Kırım Tatar halkının Stalin tarafından silinmek istenen yüz yıllık hafızası, 1. Uluslararası Kırım Film Günleri ile İstanbul’a taşındı. Sovyet arşivlerinde yıllarca hapsedilen 1926 yapımı sessiz film ‘Alim’, restore edilmiş ve sansürsüz tam haliyle Türkiye’de ilk kez seyirciyle buluştu.
Bir halkın kökünü kazımak için zulmün her türlüsü denenirken, sanat her daim küllerinden doğarak tarihin tozlu raflarından bugüne ışık tutmayı başarıyor. 18 Mayıs 1944 sürgününde vagonlara doldurularak anayurtlarından koparılan ve büyük acılarla sınanan Kırım Tatar halkının yaşadığı yurtsuzluk trajedisi, kelimenin tam anlamıyla tarihe meydan okuyan benzersiz bir sinema festivaliyle yeniden gözler önüne serildi.
SESSİZ SİNEMADAN TARİHİ ÇIĞLIK YÜKSELDİ
Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Sinema Genel Müdürlüğü’nün destekleriyle, Emel Kırım Vakfı tarafından Atlas 1948 Sineması’nda düzenlenen 1. Uluslararası Kırım Film Günleri’nin açılışında tarihi bir yüzleşme yaşandı. Kırım Tatar sinemasının miladı kabul edilen 1926 yapımı sessiz film ‘Alim’ (Aydamak), etkinliğin açılış eseri olarak perdede yerini aldı. Dönemin Kırım Cumhuriyeti lideri olan ve sonrasında kurşuna dizilen Veli İbrahim’in destekleriyle çekilen yapım, mazlumların koruyucusu olan halk kahramanı Alim’in hikayesini anlatıyor. Başrol oyuncusu Hayri Emirzade’nin, tıpkı filmdeki karakteri gibi sürgünde büyük bir fakirlik içinde ölmesi ise tarihin sanatla kesiştiği en acı nokta olarak öne çıkıyor.
KAYIP HAFIZA DİJİTALDE YENİDEN CANLANDI
Stalin döneminde milli ve kültürel unsurların yok edilmesi politikası kapsamında yasaklanan bu kıymetli eser, uzun yıllar Sovyet arşivlerinin karanlığında bırakıldı. Komünizmin çöküşüyle parça parça gün yüzüne çıkan ‘Alim’, Kırım Tatarları tarafından bütünü bulunarak dijital ortamda restore edildi ve özenle hazırlanan alt yazılarıyla ilk kez Türk seyircisinin karşısına çıktı. Filmde kahramanın atına dönerek söylediği, “Biz seninle burada yapayalnızız dostum” repliği ise Kırım Tatar halkının sürgün yollarında hissettiği devasa yalnızlığı özetleyen unutulmaz bir sahne olarak hafızalara kazındı.
KÜLTÜREL HAFIZA PROJESİ HAYATA GEÇİYOR
Festivalin sanat danışmanlığını üstlenen yönetmen Neşe Sarısoy Karatay, eşi Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay ile birlikte 32 yıldır bu kültürel mirası belgesellerle kayıt altına alıyor. Neşe Sarısoy Karatay etkinliğin misyonunu şu çarpıcı sözlerle ifade etti: “Kültürü yok edilmeye çalışılan bir milletiz. Bu kültürü taşıyan kodlar olarak bu görüntüler bizim için çok önemli. Bu organizasyonu sadece bir festival değil; yüz yıllık tarihi araştıran, belgeleyen ve görünür kılan bir kültürel hafıza projesi olarak görüyoruz. Amacımız, geçmişin birikimi ile günümüz yapımlarını aynı çatı altında buluşturarak Kırım Tatar sinemasındaki boşlukları doldurmak, sürekliliği sağlamak ve genç kuşak sinemacıları teşvik etmek.”
DİJİTAL ARŞİV İSTANBUL’DA KURULACAK
1944 sürgünü ve 2014 yılındaki işgal ile büyük darbeler alan Kırım Tatar sinemasını yaşatmak için Kültür Bakanlığı’nın da desteğiyle İstanbul’da kalıcı bir ‘Dijital Kırım Film Arşivi Merkezi’ kurulması hedefleniyor. Avrupa Birliği’nin Kırım Tatarlarını korunması gereken bir medeniyet olarak görmesi ve Nariman Aliev imzalı ‘Evge’ filminin Cannes’da gösterilmesi bu haklı direnişin uluslararası arenadaki karşılıkları oldu. Telif sorunu bulunmayan ‘Alim’ filmi çok yakında Emel Kırım Vakfı’nın YouTube kanalında erişime açılacak ve festival, Bulgaristan ile Romanya gibi ülkelerde gezici bir formata dönüştürülecek. Üç gün süren dev etkinlikte ‘Cengiz Dağcı Belgeseli’, ‘Kırım Tatar Doğum Merasimleri’, ‘Eza’, ‘Esaretin Türküleri’ ve ‘Sürgün’ gibi özel gösterimlerin yanı sıra; uluslararası yarışma kategorisinde yer alan 16 belgesel, kısa filmler ve ‘Kiki’ gibi yenilikçi yapay zeka projeleri izleyiciyle buluşarak yok edilmek istenen bir halkın destansı hikayesini başarıyla geleceğe taşıdı.