İngiltere öncülüğündeki 12 ülke, işgal altındaki Filistin topraklarında bulunan yasa dışı İsrail yerleşimlerine yönelik ortak bir ithalat yasağı kararı aldı. İngiltere’nin bölgedeki durumu “etnik temizlik” olarak nitelendirmesine İsrail, İngiliz konsolosluğunu kapatarak karşılık verdi.
Filistin topraklarındaki yasa dışı yerleşimci şiddeti Batı Şeria’da artık bardağı taşıran son damla oldu ve uluslararası arenada diplomatik kılıçlar resmen çekildi. İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband’in, İsrail’in Batı Şeria’daki yerleşim politikalarını açık ve net bir dille “etnik temizlik” olarak tanımlamasının hemen ardından, Avrupa’dan ve Kanada’dan art arda hamleler geldi. Toplam 12 ülkenin dahil olduğu bu eş zamanlı ticari kısıtlama kararı diplomatik bir deprem yaratırken, İsrail cephesinin bu yaptırımlara tepkisi ise oldukça sert ve anında oldu.
İNGİLTERE YAPTIRIMLARI DUYURDU
İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, Batı Şeria’daki kaçak yerleşim birimlerine karşı yeni yaptırım kararlarını açıkladı. Yerleşimci şiddetinin artık sistematik bir boyut kazandığını ve İsrail’in resmi devlet politikasının bu yasa dışı alanları genişletmek olduğunu vurgulayan Miliband, bölgeden gelen mallara ithalat yasağı getirildiğini duyurdu. Miliband, ayrıca İngiltere’nin İsrail’e yönelik 30 silah ihracat lisansını askıya alma kararının “tamamen yürürlükte” kalacağının da altını çizdi. İngiliz Bakan, yasa dışı yerleşimlere yönelik tavrını şu net ifadelerle dile getirdi:
”İngiliz hükümeti, Batı Şeria’da yerleşimci teröristler tarafından Filistinlilere yönelik etnik temizlik yapıldığını kabul etmektedir. İsrail hükümeti yerleşimci teröristlerin Batı Şeria’daki etnik temizliğine göz yumuyor. Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşimleri finanse eden veya bunlara imkan sağlayanlara şunu söylemek isterim: İngiltere’nin yaptırımlarının tüm şiddetiyle karşılaşacaksınız.”
Geçmişte de Doğu Kudüs’ü çevresinden koparıp Batı Şeria’nın kuzey-güney bağlantısını kesen “E1” bölgesi imar faaliyetlerini uluslararası mevzuata aykırı bularak sert bir dille eleştiren Miliband, toprak ihlallerine karşı atılacak adımlar için “Hem kendi kabinemizde hem de dost ülkelerle bu süreci müzakere ediyoruz. Anlayış gösterilirse, önümüzdeki haftalarda daha net açıklamalar yapabileceğiz.” ifadelerini kullanmıştı.
AMBARGO ÇEMBERİ GENİŞLEDİ
İngiltere’nin bu radikal çıkışının ardından Kanada ve 11 Avrupa ülkesi daha harekete geçerek ortak bir bildiri yayınladı. Fransa, İspanya, Kanada, Danimarka, Finlandiya, İrlanda, İzlanda, Norveç, Polonya, Portekiz ve İsveç, işgal altındaki Batı Şeria’da yer alan yasa dışı İsrail yerleşimleriyle mal ticaretine ulusal kısıtlamalar getirme niyetini resmen teyit etti. Bu ülkeler ayrıca, yerleşim yerlerinden gelen ticarete yönelik kısıtlamalar konusunda Avrupa’da atılacak diğer ortak girişimleri destekleme kararlılıklarını da vurguladılar.
İSRAİL KONSOLOSLUĞU KAPATTI
Ambargo kararının yankıları sürerken Tel Aviv yönetimi de karşı atağa geçti. İsrail’in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, Başbakan Binyamin Netanyahu’dan yaptırımlara öncülük eden İngiltere’nin Doğu Kudüs’teki Başkonsolosluğunun faaliyetlerinin derhal durdurulmasını talep etti. Ben-Gvir, bu talebini, “İngiliz küstahlığına karşı İsrail’in kararlı cevabı olmalı.” sözleriyle savundu. Bu çağrının ardından İsrail hükümeti resmi bir adım atarak, ticari yaptırımlara misilleme olarak İngiltere’nin işgal altındaki Doğu Kudüs’te bulunan ve Filistinlilere hizmet veren konsolosluğunu kapatma kararı aldığını resmen duyurdu.