162 YILDIR DİNMEYEN ACI: ÇERKES SÜRGÜNÜ

162 YILDIR DİNMEYEN ACI: ÇERKES SÜRGÜNÜ
Yayınlama: 21.05.2026
A+
A-

Karadeniz’in dalgalarına gömülen bir halkın sessiz çığlığı

21 Mayıs 1864…
Tarihin sayfalarına sadece bir savaşın sonu olarak değil, bir milletin hafızasına kazınan büyük bir felaket olarak geçti. Çarlık Rusyası’nın Kafkasya’yı işgal planının son halkası olan Çerkes Sürgünü, aradan geçen 162 yıla rağmen hâlâ dinmeyen bir acı olarak hafızalardaki yerini koruyor.

Bugün dünyanın dört bir yanına dağılan milyonlarca Çerkes için 21 Mayıs, yalnızca bir tarih değil; sürgünün, gözyaşının, kaybedilen yurtların ve Karadeniz’in karanlık sularında can veren binlerce insanın matem günüdür.

KAFKASYA’DA BAŞLAYAN BÜYÜK DİRENİŞ
yüzyıl boyunca sıcak denizlere inme politikası izleyen Çarlık Rusyası, Kuzey Kafkasya’yı ele geçirmek için yıllarca süren kanlı operasyonlar yürüttü. Adige, Abaza, Ubıh, Çeçen ve Dağıstan halkları yıllarca bu işgale karşı direndi.

Kafkas dağlarında verilen mücadele yalnızca toprak savunması değildi. Bu savaş; dilin, kültürün, inancın ve yaşam biçiminin korunma savaşıydı.

Ancak Rus orduları, köyleri yakarak, tarım alanlarını yok ederek ve sivilleri hedef alan baskılarla bölge halkını teslim almaya çalıştı. Tarihçiler tarafından “etnik temizlik” olarak tanımlanan süreçte yüz binlerce insan anayurtlarından koparıldı.

21 MAYIS 1864: RESMİ SÜRGÜN KARARI

21 Mayıs 1864 tarihinde Rus orduları Kbaada Vadisi’nde — bugünkü Soçi bölgesinde — zafer töreni düzenledi. Bu tarih, Çerkes halkı için sürgünün resmileştiği gün olarak kabul edildi.

Rus yönetimi, Kafkas halklarına iki seçenek sundu:

Ya Rus hakimiyetini kabul edip iç bölgelere sürüleceklerdi,
Ya da Osmanlı topraklarına gönderileceklerdi.

Binlerce aile, yüzyıllardır yaşadıkları toprakları geride bırakmak zorunda kaldı. İnsanlar yanlarına sadece taşıyabilecekleri kadar eşya alabildi. Geride mezarlar, evler, hatıralar ve bir milletin kökleri kaldı.

KARADENİZ’DE ÖLÜM YOLCULUĞU

Sürgünün en büyük trajedilerinden biri Karadeniz’de yaşandı.

Limanlara doldurulan insanlar, kapasitesinin çok üzerinde yolcu taşıyan gemilere bindirildi. Açlık, susuzluk ve salgın hastalıklar nedeniyle binlerce kişi yollarda hayatını kaybetti.

Bazı kaynaklara göre sürgün sırasında hayatını kaybedenlerin sayısı yüz binlerle ifade ediliyor.

Karadeniz kıyılarında günlerce bekletilen insanlar arasında çocuklar, yaşlılar ve kadınlar çoğunluktaydı. Gemilerde tifüs ve kolera salgınları yayıldı. Ölenlerin bir kısmı denize atıldı. Karadeniz’in suları, sürgünün sessiz mezarlığına dönüştü.

Bugün Trabzon, Samsun, Sinop ve Sakarya hattındaki birçok kıyı bölgesinde Çerkes sürgününün izleri hâlâ anlatılıyor.

OSMANLI TOPRAKLARINDA YENİ BİR HAYAT

Hayatta kalabilen Çerkesler Osmanlı Devleti’nin farklı bölgelerine yerleştirildi. Anadolu, Balkanlar, Orta Doğu ve Filistin coğrafyasında yeni yaşam alanları oluşturuldu.

Samsun’dan Kayseri’ye, Düzce’den Kahramanmaraş’a kadar birçok bölgede Çerkes köyleri kuruldu.

Ancak sürgün yalnızca fiziki bir göç değildi. İnsanlar dillerini, kültürlerini ve sosyal yapılarını koruyabilmek için uzun yıllar mücadele verdi.

Özellikle Ubıh halkı sürgünün ardından büyük ölçüde dağıldı. Ubıhça dili ise yıllar içerisinde yok oldu. Bu durum, sürgünün yalnızca insan kaybı değil, kültürel bir yıkım olduğunu da ortaya koydu.

“SOYKIRIM” TARTIŞMALARI VE TARİHİ YÜZLEŞME

Çerkes diasporası ve birçok tarihçi, yaşananları “soykırım” olarak tanımlıyor.

Bugün dünyanın pek çok ülkesinde Çerkes toplulukları 21 Mayıs’ta anma yürüyüşleri düzenliyor, kaybedilen hayatlar için dualar okunuyor.

Özellikle Türkiye’de yaşayan milyonlarca Çerkes, sürgünün uluslararası alanda tanınması için çağrılarını sürdürüyor.

Rusya ise olayları resmi olarak “zorunlu göç” olarak tanımlıyor. Ancak tarihsel belgeler, sivillerin sistematik biçimde bölgeden çıkarıldığını ve büyük insan kayıplarının yaşandığını ortaya koyuyor.

ÇERKESLERİN HAFIZASINDA BİTMEYEN YARA

Aradan geçen 162 yıla rağmen sürgünün acısı hâlâ kuşaktan kuşağa aktarılıyor.

Çerkes ailelerde anlatılan hikâyeler birbirine benziyor:

Yakılan köyler…
Yolda kaybedilen çocuklar…
Karadeniz’de kaybolan gemiler…
Bir daha dönemeyen insanlar…

Bugün birçok Çerkes için anayurt kavramı hâlâ güçlü bir aidiyet anlamı taşıyor. Diasporada yaşayan genç kuşaklar, kültürlerini koruyabilmek için derneklerde dil eğitimi alıyor, halk dansları ve geleneksel yaşam biçimlerini yaşatmaya çalışıyor.

TÜRKİYE’DE HER YIL ANMA TÖRENLERİ DÜZENLENİYOR

Türkiye’nin birçok ilinde her yıl 21 Mayıs tarihinde anma programları düzenleniyor.

Samsun, sürgün gemilerinin ulaştığı önemli şehirlerden biri olması nedeniyle anmalarda özel bir yere sahip bulunuyor. Sahillerde meşaleler yakılıyor, Karadeniz’e siyah çelenkler bırakılıyor.

Anma törenlerinde en çok duyulan cümle ise şu oluyor:

“Unutmadık, unutturmayacağız.”

TARİHİN EN BÜYÜK İNSANLIK DRAMLARINDAN BİRİ

Çerkes Sürgünü, yalnızca bir halkın değil insanlık tarihinin en büyük trajedilerinden biri olarak kabul ediliyor.

Bugün hâlâ dünyanın dört bir yanına dağılmış milyonlarca Çerkes, atalarının yaşadığı acıyı hafızalarında taşımaya devam ediyor.

Karadeniz’in dalgaları ise 162 yıldır aynı sessizliği fısıldıyor:

Bir halk yurdundan koparıldı…
Ve o acı hiç dinmedi.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.