CANLI YAYIN08 Kasım 2026, Pazar
KünyeİletişimBağımsız dijital yayıncılık
Milli Nizam›Gündem

SAMSUN’DA GAZETECİLİK EMEĞİYLE GEÇİNEMEYENLER VAR

X’te PaylaşFacebook

Samsun’da gazetecilik yapmak artık her geçen gün biraz daha zorlaşıyor. Kalemini satmadan, haberini eğip bükmeden, birilerinin gölgesine sığınmadan mesleğini yapmaya çalışan yerel gazeteciler geçim mücadelesi veriyor. Kimi haberinin karşılığını alamıyor, kimi reklam bulamıyor, kimi internet sitesinin masraflarını karşılayabilmek için cebinden para harcıyor.

Gazetecilik mesleğinin onurunu korumaya çalışanlar ayakta kalma mücadelesi verirken, ortaya başka bir tablo çıkıyor.

Peki, aynı şehirde bazı kişiler nasıl oluyor da siyasi yakınlıklarını kullanarak belediyelerden ve kamu kurumlarından yüksek meblağlı işler alabiliyor? Kimileri gazetecilik faaliyetlerini sürdürmek için ekonomik çıkmazla boğuşurken, kimileri hangi ilişkiler sayesinde kamu kaynaklarından ciddi gelirler elde edebiliyor?

Burada sorulması gereken soru çok açık: Bu şehirde gazetecilik yapmak mı kazandırıyor, yoksa siyasetle kurulan yakın ilişkiler mi?

GAZETECİLİK Mİ YAPIYORLAR, İLİŞKİ TİCARETİ Mİ?

Gazetecilik; kamu adına soru sormaktır. Yanlışın karşısında durmak, yönetenleri denetlemek, vatandaşın hakkını savunmaktır.

Gazetecilik, bir belediye başkanına yakın durarak iş takip etmek, siyasi bağlantılar üzerinden kamu kurumlarının kapısını aşındırmak ya da bu yakınlığı ticari kazanca dönüştürmek değildir.

Elbette her gazeteci, her medya kuruluşu gibi ticari faaliyet yürütebilir. Belediyeler ve kamu kurumları da mevzuata uygun biçimde reklam, tanıtım ve medya hizmeti satın alabilir. Burada kimsenin meşru ticari faaliyetine itirazımız yok.

Ancak mesele, kamu kaynaklarının hangi ölçütlerle dağıtıldığıdır.

Hangi internet sitesi ne kadar reklam alıyor? Hangi medya kuruluşuna hangi hizmet karşılığında ödeme yapılıyor? Kesilen faturaların karşılığında gerçekten hangi işler üretiliyor? Hizmet alımları şeffaf, ölçülebilir ve denetlenebilir kriterlere göre mi gerçekleştiriliyor?

Yoksa siyasi yakınlık, mesleki yeterliliğin ve kamu yararının önüne mi geçiyor?

İşte asıl cevap bekleyen sorular bunlardır.

BİRİ EKMEK PARASI BULAMIYOR, DİĞERİ KAMU KAYNAKLARINDAN BESLENİYOR İDDİASI!

Samsun’da yıllardır haber peşinde koşan, adliye koridorlarında, belediye meclislerinde, sokaklarda, toplantılarda mesai harcayan gazeteciler var.

Bu insanların önemli bir bölümü düzenli gelir elde edemiyor. Haber yapıyor, fotoğraf çekiyor, içerik üretiyor, internet sitesini ayakta tutmaya çalışıyor. Buna rağmen ay sonunda evinin kirasını, elektrik faturasını, internet giderini hesaplamak zorunda kalıyor.

Öte tarafta ise siyasi bağlantıları sayesinde belediyelerden ve kamu kurumlarından yüksek tutarlı işler aldığı konuşulan kişiler var.

Şimdi sormak gerekiyor:

Bu şehirde kamu kaynaklarından yararlanmanın ölçüsü nedir?

Gazetecilikte emek, üretim, erişim ve kamu yararı mı önemlidir, yoksa doğru siyasi çevrelerle kurulan yakınlık mı?

Bir gazeteci haberinin karşılığını alamazken, başka bir kişi hangi hizmeti sunarak kamu kurumlarından yüksek tutarlı faturalar kesebiliyor?

Kimse bu soruların sorulmasından rahatsız olmamalı. Çünkü söz konusu olan birilerinin şahsi parası değil, milletin vergileriyle oluşan kamu bütçesidir.

BELEDİYELERİN REKLAM VE TANITIM BÜTÇELERİ KİMLERE GİDİYOR?

Belediyeler kamu kurumlarıdır. Belediye başkanları da o bütçenin sahibi değil, millet adına emanetçisidir.

Dolayısıyla belediyelerin reklam, tanıtım, medya ve iletişim harcamaları kişisel yakınlıkların ödüllendirildiği bir alan olamaz.

Bir belediye, reklam ve tanıtım hizmeti satın alıyorsa bunun gerekçesini ortaya koymalıdır. Hangi kuruma ne kadar ödeme yapıldığı, hangi hizmetin alındığı ve bu hizmetin kamuya ne fayda sağladığı denetlenebilir olmalıdır.

Bir internet sitesine veya medya kuruluşuna ödeme yapılmasının tek başına yanlış olduğunu söylemiyoruz. Ancak bu ödemelerin adil, objektif ve şeffaf olup olmadığını sorgulamak herkesin hakkıdır.

Belediyeler bu sorulara cevap vermek yerine sessiz kalmayı tercih ederse, kamuoyunda oluşan şüpheleri ortadan kaldırmaları da zorlaşacaktır.

GAZETECİLİĞİN İTİBARI, SİYASİ İLİŞKİLERİN PAZARLIK MASASINA BIRAKILAMAZ!

En tehlikeli mesele ise bu ilişkilerin gerçek gazetecilik yapan insanlara verdiği zarardır.

Çünkü vatandaş artık kimin haber yaptığını, kimin reklam aldığını, kimin eleştirdiğini, kimin de menfaat ilişkileri nedeniyle sustuğunu sorguluyor.

Bir gazetecinin belediyeyi eleştirmesi gerektiğinde susmasının arkasında ticari bir ilişki varsa bu yalnızca o gazetecinin değil, bütün mesleğin itibarına zarar verir.

Gazetecilik, siyasi iktidarlara veya yerel yönetimlere yakın olma yarışı değildir. Gazetecilik, gerektiğinde en yakınındaki insanlara bile soru sorabilme cesaretidir.

Kamu kurumlarından iş almak ayıp değildir. Ayıp olan, kamu kaynaklarının hak edenler yerine siyasi yakınlık ilişkileri üzerinden dağıtılmasıdır. Ayıp olan, gazetecilik kimliğinin kişisel çıkarların örtüsü hâline getirilmesidir.

SAMSUN KAMUOYU ADINA SORUYORUZ!

Samsun Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere ilçe belediyeleri ve kamu kurumlarına açık çağrımızdır:

Son yıllarda medya, reklam, tanıtım ve iletişim hizmetleri için hangi kişi ve kuruluşlara ne kadar ödeme yapılmıştır?

Bu hizmet alımlarının seçiminde hangi objektif kriterler esas alınmıştır?

Ödeme yapılan kuruluşların gerçekten sunduğu hizmetler nelerdir?

Kamu kaynakları dağıtılırken erişim, yayın kalitesi, üretim kapasitesi ve kamu yararı dikkate alınmış mıdır?

Siyasi yakınlık ve kişisel ilişkilerin bu süreçlerde herhangi bir etkisi olmuş mudur?

Bu soruların cevaplanması, hem kamu kurumlarının hem de gazetecilik mesleğinin yararınadır.

SON SÖZ:

Samsun’da kalemini satmadan gazetecilik yapmaya çalışan insanların emeği, birkaç kişinin siyasi ilişkiler üzerinden elde ettiği iddia edilen ticari kazançların gölgesinde bırakılamaz.

Gazetecilik, belediyelerin reklam bütçesinden pay kapma mesleği değildir. Gazetecilik, belediye başkanlarının çevresinde konumlanma sanatı hiç değildir.

Kamu kaynakları kimsenin siyasi dostluklarının, ahbaplıklarının veya kişisel ilişkilerinin finansman aracı olamaz.

Bugün Samsun’da asıl mesele, kimin ne kadar fatura kestiğinden önce, o faturaların hangi hizmetin karşılığında ve hangi ölçütlerle ödendiğidir.

Çünkü bu şehirde gazetecilik yapanların kaleminin mürekkebi tükenirken, bazı ilişkilerin para muslukları hiç kapanmıyorsa burada ciddi bir sorgulama yapılması gerekir.

Ve unutulmasın: Kamu bütçesi kimsenin babasının malı, belediyeler de kimsenin arka bahçesi değildir!

Talat Tosun

İlgili Haberler