Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, köprü ve otoyolların özelleştirilmesine tepki göstererek, “Vatandaşın vergileriyle, parası çoktan ödenmiş olan, bin bir emekle yapılan, amortismanları karşılanmış ve sadece kar getiren bu varlıklarımız haraç mezat apar topar satışa çıkarılıyor. Anlıyoruz ki hazinede bir delikli kuruş bile kalmamış. İsraf, şatafat, imtiyazlı holdingler ve faiz giderlerine verecekleri para kalmamış. En son altın yumurtlayan tavuklar olarak bu otoyolları ve köprüleri satışa çıkartıyorlar.” dedi.
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Dr. Fatih Erbakan, Milli Gençlik Derneği Genel Merkezi’nde düzenlenen partisinin Aylık Olağan İl Başkanları Toplantısı öncesinde gündeme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.
Erbakan, TBMM’deki Yeni Yol Grubu’nun milletvekili sayısının istifa sonrası 19’a düşmesi üzerine, grubun Meclis’te faaliyetlerini sürdürebilmesi amacıyla Konya Milletvekili Ali Yüksel’in Yeni Yol Grubu’na katılmasına karar verdiklerini belirterek, kararın ülke, millet ve Meclis için hayırlı olmasını diledi.
Manevi vatanımız tehdit altındadır
Fatih Erbakan, gençliğin milli ve manevi değerlerden koparıldığını, gençler arasında deizm ve ateizmin arttığını, uyuşturucunun yaygınlaştığını ve aile kurumunun zayıfladığını, doğurganlık hızının gerilediğini savunarak, “Milletimiz aile yapısından koparılmak isteniyor. Milletimiz köklerinden, inancından ve temel değerlerden koparılmak isteniyor. Manevi vatanımız tehdit altındadır. Ve buna göz yumanlar, bir yandan da ecdat edebiyatına başvurmaktan, tarihimiz üzerinden ucuz siyaset devşirmekten asla geri durmuyorlar” diye konuştu.
“Gündüz Malazgirt’te nutuk atıp akşam Beyoğlu’nda Poizi konseri verdiriyorlar”
Yeniden Refah Partisi Lideri Erbakan, AK Parti Gençlik Kolları tarafından düzenlenen BeyoğluFest’te sahne alan “Poizi” üzerinden iktidarı eleştirerek, şunları kaydetti:
“Siz bu gençliğe ne sunuyorsunuz? 24 yıldır verdiğiniz ekonomik zehirler yetmedi de şimdi bir doz da Poizi mi sunuyorsunuz? Nereden nereye geldiler. Dindar nesilden pudra şekerine, pudra şekerinden de Poizi’ye geldiler. Gündüz Malazgirt’te nutuk atıp akşam Beyoğlu’nda Poizi konseri verdiriyorlar. Gençliğimizi iktidar sarhoşluğunun kibrinden ve zehrinden kurtaracak, manevi kalkınmayı sağlayacağız. Biz nereye gidiyoruz? Bunu doğrudan iktidarın AK Parti’nin eliyle yapılması ne kadar acı bir durumdur. Tıpkı önce Haliç Köprüsü’nde Gazze ile ilgili miting düzenleyip, arkasından Fatih Sultan Mehmet Han Köprüsü’nü Amerikan bayrağının ışıklarıyla, renkleriyle ışıklandırmaları gibi yaman bir çelişkiyle daha karşı karşıyayız.”
“Her birinize Milli Görüş gözlüğü lazım”
Fatih Erbakan, keten gömlek üzerinden kendisine yönelik eleştirilere tepki göstererek, “Siz üzerimizdeki keten gömlekten değil, üzerimizdeki Milli Görüş gömleğinden rahatsızsınız. İktidar mensuplarına reçeteyi yazıyorum: Her birinize Milli Görüş gözlüğü lazım. Çünkü Milli Görüş olunca doğruya doğru, yanlışa yanlış diyoruz ve siz de yanlışlarınızın ortaya çıkmasından hoşlanmıyorsunuz. Birileri zamanında biz Milli Görüş gömleğini çıkardık diye övündüler. Ancak biz Erbakan Hocamızın giydirdiği o şerefli gömleği bir an olsun üzerimizden çıkartmadık ve son nefesimize kadar da üzerimizden çıkarmayacağız inşallah.” dedi.
“Eğer iktidarın amacı gerçekten toplumsal barışı sağlamaksa milletin hakemliğinden kaçmasın”
Erbakan, “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin, terörün bitmesine, silahların teslim edilmesine, Kürtlerin hak ve adalet zemininde kucaklanmasına “evet” dediklerini belirterek, “Şartlı tahliye ya da infaz düzenlemesi adı altında teröristlerin sokağa salınmasına, iki üç yıl içinde siyaset sahnesine taşınmasına ‘hayır’ diyoruz” ifadesini kullandı.
Sürece ilişkin mevcut Meclis aritmetiğinin milli iradeyi yansıtmadığına dikkat çeken Erbakan, ” Biz referandum istediğimizde Efendim referanduma ne gerek var? Meclis zaten milletin temsilcisi değil mi diyor. Evet Gazi Meclisimiz milli iradenin tecelligahıdır. Fakat bugün mevcut Meclis aritmetiği milli iradeyi yansıtıyor mu? Bize göre hayır yansıtmıyor. Neden? Çünkü daha geçen senelerde 2023 seçimlerinde sizler de hatırlayacaksınız. Birbirlerine her türlü hakareti eden, faşist, ırkçı, terörist, vatan haini diyen partiler ve bu nedenle de çok farklı kesimlerden oy almış partiler şimdi Meclis’te kol kola girdiler ve ortak bir kanun teklifini oyuyorlar. Dolayısıyla bize göre milli irade fesada uğramıştır. MHP’ye ve AK Parti’ye oy veren seçmenlerin çok önemli bir kısmı böyle bir kanun teklifine evet demiyor. Bu nedenle bize göre AK Parti’den parti ve MHP üçlüsünün CHP’yi de yanlarına alarak oluşturdukları meclis çoğunluğu aritmetik milletin iradesini yansıtmamaktadır. Yeniden Refah Partisi olarak açık ve net çağrımızı yapıyoruz: Bu yasa doğrudan halkımızın oyuna sunulmalıdır. Eğer iktidarın amacı gerçekten toplumsal barışı sağlamaksa milletin hakemliğinden kaçmasın. Milletin huzuruna bu yasayı getirsin.” değerlendirmesinde bulundu.
“Bunlara göre tefecilere trilyonlarca lirayı aktarmak rasyonel Ama emekliye insan gibi yaşayacak maaşı vermek hayal”
Fatih Erbakan, iktidarın ekonomi politikalarını da eleştirdi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in “rasyonel zemin” açıklamalarını hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı:
” Gelin şimdi size bu rasyonelliğin ne mana ifade ettiğini bir açıklayalım. Londra’daki sermaye sahibi tefecilere trilyonlarca lirayı aktarmak Bunlara göre rasyonel. Ama emekliye insan gibi yaşayacak maaşı vermek hayal. Yine rantiyeci ihya etmek rasyonel. Çiftçiye gübre, sanayiciye can suyu vermek hayal. Bununla beraber kamudaki israfa, lükse, şatafata trilyonlar aktarmak rasyonel ama küçük esnafa destek olmak hayal. İmtiyazlı holdinglerin vergi borçlarını tek kalemde silmek rasyonel. Ama asgari ücretliye nefes aldırmak hayal. İşte bunların rasyonellikten anladığı budur değerli kardeşlerim.
Rasyonel ekonomi dedikleri faiz, israf ve i̇mtiyazlı holdingler canavarlarına ellerinden gelen bütün kaynağı aktarmak. Millete gelince ise kaynağımız yok. Ayağımızı yorganımıza göre uzatmamız lazım demekten ibaret. Bize hayalci diyenlere sesleniyoruz. Merhum Erbakan Hocamızın dediği gibi Bizim yaptıklarımıza sizin hayalleriniz bile ulaşamaz.”
Geçen günlerde Mehmet Şimşek’in Batman’da evladı için iş isteyen Kürt bir anneye, “Memlekette fabrika çok, iş var” dediğini anımsatan Erbakan, “Siz milletin aklıyla alay mı ediyorsunuz?” diye sordu.
Erbakan, tarımda artan maliyetler ile üretici ve tüketici arasındaki fiyat farkına dikkat çekerek, “Tarlada köylüyü eziyorlar, markette milleti eziyorlar. Çünkü tarlada üreticiyi ezen, markette de tüketiciyi ezen bir düzen var” dedi.
“Bu iktidar değişmeden ekonomideki tablo düzelmez”
Okulların açılacağını hatırlatan Erbakan, kırtasiye masraflarının yüzde 50’ye yakın arttığını, okul formasının 2 bin 500 liraya, servis ücretlerinin ise 50 bin liranın üzerine çıktığını, büyükşehirlerde servis ücretlerinin 90 bin lirayı bulduğunu belirterek, “İki evladı olan bir asgari ücretlinin yıllık yüz bin lira servis ücreti verebilmesini hayal edebiliyor musunuz? Bu dramatik tablonun ekonomi bilimindeki adı teknik iflastır. Bu iflasın sorumlusu da mevcut iktidardır. Bu iktidar değişmeden ekonomideki tablo düzelmez. Bu yangını söndürecek tek adres ise Milli Görüş’tür, Yeniden Refah’tır” diye konuştu.
Otoyol ve köprü özelleştirmelerine sert tepki
Erbakan, Erdoğan’ın kararıyla 2 köprü, 8 otoyol ve 2 çevre yolunun özelleştirilmesine de tepki göstererek şöyle konuştu:
“Bu 12 tane ulaşım varlığımızın yıllık karı aşağı yukarı 600 milyon dolar seviyesinde. 600 milyon dolarlık yıllık kar yapan bu varlıkların 30 senelik karı ne kadar? 18 milyar dolar. 18 milyar dolar nedir? 2026 yılında hükümetin ödeyeceği faizin üçte biri kadar. Yani dört ayda faize verdikleri para, bu 12 tane varlığın 30 senelik karına denk. Nasıl bir tabloyla karşı karşıya olduğunuzu görmenizi istiyorum. Şimdi bu varlıkları piyasa değeri üzerinden 18 milyar dolara, 20 milyar dolara satsalar ki hiç zannetmiyorum. Böyle olsa dahi dört aylık faizlerini ancak yetiyor. Şimdi hep birlikte göreceğiz. Beş milyar dolara mı, altı milyar dolara mı satacaklar? Yine imtiyazlı holdinglere bir peşkeş çekme operasyonu mu yapılacak? Hep birlikte göreceğiz. Vatandaşın vergileriyle, parası çoktan ödenmiş olan, bin bir emekle yapılan, amortismanları karşılanmış ve sadece kar getiren bu varlıklarımız haraç mezat apar topar satışa çıkarılıyor. Anlıyoruz ki hazinede bir delikli kuruş bile kalmamış. İsraf, şatafat, imtiyazlı holdingler ve faiz giderlerine verecekleri para kalmamış. Kamuya ait satılacak arsa, maden arazisi ve orman arazisi de kalmamış. En son altın yumurtlayan tavuklar olarak bu otoyolları ve köprüleri satışa çıkartıyorlar. Ama iş eninde sonunda Özal döneminde, Demirel döneminde yapılmış olan köprüleri satmaya dahi geldiyse, ‘Vay bu ekonominin haline, vay bu ülkenin haline’ diyoruz.”
Davutoğlu soruşturması: Bir suç unsuru varsa, 2022’den beri herhangi bir adım neden atılmadı?
Erbakan, feshedilen Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu hakkında başlatılan “Cumhurbaşkanına hakaret” soruşturmasına dair, “Tabii, burada sarf ettiği sözler sebebiyle bir eski başbakanın üzerine bu şekilde gidilmesinin uygun olmadığını düşünüyorum. Bu davranışın, bu hareketin bir miktar sert ve müsamahasız bir yaklaşım olduğunu düşünüyorum. Aynı zamanda konuşmanın yapıldığı tarih 2022. Aradan dört sene geçmiş. 2026’da şimdi neden bu eski dosyalar karıştırılıp da bu çıkartılıyor? Madem bir suç unsuru varsa, 2022’den beri herhangi bir adım neden atılmadı?” ifadelerini kullandı.
Melih Gökçek yanıtı: Bir iddia ortaya konulmuşsa, kendilerinin de bunun aksini ispat etmeleri lazım
Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek soruşturmasına ilişkin de “Bir iddia ortaya konulmuşsa, kendilerinin de bunun aksini ispat etmeleri lazım. Soruşturmanın, kovuşturmanın aynen muhalefete gelince yapıldığı gibi iktidar kanadından birisi olması halinde de yapılması lazım. Eğer iddialar doğru değilse, zaten bunları kendileri ispat edeceklerdir diye düşünüyorum” dedi.