İnsanlık Neden katliamlara Hep Geç Kalıyor?

Yayınlama: 21.05.2026
A+
A-

 

1974 yılında Marina Abramović tarafından gerçekleştirilen “Rhythm 0” performansı, aslında insan doğasının karanlık tarafına tutulmuş ürpertici bir aynaydı.

Altı saat boyunca hareketsiz duran sanatçı, insanların önüne bir masa dolusu nesne bıraktı: gül de vardı, jilet de…

Sevgi göstermek için kullanılacak araçlar da vardı, ölüm getirecek olanlar da…

Ve insanlara şu cümleyi söyledi: “Ben bir nesneyim.
Sorumluluk bana değil, size ait.”
Başlangıçta insanlar çekingen davrandı.
Bir çiçek uzatan oldu, yanağını okşayan oldu.

Fakat zaman ilerledikçe kalabalığın içindeki karanlık büyümeye başladı.

Önce küçük incitmeler geldi, sonra aşağılamalar…

Ardından şiddet.

İnsanlar sanatçının bedenini kesmeye, canını yakmaya, hatta başına silah dayamaya kadar ilerledi.

Çünkü kötülük, sessizlikten cesaret alır.

Tepki görmeyen zulüm, kendisini haklı sanmaya başlar.

İnsanlık tarihi de bunun örnekleriyle doludur.

1974’te Kıbrıs’ta Rum çetelerinin Kıbrıs Türklerine yönelik katliamlarında da dünya uzun süre sessiz kaldı.

Köyler yakıldı, masum siviller öldürüldü, çocukların çığlıkları uluslararası diplomasi masalarının soğuk cümleleri arasında kayboldu.

Sessizlik, zalimin eline verilmiş görünmez bir silahtı.

Hocalı katliamına sessiz kalanlar asıl katillerdi!
1992’de Hocalı’da insanlar yalnızca öldürülmedi; insanlığın vicdanı da parçalandı. Kadınlar, çocuklar, yaşlılar…

Karla kaplı yolların üzerine bırakılmış cansız bedenler, dünyanın suskunluğunu haykırıyordu.

Fakat yine aynı şey oldu: İnsanlık, ekran başında birkaç dakika üzüldü ve sonra hayatına devam etti.

1993’te Bosnian Genocide sırasında Bosna’da yaşananlar ise Avrupa’nın ortasında insanlığın nasıl körleşebileceğini gösterdi.

Srebrenica yalnızca bir katliam değildi; dünyanın suskunluğunun mezar taşına dönüşmesiydi.

Birleşmiş Milletler’in gölgesinde insanlar öldürüldü.

Bir leşmiş milletler sustu insanlar sustu!
Çünkü zalimler, çoğu zaman silahtan önce sessizliği kullanır.

Haksızlık, ilk doğduğu anda küçüktür.

Bir tokat kadar küçük… Bir hakaret kadar sıradan…

Bir ayrımcılık cümlesi kadar önemsiz görünür.

Ama karşısında vicdanlı bir ses yükselmezse büyür.

Önce normalleşir, sonra sistemleşir, en sonunda ise katliama dönüşür.

İnsanlığın en büyük trajedilerinden biri de budur: İnsanlar kötülüğe bir anda dönüşmez.

Kötülüğe alışırlar.
Bugün geçmişteki katliamları konuşurken çoğu failin kendisini savunmak için türlü bahanelere sığındığını görüyoruz. “Emir aldım” diyenler, “şartlar öyleydi” diye konuşanlar, “biz de mağdurduk” diyerek suçunu perdelemeye çalışanlar…

Çünkü insan, işlediği suçun ağırlığıyla yaşamamak için önce vicdanını susturur.

Ardından gerçeği eğip bükmeye başlar.

Suçluluk psikolojisi, çoğu zaman en yüksek sesle bağıran savunmaları üretir.

Oysa tarih şunu defalarca kanıtladı: Sessizlik tarafsızlık değildir.

Sessizlik, çoğu zaman zalimin yanında durmaktır.

Bir toplum, haksızlığa yalnızca kendisine dokunduğunda tepki veriyorsa, aslında kendi gelecekteki acısına zemin hazırlıyordur.

Çünkü ateş, uzağımızdaki bir evde yanarken alkışlayanlar, rüzgâr değiştiğinde kendi çatılarının da tutuşacağını unutur.

Rhythm 0 deneyinin en korkutucu tarafı, insanların içindeki kötülüğü göstermesi değildi.

En korkutucu tarafı, kötülüğün insanların gözleri önünde yavaş yavaş sıradanlaşmasıydı.

Ve insanlık hâlâ aynı sınavın içinde duruyor.

Bugün Gazze’de insanlar ölürken dünya yine sessizlik ve huzur içinde uyuyor.

Amerika İran’da 160 masum çocuğu bir okulda katlederken dünya sessizce izledi Gazze’de 75 binden fazla insan katledildi.

Dünya yine sessiz.
Dünyanın sonunu bu sessizlik getirecek.

Sessizliğin Beslediği Katliamlar.
Kötülük Sessizlikten Güç Alır.
Bir İnsan Sustukça Zulüm Büyür.
Sessiz Kalanların Çağı
Vicdan Sustukça Kan Konuşur.
Tepkisizliğin Katlettiği İnsanlık.
Önce Sessizlik Öldürür.
Rhythm 0’dan Bosna’ya: İnsanlığın Karanlık Yüzü
Katliamlar Bir Günde Başlamaz
Normalleşen Kötülüğün Anatomisi
Bir Çiçekten Bir Silaha: İnsanlığın Çöküşü
Zulmün En Büyük Ortağı Sessizliktir.
İnsanlık Neden Hep Geç Kalıyor?
Sessizlik: Tarihin En Kanlı Suç Ortaklığı
Kötülüğün Sıradanlaştığı An.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.