Bir dönem Türkiye’de belediyeler hizmet yarışına girer, altyapıdan şehir planlamasına, sosyal yardımlardan ulaşım çözümlerine kadar gerçek belediyecilik örnekleri sergilerdi. Bugün ise birçok belediye, sosyal medya vitrinine dönmüş projeler, festival takvimleri ve borç açıklamalarıyla gündemi meşgul ediyor. Buna karşın Milli Görüş çizgisini terk etmeyen belediyeler; israfı engelleyen, rant kapılarını kapatan, kaynakları gerçek hizmete yönlendiren örnek bir model sunuyor.
Bir Zamanların Belediyeciliği: Altyapıya, Şehir Planlamasına ve Vatandaşa Dokunan Yatırımlar
Türkiye’de belediyecilik anlayışı yakın geçmişte çok daha başka bir yerde duruyordu. Belediyeler; şehirlerin geleceğini planlayan, yolları ve caddeleri yeniden düzenleyen, su ve kanalizasyon hatlarını yenileyen, sosyal yardım faaliyetlerini artıran bir temele dayanıyordu.
O dönemde belediye başkanlarının yarıştığı şey;
hangi şehrin daha temiz olduğu,
hangi şehrin daha güvenli olduğu,
hangi belediyenin daha fazla altyapı yatırımını hayata geçirdiği,
hangi başkanın halka daha fazla sosyal fayda sunduğu
gibi kriterlerdi.
Bugün ise tablo dramatik bir biçimde değişmiş durumda.
Türkiye’nin dört bir yanında belediyecilik anlayışı giderek “gösteri belediyeciliği” formatına dönüşüyor.
Gerçek belediyecilik; görünmeyen altyapı yatırımları, şehrin geleceğini planlayan projeler ve kalıcı çalışmalar gerektirir. Ancak günümüzde birçok belediye, görünmeyen hizmetten çok görünen etkinliklerle var olmaya çalışıyor.
Festival Belediyeciliği: Şehrin Sorunları Derinleşirken Sosyal Medya İçerikleri Parlıyor
Birçok belediyenin sosyal medya hesapları incelendiğinde tablo oldukça net:
Konserler, festival programları, renkli ışık gösterileri, açılış törenleri ve dev sosyal medya prodüksiyonları…
Bu görüntüler hizmet gibi sunulsa da, vatandaşın gerçek hayatında bir karşılığı yok. Trafik sıkışık, yollar eski, altyapı her yağmurda çöküyor, belediyenin asli görevleri sekteye uğruyor; fakat sosyal medyaya yansıyanlar adeta ayrı bir dünyayı anlatıyor. Festival belediyeciliği, uzun zamandır birçok şehirde gerçek hizmetlerin vitrine kurban edilmesine yol açmış durumda.
1990’ların Yolunda 2025 Trafiği: Şehirler Büyüyor, Yollar Aynı Kalıyor
Şehirler büyüdü, nüfus arttı, araç sayısı katlandı. Ancak bu büyümeye karşılık belediyelerin yol, kavşak, ulaşım ve altyapı yatırımları aynı hızda ilerlemedi.
Bunun en büyük nedeni ise belediye yönetimlerinin uzun vadeli, maliyetli ve sabır gerektiren projeler yerine hızlı tüketilen PR projelerine yönelmesi. Bugün Türkiye’nin pek çok şehrinde yaşanan trafik krizinin temelinde, yıllarca ertelenen yol yenilemeleri, kapasitesi artırılmayan ana arterler, yapılmayan otopark yatırımları, şehrin gelişimine göre planlanmamış kavşak ve cadde düzenleri yer alıyor. Birçok belediye, 30 yıl önce yapılan yollarla 2025 trafiğini taşımaya çalışıyor. Bu sorunu çözmek yerine festival düzenlemek ise şehirleri geleceksiz bırakıyor.
Borç Edebiyatı: “Ben Şu Kadar Ödedim” Diyen Başkanlar, Hizmet Üretmeyen Yönetimlerin Ardına Saklanıyor
Son yıllarda belediyelerin ortak dili hâline gelen bir söylem var: “Göreve geldik, şu kadar borçla devraldık, şu kadarını ödedik.”
Borç açıklamaları elbette kamuoyunun bilmesi gereken bilgiler; fakat bu söylem artık bir sığınak hâline gelmiş durumda. Hizmet üretemeyen belediye yönetimleri, borç açıklamalarını bir kalkan gibi kullanıyor.
Her röportajda, her basın açıklamasında, her sosyal medya paylaşımında aynı vurgu tekrar ediliyor:
“Ben borç ödedim.”
Peki vatandaşın sorusu ne?
“Tamam borcu ödedin, ama şehre ne yaptın?”
Borç ödemek belediyecilik değil; mali disiplindir. Belediyecilik ise şehrin yaşam kalitesini yükseltmektir.
Sosyal Medya Belediyeciliği: Sahada Gerçek Vatandaş Görüşmesi Değil, Kurgulanmış Görüntüler Var
Günümüzde birçok belediye başkanı sokak sokak gezip vatandaşla görüşüyor gibi görünse de, bu sahnelerin yalnızca pozitif olanları sosyal medyaya yansıtılıyor.
Sorun söyleyen, eleştiri yapan, taleplerini ileten vatandaş görüntüleri ise paylaşılmıyor. Bu durum belediyeciliğin gerçek amacını bozuyor: Vatandaşla teması hizmet için değil, reklam için kullanılıyor. Sahaya inmek hizmetin değil; sosyal medyadaki imaj yönetiminin parçası hâline geliyor.
Milli Görüş Belediyeciliği: Rantı Kapatıp Kaynağı Hizmete Çeviren Model
Türkiye’de belediyecilik dendiğinde uzun yıllardır en çok konuşulan modellerden biri de Milli Görüş belediyeciliği. Bu çizgi, özellikle 1994-1999 dönemindeki Refah Partisi belediyeleriyle tarihe geçmiş bir modeldir. Bugün Yeniden Refah Partisi’nin yönettiği belediyeler de bu geleneği sürdürdüklerini ifade ediyor. Bu belediyeler, kendilerini diğerlerinden ayıran temel özellikleri şöyle tanımlıyor:
• Ranta kapı açmamak
Belediye kaynakları, imar rantı ya da kişisel çıkar için kullanılmıyor.
• İsrafı kesmek
Gereksiz harcama, gösteriş projeleri, pahalı etkinlikler yapılmıyor.
• Kaynakları hizmete yönlendirmek
Her kuruşun hesabı veriliyor, yatırım doğrudan vatandaşa dönüyor.
• Borcu azaltıp yeni projeler üretmek
Sadece borç açıklaması yapmakla kalmıyor; borç düşerken hizmet artıyor.
Birçok şehirde vatandaşın “belediyecilik özlemi” tam da bu tarz yönetimlere yönelik.
Çünkü proje üretmeyen, festival takviminden zaman bulamayan, sosyal medya için çalışan belediyelerle karşılaştırıldığında; hizmeti önceleyen belediyeler net şekilde ayrışıyor.
Gerçek Belediyecilik Özleniyor: Vatandaş Festival Değil, Yol ve Hizmet İstiyor
Vatandaşın beklentisi açık ve net:
Güvenli yollar
Yağmurda taşmayan altyapı
Ulaşım kolaylığı
Trafik düzeni
Sosyal yardım
Şehrin geleceğini planlayan projeler
Ancak birçok belediye yönetimi, bu temel ödevleri unutmuş durumda.
Siyasetin gölgesinde kalan belediyecilik anlayışı, şehre değil seçime odaklanıyor.
Bu yüzden vatandaş şunu soruyor:
“Belediyeler şehir mi yönetiyor, seçim kampanyası mı?”
Türkiye Gözünü Gerçek Hizmete Çeviriyor: Reklamla Değil, Altyapıyla Şehir Yönetilir
Kamuoyu artık gösterişli projelerle değil, gerçek hizmetlerle ilgileniyor.
Hangi parti olursa olsun, hangi şehir olursa olsun, vatandaşın talebi aynı:
“Reklam değil, hizmet.”
Belediye başkanları seçim kaygısıyla sosyal medya imajına sığınmaya devam ederse şehirler daha da büyüyen sorunlarla karşılaşacak.
Türkiye’nin birçok noktasında vatandaşın seslenişi giderek yükseliyor:
“Festival değil, yol istiyoruz. PR değil, altyapı istiyoruz. Borç edebiyatı değil, hizmet istiyoruz.”
Gerçek belediyecilik ancak o zaman geri döner.
Haber : Talat TOSUN / SAMSUN