Tarihten Bugüne Haçlı Seferleri ve Orta Doğu’nun Gölgesi
Tarih, bugünü anlamanın en güçlü anahtarıdır.
Orta Doğu’da yaşanan her gelişme, yalnızca güncel siyasi dengelerle değil; yüzyıllar öncesine uzanan tarihsel hafızayla da okunmalıdır.
Bu noktada akla gelen en önemli kırılma dönemlerinden biri, 11. ve 13. yüzyıllar arasında gerçekleşen Haçlı Seferleri’dir.
Haçlı Seferleri: Dini Motivasyon, Siyasi Hesap
1095 yılında Papa II. Urban’ın çağrısıyla başlayan ilk büyük sefer, 1099’da Kudüs’ün ele geçirilmesiyle sonuçlandı.
Kudüs’ün düşüşü sırasında yaşanan katliamlar, dönemin kroniklerinde açıkça yer alır. Seferler, görünürde “kutsal toprakları geri alma” amacı taşısa da; Avrupa’daki siyasi rekabet, ekonomik beklentiler ve güç mücadelesi de bu hareketlerin arka planında önemli rol oynadı.
Anadolu ise bu süreçte kritik bir cephe oldu. 1096’dan itibaren Anadolu toprakları üzerinden ilerleyen Haçlı orduları, özellikle Türklerin direnişiyle karşılaştı. 1176 Miryokefalon Savaşı, Anadolu’nun Türk yurdu olarak kalacağını kesinleştiren dönüm noktalarından biri olarak kabul edilir.
Kudüs’ün Geri Alınışı: Bir Dönüm Noktası
1187 yılında Hıttin Savaşı’nda Selahaddin Eyyubi’nin Haçlı ordusunu yenmesi ve ardından Kudüs’ü geri alması, İslam dünyasında büyük bir moral kaynağı oldu. Bu gelişme, Haçlı Seferleri sürecinin seyrini değiştiren tarihi bir olaydır. Kudüs’ün alınışı, yalnızca askeri değil, aynı zamanda siyasi bir birlik mesajıydı.
Dikkat çekici olan şudur: Selahaddin Eyyubi, şehri ele geçirdiğinde 1099’daki katliamın aksine, geniş çaplı bir intikam politikası uygulamamış; farklı dinlere mensup halkın can güvenliğini sağlamıştır. Bu tavır, tarihte önemli bir örnek olarak anılır.
Birlik ve Dağınıklık Arasındaki Tarih
Haçlı Seferleri boyunca dikkat çeken bir başka gerçek şudur: İslam dünyasında siyasi parçalanma arttığında Haçlı ilerleyişi kolaylaşmış; birlik sağlandığında ise dengeler değişmiştir. Zengi, Nureddin Mahmud ve Selahaddin gibi liderlerin ortaya çıktığı dönemler, toparlanma ve karşı koyuş dönemleri olmuştur.
Tarih, yalnızca geçmişin hikâyesi değildir; aynı zamanda bugüne dair dersler içerir. Ancak geçmişteki dini motivasyonlu savaşları bugünün tüm siyasi çatışmalarına birebir şablon olarak uygulamak, karmaşık uluslararası ilişkileri basitleştirme riskini taşır. Günümüz savaşları; enerji politikaları, jeostratejik çıkarlar, küresel güç dengeleri ve bölgesel rekabet gibi çok katmanlı nedenlere dayanır.
Tarihten Ders Almak
Bin yıllık tarih bize iki temel gerçek gösteriyor:
Dini söylem, zaman zaman siyasi ve ekonomik hedeflerle iç içe geçmiştir.
Bölgesel birlik ve ortak hareket, dış müdahalelere karşı denge unsuru olmuştur.
Bugüne geldiğimizde geçmişteki gibi Haçlı Seferlerini finans desteği ile destekleyen Yahudilerin uzantısı olan Bugünde Yahudi Siyonistlerin desteği ile İslam coğrafyasında başlatılan modern Haçlı Seferleridir.
Körfez savaşları Amerikanın Siyonist desteği ile yürütülen ve milyonlarca Müslümanın ölümüne sebep olan Haçlı Seferleriydi bunu bizzat Amerikan başkanının ağzından dillendirildiğini biliyoruz.
Bugünde ABD’nin Siyonist destekli İran’a karşı yürütülen baskı ve savaş senaryoları yine Haçlı Seferlerinin bir devamıdır.
Geçmişte olduğu gibi yine bu Haçlı Seferlerinin durdurulması yine yüce Müslüman Türk milletine düşüyor.
Anca Türk ordusuna İslam ümmetinin de desteği önemli Müslüman aleminin birlik ve beraberlik içinde olması bu modern Haçlı Seferlerinin durdurulması için elzemdir.