<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Serdar Arseven, Milli Nizam sitesinin yazarı</title>
	<atom:link href="https://www.millinizam.com/author/serdar_arseven/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.millinizam.com/author/serdar_arseven/</link>
	<description>Adil Bir Dünya</description>
	<lastBuildDate>Tue, 13 Oct 2026 10:55:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.4</generator>
	<item>
		<title>Arseven &#8216;acı&#8217; gerçeği anlattı: İçinde bulunduğumuz tablo, tam mânâsıyla “çürüme” tablosu.</title>
		<link>https://www.millinizam.com/yazarlar/arsevenden-aci-gercek-sozler-icinde-bulundugumuz-tablo-tam-manasiyla-curume-tablosu/47047/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/yazarlar/arsevenden-aci-gercek-sozler-icinde-bulundugumuz-tablo-tam-manasiyla-curume-tablosu/47047/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serdar Arseven]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Oct 2026 10:27:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=47047</guid>

					<description><![CDATA[<p>İçinde bulunduğumuz tablo, tam mânâsıyla “çürüme” tablosu. Nereye baksanız böyle. Çürüme varsa, bireyler arasında güven duygusu yok olmaya yüz tutar. Şiddet normalleşir. Dürüstlük, adalet ve yardımlaşma gibi değerlerin yerini bireysel çıkarlar, &#8220;köşe dönmecilik&#8221; ve hileli yollar alır. İnsanlar yalnızca maddi menfaatlerine odaklanır. Kurumlara güven çok azalır! Bizde bütün bunlar yok mu? Var. Her yerde sıkıntı [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/arsevenden-aci-gercek-sozler-icinde-bulundugumuz-tablo-tam-manasiyla-curume-tablosu/47047/">Arseven &#8216;acı&#8217; gerçeği anlattı: İçinde bulunduğumuz tablo, tam mânâsıyla “çürüme” tablosu.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İçinde bulunduğumuz tablo, tam mânâsıyla <strong>“çürüme”</strong> tablosu.</p>
<p>Nereye baksanız böyle.</p>
<p>Çürüme varsa, bireyler arasında güven duygusu yok olmaya yüz tutar.</p>
<p>Şiddet normalleşir.</p>
<p>Dürüstlük, adalet ve yardımlaşma gibi değerlerin yerini bireysel çıkarlar, &#8220;köşe dönmecilik&#8221; ve hileli yollar alır.</p>
<p>İnsanlar yalnızca maddi menfaatlerine odaklanır.</p>
<p>Kurumlara güven çok azalır!</p>
<p>Bizde bütün bunlar yok mu?</p>
<p>Var.</p>
<p>Her yerde sıkıntı var.</p>
<p>Her yerde azınlıkta kalan düzgün insanlar ayakta kalmaya çalışıyor!</p>
<p>Bu konuda birbirlerini suçlayan camialar da çürümenin etkisinde, pençesinde.</p>
<p>Çürümeden şikâyetçi olan sokaktaki vatandaşın da bu durumdan ne kadar rahatsız olduğu tartışılır.</p>
<p>Toplumu oluşturan insanlarımızın büyük bir bölümü <strong>“çürüme”</strong>den rahatsız olsa, çürükler sistemden ayıklanırdı herhalde.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-47048" src="https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2026/10/resim-25-300x169.jpeg" alt="" width="300" height="169" srcset="https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2026/10/resim-25-300x169.jpeg 300w, https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2026/10/resim-25-768x432.jpeg 768w, https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2026/10/resim-25.jpeg 952w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Herkes kendi evinin önünü temizleseydi, ne güzel olurdu değil mi?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu yapılmıyor, her grup kendi yanlışına kılıf uyduruyor, suçu başkalarına atıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kimsenin üzerine almadığı ortamda suç, af edersiniz “piç”e dönüyor!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Etrafımıza şöyle bir baktığımızda, çözülmeyi, çürümeyi hemen görüyorsunuz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Aile bağları zayıflamış, utanma duygusu “demode” sayılır olmuş, kamusal alanda hakkaniyet yerine menfaat, doğruluk yerine kıvraklık öne çıkmış&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sokaklardan “Kime güveneceğimizi şaşırdık!” feryatları yükseliyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bizler de nasibimizi alıyoruz bu “güvensizlik” ortamından.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Medya, en güvenilmez alanlardan.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Gazeteci” dendiğinde, kıçını bir yere dayayıp oradan sağa sola saldıran, menfaati için kırk takla atan tip geliyor akla.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Gazeteci, politikacı gibi davranırsa, bir partinin “sözcüsü” havalarıyla yazar, çizerse itibarı yerle bir olur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Serveti ve şöhreti çok olsa da şerefi, haysiyeti yok olur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İğneyi mesleğimize batırıp başka yerleri de işaret edebiliriz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Bir memleketin hastanesi neyse, postanesi de odur!” denir ya…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bir yerde ne varsa, her yerde o oluyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Mesela futbol dünyamız…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Neler çıktı değil mi ortaya, meğer ne “yapı”lar varmış!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Spor dallarından sadece futbolla ilgili sıkıntılardan bahis var, acaba diğerlerinin tamamı temiz mi?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Oralara da girilse kim bilir neler neler çıkar?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu işlerden iyi anladığını belli eden bir arkadaş, “Federasyonlara bir gir de gör!” dedi geçtiğimiz günlerde.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Gireyim mi?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İçinden çıkabilir miyim acaba?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Dahası…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Fon paraları nerelere bulaşmıştır acaba…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kim bilir?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>*</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Her yerde çürüme tablosu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Öyle ki…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Her yerde “temizlik ihtiyacından” bahsediliyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Arınma ihtiyacından, asalakları bünyeden atma ihtiyacından…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu satırları okuyanların büyük bölümü yine “faturayı” başka yerlere çıkartmaya çalışacaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Büyük kurnazlık bu, topu karşı tarafa atarsanız gol yeme ihtimalini ortadan kaldırırsınız.</p>
<p>Hayatımız futbolumuza dönmüşse vay hâlimize!</p>
<p>Merhum Mehmet Akif’in dizeleri ne güzel de anlatıyor içinde bulunduğumuz halleri: <strong>“Oyuncak sanmayın! Ahlâk-ı millî, ruh-i millîdir;</strong></p>
<p><strong>Onun iflası en korkunç ölümdür: Mevt-i küllidir.”</strong></p>
<p><strong>(Sakın oyuncak sanmayın! Bir milletin ahlâkı, onun millî ruhudur.<br />
Ahlakın çöküşü, en korkunç ölüm demektir; tam anlamıyla toplu bir yok oluştur.)</strong></p>
<p><strong>*</strong></p>
<p>İçinde bulunduğumuz kötü durumdan birilerini suçlayarak çıkmamız mümkün mü?</p>
<p>Değil.</p>
<p>Asla değil!</p>
<p>Çürüme tablosunu değiştirmek, kendimizde başlayan bir değişimle mümkündür. Geri kalanı, o değişimin tabii sonucu olacaktır.</p>
<p>Bu dediğimin delili mi?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İlâhi hüküm:</p>
<p><strong>“Bir toplum, kendilerinde olanı değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez.”</strong><br />
(Ra’d Suresi, 13/11)</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/arsevenden-aci-gercek-sozler-icinde-bulundugumuz-tablo-tam-manasiyla-curume-tablosu/47047/">Arseven &#8216;acı&#8217; gerçeği anlattı: İçinde bulunduğumuz tablo, tam mânâsıyla “çürüme” tablosu.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/yazarlar/arsevenden-aci-gercek-sozler-icinde-bulundugumuz-tablo-tam-manasiyla-curume-tablosu/47047/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zihinleri dizginleyen bir yazı: &#8220;Hırs, frenlenmediği takdirde haset denilen kalbî hastalığa müncer olur.&#8221;</title>
		<link>https://www.millinizam.com/yazarlar/zihinleri-dizginleyen-bir-yazi-hirs-frenlenmedigi-takdirde-haset-denilen-kalbi-hastaliga-muncer-olur/46987/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/yazarlar/zihinleri-dizginleyen-bir-yazi-hirs-frenlenmedigi-takdirde-haset-denilen-kalbi-hastaliga-muncer-olur/46987/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serdar Arseven]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Oct 2026 08:10:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=46987</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gazeteci Serdar Arseven&#8217;den zihinleri dizginleyen bir yazı&#8230; (Kaynak: Milat Gazetesi) Dizginlenemeyen ihtiras ve arzular, bertaraf edilemeyen aşırı imrenme ve kıskançlıklar gibi menfî temâyüllerin doğurduğu huzursuzluktan kurtulabilenler azın azıdır. Hırs, frenlenmediği takdirde haset denilen kalbî hastalığa müncer olur. Kendisini hırs ve hasedin girdabına kaptıranlar, er-geç hüsran ve huzursuzluk gayyasına düşerler. İnsanlık cevherine zarar veren bu temâyüller, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/zihinleri-dizginleyen-bir-yazi-hirs-frenlenmedigi-takdirde-haset-denilen-kalbi-hastaliga-muncer-olur/46987/">Zihinleri dizginleyen bir yazı: &#8220;Hırs, frenlenmediği takdirde haset denilen kalbî hastalığa müncer olur.&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Serdar Arseven&#8217;den zihinleri dizginleyen bir yazı&#8230;</p>
<p>(Kaynak: Milat Gazetesi)</p>
<p>Dizginlenemeyen ihtiras ve arzular, bertaraf edilemeyen aşırı imrenme ve kıskançlıklar gibi menfî temâyüllerin doğurduğu huzursuzluktan kurtulabilenler azın azıdır.</p>
<p>Hırs, frenlenmediği takdirde haset denilen kalbî hastalığa müncer olur.</p>
<p>Kendisini hırs ve hasedin girdabına kaptıranlar, er-geç hüsran ve huzursuzluk gayyasına düşerler.</p>
<p>İnsanlık cevherine zarar veren bu temâyüller, aynı zamanda Rabbin taksim ve takdir programına razı olmamaktır; <strong>bir isyan suçudur.</strong></p>
<p>İnsanı tûl-i emel girdabında boğan ihtiras ve hasetler; kulun, ahireti unutarak dünya muhabbetine mecnunca bağlanmasıdır.</p>
<p>Diğer bir ifadeyle, nefsin arzularını yenemeyip maddeye köle olmasıdır.</p>
<p>Muhterisin gözü asla doymaz.</p>
<p>O, bu sebeple daimî bir fakirlik hâlinde yaşar.</p>
<p>Manevî bir açlık içinde kıvranır. Her tatminkârlık, onda bir doyum husule getireceği yerde yeni bir iştiha ve hırs uyandırır.</p>
<p><strong>“Âdemoğlunun iki vadi dolusu altını olsa, bir vadi daha ister. Onun gözünü topraktan başka bir şey doyurmaz. Allah tevbe edenlerin tevbelerini kabul eder”</strong> (Buhârî, Rikâk, 10).</p>
<p>Hırsı doğuran kötü duygu:</p>
<p>Hased.</p>
<p>Hasedin nefisteki tezahürleri çok çeşitlidir.</p>
<p>Haset, ferdin fıtratındaki selîm temâyülleri felç eder, mantığını zaafa uğratır, iman ve tevekkülün tabiî tezahürlerini mağlup ve mahkûm eder. Resûlullah (s.a.v.): “O, dini kazıyıcıdır!” buyurmuştur (Tirmizî, Kıyâmet, 56). Hasetçi, haset ettiği kimseden nimetin alınıp kendisine verilmesini ister.</p>
<p>Bu mümkün olmaz ise <strong>“Ne bana, ne ona!”</strong> der.</p>
<p>Nimet sahibinin nimet ve istidatlarından asla hoşlanmaz ve onların zevalini arzu eder. Hasetçi; kin, hainlik, intikam, hile ve ayıplama hisleri ile doludur.</p>
<p>Kısacık ömrünü kuruntular ve endişeler içinde geçirir<strong>.</strong></p>
<p><strong>“Sakın haset etmeyiniz! Zira haset, ateşin odunu yediği gibi sevapları ve iyilikleri yer bitirir” </strong>(Ebû Dâvûd, Edeb, 44).</p>
<p>İhtiras ve hasedin bir aldanış ve neticesinin de bir serap olduğunu Merhum Yunus ne güzel ifade eder: <strong>“Dünyaya inanırsın, rızka benimdir dersin, niçin yalan söylersin? Çün sen dediğin olmaz!.. Mal sahibi, mülk sahibi, hani bunun ilk sahibi? Mal da yalan, mülk de yalan, var biraz da sen oyalan!..”</strong></p>
<p>Merhum</p>
<p>Şakîk-i Belhî, bir mezarlığın kenarından geçerken <strong>“Buradakilerin çoğu yalancıydı…”</strong> der. Sebebi sorulunca: “<strong>Onlar hayattayken malım var, mülküm var, evim var demezler miydi? Ama şimdi öyle değilmiş!”</strong></p>
<div id="ad_121" class="mb-3 text-center" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120"></div>
<div id="ad_121_mobile" class="mb-3 text-center" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120"></div>
<p>Hazret-i Mevlânâ, muhterisin hâline hayret ederek: <strong>“İnsana ne oluyor da altının, dünya malının kölesi oluyor? Hak yolunda harcanmayanlar nedir? Dünya malının esiri olarak onun kapısında yılan gibi kıvrılıp yerlerde sürünmek zilleti, insanı göklere eli boş gönderen bir sefâlet sebebi değil de nedir?!”</strong> buyurur.</p>
<p>Muhteris, dünyadan üç bariz vasıfla ayrılır: <strong>Topladıklarına doyamamak, umduklarına nail olamamak, gönül, irfan ve maneviyat mahrumu olmak.</strong> Muhterisin gönlünü saran tamahkârlık, orada ilâhî aşk ve ihlâsa en ufak bir yer bırakmaz. Ne hüsrandır ki, böyle kimselerin ömürleri mal istiflemenin hamallığı ile geçer.</p>
<p>Hayatları bir “körebe” oyununa döner ve hazin bir tatminsizlikle son bulur. “<strong>Kıyâmet gününü gördüklerinde, (dünyada) sadece bir akşam vakti ya da kuşluk vakti kadar kaldıklarını sanırlar” </strong>(Nâziât, 46).</p>
<p>İhtirasın insan ruhunu helâk eden iştihalarla girdaplaştırması, Cehennem’i tasvir edişteki ifadeyi hatırlatır: <strong>“O gün Cehennem’e; ‘Doldun mu?’ deriz. O da; ‘Daha var mı?’ der”</strong> (Kāf, 30).</p>
<p><strong>“Bırak onları! Yesinler, tat çıkarsınlar ve boş emel onları oyalayadursun! Yakında bilecekler…”</strong> (Hicr, 3).</p>
<p>Hiç doymayacak arzuları ölçüsünde servet elde edemeyenler tüketim çılgınlığının tesiri altına girer; Tüketim çılgınlığı yüzünden gafletin pençesine düşenler başka gayr-i meşru yollara tevessül eder. Paranın iradesi devreye girer; haram kazançtan gelen haram harcamalara yönelir. Neticede fânî hayat için ebedî hayatına kıymış olur. Bu ne acı bir hüsran, ne büyük bir hamakattir. “<strong>İnkârcıların diyar diyar dolaşması, sakın Seni aldatmasın! Azıcık bir menfaattir o. Sonra onların varacakları yer cehennemdir” </strong>(Âl-i İmrân, 196-197). “</p>
<p>(Osman Nuri Topbaş Hocaefendi)</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/zihinleri-dizginleyen-bir-yazi-hirs-frenlenmedigi-takdirde-haset-denilen-kalbi-hastaliga-muncer-olur/46987/">Zihinleri dizginleyen bir yazı: &#8220;Hırs, frenlenmediği takdirde haset denilen kalbî hastalığa müncer olur.&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/yazarlar/zihinleri-dizginleyen-bir-yazi-hirs-frenlenmedigi-takdirde-haset-denilen-kalbi-hastaliga-muncer-olur/46987/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fon krizi üzerine</title>
		<link>https://www.millinizam.com/yazarlar/fon-krizi-uzerine/46475/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/yazarlar/fon-krizi-uzerine/46475/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serdar Arseven]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Oct 2026 17:44:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=46475</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tarzını ve görüşlerinin çoğunu beğenmediğim Bülent Arınç, bu kez doğru söylemiş. Bülent Arınç’ın “en kötüsü, insanların duyduğu hisleri kaybetmesidir!&#8221; cümlesi çok yerinde. Kendisi meseleyi &#8220;seçim kaybetmeye&#8221; bağlamış ama çok daha vahim olabilir böyle krizlerin. Seçim kaybı siyasi bir sonuçtur. Güven kaybı ise daha derine iner. Ortada salt bir &#8220;fon krizi&#8221; yok. Faize bulaşmak istemeyen, parasını [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/fon-krizi-uzerine/46475/">Fon krizi üzerine</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3 r-1adg3ll r-1g7jtus r-1x3r274"><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3"><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3 r-1x3r274">Tarzını ve görüşlerinin çoğunu beğenmediğim Bülent Arınç, bu kez doğru söylemiş.</span></span></span></div>
<div><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3 r-1adg3ll r-1g7jtus r-1x3r274"><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3"><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3 r-1x3r274">Bülent Arınç’ın “en kötüsü, insanların duyduğu hisleri kaybetmesidir!&#8221; cümlesi çok yerinde.</span></span></span></div>
<div><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3 r-1adg3ll r-1g7jtus r-1x3r274"><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3"><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3 r-1x3r274">Kendisi meseleyi &#8220;seçim kaybetmeye&#8221; bağlamış ama çok daha vahim olabilir böyle krizlerin.</span></span></span></div>
<div><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3 r-1adg3ll r-1g7jtus r-1x3r274"><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3"><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3 r-1x3r274">Seçim kaybı siyasi bir sonuçtur. </span></span></span></div>
<div><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3 r-1adg3ll r-1g7jtus r-1x3r274"><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3"><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3 r-1x3r274">Güven kaybı ise daha derine iner.</span></span></span></div>
<div>Ortada salt bir &#8220;fon krizi&#8221; yok.</div>
<div>Faize bulaşmak istemeyen, parasını yastık altında tutmama tavsiyelerine uyan &#8220;ülkem kazansın, bu arada ben de birikimimi enflasyonun hızla aşındırmasından kurtarayım&#8221; diyen vatandaşlar borsaya girdiler.</div>
<div>Fon krizi orayı da vurdu.</div>
<div>Pekçok emek heba oldu.</div>
<div><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3 r-1adg3ll r-1g7jtus r-1x3r274"><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3"><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3 r-1x3r274">Birikimini kaybetmiş iyi niyetli insanlar şimdilerde büyük hayal kırıklığı yaşıyorlar.</span></span></span></div>
<div>Memlekette ekonomi bakanlığı yapmış, hali hazırda Ak Parti&#8217;nin ekonomiden sorumlu genel başkan yardımlığını görevini yürütmekte olan &#8220;işadamı&#8221; etiketli Nihat Zeybekçi, &#8220;Ben de fon mağduruyum. İşin buralara gelmesi engellenebilirdi!&#8221; diyor.</div>
<div>Bu sıfatlara sahip bir &#8220;yetkili&#8221; böyle diyorsa&#8230;</div>
<div>Sokaktaki vatandaş ne desin?</div>
<div>Şimdilerde fon krizinin bir &#8220;dış tezgah&#8221; olduğu söyleniyor, Türkiye ekonomisinin çok ciddi saldırı altında olduğu, böylesine yaman tezgahın kurulduğu söyleniyor.</div>
<div>Bu görüşe itibar edenler var, etmeyenler var.</div>
<div>Her ne olursa olsun, karşımızdaki tablo büyük ihmaller zincirine işaret ediyor.</div>
<div>Yargımız, öyle ümit ediyorum ki ihmali, kastı olan herkesi hak ettiği cezaya çarptırır.</div>
<div>Devletimiz, millet sırtından milyar dolarlar vuranları ensesinden yakalar, yurt dışına kaçırılanlar dahil bütün paraları geri getirir.</div>
<div>Bu hususta hiçbir vatandaşımızın kafasında en küçük bir soru işareti kalmaz.</div>
<div>Yoksa&#8230;</div>
<div>&#8220;Yoksa&#8221;sına dair o kadar çok şey söylendi, o kadar çok uyarı gündeme geldi ki&#8230;</div>
<div>Şu anda çok kritik bir noktadayız.</div>
<div>Her kriz fırsatlarını da beraberinde getirir.</div>
<div>Bu kriz vesile bilinip &#8220;bütün yanlış isimlerin&#8221; üzerine gidilir ve büyük bir temizlik hamlesine girişilirse, buradan hayırlı sonuç çıkar.</div>
<div>Yoksa?</div>
<div></div>
<div></div>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/fon-krizi-uzerine/46475/">Fon krizi üzerine</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/yazarlar/fon-krizi-uzerine/46475/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Devlet herkesi memur yapamaz! </title>
		<link>https://www.millinizam.com/yazarlar/devlet-herkesi-memur-yapamaz/45350/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/yazarlar/devlet-herkesi-memur-yapamaz/45350/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serdar Arseven]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Sep 2026 10:34:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=45350</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu sene KPSS Lisans’a bir milyon 708 bin kişi başvurdu. Yine rekor! Gençlere “Kamu mu, özel mi?” diye sorulduğunda kamu tercihi yüzde 40–60 arasında çıkıyor. Eleman.net’in çalışmasına göre, çocuklarının memur olmasını isteyen ebeveyn oranı yüzde 76. Sebepler net: Maaşın gününde yatması, yan haklar, iş güvencesi. Genç güvence arıyor. Aile istikrar istiyor. Belirsizlik yoruyor. Türkiye’de ortalama işçi [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/devlet-herkesi-memur-yapamaz/45350/">Devlet herkesi memur yapamaz! </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu sene KPSS Lisans’a bir milyon 708 bin kişi başvurdu.</p>
<p>Yine rekor!</p>
<p>Gençlere “<strong>Kamu mu, özel mi?”</strong> diye sorulduğunda kamu tercihi yüzde 40–60 arasında çıkıyor.</p>
<p>Eleman.net’in çalışmasına göre, çocuklarının memur olmasını isteyen ebeveyn oranı yüzde 76.</p>
<p>Sebepler net: Maaşın gününde yatması, yan haklar, iş güvencesi.</p>
<p>Genç güvence arıyor.</p>
<p>Aile istikrar istiyor.</p>
<p>Belirsizlik yoruyor.</p>
<p>Türkiye’de ortalama işçi çoğu durumda patronun iki dudağı arasındadır.</p>
<p>Gelişmiş ülkelerde kamuda çalışma arzusu az değildir ama tek yol da değildir.</p>
<p>Esas olan üretimdir.</p>
<p>Özel teşebbüstür.</p>
<p>Ben Almanya’da doğdum.</p>
<p>Ailem orada yaşadı.</p>
<p>Bundan dolayı oraların halleriyle özel olarak ilgileniyorum.</p>
<p>Almanya’da <strong>“rehberlik”</strong> mekanizması oldukça sağlıklı işler.</p>
<p>Çocuğun ilgisi ve kabiliyeti zamanında yoklanır.</p>
<p>Aile yönlendirilir.</p>
<p>İş büsbütün şansa bırakılmaz.</p>
<p>Oralardaki eğitim modeli “Duales System”dir.</p>
<p>Bu sistem iki ayak üzerinde durur:</p>
<p>İşletme ve meslek okulu.</p>
<p>Meslek okulu, Berufsschule.</p>
<p>Haftanın üç-dört günü işyerinde, bir-iki günü okulda geçer. Teori ile üretim aynı anda yürür.</p>
<p>Genç şirketle özel hukuk sözleşmesi imzalar.</p>
<p>Çırak hem çalışan hem de öğrencidir.</p>
<p>İşveren eğitim ücreti öder.</p>
<p>Ücret yıldan yıla artar.</p>
<p>Toplu sözleşme varsa artış oranı nettir.</p>
<p>Yoksa yasal taban uygulanır.</p>
<p><strong>Çırak “ucuz stajyer” değildir!</strong></p>
<p>Yetişmekte olan elemandır.</p>
<p>Her şirket çırak alamaz.</p>
<p>Sanayi ve Ticaret Odası veya Esnaf Odası ruhsat verir.</p>
<p>Belgelenmiş usta öğretici şarttır.</p>
<p>Teçhizat güncel olmalıdır.</p>
<p>Her tanınmış meslek için federal standart vardır.</p>
<p>Okulda çerçeve müfredat uygulanır. Derslerin kabaca üçte ikisi mesleğedir. Kalanı Almanca, matematik, siyaset, spor ve yabancı dildir.</p>
<p>Tanınmış meslek 320’nin üzerindedir. Süre iki ile üç buçuk yıl arasında değişir.</p>
<p>Bitince oda sınavı yapılır. Sanayi mesleklerinde IHK uzman işçi belgesi, zanaatta kalfa belgesi (Gesellenbrief) verilir. Belge piyasada geçerlidir. Mezun nitelikli işçi olur. İsteyen sonra ustalık, teknikerlik veya üniversiteye yönelir.</p>
<p>Abitur’u, yani lise mezuniyeti ve üniversiteye giriş belgesi olanlar da dual eğitime girer.</p>
<p>Dual sistemde aynı anda bir milyonu aşkın çırak vardır.</p>
<p>Her yıl kabaca 475-490 bin yeni sözleşme imzalanır.</p>
<p>Okulu bitirenlerin önemli bir kısmı bu yola yönelmiştir.</p>
<p>Çırak oranı, sigortalı istihdamın yüzde 4,5-5’i civarındadır.</p>
<p>Şirketlerin yaklaşık beşte biri eğitim verir.</p>
<p>Birçok meslekte işe geçiş hızlıdır.</p>
<p>Çünkü genç zaten o şirketin içinde yetişmiştir.</p>
<p>Üçgene bakın:</p>
<p>Devlet okulu finanse eder. İşveren pratik eğitimin maliyetini üstlenir. Odalar sınavı yapar, kaliteyi denetler, müfredatı federal kurumlarla günceller. Sendika ücreti ve çalışma koşullarını bağlar. Üçgen bozulursa sistem yürümez. Alman odasının farkı tabelada değil işlevdedir: Ruhsat, sınav, standart, yaptırım.</p>
<p>Almanya’da da kamu görevlisi olmak önemlidir lakin bizdeki gibi olmazsa olmaz değildir.</p>
<p>Asıl liman meslektir.</p>
<p>Meslek erken yaşta gelir, statü ve işe geçiş imkânı sunar.</p>
<p>Türkiye’de üniversite çoğu ailede <strong>“farz”</strong> gibidir.</p>
<p>Meslek lisesi hiçbir yere giremeyecek olanlar içindir adeta!</p>
<p>İşverenlerin çoğu çırak değil, ucuz stajyer arar.</p>
<p>Atölye ile hat kopuktur.</p>
<p>Mezun diplomayı alır.</p>
<p>Piyasa beceriyi sorar.</p>
<p>Eğitim üretimi değil sıralamayı ödüllendirir.</p>
<p>Dual benzeri model burada da denenir ama kabiliyetler zamanında keşfedilmediği için yatırımların çoğu boşa gider.</p>
<p>Staj, ucuz emeğe döner.</p>
<p>Öğretmen-sektör bağı zayıf kalır.</p>
<p>Tabelalar asılır, içleri boş kalır.</p>
<p>İyi bir CNC ustası, kaynakçı, mekatronik teknisyeni, lojistikçi, aşçıbaşı bizde çoğu zaman ikinci sınıf insan görülür.</p>
<p>Bunlar Almanya’da muteber mesleklerdir.</p>
<p>Prestij sloganla gelmez.</p>
<p>İyi ücretle gelir!</p>
<p>Belge, kapı açarsa işe yarar.</p>
<p>Hedef herkesi memur yapmak değildir.</p>
<p>Hedef ortalama vatandaşa meslek ve güvence vermektir.</p>
<p>Sınav salonu bunu vermez!</p>
<p>Devlet herkesi memur yapamaz!</p>
<p>MİLAT</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/devlet-herkesi-memur-yapamaz/45350/">Devlet herkesi memur yapamaz! </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/yazarlar/devlet-herkesi-memur-yapamaz/45350/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Serdar Arseven: “Dijital Vatan Akademisine bekliyoruz”</title>
		<link>https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-dijital-vatan-akademisine-bekliyoruz/44674/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-dijital-vatan-akademisine-bekliyoruz/44674/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serdar Arseven]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Aug 2026 11:33:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[ÜSTMANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Vatan]]></category>
		<category><![CDATA[Serdar Arseven]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=44674</guid>

					<description><![CDATA[<p>Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi, Türkiye Yazarlar Birliği ve Ankara İl Millî Eğitim Müdürlüğünün iş birliğiyle düzenlenen Dijital Vatan Akademisinin açılış dersine katıldı. Tekin, derste millî birlik ve beraberlik, vatanseverlik ile millî ve manevi değerlerin eğitim müfredatındaki önemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Gazeteci Yazar Serdar Arseven Dijital Vatan Akademisi&#8217;ne ilişkin Haber 7&#8217;deki [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-dijital-vatan-akademisine-bekliyoruz/44674/">Serdar Arseven: “Dijital Vatan Akademisine bekliyoruz”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi, Türkiye Yazarlar Birliği ve Ankara İl Millî Eğitim Müdürlüğünün iş birliğiyle düzenlenen Dijital Vatan Akademisinin açılış dersine katıldı. Tekin, derste millî birlik ve beraberlik, vatanseverlik ile millî ve manevi değerlerin eğitim müfredatındaki önemine ilişkin açıklamalarda bulundu.</p>
<h2>Gazeteci Yazar Serdar Arseven Dijital Vatan Akademisi&#8217;ne ilişkin Haber 7&#8217;deki köşe yazısında şu ifadeleri kullandı:</h2>
<p>Dün Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi’nde güzel bir açılışımız vardı.</p>
<p>Dijital Vatan Akademisi.</p>
<p>Üzerinde düşünün lütfen, böyle bir girişimde bulunmamızın sebepleri neler olabilir?</p>
<p>*</p>
<p>Bizim <strong>‘Mavi Vatan’</strong>ımız var, <strong>‘Gök Vatan’</strong>ımız var, <strong>‘Yeşil Vatan’</strong>ımız var…</p>
<p>Bir de <strong>‘Siber Vatan’</strong>ımız var.</p>
<p>Bütün bunların üzerinde <strong>‘Manevi Vatan’</strong>ımız var.</p>
<p>Allah korusun;</p>
<p>‘<strong>Manevi Vatan’</strong> çökerse eğer, sıraladıklarımızın hepsi çöker.</p>
<p>Siz, savunma alanında istediğiniz kadar güçlü olun, hiç kimsede bulunmayan silahlarınız olsun, attığınızı vurun…</p>
<p>‘<strong>Manevi Vatan’</strong> çökerse hepsi altında kalır.</p>
<p>Ürettiğiniz silahlar size döner.</p>
<p>Bunu nice darbede, nice darbe girişiminde yaşamadık mı?</p>
<p>Bizim silahlarımızın namluları bize dönmedi mi?</p>
<p>Mesele sadece üretmek değil dostlar; daha önemlisi ürettiklerimizi kimlerin kullanacağı!</p>
<p>‘<strong>Cehennemin yolları iyi niyet taşları ile döşelidir!’</strong> üstelik.</p>
<p>Niyetiniz bozuk olmasa bile yanlışlara sürüklenebilirsiniz, güzel iş yapmak isterken ülkenizi, kendinizi vurabilirsiniz.</p>
<p>Mesele niyet ve bilinç meselesi yani.</p>
<p>Fikir babası ve emekçisi olarak Akademi’ye dönüşmesine katkıda bulunduğumuz ‘<strong>Dijital Vatan’</strong>, ülkemizin ve insanlık aleminin karşı karşıya bulunduğu en büyük tehlikelerden birine karşı <strong>“savunma” </strong>bilincimizi ifade ediyor.</p>
<p>Bugün artık dijital dünyanın hakimiyeti var.</p>
<p>Algılarımız oradan şekillendiriliyor.</p>
<p>Neyi yiyeceğimize, neyi içeceğimize, nasıl eğleneceğimize, birbirimize nasıl hitap edeceğimize bile dijital dünyada karar veriliyor.</p>
<p>Dahası çocuklarımızı nasıl yetiştireceğimize de orada karar veriliyor.</p>
<p>İnsanlık tehdit altında, ülkemiz tehdit altında…</p>
<p>Hepimiz büyük tehlikelerle karşı karşıyayız.</p>
<p>Dijital dünyadaki verilerimizin güvenliği bir büyük mesele…</p>
<p>Dezenformasyon, yalan bilgi, kirli bilgi her yeri istila etmiş durumda.</p>
<p>Sosyal medya bir yıkım örgütü, fitne örgütü, terör örgütü olarak kullanılıyor.</p>
<p>Kendilerini oraya kaptıran insanlar yuvalarını, varlıklarını, iffetlerini kaybediyor.</p>
<p>Sosyal medya, uzak duramayacağımız, bu mümkün olsa bile uzak durmamız gereken bir alan.</p>
<p>Meydanı ite kopuğa bırakırsanız, kaybediyorsunuz.</p>
<p>Onların algoritma oyunlarına, yönlendirmelerine kapılıp giderseniz kayboluyorsunuz.</p>
<p>Sosyal medyayı kullanmaz da, kendinizi kullandırırsanız yanıyorsunuz!</p>
<p>Devletimizi yönetenlerin önde gelenleri tehlikenin farkında elbette.</p>
<p>Bu alanda büyük mücadele veriyorlar.</p>
<p>Mesela, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran Hoca ve ekibi gece gündüz dezenformasyonla mücadele ediyor.</p>
<p>Her gün en az 10 haberi yalanlıyor ve doğruları ortaya koyuyor.</p>
<p>Siber güvenlik birimlerimiz sosyal medyayı yıkım, fitne, terör örgütü olarak kullanan şer odaklarına ve bireylere karşı büyük mücadeleler yürütüyor.</p>
<p>Bunların hepsi çok değerli elbette.</p>
<p>Çok değerli de yeterli değil.</p>
<p>Bu mücadeleye sivil toplum örgütlerimizin, üniversitelerimizin, bizim gibi medya mensuplarının destek vermesi şart.</p>
<p>Ne var ki ortam da çok kirli.</p>
<p>At izi it izine karışmış durumda.</p>
<p>Bizim meslek alanı da iyice kirlenmiş durumda maalesef.</p>
<p>Bu mücadelenin steril, hijyenik bireyler tarafından yürütülmesi gerekiyor.</p>
<p>Devletimizin ilgili birimlerine <strong>“sivil destek” </strong>şart.</p>
<p>Biz de karınca kararınca bunu yapmaya çalışıyoruz işte.</p>
<p>Dün Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi (ASBÜ) Sezai Karakoç Salonu’nda dikkat çekici bir açılışımız vardı.</p>
<p>ASBÜ, Türkiye Yazarlar Birliği ve Ankara İl Millî Eğitim Müdürlüğü ortaklığıyla hayata geçirilen Dijital Vatan Akademisi kuruldu.</p>
<p>İlk dersini de Millî Eğitim Bakanı <strong>Yusuf Tekin</strong> verdi.</p>
<p>Bakan Tekin’in açılış konuşmasındaki <strong>&#8220;dünya vatandaşlığı&#8221; </strong>eleştirisi, akademinin varlık sebebini özetler nitelikteydi.</p>
<p>Küreselleşmenin yersiz-yurtsuzlaştırıcı etkisine dikkat çeken Tekin, çocukların henüz 66 aylıkken devlete emanet edildiğini ve 12 yıllık eğitim maratonunda milli kimliği korumanın hayati önemde olduğunu vurguladı.</p>
<p>Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile müfredata giren dijital, mavi ve gök vatan kavramları; gençlerin teknolojiyle bağını yalnızca <strong>&#8220;tüketim&#8221;</strong> değil, bir <strong>&#8220;aidiyet ve güvenlik&#8221;</strong> ekseninde kurmayı hedefliyor.</p>
<p>Bugün sanal mecralarda çekilen sınırlar, haritadaki çizgilere hiç benzemiyor. Bir ülkenin verisi, kültürü, dili ve algı yönetimi başka güçlerin eline geçtiğinde, fiziki sınırları koruma kalkanı tek başına yeterli olmuyor.</p>
<p>İçişleri Bakanı Sayın Mustafa Çiftçi’nin paylaştığı, 2026’nın ilk 7 ayında gerçekleşen 3 bin 912 siber operasyon verisi de gösteriyor ki bu alan artık sadece sosyolojik değil, doğrudan bir güvenlik meselesi.</p>
<p>Dijital Vatan Akademisi ülke güvenliğine katkıda bulunacak kısmetse.</p>
<p>28 Ağustos’a kadar sürecek “ilk etap dersleri” kapsamında yapay zekâdan siber güvenliğe, medya hukukundan içerik üretimine kadar verilecek eğitimler çok önemli.</p>
<p>Gençleri dijital dünyanın tehlikelerinden korurken onları izolasyona sürüklemeyeceğiz elbette.</p>
<p>Onları özgüvenli, etkili bireyler haline getirmeye çalışacağız.</p>
<p>ASBÜ Rektörü <strong>Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan</strong>’ın da altını çizdiği gibi; dijital vatanı sadece veri güvenliğinden ibaret görmeyip ahlaki, felsefi ve kültürel bir sorumluluk alanı olarak tanımlamak doğru bir başlangıç noktası.</p>
<p>Geleceğin dijital dünyasında edilgen birer takipçi olmak yerine, kendi değerleriyle var olan nitelikli içerik üreticileri yetiştirebildiğimiz ölçüde bu vatanın savunmasına katkıda bulunmuş olacağız.</p>
<p>Unutmamak gerekir ki; zihnen savunulamayan alanlar, dijitalde de ilk kaybedilen mevziler olur.</p>
<p>Çok hayırlı bir çalışma,</p>
<p>Dijital Vatan Akademisi.</p>
<p>İnşaAllah büyüye büyüye bu alanda varlığını iyice hissettirecek.</p>
<p>Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı,</p>
<p>Milli Eğitim, İçişleri, Adalet, Sanayi ve Teknoloji, Tarım ve Orman, Aile ve Sosyal Politikalar bakanlıklarımız ve steril/hijyenik az sayıda medya mensubumuz…</p>
<p>İçerik üreticiliği alanında uzmanlaşmış isimlerimiz…</p>
<p>Akademisyenlerimiz…</p>
<p>Dijital Vatan Akademisi için yola çıktık.</p>
<p>Hepinizi bekliyoruz!</p>
<p>Dualarınızı eksik etmeyiniz lütfen.</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-dijital-vatan-akademisine-bekliyoruz/44674/">Serdar Arseven: “Dijital Vatan Akademisine bekliyoruz”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/gundem/serdar-arseven-dijital-vatan-akademisine-bekliyoruz/44674/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şehirdekilerin Çoğu “ana muhalefet” oluyor</title>
		<link>https://www.millinizam.com/gundem/sehirdekilerin-cogu-ana-muhalefet-oluyor/44061/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/gundem/sehirdekilerin-cogu-ana-muhalefet-oluyor/44061/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serdar Arseven]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Jul 2026 13:15:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=44061</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bundan otuz iki sene evvel “köyden” evlendim. Şehirde her biri üniversiteli ya da üniversite mezunu nice kız vardı, buralardan da evlenebilirdim ama tercihimi köyden yana kullandım. Zira şehirdekilerin çoğu “ana muhalefet” oluyor… Erkekle rekabete giriyor. Oysa rekabete ne gerek var, karı-koca birbirine rakip değil ki birbirinin tamamlayıcısı. Feminizm o zamanlarda da etkiliydi, bünyeyi bu kadar [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/gundem/sehirdekilerin-cogu-ana-muhalefet-oluyor/44061/">Şehirdekilerin Çoğu “ana muhalefet” oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bundan otuz iki sene evvel “köyden” evlendim.</p>
<p>Şehirde her biri üniversiteli ya da üniversite mezunu nice kız vardı, buralardan da evlenebilirdim ama tercihimi köyden yana kullandım.</p>
<p>Zira şehirdekilerin çoğu “ana muhalefet” oluyor…</p>
<p>Erkekle rekabete giriyor.</p>
<p>Oysa rekabete ne gerek var, karı-koca birbirine rakip değil ki birbirinin tamamlayıcısı.</p>
<p>Feminizm o zamanlarda da etkiliydi, bünyeyi bu kadar sarmamış olsa da kızlar-kadınlar değişiyordu.</p>
<p>Ben değişimden en az etkilenen birini aradım ve şükür buldum.<br />
O günlerde hanımın köyünde sürekli olarak ikamet eden en az 200 kişi vardı.</p>
<p>Köyün öğretmeni, okulu bile vardı.</p>
<p>Çift kale maç yapardık bazen, hakem lüksümüz bile eksik değildi.</p>
<p>Şimdi,</p>
<p>Orada yaz kış yaşayan sayısı 10!</p>
<p>Köy neredeyse boşalmış durumda, yazları şöyle bir uğrayanlar oluyor, bu sayede 40 kişiyi bir arada görebiliyoruz.</p>
<p>Onun dışında köy öldü ölecek.</p>
<p>Genç kalmayınca, tarlaları ağaç basmış durumda.</p>
<p>Ormana gitmiş tarlalar!</p>
<p>Az sayıdaki yerleşik köylü “Ekecek biçecek yer kalmadı gibi, olanlara da eksen ne olacak, hepten zarar!” diyor.</p>
<p>Allah korusun bir savaşa girsek büyük sıkıntı.</p>
<p>Aile Bakanı, bir ara “Nüfus artış hızı böyle düşmeye devam ederse 20, 30 yıl sonra askere alacak genç bulamayabiliriz!” demişti hatırlarsınız.</p>
<p>Savaşta kullanılabilecek savunma ürünlerinin sayısı, niteliği her geçen gün artıyor…</p>
<p>Bu alanda gittikçe daha fazla yerlileşiyoruz da çok şükür…</p>
<p>Gıda güvenliği ne olacak?</p>
<p>Bu işler insanla oluyor.</p>
<p>Ben tarla işlerinden anlamam, çünkü öyle bir ortamda büyümedim.</p>
<p>Bizim çocuklar da öyle ve buralardan kopmuş köylülerimizin çocukları da..</p>
<p>Köy işlerini bilmiyorlar, öğrenmek de istemiyorlar!</p>
<p>Savaşta en fazla “yiyecek” lâzım.</p>
<p>Onu da üretecek insan lâzım.</p>
<p>Epeyce bir süredir “İnekler atmosferi kirletiyor. En iyisi yapay et!” propagandası var.</p>
<p>Ona mı güveniyoruz acaba?</p>
<p>Neye güveniyoruz bilmem ama…</p>
<p>İşlerin çok sıkıntılı olduğunu bilirim.</p>
<p>Buralarda usta kalmamış gibi, bu da büyük dert.</p>
<p>Ustalar yaşlanmış, kenara çekilmeye hazırlanıyor.</p>
<p>Çırak yok, kalfa da yok.</p>
<p>Gençler lisede, üniversitede vakit geçiriyor.</p>
<p>Mesleksiz mezunlar olarak “torpil bulabilmeyi” hayal ediyor.</p>
<p>Ben de buradan gençlere “Bir an evvel hayata atılın, paranızı kazanın, biriktirin, evlenin, en az 3 çocuk yapın!” diyorum.</p>
<p>Ha yeri gelmişken…</p>
<p>Mecburi eğitimin süresi 12 sene ya!</p>
<p>Bize yetmiyor bu…</p>
<p>Yetkililerimiz şunu 20 yıla yükseltsin de…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kaynak: Milat.com</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/gundem/sehirdekilerin-cogu-ana-muhalefet-oluyor/44061/">Şehirdekilerin Çoğu “ana muhalefet” oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/gundem/sehirdekilerin-cogu-ana-muhalefet-oluyor/44061/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>En düşük emekli maaşı 20 bin… Ya diğerleri ne olacak?</title>
		<link>https://www.millinizam.com/gundem/en-dusuk-emekli-maasi-20-bin-ya-digerleri-ne-olacak/37339/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/gundem/en-dusuk-emekli-maasi-20-bin-ya-digerleri-ne-olacak/37339/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serdar Arseven]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Jan 2026 13:37:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[ÜSTMANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[emekli]]></category>
		<category><![CDATA[Emekli aylığı]]></category>
		<category><![CDATA[Emekli maaşları]]></category>
		<category><![CDATA[Serdar Arseven]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=37339</guid>

					<description><![CDATA[<p>Serdar Arseven / Güncel Analiz Gazeteci Yazar Serdar Arseven, MilliNizam.Com için en düşük emekli maaşının 20 bin liraya yükseltilmesi ve ardından gelen tepkileri değerlendirdi. Arseven değerlendirmelerine “En düşük emekli maaşı alanların desteklenmesine elbette karşı değilim ama bir üst, iki üst, üç üst dilimdekiler adaletsizliğe uğruyor, bu da tepkilere yol açıyor” diyerek başladı. Arseven şöyle devam [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/gundem/en-dusuk-emekli-maasi-20-bin-ya-digerleri-ne-olacak/37339/">En düşük emekli maaşı 20 bin… Ya diğerleri ne olacak?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Serdar Arseven / Güncel Analiz</b></p>
<p><b>Gazeteci Yazar Serdar Arseven</b><span style="font-weight: 400;">, MilliNizam.Com için en düşük emekli maaşının 20 bin liraya yükseltilmesi ve ardından gelen tepkileri değerlendirdi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Arseven değerlendirmelerine </span><b>“En düşük emekli maaşı alanların desteklenmesine elbette karşı değilim ama bir üst, iki üst, üç üst dilimdekiler adaletsizliğe uğruyor, bu da tepkilere yol açıyor”</b><span style="font-weight: 400;"> diyerek başladı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Arseven şöyle devam etti:</span></p>
<p><b>“</b><b>Aralık 2025 itibarıyla en düşük emekli aylığı 16.881 TL seviyesindeydi. 2026 Ocak zammı için 6 aylık enflasyon farkı (TÜİK verilerine göre %12,19) uygulandığında, bu rakam otomatik olarak yaklaşık 18.939 TL&#8217;ye yükseliyordu. İktidar en düşük emeklinin aylığını beklendiği gibi 20 bin liraya yükseltti.AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler tarafından Meclis&#8217;e sunulan kanun teklifiyle en düşük emekli maaşı %18,48 oranında artırılarak doğrudan 20 bin TL olarak belirlendi. Bu artış, memur emeklilerine uygulanan zam oranına (%18,60 civarı) yakın bir seviyede. Fark yaklaşık 3.119 TL. Bunun Hazine’ye ek maliyeti yaklaşık 69,5 milyar TL olarak hesaplanıyor.</b></p>
<p><b>Bu karar, özellikle düşük kök maaşı nedeniyle zamdan yeterince yararlanamayan emeklilere biraz nefes aldırırken, uzun yıllar yüksek prim ödeyen emekliler, bu düzenlemeden rahatsız oldu. Çünkü, en düşük maaş alanlar (genellikle düşük prim günleri veya düşük ücretle çalışanlar) doğrudan 20 bin TL alacak. Buna karşın, yüksekten prim yatıranların maaşları genellikle 20-30 bin TL arasında kalıyor ve oransal zam (%12,19) nedeniyle aradaki fark iyice azalıyor. Ben yıllar yılı çok daha fazla prim ödedim, neden asgari düzeydeki maaşla aynı seviyeye geliyorlar?’ sorusu sıkça dile getiriliyor.”</b></p>
<p><b>İNTİBAK DÜZENLEMESİ ŞART</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Emekli maaşları düzenlemesinde sürekli olarak “en düşük aylık” meselesinin gündeme geldiğini dile getiren </span><b>Serdar Arseven</b><span style="font-weight: 400;"> bu konudaki çözümün ancak “intibak” düzenlemesiyle sağlanabileceğini belirtti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2000 ve 2008 yıllarında yapılan Aylık Bağlama Oranları düzenlemeleri yüzünden emekli maaşlarında büyük kayıplar yaşandığını  vurgulayan MilliNizam.Com yorumcusu Arseven değerlendirmelerini şöyle tamamladı:</span></p>
<p><b> “Aylık bağlama oranları makul seviyede olursa, adalet büyük ölçüde sağlanır. 2000 öncesi aylık bağlama oranları çok daha yüksekti. Aylık bağlama oranının tabanı yüzde 60, tavanı ise yüzde 76 idi. Bu oranlar 2000’de ve 2008’de düşürüldü. Şu anda yüzde 40, yüzde 50 olarak uygulanıyor aylık bağlama oranı. Yani, çalışırken 40 bin lira alıyorsanız, yüzde 50 hesabıyla emekli olunca 20 bin lira alacaksınız demektir. Bu durum da sıkıntılara, adaletsizliklere yol açıyor. İntibak düzenlemesi ile aylık bağlama oranları artar, emekli biraz olsun nefes alır.”</b></p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/gundem/en-dusuk-emekli-maasi-20-bin-ya-digerleri-ne-olacak/37339/">En düşük emekli maaşı 20 bin… Ya diğerleri ne olacak?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/gundem/en-dusuk-emekli-maasi-20-bin-ya-digerleri-ne-olacak/37339/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kıbrıs İkinci Filistin Olmasın!</title>
		<link>https://www.millinizam.com/yazarlar/kibris-ikinci-filistin-olmasin/33944/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/yazarlar/kibris-ikinci-filistin-olmasin/33944/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serdar Arseven]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Jun 2025 13:51:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=33944</guid>

					<description><![CDATA[<p>Duayen gazeteci-yazar Serdar Arseven Milat&#8217;taki köşe yazısında Yavru Vatan KKTC&#8217;de Siyonist Terör Örgütü İsrail&#8217;in sinsi planlarına dikkat çekti&#8230; &#160; Arseven&#8217;in yazısı şöyle: Soykırımcı Terör Örgütü İsrail, İran’a saldırınca “Sıra kimde?”  sorusu tekrar  gündeme geldi haliyle. Soykımcı Sapkın Netahyahu, İran’a saldırmadan önce “Osmanlı geri gelemez artık!” demişti malûm. Siyonist, Osmanlı’nın geri gelmeyecek olmasını kendisi için bir “güvence” olarak görüyor. Belli [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/kibris-ikinci-filistin-olmasin/33944/">Kıbrıs İkinci Filistin Olmasın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Duayen gazeteci-yazar Serdar Arseven Milat&#8217;taki köşe yazısında Yavru Vatan KKTC&#8217;de Siyonist Terör Örgütü İsrail&#8217;in sinsi planlarına dikkat çekti&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Arseven&#8217;in yazısı şöyle:</p>
<p>Soykırımcı Terör Örgütü İsrail, İran’a saldırınca <strong>“Sıra kimde?”  </strong>sorusu tekrar  gündeme geldi haliyle.</p>
<p>Soykımcı Sapkın Netahyahu, İran’a saldırmadan önce “Osmanlı geri gelemez artık!” demişti malûm.</p>
<p>Siyonist, Osmanlı’nın geri gelmeyecek olmasını kendisi için bir <strong>“güvence”</strong> olarak görüyor.</p>
<p>Belli mi olur bu işler, ya Osmanlı geri gelirse?</p>
<p>Osmanlı’nın geri gelmesi, ismen, cismen geri gelmesi değil elbette.</p>
<p>O azametin, o kudretin geri gelmesi.</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden, yani bugünkü Devletimiz’den bunu beklemek hakkımız.</p>
<p>Bu olur mu?</p>
<p>Mümkün mü?</p>
<p>Birçok sıkıntımız var, etrafımız kuşatılmış durumda, ekonomik açıdan çok büyük zorluklar içindeyiz.</p>
<p>Milyonlar, anne baba olmayı külfet olarak görüyor artık.</p>
<p>Büyük bir hızla boşanıyor ve yaşlanıyoruz.</p>
<p>Birçok sıkıntımız var ama milletlerin hafızası da var.</p>
<div id="ad_121" data-pagespeed="true" data-advert="temedya" data-channel="121"></div>
<p>Bazı durumlarda, o hafızamız ortaya çıkıyor ve en büyük imtihanlardan başarıyla geçmemizi sağlıyor.</p>
<p>Atak yapmaya başladığımızda, yedi düvelin üzerimize çökmeye çalışması da doğru yolda olduğumuzu gösteriyor.</p>
<p>Rahatsızlık duyuyorlarsa doğru yoldayız demektir.</p>
<p>Bugün karşı karşıya bulunduğumuz büyük sıkıntıları, İnşaAllah inancımızın emri olan, atalarımızdan miras kalan mücadele ruhuyla aşacağız.</p>
<p>O ruha sahip olmanın yolu da <strong>“bilinçle”</strong> kuşanmaktan geçiyor.</p>
<p>Biz bu mücadeleye elimizden geldiğince katkı vermeye devam edeceğiz kısmetse.</p>
<p>Bu kritik süreçte, üzerinde durmak istediğimiz öncelikli konular arasında Kıbrıs’a tezgâh meselesi de var.</p>
<p>İsrail Terörü’nün dur durak bilmediği bu süreçte, ilgimizi eksik etmememiz gereken son derece stratejik vatan parçamız.</p>
<p><strong>KIBRIS’A PÜRDİKKAT!</strong></p>
<p>Bilenler bilir; üzerinde ısrarla durmaya çalıştığımız meselelerden biri de “<strong>KKTC’deki Siyonist İşgal Girişimleri”</strong>dir.</p>
<p>KKTC’nin bugün ne büyük problemlerle karşı karşıya olduğunu…</p>
<p>Kıbrıs Türklerini Yunan Soykırımı’ndan kurtaran Devletimizin daha sonraki yıllarda bu konuya yeterince ilgi göstermediğini her fırsatta dile getiriyoruz.</p>
<p>Medyamızın ilgisizliğine de tepki gösteriyoruz.</p>
<p>Gösteriyoruz ama, “kişisel ve kurumsal menfaat ilişkilerine” odaklanmış medyamızdan çok az kişinin ve kurumun ilgisini çekebiliyoruz bu alana.</p>
<p>Bizim medyamız kabaca ikiye ayrılmış durumda:</p>
<p>Bir tarafta iktidar ne yaparsa yapsın alkışlayanlar…</p>
<p>Diğer taraftaysa iktidar ne yaparsa yapsın yuhalayanlar.</p>
<p>Biz, bu sıkıntılı ortamda <strong>“Kıbrıs İkinci Filistin Olmasın!”</strong> başlığı altında mesajlarımızı vermeye çalışıyoruz işte.</p>
<p>Bu hassas günlerde, “<strong>İsrail’in Kıbrıs üzerindeki hesapları”</strong> meselesine belki biraz olsun dikkat çekebiliriz.</p>
<p>Bildiğiniz gibi, Yunanistan ve Rum tarafı ile her konuda anlaştılar.</p>
<p>O kadar yakın ilişki var ki aralarında, Soykırımcı Netanyahu uçaklarını Yunanlılara emanet ediyor!</p>
<p><strong>Rumların hava savunması da İsrail’e emanet.</strong></p>
<p><strong>Doğu Akdeniz’in zenginliklerinden Rumlara da pay veriyor ABD-İngiltere-İsrail ittifakı…</strong></p>
<p><strong>Bizi de dirsekleyebildiği kadar dirsekliyor; Akdeniz’de, Ege’de sandal yüzdüremez hale getirmeye çalışıyor.</strong></p>
<p><strong>Ege’deki zamanında Yunanistan’a verilmiş adalar silah deposu ve silahların namluları Anadolu’ya dönük vaziyette.</strong></p>
<p><strong>Batı Trakya da aynı durumda,  o taraftan da  kuşatılmış vaziyetteyiz.</strong></p>
<p><strong>Doğu Akdeniz tarafındaki İsrail-ABD yığınağının en büyük hedeflerinden biri de Türkiye.</strong></p>
<p><strong>Bu durumda Suriye kadar, KKTC’nin de milyon kere hayati önemi oluyor bizim için.</strong></p>
<p><strong> </strong>KKTC’deki yabancıların özellikle de Siyonistlerin gayrimenkul alımlarının ve farklı yöntemlerle şirketleşmelerinin ne boyutlara vardığına dair yazılarımıza kolaylıkla ulaşabilirsiniz.</p>
<p>Biz konuyu gündeme getirmeye çalışıyoruz ama ne yazık ki<strong> “bizim”</strong> medyamız pek oralı olmuyor!</p>
<p>Bu durumda ne yapalım…</p>
<p>“Kamuoyunun ilgisini Kıbrıs Dâvâmız’a çekme çabamıza devam!” diyelim</p>
<p><strong>Türk Dünyası Yörük Türkmen Birliği Genel Sekreteri Cemal Akkuş</strong>’un <strong>“Yeniden Kıbrıs Cephesi”</strong>  adlı çalışmasından da istifadeyle ortaya koyduğumuz tabloyu dikkatlere arz edelim:</p>
<p>1- ABD&#8217;nin bölge politikaları, son yıllarda İsrail ile olan askeri koordinasyonu artırarak, GKRY&#8217;yi de (Güney Kıbrıs Rum Yönetimi) kapsayan yeni bir güvenlik doktrini oluşturmuştur. Özellikle İsrail&#8217;in Kıbrıs&#8217;taki üsleri aktif olarak kullanmaya başlaması, GKRY&#8217;ye sağlanan askeri destekler ve ABD&#8217;nin Kürt grupları üzerinden Türkiye&#8217;ye baskı oluşturma politikaları, yeni bir tehdit dengesinin ortaya çıktığını göstermektedir.</p>
<p><strong>2-</strong> GKRY, son yıllarda askeri kapasitesini artırma yoluna gitmiş, Özellikle İsrail ile askeri iş birliklerini genişletmiştir. İsrail, Kıbrıs&#8217;ta hava ve deniz üsleri edinerek Doğu Akdeniz&#8217;deki askeri etkinliğini genişletmekte ve Türkiye&#8217;nin bölgedeki hareket alanını kısıtlamaktadır. GKRY Savunma Bakanı Vasilis Palmas&#8217;ın açıklamalarında vurguladığı üzere, İsrail&#8217;in ada üzerinde etkinlik kazanması ve ABD ile ortak çalışmalara hız vermesi, Türkiye&#8217;yi çok yönlü bir tehdit ile karşı karşıya bırakmaktadır.</p>
<p><strong>3-</strong> Son yıllarda İsrailli firmalar ve yabancı sermaye KKTC&#8217;de büyük çaplı arazi ve mülk alımları gerçekleştirmiştir, KKTC&#8217;nin demografik yapısını ve ekonomik kontrol mekanizmasını dönüştürmeye yönelik hamleler yapmıştır. Her ne kadar mülk alımına yasal sınırlama getirilmiş ise de hileli yollarla bu stratejiye devam edilmektedir. <strong> </strong></p>
<p><strong>4- </strong>Doğu Akdeniz&#8217;de enerji yatakları ve deniz yetki alanlarının belirlenmesi, Türkiye için hayati önem arz etmektedir. GKRY&#8217;nin Mısır, Yunanistan ve İsrail ile ortak enerji projelerine imza atması, Türkiye&#8217;nin bölgedeki haklarını göz ardı eden bir ortam oluşturmuştur. Kıbrıs&#8217;la olan bağların zayıflaması, Türkiye&#8217;nin Doğu Akdeniz&#8217;de sınırlanmasına ve bölge dengesinin Türkiye aleyhine değişmesine neden olabilir.</p>
<p><strong>5- </strong>Kıbrıs, Türkiye&#8217;nin gelecekteki jeopolitik pozisyonunu belirleyecek en kritik cephelerden biri haline gelmiştir. ABD&#8217;nin İsrail ile birlikte GKRY&#8217;yi bir askeri ve stratejik merkez haline getirmesi, KKTC&#8217;de giderek artan yabancı mülk edinimleri ve ekonomik hamleler, Türkiye&#8217;nin aktif bir Kıbrıs politikası belirlemesini zorunlu kılmaktadır.</p>
<p><strong>6-</strong> Türkiye&#8217;nin, Kıbrıs&#8217;taki varlığını güçlendirmek, KKTC&#8217;nin siyasi ve ekonomik bağımsızlığını perçinlemek ve Doğu Akdeniz&#8217;deki hak ve menfaatlerini korumak adına yeni bir strateji belirlemesi elzemdir. Bu noktada, KKTC&#8217;nin Türkiye ile birleşmesi ve tek bir devlet olması gerekliliği de önemli bir alternatif olarak değerlendirilmelidir.  Kıbrıs, Türkiye için sadece tarihi bir miras değil, aynı zamanda gelecekteki jeopolitik bağımsızlığının anahtarıdır.</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/kibris-ikinci-filistin-olmasin/33944/">Kıbrıs İkinci Filistin Olmasın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/yazarlar/kibris-ikinci-filistin-olmasin/33944/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İç sesinizi dinleyin!</title>
		<link>https://www.millinizam.com/yazarlar/ic-sesinizi-dinleyin/33877/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/yazarlar/ic-sesinizi-dinleyin/33877/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serdar Arseven]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Jun 2025 09:21:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=33877</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsanoğlu hep ümitlere sarılmak ister. Bir hedefi olsun, o hedefim doğrultusunda ilerleyeyim ister. Hedefi olmayan insan, yönünü rüzgârın belirlediği yaprak gibidir. İnsanı hayata bağlayan, ümitleridir, hedefleridir. Ümidini kaybetmiş insan savrulur gider. Toplumlar da böyledir. Topluluklar ortak idealler, ümitler, hedefler etrafında birleşir. Ortak ilkeleri, ülküleri, hedefleri olmayan toplumlar dağılıp gitmeye mahkûmdurlar! Biz, uzun yıllardır “ortak” duyguları, ortak hedefleri [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/ic-sesinizi-dinleyin/33877/">İç sesinizi dinleyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanoğlu hep ümitlere sarılmak ister.</p>
<p>Bir hedefi olsun, o hedefim doğrultusunda ilerleyeyim ister.</p>
<p>Hedefi olmayan insan, yönünü rüzgârın belirlediği yaprak gibidir.</p>
<p>İnsanı hayata bağlayan, ümitleridir, hedefleridir.</p>
<p>Ümidini kaybetmiş insan savrulur gider.</p>
<p>Toplumlar da böyledir.</p>
<p>Topluluklar ortak idealler, ümitler, hedefler etrafında birleşir.</p>
<p>Ortak ilkeleri, ülküleri, hedefleri olmayan toplumlar dağılıp gitmeye mahkûmdurlar!</p>
<p>Biz, uzun yıllardır <strong>“ortak”</strong> duyguları, ortak hedefleri kaybetmiş bir halde, bir şeyler yapmaya mı çalışıyoruz acaba?</p>
<p>Pusulayı mı kaybettik acaba?</p>
<p>Dönüp duruyor muyuz, yalpalayıp duruyor muyuz?</p>
<p>Ne yazık ki…</p>
<p>Bütün güzel güzel kavramlarımızın içlerini boşalttık.</p>
<p>Hizmet’i FETÖ yedi bitirdi.</p>
<p>İhlas, <strong>“finans”</strong> oldu, Bereket <strong>“sigorta”</strong>!</p>
<p>İnandığımız gibi yaşamayınca, yaşadığımız gibi inanmaya başladık.</p>
<p>Teviller, ruhsatlar alanını elimizden geldiği kadar, hatta gelmediği kadar genişlettik…</p>
<p>Her duruma uygun <strong>“retorik” </strong>ürettik.</p>
<p>Kendimizi “güncelledikçe” güncelledik, dünü kaybettik.</p>
<p>Dedeye, nineye, anneye, babaya, kardeşe, akrabaya, konuya komşuya, küçüğe, büyüğe saygıyı sevgiyi kaybettik.</p>
<p><strong> “Şaşırma”</strong>yı kaybettik..</p>
<p><strong>“Alışmayı”</strong> benimsedik.</p>
<p>Kanıksadık!..</p>
<p>Artık hiçbir şey tuhaf gelmiyor bize…</p>
<p>Şaşırtmıyor…</p>
<p>Öyle bir hissizlik hâli ki bu, ekranlardaki en berbat programlar bile batmıyor bize.</p>
<p>Aldırmıyoruz ki tepkimiz olsun.</p>
<p>Misal…</p>
<p><strong>“Kemal”</strong> ismini yüceltmek için <strong>“Abdürrezzak”</strong> ismiyle dalga geçiliyordu bir yerli (!) dizinin sezon finalinde.</p>
<p>Bunu birilerine anlattım…</p>
<p><strong>“Bebeğe bu isim konulmaz ama!”</strong> dediler.</p>
<p>Anlamını sordum bu ismin…</p>
<p>Bilemediler!</p>
<p>Bilmiyoruz, bildiklerimizin de içlerini boşaltıyoruz.</p>
<p>Kavramlarımız elimizden uçup gittikçe, biz de kayıp gidiyoruz bir yerlere.</p>
<p>Şimdilerde, her kıymet kıymetsiz…</p>
<p>Mesela…</p>
<p>Bölünmez bütünlükten bahsediyorum…</p>
<p>“Aman ha!” diyorum…</p>
<p>“Yavaş yavaş federasyon tartışılsın lâfları dolaşıma sokuluyor birileri tarafından… Bazı konular kırmızı çizgi olarak kalmalıdır. Federasyon demek bölünmek demektir!” diyorum.</p>
<p>Uyanıklar işi biliyor, ama çoğunluk bu konulara zerre ilgi göstermiyor!</p>
<p><strong>“Kendi kaderini tayin hakkı, BM İkiz Sözleşmeler” </strong>diyorum, <strong>“Onlar da ne ki?”</strong> cevabını alıyorum doktora yapmışlardan bile!</p>
<p>Merhum Cem Karaca’nın şarkısını dinletiyorum:</p>
<p><strong>“</strong><strong>Alavere dalavere kim ala da kim vere rap rap</strong><br />
<strong>Köşeleri möşeleri dön baba dönelim rap rap<br />
Raptiye rap rap zaptiye zap zap rap rap<br />
N&#8217;aber nitekim gene geldi şapka rap rap!”</strong></p>
<p>Zevkle dinliyorlar ama, bu şarkıdaki sözlerin ne anlama geldiğini bilen neredeyse çıkmıyor, özellikle genç nesilden.</p>
<p>Buradaki <strong>“Baba”</strong> kimdir, <strong>“Nitekim gene geldi şapka!”</strong> sözleriyle, o şartlarda neler işaret edilmiştir.</p>
<p>Bilen çok az!</p>
<p><strong> “Aile fotoğrafı”</strong> desen…</p>
<p><strong>“Baba”</strong> desen…</p>
<p><strong>“Nitekim hatta netekim”</strong> desen…</p>
<p>12 Eylül desen…</p>
<p>24 Ocak kararları desen…</p>
<p>28 Şubat desen…</p>
<p>Pek de anlam ifade etmiyor…</p>
<p>Amma velâkin…</p>
<p>14 Şubat desen…</p>
<p>Herkes <strong>“lâp” </strong>diye biliyor!..</p>
<p>*</p>
<p>Gençlerin kahir ekseriyeti mesleksiz…</p>
<p>Hedefsiz…</p>
<p>Geçtiğimiz günlerde, 30 yaşındaki üniversite mezunu bir genç geldi.</p>
<p>Uzun uzun konuştuk…</p>
<p><strong>“E, artık yavaş yavaş evlilik işini de düşünürsün”</strong> dedim&#8230;</p>
<p><strong>“Zamanı var”</strong> dedi.</p>
<p><strong>“Peki, düşündüğün biri var mı?”</strong> dedim.</p>
<p><strong>“Yok.”</strong> Dedi.</p>
<p><strong>“Hayat plânın?”</strong> diye sordum.</p>
<p><strong>“Üzerime fazla yük almadan biraz yaşamak!”</strong> dedi!</p>
<p>Annelik, babalık pek de şey değil yani…</p>
<p>Zamanla olur…</p>
<p>Olursa olur…</p>
<p>Evlilik dediğin külfet…</p>
<p>Bir de bunun, işler ters giderse <strong>“ömür boyu nafaka mahkûmu olma”</strong> tarafı var.</p>
<p><strong>“Evlendikten sonra benim alacağım mallar otomatikman yarı yarıya mı oluyor abi?”</strong></p>
<p>Böyle sorular da var!.</p>
<p>*</p>
<div id="ad_121" data-pagespeed="true" data-advert="temedya" data-channel="121"></div>
<p>Ne hallere geldik Allah’ım!</p>
<p>*.</p>
<p>Eskiden bizi birleştiren heyecanlar vardı.</p>
<p>Mesela…</p>
<p>Milli maçlarda çok heyecanlanırdık.</p>
<p>Bizim kulüplerden biri “yabancılarla” maç yaptığında, hep birlikte, o kulübün taraftarı olurduk müsabaka bitinceye kadar.</p>
<p>Şimdi onlar da pek kalmadı.</p>
<p><strong>“Bizim”</strong> medyamız da, bu işlere fazla kafa yormuyor artık.</p>
<p>Bırakmış gibi işin ucunu…</p>
<p>*</p>
<p>Farklı partiler var ama hiçbirinden ümit yok gibi…</p>
<p>Sokaklarda hep <strong>“al birini vur öbürüne” </strong>lâflarını işitiyorum!</p>
<p>Kanıksanmış artık her şey…</p>
<p>Ve şaşırtmıyor hiçbir şey!</p>
<p>Bu durumda, nasıl olacak da olacak bu işler?</p>
<p>*</p>
<p>Ben çok iyi biliyorum ki…</p>
<p>Ekranlarda söylenenler başka, kapı arkalarında söylenenler başka…</p>
<p>Duvardaki resimler başka, gerçekler başka!..</p>
<p>*</p>
<p>Bu gidiş iyiye gidiş değil…</p>
<p>Silkinip kendimize gelmemiz gerekiyor.</p>
<p>Bunun için de..,.</p>
<p>Bir şeylerden vazgeçebilmemiz!</p>
<p>İnce hesaplar, çok büyük zararlara yol açıyor zira!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>(MİLAT )</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/ic-sesinizi-dinleyin/33877/">İç sesinizi dinleyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/yazarlar/ic-sesinizi-dinleyin/33877/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dil Yarası, Dil Yarası!..</title>
		<link>https://www.millinizam.com/yazarlar/dil-yarasi-dil-yarasi/18639/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/yazarlar/dil-yarasi-dil-yarasi/18639/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serdar Arseven]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Jan 2024 22:38:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=18639</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vakti zamanında, dilimi tutamamaktan dolayı, niyetim iyi olsa da nice kalpler kırmışlığım vardır. Aklıma gelenleri arayıp, “helâllik”istiyorum. İki Cihan Serveri Peygamber Efendimiz, “Yâ Resûlallah! Bana tavsiyelerini arttır!” diyen Mübarek Vali’ye… “İnsanlara güzel ahlâk ile muamelede bulun!” buyuruyor… Vali ile beraberinde gönderdiği bir başka Mübarek Zat’a tavsiyesi ise şu oluyor: “Kolaylaştınız! Zorlaştırmayınız! Müjdeleyiniz nefret ettirmeyiniz. Birbirinizle [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/dil-yarasi-dil-yarasi/18639/">Dil Yarası, Dil Yarası!..</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="py-3">
<h1 class="mavi f40 f700"><span style="font-size: 16px;">Vakti zamanında, dilimi tutamamaktan dolayı, niyetim iyi olsa da nice kalpler kırmışlığım vardır.</span></h1>
</div>
<div class="pb-3 metin">
<p>Aklıma gelenleri arayıp, “helâllik”istiyorum.</p>
<p>İki Cihan Serveri Peygamber Efendimiz, “Yâ Resûlallah! Bana tavsiyelerini arttır!” diyen Mübarek Vali’ye…</p>
<p>“İnsanlara güzel ahlâk ile muamelede bulun!” buyuruyor…</p>
<p>Vali ile beraberinde gönderdiği bir başka Mübarek Zat’a tavsiyesi ise şu oluyor:</p>
<p>“Kolaylaştınız! Zorlaştırmayınız! Müjdeleyiniz nefret ettirmeyiniz. Birbirinizle iyi anlaşın, iyi geçinin, ihtilâfa düşmeyin!”</p>
<p>Dil meselesi.</p>
<p>“Dudaktan kalbe giden bir yol var ki, saygı ve sevgidenmiş.”</p>
<p>Biz saygıyı da öldürdük, sevgiyi de!</p>
<p>Son misal:</p>
<p>Bu hayat şartlarında sadece yüzde beş oranında ilave maaş zammı yapılmasından ve kesimlerin gelirleri arasındaki uçurumun iyice artmasından dolayı “hayal kırıklıklarını” dile getiren emeklilerimize öyle hakaretler edildi ki..</p>
<p>“Eyvahlar olsun!” dedim; “Biz ne zaman ve nasıl bu hale geldik!”</p>
<p>Hani, isimsiz hesapları saymıyorum, her taraf trol dolu malûm…</p>
<p>Ne yazık ki,</p>
<p>Ciddiye alınmaları, “emsal” olmaları gereken nice hesap sahibi, maalesef çok kırıcı ifadeler kullandı.</p>
<p>Memlekete bağlılıklarını, vatan sevgilerini her vesileyle ispat etmiş, vatanını müdafaa için bedel ödemeyi göze almış, ödemiş bu insanlara tepeden bakışlar, onları birer asalak olarak görüşler, “vatanseverlik” dersi vermeye cür’et edişler!..</p>
<p>Bu mudur yani, bu insanları böyle mi çekeceksiniz yanınıza?</p>
<p>İterek mi çekeceksiniz?</p>
<p>Hakaret ederek mi?</p>
<p>Dalga geçerek mi?</p>
<p>“Hain”e kadar varan ithamlarda bulunarak mı?</p>
<p>Yok, bu tavır tavır değil.</p>
<p>Böyle yapanlar nereye destek verdiklerini zannediyorlarsa, en büyük zararı oraya veriyorlar.</p>
<p>Ülkemize veriyorlar!..</p>
<p>Sadece sosyal medyada değil, her yerde hoyratlık havası var.</p>
<p>İnsanlar birbirlerini acımasızca suçluyor!</p>
<p>Biz ne zaman ve nasıl bu hale geldik?</p>
<p>Kavramlarımız, değerlerimiz nasıl oldu da bu kadar aşındı?</p>
<p>Ne demişler;</p>
<p>İğneyi kendine, çuvaldızı başkasına!</p>
<p>Bizler, anneler babalar olarak, öğretmenler-yazarlar çizerler olarak çocuklarımıza ne verdik ki, ne almayı umuyoruz?</p>
<p>Aman yüksek puan tuttursun, aman iyi bir yeri kazansın, aman mezun olduktan sonra iyi para kazansın…</p>
<p>Hep, maddi dünyalarına hitap ettik.</p>
<p>Çocuklarımızı birer “başarı” makinesi, “yarış atı” olarak gördük.</p>
<p>Kendi yapamadıklarımızı onlardan bekledik, gerçekleştiremediğimiz hayalleri onların sırtına yükledik.</p>
<p>Kendimizi eğitmedik; hal ilminden uzakta kaldık, “politikaya” daldık…</p>
<p>İnsan ilişkilerinde “insanı” değil de, makamı, serveti öne aldık.</p>
<p>Maddiyattan bir dünya kurduk, vicdanımızı rahatlatmak için de üzerine “maneviyat” sosu döktük!..</p>
<p>Çocuklara, gençlere güzel rol modeller olamadık.</p>
<p>Bir de ikide bir eleştirdik, her birimiz birer “yargıç” olduk, habire yargıladık!</p>
<p>Gençlerimize de “Sen bilmezsin, çünkü bizim zamanımızda yaşamadın!” diyerek tepeden baktık.</p>
<p>Öyle ya, biz her şeyi çok iyi biliyoruz!</p>
<p>Birer bilinç abidesiyiz!</p>
<p>Hem zaten, bir zamanlar da birer kahramandık!</p>
<p>Biz gençlerimizi dünü bilmezlikle suçladık, evet…</p>
<p>Bunu söylerken de, Merhum Sultan Abdülhamit Han Dönemi’nden misaller vermeyi ihmal etmedik, sanki o günleri bizzat yaşamışız gibi!..</p>
<p>Velhasılı;</p>
<p>Ne ekersen onu biçersin!</p>
<p>Bugünü beğenmiyorsan, dön de aynaya bak!</p>
<p>Etki, tepki meselesi…</p>
<p>Bir öğretmen, öğrencilerin derse karşı ilgisiz olmasından şikâyet ediyorsa, dönsün de bir zahmet aynaya baksın.</p>
<p>Hiç yoklama almadığı halde derslerine mutlaka girdiğimiz hocalarımız da vardı, sıkı sıkı yoklama aldırdığı için “zoraki” girdiğimiz hocalarımız da…</p>
<p>Bebekleri, çocukları, gençleri suçlamakla elimize ne geçecek?</p>
<p>Gencimizi, yaşlımızı yıpratarak…</p>
<p>“Empati”yi aklımızın ucundan bile geçirmeyerek, varacağımız yer neresi?</p>
<p>Milyonlarca üniversitelimizin olmasıyla övünüyoruz…</p>
<p>Peki, üniversitelerimizin “bilimsel bilgi üretim” düzeyiyle övünebiliyor muyuz?</p>
<p>Hukukçularımız, hukuk eğitiminden memnun mu?</p>
<p>Mühendislerimiz, mühendislik eğitiminden memnun mu?</p>
<p>İlahiyatçılarımız, ilahiyat eğitiminden memnun mu?</p>
<p>Ben meslekte 37 yılı devirmiş bir gazeteci olarak söyleyeyim;</p>
<p>“iletişim fakültelerinden!” hiç memnun değilim.</p>
<p>Gençler, okuldan neredeyse sıfır bilgi ile geliyorlar.</p>
<p>Üniversitede dört senede öğrendiklerinin elli katını bizden 3 ayda alıyorlar.</p>
<p>Üç aylık “hızlandırılmış mesleki eğitimin” sonunda da,</p>
<p>“Yıllarımızı boşuna harcamışız, Açık Öğretim bitirseymişiz de olurmuş!” diyorlar.</p>
<p>Bizler, sürekli olarak “maddiyat”a yönlendirdik çocuklarımızı…</p>
<p>Yönlendirdik de ne geçti elimize?</p>
<p>Ne maddiyat, ne de maneviyât!..</p>
<p>Efendim;</p>
<p>Ben 28 Şubat sürecinin o çetin günlerinde gözünü budaktan sakınmayan bir genç gazeteciydim.</p>
<p>Bugün sosyal medyadan, emeklilere ve gençlere hakaret edenlerin çoğu o zamanlar yoktu, ya da piyasada yoktu!..</p>
<p>Bugün, bakıyorum da ne ihtiyar tanıyorlar, ne de genç!..</p>
<p>Dönüp aynaya bakmam lâzım; “Ne verdin ki ne bekliyorsun!” diyerek.</p>
<p>Eksiklik bizde.</p>
<p>Kendi hatalarımıza yoğunlaşsak, “kusur arama” hastalığından kurtulacağız.</p>
<p>Dilimizi terbiye edeceğiz.</p>
<p>x</p>
<p>Dudaktan kalbe giden güzel bir yol var zira!</p>
</div>
<p>(Serdar Arseven/Milat Gazetesi)</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yazarlar/dil-yarasi-dil-yarasi/18639/">Dil Yarası, Dil Yarası!..</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/yazarlar/dil-yarasi-dil-yarasi/18639/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
