Yeniden Refahlı Suat Kılıç’tan Bahçeli’ye ‘erken seçim’ cevabı: “Sandığın hangi tarihte kurulacağına millet karar verir”

Yeniden Refahlı Suat Kılıç’tan Bahçeli’ye ‘erken seçim’ cevabı: “Sandığın hangi tarihte kurulacağına millet karar verir”
Yayınlama: 27.01.2026
A+
A-

Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, erken seçim tartışmalarına ilişkin, “Sayın Bahçeli erken seçim olmamalıdır diyor. Emekliye hakkını vermemişsin. Asgari ücretlinin yüzünü güldürmemişsin. Taşeron işçileri sevindirmemişsin. Ev çalışanlarının haklarını gasbetmişsin. Millet pazar yerlerinden sebze meyve artığı topluyor. Sandığın ne zaman kurulacağına seçimin hangi tarihte kurulacağına millet karar verir.” dedi.

Yeniden Refah Partisi Siyasi İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, parti genel merkezinde düzenlenen Haftalık Olağan MYK toplantısının ardından gündeme dair açıklamalarda bulundu.

Kılıç, Milli Görüş Hareketinin kurucu lideri, merhum Başbakan Prof. Dr. Necmeddin Erbakan’ın 100. doğum yıldönümü dolayısıyla 2026 yılı boyunca Türkiye’nin bir çok ilinde anma ve anlama programları düzenleyeceklerini söyledi.

“Bizim öngörülerimizi devlet aklının da öngörmesi gerekirdi”

Kılıç, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Bölgemiz terörden arınmadan Türkiye terörden arınmaz dedik. Terörsüz Türkiye terörsüz Suriye ile kaimdir dedik. Suriye’de YPG bitmeden Türkiye’de PKK’nın tasfiyesi bir anlam ifade etmez dedik. Haklı çıkmaktan mutlu değiliz. Bizim öngörülerimizi devlet aklının da öngörmesi gerekirdi. Kürt vatandaşlarımızı ve Suriye’deki Kürt kardeşlerimizi terör örgütleriyle bir arada değerlendirmedik, değerlendirmiyoruz. Suriye Cumhuriyeti’nin 1962 Haseke nüfus sayımından bu yana yok sayılan Kürtlerle ilgili açıkladığı haklar ve yükümlülükler kararnamesini destekliyoruz. Kürtler bulundukları bütün ülkelerde eşit haklara sahip eşit yurttaşlardır. Suriye’nin Arab’ı Türkmen’i ne ise Kürd’ü de bizim için odur. Hiçbir kardeşimizin bir tırnağına zarar gelsin istemeyiz. Esad rejiminin düştüğü nefret ve inkar çukuruna yeniden düşülmesini asla tasvip etmeyiz. Türkiye olarak Suriye’de meskûn tüm halklarının haklarını korumakla mükellefiz. Genel Başkanımız Dr. Fatih Erbakan’ın sözlerini tekrar ediyorum: Ne mutlu, Türk-Kürt kardeşliğini rehber edinenlere. Ne mutlu, Allah için birbirini seven Kürtlere ve Türklere. Mardin Nusaybin’de yaşanan Türk Bayrağı provokasyonunu kınıyoruz. Bu provokasyonu yapan ve yaptıranlar aciz ve zavallı bir azınlıktır. Bayrağımıza kasteden bizden değildir. Kimliksizdir, kişiliksizdir, vatansızdır, haindir. Türk Bayrağı, milli birliğimizin sembolü olduğu gibi milletimizin de şeref ve haysiyetidir. Altın çamura düşse değerini kaybetmez, tenekeyi patlatsan çeyrek altın etmez.

“Sandığın ne zaman kurulacağına seçimin hangi tarihte kurulacağına millet karar verir”

Sayın Bahçeli erken seçim olmamalıdır diyor. Emekliye hakkını vermemişsin. Asgari ücretlinin yüzünü güldürmemişsin. Taşeron işçileri sevindirmemişsin. Ev çalışanlarının haklarını gasbetmişsin. Millet pazar yerlerinden sebze meyve artığı topluyor. Sayın Bahçeli erken seçime gerek yok diyor. Sandığın ne zaman kurulacağına seçimin hangi tarihte kurulacağına millet karar verir. AK Parti iktidar MHP hükümet ortağı. Kaybedeceği bir seçimi niye istesin. İstemez tabii. Ama millet isterse de engelleyemez.

“Gazze’de İsrail’in katlettiği on binler insan değil miydi?”

“İran’a yönelik Amerikan tehdidinin tırmandığını görüyoruz. İsrail’in güvenliğini merkeze alan yeni bir dünya düzeni inşa ediliyor. Ama bu düzenin adaleti yok. Gözetilen tek değer ABD ve İsrail’in çıkarları. İran’a yönelik saldırı hazırlığı için İran’daki insan hakları ihlalleri gerekçe gösteriliyor. Bir kere daha soruyorum buradan: Gazze’de İsrail’in katlettiği on binler insan değil miydi? İsrail’i alkışlarken İran’ı hedef tahtasına koymanın ardında ne hukuk arayışı var ne de insan hakları. Minnesota’da kendi vatandaşına sorgusuz sualsiz kurşun sıkan da aynı Amerika değil mi? Orada yok mu insan hakları. Ortadoğu’yu daha da karıştırmanın istikrarsızlığı tırmandırmanın kimseye bir hayrının olmadığı hatırlatıyoruz.

“Herkese para var, emekliye gelince para yok”

“Kanayan bir yaraya dikkatlerinizi çekmek istiyorum. KİT taşeronları. Kamu İktisadi Teşebbüsleri’nde çalışan 138 bin işçi adaletsizlikle karşı karşıya. Aynı işi yapan kadrolu sendikalı işçilerin üçte biri ücretle çalışmak zorunda. Benzer bir durum belediye taşeronlarında da var. Belediyenin kadrolu sendikalı işçileri başka taşeron işçiler başka ücretler alıyor. Aynı işi yapan insanları aynı haklardan mahrum bırakmak zulümdür. Eşit işe eşit ücret vererek KİT’lerde de belediyelerde de adalet sağlanmalıdır. Bir başka gelir adaletsizliği emekli maaşlarında yaşanmaktadır. Emeklilerimize kanunla 20 bin lira verildi. Açlık sınırı 30 bin, emekli maaşı 20 bin. Herkese para var, emekliye gelince para yok. Bu durum kabul edilemez. Asgari ücret en azından açlık sınırına, en düşük emekli aylığı da asgari ücrete eşitlenmelidir. Madem ki Türkiye büyüyor, işçinin emeklinin alım gücü neden küçülüyor.”

“Yüzlerce yıllık mahkumiyet istemi ile yargılanan kişi duruşma salonuna evinden gelirken; seçilmiş belediye başkanları niye tutuklu yargılanıyor?”

Kılıç, toplantının sonundan soru üzerine Silivri’de görülen Aziz İhsan Aktaş davasına ilişkin, “Etkin pişmanlıktan yararlandı ve o nedenle tutuksuz yargılanıyor. Bu kanunda yazan bir hükmün gereği. Peki. İyi de bütün bu belediyelerle iş yapan deyim yerinde ise suç örgütünün lideri durumunda bulunan kişi tutuksuz yargılanırken seçimle geldikleri makamlarda kamu görevi icra eden belediye başkanları neden tutuklu yargılanıyor? Yeniden Refah Partisi olarak biz adil düzenin sözcüsüyüz. Yargılama olmaksızın adaletin gerçekleşmesi mümkün değildir. Belediye başkanları da yargılansın suç örgütünün başı da yargılansın, ihaleye fesat karıştıran da yargılansın ama bütün bu belediyelere iş yapan, belediyelerden ihale alan, ihaleye fesat karıştırmakla suçlanan, yüzlerce yıllık mahkumiyet istemi ile yargılanan kişi duruşma salonuna evinden gelirken; seçilmiş belediye başkanları niye tutuklu yargılanıyor? Bu sorunun cevabı verilmeli. Kimse yargılanmasın demiyoruz. Yargılansınlar ama adaletle yargılansınlar. Bu tutuklu belediye başkanlarının içinde kronik hastalığı olanlar var Murat Çalık. Tanımam bilmem, ismini bu olaylar nedeniyle öğrendik ama kronik hastayı cezaevinde tutmanın bir mantığı yok. Kronik hastayı yargılayabilmek için alacaksa cezasını infaz edebilmek için zaten yaşamasını sağlamanız lazım. Kronik hastaysa ya evinde kalsın ya hastanede tedavi altına alınsın. Ameliyat edilen bir hastayı 2 gün sonra yeniden cezaevine göndermenin insan hakları ile bağdaşan bir tarafı yoktur. Bir diğeri Esen Yurt Belediye Başkanı eski Ahmet Özer hakkındaki hüküm… Hükümet ortağı koalisyon ortağı Sayın Bahçeli bile bu kararın hukuki bir dayanağı yoktur diyor. Cumhur İttifakı’nın 2 büyük ortağı var biri mahkum ediyor diğeri dayanağı sağlam değildir diyor. Bunu da anlamak mümkün değil. Bir diğer konu da Aziz İhsan Aktaş’ın iş aldığı, ihale aldığı bazı belediyelerin başkanları yargılanırken bazı belediye başkanları kapsam dışında. Bazı belediyeler de inceleme dışında. Burada da adaleti tesis etmek lazım. Hukuk kişiye özel değildir. Hukuk adamına göre de değildir. Hukuk eşit uygulandığında hukuktur, adalettir” dedi.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.