Yeniden Refah Partisi’nden Çerçeve Yasa Teklifine Veto

Yeniden Refah Partisi’nden Çerçeve Yasa Teklifine Veto
Yayınlama: 04.08.2026
A+
A-

Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, partisinin Haftalık Olağan MYK toplantısı sonrası gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç  Türkiye Büyük Millet Meclis’inde  imzaya açılan çerçeve yasaya destek vermeyeceklerini açıkladı. Kılıç, ” Altına imza atılan duvara asılan bu çerçevenin içi boştur. Bu muammaya destek vermemiz, belirsizliğe imza atmamız mümkün değildir.

Yasanın çerçevesi de belli değildir, çerçevenin yasası da belli değildir. Dolayısıyla çerçeve ve yasa bir nevi yasasız çerçevedir” dedi

ÇERÇEVE YASAYA DESTEK VERMEYECEĞİZ

Kılıç Açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

” Öncelikli konumuz çözüm sürecine yönelik çerçeve yasa.

Yasa diyoruz ama çerçeve var, yasa yok.İktidarın meclis gruplarında çerçeve imzaya açıldı. Sayın milletvekilleri şimdilik boş kağıda imza atıyor. Bu imzalar teklifin komisyona sevkinde kullanılacak. Ama dediğim gibi yasanın maddelerinden kimsenin haberi yok. Ancak milletvekilleri neye imza attığını bilmiyor.

Millet de neye imza atıldığını bilmiyor. Çözüm süreci var, çerçevesi var ama yasası yok. Millet bilmiyor, milletvekilleri bilmiyor ama Dem Parti biliyor. Abdullah Öcalan biliyor, biz bilmiyoruz. Meclisteki muhalefet partileri bilmiyor, iktidar milletvekilleri de neye imza attıklarını bilmiyor. Altına imza atılan duvara asılan bu çerçevenin içi boştur. Bu muammaya destek vermemiz, belirsizliğe imza atmamız mümkün değildir.

Yasanın çerçevesi de belli değildir, çerçevenin yasası da belli değildir. Dolayısıyla çerçeve ve yasa bir nevi yasasız çerçevedir. Hem çerçeve hem de yasa hakkında hem millet hem de muhalefet acilen bilgilendirilmelidir. Ve hep söylediğimiz gibi genel başkanımız doktor Fatih Erbakan’ın ilk günden ifade ettiği gibi bu yasa anayasa değişikliklerinde olduğu gibi referanduma götürülmeli ve aziz milletimizin desteği istenmelidir”

KARADENİZ FERYAT EDİYOR

” Doğusuyla batısıyla Fındık sezonu başlıyor. Geçen sene üç yüz yetmiş lira bir kilo fındık geçen sene üç yüz yetmiş lira olan bir kilo fındık TMO’nun hatalı politikaları nedeniyle bugün maalesef yüz yetmiş lira seviyesindedir. Bakın yüzde kırk enflasyona rağmen Geçen sene yüz yetmiş üç yüz yetmiş lira olan bir kilogram fındık bugün yüz yetmiş lira seviyesinde.

Piyasada fındık üç yüz yetmiş liraya alıcısını bulurken maalesef geçen sene toprak mahsulleri ofisi yüz liraya yakın fiyattan piyasaya fındık arzında bulunmuştur. TMO’nun görevi piyasada kartel olan İtalyan çikolata üreticisine ucuz fındık temin etmek değildir. TMO’nun görevi Fındık üreticisini desteklemektir.

Bakın altını çiziyorum. TMO yetkilileri göreviniz piyasamızda kartel olan İtalyan üreticiye ucuz fındık bulmak değildir.

Bilakis fındık üreticisinin emeğinin karşılığını verecek bir fiyat politikası belirlemektir. Bugün toplama yevmiyeleri dahil bir kilogram fındığın maliyeti iki yüz liranın üzerinde. Bu çartlarda olması gereken bir kilogram fındığın üç yüz liradan toprak mahsulleri ofisi tarafından satın alınmasıdır. İster Giresun kalite ister Levant kalite. Fındığın kilosu üç yüz liranın üzerinde olmalıdır. Toprak mahsulleri ofisi tarafından alınmalıdır.

Ödemeleri de peşin peşin yapılmalıdır. Geçmişte fındık borsasının Türkiye’de kurulmasına engel olan Altını çiziyorum.

Geçmişte fındık borsasının Türkiye’de kurulmasına engel olan küreselci spekülatör üçkağıtçılar bugünlerde kendilerine Güney Amerika’da fındık çiftlikleri kuruyorlar. Doğu Karadeniz’in, Batı Karadeniz’in dikkatini bu konuya çekiyorum. On yıl önce, on beş yıl önce fındık borsasının Türkiye’de kurulmasına mani olan küreselci, spekülatör, üçkağıtçılar bugünlerde kendilerine Güney Amerika’da fındık çiftlikleri kuruyorlar. Hükümet geçmişte refah yol hükümetinin yaptığını yapmalı kartellere karşı fındık üreticisinin yanında durmalıdır. Samsun’un, Ordu’nun, Giresun’un, Trabzon’un, Batı Karadeniz’in gözü ekranlardadır.

Açıklanacak rakam, beklentilerin altında kalmamalıdır.

Toprak Mahsulleri Ofisi, İtalyan çikolata üreticisinin değil, köylümüzün yanında durmalıdır”

20 YIL SONRA TEK HANE

” Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Memiş Şimşek’i kutluyoruz.

Yılık enflasyon Temmuz’da sıfır nokta dört puan gerildi.

Bu hızla gerilmeye devam ederse enflasyonun tek haneye düşmesi için yirmi yıl gibi bir zamana ihtiyacımız var.

Enflasyonda tek hane için hedefler beş yıl, gerçekler yirmi yıl.

Sıfır nokta dört puanlık gerilemeyi açıklayan da Hazine ve Maliye Bakanı’nın bizzat kendisi büyük başarı olmalı ki kendisi açıklıyor. Ondan dolayı biz de görevimizi ihmal etmiyor.

Kendisini tebrik ediyoruz.Kiralardaki yıllık artışlar çift tane.

Gıda fiyatlarındaki artışlar çift tane.  Elektrik, su, doğal gaz zamları çift çift çift tane akaryakıt fiyatlarında mutfak tüklerindeki artışlar da çifthane, enflasyondaki düşüş sıfır nokta dört. Ekonomi yönetimi enflasyonla mücadele etmiyor.

Adeta bizimle eğleniyor. Sıfır nokta dörtlük düşüş için Maliye Bakanı’na ihtiyaç yok.Merkez Bankası Başkanı’na da ihtiyaç yok. Hiç olmasalar düşük düşüş hızı belki daha da hızlı olacak.

Azından Merkez Bankası’nın ve Maliye Bakanlığı’nın masraflarından hazine kurtulmuş olacak. Yorgun iktidarın ekonomi yönetiminin son kullanma tarihi geçti. Artık bu sepet dertlerimize tesir etmiyor.

VERİLMEYEN VİZELERE ÜCRET ÖDENİYOR

” Vize krizi artık dış politika meselesi olmanın ötesinde vatandaşın günlük hayatını ve Türkiye’nin itibarını etkileyen kronik bir soruna dönüşmüştür. Türk vatandaşlarının Schengen vizesine erişimde yaşadığı sorunlar artık münferit bir mesele olmaktan çıkmış kronik bir probleme dönüşmüştür.

Eğitim, ticaret, turizm, fuar, sağlık, kültürel faaliyetler veya aile ziyareti amacıyla Avrupa ülkelerine seyahat etmek isteyen Yüz binlerce vatandaşımız ciddi engellerle karşılaşmaktadır.

Bugün vatandaşlarımızın en sık dile getirdiği şengen mağduriyetleri şu şekilde sıralanmaktadır.Aylar sonrasına dahi vize randevusu bulunamaması Yani muhatap almıyorlar vatandaşlarımızı. Randevu bile vermiyorlar. Randevu bulabilmek için aracı kuruluşlara yönelmek zorunda vatandaşlarımızın kalması ve aracı kuruluşlarında vatandaşlarımızdan üç yüz ila beş yüz dolar ila euro arasında talette bulunmaları Randevu bulabilmek için yönelilen bu aracı kuruluşların bu parayı almadan iş takiplerini yapmaması, evrakları hazırlamaması aracı kuruluşların yüksek rakamlı taleplerine rağmen sürekli değişen evrak taleplerinin bulunması yüksek başvuru ve hizmet bedellerine rağmen uzun başvuru süreleriyle vatandaşlarımızın Avrupa Büyükelçilikleri’nin kapısında adeta bekletilirken süründürülmesi Eksiksiz hazırlanan dosyalara rağmen gerekçesi akla mantığa uygun olmayan vize red bahaneleri. Hani yüz yıl öncesine kadar diyor ya şair atının üzengisini öpmeye hasretli Garb’ın elçileri bugün bir Schengen vizesini alabilmek için kapılarında vatandaşlarımız sürünmek zorunda kalıyor Garb ülkelerinin. Işte bu durumun önüne geçilmesi lazım. Bütün bu mazeretlerin Belki de en önemlisi bir diğeri, vizeler reddedildiği halde başvuru ücretlerinin iade edilmemesi. Sözüm ona Avrupa ülkesi çok gelişmiş, çok medeni ülkeler. Kişi başına milli gelirler kırk elli altmış bin eurolarda yüz on beş dolar başvuru ücreti alıyor vatandaşlarımızdan. Vize vermediği halde başvuru ücretini de iade etmiyor. Daha önce birçok kez vize almış kişilere bile tek seferlik vize verilmesi ve bu vizenin süresinin üç beş gün gibi otel rezervasyonu ya da uçak biletleriyle sınırlı hale getirilmesi.

Çeşitli şikayet platformlarında ve sosyal medya mecralarında her gün yüzlerce vatandaşımız aynı sorunları dile getirmektedir.

Iş insanları ticari bağlantılarını yitirmektedir. Öğrenciler eğitim programlarına yetişememektedir. Akademisyenler uluslararası kongrelere katılamamaktadır. Fuar organizasyonları kaçırılmakta, hastalar tedavilerine zamanında ulaşamamakta ve aile ziyaretleri gerçekleşememekte, ucuz ucuz ziyaret alınan uçak biletleri bile maalesef seyahate gidilemeden yanmaktadır.

Bu tablo sadece bireysel bir mağduriyet değildir. Aynı zamanda ülkemizin ticaretini, ihracatını, akademik faaliyetlerini, turizmini ve uluslararası rekabet gücünü olumsuz etkileyen bir skandaldır. Yenileme Partisi olarak çağrımız nettir. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının onurunu ve itibarını koruyacak adımlar vakit kaybetmeden atılmalı. Avrupa Birliği ülkeleri nezdinde yürütülecek etkin diplomatik girişimlerle vize krizi kalıcı çözüme ivedilikle kavuşturulmalıdır”

 

 

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.