99ed6661-6210-4879-93f1-f4c9b4729ba7
99ed6661-6210-4879-93f1-f4c9b4729ba7

Dava Adamları – Bir Neslin Şahitliği MEHMET YÖNEM

Dava Adamları – Bir Neslin Şahitliği  MEHMET YÖNEM
Yayınlama: 22.11.2025
A+
A-

MEHMET YÖNEM: ÜÇ DEFA DÜŞÜNÜLMEDEN ADANAN BİR ÖMÜR

Türkiye’nin farklı şehirlerinde yüzlerce, belki binlerce “dava adamı” vardır. Ancak bazı isimler vardır ki, yaptıklarıyla değil; yaparken gösterdikleri sadakat, sabır ve teslimiyetle hatırlanırlar. Onlar için öne çıkmak değil; davanın önde yürümesi önemlidir. İşte yaklaşık 30 yıldır Milli Görüş davasına omuz veren, görünmez fedakârlıkların taşıyıcısı olan ve adı bilinmese de emeği derinden hissedilen Mehmet Yönem, bu çizginin canlı bir örneğidir.

Aslen Kayserili olup uzun yıllardır İstanbul’da yaşayan Yönem’in hayatı, bir dava adamının nasıl yetiştiğini, nasıl değiştiğini, nasıl sabırla olgunlaştığını gösteren sessiz bir tecrübe hazinesidir. Onu tanıyan herkesin zihninde tek bir cümle vardır:

“O, yürüdüğü yolu değil; yolun sahibini bilir.”

GENÇLİK YILLARINDAN BUGÜNE: BİR DAVANIN İZİNDE BÜYÜYEN ADAM

Mehmet Yönem’in Milli Görüş ile tanışması bir sözle, bir kitapla, bir sohbetle başlayan klasik bir yolculuk değildir. Bu tanışma, bir arayışın, bir sorgulamanın, bir hakikat isteğinin sonucudur.

Genç yaşlarda, bir ülkenin sadece ekonomik refah ile değil; ahlaki duruşla, adaletle ve maneviyatla ayakta duracağını düşünen Yönem, aradığı çizgiyi Rahmetli Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın tebliğlerinde ve eserlerinde bulmuştur. Erbakan Hoca’nın şu sözünü sıkça tekrar ederdi:

“Biz siyaset yapmıyoruz, biz cihad ediyoruz.”

Bu cümle, onun dünya görüşünü şekillendirmiş; gençliğinde başlayan bu yolculuk zamanla derin ve kararlı bir bağlılığa dönüşmüştür.

TEŞKİLATLARIN SESSİZ AĞABEYİ

Her teşkilatın görünmez omurgası vardır. Resimlerde çıkmazlar, mikrofonlara konuşmazlar ama işler onların omzunda yürür.

Mehmet Yönem işte tam bu noktada durur.

İstanbul’un farklı ilçelerinde, farklı teşkilatlarda görev alanlar, onun adını mutlaka duymuştur. Çünkü o hiçbir zaman görevin ünvanıyla ilgilenmemiş; hangi işe ihtiyaç varsa oraya koşmuştur. Afiş asmaksa afiş asmış, gençleri organize etmekse onların yanında olmuş, seçim lojistiğiyse sabahlara kadar ter dökmüştür.

Teşkilatlarda anlatılan bir söz vardır:
“Bir işin Mehmet Yönem’e verilmesi, o işin kesinlikle yapılacağı anlamına gelir.”

Bu güven, yılların birikimiyle oluşmuş bir sadakat mirasıdır.

FATİH ERBAKAN’A BAĞLILIĞI: GÖNÜLDEN GELEN BİR SADAKAT

Mehmet Yönem’in hayatında derin iz bırakan yönlerden biri, Dr. Fatih Erbakan’a duyduğu güven ve bağlılıktır. Bu bağlılık şahsi sevginin ötesinde, “emanet” bilincine dayanan bir inançtır.

Ona göre Milli Görüş çizgisinin devamı Fatih Erbakan’ın omuzlarındadır ve bu çizgi geleceği taşıyacak olan yegâne güçtür. Bir sohbette şöyle dediği aktarılır:

“Hoca’nın bıraktığı mirasa sahip çıkan bir lider var mı? Var. O hâlde görevimiz bellidir.”

Bu söz, onun siyaset anlayışının ve sadakatinin özeti gibidir.

SEÇİM SAHALARININ GECE ÇALIŞANI

Birçok kişi seçim atmosferine girdikten sonra saha çalışmasına başlar. Mehmet Yönem ise seçimleri yılların bir birikimi ve bir vazife şuuru olarak görür.

Broşür dağıtmak için gece sokak aralarında koşan gençlerin başında durur, sabaha kadar sandık nöbeti tutar, afiş asmak için riskli yerlere çıkar, mahalle mahalle dolaşıp insanlara davasını anlatır.

Yorulur mu?
Evet.

Pes eder mi?
Asla.

Onun dilinde hep şu vardır:
“Bu dava için yorulmak, şerefli bir yorgunluktur.”

2014 – 2015 SEÇİMLERİNDE YAZILAN BİR İSİM: SADAKATİN KAĞIDA DÜŞEN NOTU

Mehmet Yönem’in davasına olan bağlılığını en net gösteren olaylardan biri 2014–2015 seçimlerinde yaşandı.

O yıllarda sandığa gittiğinde, oy verebileceği bir parti bulamadığı için, oy pusulasına kendi vicdani tercihini şöyle yazdı:

“Muhammed Fatih Erbakan”

Bu sadece bir protesto değil; gönlüyle oy vermenin bir sembolüydü.
Attığı oyun sandığa gerçekten gidip gitmediğini kontrol etmek için sandığa geri dönmesi ise, bağlılığının ne kadar saf ve samimi olduğunun açık bir ifadesiydi.

Bu davranış, dışarıdan bakıldığında tek bir oyun hikâyesi gibi görünse de aslında:

Bir ömrün adandığı bir liderin adını, bir pusulanın üzerine mühür gibi kazımaktı.

SÜKÛTUN VE TEVAZUNUN EFENDİSİ

Mehmet Yönem’in yürüyüşü kadar kıymetli olan bir şey varsa, o da karakterinin kıvamıdır.

Kalabalıkların içinde görünmez; ama işin içinde hep vardır.
Alkışı sevmez; duayı sever.
Öne çıkmayı istemez; yükü taşımayı ister.
Konuşmak yerine çalışmayı tercih eder.

Teşkilatlarda herkes onun tevazusunu bilir.
Bir iş yapılacaksa “Ben yaparım” demez; sessizce o işi yapar, bitirir ve yoluna devam eder.

En küçük meselenin bile “Allah için” ifadesiyle teslim edilmesi, onun niyetinin berraklığını gösterir.

NESİLLERE BIRAKILACAK BİR ÖRNEK: DAVA ADAMI NASIL OLUNUR?

Bugün gençler siyasete adım atarken örnek alacak isim arıyorlar.
Liderleri var, fikirleri var ama “karakter örnekleri” az.

Mehmet Yönem’in hayatı işte bu noktada gençler için önemli bir şahitlik sunuyor:

• Bir dava adamı sessiz olur ama sessizliğiyle iz bırakır.
• Bir dava adamı çok konuşmaz ama çok çalışır.
• Bir dava adamı makam için değil, yük taşımak için koşar.
• Bir dava adamı varlığını göstermeye değil, davayı büyütmeye adanır.

O, Milli Görüş’ün geçmişini bilen, bugününü yaşayan ve geleceğine inanan gerçek bir “çizgi adamdır.”

GÖRÜNMEYEN BİR KAHRAMANIN GÖRÜNÜR İZLERİ

Mehmet Yönem’in hikâyesi büyük olayların değil; büyük adanmışlıkların hikâyesidir.
Makamların, kürsülerin ve isimlerin değil; omuzlarda taşınan yüklerin hikâyesidir.

Belki onun adı gazetelerin manşetlerinde yer almaz.
Belki partinin sosyal medya hesaplarında fotoğrafları yayınlanmaz.
Ama sahada ter döken, emek veren, omuz veren herkes bilir ki:

Bir dava, böyle adamların omuzlarında yükselir.
Milli Görüş, böyle sadakatli yüreklerle geleceğe taşınır.

Mehmet Yönem, işte o sadakatli yüreklerden biridir.
Sessizdir, gösterişsizdir, ama izi derindir.

Ve bu iz, bir neslin şahitliği olarak kayda geçmiştir.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.