Mahfi Eğilmez, ABD-İran çatışması sırasında altın ve gümüş fiyatlarının neden düştüğünü değerlendirdi. Eğilmez, “Tahvil faizlerinin yükseleceğini bekleyen yatırımcılar altın ve gümüş gibi değerli metalleri satarak tahvillere yöneldiler” dedi. Artan dolar talebini karşılamak için merkez bankalarının altın satışına yöneldiğini belirten Eğilmez, küreselleşme ve sermaye hareketlerinin serbestleşmesiyle piyasaların daha esnek hale geldiğini, krizlerin etkisinin daha kısa sürdüğünü vurguladı.
Dr. Mahfi Eğilmez, “Değişen Koşullar Değişen Yaklaşımlar” başlıklı yazısında küreselleşmenin ve değişen ekonomik koşulların piyasa davranışlarını dönüştürdüğünü belirtti. Eğilmez, ABD-İran gerilimi sırasında altın fiyatlarının düşmesinden piyasalardaki yeni reflekslere kadar birçok konuda dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu.
ALTIN FİYATLARI NEDEN ÇAKILDI?
Geçmişte savaşlar ve krizler sırasında yatırımcıların güvenli liman olarak altın ve diğer değerli metallere yöneldiğini hatırlatan Mahfi Eğilmez, son dönemde yaşanan ABD-İran geriliminde farklı bir tablo ortaya çıktığını belirtti.Eğilmez, “ABD–İran çatışması başlayınca altın ve gümüş fiyatlarının artması beklenirken tam tersi oldu ve değerli metal fiyatları düşüşe geçti” dedi.
Bu durumun ilk nedeninin enerji fiyatları ve faiz beklentileri olduğunu kaydeden Eğilmez, “Enerji fiyatlarındaki yükselişin enflasyonu artıracağı beklentisi doğdu. Bunun sonucunda faizlerin düşeceği yönündeki beklentiler tersine döndü. Tahvil faizlerinin yükseleceğini bekleyen yatırımcılar altın ve gümüş gibi değerli metalleri satarak tahvillere yöneldiler” ifadelerini kullandı.
Altın fiyatlarında son yıllarda yaşanan güçlü yükselişin de satışları hızlandırdığını belirten Eğilmez, yatırımcıların olası bir düzeltme hareketini fiyatlamaya başladığını vurguladı.
DOLAR TALEBİ VE MERKEZ BANKALARININ ALTIN SATIŞI
Eğilmez, değerli metallerdeki düşüşün ikinci nedenini ise artan dolar talebi olarak açıkladı.
Yatırımcıların savaş ortamında varlıklarını dolara çevirerek kendi ülkelerine dönmek istediğini belirten Eğilmez, “Böylece ciddi bir dolar talebi ortaya çıktı. Merkez bankaları da bu talebi karşılayabilmek için altın satmak zorunda kaldılar. Bu durum piyasada altın arzını artırdı ve fiyatların düşmesine neden oldu” değerlendirmesinde bulundu.
Bununla birlikte her krizin aynı sonucu doğurmayacağını vurgulayan Eğilmez, “Dolayısıyla ileride yaşanabilecek her krizde mutlaka altından kaçış yaşanacağını söylemek de doğru değildir” dedi.
“İRRASYONEL DAVRANIŞLAR YAYGINLAŞIYOR”
Yazısında küresel ölçekte artan irrasyonel karar alma süreçlerine de değinen Eğilmez, geçmişte daha çok gelişmekte olan ülkelerde görülen bu eğilimin artık dünya geneline yayıldığını savundu.
Eğilmez, “İrrasyonel davranışlar eskiden daha çok, iktidarda uzun süre kalabilmek amacıyla oy peşinde koşan gelişmekte olan ülkelerdeki siyasi iktidarların başvurduğu yöntemlerdi. Günümüzde ise bu irrasyonel kalıpların dünya geneline yayıldığı görülüyor” ifadelerini kullandı.
ABD’nin İran’a yönelik müdahalesinin maliyetlerine dikkat çeken Eğilmez, savaşın ardından yeniden eski koşullara dönülebilmesi için yüz milyarlarca dolarlık ek kaynak gerektiğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Oysa Hürmüz Boğazı açıkken ve enerji akışı devam ederken sistem işliyordu. ABD, ciddi maliyetler doğuran bir savaşa girdi. Sonuçta savaş öncesindeki duruma dönülebilmesi için yaklaşık 375 milyar dolarlık bir maliyet ortaya çıkmış oldu. Üstelik bu rakama İran’ın, İsrail’in ve Körfez ülkelerinin katlandığı maliyetler dâhil değildir.”
Eğilmez, bu bölümün sonunda “Böylesine bir irrasyonellik cezasız kaldığı sürece rasyonel davranışların değeri yeterince anlaşılamaz” ifadelerini kullandı.
PİYASALAR KRİZLERE DAHA HIZLI UYUM SAĞLIYOR
Küreselleşme ve sermaye hareketlerinin serbestleşmesinin piyasalarda yeni bir dönem yarattığını belirten Eğilmez, geçmişte büyük jeopolitik krizlerin uzun süreli piyasa çöküşlerine yol açtığını ancak bugün bunun değiştiğini ifade etti.
Eğilmez, “Piyasalar hâlâ ilk anda sert tepki verebiliyor; ancak bu durum artık çok daha kısa sürüyor. Piyasa aktörleri kısa sürede yeni koşulları analiz ederek bu ortamdan nasıl kazanç sağlayabileceklerine odaklanıyorlar. ‘Krizi fırsata çevirmek’ sözü tam da bu durumu anlatıyor” dedi.
Piyasaların yeni koşullara hızla uyum sağlayabildiğini vurgulayan Eğilmez, küreselleşmenin yalnızca ekonomiyi değil krizlere verilen tepkileri de değiştirdiğini belirterek yazısını şu sözlerle tamamladı:
“Sonuç olarak, küreselleşme yalnızca ekonomiyi değil, krizlere verdiğimiz tepkileri de değiştirmiş bulunuyor: Dünün kesin doğruları bugün aynı şekilde geçerli olmayabilir.”