İnsanlığın Ortak Düşmanı ve Kaosun Mimarı: Siyonist Rejim

Yayınlama: 24.03.2026
A+
A-

İnsanlığın ortak düşmanı olan siyonist rejim, bugün kendi sonunu hazırlayan bir sürecin içine girmiştir.

Uzun yıllardır sürdürdüğü sistematik şiddet politikaları ve gerçekleştirdiği katliamlar, bu yapıyı yalnızca bölgesel bir aktör olmaktan çıkararak küresel ölçekte nefretin odağı hâline getirmiştir.

İsrail siyonist rejimi, tarihsel kin ve ideolojik motivasyonlarla Orta Doğu coğrafyasını istikrarsızlaştırmış, savaş, işgal ve yıkımı süreklileştirmiştir.
Tarih boyunca farklı coğrafyalardan sürgün edilen Yahudilerin son yerleşim alanı olan Filistin’de kurulan bu yapı; kargaşa, kaos ve işgali kurumsallaştırmış, yerel halk üzerinde sistematik baskı ve şiddet politikaları uygulamıştır.
Bu süreç yalnızca bölgesel bir kriz değil, aynı zamanda küresel barışa yönelik doğrudan bir tehdit hâline gelmiştir.
Siyonist ideoloji, tarihsel süreçte büyük çatışmaların arka planında yer alan finansal ve siyasal etkileriyle öne çıkmış; bugün ise daha geniş çaplı bir küresel savaşın zeminini hazırlayan bir aktör konumuna ulaşmıştır.
İran’a yönelik saldırılar, bu stratejinin yeni ve tehlikeli bir aşamasını temsil etmektedir.
Savaşın bölgesel sınırları aşarak genişlemesi ve çok sayıda devleti içine çekmesi, kontrollü bir kriz değil, bilinçli şekilde derinleştirilen bir kaos stratejisidir.
İsrail siyonist rejimi, işgal ettiği toprakları genişletmek ve bu işgali kalıcı hâle getirmek amacıyla çatışmayı tırmandırmakta; bu doğrultuda ekonomik dengeleri, toplumsal yapıları ve demografik unsurları hedef alan bir politika izlemektedir.
Yaklaşık 80 yıldır süregelen bu politikalar; yalnızca belirli bir coğrafyada değil, küresel ölçekte bir istikrarsızlık üretmiş, dünya halklarının ortak vicdanında derin bir karşılık bulmuştur. Bugün gelinen noktada, siyonist rejim kendi uygulamalarıyla uluslararası sistemde yalnızlaşmakta ve kendi sonunu hazırlayan dinamikleri bizzat üretmektedir.
İnsanlık, hangi dine, millete ya da coğrafyaya mensup olursa olsun; sistematik şiddeti, işgali ve katliamı meşrulaştıran her yapıya karşı ortak bir duruş sergilemek zorundadır.
Tarihsel Arka Plan: Yahudilerin Sürgünleri (Kronolojik Çerçeve)
MÖ 722 – Asur İmparatorluğu, İsrail Krallığı’nı yıkarak nüfusun önemli bir bölümünü sürgün etti.
MÖ 586 – Babil İmparatorluğu Kudüs’ü işgal etti, Birinci Tapınak yıkıldı ve Yahudiler Babil’e sürgün edildi.
MS 70 – Roma İmparatorluğu Kudüs’ü yıktı, İkinci Tapınak ortadan kaldırıldı ve geniş çaplı diaspora başladı.
MS 135 – Bar Kohba İsyanı sonrasında Roma yönetimi Yahudilerin Kudüs’e girişini yasakladı.
1290 – İngiltere Krallığı Yahudileri ülkeden sürdü.
1306 ve 1394 – Fransa Krallığı Yahudileri sürgün etti.
1492 – İspanya’da Elhamra Fermanı ile Yahudiler sürgün edildi.
1497 – Portekiz’de zorunlu din değiştirme veya sürgün uygulandı.
19.–20. yüzyıllar – Doğu Avrupa ve Rusya’da pogromlar ve zorunlu göçler yaşandı.
1933–1945 – Nazi Almanyası döneminde Yahudiler sistematik soykırıma uğradığı iddia ediliyor.

Tarihteki Yahudilerin uğradığı sürgünlerin kök nedenleri yine bulundukları yerlerde çıkardıkları kaos ve kargaşa olduğu açık.
Buna rağmen her zaman sürgünde olsa yaşama hakları olan Yahudi milleti geldikleri topraklarda geçmişten kalan kin ve düşmanlığı da beraberinde yaşadığı topraklara masum insanlara taşımıştır.
Geldikler yerlerdeki insanlara yaşama hakkı tanımamışlar.
Daha da acımasız ve ileriye giderek sistemli olarak katliamlar ve soykırımlar gerçekleştirmek üzere ortadoğuyu kan gölüne çevirmiştir.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.