<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kültür-Sanat arşivleri - Milli Nizam</title>
	<atom:link href="https://www.millinizam.com/kultur-sanat/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.millinizam.com/kultur-sanat/</link>
	<description>Adil Bir Dünya</description>
	<lastBuildDate>Mon, 09 Feb 2026 11:33:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Fatih Erbakan eski bakan Fehim Adak&#8217;ı andı: &#8220;Son nefesine kadar inandığı yolda yürüdü&#8221;</title>
		<link>https://www.millinizam.com/ustmanset/fatih-erbakan-eski-bakan-fehim-adaki-andi-son-nefesine-kadar-inandigi-yolda-yurudu/39050/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/ustmanset/fatih-erbakan-eski-bakan-fehim-adaki-andi-son-nefesine-kadar-inandigi-yolda-yurudu/39050/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurullah]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Feb 2026 08:03:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[ÜSTMANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[Doğan Bekin]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Erbakan]]></category>
		<category><![CDATA[Fehim Adak]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed Adak]]></category>
		<category><![CDATA[Necmettin Erbakan]]></category>
		<category><![CDATA[Refah Yol]]></category>
		<category><![CDATA[Yeniden Refah Partisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=39050</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Mardin&#8217;de Ticaret, Bayındırlık, Gıda Tarım ve Hayvancılık ve Devlet Bakanlıkları görevlerinde bulunan merhum Fehim Adak&#8217;ı anma toplantısında yaptığı konuşmada, Adak&#8217;ın son nefesine kadar inandığı yolda yürümüş, Milli Görüş davasından taviz vermemiş bir dava adamı olduğunu belirterek, &#8220;Siyasetin ticaret olarak değil, ibadet olarak yapılması gerektiğini söyleriz. Fehim Adak&#8217;ın siyasi hayatına [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/ustmanset/fatih-erbakan-eski-bakan-fehim-adaki-andi-son-nefesine-kadar-inandigi-yolda-yurudu/39050/">Fatih Erbakan eski bakan Fehim Adak&#8217;ı andı: &#8220;Son nefesine kadar inandığı yolda yürüdü&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Mardin&#8217;de</strong> <strong>Ticaret, Bayındırlık, Gıda Tarım ve Hayvancılık ve Devlet Bakanlıkları görevlerinde bulunan merhum Fehim Adak&#8217;ı anma toplantısında yaptığı konuşmada, Adak&#8217;ın son nefesine kadar inandığı yolda yürümüş, Milli Görüş davasından taviz vermemiş bir dava adamı olduğunu belirterek, &#8220;Siyasetin ticaret olarak değil, ibadet olarak yapılması gerektiğini söyleriz. Fehim Adak&#8217;ın siyasi hayatına baktığınızda, bunu açık bir şekilde görmeniz mümkündür&#8221; dedi.</strong></p>
<p>Milli Gençlik tarafından Mardin&#8217;in Artuklu ilçesindeki bir otelde &#8220;Bir Ömür Sadakat: Fehim Adak&#8221; başlıklı anma programı düzenlendi.</p>
<p>Programa katılan Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan yaptığı konuşmada, Fehim Adak&#8217;a rahmet diledi. Fehim Adak&#8217;ın, Necmettin Erbakan&#8217;ın yakın çalışma arkadaşlarından biri olduğunu söyleyen Fatih Erbakan, şunları kaydetti:</p>
<p><strong>&#8220;Allah gani gani rahmet eylesin. Milli Gençlik Derneğimizin, Fehim Adak büyüğümüzle ilgili bir kitap çalışması da yapması lazım. Sadece Fehim Adak büyüğümüzün hayatını, hasletlerini, sadakatini, istikametini, ahlakını, tevazusunu gençlerimize aktarabilsek, bu bile Milli Gençlik Derneğinin çok önemli bir vazifesi olur. Zaten saatlerce soyut kavramlar üzerinden bir şeyleri anlatmak yerine, onların şahsiyet bulduğu, onların somutlaştığı Fehim Adak büyüğümüz gibi isimleri, şahsiyetleri anlatmak, onların hayatlarından örnekler vermek çok daha büyük etki yapıyor. İnşallah bu anma programlarının ilkini bu sene 10. vefat yıldönümünde yapıyoruz. İnşallah bundan sonra da daha büyük katılımla, daha kapsamlı şekilde yapmaya devam edeceğiz. Çünkü Fehim Adak büyüğümüz gibi şahsiyetlerin ruhunun, manasının, temsil ettiği değerlerin yaşatılması, anılması, hatırlatılması, yeni nesillere aktarılması Milli Görüş davasının geleceği için, gençlerimizin, nesillerimizin yetişmesi için çok büyük mana ifade etmektedir.&#8221;</strong></p>
<h3><strong>ERBAKAN: &#8220;HAVUZ SİSTEMİNDE ÖNEMLİ ROL OYNADI&#8221;</strong></h3>
<p>Erbakan, &#8220;<strong>Siyasetin ticaret olarak değil, ibadet olarak yapılması gerektiğini söyleriz. Fehim Adak&#8217;ın siyasi hayatına baktığınızda, bunu açık bir şekilde görmeniz mümkündür&#8221; </strong>diye konuştu. Adak&#8217;ın, Necmettin Erbakan ile birlikte uzun yıllar dava mücadelesi verdiğini vurgulayan Erbakan<strong>, &#8220;Son nefesine kadar inandığı yolda yürümüş, Milli Görüş davasından taviz vermemiş bir dava adamıydı</strong>&#8221; dedi.</p>
<p>Fehim Adak&#8217;ın dürüstlüğü ve devlet malına gösterdiği hassasiyete işaret eden Erbakan, &#8220;<strong>Resmi işlerde devletin kalemini, özel işlerinde kendi kalemini kullanacak kadar hassasiyet gösteren bir şahsiyetten bahsediyoruz. VIP salonu yerine vatandaşlarla birlikte seyahat eden, &#8216;ben&#8217; değil &#8216;biz&#8217; diyen, tevazusunu hiç kaybetmeyen bir isimdi&#8221; ifadelerini kullandı. Fatih Erbakan, &#8220;İyi ahlak Fehim Adak&#8217;la özdeşleşmiş bir kavram. Teşbihte hata olmaz; adeta asrın sahabesi gibi bir kimseden bahsediyoruz</strong>&#8221; dedi.</p>
<p>Fehim Adak&#8217;ın kamu kaynaklarının tek hesapta toplanmasını öngören havuz sisteminin hayata geçirilmesinde önemli rol oynadığını anlatan Erbakan, &#8220;<strong>Bu sistem sayesinde borçlanmadan, zam yapmadan ve vergi artırmadan büyük bir kaynak elde edildi&#8221; </strong>şeklinde konuştu. Fehim Adak için dua eden Erbakan,<strong> &#8220;Tavizsiz bir mücahit olarak hatırlanan Fehim Adak büyüğümüze Allah&#8217;tan rahmet diliyoruz</strong>&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-39051" src="https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2026/02/s-5b6310c87396df779b2235d39039ba83522c9a71.jpg" alt="" width="600" height="381" srcset="https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2026/02/s-5b6310c87396df779b2235d39039ba83522c9a71.jpg 600w, https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2026/02/s-5b6310c87396df779b2235d39039ba83522c9a71-300x191.jpg 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></p>
<h3><strong>ADAK: &#8220;BU SİYASET DEĞİL ALLAH&#8217;IN DAVASIDIR&#8221;</strong></h3>
<p>Fehim Adak&#8217;ın oğlu ve Yeniden Refah Partisi MKYK üyesi Abdülhamit Adak da &#8220;<strong>Babam, 1948 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okurken Necmettin Erbakan hocamızla tanıştı ve bu tanışma ömür boyu sürecek bir dava arkadaşlığına dönüştü. DSİ Bölge Müdürü olduğu dönemde dönemin Başbakanı Süleyman Demirel&#8217;in Adalet Partisi&#8217;nden adaylık teklifini reddederek hocamızın başlattığı Bağımsızlar Hareketi&#8217;ne katıldı. Bu kararı verirken dedeme &#8216;Bu siyaset değil, Allah&#8217;ın davasıdır&#8217; dediğini hep anlatırdı. 1969 seçimlerinde zor şartlar nedeniyle seçimi az farkla kaybetti. Babamın en belirgin özelliği mütevazı oluşuydu; bakan olduğu dönemlerde bile misafirlerini kendi elleriyle uğurlar, kibirli davranmazdı. Aile olarak devlet imkanlarından yararlanmamıza izin vermezdi. Refah Yol döneminde de hocamızla çok yakın çalıştı; gece geç saatlerde bile çağrıldığında hiç tereddüt etmeden yanına giderdi</strong>&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<h3><strong>BEKİN: &#8220;FEHİM ADAK İMZALARSA TEREDDÜT ETMEZDİ&#8221;</strong></h3>
<p>Yeniden Refah Partisi İstanbul Milletvekili Doğan Bekin de Fehim Adak&#8217;ın güvenilir ve örnek bir devlet adamı olduğunu söyleyerek, Necmettin Erbakan&#8217;ın önüne gelen belgelerde &#8220;<strong>Fehim Adak imzaladı mı</strong>&#8221; diye sorduğunu, imzasını gördüğünde ise belgeyi tereddütsüz onayladığını anlattı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Fehim Adak&#8217;ın oğlu AK Parti Mardin Milletvekili Muhammed Adak da &#8220;<strong>Bizler de ahlak ve maneviyat düsturunu korumaya çalışıyoruz. Görev süremiz boyunca bu düsturu terk etmeden, vazifemizi en iyi şekilde yaparak memleketimize nasıl faydalı oluruz, bunun çabası içindeyiz. Farklı görüşlerden katılımcıların &#8216;Fehim Adak&#8217; denince buraya koşarak gelmesi, Mardin&#8217;in ne kadar vefakar ve samimi bir kent olduğunu gösteriyor. Herkese katılımlarından dolayı teşekkür ediyorum. Sayın Genel Başkan da bizleri yalnız bırakmadı, kendisine ayrıca teşekkür ediyorum</strong>&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/ustmanset/fatih-erbakan-eski-bakan-fehim-adaki-andi-son-nefesine-kadar-inandigi-yolda-yurudu/39050/">Fatih Erbakan eski bakan Fehim Adak&#8217;ı andı: &#8220;Son nefesine kadar inandığı yolda yürüdü&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/ustmanset/fatih-erbakan-eski-bakan-fehim-adaki-andi-son-nefesine-kadar-inandigi-yolda-yurudu/39050/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyüktepe İnşaat: Kalite ve Tecrübenin Buluşma Noktası</title>
		<link>https://www.millinizam.com/yerel-haberler/buyuktepe-insaat-kalite-ve-tecrubenin-bulusma-noktasi/39032/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/yerel-haberler/buyuktepe-insaat-kalite-ve-tecrubenin-bulusma-noktasi/39032/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Ali Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Feb 2026 21:50:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[#Büyüktepe #inşaat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=39032</guid>

					<description><![CDATA[<p>Büyüktepe İnşaat, tecrübeye dayalı çalışmalarıyla bugüne kadar onlarca projeye imza atmış, klinik düzenlemelerinden kafe tasarımlarına kadar uzanan geniş bir yelpazede kaliteli ve güvenilir hizmet sunan bir firmadır. &#160; Firmanın kurucusu Muhammed Emin Yılmaz, inşaat sektöründe; kaba inşaat, ince inşaat, iç mimari ve dış mimari dekorasyon alanlarında faaliyet gösteren vizyoner bir girişimcidir. Konut projelerinin yanı sıra; [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yerel-haberler/buyuktepe-insaat-kalite-ve-tecrubenin-bulusma-noktasi/39032/">Büyüktepe İnşaat: Kalite ve Tecrübenin Buluşma Noktası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;">Büyüktepe İnşaat, tecrübeye dayalı çalışmalarıyla bugüne kadar onlarca projeye imza atmış, klinik düzenlemelerinden kafe tasarımlarına kadar uzanan geniş bir yelpazede kaliteli ve güvenilir hizmet sunan bir firmadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-39033" src="https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2026/02/Screenshot_2026-02-08-00-45-49-927_com.instagram.android-223x300.png" alt="" width="223" height="300" srcset="https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2026/02/Screenshot_2026-02-08-00-45-49-927_com.instagram.android-223x300.png 223w, https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2026/02/Screenshot_2026-02-08-00-45-49-927_com.instagram.android-761x1024.png 761w, https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2026/02/Screenshot_2026-02-08-00-45-49-927_com.instagram.android-768x1033.png 768w, https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2026/02/Screenshot_2026-02-08-00-45-49-927_com.instagram.android.png 776w" sizes="(max-width: 223px) 100vw, 223px" /></p>
<p>Firmanın kurucusu Muhammed Emin Yılmaz, inşaat sektöründe; kaba inşaat, ince inşaat, iç mimari ve dış mimari dekorasyon alanlarında faaliyet gösteren vizyoner bir girişimcidir. Konut projelerinin yanı sıra; ameliyathaneler, dershaneler ve konferans salonları gibi teknik bilgi, hassasiyet ve yüksek özen gerektiren yapılarda da başarılı çalışmalara imza atmaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Yılmaz&#8217;ın kırmızı Çizgisi: Projeyle Birebir İlgilenmek</strong></p>
<p>Muhammed Emin Yılmaz, işine titizlikle yaklaşan, sorumluluk bilinci yüksek ve birebir ilgiyi temel prensip haline getirmiş bir çalışma anlayışına sahiptir. Üstlendiği projelerde hedefi yalnızca işi tamamlamak değil; projeyi en doğru, en sağlıklı ve en kaliteli şekilde teslim etmektir.</p>
<p>Detaylara verdiği önem, düzenli çalışma disiplini ve çözüm odaklı yaklaşımıyla, her aşamada güven veren bir hizmet anlayışı sunmayı amaçlar.</p>
<blockquote>
<p style="text-align: left;">
</blockquote>
<p><strong>“Sadece Bir İş Değil, Emek Verilen Bir Süreç”</strong></p>
<p>Muhammed Emin Yılmaz, inşaat kavramını şu sözlerle özetlemektedir:</p>
<p>“İnşaat sadece bir iş değil; emek verilen, titizlikle takip edilen ve sahip çıkılması gereken bir süreçtir.”</p>
<p>Bu anlayış doğrultusunda Büyüktepe İnşaat, her projede kaliteyi, estetiği ve müşteri memnuniyetini bir arada sunmayı ilke edinmiştir.</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/yerel-haberler/buyuktepe-insaat-kalite-ve-tecrubenin-bulusma-noktasi/39032/">Büyüktepe İnşaat: Kalite ve Tecrübenin Buluşma Noktası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/yerel-haberler/buyuktepe-insaat-kalite-ve-tecrubenin-bulusma-noktasi/39032/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ceren Cennet: Müziğim travmalarımı iyileştirdi, duygularımı şarkılara dönüştürdüm!</title>
		<link>https://www.millinizam.com/kultur-sanat/ceren-cennet-muzigim-travmalarimi-iyilestirdi-duygularimi-sarkilara-donusturdum/36609/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/kultur-sanat/ceren-cennet-muzigim-travmalarimi-iyilestirdi-duygularimi-sarkilara-donusturdum/36609/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Abdussamed Tosun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 28 Dec 2025 11:07:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Abdussamed Tosun]]></category>
		<category><![CDATA[Ceren Cennet]]></category>
		<category><![CDATA[Ceren Cennet Röportajı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=36609</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzün hızlı ve dijital odaklı müzik dünyasında, şarkıların popülerliği kadar duygusal derinliği de önemli hale geldi. Bu bağlamda Ceren Cennet, besteci, söz yazarı ve yorumcu kimliğiyle müzik yolculuğunu, şarkılarının arkasındaki kırılma anlarını ve hayata dair içten duygularını gazeteci Abdussamed Tosun’a samimi bir şekilde anlattı. Abdussamed Tosun: Besteci ve söz yazarı kimliğinizin yanı sıra sahnede güçlü [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/kultur-sanat/ceren-cennet-muzigim-travmalarimi-iyilestirdi-duygularimi-sarkilara-donusturdum/36609/">Ceren Cennet: Müziğim travmalarımı iyileştirdi, duygularımı şarkılara dönüştürdüm!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Günümüzün hızlı ve dijital odaklı müzik dünyasında, şarkıların popülerliği kadar duygusal derinliği de önemli hale geldi. Bu bağlamda Ceren Cennet, besteci, söz yazarı ve yorumcu kimliğiyle müzik yolculuğunu, şarkılarının arkasındaki kırılma anlarını ve hayata dair içten duygularını gazeteci Abdussamed Tosun’a samimi bir şekilde anlattı.</strong></p>
<p><strong>Abdussamed Tosun: Besteci ve söz yazarı kimliğinizin yanı sıra sahnede güçlü bir yorumcu olarak da öne çıkıyorsunuz. Sizi ilk kez şarkı yazmaya iten o anı hatırlıyor musunuz? O duyguyu bugün hâlâ aynı tazelikle hissedebiliyor musunuz?</strong></p>
<p><strong>Ceren Cennet:</strong> Hayatta hepimizin farklı dönemlerde karşılaştığı zorluklar oluyor. Benim için de ilk şarkıları yazmaya başladığım dönem, tam da bu zorlukların geride kaldığını düşündüğüm, “Artık mutluyum” dediğim bir zamana denk gelmişti. O günlerde müziğe büyük bir aşkla sarılıyor, yazdığım her şarkıyı içimden gelerek söylüyordum. Bu duygusal yoğunluk ve içsel coşku, yüzlerce bestenin ortaya çıkmasını sağladı. Bugün ise hayatın yine zorlu bir sürecinden geçiyorum. Ancak yaşadığım her deneyimin, her duygunun beni beslediğini ve müziğime yeni bir derinlik kattığını hissediyorum. Günün sonunda kalbim yeniden huzura erdiğinde, bu kez çok daha güçlü, çok daha özel şarkıların ortaya çıkacağına inanıyorum. Çünkü biliyorum ki müzik, insanın en kırılgan anlarından doğduğunda gerçek anlamını buluyor.</p>
<p><strong>Abdussamed Tosun: İlk söylediğiniz şarkıyı hatırlıyor musunuz? O an nerede, kimin karşısındaydınız, size neler hissettirdi? O şarkı, müziğe olan sevginizi pekiştiren bir an mıydı, yoksa sadece güzel bir tesadüf müydü?</strong></p>
<p><strong>Ceren Cennet:</strong> O anı hâlâ çok net hatırlıyorum; sahneye çıkmadan önce tarifsiz bir heyecan içindeydim. İlkokulda yıl sonu gösterisinde ilk kez sahne almıştım ve kalbim yerinden çıkacak gibiydi. Gösteri bittiğinde ise salondan yükselen alkışlar ve aldığım övgüler, o an yaşadığım heyecanın yerini tarifsiz bir mutluluğa bıraktı. O alkışlar, sahnede olmanın ve kendini ifade etmenin ne kadar güçlü bir duygu olduğunu ilk kez hissetmemi sağladı.</p>
<p><strong>Abdussamed Tosun: Şarkılarınızın duygusal yoğunluğu dikkat çekiyor. Söz yazarken kendi hayatınızdaki hikâyelerden mi besleniyorsunuz, yoksa hayal gücünüzle yarattığınız karakterler de var mı?</strong></p>
<p><strong>Ceren Cennet:</strong> Şarkılarımı yazarken en büyük ilham kaynağım kendi hayatım ve çevremdeki insanların yaşadıkları oluyor. Bazen birinin bana anlattığı sıradan gibi görünen bir hikâye, zihnimde bambaşka bir dünyaya dönüşebiliyor ve kısa sürede bir şarkının temelini oluşturabiliyor. Yaşanmışlıklar, duygular ve insan hikâyeleri beni besliyor. Bunun yanı sıra hayal gücüm de üretim sürecimde önemli bir yer tutuyor. Zihnimde yarattığım karakterlerin, kurduğum hikâyelerin bile şarkıları var. Gerçekle hayalin iç içe geçtiği bu dünyada, her duygu ve her hikâye müziğe dönüşebilecek bir ilham kaynağı haline geliyor.</p>
<p><strong>Abdussamed Tosun: Sanatçılar genellikle eserleriyle birlikte kendileri de dönüşür. Kariyerinizin başındaki “Ceren” ile bugünkü “Ceren” arasında en büyük fark ne? Sanatta kırılma noktaları çok önemlidir. Sizce hayatınızda sizi tamamen başka bir yola sokan en büyük dönüm noktası neydi?</strong></p>
<p><strong>Ceren Cennet:</strong> Yolun başındaki Ceren, en zor koşullarda bile atılan en küçük adımın bile büyük sonuçlar doğurabileceğine yürekten inanıyordu. Attığı her adım onun için kıymetli, özel ve ilham doluydu. Belki de bu inanç sayesinde birçok kapı ardına kadar açıldı ve binlerce insanla aynı duyguda buluşma, kucaklaşma imkânı doğdu. Ancak ne zaman çevremdeki seslere fazlaca kulak vermeye, enerjimi aşağıya çekmelerine izin vermeye başladıysam, en güçlü adımlarımda bile eskisi kadar güçlü hissedemez oldum. Oysa kalbinin sesini dinleyen ve gerçekten çaba gösteren bir insanın, isteyip de başaramayacağı hiçbir şey olmadığına hâlâ inanıyorum. Kariyer yolculuğum boyunca beni bugün daha mükemmeliyetçi bir noktaya taşıyan pek çok neden oldu. Ama geriye dönüp baktığımda, yolun başındaki Ceren’in en büyük gücünün, attığı adımların etkisine duyduğu sarsılmaz inanç olduğunu görüyorum. Ve o inançla, gerçekten başarabiliyordu.</p>
<p><strong>Abdussamed Tosun: Dijital çağda müzik üretmek kolaylaştı ama kalıcı olmak zorlaştı. Siz bu dengeyi nasıl kuruyorsunuz? Müzik endüstrisinde “popüler olan” ile “sanatsal olarak değerli olan” arasında sıkışıp kaldığınız anlar oldu mu? Böyle bir durumda tercihiniz hangisi olurdu?</strong></p>
<p><strong>Ceren Cennet:</strong> Müzik dünyasında, piyasa müziği ile sanatsal müzik arasında bir ayrım olduğu gerçeğini inkâr etmek mümkün değil. Ben de kariyerim boyunca zaman zaman daha popüler, geniş kitlelere hitap eden şarkılar yaptım. Ancak bu süreçte, kendi sanatsal yanımı tamamen bir kenara bırakmak yerine, o şarkıların arasına mutlaka beni yansıtan, ruhumu taşıyan dokunuşlar serpiştirmeye özen gösterdim. Çocuk şarkılarından rock’a, poptan arabeske kadar farklı türlerde yazıp söylemiş olmamın temel nedeni de dinleyiciye müziğin farklı yüzlerini göstermekti. Her tarzın kendine ait bir dili ve duygusu olduğuna inanıyorum ve elimden geldiğince bu çeşitliliği dinleyiciyle buluşturmaya çalıştım. Ancak bugün dönüp baktığımda şunu net bir şekilde söyleyebilirim: En güzel şarkılar, ne sanatsal kaygıyla ne de piyasa hesabıyla ortaya çıkıyor. En güzel şarkılar, tamamen içten gelen bir duyguyla, özgürce ve samimiyetle yapıldığında gerçek anlamını buluyor.</p>
<p><strong>Abdussamed Tosun: “Kördüğüm” şarkınızda hissedilen o çıkışsızlık duygusu, dinleyicide çok güçlü bir bağ kuruyor. Bu şarkı sizin hayatınızda yaşadığınız gerçek bir kırılma noktasının mı yansımasıydı, yoksa topladığınız farklı hikâyelerin birleşimi mi? Şarkının sözlerini yazarken yaşadığınız duygusal süreçte hangi an sizi en çok zorladı?</strong></p>
<p><strong>Ceren Cennet:</strong> “Çıkışsızlık” ifadesini gerçekten çok güzel tanımladınız. Bu şarkı, aslında Ceren’in merhametli, vefalı ve vicdanlı yanını anlatıyor. Yaşanan onca kötülüğe, karşılaşılan duyarsızlığa rağmen sevdiklerinden vazgeçemeyen bir ruh halini yansıtıyor. Ne olursa olsun, günün sonunda dönüp yine sarılabilen, kırılmış olsa bile sevgiden kopmayan bir yanın sesi bu. “Çıkışsızlık”, duygusal olarak ihmal edilmenin, iç içe geçmiş, kördüğüm haline gelen hislerin bir sonucu olarak yazılmış bir şarkı. Bastırılan duyguların, görmezden gelinen yaraların ve sessiz kalınan acıların müziğe dönüşmüş hali. Bu yönüyle hem çok kişisel hem de pek çok insanın kendinden bir parça bulabileceği samimi bir anlatı taşıyor.</p>
<p><strong>Abdussamed Tosun: “Haspam” adını taşıyan eserinizde hem meydan okuma hem de bir sitem var. Bu şarkının ortaya çıkış hikâyesinde, sizi böyle net bir tavır almaya iten neydi? Sanatta bazen cesur ifadeler risk taşır; sizce bu şarkınız kariyerinizde bir dönüm noktası mı oldu?</strong></p>
<p><strong>Ceren Cennet:</strong> “Haspam”dan sonra dinleyicinin karşısına bambaşka bir Ceren çıktı. Bunu samimiyetle söyleyebilirim ki, “Haspam” aslında kendi kalbime yazdığım bir şarkı. Şarkının satır aralarında, sağlıksız bir sevgi biçimini, insanın kendine bile itiraf etmekte zorlandığı duyguları anlatıyorum. Finalde geçen “seviyo hastam” cümlesi de bu durumu açıkça ortaya koyuyor. Ne yazık ki bazen insan, en çok kendi kalbine eziyet edebiliyor. “Haspam”, tam da bu anları; acıtan ama bir yandan da vazgeçilemeyen duyguları, tatlı bir dille ifade eden bir şarkı. Dinleyen herkesin, kendi iç dünyasında bir yere dokunmasını ve o kırılgan hâli hissetmesini istedim.</p>
<p><strong>Abdussamed Tosun: Peki en başa dönelim… Ceren Cennet kimdir? Çocukluğunuz nasıl geçti, nasıl bir aile ortamında büyüdünüz? Müziğe olan ilginiz ilk ne zaman ortaya çıktı? O yıllardaki hayalleriniz ile bugünkü hayatınız arasında nasıl bir bağ var?</strong></p>
<p><strong>Ceren Cennet:</strong> Çocukluğumda daha sakin, sessiz ve içine kapanık bir yapım vardı. Kendi halinde, anne babasını hiç yormayan bir çocuktum. Ancak müzikle tanışmamla birlikte içimde saklı kalan o çocuk da yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı. Müzik, benim kendimi ifade edebildiğim en güçlü alan oldu. Küçükken kolonya şişesini mikrofon gibi elime alıp Shakira şarkıları söylediğimi hatırlıyorum. Shakira’yı ve Gökhan Özen’i o dönem çok severdim. Bugün hâlâ hem müzisyenlikleri hem de söz yazarlıklarıyla beni en çok etkileyen, ilham aldığım sanatçılar arasında yer alıyorlar. Müzik yolculuğumun temellerinde, çocukluğumda duyduğum bu hayranlığın büyük payı olduğunu düşünüyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Abdussamed Tosun: Siz hem besteci hem söz yazarı olarak, şarkılarınızda hikâye anlatan bir yol izliyorsunuz. Bir şarkınızın ilk kıvılcımı genellikle bir melodi mi, bir cümle mi, yoksa yaşanmış bir anı mı oluyor? Mesela “Kördüğüm” ve “Haspam” için bu süreç aynı mıydı?</strong></p>
<p><strong>Ceren Cennet:</strong> “Kördüğüm” yaşandıktan yıllar sonra yazıldı, “Haspam” ise tam yaşandığı esnada ortaya çıktı. Aslında melodiler ve şarkılar çoğu zaman bir anda geliyor. Ancak o melodinin içindeki hikâyenin ne zaman, nerede ve hangi satırda kalbimde belirginleşeceğini ben de önceden bilemiyorum. Bazen bir duygu, bir an ya da bir yara, kalbimde ansızın açılıyor ve şarkının hikâyesini bana kendiliğinden gösteriyor. O anlarda, Allah’ın bana verdiği bu yetenek karşısında adeta büyüleniyorum. Müzisyen olmak sonradan öğrenilebilir belki ama doğuştan besteci ve söz yazarı olmak, yaşanan travmaları müziğe dönüştürebilme becerisinden geliyor diye düşünüyorum. Hâlâ her dinlediğimde hüngür hüngür ağladığım şarkılarım var. Çünkü aynı yarayı yeniden kanatıyorlar. Bu yüzden yazdığım her şarkı, ister travmatik ister mutlu olsun, mutlaka gerçek bir hikâyenin, yaşanmış bir duygunun ürünü. Şarkılarım, kalbimde iz bırakan anların sesi aslında.</p>
<p><strong>Abdussamed Tosun: Sanatçılar bazen kendi eserlerini yıllar sonra dinlediğinde farklı hisseder. Siz, ilk yazdığınız zamandaki Ceren ile bugün aynı şarkıya baktığınızda, aynı duyguyu hissediyor musunuz, yoksa zamanla o şarkılar sizin için başka anlamlar mı kazandı?</strong></p>
<p><strong>Ceren Cennet:</strong> Evet, bir dönem zorlukların ve yoğun duygusallığın içinden çıkmakta zorlanan bir Ceren vardı. O süreçte yazılan şarkılar, daha çok kırılganlığı ve içsel mücadeleyi anlatıyordu. Ancak zamanla bu duyguların yerini bir başkaldırış almaya başladı. Sonraki şarkılarımda ise artık sadece acıyı değil, nasıl ayakta kaldığımı, nasıl güçlendiğimi ve yeniden kendimi inşa ettiğimi anlatıyorum. Her biri, yaşanan zorluklara karşı verilen sessiz ama kararlı bir mücadelenin yansıması. En yakın zamanda bu şarkıları dinleyiciyle sırasıyla buluşturmayı umut ediyorum.</p>
<p><strong>Abdussamed Tosun: Sanatçılar bazen en popüler olan eserleriyle değil, çok az kişinin bildiği şarkılarıyla daha derin bağ kurar. Sizin için bu “özel ama az bilinen” şarkı hangisi ve neden?</strong></p>
<p><strong>Ceren Cennet:</strong> “Senden Sonra” adını verdiğim bir şarkım var ve sanırım bugüne kadar en çok bağ kurduğum şarkım da bu. Şarkıda belirgin bir başkaldırı hissi var; ama ne yazık ki sonu yine aynı hengame, aynı hüzünle buluşuyor. Çünkü aşktan ve acıdan geçmeyen şarkılar, Sezen Aksu’nun da dediği gibi, biraz eksik kalıyor. Her şarkı bir şekilde acıdan geçiyor ve yaşadığımız her deneyim, kalbimize bıraktığı izlerle şarkılarda hayat buluyor. “Kördüğüm” için de demiştim ya, kalbimin hikayesi… İşte “Senden Sonra” tam da o yıllardaki kalbimin, yaşadığı kırgınlıkların, sevinçlerin ve sarsıntıların hikayesini anlatıyor. Her bir şarkım, geçmişten getirdiğim acıları, duygusal yaraları ve aynı zamanda içsel gücü dinleyiciye ulaştırıyor; böylece şarkılarım hâlâ var olmaya ve duygularımı taşımaya devam ediyor.</p>
<p><strong>Abdussamed Tosun: Siz müzikte samimiyetle güç arasındaki dengeyi nasıl kuruyorsunuz? Mesela “Sana İçtim” gibi tamamen içe dönük bir parça ile, daha yüksek tempolu ve güçlü duruşlu şarkılarınız arasında seçim yaparken neye göre karar veriyorsunuz?</strong></p>
<p><strong>Ceren Cennet:</strong> Aslında şarkılarımı oluştururken yalnızca kendi iç sesime değil, çevremdeki birçok müzisyenin ve farklı mesleklerden güvenilir insanların fikirlerine de başvuruyorum. “Sence en güzeli hangisi? En çok hangisi hoşuna gitti?” gibi sorular soruyorum. Çünkü neticede şarkılarımı dinleyecek olan insanlar onlar. Bu nedenle, güvendiğim kişilerin görüşlerini alarak şarkılarımı olgunlaştırıyorum. Günün sonunda, içime en çok sinen ve hislerime en uygun olanı seçiyorum; özellikle bir piyasa işi yapıyorsam bu çok önemli. Ama hislerime güvenmek, her zaman en doğru yol oluyor. Örneğin “Kördüğüm” şarkısı ortaya çıktığında birçok müzisyen benimle masaya oturdu ve sözleri ya da melodiyi değiştirmem gerektiğini söylediler. Çeşitli eleştirilerde bulundular. Fakat o an kalbimden akan sözü veya melodiyi değiştirmem; bu benim kuralım. Çünkü şarkı, o hisle var oldu ve bir şarkıyla oynadıkça o hissiyat kayboluyor. Sonuçta, müzik en gerçek duyguların kalbe girebildiği bir alan. Piyasada sahte duygulara yer yok. Bence bu yüzden, gençler ve kendi olmaktan korkmayanlar, bu piyasada daha başarılı oluyor. Kendi iç sesini dinleyen, duygularını samimi bir şekilde aktarabilen bir sanatçı, her zaman daha güçlü bir bağ kurabiliyor dinleyiciyle.</p>
<p><strong>Abdussamed Tosun: Dünya üzerinde bir sanatçıyla (yaşayan veya vefat etmiş) düet yapma fırsatınız olsaydı, kimi seçerdiniz ve neden?</strong></p>
<p><strong>Ceren Cennet:</strong> Eğer ilham aldığım ve örnek olarak görmek istediğim müzisyenleri seçme şansım olsaydı, kesinlikle Dua Lipa ve Zeynep Bastık olurdu. Her ikisinin de işlerine olan disiplinine hayranım. Başarılarının tesadüfi olmadığını, tamamen uzun yıllar süren, disiplinli bir çalışmanın ve kararlılığın sonucu olduğunu çok iyi görebiliyorum. Bu iki kadın, müziğe olan bağlılıkları, kendilerini sürekli geliştirme azimleri ve sahnedeki performanslarıyla benim için örnek teşkil ediyor. Bu yüzden seçme şansım olsaydı, onları her zaman yanımda görmek isterdim; çünkü başarıya giden yolun sabır, disiplin ve tutku ile örülmüş olduğunu en net şekilde gösteriyorlar.</p>
<p><strong>Abdussamed Tosun: Kendi hayatınıza dair tek bir anı şarkıya dönüştürüp sonsuza kadar saklama şansınız olsaydı, bu hangi an olurdu?</strong></p>
<p><strong>Ceren Cennet:</strong> Her şarkı, benim için bir duygu; her duygu ise hayatımda özel bir anı demek. Bazen öyle anlar oluyor ki, aşık olduğum bir adama yazdığım bir şarkıyı ve o şarkıya eşlik eden o özel anıyı, kendi içimde saklamak istiyorum. Çünkü şarkılarım sadece melodilerden ibaret değil; her biri bir hatıra, bir his ve yaşanmış bir deneyimle şekilleniyor. Bu yüzden, her şarkımda hem kendi duygularımı hem de o anın ruhunu dinleyiciye ulaştırmaya çalışıyorum.</p>
<p><strong>Abdussamed Tosun: Başarılı bir sanatçı olmanın yanında “Güzellik Uzmanı” kimliğiniz de var. Sanatsal bakış açınızla güzellik anlayışınız birbirini nasıl besliyor?</strong></p>
<p><strong>Ceren Cennet:</strong> Kalıcı makyaj ile müzisyenlik arasında aslında ilginç bir benzerlik var. Her iki alan da hem yetenek hem de doğaçlama ve özgünlük gerektiriyor. Sadece teknik bilgiyle değil, aynı zamanda yaratıcılıkla, detaylara dikkat ederek ve titizlikle çalışmakla başarılı olabiliyorsunuz. Bunun yanı sıra sabır da her iki meslekte başarı için kritik bir unsur. Güzellik sektöründe yapılan işlerin kalıcılığı ve estetik değeri, müzik sektöründe ise eserlerin dinleyicide yarattığı etki, sabırla, özenle ve sürekli çabayla şekilleniyor. Bu yüzden, ister müzik yapıyor olun, ister kalıcı makyajla uğraşıyor olun, başarıya giden yolun temel taşlarından biri sabır ve disiplin.</p>
<p><strong>Abdussamed Tosun: Ceren Cennet’in en büyük hayali gerçekleştiğinde, ilk olarak kime haber verirdi ve neden?</strong></p>
<p><strong>Ceren Cennet:</strong> Öncelikle, yaşadığım her zorlukta ilk olarak anneme haber verirdim. Ona minnettarım; bu kadar güçlü ve kararlı bir savaşçı yetiştirdiği için. Düşüşlerimde ellerimi tutmadan, kendi ayaklarımla yeniden kalkmam gerektiğini bana öğretti ve her zaman bu süreçte yanımda olarak beni destekledi. Onun sevgisi ve rehberliği, hem hayatımda hem de müzik yolculuğumda bana güç veren en önemli kaynaklardan biri oldu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Abdussamed Tosun: Günümüzde müzik endüstrisinin ticari yönünün ön planda olması, şarkıların ruhunu kaybetmesine neden oluyor mu sizce? Müzik ve ticaret arasındaki bu dengeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>
<p><strong>Ceren Cennet:</strong> Müzik dünyasında hızlı tüketilen, piyasa şarkıları elbette var ve bu şarkıların da kendi içinde duygusal ve sanatsal bir değeri olduğunu inkar edemeyiz. Ancak bir de tamamen kâr amacı gütmeden, içten gelen bir motivasyonla yazılan ve yayınlanan şarkılar var. Piyasa odaklı olarak ardı ardına yazılan şarkılar, evet, zaman zaman büyük ilgi görüyor ve kısa sürede popüler olabiliyor. Ama ne yazık ki dinleyicide kalıcı bir iz bırakmıyorlar. Oysa içtenlikle, duygusunu hissettiren ve samimiyetle ortaya çıkan şarkılar, zaman geçse de dinleyicide bir yer edinmeyi başarıyor ve müziğin gerçek gücünü ortaya koyuyor.</p>
<p><strong>Abdussamed Tosun: Geçmişteki büyük sanatçılar ile bugünkü müzik dünyası arasında en büyük fark sizce nedir? Bu farkın sanata olumlu ya da olumsuz etkileri neler?</strong></p>
<p><strong>Ceren Cennet:</strong> Geçmişte, yapımcılar da müzisyenler de bir şarkıda en önemli olanın, o şarkının derin hissiyatı olduğunu biliyordu. Duyguyu, melodiyi ve sözleri bir bütün olarak değerlendirir, şarkının dinleyicide yaratacağı etkiyi öncelikli görürlerdi. Ancak günümüzde bazı yapımcılar, işin odağına doğrudan kârı koyduğu için, şarkının doğru duygusunu ve özünü görmekte zorlanıyorlar. Bu durumun bir sonucu olarak, genç müzisyen kuşağı artık hislerine daha fazla güveniyor ve bireysel olarak kendini geliştirmeye odaklanıyor. Kendi duygusal iç dünyasıyla büyüyen ve hissiyatına sadık kalan sanatçılar, piyasanın kısıtlamalarından bağımsız olarak özgün eserler yaratabiliyor ve dinleyiciyle daha güçlü bir bağ kurabiliyor.</p>
<p><strong>Abdussamed Tosun: Sanatçılar bazen &#8216;en çok satacak&#8217; şarkıyı yapmak ile &#8216;en çok içime sinecek&#8217; şarkıyı yapmak arasında kalır. Siz böyle bir ikilem yaşadığınızda tercihinizi hangi yönde kullanıyorsunuz ve neden?</strong></p>
<p><strong>Ceren Cennet:</strong> Kariyerimde, hangi şarkının ne zaman çıkacağı konusunda hep belli bir strateji izledim. En çok satacak, en çok dinleneceğini düşündüğüm şarkıları belirli dönemlerde piyasaya sürerken, hissiyatı güçlü ve duygusal açıdan derin şarkılarımı ise herhangi bir zamanda, zamana bağlı kalmadan dinleyiciyle buluşturmayı tercih ediyorum. Çünkü böylece şarkı, çıktığı dönemin ötesine geçip, hisleriyle dinleyicide kalıcı bir etki bırakabiliyor. Duygusu güçlü bir şarkının zamanlaması, onun gerçek değerini değiştirmiyor; önemli olan, içindeki hissin samimiyetle aktarılması.</p>
<p><strong>Abdussamed Tosun: Dijital çağda algoritmalar, hangi şarkıların öne çıkacağını belirliyor. Sizce bu, sanatın doğal evrimini mi destekliyor, yoksa yaratıcılığı belli kalıplara mı hapsediyor?</strong></p>
<p><strong>Ceren Cennet:</strong> Yapay zekânın insan duygularıyla ilgili çok fazla veriye ulaşması bence gayet normal bir durum. Zira günümüzde, nasıl hissettiğimizle ilgili an be an bilgilerimizi cihazlarımıza yüklüyoruz. Bu veriler, davranışlarımızı, tercihleri ve duygusal tepkilerimizi analiz eden teknolojiler için kullanılabiliyor. Dolayısıyla yapay zekânın insan duygularını anlamaya çalışması, modern hayatın bir sonucu olarak görülebilir. İnsan duygularının dijital dünyadaki izlerini takip edebilmesi şaşırtıcı değil, aksine doğal bir gelişim.</p>
<p><strong>Abdussamed Tosun: Müzik endüstrisinde popülerlik ile sanat değeri arasındaki dengeyi nasıl tanımlarsınız? Sizce bir şarkının sanatsal değerini koruyarak popüler olması mümkün mü?</strong></p>
<p><strong>Ceren Cennet:</strong> Bence her şarkının kendine özgü bir sanat değeri vardır. Notalardan, melodiden ve sözlerden oluşur ve her biri mutlaka bir duygu taşır. Ancak günümüzde, bazı başarılı müzisyenlerin ve müzik çevrelerinin, yeni çıkan kuşağın şarkılarını piyasa başarısına göre ötekileştirdiğini gözlemliyorum. Bu tür ikili cephelerin oluşmasına gerek yok. Önemli olan, şarkının dinleyiciye ne hissettirdiği ve duygusunun insanlara ne kadar işlendiğidir. Bir şarkı arabesk de olsa, pop da olsa, içinde barındırdığı sanat değeri ve duygusal yoğunluk her zaman vardır. Bu nedenle, müzikte türü veya tarzı ne olursa olsun, eserleri ötekileştirmemek gerektiğini düşünüyorum. Asıl değer, şarkının insan kalbine dokunabilme gücüdür.</p>
<p><strong>Abdussamed Tosun: Bir şarkı yazarken kendi ruhunuza mı, dinleyicinin beklentisine mi daha çok kulak verirsiniz? Bu ikisi arasında bir denge kurmak mümkün mü, yoksa biri diğerini mutlaka bastırır mı?</strong></p>
<p><strong>Ceren Cennet:</strong> “Bir şarkı yazayım da tutsun” diyerek yazdığım tek şarkı “Sana İçtim” oldu. İnsanlar ellerini havaya kaldırıp dinliyorlar, ama sonrasında kimsede bir iz bırakmadığını fark ediyorum. Oysa “Kördüğüm”, “Sevda Kadehi”, “Aşk”, “Haspam” ve “Dur” gibi şarkılarım, binlerce çiftin ve binlerce anının hatırasına dokunmuş durumda. Bu istatistik, her zaman duyguların, içtenliğin ve hissiyatın şarkının başarısında ne kadar belirleyici olduğunu gösteriyor. Dinleyiciye dokunabilen, gerçek bir his taşıyan şarkılar, kısa süreli popülerlikten çok daha kalıcı oluyor ve insanlarda unutulmaz anılar bırakıyor.</p>
<p><strong>Abdussamed Tosun: Müzik sektöründe başarı çoğu zaman rakamlarla ölçülüyor; dinlenme sayısı, izlenme oranı, liste sıralaması&#8230; Sizce gerçek başarı, bu sayılarla mı belirlenir, yoksa sanatçının kendi iç dünyasında bulduğu tatminle mi?</strong></p>
<p><strong>Ceren Cennet:</strong> Bir sanatçının iç dünyasında tatmin olabilmesi, bence ancak başarıyla mümkün. Müziğiniz ya geniş kitlelere hitap eder, ya da etmeyebilir; bu kaçınılmaz bir gerçek. Dolayısıyla, eğer bir şarkı ya da albüm dinleyiciye ulaşmazsa, sanatçının kendi eserinden tam anlamıyla tatmin olması da beklenemez. Başarı, sadece sayısal bir değer değil; aynı zamanda sanatçının emeğinin ve duygusunun takdir edilmesinin bir göstergesi olarak içsel tatmini sağlar. Bu yüzden, müzikte hem sanatsal hem de ticari başarı, bir anlamda birbiriyle iç içe geçmiş iki önemli unsurdur.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-36613 size-large" src="https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/12/Ceren-Cennet-04-1024x576.jpg" alt="" width="1024" height="576" srcset="https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/12/Ceren-Cennet-04-1024x576.jpg 1024w, https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/12/Ceren-Cennet-04-300x169.jpg 300w, https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/12/Ceren-Cennet-04-768x432.jpg 768w, https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/12/Ceren-Cennet-04-1536x864.jpg 1536w, https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/12/Ceren-Cennet-04.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<p><strong>Abdussamed Tosun: Günümüzde müzik artık dijital platformlarda saniyeler içinde tüketiliyor. Sizce bu hız, şarkıların ömrünü kısaltıyor mu, yoksa müziği daha ulaşılabilir kılarak sanatçılar için yeni bir alan mı açıyor? Kendi üretim sürecinizde bu dönüşümü nasıl karşılıyorsunuz?</strong></p>
<p><strong>Ceren Cennet:</strong> Bence her müzik, dinleyiciyi etkilediği ölçüde dinleniyor. Platformların popülerliği veya yapılan yatırımların bununla doğrudan bir ilgisi yok. Önemli olan, sanatçının duyguları nasıl aktardığı ve dinleyiciye ne kadar samimi bir bağ kurabildiği. Örneğin bugün Blok ismiyle tanınan sanatçımız, kimsenin o doğaçlamayla anlatamadığı bir dil kullanıyor duygularında. Bu sayede her kitle tarafından dinleniyor. Çünkü şarkılarında, hepimizin yaşadığı duyguları hem dolaylı hem de dolaysız bir şekilde çok net ve anlaşılır biçimde ifade ediyor. Dinleyici, kendinden bir parça bulduğu her şarkıda doğal olarak daha fazla bağ kuruyor ve eserler uzun süre hafızalarda kalıyor.</p>
<p><strong>Abdussamed Tosun: Bir şarkının ortaya çıkış sürecinde yaşadığınız en heyecan verici an hangisidir? İlk kıvılcımı hissettiğiniz an mı, stüdyo kayıtlarında o parçanın canlandığı an mı, yoksa dinleyicilerle ilk kez buluştuğu an mı?</strong></p>
<p><strong>Ceren Cennet:</strong> Bir şarkıyı ilk kaydettiğimiz an, benim için tarifsiz bir duygu yoğunluğu yaratıyor. O anı, yeni yürümeye başlayan bir bebeği izleyen bir anne gibi hissediyorum; hem heyecanlı, hem korumacı, hem de tarifsiz bir sevgiyle dolu. Şarkının ilk kaydı, duyguların en saf hâliyle ortaya çıktığı an olduğu için, her zaman benim için özel ve unutulmaz bir deneyim oluyor.</p>
<p><strong>Abdussamed Tosun: Bir şarkınızın, hiç tanımadığınız birinin hayatında çok önemli bir anın parçası olduğunu öğrenmek size nasıl hissettiriyor? Bu durum yaratıcılığınızı ve sorumluluk duygunuzu etkiliyor mu?</strong></p>
<p><strong>Ceren Cennet:</strong> Bu durum, duygularımı derinden etkiliyor. İnsanlarla aynı duyguları, farklı hikâyelerde yaşamak, aynı hisleri paylaşmak ve aynı notalara dokunmak inanılmaz bir bağ yaratıyor. Şarkılar aracılığıyla insanların anılarında yer almak ve onların duygularında kaybolmak, tarif edilemez bir his. Her bir dinleyici, kendi deneyimiyle şarkıyı yaşadığında, müzik hem benim hem de onların iç dünyasında özel bir iz bırakıyor; bu, sanatın en güçlü yanlarından biri.</p>
<p><strong>Abdussamed Tosun: Son olarak, müzik yolculuğunuz boyunca edindiğiniz tüm deneyimlere, yaşadığınız zorluklara, elde ettiğiniz başarılara ve sanatın size kattığı derin anlamlara baktığınızda; geriye dönüp gençliğinizdeki, müziğe ilk adım atan o heyecanlı halinize bir tavsiye verebilseydiniz, ona ne söylerdiniz? Ve bugün sizi dinleyen, hayallerinin peşinden gitmek isteyen insanlara bırakmak istediğiniz en önemli mesaj ne olurdu?</strong></p>
<p><strong>Ceren Cennet:</strong> Duygular, bence insan için en kıymetli hazinelerden biri. Hissettiğimiz her şey ve Allah tarafından bize bahşedilen bu yetenek gerçekten çok özel. İçimizdeki sesi dinlemek ve ona güvenmek, hem yaşam hem de sanat yolculuğunda çok önemli. Benim tavsiyem, kimsenin sizi yolunuzdan döndürmesine ya da şarkınız hakkında fikrinizi değiştirmeye çalışmasına asla izin vermemek. Kalbinizin sesini dinleyin ve o sesin ardından hangi mantık yolunu izlemeniz gerekiyorsa onu takip edin. Ben hâlâ her eserimde ve her adımımda bu şekilde ilerliyorum; duygularımı ve kalbimin yönlendirdiği yolu rehber edinerek. Bu yaklaşım, hem samimiyetinizi hem de yaratıcılığınızı korumanın en etkili yolu.</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/kultur-sanat/ceren-cennet-muzigim-travmalarimi-iyilestirdi-duygularimi-sarkilara-donusturdum/36609/">Ceren Cennet: Müziğim travmalarımı iyileştirdi, duygularımı şarkılara dönüştürdüm!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/kultur-sanat/ceren-cennet-muzigim-travmalarimi-iyilestirdi-duygularimi-sarkilara-donusturdum/36609/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>içimde bir Fadıl Aydın büyüttüm!</title>
		<link>https://www.millinizam.com/manset/icimde-bir-fadil-aydin-buyuttum/36271/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/manset/icimde-bir-fadil-aydin-buyuttum/36271/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Abdussamed Tosun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Dec 2025 09:20:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[Abdussamed Tosun]]></category>
		<category><![CDATA[Ey sevgili]]></category>
		<category><![CDATA[Fadıl Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[sevince]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=36271</guid>

					<description><![CDATA[<p>Duyguların hızla tüketildiği bir çağda, müziğiyle kalbe dokunmayı başaran sanatçı Fadıl Aydın, eserlerinin arka planını, inancını ve iç dünyasındaki yolculuğu gazeteci Abdussamed Tosun’a anlattı. Abdussamed Tosun: Milyonlara ulaşan bir sanatçısınız. “Aşk Çek Gönlüm, söyle yarim söyle, ey sevgili ve iki gözümün çiçeği” gibi eserleriniz çok geniş bir kitlede karşılık buldu. Bu süreçte dinleyicinin beklentisiyle kendi [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/manset/icimde-bir-fadil-aydin-buyuttum/36271/">içimde bir Fadıl Aydın büyüttüm!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Duyguların hızla tüketildiği bir çağda, müziğiyle kalbe dokunmayı başaran sanatçı Fadıl Aydın, eserlerinin arka planını, inancını ve iç dünyasındaki yolculuğu gazeteci Abdussamed Tosun’a anlattı.</p>
<p><strong>Abdussamed Tosun: Milyonlara ulaşan bir sanatçısınız. “Aşk Çek Gönlüm, söyle yarim söyle, ey sevgili ve iki gözümün çiçeği” gibi eserleriniz çok geniş bir kitlede karşılık buldu. Bu süreçte dinleyicinin beklentisiyle kendi iç sesiniz arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz?</strong></p>
<p><strong>Fadıl Aydın:</strong> Açıkçası o denge her üretim sürecinde yeniden kuruluyor. Çünkü dinleyicinin kalbine dokunmak çok kıymetli; onların duygularını, yaşadıklarını yakalayabilmek insana büyük bir güç veriyor. Ancak kendi iç sesimi, kendi duygumu kaybedersem, o bağ zaten doğallığını yitiriyor. Benim için müzik, önce içimde bir yankı bulmalı. Eğer o duygu bende gerçekse, dinleyici de bunu hissediyor. Elbette zaman zaman dinleyicinin beklentilerini, müziğin gittiği yönü ve trendleri duyuyorum. Ama bu seslerin, içimdeki asıl sesi bastırmasına izin vermiyorum.</p>
<p>Bir parçayı yalnızca ‘bekleniyor’ diye yapmamaya özellikle özen gösteriyorum. Çünkü bana göre müzikte en çok karşıya geçen şey samimiyet. İçten geleni söylediğimde, o duygu bir şekilde dinleyiciye ulaşıyor zaten. Bu yüzden her yeni eserde önce kendimle konuşuyorum, sonra dinleyiciyle buluşuyorum. Böylece hem tükenmiyorum hem de aramızdaki bağ sahici kalıyor.</p>
<p><strong>Abdussamed Tosun: Günümüz dünyasında duygular hızla tüketiliyor. Siz, duygunun bu kadar kıymetsizleştiği bir çağda hâlâ sevdayı anlatan eserler yapmayı bir direniş biçimi olarak mı görüyorsunuz?</strong></p>
<p><strong>Fadıl Aydın:</strong> Bence evet, bu bir direniş gibi.. Çünkü yaşadığımız çağda her şey inanılmaz bir hızla tüketiliyor. Zaman hızla akıyor, ilişkiler yüzeyselleşiyor, hatta duygular bile eskisi kadar uzun ömürlü olamıyor. İnsanlar bir hisle baş başa kalmaya, onu taşımaya ya da derinleştirmeye fırsat bulamadan bir sonrakine geçiyor. Ben ise duygunun hâlâ insanın en sahici, en dokunulmaz yeri olduğuna inanıyorum. Eserlerimi üretirken tam da bu noktaya tutunmaya çalışıyorum. O hisleri korumak, canlı tutmak ve biraz da unutturmamak istiyorum. Çünkü unutulan her duygu, insanın kendisinden kopardığı bir parçaya dönüşüyor.</p>
<p>Sevda benim için yalnızca romantik bir aşk duygusu değil. Sevda; insana, hayata, geçmişe, hatıralara ve elbette müziğe duyulan derin bir bağ. Bizi biz yapan, ayakta tutan ve hayata anlam katan şey de aslında bu bağlar. Ben bu bağları kaybetmek istemiyorum. Belki de eserler bu yüzden var. Sadece dinlenmek, eşlik edilmek ya da tüketilmek için değil; kalbin hâlâ çalıştığını, hâlâ hissedebildiğimizi, hâlâ insan olduğumuzu hatırlatmak için.. Eğer bir eser bunu başarabiliyorsa, benim için görevini yerine getirmiş demektir.</p>
<p><strong>Abdussamed Tosun: Sosyal medyada hızla değişen müzik trendleri arasında, kalıcı bir sanat üretmek artık daha mı zor?</strong></p>
<p><strong>Fadıl Aydın:</strong> Evet, bugün kalıcı bir sanat üretmek eskisine kıyasla çok daha zor. Ancak aynı zamanda sanatçılar için fırsatların da hiç olmadığı kadar genişlediği bir dönemden geçiyoruz. Dijital platformlar, müziğin çok daha hızlı dolaşıma girmesini sağlıyor; bu da bir yandan görünürlük sunarken, diğer yandan üretimin niteliğini doğrudan etkileyen bir baskı oluşturuyor. Özellikle TikTok ve Reels gibi mecralarda bir eser, bazen yalnızca 10 saniyelik bir hook, yani nakarat bölümünden tanınır hâle geliyor. Bu durum, dinleyicinin dikkatini anında yakalamayı neredeyse zorunlu kılıyor. Ancak bu hız ve tüketim biçimi, derinlikli, yavaş yavaş açılan, hikâyesi olan parçaların geri planda kalmasına neden olabiliyor.</p>
<p>Sonuçta müzik, giderek zamana direnen estetik değeriyle değil; kısa sürede ne kadar paylaşıldığı, ne kadar izlenip tüketildiği ve ne ölçüde “viral” olduğu üzerinden değerlendiriliyor. Oysa müziğin asıl gücü, zamanla kurduğu bağda ve dinleyicide bıraktığı izde yatıyor. Benim için önemli olan, geçici bir popülerlikten ziyade, yıllar sonra bile dönüp dinlenebilecek, dinleyenin hayatında bir yere dokunabilecek eserler üretebilmek. Çünkü kalıcı olan, çoğu zaman hemen parlayan değil; zamanla derinleşen, sabırla dinlenen ve anlamını giderek büyüten müziktir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-36273 size-large" src="https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/12/icimde-bir_Fadil-Aydin_buyuttum-03-1024x604.jpeg" alt="" width="1024" height="604" srcset="https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/12/icimde-bir_Fadil-Aydin_buyuttum-03-1024x604.jpeg 1024w, https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/12/icimde-bir_Fadil-Aydin_buyuttum-03-300x177.jpeg 300w, https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/12/icimde-bir_Fadil-Aydin_buyuttum-03-768x453.jpeg 768w, https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/12/icimde-bir_Fadil-Aydin_buyuttum-03.jpeg 1527w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<p><strong>Abdussamed Tosun: Müzik endüstrisinin sahne arkası çoğu zaman dışarıdan göründüğü kadar romantik değil. Rekabet, yorgunluk, üretim baskısı, görünürlük mücadelesi. Siz bu dünyanın içinde ayakta kalmayı nasıl başarıyorsunuz? Gerçek dostluklar, dürüst iş ilişkileri, samimi destekler hâlâ var mı müzik piyasasında, yoksa herkes kendi fırtınasında mı savruluyor?</strong></p>
<p><strong>Fadıl Aydın:</strong> Birçok müzisyen, yapımcı ya da menajer için sahne ışıkları altında parlayan ‘başarı’, çoğu zaman dışarıdan göründüğü kadar parlak bir hikâye değildir. O ışıkların arkasında, uzun süren bir yorgunluk, sürekli bir belirsizlik hâli ve görünür kalabilmek için verilen zorlu bir mücadele vardır. Rekabet yalnızca yetenekle açıklanabilecek bir mesele değil; sabır, doğru çevre, doğru zamanlama ve en önemlisi psikolojik dayanıklılık bu sürecin belirleyici unsurları hâline geliyor.</p>
<p>Bir yandan sanatçının üzerinde sürekli bir üretim baskısı oluşuyor. ‘Yeni bir şey çıkarmazsam unutulurum’ kaygısı, zamanla yaratıcılığı besleyen bir motivasyon olmaktan çıkıp, onu zorlayan bir yüke dönüşebiliyor. Bu baskı, müziğin doğal akışını sekteye uğratabildiği gibi, sanatçıyı kendisiyle yarışır hâle de getirebiliyor.</p>
<p>Diğer yandan dijital çağda görünürlük, neredeyse müziğin kendisi kadar önemli bir unsur hâline gelmiş durumda. Bir eserin ne anlattığından çok, ne kadar paylaşıldığı, ne kadar izlendiği ve ne kadar hızlı dolaşıma girdiği konuşuluyor. Bu da müzisyeni yalnızca üretim yapan bir sanatçı olmaktan çıkarıp, aynı zamanda kendini pazarlamak zorunda kalan bir figüre dönüştürüyor.</p>
<p>Bugün birçok sanatçı, eser yapmanın yanı sıra sosyal medyayı yönetmek, algoritmaları takip etmek ve sürekli görünür kalmak zorunda hissediyor. Bu durum, müzikle kurulan ilişkinin doğasını da değiştiriyor. Oysa sanat, baskıyla değil; zamanla, sabırla ve içtenlikle güçlenen bir alan. Benim için asıl mesele, tüm bu koşullar içinde kendi sesini ve dengesini kaybetmeden üretmeye devam edebilmek ama işin güzel tarafı şu gerçek dostluklar ve samimi destekler hâlâ var. Belki azlar, ama varlar. Genelde aynı dertleri paylaşan, birbirinin üretim sürecine saygı duyan insanlar arasında kurulan bağlar çok daha sağlam oluyor. Bu bağlar da müzisyenin hem ruhunu hem motivasyonunu besliyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-36275 size-large" src="https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/12/icimde-bir_Fadil-Aydin_buyuttum-01-1024x616.jpeg" alt="" width="1024" height="616" srcset="https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/12/icimde-bir_Fadil-Aydin_buyuttum-01-1024x616.jpeg 1024w, https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/12/icimde-bir_Fadil-Aydin_buyuttum-01-300x181.jpeg 300w, https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/12/icimde-bir_Fadil-Aydin_buyuttum-01-768x462.jpeg 768w, https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/12/icimde-bir_Fadil-Aydin_buyuttum-01.jpeg 1495w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<p><strong>Abdussamed Tosun: Eserlerinizde sadece aşk değil, derin bir teslimiyet, bir inanç duygusu da hissediliyor. Bu yönünüzün müziğinize yansıması bilinçli bir tercih mi, yoksa ruhunuzdan kendiliğinden süzülen bir hâl mi? Sizce sanat, inançtan bağımsız düşünülebilir mi? Bir ezgiyle dua etmek, bir kelimeyle susmak. Bunların arasında siz hangi çizgide yürüyorsunuz?</strong></p>
<p><strong>Fadıl Aydın:</strong> Sanatın inançtan tamamen bağımsız olabileceğini düşünmek bana pek mümkün gelmiyor. Çünkü her sanat üretimi, özünde bir inanma eylemi barındırır. Sanatçı, bir duygunun, bir anlamın ya da bir güzelliğin gerçekten var olduğuna inanır ve onu görünür, duyulur ya da hissedilir kılmak ister. Bu inanç bazen doğrudan dini bir kaynaktan beslenebilir; bazen insana, doğaya, aşka, zamana, sessizliğe ya da hatta hiçbir şeye yönelmiş gibi görünebilir. Ama neye yönelirse yönelsin, sanatın içinde daima bir tür ‘iman’ vardır.</p>
<p>Ben kendi üretim çizgimi, bu iman hâlinin tam ortasında, dua ile ezgi arasında bir yerde konumlandırıyorum. Sözcükle sessizlik arasındaki o ince hatta yürüdüğümü söyleyebilirim. Çünkü müzikte ve sanatta her şey söylenerek anlatılmaz. Bazen bir nota, kelimelerden daha güçlü bir duaya dönüşür; bazen de bilinçli bir suskunluk, en yüksek sesle konuşan ifade hâline gelir.</p>
<p>Bu nedenle benim için sanat, yalnızca estetik bir arayış değil; aynı zamanda içsel bir temas, bir dinleme ve bir durma hâlidir. İnsan kendini, inandıklarını ve inanamadıklarını bu süreçte daha açık biçimde görür. Sanat da tam olarak burada anlam kazanır: Söylenenle söylenmeyen arasındaki o boşlukta, izleyiciyle ve dinleyiciyle kurulan sessiz ama derin bağda.</p>
<p><strong>Abdussamed Tosun: Her sanatçının bir dönemi vardır ama çok azı kendi zamanını aşar. Sizce bir eseri “kalıcı” yapan şey nedir? Melodi mi, söz mü, yoksa o eserin taşıdığı ruh mu? Bugün milyonlarca dinlenmeye ulaşan “Ey Sevgili” gibi bir parçanın, yıllar sonra da aynı etkiyi bırakmasını sağlayan şey ne olabilir sizce?</strong></p>
<p><strong>Fadıl Aydın:</strong> Bence bir eseri kalıcı yapan şey, yalnızca melodi ya da söz değil, o ikisini aşan bir “duygusal gerçekliktir.” Bir eser, dinleyicinin içinde yankı buluyorsa yani onun kendi duygusuna, hatırasına, özlemlerine temas edebiliyorsa o eser zamansız olur. Melodi, o duygunun taşıyıcısıdır; sözler ise ifadesi. Ama asıl “ruh” dediğimiz şey, sanatçının içtenliğiyle doğar. Dinleyen kişi bunu fark etmese bile, bir eserde “gerçek bir his” varsa, o hissi duyar. Bu da eseri yıllar sonra bile canlı tutar. “Ey Sevgili” gibi parçalar da tam olarak bu yüzden kalıcı olur: Melodisi sade ama ezberlenebilir ve ruhu samimidir, bir yapaylık hissedilmez. Zaman değişir, teknolojiler, tarzlar değişir ama insanın “özlem”, “aşk”, gibi duyguları değişmez.</p>
<p><strong>Abdussamed Tosun: “İki Gözümün Çiçeği” ve “Ey Sevgili” gibi eserlerinizde duygular neredeyse elle tutulacak kadar gerçek. Bu kadar içten bir duygusal aktarımın kaynağı nedir sizce?</strong></p>
<p><strong>Fadıl Aydın:</strong> Bu eserlerdeki duygunun kaynağı aslında kendi iç dünyamla olan yolculuğumdur. İlahiler benim için sadece birer melodi değil; içimde biriken duaların, özlemlerin çaresizliklerin, güç yetirememenin,kınanmanın ve teslimiyet hâlinin sese ve melodiye dönüşmüş hâlidir. “İki Gözümün Çiçeği” ve “Ey Sevgili” özelinde değil bugüne kadar çıkardığım her eser için geçerlidir. Kalbime dokunan çok özel anların izlerini taşıyor eserlerim.</p>
<p>Ben bir ilahi söylerken önce kendi içimde hissediyorum; o duygu gerçekten kalbime yerleşmeden dile gelmesine izin vermiyorum. Bu yüzden eserlerime yansıyan duygu, sahte ya da ezber bir ifade değil, tamamen yaşadığım, düşündüğüm ve içine sindiğim bir hâlin yansıması.</p>
<p>Belki de içtenliği sağlayan şey şu: Ben her eseri, önce Rabb’in huzuruna bir niyaz gibi söylüyorum. Samimiyet de tam olarak buradan doğuyor. Dinleyiciye ulaşan duygu benim duygum değil aslında; gönlümden süzülen ilhamın kendi saf hâli.</p>
<p><strong>Abdussamed Tosun: O zaman en başa dönelim, Fadıl Aydın kimdir? Nasıl bir ailede büyüdü, bize biraz Fadıl Aydın&#8217;ı anlatır mısınız?</strong></p>
<p><strong>Fadıl Aydın:</strong> 1989’da Gaziantep’te dünyaya geldim. Altı kişilik kadim ailemizin üçüncü çocuğuyum; benden önce iki ablam yolu açtı, benden sonra da bir erkek kardeş geldi, sırayı bozmadan devam ettik yani. Babam fabrikadan emekli, annem de ev hanımı. Muhafazakâr, sade ve gösterişten uzak bir ailede büyüdüm. Şimdilerde ise hayatımın kraliçesiyle evliyim ve üç küçük prensin babasıyım. Evet, kabul ediyorum: Üç erkek çocuk zaman zaman bizi orta çağ savaşlarına sürüklüyor gibi oluyor ama yine de krallığımı çok seviyorum. Onlar hem en büyük kaos kaynağım hem de en büyük mutluluğum. Ailemin gürültüsü bile huzur veriyor diyebilirim.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-36272 size-large" src="https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/12/icimde-bir_Fadil-Aydin_buyuttum-04-1024x576.png" alt="" width="1024" height="576" srcset="https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/12/icimde-bir_Fadil-Aydin_buyuttum-04-1024x576.png 1024w, https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/12/icimde-bir_Fadil-Aydin_buyuttum-04-300x169.png 300w, https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/12/icimde-bir_Fadil-Aydin_buyuttum-04-768x432.png 768w, https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/12/icimde-bir_Fadil-Aydin_buyuttum-04-1536x864.png 1536w, https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/12/icimde-bir_Fadil-Aydin_buyuttum-04.png 1920w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<p><strong>Abdussamed Tosun: Sahne ışıkları söndüğünde, alkışlar dindiğinde, o büyük kalabalık sessizliğe karıştığında. Fadıl Aydın nasıl bir insan olarak kalır? Evinde, dostlarıyla, yalnız kaldığında neler düşünür, neyle huzur bulur? Sanatçı kimliğinizle “sade insan” Fadıl Aydın arasında büyük bir fark var mı?</strong></p>
<p><strong>Fadıl Aydın:</strong> Yıllardır, devasa konser alanlarında, mükemmel bir sahnenin üzerinde, rengârenk ışıkların altında kendi eserlerimi söylerken insanların hep bir ağızdan bana eşlik ettiğini hayal ederdim. İçimde hep “Fadıl Aydın” adını verdiğim bir hayal büyüttüm. Ne işle uğraşırsam uğraşayım, o içimdeki sahnede eserlerini söyleyen kişi hep Fadıl Aydın’dı.</p>
<p>Bugün Allah bana, o Fadıl Aydın’ın hayallerine kavuşmasına şahit olmayı nasip ediyor. Ben kendimi onun işçisi olarak görüyorum. Sahne, kostüm, klip, davet.. Fadıl Aydın’la ilgili ne varsa büyük özen ve titizlikle yapmaya çalışıyorum. Herhangi bir hata ya da suiistimale mahal vermemek için onu korumaya alıyorum; çünkü bu ilgi ve dinlenmeler kolay gelmedi. Küçümsenmeler, alay edilmeler, zorluklar, parasızlık, yok sayılmalar.. Bu yüzden sanatta Fadıl Aydın benim için ayrı bir yerde duruyor.</p>
<p>Sahneden indiğimde ise bambaşka biriyim. Samimi, içten, güler yüzlü ve dost canlısı.. Evimde ise eğlenceli, oyunbaz bir babayım. Dostlarımla sohbet etmek beni adeta tedavi eder. Sessizlik ve yalnızlık da benim için huzurun en saf hâlidir.</p>
<p><strong>Abdussamed Tosun: Hayatta seni en çok etkileyen bir cümle, bir öğüt ya da bir dua var mı? Belki de hayatının pusulası haline gelmiş bir söz?</strong></p>
<p><strong>Fadıl Aydın:</strong> “Kimse Görmese de Allah Emeği Görür.”O c.c kuluna Şevkat ve Merhametle bakandır. Ve son olarak dinleyicilerime şunu demek isterim, Bugün ne isem tabi önce Rabbim in Kerem ve Lütfuyla sonra sizin sevginiz ve desteğinizle oldum. Sesimi büyüten sizlerdiniz. Benim yolculuğumda yanımda durduğunuz için her birinize minnettarım. Sizinle birlikte ağlamaya ve muhabbete devam edeceğiz inşallah ve son olarak değerli Abdussamed beyefendinin sanatıma, yolculuğuma ve iç dünyama böyle hassasiyetle dokunduğu için teşekkür ederim. Sıcak yaklaşımınız ve derinlikli sorularınızla çok güzel bir röpartaj oldu. Emeğinize sağlık.</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/manset/icimde-bir-fadil-aydin-buyuttum/36271/">içimde bir Fadıl Aydın büyüttüm!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/manset/icimde-bir-fadil-aydin-buyuttum/36271/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gökhan Akar, müzik sektörünü eleştirdi: Müzik, ruhu olmayan bir gürültüye dönüştü!</title>
		<link>https://www.millinizam.com/manset/gokhan-akar-muzik-sektorunu-elestirdi-muzik-ruhu-olmayan-bir-gurultuye-donustu/36063/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/manset/gokhan-akar-muzik-sektorunu-elestirdi-muzik-ruhu-olmayan-bir-gurultuye-donustu/36063/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Abdussamed Tosun]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Dec 2025 09:01:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>
		<category><![CDATA[Abdussamed Tosun]]></category>
		<category><![CDATA[Gökhan Akar]]></category>
		<category><![CDATA[müzik]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=36063</guid>

					<description><![CDATA[<p>Müziğin dijitalleşme ve ticarileşme baskısı altında şekillendiği günümüzde sanatçı Gökhan Akar, sektöre dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Gazeteci Abdussamed Tosun’un sorularını yanıtlayan Akar, müziğin giderek sanatsal bir üretim olmaktan uzaklaştığını, hızlı tüketilen bir ürüne dönüştürüldüğünü söyledi. Türkiye’de müzik üretiminin büyük ölçüde ticari kaygılarla yapıldığını belirten Akar, yapımcıların ve sektörün yönlendirmesiyle ortaya çıkan işlerin topluma bir şey [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/manset/gokhan-akar-muzik-sektorunu-elestirdi-muzik-ruhu-olmayan-bir-gurultuye-donustu/36063/">Gökhan Akar, müzik sektörünü eleştirdi: Müzik, ruhu olmayan bir gürültüye dönüştü!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Müziğin dijitalleşme ve ticarileşme baskısı altında şekillendiği günümüzde sanatçı Gökhan Akar, sektöre dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Gazeteci Abdussamed Tosun’un sorularını yanıtlayan Akar, müziğin giderek sanatsal bir üretim olmaktan uzaklaştığını, hızlı tüketilen bir ürüne dönüştürüldüğünü söyledi.</p>
<p>Türkiye’de müzik üretiminin büyük ölçüde ticari kaygılarla yapıldığını belirten Akar, yapımcıların ve sektörün yönlendirmesiyle ortaya çıkan işlerin topluma bir şey katmadığını savundu. Sanatın özünde bir derdi, bir anlatısı olması gerektiğini vurgulayan Akar, yalnızca para kazanma hedefiyle yapılan üretimlerin müziği ruhsuzlaştırdığını ifade etti. Geçmiş dönemlerle günümüz müziğini karşılaştıran Akar, bazı şarkıların aradan yıllar geçmesine rağmen dinlenmeye devam etmesinin tesadüf olmadığını belirtti. Özellikle 1980’ler ve 1990’lar Türkçe pop müziğine işaret eden Akar, o dönemde üretilen eserlerin hâlâ ilgi görmesini “samimiyet, özgünlük ve duygu” ile açıkladı. Günümüzde ise birçok çalışmanın benzer kalıplarla, “kopyala yapıştır” anlayışıyla üretildiğini dile getirdi.</p>
<p><strong>Algoritmalar sanatı değil, rakamları öne çıkarıyor!</strong></p>
<p>Dijital müzik platformlarının müziğe erişilebilir kıldığını kolaylaştırdığını ancak aynı zamanda hızla tüketilebilen bir ürüne dönüştürdüğünü ve manipüle ettiğini belirten Akar, &#8220;Algoritmaların sanatsal kaliteye değil tıklanma ve izlenme sayılarını esas aldığını dile getirdi. Bu durumun nitelikli müziği ve iyi sanatçıları geri plana ittiğini niteliksiz ve günü birlik ünlüler kalitesiz işleri topluma dayattığını söyleyen sanatçı iyi şarkılar ve iyi sanatçılar toplumun gönlünde asla kaybolmaz ancak gündelik hayatta görünmez hale getiriliyor ve toplumun gündemi kalitesiz yanlış yönlendirici işlerle meşgul edilip dolduruluyor ve hafızalar kirletiliyor ancak kalplerde yine Aşık Veysel, Neşet Ertaş, Barış Manço ve Kayahan kalıyor. Bu sanatçılar bu duruma en büyük örnektir&#8221; dedi.</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/manset/gokhan-akar-muzik-sektorunu-elestirdi-muzik-ruhu-olmayan-bir-gurultuye-donustu/36063/">Gökhan Akar, müzik sektörünü eleştirdi: Müzik, ruhu olmayan bir gürültüye dönüştü!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/manset/gokhan-akar-muzik-sektorunu-elestirdi-muzik-ruhu-olmayan-bir-gurultuye-donustu/36063/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Genç sanatçı Ömer Buğra Başıbüyük Türkiye’ye büyük gurur yaşattı</title>
		<link>https://www.millinizam.com/kultur-sanat/genc-sanatci-omer-bugra-basibuyuk-turkiyeye-buyuk-gurur-yasatti/35928/</link>
					<comments>https://www.millinizam.com/kultur-sanat/genc-sanatci-omer-bugra-basibuyuk-turkiyeye-buyuk-gurur-yasatti/35928/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[SerifVarol]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Dec 2025 08:00:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.millinizam.com/?p=35928</guid>

					<description><![CDATA[<p>Klasik gitar sanatçısı Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konserservatuvarı Gitar Sanat Dalı 3. Sınıf öğrencisi Buğra Başıbüyük, İtalya’nın başkenti Roma&#8217;da düzenlenen ve sanat dünyasında büyük önem atfedilen 13. Alirio DİAZ Uluslararası Gitar Yarışmasında 2. olarak ülkemize büyük bir gurur yaşattı. İstanbul Havalımanı’nda sevgi gösterileri ile karşılanan genç sanatçı Başıbüyük&#8217;ün almış olduğu bu uluslararası ödül gençler için [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/kultur-sanat/genc-sanatci-omer-bugra-basibuyuk-turkiyeye-buyuk-gurur-yasatti/35928/">Genç sanatçı Ömer Buğra Başıbüyük Türkiye’ye büyük gurur yaşattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Klasik gitar sanatçısı Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konserservatuvarı Gitar Sanat Dalı 3. Sınıf öğrencisi Buğra Başıbüyük, İtalya’nın başkenti Roma&#8217;da düzenlenen ve sanat dünyasında büyük önem atfedilen 13. Alirio DİAZ Uluslararası Gitar Yarışmasında 2. olarak ülkemize büyük bir gurur yaşattı.</p>
<p>İstanbul Havalımanı’nda sevgi gösterileri ile karşılanan genç sanatçı Başıbüyük&#8217;ün almış olduğu bu uluslararası ödül gençler için büyük bir motivasyon ve moral kaynağı oldu.</p>
<p>Az bir puan farkıyla(1.olan sanatçı 96 puan,2.olan sanatçımız 94 puan aldı.) bu prestijli yarışmada 2. olan genç sanatçı Başıbüyük, mutluluğunu şu sözlerle paylaştı:</p>
<p>&#8220;Ayyıldızlı Bayrağımızı gururla temsil ederek aldığım bu ödülü öncelikle ülkeme, Aziz şehitlerimize ve Onların değerli ailelerine, aziz ve muhterem Vatandaşlarımıza, aileme, tüm sanatçılarımıza ve başta Rektörümüz olmak üzere, Dekanımıza ve bize emek veren hocalarımıza ithaf ediyorum.&#8221; dedi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-35930" src="https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/12/WhatsApp-Image-2025-12-14-at-15.16.55-1-768x1024.jpeg" alt="" width="768" height="1024" srcset="https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/12/WhatsApp-Image-2025-12-14-at-15.16.55-1-768x1024.jpeg 768w, https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/12/WhatsApp-Image-2025-12-14-at-15.16.55-1-225x300.jpeg 225w, https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/12/WhatsApp-Image-2025-12-14-at-15.16.55-1-1152x1536.jpeg 1152w, https://www.millinizam.com/wp-content/uploads/2025/12/WhatsApp-Image-2025-12-14-at-15.16.55-1.jpeg 1200w" sizes="auto, (max-width: 768px) 100vw, 768px" /></p>
<p><strong>Alirio Diaz Uluslararası Gitar Ödülü</strong></p>
<p>Alirio Díaz, (12 Kasım 1923 – 5 Temmuz 2016), Venezuelalı klasik gitarist ve bestecidir. Güney Amerika’nın en önde gelen klasik gitar sanatçılarından biri olarak kabul edilir ve 20. yüzyılın en etkili gitaristlerinden biri olarak tanınır. 1974&#8217;ten beri düzenlenen Alirio Díaz Uluslararası Gitar Yarışması, bu Venezuelalı virtüözün sanatına saygı duruşunda bulunuyor.</p>
<p><a href="https://www.millinizam.com/kultur-sanat/genc-sanatci-omer-bugra-basibuyuk-turkiyeye-buyuk-gurur-yasatti/35928/">Genç sanatçı Ömer Buğra Başıbüyük Türkiye’ye büyük gurur yaşattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.millinizam.com">Milli Nizam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.millinizam.com/kultur-sanat/genc-sanatci-omer-bugra-basibuyuk-turkiyeye-buyuk-gurur-yasatti/35928/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
