Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, “28 Nisan ya da Mayıs ayında yapılacağı ortada. CHP’nin Genel Başkanı da bu sürece destek verdi aslında. Normalde muhalefete seçimler en az bir 6 ay öne alınırsa erken seçim yapmanın anayasal gereği yerine getirilmiş olur şeklinde bir genel kanaat vardı. Ancak CHP Genel Başkanı da ‘Bir gün önce bile yapılsa seçim erken seçimdir’ dedikten sonra artık iktidarı durdurabilene aşk olsun. Çünkü alınacak seçimin tarihinin anayasaya aykırılığını muhalefetin istediği yönde karara bağlayacak bir Anayasa Mahkemesi yok” dedi.
Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, partisinin Genel Başkan Dr. Fatih Erbakan Başkanlığında gerçekleştirilen Haftalık Olağan MYK toplantısı ardından gündeme dair açıklamalarda bulundu.
“Ülkemizde maalesef insan hayatı çok ucuz”
Kılıç, konuşmasına Antalya Kepez’de meydana gelen hortum felaketinde hayatını kaybeden işçilere rahmet, yaralı işçiye ise şifa dileyerek başladı. Kılıç, “Çevredeki kalıcı yapılarda hiçbir hasar oluşmazken, meteorolojinin günler öncesinden yaptığı uyarılara rağmen işçilerin mukavvadan farksız derme çatma konteynerlerde barındırılması bir iş kazası değildir, meteorolojik bir olay da değildir. Ülkemizde insan hayatının ucuzluğunun göstergesidir maalesef” dedi.
TBMM Başkanı Kurtulmuş’a Fatih Erbakan çağrısı
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan’ın Azerbaycan’a girişine Aliyev tarafından yasak konulduğunu hatırlatan Kılıç, “Genel Başkanımız Dr. Fatih Erbakan çok istese de artık Azerbaycan’a gitmesi mümkün değil. Zira Azerbaycan’a girişi bizzat İlham Aliyev tarafından yasaklandı. Evet, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde temsil edilen bir siyasi partinin genel başkanı, İstanbul Milletvekili Dr. Fatih Erbakan’ın Azerbaycan’a girişi yasak. Cenab-ı Prezident İlham Aliyev’in canı öyle istemiş. Başörtülü kızların eğitim hakkının gasp edilmesine itiraz etmemiz. Buradan Sayın Aliyev’e bir çağrımız var. Başörtüsü yasağını kaldırın, bizim Azerbaycan’a giriş yasağımız olduğu gibi kalsın. Bir çağrımız da Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş’a, Meclisimizde temsil edilen bir siyasi partinin genel başkanı, yeniden Refah Partisi Genel Başkanı, aynı zamanda İstanbul Milletvekili Sayın Fatih Erbakan’ın Azerbaycan’a giriş yasağıyla karşı karşıya kalması sadece bizim partisel bir sorunumuz değildir. Bu sorun aynı zamanda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin de bir sorunudur. Meclis bu yasağa sessiz kalmamalı, hiç değilse ortak bir bildiri yayımlanmalı ve bu bildirinin altında Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın Kurtulmuş’un da imzası, bulunmalıdır.” ifadelerini kullandı.
Fon Skandalı: “Çevrimiçi bir soygun olayı. Dışarıdan kimse yok. Hepsi tanıdık, hepsi kanka.”
Fon dolandırıcılığına ilişkin iddialar ve soruşturma sürecini değerlendiren Kılıç, şöyle devam etti:
“SPK Başkanı, SPK’nın eski başkanı derken; Türkiye Yüzyılı’nın mimarı Ertan Aydın da tutuklandı. Yüzyılın slogan mimarından yüzyılın vurgunu. Çevrimiçi bir soygun olayı. Dışarıdan kimse yok. Hepsi tanıdık, hepsi kanka. Millet züğürt, bunlar zengin. Eğer bu vurgunlar, bu soygunlar olmasa bugün bir aylık asgari ücret 45 bin, en düşük emekli aylığı en az 40 bin olurdu. Kimse aç ve açıkta kalmaz, milyonlarca insanımız makarnaya, bulgura muhtaç olmazdı. Bu vurgunların kökünde tamahkarlık, sahtekarlık, doymak nedir bilmeyen bir açlık var. Daha derininde ise denetimsizlik var. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte gelen sorumsuzluk ve denetimsizlik var. Eskiden Meclis soruşturması diye bir denetim mekanizması vardı. Artık yok, kalktı. Gensoru müessesesi vardı. Artık yok, o da kalktı. Yazılı-sözlü soru önergeleri vardı. Adı var, etkisi yok; çünkü soru önergelerini ciddiye alan bakan kalmadı. İşte bu denetimsizlik sorumsuzluğu, sorumsuzluk da fon yolsuzluğunu doğurdu. Trilyonlar buhar oldu. Yeniden Refah iktidarında hırsız kovalamayacağız. Önleyici ve etkin denetim mekanizmalarını kuracağız. Tabii şöyle bir gerçek de var ki, balık baştan kokuyor. Hırsız, gözünü karartmadan önce kimlerin göz yumacağına bakıyor. Hani diyorlar ya… ‘Fakir parası olmadığı için fakir değil. Fakir çalamadığı için de fakir değil. Fakir, zenginlerin gözü doymadığı için fakir. Ülkenin kaynakları hortumlanmadığı için fakir. Fakir sizin yüzünüzden fakir!”
“Onurunu kurtaramayan canına kıyıyor”
Ekonomik krizden dolayı artan intihar olaylarına da değinen Kılıç, “Eskiden çocuğuna kıyafet alamayan babaların intihar haberleri oldu. Yakın zamanlarda emekli bir polis memurumuz canına kıydı. Son gelen haber ise daha da kaygı verici. TOKİ’ye 1190 daire inşa eden bir müteahhit kardeşimiz canına kıymış. Yakınlarına sabır ve metanet diliyoruz. Sebep ne? Hak edişlerini alamamış. Ödemeler dengesi sarsılmış. Çekleri yazılmış, senetleri dönmüş. Yani iflas. İflaslar artıyor, kepenkler kapanıyor, adamını bulamayan parasını alamıyor. Onurunu kurtaramayan canına kıyıyor. Yazık günah değil mi? Bu gidiş nereye?” diye sordu.
“Gençlerimiz artık kendi branşlarından umudunu kesmiş durumda “
KPSS ve gençlerin istihdam sorununa ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kılıç, şöyle konuştu: “Ülkemizde üniversite doluluk oranları yüzde 98,8 gibi rekor seviyelerde açıklansa da asıl büyük sorun istihdam aşamasında başlıyor. Kontenjanlar doluyor ancak mezuniyet sonrası yeterli istihdam alanı sağlanamadığı için gençlerimiz büyük bir gelecek kaygısı yaşıyor. Bugün bir lisans öğrencisinin kendi alanından atanabilmesi için 90 bandında çok yüksek puanlar alması gerekiyor; çünkü kadro sayıları son derece yetersiz kalıyor. Bu kadro yetersizliği ve gelecek kaygısı yüzünden, lisans eğitimine devam eden gençlerimiz artık kendi branşlarından umudunu kesmiş durumda. Sırf güvenceli bir iş sahibi olabilmek ve kamuda yer alabilmek için henüz üniversite sıralarındayken dönüp lise düzeyindeki ortaöğretim KPSS’ye giriyorlar. Üniversitede yükseköğrenim gören bu parlak beyinler, mezuniyetlerini bile beklemeden düz memurluk, hizmetli veya destek personeli kadrolarına yerleşebilmek için yıllarını harcıyor; üstelik bu kadrolar bile artık çok yüksek puanlarla kapatıyor. Eğer yükseköğrenim gören bir genç, gelecek kaygısıyla lise düzeyindeki kadrolar için yarışmak zorunda kalıyorsa eğitim ve istihdam politikalarındaki plansızlığı sorgulamamız gerekir”
Kılıç, 29 Ekim Cumhuriyet bayramını da kutlayarak, “İki gün sonra 29 Ekim, Cumhuriyet Bayramı… Cumhuriyet Nizam’dır. Cumhuriyet Selamet’tir. Cumhuriyet Fazilet’tir. Cumhuriyet Saadet’tir. Cumhuriyet Refah’tır. Cumhuriyet Millettir. Devlettir. Adalettir. Türkiye Cumhuriyeti’nin 103’üncü kuruluş yıl dönümü kutlu olsun. Yaşasın milletimiz. Yaşasın devletimiz. Yaşasın cumhuriyetimiz” ifadelerini kullandı.
“Kılıçdaroğlu böyle konuştuktan sonra artık iktidarı durdurabilene aşk olsun”
Kılıç, açıklamalarının ardından muhabirlerin sorularını yanıtladı. Bir muhabirin “Erdoğan’ın emeklilerle ilgili adımı sizce erken seçim sinyali mi? Nisan 2028’deki bir seçimi destekler misiniz” sorusuna şu yanıtı verdi:
“2028 Nisan ya da Mayıs ayında yapılacağı ortada. CHP’nin Genel Başkanı da bu sürece destek verdi aslında. Normalde muhalefete seçimler en az bir 6 ay öne alınırsa erken seçim yapmanın anayasal gereği yerine getirilmiş olur şeklinde bir genel kanaat vardı. Ancak CHP Genel Başkanı da bir gün önce bile yapılsa seçim erken seçimdir dedikten sonra artık iktidarı durdurabilene aşk olsun. Çünkü alınacak seçimin tarihinin anayasaya aykırılığını muhalefetin istediği yönde karara bağlayacak bir Anayasa Mahkemesi yok. Seçim tarihinde anayasaya aykırılık tespiti yapacak bir Yüksek Seçim Kurulu da yok. Büyük ölçüde iktidarın istediği istikamette kararlar almış olacaklar seçim süreci konusunda. Dolayısıyla iktidarın istediği tarihte seçimi yapacağını öngörüyoruz. Ama burada tabii 360 sayısının sağlanması lazım. AK Parti ve MHP’nin iki başı da bu sayıyı sağlama yeterlilikleri yok. Mutlaka meclis içerisinde müttefik partiler arayacaklar. Erken seçim kararı alabilmek ve Sayın Cumhurbaşkanı’nın yeniden aday olmasını olanak hazırlayabilmek, zemin hazırlayabilmek için. Zorluk çekerler mi? Kanaatimce zorluk çekmezler. 2027 yılı içinde yapılacak her türlü seçimin tarihine biz oylamada destek veririz. Ama 2028 yılına kalmasından yana değiliz. Niye değiliz? 2028 yılında yapılacak seçim erken seçim değil. Ondan dolayı değiliz. Ama bir muhalefet partisiyiz. Seçime hazırız. Erken seçim yapılmasını istiyoruz. Türkiye’nin bugünkü sosyo-ekonomik koşullarla yoluna daha fazla devam etmesinin mümkün olmadığını görüyoruz.”
“Kademeli emeklilik düzenlemesinin de TBMM’ye gelmesini bekliyoruz”
Emekli maaşları ile ilgili olarak Sayın Cumhurbaşkanı tarafından yapılmış olan açıklamayı önemsiyoruz. Türkiye’de bugün en düşük emekli aylığı 23.500 lira. Bir emekli çiftin 23 bin 500 lirayla geçinebilmesi, tencereyi kaynatabilmesi, kirayı ödeyip faturaları karşılayabilmesi mümkün değil. Açlık sınırının yarısının bile altında bir emekli maaşı var Türkiye’de. Elbette ki düzeltilmesi lazım. Hep iddia ettik. Seçime giderken bir emekli maaşları yükseltilir, iki asgari ücret yükseltilir, üç emeklilikte kademeli adaleti bekleyenlerin beklentilerine cevap verilir. Biz hükümetten önümüzdeki günlerde kademeli emeklilik beklentisine de olumlu cevap vermesini bekliyoruz. Kademeli emeklilik düzenlemesinin de TBMM’ye gelmesini bekliyoruz. Yeniden Refah Partisi olarak da bu süreci destekledik, destekliyoruz. Bu sürece bir seçim yatırımı olarak bakmıyoruz. Bu sürece geçen seçimler öncesinde alelacele sebep olunan haksızlığın, adaletsizliğin giderilmesi yönüyle bakıyoruz. Kademeli emeklilik getirilmelidir. Staj ve çıraklık mağduriyeti giderilmelidir. Türkiye’de tüm mağdur kesimlerin mağduriyet problemleri derhal çözülmelidir. Bu durum seçimle de ilişkilendirilmemelidir. Zaten seçime 40 gün kala bu düzenlemeler yapılırsa düzenlemeden yararlanacak olanların o tepkisellik içerisinde iktidarın lehine oy kullanmaları mümkün değildir. Bu düzenlemelerin bu yılın sonunda ya da bütçeden hemen sonra 2027 yılının başında yapılması gerekmektedir.”
“Türkiye’de de sırf gazetecilik faaliyetleri nedeniyle de çok sayıda gazeteci gözaltında ya da tutuklu”
Gazetecilerin tutuklandığını hatırlatarak, basın özgürlüğüne ilişkin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Türkiye, medya çeşitliliği açısından dünyanın en ileri ülkelerinden biridir. Avrupa’da televizyon kanalı sayısı itibarıyla ülkemiz ilk sıralarda yer alıyor” sözlerinin sorulması üzerine Kılıç, şunları kaydetti:
“Ben şunu söylemek istiyorum. Bugün bu basın toplantısında Anadolu Ajansı yok. TRT yok. TRT Haber yok. İktidara müzahir ya da paralel yayın yapan televizyon kanallarının neredeyse hiçbiri yok. Ha basın toplantımızda yoklar ama ajanslar var. ANKA var. Buradan alınan haberleri akşam bültenlerinde bu televizyonların ekranlarında görebilecek miyiz? Büyük olasılıkla göremeyeceğiz. Türkiye’de televizyon sayısı çok fazla, gazete sayısı çok fazla ama maalesef büyük ölçüde iktidarın kontrolünde bu yayın kuruluşları. Bugün bir vergilerimizle finansman ettiğimiz devletin ajansının ve haber kanallarının bile bu partinin basın TBMM’de temsil edilen Yeniden Refah Partisi’nin basın toplantısında bulunuyor bulunmuyor olmaları aslında Türkiye’deki basın özgürlüğünün görülmesi açısından da önemli bir kriterdir diye düşünüyorum. Basın özgürlüğü demek sadece basın kuruluşlarının var olması demek değildir. Haber alma ve yayma hakkının da korunması demektir. Gazetecilik dışı faaliyetlerinden dolayı tutuklu bulunanları ayrı tutarak söylüyorum. Türkiye’de de sırf gazetecilik faaliyetleri nedeniyle de çok sayıda gazeteci gözaltında ya da tutuklu. Bunları görmezlikten gelemeyiz. Bunlar Türkiye’nin gerçeği. Türkiye’nin elbette ki özgürlükler liginde, basın özgürlüğü liginde, hukuk özgürlüğü ve hukuk devletleri ligindeki görünümünü keza Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne intikal eden dosyalar bakımından da Avrupa İnsan Hakları yargısı önündeki görünümünü bozan durumlardır bunlar. Düzeltilebilir mi? Elbette ki düzeltilebilir. Daha da hızla karara bağlanır. Gazetecilik dışı faaliyetler ayrılarak gazetecilik faaliyetleriyle tutuklu bulunanlar, gözaltında bulunanların da bir anda tahliyesi sağlanır. Yargılamalara tutuksuz devam edilir. Bu sayede Türkiye bu yöndeki imajını hızla düzeltebilir diye düşünüyorum.”