Yeniden Refah Partisi’nden ‘Muğla’ açıklaması: “İl Başkanımızın tepkisi münferit bir tepkidir”

Yeniden Refah Partisi’nden ‘Muğla’ açıklaması: “İl Başkanımızın tepkisi münferit bir tepkidir”
Yayınlama: 13.10.2026
A+
A-

Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, partisinin Muğla İl Başkanlığının DEM Partililerin açıklamasının ardından alanı sirkeli su ile yıkanmasına ilişkin, “İl başkanımızın Muğla’da yapmış olduğu, itiraz, vermiş olduğu tepki münferit bir tepkidir. Kurumsal olarak desteklediğimiz, onayladığımız bir tavır değildir. Böylesi yaklaşımların mutlaka genel merkezimizle istişare edilerek sonrasında kamuoyuna paylaşılması tercih edilendir.” dedi.

​Kılıç, DEM Partili yetkililerin kendileri ile sabahtan beri irtibatta oldukları halde aceleci davranarak sosyal medyadaki sert ve yakışıksız açıklamalarını da kınadıklarını belirtti.

​Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Yardımcısı Suat Kılıç, partisinin haftalık olağan MYK toplantısının ardından gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

​” En çok götürenden başlayarak sıralı tam liste derhal açıklanmalıdır “

​Kılıç, konuşmasının başında Türkiye gündeminin bir numaralı maddesi “Fon Krizi”ne ilişkin şu ifadeleri kullandı:

​” Fon krizi demeye dilimiz varmıyor; vurgun daha çok yakışıyor. Fon dolandırıcılığı bile eksik kalıyor, “fon soygunu” diyerek kavramı güçlü kılmak gerekiyor. Fon soygununu, fon vurgununu unutturmamalıyız. Bu bir fon krizi değil, fon soygunundan kaynaklı büyük Türkiye ekonomik krizi. Türkiye’nin yaşadığı bütün bu türbülansın, çift haneli faizlerin, çift haneli enflasyonun, geçim darlığının, açlık sınırının altında kalan maaşların, aylıkların, asgari ücretin, emekli aylıklarının sebebi fon soygunu gibi büyük vurgunların maalesef devlet kurumları arasında örtbas edilmesi ve himaye edilmesidir.

Fon vurgununda adı geçen siyasetçi ve bürokratları açlık sınırının altında bir yaşama mahkum etmek lazım. Çünkü doymak nedir bilmiyorlar. Fon vurgunu bir organize suçtur. Tek taraflı değil çok boyutludur. Siyasi ayağı olmadan, bürokratik destek almadan bu boyutta bir vurgun, bir soygun yapmak mümkün değildir. En çok götürenden başlayarak sıralı tam liste derhal açıklanmalıdır. Lekelenmeme hakkı bu listenin gizlenmesi için gerekçe olamaz. Lekelenen, Türkiye ekonomisidir. Lekelenen, iktidar partisidir. Kişilerin itibarını korumayı bırakın, sistemin itibarını kurtarmaya odaklanın. Ne demek lekelenmeme hakkı? Biz zaten isimler kirletilsin demiyoruz. Tüm vurgunu bir bakana yıkarak listenin kalanını saklamak, dolaylı olarak haksız kazancı aklamaktır.

​“Fon vurgununda çalınan 1 trilyon liramızla İstanbul’da acilen yenilenmesi gereken 600 bin konut yıkılıp yeniden yapılıyor.”

​13 Ekim Dünya Afet Risklerinin Önlenmesi Günü. En büyük afet beklentimiz nedir Türkiye’de? Allah korusun büyük İstanbul depremi. Ne yapmak lazım önlem olarak? Acilen çürük yapıları dönüştürmek lazım. İstanbul’da acilen yıkılıp yenilenmesi gereken konut sayısı 600.000 adet. Fonlardan çalınan kaynak 1 trilyon lira. 1 trilyon lira Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ‘Yarısı Bizden’ kampanyasına aktarılsa İstanbul’da acil kentsel dönüşümler tamamlanabiliyor. Rakamın büyüklüğüne bakın. Fon vurgununda çalınan 1 trilyon liramız Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ‘Yarısı Bizden’ kampanyasına aktarılsa İstanbul’da acilen yenilenmesi gereken 600 bin konut yıkılıp yeniden yapılıyor. Bununla birlikte üstüne neredeyse bir o kadar daha paramız kenarda kalıyor. Yani kelimenin tam manasıyla soyulduk ey halkım.

​“Doymak nedir bilmiyorlar. Milyar milyar götürmek nedir Allah aşkına?! “

​Fon vurgununda adı geçen siyasetçi ve bürokratları açlık sınırının altında bir yaşama mahkum etmek lazım. Çünkü maalesef doymak nedir bilmiyorlar. Milyar milyar götürmek nedir Allah aşkına ya? Ha 1 kuruşun 1 milyardan farklı yok haksız kazanç olduktan sonra. Ama doymuyorlar. Yatlar, katlar, jetler emirlerinde, buna rağmen çalıyor ve yurt dışına çıkarıyorlar. Hesap sorulmalıdır. Liste açıklanmalıdır. Sayın Devlet Bahçeli de bugün grup toplantısında ‘Bu liste açıklansın’ diyor. İktidarın sözcüleri de bu liste açıklansın diyor ama liste bir türlü açıklanmıyor. İşin içinde BDDK yoksa, TMSF yoksa, İMK yoksa, SPK yoksa yani kamu adına kamunun, halkın kaynaklarını koruması gereken kurumlar bu işin içinde yoksa bu listenin açıklanmasından niye sakınılıyor, niye kaçınılıyor?

​“KARABAĞ RUHUNU BOĞMAK İSTEYENLERİN OYUNLARINA ALDANMAYIN”

​Azerbaycan’da yaşanan başörtüsü yasağına değinen Kılıç, “Dost ve kardeş ülke, Azerbaycan. Azerbaycan’da devlet okullarında yaşanan başörtüsü yasağını şaşkınlıkla karşılıyoruz. Gerçekten dilim bile sürçtü bu konuda. İnanamadım duyduğumda. Azerbaycan’da durduk yerde niye acaba, neden? Hangi çağda yaşıyoruz? Düğün değil, bayram değil, bu yasak neyin nesi? İlkokuldaki, ortaokuldaki, lise çağındaki çocukları bir giyim kuşam tercihine zorlamak, mecbur bırakmak, bunu da üniformanın görüntüsünün bozulmaması gibi akla ziyan bir gerekçeye dayandırmak. Niye? Neden kaynaklanıyor bu? Türkiye’nin geçen yüzyılda yaşadığı 28 Şubat travmasını, ayrıştırmayı, yasaklarla ülkenin önünü tıkayan baskıcı zorbalığı bugün Azerbaycan’a kim, hangi sebeplerle ve niye dayatıyor? Azerbaycan’ı yönetenlere tavsiyemiz, Türkiye’nin yanlışlarını değil, doğrularını örnek alın. Türkiye’yi elli yıl geriye götüren yasaklardan değil, özgürlüklerden yana tavır alın. Türkiye o yasaklarla çok boğuştu. Yasakların merkezinde olan Cumhuriyet Halk Partisi bile sonraki yıllarda yasakların kaldırılması için anayasa ve yasa değişikliklerine kabul oyu vermek zorunda kaldı. Türkiye’deki sekülerlerin, laiklerin anladığı, terk ettiği, artık benimsemediği bu zorba yaklaşımı Azerbaycan’a taşımak, kopyalamak gerçekten ülkeye yazık edilmesiyle sonuçlanacaktır. Biz iki devlet, bir milletiz. Kendi halkınızı karşınıza almayın. Milleti bölüp parçalamayın, ayrıştırmayın. İç işlerinize tabii ki karışmayız. Ama bu sizin iç işiniz değil. Bu iş sizin içinizi karıştırmak isteyenlerin işi. Bu yanlıştan er ya da geç döneceksiniz. Ama ne kadar geç dönerseniz o kadar ağır manevi kayıplar vereceksiniz. Karabağ’ı özgürleştiren manevi dinamikleri yok etmeyin. Şehitleri, gazileri üzmeyin, incitmeyin.  Hep birlikte “Karabağ Azerbaycan’dır” diye haykırmadık mı? Karabağ’ın özgürlüğü için hep birlikte ellerimizi semaya açmadık mı? Ankara’dan Azerbaycan hükümetine sesleniyoruz. Dost sitemini düşmanlık saymayın. Okul çağındaki çocuklarınıza kıymayın. İmanınızı sarsmak isteyenlerin, Karabağ ruhunu boğmak isteyenlerin oyununa aldanmayın. Azerbaycan bayrağındaki hilal, Arapların ya da Farsların simgesi değil, Azerbaycan halkının Müslüman olduğunun göstergesidir. Azerbaycan bayrağındaki hilal, kelimeişehadet getirerek Azerbaycan topraklarının özgürlüğü için, azatlık için toprağa düşen şehitlerin imanının nişanesidir. Ve herkes şunu bilsin ki bir kere yükselen bayrak bir daha inmez.” ifadelerini kullandı.

​“Köylü köyünden, çiftçi toprağından uzaklaştırılıyor”

​“Türkiye’de tarım ve hayvancılık bitiyor” diyen Kılıç, “Köylü köyünden, çiftçi toprağından uzaklaştırılıyor… Dün Karadeniz’de çay üreticisi, fındık üreticisi mağdur edildi. Şimdi sıra diğer ürünlerde… Ege’de bağ bozumu zamanı. Bir kilo üzümün getirisi maliyeti ini karşılamıyor. İlacı var, gübresi var, işçilik var, emek var, nakliye maliyeti var. Üretici Ege’de üzümü toplasak mı dalında mı bıraksak ikileminden kurtulamıyor.

TMO düzgün bir fiyat açıklamıyor. Açıklasa da ürünü satın almıyor. Üretici tüccarın, tefecinin insafına kalıyor. Zeytinde de durum farklı değil. Dalında bıraksan, yazık günah. Toplasan yevmiyesini karşılamaktan uzak. Üzümü, zeytini, zeytinyağını da mı Yunanistan’dan, İtalya’dan, İspanya’dan alacağız. Çektikte de durum aynı. TMO üreticiyi süründürüyor. Mercimekte fasulyede ithalatçı olduğumuz gibi pirinçte de mi ithalatçı ülke durumuna düşeceğiz? Köylümüz çiftçimiz ne olacak? Gıda güvenliği nasıl sağlanacak” dedi.

​” Fon soygununda çalanlar açıklansın. Çalmayanlar aklansın”

​Yeniden Refahlı Kılıç, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Kılıç, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin grup konuşmasındaki “Devletimizin ilgili kurumları olan biteni, çalanı, talan edeni kamuoyuna açıklamalı, doğru bilgilerle kamuoyunu aydınlatmalıdır” sözlerinin hatırlatılarak görüşlerinin sorulması üzerine, “Sayın Bahçeli’nin açıklamasına konuşmam içinde ben de değindim. Net söylüyorum. Fon soygununda çalanlar açıklansın. Çalmayanlar aklansın. Su bulandırılmasın. Fon soruşturması sulandırılmasın. Bakın, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin ekonomideki en büyük skandallarından biridir. Belki birincisidir fon soygunu. Çalanlar açıklansın. Çalmayanlar aklansın. Soruşturma süreci sulandırılmasın. Unutturulmasın. Üstü kapatılmasın. Nokta. Bu kadar netiz. Ama Sayın Bahçeli de açıklansın dediği halde niye açıklamıyorlar? Bunu da anlamak mümkün değil” yanıtını verdi.

​“Gazze bombalanırken, Kudüs İsrail tarafından işgal edilirken bu birliktelik, bu güç birliği niye sağlanmamıştır?”

Bahçeli’nin Mekke anlaşmasının gereği yapılması ve gerekirse asker de gönderilmesi yönündeki açıklamalarına ilişkini gelen bir soruya Kılıç şunları kaydetti:

​“Mekke anlaşmasına ilişkin kaygı ve endişelerimizi başından itibaren ifade ediyoruz. Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan madem bir savunma iş birliği için bir araya gelecekti, Gazze bombalanırken, Kudüs İsrail tarafından işgal edilirken bu birliktelik, bu güç birliği niye sağlanmamıştır? Türkiye ordusu NATO’nun en büyük ikinci ordusudur. Türkiye ordusu dosta güven veren, düşmana korku salan bir ordudur. Bu ordu bütün mazlumların, bütün Müslümanların, bütün mağdur coğrafyaların emniyeti olacak bir ordudur. Ama bizim ordumuz hiçbir şekilde İsrail’in rahat nefes almasıyla, İsrail düşmanlarının bertaraf edilmesiyle sonuçlanacak bir eylemin tarafı olmamalıdır. Yemen, Suudi Arabistan krizinde Türkiye Cumhuriyeti’nin rolü savaşan ülke olmak değil, barışı sağlayan arabulucu ülke olmak şeklinde biçimlenmelidir. İsrail bu krizden kendine bir meşruiyet alanı çıkarmaya, kendisini tanımayan Müslüman ülkelerin de bu vesileyle kendisini tanımasını sağlamaya çalışıyor. İsrail’in bölgede atacağı her rahat adım Türkiye’yi rahatsız edecek olan bir adımdır. Böyle düşünüyoruz.”

​“İl başkanımızın Muğla’da yapmış olduğu, itiraz, vermiş olduğu tepki münferit bir tepkidir”

​Bir muhabirin “Partinizin Muğla İl Başkanlığı, DEM Parti’nin açıklama yaptığı alanı sirkeli suyla yıkayarak bir siyasi eylem gerçekleştirdi ve kamuoyunda fazlasıyla tepki çekti ardından bu gün DEM Parti’den konuya ilişkin bir açıklama geldi. Bu konuya ilişkin bir değerlendirme alabilir miyiz” sorusuna Kılıç, şöyle yanıt verdi:

​“Biz Türkiye’de sivil siyasetin özgürlük alanının geniş olmasını savunan bir siyasi partiyiz. Bu çözüm sürecinin de başından itibaren söylediğimiz hep şuydu; Terör örgütü değil, siyasi partiler ve seçilmişler muhatap alınmalıdır. Dolayısıyla DEM Parti’nin seçilmişlerinin ya da illerde görev yapan DEM Partililerin basın açıklamaları yapmasında bir mahsur yoktur. Türkiye’nin siyasal alanı ve özgürlük çerçevesi buna son derece müsaittir. DEM Partililerin Muğla’da bir basın açıklaması yapmalarından rahatsızlık duyulması Yeniden Refah Partisi il başkanının işi değildir. Eğer açıklama içerik bakımından suç ihtiva ediyorsa devrede olması gereken Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı’dır. Eğer açıklamanın içerik bakımından suç mahiyeti yoksa bu açıklamanın değişik toplumsal kesimleri rahatsız edecek, üzecek biçimde başka mecralara taşınmasını biz doğru bulmuyoruz. Fikirler ifade edilmelidir. Saygı duyarsınız ya da duymazsınız. Saygı duyulan şey ifade edilen fikirler değildir. Fikirlerin ifade edilme serbestisidir. Eğer herkes barışçıl zeminlerde düşündüklerini ifade edemeyecekse zaten ülkenin demokratik meşruiyeti tartışmaya açık hale gelir. İl başkanımızın Muğla’da yapmış olduğu, itiraz, vermiş olduğu tepki münferit bir tepkidir. Kurumsal olarak desteklediğimiz, onayladığımız bir tavır değildir. Böylesi yaklaşımların mutlaka genel merkezimizle istişare edilerek sonrasında kamuoyuna paylaşılması tercih edilendir. İsabetli olandır. Türkiye’nin 81 ili var. Her bir süreci farklı hassasiyetlerle, farklı nabızlarla okuyan, algılayan ve farklı şekillerde yaklaşanlar var. Birimizin tavrı diğerlerimizi üzmemeli. Biz meseleye bu yönüyle bakıyoruz.

​“DEM Partiye tepki: Sert ve yakışıksız açıklamalarını tasvip etmiyoruz”

Aslında DEM Partili yöneticilerin sabahtan itibaren bu konuyla ilgili bizimle temasları vardı. Biz de kendisine konuyu değerlendirecek ve sonrasında bir açıklama yapacağız diye beyan ettik. Bizimle temasa geçen DEM Parti yetkililerine. Ancak konuyu değerlendirip açıklamamızı yapacağız dediğimiz halde çok aceleci davranarak Muğla il başkanımızın tepkisi üzerine üzerinden Yeniden Refah Partisi’ni hedef tahtasına koyan sert ve yakışıksız açıklamalarda bulundular. İl başkanımızın açıklamasını tasvip etmediğimiz gibi DEM Parti yöneticilerinin sert, yakışıksız ve siyasetin nezaketiyle bağdaşmayan açıklamalarını da kabullenmiyor ve reddediyoruz. Aslında diyalog kurmuştuk. Bu konuda bir açıklama yapacağımızı kendilerine ifade etmiştik. Ama buna rağmen biz açıklama yapmadan, açıklamamızı beklemeden, açıklama yapacağımızı bildikleri halde, açıklama yapacağımızı, yapacağımız açıklamayı beklemeden hareket etmiş oldular. Siyaset her zaman hijyenik bir alan da değildir. İl başkanınız olur. Yer gelir bir başka parti yöneticisi, yer gelir yanlış bir beyanda bulunur ya da yanlış anlaşılmaya müsait bir beyanda bulunur. Düzeltilirse dengelenmiş olur ve yola devam edilir. Biz yine de Türkiye’nin sorunlarının tüm bölgelerimizde sivil siyasiler arasındaki diyalog zemininde çözülebilir sorunlar olduğu kanaatindeyiz.”

​“İl başkanımızın vermiş olduğu reaksiyon yanlış anlaşılmaya müsait”

​Kılıç son olarak “Muğla İl başkanın hakkında bir yaptırım düşünüyor musunuz parti olarak” sorusuna ise, “Şu an için bu kadarını ifade ediyorum. İl başkanımızın vermiş olduğu reaksiyon yanlış anlaşılmaya müsait. Başka illerde, başka arkadaşlarımızı rencide edebilecek türden bir, yaklaşım olmuştur. Biz bize yakışanı yapmakla mükellefiz. Türkiye’nin her ilinde Türkiye Anayasası’na göre faaliyet gösteren siyasi partilerin basın açıklaması yapmak hakkı vardır. Bu açıklamaların içeriğinde suç unsuru varsa harekete geçecek olan Cumhuriyet Başsavcılığı’dır. Biz siyasi parti olarak başka bir siyasi partinin sesini kısmakla mükellef değiliz. Ama itirazlarımızı elbette ki yerinde ve gereğince dile getirmek de en tabii görevimizdir. DEM Partili arkadaşların bu gibi konularda, birçok mevzuda bizim gösterdiğimiz tolerans ve anlayışı göstermelerini ve karşı taraftan yapacakları yapılacak açıklamayı beklemelerini kendilerine tavsiye ediyorum. Adeta hemen onlar düzeltme yapmadan biz bir açıklama yapalım da zor durumda bırakalım dercesine aceleci bir açıklama yapmış oldular. O açıklamalar içerik olarak da tarafımızdan tasvip edilecek açıklamalar değildir” dedi.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.