Unutmadık, Unutmayacağız

Yayınlama: 30.06.2026
A+
A-

“Rahat olun; ne yuttuk ne de unuttuk…

Kırk gün gezersin kırda, bir gün rastlarsın kurda.”

İnsan çok garip bir varlıktır.

En büyük özelliği belki de unutkan olmasıdır.

Dünyaya geliş amacını unutur, tarihini unutur, yaşananları unutur.

Ders alması gereken hataları unutur; sonra da aynı hataları tekrar ederek farklı sonuçlar bekler.

Kalabalıkların içinde namuslu ve dürüst görünür; tenhada ise şaşar.

Aynı yanlışları tekrar tekrar yaşarken, yaptıklarını zamanla unutur. “Nasıl olsa bir şey olmuyor.” der.

Oysa tarih her şeyi kaydeder.

Gün gelir, yapılanların hesabını insanın önüne koyar.

İşte o zaman da yine unutmaya çalışır.

Belki de insanoğlunun en büyük kolaycılığı unutmaktır.

Osmanlı döneminin önemli isimlerinden Muallim Naci’nin sıkça kullandığı bir söz vardır:
“Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür.”
Yani; “İnsan hafızasının en büyük kusuru unutkanlığıdır.” Kısacası insan unutmaya mahkûmdur.

Ancak insanlar ikiye ayrılır: İyi insanlar ve kötü insanlar.

İyi insan iyilik yapar, sonra unutur.

Bunda bir sakınca yoktur.

İyiliğe dokunanlar da zamanla unutabilir.

Ama kötü insan kötülüğünü yapar, kenara çekilir ve sanır ki herkes unutacaktır.

Oysa tarih unutmaz. Vicdan unutmaz.

Hakikat unutmaz.

Bazı şeyleri unutmamak gerekir.

İnsanlık tarihinin acı hikâyelerini unutmamak gerekir.

Katliamları, soykırımları, zulümleri unutmamak gerekir ki bir daha tekrarlanmasın.

1992 yılında Azerbaycan’ın Hocalı’da Ermeni güçleri tarafından katledilen masum evlatlarını unutmadık.

Karabağ’ın özgürlüğüne kavuşmasını, Şuşa’nın kurtuluşunu ve 10 Kasım 2020’de
Azerbaycan’ın tarihi zaferini kazanmasını unutmadık.

1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nın kahraman şehitlerini Gazilerini unutmadık.

1963 Kanlı Noel’de sistematik şekilde katledilen masum sivilleri unutmadık.

1992’de Bosna-Hersek’te katledilen masumları unutmadık.

Ve Filistin…

Yaklaşık seksen yıldır zulme uğrayan Filistin halkını da unutmadık.

Gazze’de yaşananlar, insanlık tarihinin en karanlık sayfalarından biri olarak kaydedilecektir.

Dünyanın en yalnız bırakılan, en fazla haksızlığa uğrayan halklarından biri Filistin halkıdır.

Önce kendi yakın coğrafyasında yalnız bırakıldı, ardından milyarlarca Müslümanın gözleri önünde acıları çoğu zaman sessizlikle karşılandı.

Her gün toprağından, evladından ve geleceğinden bir parça koparılan bu mazlum Filistinli halkı nasıl unutabiliriz?

Uzak tarihin de yakın tarihin de hesabı bir gün mutlaka sorulacaktır.

Hak gelecek, batıl zail olacaktır.
Adalet er ya da geç mutlaka tecelli edecektir.
Bu yüzden tarihin doğru tarafında durmak ve yaşananları unutmamak gerekir.
Şahsımıza yapılan kötülüğü affedebiliriz.
Ancak milletimize, dinimize, soydaşımıza ve dindaşımıza yapılan zulmü affetmeyiz.

Bireysel hayatta hoşgörülü olmak, affedici davranmak, nefsi terbiye etmek ve kin tutmamak elbette büyük bir erdemdir.

Ancak konu milletin bekası, adaletin tesisi ve dünya halklarının ortak hakları olduğunda kişisel tavizler verilemez.

Milletin hukukunu korumak, insan haklarını savunmak ve mazlumun yanında durmak tavizsiz bir duruş gerektirir.

Çünkü unutulan acılar tekrar yaşanır.

Biz ise rahat olun diyoruz:

Ne yuttuk… Ne de unuttuk.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.