Kadim devlet geleneğiyle 16 devleti yıkılmış, 17 devlet kurmuş bir milletin töresinde yer almayan usullerin bugün uygulandığını görmek nereden nereye geldiğimizin açık göstergesidir. Tarihini bilmeyen ve şuurunu taşımayan milletler hafıza ve idraklerini kaybetmiş şaşkın kimselere benzer. Böyle bir durumda milletlerin yükselmeleri veya millet vasfını muhafaza etmeleri ve hatta dağılmamaları zordur.
Tarih kültürü ve şuuru cemiyetlerin idareci ve seçkinleri için rehberlik vazifesi görür. Nitekim Ortaçağ İslam dünyasında tarih hükümdarlara ve yüksek tabakaya mahsus ve imtiyazlı bir ilim sayılmıştır.2500 yıllık tarihleri boyunca azametli devirler yaratmış bir millet namına yürütüldüğü iddia edilen bugün bu azametten uzak ‘Terörsüz Türkiye Süreci’ adı altında yürütülen sürecin, tarih bilmez idarecilerin eliyle gerçekleştiği çok açıktır. Patras vakası ve Patrik Gregoruis’un idamı tarihçiler tarafından bilinen bir vaka olmakla birlikte zannediyorum bugün ki idarecilerimiz tarafından bilinmemektedir. Bugün kinlerini devam ettirip patriğin asıldığı kapıyı kin kapısı olarak adlandıran milletlerin olduğunu bilmemek hainlik değilse bile gafilliktir.Patriği asan Osmanlı İmparatorluğu devletine hainlik yapanın cezasının idam olması gerektiğini dile getirmiş bu devletin Osman Bey tarafından kurulduğu bilinmekle beraber aslında Medine-i Tahire’de Resulullah(s.a.v) tarafından kurulan İslam devletinin devamı olduğunu beyan etmiştir.Türk milletinin İslamla şereflenmeden önce de devletine karşı ihanet sürecine girenlere ne şekilde davrandığını Bilge Kağan’ın Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! sözünden anlamalıyız. Yakın tarihimize bakıldığında idarecilerde ki gafilliğin bize neye mal olduğunu anlamak için 93 harbi,Balkan Savaşları ve 1.Dünya savaşında yaşananları okuyup, öğrenmenin faydalı olacağı kanaatindeyim.Özellikle günümüz idarecilerine 93 harbini anlatan Mehmet Arif Bey’in Başımıza Gelenler adlı eserini okumalarını tavsiye ediyorum. Bu bir kitap tavsiyesinden ziyade bir şuurlanma tavsiyesidir.
Bugün gelinen noktada umut hakkı söylemiyle tarihi inkar eden bir tavır sergileyen idareciler, süreci ne Türk tarihine ne de İslam tarihine yakışır şekilde idare edemediklerini ayan beyan göstermişlerdir. Abdullah Öcalan ismiyle anılan 30.000 şehidimizin katili için umut hakkı konusunda söz sahibi bu millet, şehit aileleri ve gazilerimizdir. İdareciler bu konu hakkında karar verecek yetkide olsa da kudrette değildir. Binaenaleyh referanduma gidilmelidir. Tarihini bilen, nereden geldiğini unutmayan bu aziz millet referandumla umut hakkı peşinde koşan idarecilere gereken cevabı verecektir.