Hindistan’da gerçekleştirilen 18. BRICS Zirvesi, Batı’nın yer almadığı bir masada İran ve BAE gibi bölgesel rakipleri buluştururken, Çin ve Rusya’nın alternatif bir küresel düzen arayışını bir kez daha gözler önüne serdi.
Batı ülkelerinin yokluğunda Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’de düzenlenen BRICS Zirvesi, uluslararası sistemdeki “çok merkezlilik” arayışının geldiği boyutu gözler önüne seriyor. Liderlerin verdiği mesajlar ve fotoğraf kareleri, Batı’ya karşı askeri olmasa da ekonomik ve kurumsal bir alternatifin güçlendiğine işaret ediyor.
DİPLOMASİ İÇİN YENİ BİR KANAL
Rusya uzmanı Buğra Bekir Işılak’ın değerlendirmelerine göre BRICS’in en büyük işlevi doğrudan arabuluculuk yapmaktan ziyade, farklı aktörleri aynı masa etrafında toplayabilen alternatif bir diplomatik zemin oluşturması. Nitekim zirve sırasında İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile Birleşik Arap Emirlikleri’ni temsil eden Abu Dabi Veliaht Prensi aynı karede yer alarak bu diplomasi alanının somut bir örneğini sundu. Zirve sonrası yayımlanan ve Orta Doğu’daki gerilimler için “azami itidal” çağrısı yapan ortak bildiri de bu yaklaşımı pekiştirdi.
ÇİN VE RUSYA’DAN ORTAK VİZYON
BRICS’in bugün kazandığı ağırlığın temelinde Çin ve Rusya’nın stratejik ortaklığının giderek derinleşmesi yatıyor. Çin, örgüt içerisinde daha çok ekonomi, ticaret ve yatırım gibi konularda öne çıkarken; Rusya enerji, güvenlik ve çok kutupluluk başlıklarında belirgin bir rol üstleniyor. Çin lideri Şi Cinping’in zirvede yaptığı, farklılıklara saygı duyarken ortak zemin aranması gerektiği yönündeki çağrı, iki ülkenin Batı merkezli uluslararası kurumların reformu konusundaki ortak vizyonunu destekliyor.
DENGE POLİTİKASI GÜDÜYORLAR
Ancak BRICS içerisinde tam bir bloklaşmadan söz etmek henüz mümkün görünmüyor. Uzman Işılak, Brezilya ve Hindistan’ın Rusya-Çin eksenine tamamen katılmak yerine bir dengeleme politikası güttüğünü belirtiyor. Hindistan, ABD ve Avrupa ile bağlarını korurken; Brezilya ise “aktif bağlantısızlık” olarak tanımlanan, iki süper güç arasında tercih yapmak yerine her iki tarafla da ilişkileri sürdürmeye dayalı bir yaklaşım benimsiyor.
TÜRKİYE İÇİN STRATEJİK ÖZERKLİK
Türkiye’nin BRICS denklemi ise oldukça stratejik bir konuma sahip. Uzmanlara göre Ankara’nın BRICS’e yönelik ilgisi “Batı’dan kopuş” olarak değil; stratejik özerkliği artırma, ekonomik seçenekleri çeşitlendirme ve çok kutuplu sistemde hareket alanını genişletme arzusu olarak okunmalı. NATO üyeliği ve Avrupa ile süren güçlü ekonomik bağlar göz önüne alındığında, Türkiye BRICS’i Batı’ya bir alternatif olarak değil, daha çok tamamlayıcı bir platform olarak görüyor. Kuşak ve Yol Girişimi ile Orta Koridor projelerinin kesişiminde yer alan Türkiye, BRICS ile uzun vadede yerel para birimleriyle ticaret ve alternatif ödeme mekanizmaları gibi fırsatları değerlendirmeyi planlıyor.