ABD ile İran arasındaki savaş devam ederken, ABD Başkanı Donald Trump’ın çatışmayı sona erdirme arayışları ve Washington yönetimi üzerindeki siyasi baskı yeniden gündemde. Gazeteci-yazar Gürbüz Evren, Independent Türkçe’deki son yazısında yaşanan gelişmeleri değerlendirerek Trump’ın İran’a karşı savaşa girme kararından pişman olduğu görüşünü dile getirdi.
Gürbüz Evren’in analizine göre Trump yönetimi, İran’a yönelik askeri harekâtın kısa sürede sonuç vereceğini ve Tahran yönetiminin ağır baskı altında müzakere masasına oturacağını hesapladı. Ancak savaşın uzaması, İran’ın direnmeye devam etmesi ve özellikle Hürmüz Boğazı çevresindeki gelişmeler Washington’ın hesaplarını zorlaştırdı.
Evren, Trump’ın başlangıçta İran’ın kısa sürede teslim olacağını düşündüğünü ancak savaşın beklenen sonucu vermediğini savundu. Yazıda, ABD’nin askeri ve ekonomik açıdan giderek daha maliyetli bir süreçle karşı karşıya kaldığı değerlendirmesine yer verildi.
Trump yönetiminin İran savaşına ilişkin hesaplarından rahatsızlık duyulduğu yalnızca Evren’in değerlendirmesine dayanmıyor. Axios’a dayandırılan ve Anadolu Ajansı tarafından da aktarılan haberde, Trump’ın yakın çevresindeki bazı isimlerde İran’la savaşa girme kararının ardından “buyer’s remorse”, yani alınan karardan sonradan pişmanlık duyma hissinin ortaya çıktığı bildirilmişti.
Ancak burada önemli bir ayrım bulunuyor: Trump’ın kamuoyu önünde açıkça “İran’a savaş açtığıma pişmanım” şeklinde bir açıklama yaptığı doğrulanmış değil. “Trump pişman oldu” değerlendirmesi Gürbüz Evren’in mevcut gelişmelerden hareketle ortaya koyduğu analiz ve yorum niteliğinde.
Son günlerde Washington’ın İran’la yeniden diplomatik bir çıkış yolu aradığına ilişkin gelişmeler de yaşanıyor. Trump yeni bir saldırıyı erteleyerek İran’la anlaşmaya varılması yönündeki beklentisini dile getirirken, Tahran cephesinden Washington’ın müzakere takvimine ilişkin açıklamalarına itirazlar geldi.
Savaşın uzaması, Trump yönetimi açısından iç politikada da önemli bir sorun oluşturuyor. ABD’de yaklaşan ara seçimler öncesinde İran savaşının ekonomik ve siyasi maliyetinin Trump üzerindeki baskıyı artırabileceği değerlendiriliyor. İran tarafının da müzakere sürecinin zamanlamasını ABD’deki siyasi takvimi dikkate alarak kullanmaya çalıştığı bildiriliyor.
Gürbüz Evren daha önceki analizlerinde de Hürmüz Boğazı’nın savaşın gidişatındaki önemine dikkat çekmişti. Evren, 18 Temmuz’daki yazısında çatışmanın giderek Hürmüz Boğazı eksenine taşındığını ve bu durumun İran açısından önemli bir baskı aracına dönüştüğünü savunmuştu.
Dünya enerji ticaretinin kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz’deki gelişmeler, savaşın yalnızca ABD ve İran açısından değil küresel ekonomi ve enerji piyasaları bakımından da önemli sonuçlar doğurmasına neden oluyor.
Washington ile Tahran arasında kalıcı bir anlaşmaya ulaşılıp ulaşılamayacağı henüz belli değil. Trump yönetimi askeri baskıyla birlikte diplomasi seçeneğini de gündemde tutarken İran yönetiminin talepleri ve savaşın sona erdirilmesine ilişkin koşullar taraflar arasındaki temel anlaşmazlıkların başında geliyor.
Gürbüz Evren ise son analizinde ortaya çıkan tabloyu Trump’ın başlangıçtaki savaş planının işlemediğinin ve ABD Başkanı’nın artık çatışmadan çıkış yolu aradığının göstergesi olarak değerlendiriyor.