Ülkemizde NATO’yu da, Trump’ı da İstemiyoruz! Demek Yasakmı?

Ülkemizde NATO’yu da, Trump’ı da İstemiyoruz! Demek Yasakmı?
Yayınlama: 07.07.2026
A+
A-

Tarih bazen tekerrür etmez; sadece aktörler değişir, sahne aynı kalır.

1946 yılında Amerikan Missouri zırhlısı, “Welcome” mahyalarıyla karşılandı.
Aradan on yıllar geçti; bugün ise Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ABD bayrağının renkleriyle aydınlatılıyor.
Değişen yalnızca zaman…
Tartışma ise hâlâ aynı.

1946’daki karşılamalar da, 1969’daki 6. Filo protestoları da bu topraklarda derin izler bıraktı.

ABD’nin 6. Filosu, Soğuk Savaş döneminde Türkiye’yi Sovyetler Birliği’ne karşı korumak, bölgedeki Amerikan çıkarlarını güvence altına almak ve NATO müttefiklerine güç gösterisinde bulunmak amacıyla Türkiye’ye geldi.
Resmî ziyaret görüntüsü altında limanlara demirleyen bu savaş gemileri, dönemin devrimci gençleri tarafından anti-emperyalist gösterilerle protesto edildi.

1960’lı yılların sonunda ilginç bir tablo ortaya çıktı.
Türkiye’ye gelen ABD 6. Filosu’nu protesto eden sol görüşlü gençlerin karşısına, dönemin Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) ve Komünizmle Mücadele Derneği gibi muhafazakâr ve İslamcı çevrelerden gruplar çıktı.

16 Şubat 1969’da Dolmabahçe Meydanı’nda toplanan kalabalık, limandaki Amerikan savaş gemilerini adeta kıble edinircesine protestocuların karşısında namaz kıldı.

O gün muhafazakâr çevrelerin bir bölümü, Sovyet tehdidine karşı ABD’nin yanında saf tuttu.

Elbette muhafazakâr kesimin tamamını aynı kefeye koymak doğru olmaz.

O dönemde ABD emperyalizmine karşı çıkan muhafazakâr isimler de vardı; tıpkı sol gruplar gibi bağımsızlıkçı bir duruş sergileyenler de bulunuyordu.

Bugüne geldiğimizde ise farklı bir manzara ile karşı karşıyayız.

Ankara’da düzenlenen NATO toplantıları sırasında ABD Başkanı Donald Trump’a yönelik en küçük bir eleştiriyi dahi dile getiremeyen bir muhafazakâr anlayış dikkat çekiyor.

Oysa Trump, İsrail’e verdiği güçlü destek, Irak, Afganistan ve İran’a yönelik askerî politikaları nedeniyle dünya kamuoyunda yoğun biçimde eleştirilen bir isimdir.

Bu savaşlarda hayatını kaybeden masum sivillerin acısı hâlâ hafızalardadır.

Böyle bir isme yönelik toplumsal tepkilerin ortaya çıkması son derece doğaldır.

Asıl düşündürücü olan ise, ABD bayrağının İstanbul’un simge yapılarından Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’ne yansıtılması ve Trump’a adeta kahraman muamelesi yapılmasıdır.

Bugün bölgemizde yaşanan kan, gözyaşı ve yıkımın sorumluluğu yalnızca tek tek devletlere yüklenemez.

NATO başta olmak üzere uluslararası ittifakların ve büyük güçlerin izlediği politikalar da bu acı tablonun oluşmasında sıkça tartışılmaktadır.

Bu nedenle, bu politikalara tepki gösteren vatandaşların sesine kulak vermek gerekir.

Çünkü bu millet, tarih boyunca mazlumun yanında durmayı şeref bilmiş; zalime karşı söz söylemeyi vicdanının gereği saymıştır.

Zalime “zalim” demek suç değildir.

Mazluma sahip çıkmanın yolu, zalimin yanında saf tutmaktan değil; haksızlığın karşısında dimdik durmaktan geçer.

Batı ile ilişkiler elbette devletler arasında diplomasi çerçevesinde yürütülür.

Ancak tarih boyunca yaşanan acılar ve yaşatılan hayal kırıklıkları da hafızalardaki yerini korumaktadır.

Bu yüzden halk arasında sıkça söylenen şu söz, hâlâ kulaklarda yankılanmaktadır:

“Ayıdan post, Batı’dan dost olmaz.”

Bugün soru şudur:

Ülkemizde NATO’yu da istemediğimizi, Trump’ın politikalarını da eleştirdiğimizi söylemek neden rahatsızlık uyandırıyor?

Farklı düşünmek, farklı ses çıkarmak, demokratik bir toplumun en doğal hakkı değil midir?

Tarih, gücün yanında duranları değil; hakikatin yanında dimdik duranları hatırlar.

Tarih doğru tarafta duranları da unutmaz

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.