BA’DE HARAB-ÜL İRAN

Yayınlama: 27.03.2026
A+
A-

Ba’de Harab-ül Basra ; (yaygın galat kullanımı ile Badel harab ül Basra) “İş işten geçtikten sonra…” anlamına gelen deyimdir. Arapça’dan tam tercümesi “Basra harap olduktan sonra..” dır. Asıl olan yok olduktan sonra kalanlar neye yarar anlamında kullanılan deyimin ilk kez Moğolların Basra’yı yakıp yıktıktan sonra kendisine akıl danışması üzerine bir alim tarafından söylendiği rivayet edilmektedir.

Yazımızın başlığından da anlaşılacağı üzere iş işten geçtikten Müslüman İran’ın, Siyonist İsrail ve tasmasını tuttuğu ABD uşağı tarafından yerle bir edildikten sonra birşeyler yapmanın faydasız olacağı çok açıktır.Trump’ın seçilmesi akabinde ‘Bidon gitti Trampet geldi’ başlığıyla yazdığımız yazıda gavurdan bize dost olmayacağını belirtmiştik. Trump’ın şehir eşkiyası olduğunu bilmenin yanında meselenin İran olmadığını asıl meselenin Türkiye olduğunun farkına varılması, gerekli önlemlerin alınması gerektiğini defalarca dile getirdik.ABD ve İsrail, İran’a saldırdığı ilk günden itibaren aradaki mezhep farkı dolayısıyla ülkemizde bazı hocaların,siyasetçilerin her iki taraf içinde yaşananların bizler adına faydalı olduğunu beyan ettiklerini gördük.Bu tarih bilmemenin getirdiği söylemlerden başka birşey değildir.Moğol İstilasına uğrayan Alem-i İslam ittihad etmiş olsaydı ne Basra yanardı ne camilerimize atlarla girilir ne de ilim yuvalarımız olan kütüphanelerimiz yakılırdı.Tarih ilmi geçmişten ders almanın gerekliliğini bize anlatıyorken, geçmişten ders almayarak sadece hamaset dolu söylemlerle insanları ayrıştırmak hainlik değilse bile gafletten uzak değildir.

Rahmetli Prof.Dr.Erbakan Hoca siyonizm belası hakkında gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini, meselenin Suriye, İran olmadığını asıl meselenin Türkiye olduğunu dile getireli yıllar oldu.Rahmetlinin sözünün ne kadar değerli olduğunu bugün ki yaşananlardan anlıyoruz. Rahmetlinin D-8 için girdiği mücadele neticesinde satılmış medya kendisine İrancı yaftası vurmaya çalışsa da aslında kendisinin ümmetçi olduğunu anlamayanlar bugün tam manasıyla anlamış oldu.D-8’den tam manasıyla faydalanabilinseydi akabinde D-60 kurulup, İslam Birliği tesis edilseydi bugün Ne Trump ne de tasmasını tutan siyonist İsrail böyle bir saldırı gerçekleştiremezdi.Gelelim İran meselesine,İran meselesi ucu açık bir meseledir.Mezhep farklılığı, İran’ın tarih boyunca İslam alemine verdiği zarar bugün için bir kenara koyulmalı ve ‘Ya valiyete külli mazlum’(tüm mazlumların sığınağı) olan Osmanlı İmparatorluğu’nun varisi olan devletimiz eşkiyalar karşısında İran’ın yanında olmalıdır.Geçtiğimiz günlerde şehadetinin sene-i devriyesine tevafuk ettiğimiz rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun Refah partisi ile ters düştüğü bir konu ile alakalı kendisine sual sorulduğunda’ biz amcaoğlumuzu döveriz ama kimseye dövdürmeyiz’ diyerek aslında aynı davaya başkoymuş insanların farklı düşünebileceği noktalar olabileceğini fakat bunların tefrikaya sebep olmaması gerektiğini bizlere anlatmaktadır.İran Müslümanlarının yanında olmamız, döveceksek bizim dövmemiz, kimseye dövdürmememiz gerektiğini inşaallah İran yandıktan sonra anlamayız.

 

Vesselam, Veddua, Vel-Muhabbet.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.