Güneydoğu Asya sularında, yüzyıllardır denizin üzerinde yaşayarak adeta birer “insan balığa” dönüşen Bajau Kabilesi, suyun altındaki üstün yetenekleri ve karaya çıktıklarındaki krizleriyle bilim dünyasını hayrete düşürüyor.
Bilimin sınırlarını zorlayan Bajau Kabilesi üyeleri, okyanusun üzerinde kurdukları kulübelerde yaşayarak modern dünyadan tamamen izole bir yaşam sürüyor. Hiçbir ülkenin vatandaşı olmayan, kimlik ve pasaport taşımayan bu topluluk, saat ve takvim gibi kavramlardan da tamamen uzak; zamanı sadece ayın hareketleri ve gelgitlerle ölçüyorlar.

TÜPSÜZ 60 METREYE DALIŞ
“Balık insanlar” olarak adlandırılan Bajau Kabilesi üyeleri, okyanusun derinliklerinde profesyonel ekipmanlara ihtiyaç duymuyor. Kendi yaptıkları ahşap gözlükler ve mızraklarla 60 metre derinliğe inebilen üyeler, suyun altında tam 13 dakika boyunca nefeslerini tutabiliyor ve okyanus tabanında tıpkı karadaymış gibi rahatça yürüyebiliyorlar.
DALAKLARI YÜZDE 50 DAHA BÜYÜK
Bilim insanları bu sıra dışı durumun sırrını çözmek için kabile üzerinde yaptıkları araştırmalarda çarpıcı bir gerçekle karşılaştı. Yüzyıllardır denizle iç içe yaşayan kabilenin organlarının mutasyona uğradığı ve dalaklarının normal insanlara kıyasla yüzde 50 daha büyük olduğu tespit edildi. Vücut suyla temas ettiğinde ekstra alyuvar pompalayan bu büyük dalak, adeta bir oksijen deposu görevi görerek onların su altında çok daha uzun süre kalmalarını sağlıyor.
BASINÇ İÇİN KULAK ZARLARINI PATLATIYORLAR
Okyanusun acımasız basıncına karşı koyabilmek için uyguladıkları yöntem ise oldukça sarsıcı. Kabile üyeleri, henüz çocuk yaştayken derin sularda kulak ağrısı çekmemek için kendi kulak zarlarını bilinçli olarak patlatıyorlar. Bu nedenle yaşlandıklarında büyük ölçüde duyma yetilerini kaybetseler de metrelerce derinlikte acı hissetmeden avlanabiliyorlar. Göz bebekleri su altındaki ışık kırılmasına mükemmel uyum sağladığı için de adeta bir balık kadar keskin görüyorlar.
KARAYA ÇIKINCA KRİZ GEÇİRİYORLAR
Suyun altında böylesine üstün yeteneklere sahip olmalarının en büyük bedelini ise karada ödüyorlar. Tüm hayatlarını su üzerinde geçirdikleri için, normal insanların denizde yaşadığı “deniz tutmasının” tam tersini yaşayarak “kara tutmasına” maruz kalıyorlar. Karaya adım attıkları anda şiddetli baş dönmesi ve baş ağrısı krizleri geçirerek adeta sudan çıkmış balığa dönüyorlar.