İmralı tutanakları iki ay sonra yayımlandı: Öcalan ne dedi?

İmralı tutanakları iki ay sonra yayımlandı: Öcalan ne dedi?
Yayınlama: 24.01.2026
A+
A-

TBMM, 24 Kasım 2025’te İmralı’da terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmenin 16 sayfalık tam tutanaklarını iki ay sonra yayımladı. Öcalan tutanaklarda, Bahçeli’nin “umut hakkı” önerisinin olmazsa çalışamayacağını belirterek, Suriye’de başarısız olursa yargılanmayı kabul edeceğini söyledi.

TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nu temsilen İmralı’ya giden heyet, 24 Kasım 2025’te terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüştü. Görüşmenin 16 sayfalık tam tutanakları, “İmralı Yüksek Güvenlikli Cezaevi Görüşme Tutanağı” başlığıyla TBMM’nin resmi sitesinde yayımlandı.

Heyette AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit ve MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız yer aldı. Görüşmenin özet tutanakları 4 Aralık’ta komisyon toplantısında okunmuştu. Muhalefet partileri, başta DEM Parti olmak üzere tutanakların özet olarak paylaşılmasına itiraz etti. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş itirazlara rağmen tutumunu değiştirmedi. İki ay sonra TBMM, görüşmenin tam metnini kamuoyuna açtı.

Öcalan ilk başta Bahçeli ve Erdoğan’a teşekkür etti

Öcalan tutanaklarda Kürt sorununun bin yıllık bir sorun olduğunu belirterek, sorunun üç aşamadan oluştuğunu ve konjonktürel sürecin dikkate alınması gerektiğini vurguladı. Ankara’da ilk gittiği derneğin Ülkü Ocağı olduğunu ve siyasete orada başladığını aktardı.

Öcalan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye teşekkür etmek istediğini söyledi. Bahçeli’nin cumhuriyet tarihinde ender görülen bir cesaret sergilediğini belirterek, tüm sözlerinin arkasında olduğunu vurguladı. Koşullar elverirse teorik ve pratik imkanlarının bunu gerçekleştirmeye müsait olduğunu dile getirdi.

Turgut Özal döneminden beri devletle diyalog kurduklarını anlatan Öcalan, 1992’den bu yana Erdal İnönü ve Süleyman Demirel dönemlerinde de irtibat sağladıklarını aktardı. Devlet içerisindeki bir elin Kürt sorununun çözülmesini istemediğini belirterek, her seferinde darbe mekanizmasının devreye girdiğini söyledi.

“Her asker kaybı benim için trajedi”

Hüseyin Yayman şehit ailelerinin hassasiyetiyle geldiklerini belirtince Öcalan yanıt verdi. Her asker kaybının kendisi için trajedi olduğunu ve asla sevinmediğini söyleyerek, bu gençlerin böyle ölmemesi gerektiğini vurguladı.

Türkiye’de ve bölgede çözüme ulaşmaları halinde büyük bir talih kapısının açılacağını ve bölgeyi yeniden belirleyeceklerini söyledi. Başaramamaları durumunda darbe mekanizmasının başta Bahçeli ve Erdoğan’a olmak üzere işleyebileceğini vurguladı.

Mehmet Ali Birand’ın 1988’de izinsiz röportaj yaptığını anlatan Öcalan, Özal’ın “Ne yaptın Mehmet Ali, beni yaktın” dediğini aktardı. Milliyet’te yayınlanan röportajdan 4 gün sonra suikast düzenlendiğini belirterek, 17 Nisan’da Özal’ın bir anda öldüğünü ve bu suikastın örtbas edildiğini iddia etti.

TUSAŞ saldırısı

Bahçeli’nin el uzattığını hatırlatan Öcalan, Erdoğan’ın Malazgirt’te iç cepheyi güçlendirmeye yönelik konuşma yaptığını söyledi. Örgütün Kandil’de değişik sesler çıkardığını ve hatta eylem gerçekleştirdiklerini belirterek, TUSAŞ eylemine çok üzüldüğünü dile getirdi.

Bahçeli’nin “buyurun” demesini tarihi bulan Öcalan, gerekirse umut hakkı dahil DEM Parti grup toplantısında konuşma teklifini önemsediğini belirtti. Sözünün arkasında olduğunu ve teorik pratik imkanları sağlanırsa gerçekleştirebileceğini vurguladı.

27 Şubat bildirisini hatırlatan Öcalan, her cümlenin bir programatik özellik taşıdığını söyledi. Kandil’in bu bildiriye uyduğunu ve PKK’nın kendisini feshettiğini iddia etti. Hülya Oran liderliğinde silah yakma eylemi gerçekleştiğini aktararak, gerekenlerin yüzde 70’inin yapıldığını söyledi. Sabri Ok liderliğinde Türkiye’deki örgüt mensuplarının çekildiğini dile getirdi.

“PKK zihinsel olarak da silah bırakmalı”

Süreçte geçen bir yılı başarılı gördüğünü belirten Öcalan, “Bu dönemde hiçbir şehit verilmediğini ve çatışma çıkmadığını” söyledi. Büyük bir politik açılım sağlandığını dile getirerek, “Bahçeli’nin de söylediği gibi kendisi için iletişim kanallarının açılması gerektiğini” vurguladı.

Öcalan, “Normalde PKK’nın 1993’de feshedilmesi gerektiğini düşündüğünü” söyleyerek, Türk-Kürt ilişkisinin simbiyotik bir ilişki olduğunu belirtti. Öcalan, “PKK’nın sadece silah bırakmasının değil zihinsel olarak düşmanlığın da sonlanması gerektiğini” vurguladı. İki millet arasında kardeşlik ilişkisi bulunduğunu söyledi.

CHP’nin komisyondaki kararını dikkat çekici bulan Öcalan, “Bunu CHP’nin dışlanması için söylemediğini” vurguladı. Suriye’de bir şeyler döndüğünü belirterek, Suriye’yi çok iyi tanıdığını ve 20 sene orada yaşadığını aktardı.

SDG ve İsrail ilişkisi

Suriye’deki Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) ABD ve İsrail desteğiyle 100 bin kişilik silahlı gücü bulunduğunu söyleyen Öcalan, “Ferhat Abdi Şahin’in kendisine en yakın kişilerden birisi ve kendisine bağlı olduğunu” belirtti.

Erbil’deki ve Almanya’daki kongrelerde “tam Kürtlerin devlet kurma aşamasına geldiklerinde en büyük engel şu anda Apo’dur” denildiğini aktaran Öcalan, yöntem olarak demokratik toplum önerdiğini ve Kürt devletçiliği için çatıştığını söyledi.

Öcalan, “İsrail için Kürtlerin çok gerekli olduğunu çünkü Ortadoğu’nun dengelerinin bozulmasının Kürt jeopolitiğine bağlı olduğunu” vurguladı. Kürt jeopolitiği olmadan İsrail’in Ortadoğu hegemonyasını gerçekleştiremeyeceğini dile getirdi.

Öcalan, “Türkiye Cumhuriyeti’ni proto-İsrail, Kürt devletçiliğini de post-İsrail devletçiliği olarak gördüğünü” belirtti. Orta Doğu’daki hegemonya için İsrail’e Kürt devletçiliği gerektiğini söyledi.

“Aradığım devlet Türkiye Cumhuriyeti”

Demokratik Kürt oluşumuna dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Öcalan, devlet demediğini belirtti. Öcalan, “Muhatabının ne kadar Demokratik Milliyetçilik ise kendisininkinin de o kadar Demokratik Toplumculuk olduğunu” söyledi. Devletleşme olmadığını, federatif yapı ve özerklik olmadığını Feti Yıldız onayladı.

Öcalan, “Sonuç olarak aradıkları devletin Türkiye Cumhuriyeti olduğunu, net bir şekilde söylediğini” belirtti. Kürtlerin bu devletle Orta Doğu’da yer alacaklarını vurgulayarak, kendilerini demokratik olarak organize edeceklerini ve federal özerklikle ilgisi olmadığını dile getirdi.

Komün kökeninin Kürtçe olduğunu ve topluluk ile toplanma anlamına geldiğini söyleyen Öcalan, “Orta Çağ’da belediyecilik olduğunu, halkın belediyeleşmesi, şirketleşmesi, yerel demokrasisi olduğunu, Türkiye için de bunu önerdiğini” vurguladı.

Suriye için Türkiye’de istediğini istediğini belirten Öcalan, yerel demokrasi ve komün önerdiğini söyledi. Öcalan, “Bu kapsamda onlarla diyalog kurabileceğini, onların kendisini dinleyeceklerini düşündüğünü” aktardı. Ahmed eş-Şara’nın da SDG gibi demokratik Suriye için pozitif adımlar atması gerektiğini vurguladı.

 

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.