Fon krizi üzerine

Yayınlama: 02.10.2026
A+
A-
Tarzını ve görüşlerinin çoğunu beğenmediğim Bülent Arınç, bu kez doğru söylemiş.
Bülent Arınç’ın “en kötüsü, insanların duyduğu hisleri kaybetmesidir!” cümlesi çok yerinde.
Kendisi meseleyi “seçim kaybetmeye” bağlamış ama çok daha vahim olabilir böyle krizlerin.
Seçim kaybı siyasi bir sonuçtur.
Güven kaybı ise daha derine iner.
Ortada salt bir “fon krizi” yok.
Faize bulaşmak istemeyen, parasını yastık altında tutmama tavsiyelerine uyan “ülkem kazansın, bu arada ben de birikimimi enflasyonun hızla aşındırmasından kurtarayım” diyen vatandaşlar borsaya girdiler.
Fon krizi orayı da vurdu.
Pekçok emek heba oldu.
Birikimini kaybetmiş iyi niyetli insanlar şimdilerde büyük hayal kırıklığı yaşıyorlar.
Memlekette ekonomi bakanlığı yapmış, hali hazırda Ak Parti’nin ekonomiden sorumlu genel başkan yardımlığını görevini yürütmekte olan “işadamı” etiketli Nihat Zeybekçi, “Ben de fon mağduruyum. İşin buralara gelmesi engellenebilirdi!” diyor.
Bu sıfatlara sahip bir “yetkili” böyle diyorsa…
Sokaktaki vatandaş ne desin?
Şimdilerde fon krizinin bir “dış tezgah” olduğu söyleniyor, Türkiye ekonomisinin çok ciddi saldırı altında olduğu, böylesine yaman tezgahın kurulduğu söyleniyor.
Bu görüşe itibar edenler var, etmeyenler var.
Her ne olursa olsun, karşımızdaki tablo büyük ihmaller zincirine işaret ediyor.
Yargımız, öyle ümit ediyorum ki ihmali, kastı olan herkesi hak ettiği cezaya çarptırır.
Devletimiz, millet sırtından milyar dolarlar vuranları ensesinden yakalar, yurt dışına kaçırılanlar dahil bütün paraları geri getirir.
Bu hususta hiçbir vatandaşımızın kafasında en küçük bir soru işareti kalmaz.
Yoksa…
“Yoksa”sına dair o kadar çok şey söylendi, o kadar çok uyarı gündeme geldi ki…
Şu anda çok kritik bir noktadayız.
Her kriz fırsatlarını da beraberinde getirir.
Bu kriz vesile bilinip “bütün yanlış isimlerin” üzerine gidilir ve büyük bir temizlik hamlesine girişilirse, buradan hayırlı sonuç çıkar.
Yoksa?
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.