Avrupa ülkelerinden Türkiye’ye yönelik plastik atık ihracatı devasa boyutlara ulaşırken, geri dönüşüm süreçlerinin tarım alanlarında mikroplastik kirliliğine yol açtığı ve yeni düzenlemelerle bu yükün daha da artacağı belirtiliyor.
Avrupa’nın kendi sınırları içinde bertaraf etmekten kaçındığı plastik yığınlarını adeta halının altına süpürür gibi ülkemize göndermesi, çevresel felaketlerin kapısını aralıyor. 2025 yılı verilerine göre Almanya ve İngiltere’nin başı çektiği bu atık ithalatı rüzgarı, geri dönüşüm adı altında topraklarımıza ve sularımıza karışan mikroplastik tehlikesini her geçen gün daha da büyütüyor.
ATIKLAR BİZE GELİYOR
Basel Action Network (BAN) verilerine göre, 2025 yılında 814 bin tonla dünyada en fazla plastik atık ihraç eden ülke olan Almanya’nın bu çöplerinin yaklaşık beşte biri Türkiye’ye gönderildi. İngiltere de Türkiye’nin plastik atık ithalatında başı çeken ülkeler arasında yer alıyor. BAN verileri, Türkiye’nin 2025 yılında yalnızca Avrupa Birliği ülkelerinden ithal ettiği plastik atık miktarının 500 bin tonu bulduğunu açıkça ortaya koyuyor.
TARIMA ZEHİR SIZIYOR
Çukurova Üniversitesi’nden biyolog Sedat Gündoğdu, geri dönüşüm sürecinde çevreye yayılan plastiklerin tarım alanlarına ulaştığını belirterek, atığını gönderen ülkelerin çevresel sonuçlar konusunda sorumluluk alması gerektiğini savunuyor. Gündoğdu ve ekibinin Adana’daki tarımsal sulama kanallarında yaptığı araştırmada, geri dönüşüm tesislerinin yakınlarında yoğun mikroplastik ve plastik peletleri tespit edildi. Muğla Üniversitesi’nden Rana Berfin Aydın’ın 2023 yılında “Life” dergisinde yayımlanan çalışması da bu durumu destekliyor; Muğla’daki meyve ve sebzelerde, en çok da domateste mikroplastik bulundu. Alman Federal Risk Değerlendirme Enstitüsü’nün 2024 açıklamasına göre gıdalardaki mikroplastiği ölçecek yöntemler yetersiz olduğu için rutin kontroller yapılamıyor; bu da kirliliğin Türkiye’den ihraç edilen gıdalarla tekrar Avrupa’ya dönme riskini doğuruyor.
YASAK BİZİ VURACAK
Avrupa Birliği’nin 21 Kasım 2026’dan itibaren OECD üyesi olmayan ülkelere plastik atık ihracatını yasaklamaya hazırlanması, yaklaşan yeni bir tehlikeye işaret ediyor. İlk aşamada 21 Mayıs 2029’a kadar uygulanacak bu yeni düzenlemenin, OECD üyesi olan Türkiye’yi Avrupa’nın plastik atıkları için daha büyük bir cazibe merkezi ve ana rota haline getirmesinden derin endişe duyuluyor.
SEKTÖR HAMMADDE DİYOR
Tüm bu çevresel uyarılara rağmen Türkiye’deki yetkililer ve sektör temsilcileri ithal atığı değerli bir hammadde olarak görüyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, atıkların döngüsel ekonomiye kazandırılmasının istihdam yarattığını ifade ediyor. Türkiye Plastik Sanayicileri Derneği (PAGDER), küresel tüketim artışının geri dönüşüm hammaddesine duyulan ihtiyacı artırdığını ve ithalatın şart olduğunu savunuyor. Geri dönüşüm sektörü temsilcilerinden Mehmet Gültekin kirliliğin yasa dışı işletmelerden kaynaklandığını belirtirken; Sedat Gündoğdu ise sorunun çözümü için sadece mevzuata dayalı denetimin yetmeyeceğini, sahadaki kontrollerin çok daha etkin yapılması gerektiğini vurguluyor.