Gaffar Okkan Cinayeti Ve Perde Arkası…

Gaffar Okkan Cinayeti Ve Perde Arkası…
Yayınlama: 05.01.2026
A+
A-

Özel Haber : Talat TOSUN / SAMSUN

ŞEHİT EMNİYET MÜDÜRÜ ALİ GAFFAR OKKAN CİNAYETİ

Kapanan Dosya mı, Karanlıkta Kalan Gerçek mi?

Ergenekon davası tutanakları, derin yapı iddiaları ve Türkiye’nin hâlâ yüzleşemediği bir suikastın perde arkası. 24 Ocak 2001’de Diyarbakır’da şehit edilen Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan ve 5 polis memurunun suikastı, resmî kayıtlara göre Hizbullah terör örgütünün eylemi olarak dosyaya girdi. Ancak yıllar sonra Ergenekon davası sürecinde ortaya çıkan değerlendirmeler, bu cinayetin yalnızca bir örgüt saldırısı olarak ele alınamayacağı yönündeki şüpheleri yeniden gündeme taşıdı. Bu dosya haber, Ali Gaffar Okkan suikastını tüm yönleriyle analiz ediyor.

DİYARBAKIR’DA FARKLI BİR EMNİYET MÜDÜRÜ

Ali Gaffar Okkan, 1997 yılında Diyarbakır Emniyet Müdürü olarak göreve atandığında şehir, faili meçhul cinayetler, ağır güvenlik politikaları ve derin korkularla anılıyordu. Okkan, bu tabloyu değiştirmeye talip olan ender bürokratlardan biri oldu. Halkın içine karışan, esnafla sohbet eden, vatandaşın derdini doğrudan dinleyen bir emniyet müdürü profili çizdi. Bölge halkı için Okkan, “devletin sert yüzü” değil, devletin adaletli yüzü olarak hafızalara kazındı. Bu yaklaşım, sadece toplumsal karşılık üretmedi; aynı zamanda yerleşik düzeni rahatsız eden bir kırılma yarattı.

HİZBULLAH OPERASYONLARI VE RAHATSIZ OLAN ODAKLAR

Ali Gaffar Okkan’ın Diyarbakır’daki en dikkat çeken icraatlarının başında, Hizbullah terör örgütüne yönelik kararlı ve sonuç alıcı operasyonlar geldi. Örgütün şehir yapılanmasına ağır darbeler vuruldu. Ancak bu operasyonlar, sadece silahlı bir terör örgütünü değil;
örgütle dolaylı ya da doğrudan ilişkili olduğu iddia edilen karanlık ağları da rahatsız etti. Bu noktada Okkan’ın ismi, sadece terör örgütlerinin değil, çıkarları zedelenen farklı güç merkezlerinin hedef listesine girdiği yönünde yorumlandı.

24 OCAK 2001: PROFESYONEL BİR SUİKAST

24 Ocak 2001 akşamı, Diyarbakır Sezai Karakoç Bulvarı’nda gerçekleşen saldırı, Türkiye’nin en sarsıcı suikastlarından biri olarak kayıtlara geçti. Ali Gaffar Okkan, makam aracında seyir halindeyken uzun namlulu silahlarla pusuya düşürüldü. Saldırıda Okkan ile birlikte 5 polis memuru şehit oldu.

Saldırının dikkat çeken unsurları şunlardı:

Güzergâhın önceden belirlenmiş olması

Uzun süreli keşif yapılması

Yüksek ateş gücü

Kaçış planının profesyonelliği

Bu detaylar, olayın yüksek düzeyde planlandığını ve sıradan bir eylem olmadığını ortaya koydu.

RESMÎ SÜREÇ VE HİZBULLAH DOSYASI

Yargı süreci sonunda suikast, Hizbullah terör örgütü mensuplarının üzerine yıkıldı. Bazı failler yakalandı, bazıları öldürüldü. Dosya, hukuki olarak kapatıldı.

Ancak kamuoyunda şu sorular hiçbir zaman tam olarak cevap bulmadı:

Bu kadar profesyonel bir saldırı yalnızca örgütsel kapasiteyle mi gerçekleştirildi?

Saldırı öncesinde herhangi bir istihbarat zafiyeti mi vardı, yoksa daha fazlası mı?

Ali Gaffar Okkan’ın hedef seçilmesi tesadüf müydü?

ERGENEKON DAVASI: OKKAN CİNAYETİ NEDEN YENİDEN GÜNDEME GELDİ?

2008 yılında başlayan Ergenekon davası sürecinde hazırlanan iddianameler ve duruşma tutanaklarında, Ali Gaffar Okkan suikastına doğrudan fail isnadı olmamakla birlikte, dikkat çekici değerlendirmeler yer aldı.

Bu belgelerde;

Faili meçhul cinayetlerin arkasında yalnızca terör örgütlerinin olmayabileceği,

Güvenlik bürokrasisi içinde farklı yapılanmaların bulunduğu,

Bazı terör örgütlerinin belli dönemlerde “kontrollü alan” olarak kullanıldığı,

yönünde genel çerçeve çizilirken, Ali Gaffar Okkan cinayeti de karanlıkta kalan örneklerden biri olarak anıldı.

Ergenekon iddianamelerinde Okkan,
“mevcut statükoyu rahatsız eden, halkla barışık güvenlik anlayışını temsil eden bir isim”
olarak değerlendirildi.

HUKUKEN KAPALI, VİCDANEN AÇIK BİR DOSYA

Ergenekon davası sürecinde ortaya çıkan bilgiler, Ali Gaffar Okkan suikastının yeniden açılmasını sağlayacak somut delil üretmedi. Bu nedenle dosya hukuki anlamda kapalı kaldı.

Ancak tarih, gazetecilik ve toplumsal hafıza açısından bu cinayet:

Devlet içindeki karanlık ilişkilerin,

Terörle mücadele adı altında yürütülen tartışmalı uygulamaların,

Farklı bir güvenlik anlayışının bedelinin

sembol dosyalarından biri olmaya devam etti.

ALİ GAFFAR OKKAN NEYİ TEMSİL EDİYORDU?

Ali Gaffar Okkan, birçok kesim için yalnızca bir emniyet müdürü değil;
“başka bir devlet pratiğinin mümkün olduğunu” gösteren bir isimdi.

Onun şehadeti, sadece bir insanın kaybı değil;
bir anlayışın, bir umudun ve bir ihtimalin de hedef alınması olarak yorumlandı.

SONUÇ: BU DOSYA GERÇEKTEN KAPANDI MI?

Ali Gaffar Okkan cinayeti, Türkiye’nin yakın tarihinde hâlâ tam anlamıyla yüzleşemediği olaylardan biri olarak duruyor.

Resmî kayıtlara göre dosya kapalı.
Ancak toplumun vicdanında ve hafızasında soru hâlâ aynı:

Bu cinayet gerçekten tüm yönleriyle aydınlatıldı mı?

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.