Uzungöl’ün ömrü tükeniyor

 Uzungöl’ün ömrü tükeniyor
Yayınlama: 04.06.2026
A+
A-

Trabzon’un simgelerinden biri olan ve her yıl milyonlarca yerli-yabancı turisti ağırlayan Uzungöl için jeoloji dünyasından endişe verici bir uyarı geldi. Jeoloji Uzmanı Prof. Dr. Osman Bektaş, gölün yatağının hızla dolduğunu belirterek, “Uzungöl’ün de bir ömrü var,” dedi ve bölgedeki ‘karasallaşma’ (topraklaşma) tehlikesine dikkat çekti.

Doğal güzelliğiyle Karadeniz turizminin lokomotifi konumunda olan Uzungöl, sadece artan turizm baskısıyla değil, aynı zamanda jeolojik dinamiklerin getirdiği doğal bir yok olma süreciyle de mücadele ediyor.

Bölgenin jeolojik yapısını inceleyen Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) eski öğretim üyesi Prof. Dr. Osman Bektaş, Uzungöl’ün oluşum sürecine ve geleceğini tehdit eden aşınma problemine dair çarpıcı tespitlerde bulundu.

“YÜKSEK ENERJİLİ TAŞINIM GÖL ALANINI SÜREKLİ DARALTIYOR”
Uzungöl’ün aslında fay kontrollü dik bir vadide gelişmiş bir “heyelan-alüvyon set gölü” olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Bektaş, gölün hemen altından geçen fay hattına ve dik yamaçlara dikkat çekti.Bektaş, paylaştığı uyarıda şu bilimsel gerçeklerin altını çizdi:

“Fay hattı boyunca uzanan ve hızla aşınan yamaçlardan taşınan yoğun rüsubat (tortu/çökelti), göl yatağına doğru ilerleyici alüvyon yelpazeleri oluşturuyor. Bu durum, göl alanının sürekli olarak daralmasına neden olmaktadır.”

KARASALLAŞMA TEHDİDİ: UZUNGÖL TOPRAK MI OLACAK?
Prof. Dr. Bektaş’ın paylaştığı harita ve analizlere göre, Haldizer Deresi’nin taşıdığı materyaller ve fay hattındaki “yükselen ve aşınan bloklardan” göle inen devasa kütleler, gölün dibini hızla dolduruyor. Doğal aşınma süreci, yüksek enerjili sediman (tortu) taşınımıyla gölün zamanla tamamen dolmasına neden olacak dinamiklere sahip.

Bilim literatüründe “Karasallaşma” olarak bilinen bu süreç, bir su kütlesinin zamanla dışarıdan taşınan materyallerle dolarak önce bataklığa, ardından da tamamen kara parçasına dönüşmesini ifade ediyor.

“YAPAY MÜDAHALELER YETERSİZ KALABİLİR”
Gölü korumak ve dolmasını engellemek amacıyla zaman zaman yapılan yapay müdahalelerin ve ıslah çalışmalarının, doğanın bu güçlü devinimi karşısında çaresiz kalabileceği belirtiliyor.

Prof. Dr. Bektaş, bölgedeki “Yamaç – Fay – Akarsu” üçgenindeki yüksek aşınma gücüne vurgu yaparak, bu durumun Uzungöl’ü kalıcı ve kaçınılmaz bir karasallaşma tehdidi altında bıraktığını ifade etti.Uzmanlar, bu jeolojik gerçeğin göz önünde bulundurularak Uzungöl’ün etrafındaki yapılaşma politikalarının ve doğa koruma stratejilerinin, gölün “kalan ömrünü” uzatacak şekilde çok daha hassas planlanması gerektiği konusunda hemfikir.

 

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.