Husilerin Kızıldeniz’deki hızlı ilerleyişi ve Hürmüz Boğazı’nda ABD’nin bir İran gemisini vurmasıyla birlikte, bölgedeki bölgesel çatışma riski en üst seviyeye tırmandı.
Orta Doğu’da sular bir türlü durulmak bilmezken; Yemen’de Husilerin Kızıldeniz ticaretini tehdit eden hamleleri, Irak’taki İran destekli milislerin Suudi Arabistan petrol boru hatlarına yönelik İHA saldırıları ve ABD’nin Hürmüz Boğazı’nda bir ticari gemiyi hedef almasıyla bölge kelimenin tam anlamıyla ateş çemberine dönmüş durumda.
Husiler, Yemen’deki Mokha liman kentini ve stratejik öneme sahip Meyyun Adası’nı ele geçirerek Babülmendep Boğazı’ndaki Suudi sevkiyatını abluka altına aldı. Irak kaynaklı İHA saldırıları sebebiyle doğudan batıya uzanan dev petrol boru hattı kapatılırken, Suudi Arabistan’ın Asya’ya petrol ihracatı günlük 3,4 milyon varilden ağustosta 128 bin varile kadar çakıldı. Eski ABD Büyükelçisi Michael Ratney, Riyad’ın içinde bulunduğu durumu şu sözlerle özetledi: “İranlılara duydukları antipatiye rağmen, bu hiç istemedikleri, büyük endişe duydukları bir savaştı. Ve bir kez başladığında, tüm en kötü senaryoları gerçekleşmeye başladı.”
Kızıldeniz’deki krizin bir diğer ayağı olan Hürmüz Boğazı’nda sular ısınıyor. Hengam ve Kaşm adaları yakınlarında bir İran ticari gemisi ABD güçleri tarafından vuruldu; olayda 1 kişi hayatını kaybetti, 3 kişi yaralandı. Bu gelişmenin ardından İran Devrim Muhafızları ABD’ye sert bir uyarıda bulunarak şu meydan okumayı yaptı: “Hürmüz Boğazı ABD kontrolü altındaysa, buyrun, savaş gemilerinizden birini 100 kilometre yaklaştırın.”
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın ekonomik dönüşüm hedefleri çatışmalarla büyük darbe alırken, Husilerin ablukasına karşı Riyad’ın eli zayıflıyor. Orta Doğu uzmanı Neil Quilliam duruma dair, “Son Husi kazanımları Riyad üzerindeki baskıyı artırıyor, ancak mevcut her seçenek önemli maliyetler ve belirsiz sonuçlar taşıyor” yorumunu yaptı. Araştırmacı Sherwan Hindreen Ali ise askeri seçeneğin zorluklarına dikkat çekti: “Krallık geçmişte bununla karşılaştı ancak Husi silahları o zamana göre çok daha sofistike ve ABD-İran çatışması nedeniyle Suudilerin elinde muhtemelen daha az önleyici füze var.”
Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinin güvendiği ABD güvenlik garantileri, azalan füze stokları ve iç siyasetteki savaş karşıtlığı nedeniyle zayıfladı. Boru hattı saldırısının arkasında İran’ın olduğunu belirten Donald Trump, İran’la savaşa girme fikrine karşı çıkarak “Belki de seçim yüzünden bunu yapmıyorum” ifadelerini kullandı. Veliaht Prens Selman için “O benim iyi bir dostum ve sadece her şeyin yolunda gideceğini söyleyebilirim” diyen Trump’ın tavrı, ABD’nin bölgedeki isteksizliğine işaret ediyor. Büyükelçi Ratney de bu durumu, “Şu anda anladığım kadarıyla Beyaz Saray müdahil olmaya pek hevesli değil” sözleriyle teyit etti.