Fransa ve Almanya’nın Çin rekabetine karşı otomotivde ‘Made in EU’ şartı için el sıkışması sektörde büyük tartışma yarattı. Toyota, Ford ve Hyundai gibi otomotiv devleri ile sektör temsilcileri, Türkiye’nin sistem dışına itilmesinin maliyetleri artıracağı ve Avrupa’nın rekabet gücünü zayıflatacağı uyarısında bulundu.
Fransa’da hayat pahalılığı protestoları devam ederken Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in Çin’e karşı Avrupa otomotivini korumak adına attığı adım sektörde soğuk duş etkisi yaratırken, uzmanlar Türkiye’nin dışlanmasının Avrupa’yı yağmurdan kaçarken doluya tutacağı uyarısını yapıyor.
Hürriyet’ten Taylan Özgür Dil’in haberine göre, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Almanya Başbakanı Friedrich Merz, 2035 emisyon hedefinin yüzde 100’den yüzde 90’a çekilmesi ve ‘Made in EU’ önlemlerinin sıkılaştırılması konusunda anlaşmaya vardı. İçten yanmalı otomobillerin 2035 yılından sonra da satılmasının önünü açan plana göre, kamu alımlarında AB üretimi şartı güçlendirilecek ve araçlarda yüzde 70 Avrupa menşeli parça aranacak. Avrupa Komisyonu’nun Çin rekabetine karşı hazırladığı Sanayi Hızlandırma Yasası (IAA) taslağı Türkiye gibi Gümrük Birliği ortaklarını kapsasa da alt düzenlemeler bu yaklaşımla çelişiyor. Taslak; kamu desteğiyle satılacak ve kamu kurumlarınca alınacak elektrikli, şarj edilebilir hibrit ve yakıt hücreli araçların AB’de üretilmesini ve parçalarının en az yüzde 70’inin AB menşeli olmasını öngörüyor. AB’de otomobil satışlarının yüzde 60’ının, hafif ticari araç satışlarının ise yüzde 90’ının kurumsal filolardan geldiği düşünüldüğünde, taslağın mevcut haliyle kabul edilmesi Türkiye’deki otomotiv üreticileri ile tedarik sanayisinin Avrupa’ya ihracatını tehdit ediyor.
Ford, Toyota ve Hyundai gibi üreticiler, Türkiye gibi ticaret ortaklarının dışlanmasının maliyetleri artırıp tedarik zincirini ve Avrupa’nın rekabet gücünü zayıflatacağı uyarısında bulunuyor. Brüksel’de açıklama yapan Toyota Motor Europe Başkanı ve CEO’su Yoshihiro Nakata, ‘Made in Europe’ yerine ‘Made with Europe’ yaklaşımının benimsenmesini istedi. Nakata; Türkiye, İngiltere ve Japonya gibi güvenilir ticaret ortaklarının kapsama alınmasıyla Avrupa’nın küresel rekabet için gerekli olan yaklaşık 31 milyon araçlık üretim ve pazar ölçeğine ulaşacağını belirterek, Avrupa menşeli parça oranının üç yıllık geçiş döneminin ardından yüzde 70’e çıkarılmasını ve Türkiye gibi Gümrük Birliği ortaklarının sistem dışında bırakılmamasını önerdi. Ford Avrupa Başkanı Jim Baumbick ise Ford’un Avrupa medya sitesindeki değerlendirmesinde, Türkiye ve İngiltere’deki üretimin AB içindeki fabrikalarla birlikte değerlendirilmesini isteyerek, “Made in Europe, son cıvatanın nerede sıkıldığına değil, değerin nerede yaratıldığına göre ölçülmeli” dedi. Türkiye’de üretilen, mühendisliği İngiltere ve Almanya’da yapılan, elektrik motoru İngiltere’de, bataryası AB’de üretilen ve parça değerinin yüzde 50’den fazlası AB ülkelerinden gelen elektrikli Ford Transit Custom’ı örnek gösteren Baumbick, “Hangi ekonomik ölçütle bakarsanız bakın bu bir Avrupa aracıdır” diyerek Türkiye’nin dışlanmasının AB içindeki üretimi de zayıflatacağını vurguladı. Geçtiğimiz haftalarda Türkiye’de üretilen ilk tamamen elektrikli otomobil IONIQ 3’ün banttan indirme töreni için Türkiye’ye gelen Hyundai Europe CEO’su Xavier Martinet ise konuya ilişkin soruyu şöyle yanıtladı: “Türkiye’ye adil davranılması ve Made in EU sürecine dahil edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Türkiye dahil edilmezse bazı alternatif senaryolara bakmak zorunda kalacağız. Ancak bunun herkes için bir ‘kaybet-kaybet’ durumu yaratacağını düşünüyorum. Türkiye’de üretilebilecek bazı otomobilleri Avrupa’da üretmek zorunda kalırsanız, bunun daha pahalı olacağından eminim. Günün sonunda müşteriler bazı otomobilleri Avrupa’da daha pahalı oldukları veya artık çok pahalı hale geldikleri için satın alamazlarsa, o zaman Avrupa da kaybeder.”
Fransa ve Almanya arasındaki uzlaşma korumacı yasa taslağı için dönüm noktası olsa da henüz kesinleşmiş bir Avrupa Birliği (AB) kararı bulunmuyor ve Türkiye’nin dışarıda bırakılması halinde Macron’un koruma duvarının faturası Avrupalı otomobil alıcısına çıkabilir. Türkiye’de fabrikaları bulunan Fransız devleri Renault ile Stellantis ise plana farklı yaklaşıyor. Le Monde’a göre Renault, küresel üretiminin yüzde 32’sini oluşturan Türkiye ve Fas’taki fabrikalarında üretilen araçların kapsama alınması için mart ayından bu yana girişimlerde bulundu ancak Fransız-Alman uzlaşmasında istediğini alamadı; bu durum şirketi Stellantis karşısında dezavantajlı bırakabilir. ‘Made in EU’ yaklaşımına olumlu bakan Stellantis’in CEO’su Antonio Filosa ise Paris Otomobil Fuarı’nda düzenlemelerde uzlaşı çağrısı yaptı ve istediğini aldı.
Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği (TAYSAD) Yönetim Kurulu Üyesi ve aynı zamanda DEİK Türkiye-Almanya İş Konseyi Yürütme Kurulu Üyesi olan Kâzım Eryılmaz, Avrupa’nın Çin’e karşı sanayisini koruma çabasını anladıklarını fakat Türkiye’nin dışlanmasının Avrupa’ya da zarar vereceğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Avrupa kendi sanayisini korumak istiyor ancak Avrupa otomotiv sanayisi yalnızca AB ülkelerinden oluşmuyor. Türkiye, yarım asırdır bu ekosistemin önemli bir parçası. Bu nedenle Avrupa’nın rekabet gücünü artırmayı hedefleyen bir düzenleme, mevcut üretim ekosistemini zayıflatmamalı. Türkiye bugün Avrupa için yalnızca coğrafi yakınlık değil; fiyat, kalite, mühendislik kabiliyeti, esnek üretim ve lojistik avantajı da sunuyor. Avrupa’nın Çin’e karşı rekabet gücünü artırmak isterken Türkiye gibi entegre üretim ortaklarını dezavantajlı konuma düşürmesi, kendi sanayisinin maliyetlerini ve tedarik risklerini artırabilir. Çin’den kaçarken Türkiye’yi dışlarlarsa doluya tutulurlar. Türkiye’nin mevcut GB’den kaynaklanan hakları ve çıkarları elbette korunmalı. Beklentimiz, aklıselimin kazanması ve Avrupa’nın rekabetçiliği ile Türkiye’nin sanayi entegrasyonunu birlikte koruyan bir çözüm bulunmasıdır.”
Türkiye ile Avrupa arasındaki otomotiv ticaretinin verileri de entegrasyonun büyüklüğünü gözler önüne seriyor. Geçen yıl AB’den Türkiye’ye 18,8 milyar Euro değerinde 812 bin adet otomobil gelirken, Türkiye ise AB’ye 18,2 milyar Euro değerinde 798 bin araç sattı ve karşılıklı otomobil ihracatı 37 milyar Euro’yu buldu. Türkiye-AB ticaretinde otomotivin payı yüzde 26 olurken, Türkiye’nin otomotiv ihracatının yüzde 73,7’sini Avrupa alıyor ve Türkiye’nin ithal otomobil pazarında AB menşeli araçların payı yüzde 73 seviyesinde bulunuyor. Avrupalı üreticilerin 55 yılda 21 milyar Euro yatırım yaptığı Türkiye’deki otomotiv üretiminin yaklaşık yüzde 75’i, AB şirketlerinin Türkiye’deki iştirakleri tarafından gerçekleştiriliyor. Ayrıca 2026’nın 9 ayında Türkiye’nin Almanya’ya otomotiv ihracatı yaklaşık 5 milyar dolar olurken, Almanya’nın toplam otomotiv ihracatındaki payı yüzde 16,3 olarak kaydedildi. 2026 yılı ocak-eylül döneminde otomobil ihracatının en büyük pazarı olan Fransa’ya ise 1,6 milyar dolarlık binek otomobil satıldı; aynı dönemde Fransa’ya yapılan ticari araç ihracatı da yüzde 34,5 artarak 595 milyon 771 bin dolara ulaştı.