Yeniden Refah’tan Hükümete Kınamanın Ötesine Geçin

Yeniden Refah’tan Hükümete Kınamanın Ötesine Geçin
Yayınlama: 30.04.2026
A+
A-

Yeniden Refah’tan Hükümete ‘Sumud’ Çağrısı:  “Kınamanın Ötesine Geçin”

Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, partisinin Haftalık Olağan Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı sonrası yaptığı basın açıklamasında gündeme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.

Kılıç, Gazze’ye insani yardım ulaştırmak üzere yola çıkan Küresel Sumud Filosu’na Akdeniz’in uluslararası sularında yapılan saldırıyı “korsanlık” olarak nitelendirirken, Türkiye’nin yalnızca kınama ve sert bildiri yayımlamakla yetinmemesi gerektiğini söyledi.

“Türkiye, kınamaktan ve sert bildiri yayınlamaktan öte bir tavır takınmalıdır”

Kılıç, şöyle konuştu:

“Gazze için yola çıkan Küresel Sumud Filosu’na uluslararası sularda yapılan hukuksuz saldırıyı kınıyor ve lanetliyoruz. Saldırının yapıldığı yer Girit Adası açıkları… Yani Siyonist terörist İsrail’in egemenlik sahasıyla da kara sularıyla da uzaktan yakından alakası olmayan bir bölge. Bu saldırı bir korsanlıktır. Ortaçağ’a geri dönüştür. Seyru sefer haklarının ihlalidir. İsrail’in bu saldırısı apaçık bir şekilde uluslararası hukuku yok saymaktır. Savaş suçu işlemektir. Özgürlükleri ihlal etmektir. Söyledik bir daha söyleyelim; ‘Siyonist terör rejimi İsrail laftan anlamaz. İsrail güçten anlar.’ İsrail’de iktidarda bulunan terör kabinesi işledikleri savaş suçları nedeniyle güç kullanılarak iş başından uzaklaştırılmalıdır. Bu terör kabinesinin güç kullanımıyla iş başından uzaklaştırılması insanlığın hayrına olacaktır.

Vatandaşların da bulunduğu Küresel Sumud Filosu’na yapılan baskının, ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack’ın açıklamalarını akıllara getirdiğini belirten Kılıç, Barrack’ın “Türkiye-İsrail gerilimi yapaydır. Arka planda sağlam bir birliktelik vardır. Savaş bittikten sonra bu birlikteliğin yansımaları ortaya çıkacaktır” sözlerini hatırlattı.

Kılıç, Dışişleri Bakanlığı’nın bu açıklamaları yalanlayamadığını ve hesap soramadığını savunarak, Bakanlığın Küresel Sumud Filosu’na yönelik saldırıya ilişkin açıklamasını da yetersiz bulduklarını söyledi:

“Devletin söylemesi gereken daha fazlası olmalı. İsrail’in bu saldırganlığı aynı zamanda uluslararası sularda seyri sefer serbestlisini ihlal etmektir. İsrail’in bu hukuk tanımaz eylemine karşı uluslararası toplumu ortak bir tutum takınmaya davet ediyoruz. Biz de Türkiye’yi kınamaktan, lanetlemekten, sert bildiri yayınlamaktan öte bir tavır takınmaya davet ediyoruz. ‘Filoda yer alan vatandaşlarımızın ve diğer yolcuların durumu konusunda ilgili diğer ülkelerle birlikte gerekli girişimler yapılmaktadır’ diyor, Türk Dışişleri Bakanlığımızın açıklaması.”

‘Bütün faili meçhul dosyalar yeniden açılmalıdır’

Açıklamasında faili meçhul dosyalara da değinen Suat Kılıç, Gülistan Doku dosyasında atılan adımlar nedeniyle Tunceli Cumhuriyet Başsavcısı’nı tebrik etti. “Gülistan kızımız gibi Rojin Kabaiş cinayeti de aydınlatılmalıdır. Rabia Naz Vatan cinayeti de aydınlatılmalıdır” diyen Kılıç, Adalet Bakanı’nın ifadesiyle “bazı” faili meçhul dosyaların değil, bütün faili meçhul dosyaların yeniden açılması gerektiği çağrısında bulundu:

“Adalet Bakanı’nın ifadesiyle bazı faili meçhul dosyalar yeniden açılmamalıdır. Bütün faili meçhul dosyalar yeniden açılmalıdır. Savcılarımız, başsavcılarımız, harekete geçmek için Adalet Bakanı’nın sonuna kadar gidin mesajını beklememelidir. Anayasa ve yasalardan aldıkları güçle, sahipli ya da sahipsiz her vatandaşımız için savcılarımız harekete geçmelidir. Kayıp her vatandaşımız için, her faili meçhul olay için bir talimat beklemeksizin başsavcılarımız, savcılarımız bütün illerde harekete geçmelidir. Hukuk varsa adalet vardır. Adalet varsa devlet vardır. Devlet insan için vardır nokta.”

“İşçilerimizin haklarını gözü aç patronların gasp etmesine göz yummayacağız”

Eskişehir’den Ankara’ya yürüyerek hak arayışlarını sürdüren madencilere de destek veren Kılıç, “Bu memlekette madencilik yapılmasın diyen yok. Kuralına uygun yapılsın. Hukuksuzluk yapılmasın diyen makul bir çoğunluk var. Dünyanın en büyük altın ithalatçısı ülkelerinden biri olan Türkiye, tabii ki altın rezervlerini ekonomiye kazandıracak. Gelişmiş ülkelerde bu iş hangi metotlarla yapılıyorsa, Türkiye’de de o yöntemlerle yapılacak. Altını da, bakırı da, kömürü de çıkaracağız. Ancak bunu yaparken zeytinimizi de, fındığımızı da, ormanlarımızı da koruyacağız. Eylemdeki vatandaşlarımızı jandarmayla karşı karşıya bırakmayacağız. Gözaltına aldırmayacağız. Terörist muamelesi yaptırmayacağız. Önce işimizi doğru yapacağız. Madenciliği doğru yapacağız. Maden ruhsatlandırmasını doğru yapacağız. Ruhsat alanlarını doğru düzgün şekilde belirleyeceğiz. Birinin yüzde ellisi, altmışı, yetmişi, seksen beşi ruhsatlandırılmış maden sahası olarak usulsüz, düzensiz bir uygulamaya dönemimize geçit verilmeyecektir. Önce işimizi doğru yapacağız. Sonra işin doğrusunu da vatandaşa kamu diplomasisi yöntemiyle anlatacağız. İşçilerimizin haklarını gözü aç patronların gasp etmesine göz yummayacağız. İşçilerimizi tartakladıktan, biber gazına maruz bıraktıktan, gözaltına aldıktan sonra özür dileriz, haklıymış bu işçiler demenin devlet ciddiyetiyle bağdaşan bir yanı yoktur.” diye konuştu.

“Küçük esnaf batıyor; sesini bizden başka duyan yok”

Basın toplantısında Sakarya Adapazarı’ndaki bir çay ocağından aldığı kasa fişini gösteren Suat Kılıç, küçük esnafın yaşadığı mali yükleri gündeme taşıdı. “Esnaf batıyor diyoruz, inanmıyorsunuz” diyen Kılıç, Maliye’nin götürü usulden gerçek usule geçmesiyle esnafın açmaza girdiğini söyledi:

“Götürü usulden gerçek usulde vergilendirmeye geçirildi küçük esnaf. Ne oldu? Esnaf batıyor diyoruz. İnanmıyorsunuz. Maliye götürü usulden gerçek usule geçti. Esnafımız açmaz da. Defter tasdiki muhasebeci derken esnafın sırtına binen yıllık yük ortalama yüz bin lira. Post yazı zorunluluğu var. Yüzde birle KDV, yüzde bir KDV ile esnaf çayı alıyor, şekeri alıyor. Bir bardak çayı ise içecek başlığı altında yüzde on KDV ile çıkmak zorunda kalıyor. Yüzde dokuzluk KDV açığı da esnafın cebinden karşılanıyor. Bakkal, manaf, kasap, terzi, taksici, dolmuşçu, küçük esnaf batıyor. Sesini bizden başka duyan yok. Çünkü sokağa bizden başka çıkan yok.”

“Büyükleri bırak, küçükleri yakala; bu adalet değil”

Esnafın da sanayicinin de zor durumda olduğunu söyleyen Kılıç, Maliye’nin de ciddi bir gelir arayışında olduğunu belirtti.

“Müflis tüccar eski defterleri kurcalar. Maliye esnafın peşinde” diyen Kılıç, küçük büyük her türlü nakit hareketinin ticari kazanç sayılarak takip altına alındığını ifade etti.

Vergi mükellefi olmayanlara bile KDV matrahı çıkarıldığını, insanların canından bezdirildiğini belirten Kılıç, vergi denetim kurullarının küçük işletmelerin gündelik ihtiyaçları için hesaptan çektikleri nakitleri dahi vergilendirme kapsamına aldığını söyledi.

Firmaların SGK ödemelerinin geriye dönük on yıllık incelemeye alındığını, kapatılmış şantiyelerde ve tasfiye edilmiş şirketlerde SGK prim borcu açığı arandığını belirten Kılıç, buna karşılık yeni vergi istisnaları ve vergi imtiyazları sağlanmasını eleştirdi.

Kılıç, “Büyükleri bırak, küçükleri yakala; bu adalet değil” dedi.


“Oh be dedirtecek adayın Dr. Fatih Erbakan olmasını temenni ederim”

Kılıç, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan’ın cumhurbaşkanı adayı açıklamasına ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Yeniden Refah Partisi olarak yarın seçim olacakmış gibi, önümüzdeki pazar sandık gelecekmiş gibi ciddiyetle çalıştıklarını belirten Kılıç, erken seçimin olabileceği tarihi 2027 yılının sonbaharı olarak değerlendirdiklerini söyleyerek şöyle konuştu:

“Sayın Arıkan’nın açıklamalarını ben de televizyon ekranından canlı yayında takip ettim, gördüm. ‘Oh be dedirtecek bir cumhurbaşkanı adayını açıklayacağız’ diyor. Ümit ve temenni ediyorum ki oh be dedirtecek cumhurbaşkanı adayı Genel Başkanımız Dr. Fatih Erbakan olur. Ama partilerimiz arasında isimler üzerinden bir müzakere yok. Saadet Partisi ile Yeniden Refah Partisi arasında çok güçlü bağlar var. İki sayın genel başkan arasında çok kuvvetli bir dostluk, çok kuvvetli bir kardeşlik ilişkisi var. Her iki parti Milli Görüş partileri olarak tarihten gelen birlikteliklerini, dostluklarını sürdürme iradesinde ve niyetinde olan iki büyük önemli camiayı temsil ediyor. Partilerimiz arasındaki bu yakın iş birliği, enerji akışı ve kardeşlik hukukunun Türkiye’nin geleceğinde önemli bir umut ışığı olabileceğini biz de değerlendiriyor ve görüyoruz. Türkiye’ye umut vermek, seçmene umut vermek, gençlere umut vermek bizim temel ödevimizdir, vazifemizdir. Bu görevimizi yapmaktan biz imtina etmeyeceğiz.”

 

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.