan kazıklayana, vay sen hain, vay sen satılmış, sen yobaz, sen şu, sen bu!”</strong></b></p>
<p style="font-weight: 600;">Genç böyle bir ortamda…</p>
<p style="font-weight: 600;">Bir de ev öyle ve okullar da bildiğiniz gibi…</p>
<p style="font-weight: 600;">Bizim gençliğimizin sıkıntıları var da…</p>
<p style="font-weight: 600;">Şunu rahatlıkla ifade edebilirim ki, hak ettiğimizden çok daha iyi bir gençlik var karşımızda!</p>
<p style="font-weight: 600;">Demek ki, birazcık gayret göstersek, plânlı programlı çalışsak…</p>
<p style="font-weight: 600;">Ne muhteşem bir gençliğimiz olacak!</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/diplomali-mesleksiz/14057/">Diplomalı Mesleksiz!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/yazarlar/diplomali-mesleksiz/14057/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşlı Türkiye!</title>
		<link>https://www.millinizam.com/yazarlar/yasli-turkiye/12825/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/yazarlar/yasli-turkiye/12825/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serdar Arseven]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Aug 2023 14:16:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=12825</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, 65 yaş ve üzeri nüfusumuzdaki artışa dikkat çekiyor. 2002’de yüzde 10’a yaklaşmış yaşlı oranı, 2024’de ise yüzde 15’in üzerine çıkacağı tahmin ediliyormuş. Bir önceki Bakan Derya Yanık da, muhtelif zamanlarda benzeri şeyler söylemişti: “2002 yılı itibarı ile 65 yaş ve üzeri nüfusun oranı yüzde 9.9’a erişti. Bu [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/yasli-turkiye/12825/">Yaşlı Türkiye!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, 65 yaş ve üzeri nüfusumuzdaki artışa dikkat çekiyor.</p>
<p>2002’de yüzde 10’a yaklaşmış yaşlı oranı, 2024’de ise yüzde 15’in üzerine çıkacağı tahmin ediliyormuş.</p>
<p>Bir önceki Bakan Derya Yanık da, muhtelif zamanlarda benzeri şeyler söylemişti:</p>
<p>“2002 yılı itibarı ile 65 yaş ve üzeri nüfusun oranı yüzde 9.9’a erişti. Bu oranın 2030’da yüzde 12.9’a, 2040’da ise yüzde 16.3’e ulaşacağını tahmin ediyoruz. Bizi en çok ilgilendiren nüfusumuzun dramatik bir şekilde azalıyor olması. Türkiye’nin doğurganlık oranı 1.7 düzeyine düştü ki, 1.9 geri döndürülemezlik eşiği. Nüfusun en fazla yaşlandığı Kıta Avrupası’ndan bile 4-5 kat hızlı yaşlanıyoruz. Dolayısıyla, önümüzdeki süreçte huzurevlerine, yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezlerine daha çok ihtiyacımız olacak.”</p>
<p>Tamam, bu belli.</p>
<p>Nüfusumuz “dramatik” (hatta trajik) bir şekilde azalıyor ve yaşlanıyor.</p>
<p>Çare?</p>
<p>Bu işin çaresi, yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezlerinin sayısını arttırmak mı?</p>
<p>Ekonomideki gelişmeler bunu dayatıyor…</p>
<p>Ve daha da önemlisi, yaşlılar artık katlanılamaz yük olarak görülüyor.</p>
<p>“Yemem yedirir, içmem içirir, anneme babama çiçekler gibi bakarım!” şuuru, ne ailelerde veriliyor, ne de okullarda…</p>
<p>Dedelerinin, ninelerinin itilip kakıldığını gören çocuklarınızdan, büyüdüklerinde ne yapmalarını beklersiniz?</p>
<p>Anneler, babalar , evlâtlarına “Siz de bizim gibi yapın, bizi yaşlandığımızda, tek başına kaldığımızda bir kenara atın!” mesajını vermiş oluyorlar aslında!..</p>
<p>Kendi kuyularını kazıyorlar!..</p>
<p><strong>YAŞLANMAYLA MÜCADELE!</strong></p>
<p>Yetkililerimiz, geleceğe dönük tahminlerini dile getirmekten ziyade…</p>
<p>Nüfus artış hızındaki dramatik düşüş ve yaşlanmadaki dramatik artışla mücadele için neler yapılması gerektiğini söyleseler …</p>
<p>Bunları projelendirip, plânlasalar ne iyi olacak.</p>
<p>Sayın Mahinur Özdemir Göktaş, Türkiye’nin hızla yaşlanmasına ve Türkiye’de ilk defa yapılacağını duyurduğu “Yaşlı Profili Araştırması”na dikkat çektiği konuşmasını</p>
<p>“Huzurevi”nde yapmış.</p>
<p>75. Yıl Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’nde.</p>
<p>Vahşi batı kapitalizminin “Şu yaşlılar ayak altlarında dolaşıp da gençleri köle gibi çalıştırmamıza engel olmasınlar!” diye icat ettiği yerlere biz “huzurevi” diyoruz.</p>
<p>Bizim kültürümüzde, aile büyüklerinin “yük olarak görülüp” bir yerlere atılmaları akıldan bile geçmezdi.</p>
<p>Bırakın, Osmanlı Dönemi’ni…</p>
<p>Benim çocukluk yıllarımda bile, anne-babanın bir yerlere atılması fevkalade ayıp karşılanırdı.</p>
<p>Osmanlı Devri’nden kalan Darülaceze’miz var bizim.</p>
<p>Bakıma muhtaç insanlara sahip çıkan müessese.</p>
<p>Adına “Huzurevi” dediğimiz yerler ise, yaşlılarımıza “bakma” mükellefiyetini yerine getirmediğimiz için sayıları hızla artan, artacak olan yaşlı merkezleri.</p>
<p>“Huzurevi” kelimesi süslü ambalaj.</p>
<p>Bebeklerimizi “yuva”lara, yaşlılarımızı ise &#8220;huzurevlerine&#8221; atıyoruz!</p>
<p>Diyeceksiniz ki,</p>
<p>Sayın Aile Bakanı ne yapsın, çocuklara anne babaya sahip çıkma şuuru mu yüklesin?</p>
<p>Bu şuuru okullarda vermek istesen, öğretmenlerin yüzde kaçı yaşlı anne babalarıyla birlikte yaşıyor ki?</p>
<p>Her şeyden önce, çocuklar “bizler”den, “Yaşlı dediğin taşınmaz yüktür!” mesajını almıyor mu?</p>
<p>Demek oluyor ki, nüfus artış hızımızın dramatik, dahası trajik bir şekilde düşmesini izlemekle yetineceğiz!</p>
<p>Yaşlı oranının hızla artması karşısında, yapabildiğimiz en “şık” hareket “huzurevi” ambalajıyla sunulan soğuk mekânların sayısını hızla arttırmak!..</p>
<p>Aslında iyi bir “sektör” bu, üst gelir grubuna hitap eden “özel huzurevleri”nin sayısını arttırmak “genç işsizlik” probleminin çözümüne bir miktar katkı da sağlayabilir!..</p>
<p>Vahşi kapitalizm dedikleri!</p>
<p>Huzurevi sayısını arttırmaktan, “yaşlı profili”nin çıkartılacağını ve buna göre ayarlamalar yapılacağını söylemekten başka bir şey yapamaz mı Devletimiz?</p>
<p>10 Milyona yaklaşan üniversite öğrencisi sayısını azaltmak, 12 yıl mecburi eğitim uygulamasına son vermek gibi…</p>
<p>İsteyen gençlerin hayata erken yaşta atılmalarının yolunu açmak, bunu teşvik etmek gibi…</p>
<p>Saçma sapan engelleri önlerinden kaldırmak gibi!</p>
<p>Misal:</p>
<p>Bir “memur” arkadaşımız var.</p>
<p>Dedi ki,</p>
<p>“İlle de dört yıllık üniversite… Ne saçma! Çocuklarımla birlikte bambaşka bir yol haritası çizdim. Baktım ki, öyle harıl harıl ders çalışmak gibi bir merakları yok. Vakti zamanında, mesleğe yönlendirdim. Şimdi üçü de usta. Genç yaşta hayata atıldılar, mesleklerini ellerine aldılar. Genç yaşta ev, araba sahibi oldular. Evlendiler, çoluk çocuğa karıştılar. Ben de genç sayılabilecek yaşta torun sevmeye başladım. Şimdi bakıyorum da… Çocuklarını ille de dört yıllık bölüm diye zorlayan arkadaşlarımın evlerinde büyük sıkıntılar var. Çocukların yaşları geçmiş… İşlerini güçlerini oturtamamışlar. Aileleriyle aralarında tartışmalar, hatta çatışmalar var… Ben ve çocuklarım gittiğimiz yoldan çok memnunuz ve herkese tavsiye ederiz!”</p>
<p>x</p>
<p>işte size bir başka yol.</p>
<p>Devletimizin de teşvik edebileceği, etmesi gereken bir yol.</p>
<p>Bu yazıyı, “12 yıl mecburi eğitim meselesi”ni derinlemesine ele alarak devam ettirmek lâzım.</p>
<p>Ben, bu uygulamaya yüzde yüz karşıyım.</p>
<p>Ve değişmesi için elimden ne gelirse yapacağım!..</p>
<p>Bir sonraki yazıda buradan devam İnşaAllah.</p>
<p>Milat</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/yasli-turkiye/12825/">Yaşlı Türkiye!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/yazarlar/yasli-turkiye/12825/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Sokaklar, Caddeler… Çeteler!..’</title>
		<link>https://www.millinizam.com/yazarlar/sokaklar-caddeler-ceteler/12384/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/yazarlar/sokaklar-caddeler-ceteler/12384/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serdar Arseven]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Jul 2023 16:45:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=12384</guid>

					<description><![CDATA[<p>Milat Gazetesi Genel Yayın Koordinatörü Serdar Arseven ile “Haftalık Sohbet.” Bugünden itibaren başlıyoruz sevgili @millinizam.com okuyucuları: -Hoş geldiniz Sayın Serdar Arseven. -EyvaAllah. -Bu hafta gündeminizdeki mesele, ya da en önemli mesele? -Asayiş, sokak güvenliği. Caddeler, sokaklar çete kaynıyor. -Esenyurt’ta meydana gelen menfur hadise? -O çok kötü. Allah rahmet eylesin gençlerimize, lanet katillere. Çok kötü işler [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/sokaklar-caddeler-ceteler/12384/">‘Sokaklar, Caddeler… Çeteler!..’</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Milat Gazetesi Genel Yayın Koordinatörü <strong>Serdar Arseven</strong> ile “<strong>Haftalık Sohbet.”</strong></p>
<p>Bugünden itibaren başlıyoruz sevgili @millinizam.com okuyucuları:</p>
<p><strong>-Hoş geldiniz Sayın Serdar Arseven.</strong></p>
<p>-EyvaAllah.</p>
<p><strong>-Bu hafta gündeminizdeki mesele, ya da en önemli mesele?</strong></p>
<p>-Asayiş, sokak güvenliği. Caddeler, sokaklar çete kaynıyor.</p>
<p><strong>-Esenyurt’ta meydana gelen menfur hadise?</strong></p>
<p>-O çok kötü. Allah rahmet eylesin gençlerimize, lanet katillere. Çok kötü işler bunlar. Vatandaşın suçluların hak ettikleri cezayı çekeceklerine dair inancı iyice azaldı. Bu menfur hadiseden sonra bile çokları, ‘Ne olacak 3-5 sene yatar çıkarlar’ diyor.</p>
<p><strong>-Suçluların hak ettikleri cezayı çekmedikleri yönündeki kanaat yeni değil ki, eskiden beri böyle.</strong></p>
<p>-Hep böyle, bugün de böyle. Galiba biraz daha böyle.  Küçüklüğümde polise yakalandım mı iş bitti diye düşünürdük. Şimdi polis de çok şikayetçi.</p>
<p><strong>-Neden şikayetçi?</strong></p>
<p>-Herifi yakalayıp teslim ediyoruz, ertesi gün pat sokakta geziyor… Böyle şikayetler…</p>
<p><strong>-Savcılık aşaması?</strong></p>
<p>-Orası da ne yapsın, mevzuat böyle.</p>
<p><strong>-Sokaklar tekin değil mi?</strong></p>
<p>-Üç beş kişi bir olup yaşlı adamı dövüyorlar. Sonra… Aşağı yukarı hiç!</p>
<p><strong>-Süleyman Soylu gitti, böyle oldu diyenler var.</strong></p>
<p>-Yok. Sayın Soylu, ‘Okulların etrafında uyuşturucu satanların bacaklarını kırın!’ demişti. Böyle çıkışları vardı. Etkili bir bakandı ama onunla başlayan, biten mesele değil. Kişi meselesi değil. Birçok faktör var.</p>
<p><strong>-Mesela?</strong></p>
<p>-Aileler dağılıyor. Boşanmalar artıyor. Evlenmek isteyenler azalıyor. Mutlu aile, mutlu çocuk demek.</p>
<p>Bu hep böyle değil ama, huzurlu bir ailede yetişen çocuğun çetelelerin eline düşme ihtimali daha az.</p>
<p>Suça bulaşmış, bulaştırılmış çocuklarda genellikle aile yıkımı görüyorum. İlgisiz anne baba, şiddetçi ana baba, üveylikler şunlar bunlar…</p>
<p><strong>-Aileler yıkılıyor ve ortam güvensizleşiyor!</strong></p>
<p>-Güven kilit kelime. Anne, baba dışarıda, ayrı olursa, güven de eksik olur. Özgüven, topluma güven…</p>
<p><strong>-Aile meselesinden başka?</strong></p>
<p>-Sokak yok, eski sokaklar kalmadı. Esnaf pek kalmadı, küçük esnaf. Sokak kültürü önemlidir. Mahalle kültürü önemlidir. Eski mahallelerde el alemin kadınına kızına yan gözle bakamazdınız. Mahallenin namusu delikanlılardan sorulurdu. Bizim apartmana bir hırsız girmişti, mahalleli pijamalarla dışarı çıkıp yakaladı.  Herkes  herkese bekçiydi icabında.</p>
<p><strong>-Başka?</strong></p>
<p>-Dini inanç zayıfladı. İman bağı. Çok maddeci olduk. Ne kadar çok madde o kadar mutluluk. Kanaat kalmadı.</p>
<p><strong>-Siz de pahallılığa sabredin mi diyorsunuz?</strong></p>
<p>-Hayır, ne münasebet efendim. Sadece, hazcılığın, maddeciliğin sonu yok, diyorum. Yoksa, pahallılık, zamlar, emekliler… Bunlar üzerinde hep durduğum konular.</p>
<p><strong>-Emekliler meselesine kendiniz getirdiniz, devam edelim mi?</strong></p>
<p>-Buyurunuz…</p>
<p><strong>-Çok tepkililer, haksızlar mı?</strong></p>
<p>-Haklılar… Lakin bu seyyanen zamlarla düzelecek bir durum da değil. Meselenin kökeni, Aylık Bağlama Oranları’nda. 2000 yılından önce emekli olanlarla sonra emekli olanlar, 2008’den önce emekli olanlarla sonra emekli olanlar arasında uçurumlar var. Neoliberal, neomuhafazakar politikalarla, aylık bağlama oranlarını bir düşürdüler ki…  Bu işler, zamana göre değil, prime, prim ödeme gün sayısına göre olmalı.  İktidar seçimi, daha doğrusu Ocak’ı beklemeden emeklilere makul bir seyyanen zam vermeli ama bu ABO yani, aylık bağlama oranları hususunda da “İNTİBAK” denilen düzenlemeyi yapmalı. Bu şart.</p>
<p><strong>-Kamuda tasarruf?</strong></p>
<p>-Geçiniz. Bizde Bürokratik Cumhuriyet anlayışı hakim. Başa çıkamazlar. Bugün ortamı yatıştırmak için tasarruf denir, sonra iş dağılır. Bürokrasi  bildiğini okur.</p>
<p><strong>-CHP’deki dağılma?</strong></p>
<p>-En büyük sıkıntılardan biri. Memlekette muhalefet yok. Bakınız işte, görüyorsunuz, 6’lı masa dedikleri koltuk kavgasından ibaretmiş. Şimdi de koltuk da, koltuk. Kılıçdaroğlu gidecek, başları göğe eğecek. CHP değişmez, değişemez.</p>
<p><strong>-Karamsarsınız?</strong></p>
<p>-Yok bize yakışmaz.</p>
<p><strong>-Ev kiraları, yüzde 25’lik zam sınırı?</strong></p>
<p>-Acayip. Neye yüzde 25 zam geliyormuş ki… Aslında bu işin çözümü zor değil. Her evin rayiç bedeli var. Bu bedeller güncellenir, kiralar da ona göre belirlenir. Bir milyonluk konut, 5 bin. İki milyonluk konut 7500 lira gibi. Aynı apartmanda eski kiracı ikiye oturuyor, yeni kiracı 15’e. Olmaz bu.</p>
<p>Yönetim ben yaptım oldu diyor ama böyle olmaz.</p>
<p><strong>-Bayraktar hedef alınmış yine!</strong></p>
<p>-Bir zihniyet dünyası. Ülke için ne iyiyse onu kötülüyor.</p>
<p><strong>-Bu ilk söyleşiydi, her hafta devam kısmetse.</strong></p>
<p>-Olur.</p>
<p><strong>-Haftada iki de yapabilir miyiz bazen?</strong></p>
<p>-Gündem gelirse. Kısmet.</p>
<p><strong>-Milli Nizam Com hakkında ne düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p>-Rabbim Rahmet Eylesin Erbakan Hocam’a.  Aklıma hemen Merhum Erbakan Hoca geliyor. Mekânı cennet olsun.</p>
<p><strong>-Amin.</strong></p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/sokaklar-caddeler-ceteler/12384/">‘Sokaklar, Caddeler… Çeteler!..’</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/yazarlar/sokaklar-caddeler-ceteler/12384/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
