Türkiye ekonomisinin lokomotif sektörlerinden biri olan otomotiv, 2025 yılında Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) gelirleriyle Hazine’yi adeta coşturdu. Yapılan son analizlere göre, otomotiv ÖTV geliri geçtiğimiz yıl içerisinde rekor bir seviyeye ulaşarak yaklaşık 788 milyar TL olarak gerçekleşti. Bu devasa rakam, hem otomobil pazarındaki hareketliliği hem de sektörün ülke ekonomisine olan mali katkısının ne denli büyük olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
Geçtiğimiz yıl elde edilen rekor ÖTV gelirinin arkasında yatan temel faktör, otomotiv pazarının kendisinde yaşanan dikkate değer büyümedir. 2025 yılında, ağır ticari araçlar da dahil olmak üzere Türkiye’deki toplam otomotiv pazarı, bir önceki yıla kıyasla yüzde 10’luk bir artış gösterdi. Bu büyüme sonucunda toplam satış adedi 1 milyon 414 bin 700’e ulaştı; satılan her araç, devlete önemli bir ÖTV ve KDV geliri olarak döndüğü için, satışlardaki bu artış doğrudan Hazine’nin kasasına giren vergi miktarını da katladı. Bununla birlikte, sadece satış adetlerindeki artış değil, aynı zamanda araç fiyatlarındaki yükseliş ve vergi oranlarının etkisiyle de gelirlerde büyük bir sıçrama yaşandı. Otomotiv sektöründen tahsil edilen ÖTV geliri, bir önceki yıla göre yüzde 46,56 gibi olağanüstü bir oranda artarak 787 milyar 872 milyon TL’ye çıktı; bu durum, pazarın büyüme oranının çok üzerinde bir vergi geliri artışı olduğunu gösteriyor. Özellikle yılın son ayı olan Aralık, rekor satışlarla birlikte rekor bir vergi tahsilatına sahne oldu; sadece bir ay içinde devlet, otomotiv satışlarından 132,4 milyar TL’yi aşan bir ÖTV toplamayı başardı. https://twitter.com/eozpeynirci/status/2011720142510546973 Bu etkileyici performans, sektörün dinamiklerini ve vergi sisteminin bütçe üzerindeki etkisini net bir şekilde ortaya koyuyor; yıl boyunca devam eden talep ve özellikle yıl sonunda yoğunlaşan kampanyalar, tüketicileri araç alımına yönlendirirken, bu durum vergi gelirlerinde tarihi bir zirvenin görülmesini sağladı.
Otomotiv sektöründen gelen bu yüksek vergi akışı, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın 2025 yılı bütçe hedeflerine ulaşmasında kritik bir rol oynadı. Yıl boyunca elde edilen bu güçlü performans sayesinde Hazine, 2025 yılı için belirlediği ÖTV hedefinin yüzde 98,5’ini yakalamayı başardı; yıl sonu itibarıyla hedeften sapma, yalnızca 11,6 milyar TL gibi oldukça düşük bir seviyede kaldı. Bu durum, bütçe disiplini ve mali hedeflere ulaşma konusunda önemli bir başarı olarak değerlendiriliyor. Konuyu daha geniş bir perspektiften ele aldığımızda ise otomotivin toplam vergi gelirleri içindeki payının ne kadar büyük olduğu daha net anlaşılıyor; vergi uzmanlarının analizlerine göre, 2025 yılında Türkiye’de tüm mal ve hizmetlerden toplanan toplam Özel Tüketim Vergisi tutarı 2 trilyon 24 milyar TL’ye ulaştı. Bu rakamla karşılaştırıldığında, yaklaşık 788 milyar TL’lik otomotiv ÖTV’si, toplam ÖTV gelirlerinin neredeyse yüzde 39’unu tek başına oluşturuyor; bu oran, otomotiv sektörünün adeta bir “tekerlekli vergi dairesi” olarak çalıştığını ve kamu finansmanı için vazgeçilmez bir kaynak olduğunu kanıtlıyor.
Devlet bütçesi için hayati bir gelir kapısı olan ÖTV, madalyonun diğer yüzünde ise tüketici ve sektör için önemli bir maliyet unsuru olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye, dünyada araç fiyatları üzerindeki vergi yükünün en yüksek olduğu ülkelerden biri konumunda; ÖTV ve üzerine eklenen KDV, bir aracın nihai satış fiyatını neredeyse iki katına çıkarabiliyor. Bu durum, vatandaşların yeni bir otomobile erişimini zorlaştırırken, aynı zamanda ikinci el piyasasının da sürekli canlı kalmasına neden oluyor. Sektör temsilcileri ise vergi yükünün pazarın potansiyel büyümesini sınırladığını zaman zaman dile getiriyor; daha öngörülebilir ve makul bir vergi politikasının, hem pazarın daha istikrarlı büyümesine olanak tanıyacağı hem de uzun vadede toplam vergi gelirlerini artırabileceği savunuluyor. Özellikle elektrikli araçların yaygınlaşmasıyla birlikte, ÖTV matrahlarında ve oranlarında yapılan düzenlemeler, gelecekteki vergi politikalarının ne yönde şekilleneceğine dair önemli ipuçları taşıyor.