Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, dün düzenlediği yıllık basın toplantısında Türk dış politikasının 2026 yılına yönelik stratejisini açıklayarak, 2025’te yaşanan olayların uluslararası sistemde derin yaralar açtığını belirtti. Fidan, Gazze’nin halen en kritik gündem maddesi olduğunu Gazze’de uluslararası sistemin sınıfta kaldığını vurgulayarak, bu süreçte devletlerin büyük başarısızlıklar yaşadığını ifade etti. Mevcut durumun kırılgan ama umut verici bir evreye girdiğini söyleyen Fidan, Gazze’de ikinci aşamaya geçildiğini duyurdu ve bu kapsamda Filistinli bir teknik komitenin idareyi devralması ile bir Barış Kurulu’nun kurulmasının birkaç hafta içinde hayata geçirileceğini açıkladı.
Fidan, Gazze’deki gelişmelerin uluslararası sistemin sınırlarını zorladığını belirterek, “Gazze’de yaşananların uluslararası sistemin kapasitesini test ettiğini” vurguladı. Bu süreçte devletlerin büyük ölçüde başarısız olduğunu ve durumun kırılgan bir aşamaya evrildiğini ifade etti. Fidan, ilk olarak Gazze’de Filistinli bir teknik komitenin idareyi devralması ve ardından bir Barış Kurulu’nun oluşturulmasının hedeflendiğini belirtti.
Yeni küresel ortamda hiçbir ülkenin dış politikasını eski şablonlara göre yönetemeyeceğini dile getiren Fidan, belirsizliğin hakim olduğu bir döneme girildiğini ve Türkiye’nin bu sürece hazır olduğunu açıkladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliği sayesinde Türkiye’nin yönünün net olduğunu belirterek, uluslararası krizlerde Erdoğan’ın görüşlerinin arandığına ve Türkiye’nin etkin bir aktör olduğuna dikkat çekti.
Basın toplantısında Rusya-Ukrayna Savaşı’na değinen Fidan, savaşın Avrupa güvenlik mekanizması üzerinde baskı oluşturduğunu söyledi ve Avrupa’nın güvenlik mimarisinin yeniden şekilleneceğini ifade etti. Fidan, Ukrayna’da olası barış koruma misyonu konusunda “Karadeniz, bizim de bulunduğumuz, en büyük NATO üyesi olarak Türkiye’nin yer aldığı bir yer. Deniz gücünün komutasını Cumhurbaşkanımızın müzakere talimatıyla öteden beri biz bu sorumluluğu almak istiyorduk. Şimdiki planlamalarla bu sorumluluk bize verilmiş durumda” diyerek, Türkiye’nin rolünü vurguladı.
Orta Doğu’daki gelişmeleri değerlendiren Fidan, İsrail’in “böl, parçala, yönet” politikasını eleştirerek, Türkiye’nin İran’a yönelik olası bir askeri müdahaleye karşı olduğunu belirtti. Fidan, “İran’a yönelik bir askeri müdahaleye karşıyız, İran’ın kendi içindeki sorunlarını kendisi çözmesi gerekiyor. İranlı muhataplarımıza bölge ülkeleriyle olan sorunlarının çözülmesi gerektiğini aktardık. İran’ın büyük bir nüfusu var. Yaşam arzusu son derce yüksek bir halk var. Bunları belli konulardan mahrum ettiğiniz zaman ortaya bu tür sıkıntılar çıkıyor. Burada şu karıştırılıyor, insanların karşılaştıkları ekonomik ve diğer güçlüklerle ilgili sıkıntıların, rejime karşı ideolojik başkaldırı gibi görünmesi, aslında bu gri bir alan olmuş oluyor. Burada yakından baktığınız zaman, dışardaki bazı İran düşmanı olan ülkelerin iştahını kabartacak bir durum yok rejime düşmanlık açısından. Biz burada bir müdahale olmasını istemiyoruz ama Trump politikalarına baktığınız zaman, karadan güç kullanmayı şu ana kadar çok fazla tercih ettiğini de görmedik” diyerek, diyalog çağrısında bulundu.
Suriye konusunda Fidan, ABD ve Avrupa’nın Şam yönetimiyle daha yapıcı ilişkiler kurduğunu belirterek, terör örgütü PKK/YPG’nin bölge için devam eden bir tehdit olduğunu vurguladı. Fidan, “SDG meselesi yine Suriye, Türkiye ve bölgemizin geri kalanı için bir sorun olmaya devam ediyor. İnşallah bu yıl bu sorun da çözülür. Türkiye olarak bu husustaki kararlı ve net politikamızı 2026 yılında da sürdüreceğiz” dedi ve Batılı ülkelerin örgütün Kandil bağlantısını hafife almasını eleştirdi. Fidan, Türkiye’nin çözüm için diyalogu tercih ettiğini ancak mecbur kalındığında güç kullanımını seçenek olarak gördüğünü belirterek, “Ülkeyi siyasal entitelere bölmek, inanca etnisiteye göre adacıklar oluşturmak bölünmeye davetiye çıkarmaktır” ifadelerini kullandı.
Bölgedeki yeni güvenlik arayışlarına yanıt veren Fidan, bölge ülkelerinin doğrudan ittifaklar kurması gerektiğini belirterek, Türkiye’nin geniş temaslar yürüttüğünü ifade etti. Bu arayışlar, küresel gerilimlerin ortasında Türkiye’yi kritik bir oyuncu haline getiriyor.