Papa’nın İznik Ziyaretine Tek İtiraz Yeniden Refah’tan Geldi

Papa’nın İznik Ziyaretine  Tek İtiraz Yeniden Refah’tan Geldi
Yayınlama: 29.11.2025
A+
A-

“YÜZYILLARIN DİRENİŞİ NEDEN BİR ANDA AŞILDI?”

Talat Tosun / Özel Haber

Papa’nın Türkiye ziyareti, yalnızca diplomatik bir temaslar dizisi olmanın ötesine geçerek, Türkiye’nin tarihî hafızasında derin izler bırakan köklü bir tartışmayı yeniden gün yüzüne çıkardı. Özellikle İznik Konsili’nin toplandığı mekâna yönelik ziyaret hazırlıkları, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e kadar süregelen “ayin izni verilmez” tavrının neden bu kez değiştiği sorusunu kamuoyunun gündemine taşıdı.

Türkiye’ye gelen 5. Papa olarak kayıtlara geçen bu ziyaret, geçmiş örneklerine kıyasla çok daha sert siyasi tartışmalara yol açtı. Programın içerdiği sembolik temaslar, Ruhban Okulu taleplerinin tekrar gündeme gelmesi ve Vatikan’ın açıklamalarındaki vurgu, ziyaretin diplomatik olduğu kadar mesaj yüklü olduğu yorumlarını güçlendirdi.
Bu süreçte tek ve açık bir itiraz ise Yeniden Refah Partisi Bursa İl Başkanlığından geldi.

OSMANLI’DAN CUMHURİYET’E UZANAN TAVIR: “İZNİK’TE AYİNE İZİN YOK”

İznik, Osman Gazi’nin oğlu Orhan Gazi tarafından fethedildiği günden bu yana yalnızca bir şehir değil; Osmanlı’nın kuruluş kimliğinin en önemli taşlarından biri olarak görülüyor.
Bu nedenle, Hristiyan dünyasında büyük sembolik anlam taşıyan İznik Konsili’ne dair herhangi bir yeniden canlandırma, ayin veya tören talebi, hiçbir Osmanlı padişahı tarafından kabul edilmedi.

Cumhuriyet döneminde de aynı tavır korundu.
Mustafa Kemal Atatürk, 1925 yılında Konsil’in 1600. yılı nedeniyle planlanan büyük Ortodoks ayinine, “Türkiye’nin dinî ve millî egemenliğine gölge düşüreceği” gerekçesiyle kesin biçimde izin vermedi.

Dolayısıyla devlet geleneği açıktı:
“İznik’te konsil niteliğinde bir ayine izin verilmez.”

Bugün gelinen noktada sorulan soru, toplumda giderek daha yüksek bir sesle yankılanıyor:

“Yüzyıllardır reddedilen bu talep neden bu dönemde kabul edildi?

Kim izin verdi? Ve neden şimdi?”**

İLK AMERİKALI PAPA: SEMBOLLERİN GÖLGESİNDEKİ SORULAR

Ziyaretin dikkat çeken unsurlarından biri de tarihsel bir ilk oluşu:
Bu ziyaret, ABD kökenli ilk Papa’nın Türkiye’ye gelişi olarak tarihe geçti.

Uzmanlar, sembollerin diplomatik ziyaretlerde başlı başına bir dil olduğunu vurgularken, bu ziyaretin özellikle dinî semboller üzerinden kurgulanmasının “ritüel diplomasi” niteliği taşıdığı yorumunda bulunuyor.

RUHBAN OKULU TALEPLERİ ZİYARETLE BİRLİKTE ARTTI

Papa’nın Türkiye programı açıklanır açıklanmaz, yıllardır tartışılan bir konu yeniden gündeme taşındı:
Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılması talepleri.

Ziyaret sırasında Vatikan’ın açıklamalarında okulun statüsüne dair mesajların güçlenmesi, “Türkiye’nin bazı köklü tartışmaları bu ziyaretle yeniden mi ısıtılıyor?” sorusunu doğurdu.

Hükümet cephesinden bu iddialara ilişkin henüz net bir açıklama yapılmış değil.

YENİDEN REFAH’TAN SERT TEPKİ:

“BU MASUM BİR ZİYARET DEĞİL, BÜYÜK OYUNUN PERDESİDİR”

Türkiye’de konuya açık ve sert bir tepki gösteren tek parti Yeniden Refah Partisi oldu.
Partinin Bursa İl Başkanı Mehmet Kaygusuz tarafından okunan açıklama, tartışmanın seyrini tamamen değiştirdi.

Açıklamada şu ifadeler öne çıktı:

“Papa 14. Leo’nun, Konsil’in 1700. yılı bahanesiyle yaptığı bu ziyaret bir ‘hac faaliyeti’ değildir. Ziyaretin zamanlaması, kullanılan dil ve İstanbul boğazına asılan haç ile illuminati sembolü içeren logo; bunun siyasi bir ajanda taşıdığını göstermektedir.”

Kaygusuz açıklamasında şu görüşlere yer verdi:

“Hac” tanımlaması, asıl siyasi amacı gizlemek için kullanılan bir kılıftır.

Papa’nın ziyaret programında dinî etkinliklerden önce siyasi temasların yer alması, ziyaretin diplomatik yönünün daha ağır bastığını kanıtlamaktadır.

1453’ten bu yana reddedilen taleplerin bugün kabul ediliyor olması ciddi bir soru işaretidir.

Açıklamada ayrıca Atatürk dönemine atıf yapılarak:

“Gazi Mustafa Kemal Atatürk dahi bu talepleri, millî ve dinî egemenliğe zarar vereceği gerekçesiyle reddetmiştir. Bugün bu kırmızı çizginin aşılması kabul edilemez.”

denildi.

“FENER PATRİKHANESİNİN ‘EKÜMENİK’ İDDİASI HUKUKEN YOK HÜKMÜNDEDİR”

Yeniden Refah Partisi, ziyaretin en tehlikeli yönünün Vatikan’ın yaptığı açıklamalardaki “ekümenik” vurgusu olduğunu belirtti.

Açıklamada şu tespitlere yer verildi: Fener Rum Patrikhanesi’nin uluslararası bir otoriteymiş gibi sunulması hukuken temelsizdir. Lozan Antlaşması’na göre patriklik yalnızca İstanbul’daki Rum cemaatinin dinî ihtiyaçlarından sorumlu bir kurumdur. Patrik’in tüm Ortodoks dünyasını temsil ettiği iddiası, “Fatih Müftüsü’nün kendisini tüm Müslümanların halifesi ilan etmesi kadar gerçek dışıdır.”
Parti, hükümete şu çağrıda bulundu: “Milli egemenliğimiz pazarlık konusu yapılamaz. Bu ziyaretin arka planı, Türkiye’nin bölünmesine yönelik siyasi planların ilk adımıdır. Hükümeti kırmızı çizgileri korumaya davet ediyoruz.”

TOPLUMLA ORTAK SORU: “NEDEN ŞİMDİ?”

Ziyaretin ardından sosyal medyada ve sivil platformlarda büyüyen tartışmalar şu sorularda birleşiyor:

“Neden yüzyıllardır reddedilen bir ayine şimdi izin verildi?”

“Kararı kim verdi?”

“Ruhban Okulu taleplerinin ziyaretle aynı dönemde gündeme gelmesi bir tesadüf mü?”

“Türkiye’nin tarihî devlet çizgisi değiştiriliyor mu?”

Bu sorulara dair herhangi bir resmî açıklama yapılmış değil.

PERDE ARKASI AYDINLATILMADAN TARTIŞMA SÖNMEYECEK

Papa’nın Türkiye ziyareti, yüzeyde diplomatik bir etkinlik gibi görünse de,
İznik Konsili’ne yönelik sembolik temaslar,
ayin hazırlıkları,
Ruhban Okulu tartışmalarının yeniden canlanması,
ve Yeniden Refah Partisi’nin tek karşı duruş olarak öne çıkması
meseleyi çok daha derin bir noktaya taşıdı.

Tarihi bir çizginin neden ve nasıl aşılmış olduğu açıklığa kavuşmadığı sürece,
bu tartışmanın Türkiye gündeminden kolay kolay düşmeyeceği açık görünüyor.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.