MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, ceza yargılamalarında mecbur kalınmadıkça “gizli tanık” yoluna başvurulmaması ve sanıklara mutlaka gizli tanığa soru sorma hakkı tanınması gerektiğini vurguladı. Yıldız’ın bu prensip çıkışı, bünyesinde çok sayıda gizli tanık barındıran İBB davasında savunma hakları tartışmasını yeniden alevlendirdi.
Türkiye’de yargı süreçlerinde sıkça tartışma konusu olan delil güvenliği meselesinde MHP kanadından gelen uyarılar, adeta bam teline dokunarak yargının üzerindeki gölgeleri bir kez daha tartışmaya açtı. MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız’ın, adil yargılanma ve savunma hakkının sınırlarına işaret ederek yaptığı değerlendirmeler; seçilmiş İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu yüzlerce ismin yargılandığı ve gizli tanık beyanlarına dayandırılan İBB davasını doğrudan hedefe koydu.
GİZLİ TANIK TEK BAŞINA HÜKME ESAS OLAMAZ
Ceza muhakemesindeki ispat kurallarını kapsamlı bir paylaşımla ele alan MHP’li Feti Yıldız, “Her suç insan tarafından işlenir ve insan davranışları matematik kesinliğe indirgenemeyecek kadar karmaşıktır. Bilimsel deliller ile klasik deliller arasında bir rekabet olduğunu varsaymak yerine ikisini dayanışma içerisinde tasavvur etmek amaca daha uygun olmaktadır” tespitinde bulundu. Gizli tanıkların güvenirliğine dair net konuşan Yıldız, “Şüpheli ve sanığın beyanları hem bir savunma hem de ispat vasıtası yani delil mahiyetindedir. Gizli tanık beyanının tek başına hükme esas alınamaması hukukumuz için büyük bir kazanımdır” ifadelerini kullandı.
MECBUR KALINMADIKÇA BAŞVURULMAMALI
Soruşturmalarda gizli tanık yönteminin istisna olması gerektiğinin altını çizen Yıldız, savunma hakkının kısıtlanamayacağını vurgulayarak, “Bu yola mecbur kalınmadıkça başvurulmamalı, başvurulması halinde savunma hakkına saygı gösterilmeli ve sanığın gizli tanığa sözlü soru sorma hakkı mutlaka tanınmalıdır” önerisinde bulundu.
GÖZLER YENİDEN İBB DAVASINA ÇEVRİLDİ
Yıldız’ın bu çıkışıyla birlikte dikkatler doğrudan İstanbul Büyükşehir Belediyesi ana davasına odaklandı. Yargılama sürecinde dosyaya giren ve ‘Çınar’, ‘Ladin’, ‘Meşe’ gibi kod isimlerle anılan gizli tanıkların sanıkların önüne çıkarılmamış ve doğrudan soru sorulmasına izin verilmemiş olması, savunma tarafının en büyük itiraz noktalarından birini oluşturuyordu. İktidar ortağı MHP’den gelen bu net ilkesel uyarı, mahkemenin gizli tanık dinleme usulünü yeniden tartışmalı hale getirdi.
ŞÜPHEDEN SANIK YARARLANIR İLKESİ ESASTIR
Hukuk devletinde savcının mutlak şekilde sanık aleyhine delil toplama yarışına girmeyeceğini belirten Yıldız, “Cumhuriyet savcısı duruşmaya davayı kazanma motivasyonuyla çıkmaz. Mutlak bir şekilde sanığın aleyhine delil toplamaz. Davanın nihayetinde beraat mütalaası verebilir. İspat ilkeleri içinde şüphenin sanık lehine yorumlanmasının ayrı bir önemi vardır. Bu ilke aynı zamanda suçsuzluk karinesinin de sonucudur” diyerek yargıçların vicdani kanaat oluştururken delilleri objektif ve bağımsız şekilde test etmesi gerektiğini hatırlattı.